31.12.12

Yeni yıla saatler kala...

 Dün babaannemizin kırkı için kayınvalidemler mevlüd yaptı. Gündüzden Kadıköy'de ki işlerimi hallettim ve doğruca eve gittim. Akşam da okumamız yapıldı. Tabi ister istemez içimiz biraz burkuldu. "Ne çabuk 40 gün oldu" dedik. Tanıdığım kadarı ile o kadar tatlı, o kadar iyi niyetli biriydi ki... İnşallah gittiği yerde mutludur.....
Bugün de gündüz yine goncayla bir film izledik. "Yol / The Road" filmini seyrettik. Bir baba-oğulun hayatta kalma mücadelesi. Fena değildi.
Akşam üstü önce kocamla Kadıköy turu yaptık, kendimize hediye kupa aldık. Bahariye Cad. The Company diye bir mağaza var, Mudo tarzı bir mağaza. Yılbaşı indiriminde, güzel şeyler var aklınızda olsun.
Akşam da saat 19:00 dan sonra kuzenle Capitol yaptık. :))) amma gezenti oldum bu aralar.. İyi oluyor ama. Rengarek cıvıl cıvıldı avm. Paşabahçe Mağazasından yeğenime Tom Jerry'li tabaklar aldık hediye, kendimize de iki tane kırmızı kadeh aldım. :)))) Ordan Flo'ya girdik, bir ayakkabı kaptım kendime. Yine aklınız da olsun, Avealılara veya ev telefonu olanlara yarı yarıya indirim vardı. Ev telefonunun size ait olması gerekmiyor..... Ayaklarım ağrımış gezmekten. Kuzenle dinlenelim dedik ama ayak sızıntısından nerdeeee..... şikayetçi miyim? hayıııırrrr....... :)))
Bu arada Damla'nın hediyeleşelim mi etkinliğinden eşleşdiğim kişiden hediyem geldi. Kitap göndermiş, nasıl mutlu oldummm nasıl. Burdan da teşekkürler Merve. Benim hediyem de kendisine ulaşmış; bir boyunluk ve kitap gönderdim kendisine.
Yeni yıla saatler kaldı demiştim ya biraz yılın muhakemesini yapınca; acısıyla tatlısıyla geride bıraktım/K yeni yılı. Geçen sene annemle girmiştik yeni yıla, tahlil sonuçlarını bekliyorduk ve çok heyecanlıydık. bu sene belirli bir saate kadar yalnız olucam, sonrası eşimle giricez yeni bir yıla.... Son iki senedir hastalıkla geçti... umarım bu yıl sağlıklı bir yılımız olur.

yeni yıldan umutluyum. Bize ve herkese yeniliklerle gelsin. Ama başta sağlıkla gelsin.
Bu sene yeni yılla ilgili planlar yapmadım. Geçtiğimiz senelerde liste yapardım. Bu sene de böyle olsun değil mi?
İyi geceler, iyi haftalar....

26.12.12

Yıl bitmeden eldeki filmler bitecek :))))

Bu aralar film patlaması yaşıyoruz karı koca. :) 
Dün gece Sarı Deniz filmini izledik. Bence çok sıkıcıydı, karanlık ve konusuna göre uzun tutulmuş bir filmdi. Yaklaşık 2 saat sürüyor.  Birde iki gündür Japon, Çin filmlerinden gidiyoruz baksanıza :)
Bu arada sularımız kesildi, yarın öğleden sonra gelecekmiş, bizde yiyip, içip film izleyip oturuyoruz. Allah'tan geceden su doldurmuştum kovalara....... bu da dip not oldu heheh :)

Sabah ta kahvaltıdan sonra  Savaşın Çiçekleri filmini izledik. Gözyaşlarımı tutamadım. Film çok başarılıydı, özellikle savaşın çocuklar üzerinde etkisi iyi aktarılmıştı. Başrolde batılı adam rolünde Batman'da oynayan adam çıkıyor.  
Konusu da 1937 yılında Japon Devletinin Çin Devletine açtığı savaş ve yıkıntıları anlatılıyor. Başlı başına savaş çok acı, keder ve yıkıcı bir duygu... İçimde hisettim diyebilirim o çocukların çığlıkları, kaçışları..........
Akşam da Sinegöz sitesinden izlediğim "Kafka" filmi. başta şunu söylemeliyim ki Kafka hayranı olarak canlandıran kişiye de hayranım. Jeremy Irons nasıl kuvvetli, iyi bir oyuncudur. Son dizisi The Borgias da beğenmiştim.  Dün ve bugün 3 film sığdırdık.   Yarına Allah kerim diycem ama olmayacak. Yarın evde yokuz. 
İmza:Kızın kitabını okurkenