30.12.11

Ambalaj Atıkları Geri Kazanım Projesi....

Kadıköy Belediyesi geçen sene bir kampanya başlattı. Ambalaj Atıkları Geri Dönüşüm kampanyası ve belirli bir günde, belirli bir saatte kapımızın önünden alıyorlar poşetlerimizi. Ve yeni bir poşet bırakıyorlar.

Böylelikle doğaya bir nebzede olsa faydamız oluyor. Bu atıkları biriktirmeği amaç edinmiş gibiyim :))) artık evimize  gelen ailelerimiz, arkadaşlarımız davranışıma çok alıştılar, cam, karton, kağıt olsun çöpe değil arka balkonumda ki geri dönüşüm poşetine atıyorlar.....

Teşekkürler kadıköy Belediyesi. :)

•Jackson Brown'in "Su Hayatta Neler Ogrendik Neler" adli kitapcigindan:

•Jackson Brown'in "Su Hayatta Neler
Ogrendik Neler" adli kitapcigindan:
1- Kendimi neselendirmek istedigim
zaman en iyi yolun baska birini
neşelendirmeye çalışmak olduğunu
öğrendim.
2 - Bir bebegin evlilik sorunlarini
çözemeyecegini ögrendim.
3- Bir tartismayi tatliya baglamadan
yataga gidilmemesi gerektiğini
öğrendim.
4- Isyerinde romantik iliskiler
aranmamasi gerektigini ögrendim.
5- Insanin kendisinden daha sorunlu
birisiyle evlenmemesi gerektigini
ögrendim.
6- Çalistirdigimiz insanlara iyi
davrandigimizda, onlarin da müsteriye
iyi davrandiklarini ögrendim.
7- Bir toplantida zekâmi ya da
sohbetimi göstermek konusunda tercih
yapmak gerektiğinde sohbeti seçmenin
daha iyi olacağını
8- Insanlara iyi davranmanin hiçbir
maliyeti olmadigini ögrendim.
9-Gerçekten yasamaya baslamak için
emeklilik beklenirse, çok uzun bir süre
beklenilmiş olunacağını öğrendim
10-Iyi kalpli olmanin mükemmel
olmaktan daha önemli oldugunu
11-Bir domuza ve bir çocuga istedikleri
her seyi verirseniz sonuçta çok iyi bir
domuzunuz ve çok kötü bir çocuğunuz
olacağını öğrendim.
12-Kimle evlenecegin kararinin hayatta
verilen en önemli karar olduğunu
öğrendim.

SEVGİ
Adam yeni kamyonuna bakmak için
evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun
gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle
kamyonunun kaportasını mahvettiğini
görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş
ve çocuğun eline çekiçle vurmaya
başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu
hemen hastaneye götürmüş. Doktor,
çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya
çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş
ve çocuğun iki elinin parmaklarını
kesmek zorunda kalmış. Çocuk
ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında,
bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet
masum bir ifadeyle, Babacığım,
kamyonuna zarar verdiğim için çok
üzgünüm." demiş ve sonra babasına şu
soruyu sormuş: "Parmaklarım ne zaman
yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve
hayatına son vermiş...

• Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir
bebeğin ağladığını işittiğinizde bu
öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine
karşı sabrınızı yitirdiğinizi
anladığınızda, önce biraz düşünün.
Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan
kemikler ve incinen duygular hiçbir
zaman onarılamaz; genellikle kişiyle
performansı arasındaki farkı
göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz
hata yaparız. Fakat öfkeyle ve
düşünmeden yapılan şeyler insanı
sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete
geçmeden önce durun ve düşünün.
Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.

Gercekten ilginc. Insanlar elektronik
posta kutularina fikra veya eglendirici
turden bir haber geldigi zaman, fazla
dusunmeden bunu adres listelerindeki
tum arkadaslarina gonderiyorlar. Fakat
yukardaki gibi uzerinde dusunulmesi
gereken bir mesaj olursa, bunu
arkadaslarina gonderip gondermeme
konusunda defalarca dusunuyorlar ve
sonucta da adres listelerindeki herkese
gondermiyorlar.Bu mesaji adres
listenizdeki herkese gondereceginiz
umuduyla...SEVGİLER.......

29.12.11

2011 yılı... Ve en iyi 5 listem :)

2011 yılı benim/izim için zor, koşturmalı ama sonuçu iyi çıkan bir yıl oldu. Hemen hemen hergün hastanelerde, tahlillerle ve ameliyatlarla( annemin rahatsızlığı nedeni ile ama çook şükür artık iyi zor günler geride kaldı), tedavilerle geçirdik. Yapmak istediğim hiç bir şeyi yapamadığım bir yıldı ama annem için herşeye değerdi. Yapamadıklarıma hiç üzülmüyorum çünkü hayat program yapmaya gelmiyormuş bunu öğretti ve yanımızdakileri kıymetini daha bir anladım. Hele ki bu aile büyüklerimiz ise...









Çok şükür yeni yıla sağlıklı giriyoruz ailecek. :)  Bu sene okuduğum ve en iyi 5 listem diyebileceğim kitapları, dinlediğim müzikleri ve izlediğim filmleri vs... paylaşmak isterim sizinle. Hatta sizde benimle paylaşırsanız sevinirim.


EN BEĞENDİĞİM 5 KİTAP

  1.  Elif / Paulo Coelho
  2. Mesnevi / Mevlana
  3. İskender /Elif Şafak
  4. Alamut Kalesi
Evrenden Torpilim Var/ Aykut Oğut

5 FİLM
  1. Star Wars ( tabiki vazgeçilmezimiz eşimle :)) )
  2.  Soraya’yı Taşlamak  The Stoning Of Soraya M
  3.  Aşk Tesadüfleri Sever
  4. Yabancı Romantik Komedi Filmleri :))
  5. Ten Ten'in Maceraları...




BU YIL Kİ KEYİFLE DİNLEDİKLERİM... :)
  1. Zaz
  2. Candan Erçetin ( her zaman)
  3. Cat Stevens
  4. Yasmin Levy
  5. Yaşar

Sizden de bekliyorummmmm :)))

Evetttt kartpostallar Postaya verildi. :))

Evetttt kartpostallar Postaya verildi. :))

Eşimle konuştuk ve bu sene sevdiklerimize Yılbaşı kartpostalı gönderelim dedik. Yıllar varki almıyorduk, bayramlarda, yeni yılda postacıdan mektup. :))))sad
                        Yaklaşık 5-6 sene önce devamlı gittiğimiz tatil yerinden mektuplaştığım arkadaşlarım vardı ve devamlı birbirimize yazar, postacıyı heyecanla beklerdik. Sonra MSN girdi hayatımıza, sonra Facebook derken artık ne mektup kaldı, nede bayram kartpostalı..... Uzun bir aradan sonra dün postaneye gidince garip oldum. Çünkü son yıllara kadar telefon faturalarını postaneye yatırırdık, bazı ödemeleri yine postaneden yapardık. Artık evlerde ev telefonu yok, hepimiz cep telefonundan haberleşiyoruz, yada internetten görüntülü aramalarla iletişimimiz. :)))
              Aslında ne kadar özlemişimmmmmm bu havayı dün postanedeyken anladım. Çok keyifliydiiiiii postalamam, ruhuma da çok iyi geldi. Birde karşı tarafı düşünüyorumda; düşünseninize posta kutunuzda hiç ummadığınız bir posta gelmiş size... zarfı açtıklarında yüzlerindeki o mutluluğu, keyfi görmeyi çook isterdim.......devil
Birde kendime bir güzellik yapıp, yılın son gününe Tiyatro bileti aldım. Cuma akşamı " Kösem Sultan Ve Zırhlı Kurt" oyununa gideceğim. Ohhh benden keyiflisi yok sanırım. :)))

Platon / Devlet

Haksızlık etmek fırsatını bulan herkes haksızlık eder. Doğruluksa doğruya hiçbir kar sağlamaz. Eğriliğin doğruluktan daha çok karlı olduğuna inanmayan hiç kimse yoktur. Her şeyi yapma fırsatını bulan kimse, haksızlık etmek istemez, başkalarının malına dokunmazsa, bunun farkına varanlar ona enayi derler içlerinden. Ama haksızlık görmekten korktukları için de yüzüne karşı onu yalancıktan överler.

Babalar oğullarına "doğru adam olacaksın" derler; eğiticilerin de yaptığı budur. Ama doğruluğu, doğruluktur diye değil, insana iyi ün kazandırdığı için överler. Doğru görünüp böylece yüksek mevkilere ulaşmasını, iyi evlenmesini, nimetleri sağlamasını isterler. Onlar için önemli olan ün kazanmaktır.

İnsanlar, ancak korkaklık, ihtiyarlık ya da başka bir yetersizlik yüzünden eğrilik edemedikleri için, eğriliği kötülerler. Bu çeşit insanlara haksızlık etmek imkanı verilecek olsa, bu imkanı sonuna kadar kullanırlar.
 
Platon / Devlet

Okur Yazar.....


Konukları Neslihan Acu, Çevirmen, yazar Hakan Günday, Can Yayınları editörü, İstanbul Sahafçısı, İtü Kütüphane Yöneticisi.... konu ve konuşmalar faydalıydı. Son zamanlarda klasik kitapları okurken çevirmenin ne kadar önemli olduğunu düşünürken böyle bir program ve konu ile karşılaşmak benim için sevindirici idi. Bir çok kütüphane örneğide gösterdiler. 
       Kütüphane sever olarak bir kütüphane adresi öğrendim program sayesinde. İstanbul Taksim'de AKM'nın arasında Atatürk Kütüphanesi varmış. Yer ve mekan olarak içi çok ferahmış Ve ellerinde çook eski gazetelere sahip bir kütüphaneymiş. Arşivleri sağlammış. Kitabını alıp burada okuyabilirsiniz dediler. Allah'ım ne güzel bir haberdi bu. En kısa zamanda ziyaret edicem kütüphaneyi ve fotoğraflarını, izlenimlerimi sizinle paylaşacağım. :)
   Konuklar konuşurken bir yandan da Twitter'dan gelen sorulara yanıt veriyorlardı. Bir çok kişi kitapların pahalı olduğundan, okumaya vakit bulamadıklarından, okumanın bir lüks olduğundan şikatette bulunmuşlar... oysaki bir çok insan keyfi ihtiyaçlarına yeterli miktar harcama yapabiliyor ki yapsınlar zaten ama bahane üretince işler değişiyor tabi.
Bir kere kitap okumak "boş zamanı doldurma" an-ı, meselesi değildir. Okumak bilmek demektir, bilmek paylaşmak, öğrenmek demektir. Her şeyden öte okumak bir ihtiyaçtır aslında ama birçok kimse "herşeyi bildiğini" sandığından yada nasıl olsa" google" var yazar öğrenirsin dediğinden az bilgiyle övünüyorlar. 
Bana göre herkesin evinde hemde salonunda bir kitaplığı olmalı.. bütçesinden kitap alımına da para ayırmalı, nasıl yemeden-içmeden duramıyorsak, okumadan da durmamalıyız.
Şimdi diyeceksiniz bir tek okumak mı? Tabiki hayır; izlemeli, gezmeli, arkadaşlarla sohbetin tadını çıkartmalı ama bilgi ihtiyacını da okuyarak karşılamalıyız. Zaten anlamıyorum tüm gün hatta akşamda dizileri kaçırmadan devamlı televizyon izleyen seyirciyi....
             Ayrıca Okan Bayülgen ve sonrası konuklarında katıldığı bir cümle çok hoşuma gitti... Kitaplarında dedikodusu yapılsın. Kahramanları tanıtılsın, üzerine konuşmalar yapılsın. Medya sadece ünlülerin, şarkıcıların reklamının döndüğü bir araç olmasın, kültürel haberlerin verildiği programlar arttırılsın, konuşulsun denildi. Ne güzel bir fikir değil mi?
Bu yılın bana daha çok okuma,izleme, gezme fırsatı vermesini diliyorum. :)))




27.12.11

Aşkın Şehidi / Ahmet Turgut

Uzun zaman önce almıştım bu kitabı ama okumaya yeni başladım, diğer elimdeki kitapları bitirdim ve başladım. :)  Güzel gidiyor merak ettiğim bir konuydu.... yazarın diğer kitabını çook beğenerek okumuştum bu kitabı da böyle. Çok fazla altını çizdiğim cümle var.... Bitirdiğim anda paylaşacağım sizinle..... :)

25.12.11

Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :))

Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :))

Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 1 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 2 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 3 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 4 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 5 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 6 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 7 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 8 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 9 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 10 Şarkhan namı diğer Çin Pazarı-Tahtakale gezi keyfi... :)) - 11 Sabahtan düştük yollara sevdiceğimle... Eminönü'ne geçtik. Özlemişim vapur sefasını...
Çin Pazarına gittik. Aman Allah'ım ne güzel dükkanlar açılmış. Aradığım herşey vardı.. tüm katları gezdik. Aslında fotoğraf  çekecektim ve sizinle paylaşacaktım ama soğuktan ve gezmekten fazla fotoğraf çekemedik. frown
Amanın öyle soğuk vardı ki bugün, ayazdı... Gerçi ben evden çıkana kadar eşime havanın çok da soğuk olmadığı konusunda direttim ama soğukmuş yahu. angry
Eminönü soğuğa rağmen kalabalıktı. Nimet Abla Piyangocusunda yine upuzun kuyruk vardı... Martılar ve kara bataklar tam teşkilat yerlerindeydiler.. Ve deniz vapur camından harika gözüküyordu.
Güzel ve keyifli bir gündü... bol bol kendimizin fotoğrafını çektik, güldük, kahkahalar attık. İyi geldi ruhumuza. Hafta daha güzel geçer şimdi... Bu arada yeni yılada yeni saçlarımla merhaba diyeceğim. Yenilik ve değişiklikler iyidir diye düşünüyorum....

24.12.11

Sabun kullanmayı seviyorummmm... :)))

Sabun kullanmayı seviyorummmm... :)))

Sabun kullanmayı seviyorummmm... :))) - 1 Uzun zamandır evlerde artık sabun kullanılmamakta... Buna bizim evde dahildi. Fakat marketlerde her gördüğümde sabunlara özlemle baktığımı fark ettim.
fark edince de hemen sabun tedarik ettim. Meğersem sabunları helede renk renk ve kokulu sabunları ne severmişim ben... :))
Fax alırdık biz hep..... Tamam sıvı sabun daha hijyenik ama dışarda yada misafirliğe gittiğimizde... evde kimlerin o sabunu kullandığını bildiğimden severek, keyifle kullanıyorum sabunumuzu...
Siz de sever misiniz bilmem?
Haklı olarak bir çok evde kullanılmıyor tamam bende gerekçelere katılıyorum...Ama ne bileyim geçen gün aldığım renkli sabunlar mutlu etti beni...( aslında beni en ufak herşey mutlu eder, bir kelebek görsem yada yerde kenarda fark ettiğim ufak bir taş bile mutlu eder gülümsetir. Herhalde pozitif yaşamı benimsemdendir diye düşünüyorum)
Şimdi banyomda makinenin üstünde kullanılmayı bekliyorlar. Hemen bitsin kullandığım sabun ve bende yenisini açayımmm. :))))

23.12.11

Puslu, yağmurlu havada... Cat Stevens dinlemek...

Puslu, yağmurlu havada... Cat Stevens dinlemek...

Puslu, yağmurlu havada... Cat Stevens dinlemek... - 1 Puslu, yağmurlu havada... Cat Stevens dinlemek... - 2
Sabah bir uyandım hava karanlık, yağmurlu ve çook soğuk. ( Allah sokakta kalan hayvanlara ve insanlara yardım etsin)
Zorla kaltım yataktan, normalde uyumayı sevmeyen biriyimdir, geç yatıp erken kalkmaktan hoşlanırım. Ama ne zamandır sabahları 09.00 gibi kalkıyorum ve hiç hoşuma gitmiyor o saatlere kadar yatmak... Gün ölüyor bana göre ve zamanımı uykuda geçirmek hiç işime gelmiyor...
Neyse kalktım, kahvaltımı yaptım ve dedim ki kendime " Gülşah'ım bu hava da hangi parçalar güzel gider?" hemen iç sesim cevap verdi... Cat Stevens Best Of albümü. cool
(Sanatçı ile Sigorta Şirketinde çalışırken patronum sayesinde tanışmıştım. Kendisi çok severdi ve devamlı Best Of albümünü dinlerdi. Benim de o kadar hoşuma gitmişti ki hemen almıştım. Aldığım dönem yabancı şarkıcıların cd çok pahalıydı ama yine de almıştım.  Bana çok şey öğrettiler karı-koca. Hayata bakış açımı değiştirdiler diyebilirim....)
Hemen cdyi cd çalara yerleştirdim, cam kenarına oturdum ve yağmur sesi bir yandan Cat Stevens bir yandan keyfine vardım. An-ların tadını çıkartmayı seviyorum....
Öyle iyi geldi ki ruhuma, sanki o kaygılı, endişeli Gülşah gitti, yerine başka Gülşah geldi... iyi ki iç sesimi dinlemişim....
Size de tavsiye ederim.

Eugenie Grandet/ Honore de Balzac kitabı bitti. :))

Eugenie Grandet/ Honore de Balzac kitabı bitti. :))
Balzac'ın insan analizleri ve kahramanlarının dilinden aktarımları güzel...

Kitap konu olarak "cimri"liği ele almış.Grandet'in zengin ve soylu bir kadınla evlenmesi, parayı biriktirmesi, ailesine de hayatı gıdım gıdım yaşatması... sonrası bir kızları oluyor ve kızınada aynı şekilde. yedikleri, içtikleri sayılı...Kahramanımız o kadar cimri ki, soba tek oda da yanıyor, şekeri kısıtlı kullandırtıyor... misafir gelirse de aynısı. Sonrasında kardeşi iflas ediyor ve büyük bir borcun altına giriyor. Bir mektup ile oğlunu kardeşine gönderiyor. Kahramanımızn kızı amcaoğluna aşık oluyor. Fakat kızın babası oğlanı Hindistan'a yolluyor servetini tekrardan kazansın diye... Daha sonra çocuk da zengin bir ailenin kızı ile evlenip soyadını değiştiriyor, krala yakın olmak için...Kahramanımız acı bir şekilde aklını altınlarıyla bozmuş bir şekiilde ölüyor. Kızı da kendisine kalan mirası yardım kurumlarına, kiliseye, fakirlere dağıtarak kullanıyor..
Kitap cimriliği esas almış ve bu huyun insanlar üzerinde ki etkilerini güzel bir dille aktarılmış.
Akıcıydı okumadıysanız okuyun derim.

NOT:  Bu kitabı 5. Beyoğlu Sahaf Fuarından almıştım. 1.Basım bir kitaptı ve her sayfasını çevirdiğimde sayfalardan yıllanmışlığın kokusu geliyordu. Daha bir keyifli okudum. :))

22.12.11

Güle Güle 2011

Eveet http://firariruhumunseyirdefteri.blogspot.com/ yeni bir mim konusu ile bizede yazı yüklediii :)))) ama tatlı bir yük buu, keyifli. Bakalım 2011 bana neler öğretmiş.... :)
  1. Hastalıklar da erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu hatta yaşamımızı uzattığını öğretti. Eğer zamanında annemi doktora götürüp gerekli testleri yaptırmasaymışız geç kalabilirmişiz. Bu üzden ne olursunuz sağlığınızı ihmal etmeyin...
  2. Çok konuşmanın iyi olmadığını, her bildiğimi iyi niyetle de olsa paylaşmamam gerektiğini öğretti. Bazen kişilerin dinlemek yerine kendilerinin araştırması, okuması gerekiyor. Deneyimlemeleri için hazır bilgiyi herkeze sunmamak gerektiğini öğretti....
  3. Anladım ki fazla mütevazi olmamak gerekiyormuş. Çok fazla hoşgörü karşındakini daha fazla sınırlarını aşmasına neden oluyor. Bu sebeple herkesin haddini bilmesi gerekiri öğretmek gerekiyor tabii usulünce. :))) Mütevailiği elden bırakmadan ...
  4. Bu yıl zamanı çok iyi kullanamadım. Yeni yılla birlikte "zaman"ı iyi kullanmayı öğrenmem gerekecek.
  5. Herkesin anlatacak bir şeyleri var. Daha fazla dinlemek, daha az anlatmak gerekiyormuş. 
  6. Bu sene hiç şiir kitabı okumadım, yeni senede aldığım kitaplar arasına şiir kitaplarıda serpiştirmeliyim.
  7. Bu sene başladığım rejimin sonunu getiremedim. Bahanelerim çoktu. Bu sefer bahanelere sığınmadan sağlıklı beslenmeyi öğrenmem gerekiyor... :)))
  8. Bu sene çok tembellik yaptım, önümüzde ki sene tembellik yok.... Türk, Öğün, Çalış..... Nerde hareket orda bereket düsturunu benimseyeyim en iyisi ben hehe. :)))
  9. Anam bu mimlenmek olayı da amma çok şeyi düşündürüyormuş. Nerdeyse bütün seneyi geçirdim gözümün önünden. Fena mı oldu HAYIIIIRRR, çok iyi oldu.
  10. Gezi kütabı almıştım ama gezemeden bitti sene... fotoğraf çekip paylaşımlar yapacaktım, buda kaldı seneye...
  11. Aklıma gelmiyor yeterli sanırım bu kadar. :)))))))))))
Hadi bakalım diğerleri sıra sızdeeeee.... Yeni yıla az kaldı. :)

Akşamüstü gölgeleri - Samuel Beckett

Akşamüstü gölgeleri - Samuel Beckett


 
 
Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçalarıdır. Sadece düşünmek var etmez insanı; duygularını, ruhunu ve hatta zekasının geliştiren asıl öğreticiler acılardır. O halde varım çünkü acı çekiyorum.

Doğduğum günden beri anlatmak istediklerim var ve elbette asla anlatmayacaklarım ve anlatıyor gibi yapıp asla anlatmadıklarım. Önce akciğerlere değen oksijenin yakıcılığıyla başladı ilk acılar, sonra dünyanın anlamsızlığını düşünüp duran beynimin kıvrımlarındaki patlamaların elektrik çarpmalarıyla.

Doğduğumu anımsıyorum, ölümü ise düpedüz hatırlıyorum. Bir insan doğduğunda gözyaşları dökülür sevinçten. Bir insan öldüğünde gözyaşları dökülür, üzüntüden. Yani hayat boyunca değişmeyen tek şey gözyaşlarıdır ve yeryüzünde gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde de, bir başkasının gözyaşları diner. Biri doğarken başka birinin de öldüğü gibi. Geriye kalan sadece gözyaşları ve hiçtir. Ve arada ağzımızda bir ömür dolandırıp durduğumuz onca laf, kağıtlara döktüğümüz onca kelime sadece bir tür duygu kalabalığıdır. Tutsaklığımızdan kurtulmaya çalışmanın beyhude uğraşlarıdır bunlar.

Asla gerçekten bir şey anlatılamaz, ancak bir şeyin hayali anlatılabilir, kendisi değil. O yüzden anlatmaya değil, anlatmamaya bakarım. Anlatma derdinden çok anlatmamanın zevkine kurulurum. Ama yine de hiç susmam, eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir, her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.

21.12.11

Yeni yıl, yeni 12 dilek 12 mim.:))))


 Yeni yıl yazımı yazmıştım ama bu blogda okuduğum iki yazı çok hoşuma gitti ve bende yazmak istedim. Firari  Ruhumun Seyir Defteri ve Amak-ı Hayal bloglarından ilham aldım. Teşekkürler yazılarınız için. :)
Yeni yıl yeni heyecanlar, yeni dilekler, yeni yapılacaklar listesi... ve bu listeyi yapmak bile beni keyiflendiriyor...



  1. Yeni yıldan bende iş istiyorum. Son bir kaç aydır iş arıyorum ve bulamamak çok can sıkıntısı... Ev hanımı olmak bana göre değil.... :)
  2. Sağlık diliyorum bende... geçen sene bütün bir yılımız annemin rahatsızlığı nedeni ile hastanelerde geçti. Allah şifa bekleyen tüm hastalara şifa versin. Hani derler ya; Hastanelere ne düşelim nede eksikliği olsun. Biz 31 Aralık günü çıkmıştık hastaneden.  İnşallah haftaya kontrollerde temiz çıkar sonuçlar ve bu yılı hastanede geçirmeyiz. :(
  3. Daha çok seminere, kurslara gitmek istiyorum acaba yeni yıl bana bunları sunar mısın? sunarsın sunarsın hehe :)))))
  4. İstanbul kitabı almıştım... kitaptan yerler belirleyip gitmediğim İstanbul sokaklarına, caddelerine gidip gezmek, fotoğraf çekmek istiyorummmm... ve yeni yıl bana bu imkanları sağlarsa ( sağlar tabi canım ben istersem değil mi? ) sizinlede blogumda paylaşıcam arkadaşlar....
  5. Kitaplığımda okunulmayı bekleyen tüm kitapları çarçabuk okumayı ve liste yaptığım kitapları almayı ve üstüne yeni kitaplar eklemeyi veeee hepsini su gibi okumayı diliyorum... Bu yılda kitapsız kalmayayım... kitaplarım sizi çook seviyorum. :)))
  6. Eşim bir sürü belgesel getirdi, vee bir sürü film var... Film izlemeye daha fazla zaman ayıracağım.
  7. Sevdiklerimle daha fazla zaman geçireceğim bir yıl diliyorummmm, 
  8. Yardım kuruluşlarına elimden geldiğince maddi-manevi yardımlarda bulunmak ve çevremdekileri de bununla ilgili bilinçlendirmek istiyorum. Hadi yeni yıl en çok bu dileğime ağırlık ver desem. :)))
  9. Daha fazla hareket etmeliyim, daha çok yürümeli, aldığım nefesin hakkını vermeliyim, spiriütelliğe yoğunlaşmalıyım, lafta kalmamalı... :))) Ağzımdan çıkan kelimelere dikkat etmeliyim, evrene gönderdiğimiz her mesaj gün olur gerçekleşir... bundan yola çıkarak isteklerime dikkat etmeliyim. :) bütünün hayrına...
  10. Yenii yıllllll herkezin dileklerine kulak versin, hepimizin beklentileri gerçekleşsin. Kardeşim ev almak istiyor inşallah eğer hayırlısı ise ev sahibesi olsun... Zamanı gelen dileklerimiz gerçekleşsin bu yıl...
  11. Yeni şeyler keşfetmek, yeni tatlar tatmak istiyorum. Gitmediğim, görmediğim şehirleri gezmek istiyorum...
  12. Veeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee en büyük dileğim, kilo vermek, başımın belası bu yemek yemek... çok seviyorum ve geldiği gibi gitmediğinden..... o yüzden bu sene sağlığıma daha dikkat edip, daha planlı programlı yemek yiyeceğim. İnşaaalllaaaaaahh... :)))
  13. Yeni yıl herkezin beklentilerine cevap verir inşallah.
  14. Amanın ne keyifli bir yazı oldu. Teşekkürler sebep olan bloggerlar. :)))


20.12.11

Ne diyordu "Sems;" Olduğu Kadar; Olmadığı KADER...

Annelerimizin yaptığı hanım günleriii. :)))

Annelerimizin yaptığı hanım günleriii. :)))

Annelerimizin yaptığı hanım günleriii. :))) - 1 Bazen eskiyi, daha önceki yaşlarımı düşünürüm....
Bu aralar annemlerin yaptığı "hanım güleri"ni özledim. Hele de Umutsuz Ev Kadınları dizisindeki arkadaşlıkları, kahve içme muhabbetlerini görünce daha bir özledim... Artık ev de toplanmalar, sabah kahveleri yapılmıyor. Hatta "gün" toplantıları demode bulunuyor. Bulanları bilmem ama ben severdim o toplantıları; çaylar demlenir, herkez bildiği şeyleri yapar, hamaratlıkları konuşurdu. Sonrası bol köpüklü kahveler yapılır. Hele ortamde genç kız var ise " kız kahvesi" içelim derlerdi. smiley Söylemesi ayıptır bende güzel bol köpüklü yapardım kahveleri; gerçi hala köpüklü olur kahvelerim, lezzeti de mis gibi. devil
O kadar özlüyorum ki mahallemi, komşularımızı... artık kalmadı fazla komşuluk. Tabi siteler yapılınca helede çok katlı olunca, ee internette artık bir çok evde var, sanal arkadaşlıklar daha fazla günümüzde....
Özledimmmmmmmmmmmm, komşularımızıııııııııııııııı crying

19.12.11

Yeni bir yıla az kaldı, başlasın yapılacaklar listesi... :))



Yeni yıla az kaldı... Daha önceki yazımda da yazmıştım, yeni bir yıla girmek beni hep heyecanlandırır. devil
Veeeee her sene yaptığım gibi günlüğüme notlar almaya başlıycam.... :))) Yeni bir yıldan beklentilerim, alacaklarım, yapacaklarım, eksilerimi artı yapmak için yapacaklarım, okuyacaklarım, izleyeceklerim, gitmek istediğim kurslar, seminerler..... Veeee en büyük bomba tabikisineeeeee zayıflamak, bir kaç kilo vermek heheheeh angry valla ne zor kilo vermek yahu.... neyse bu sene inşallah becericem...
Ama en çok istediğim geçen senede okuduğum kitapdan daha fazlasını okumak istiyorum. Önceliğim evde elimin altında olan kitapları okumak, sonrası yapmış olduğum listede ki kitapları alıp okumak... yeni çıkan yayınlara yetişmek... daha fazla film izlemek......
Sizin var mıdır yeni bir yıla girerken heyecanınız? yada yaptığınız listeler? wink

17.12.11

Hava misssssssssss gibbbbbiiii, keyfim yerinde...

Bugün hava yine miss gibi. Sanki dün başka bir şehirdeydim, bugün başka bir şehirdeyim. Kendimi öyle hissediyorum. Dün rüzgar, yağmur varken, bugün güneşli bir hava. Tamam tamam rüzgar esiyor ama hava sıcak. wink
Annem de geldi. Yol yorgunu yatıyor ama bir süre İstanbul'da. smiley Biraz bizde, biraz kardeşimde, annesinde derken kalacağı süreyi tamamlayacak. İnşallah kontrolde sonuçları temiz çıkar ve bizde keyifle zamanlar geçiririz.
Herkeze iyi haftasonları...  cool

ARMANCE/ STENDHAL bitti... :))



Eylül 2011'de Beyoğlu Kitap Festivalinden 2. el olarak aldım Stendhal'in ilk romanını ve nasıl mutlu oldum anlatamam. Hemde aldığım kitap 1.baskıydı. Birde Balzac'ın kitabını buldum bu şekilde. :))) 

Konu olarak kişi psikolojisini anlatan bir kitap. Kahramanımız Octave ruhsal anlamda kendini yalnız hissediyor. Ve rahip olmaya karar veriyor. Gereksiz öfke nöbetlerinden dolayı çevresinde deli olarak alaya alınıyor. Bu duruma annesi çok üzülüyor ve oğlunu balolara gitmesi için ikna ediyor. Bu arada konu Fransa'da Tanzimat Fermanı döneminde geçiyor. Aile maddi olarak çöküntüde fakat yeni yasa ile zenginliğine tekrar kavuşacaktır. Ve Armance yetim ve fakir ama  gururludur da. Octave aslında deli değildir, sadece insanların balolarda maske takarak güleryüz ve samimiyet sergilemelerinden, boş bir hayat sürmelerinden tiksinmektedir ve aralarına katılmak istememektedir. Evlenmemek için de rahip olmaya karar verir. Din üzerine kitaplar okur. Fakaaat annesinin çok ısrarına dayanamayarak davete katılır ve Armance'i görür. Vurulur asilliğine... Herkezin aynı olmayacağına karar verir. Olaylar bu şekilde devam eder. Fakat aralarında zengin-fakir durumları olduğundan kızımız evlenmek istemez. Octave'da savaşa katılmaya karar verir....Karşı tarafdan biri Armance nedeni ile Octave düelloya davet eder ve kahramanımız yaralanır. Ölümle burun buruna gelir. Kızımıza açılmaya karar verir, ikna girişimleri sonunda evlenmeye karar verirler. Octave'ın amcası bu evliliği onaylamadığından kızımızn ağzından bir mektup yazar. Octave çok içerlenir ve evlendiktan 1 hafta sonra tüm mal varlığını Armance bırakarak intihar eder.....

Sonunun bu şekilde beklemiyordum. Mutlu son ile biter sanıyordum ama bitmedi. Aslında şaşkınlığıma değdi diyebilirim. Sonuçta mutlu sonla bitecek diye bir şey mi var canım?   :)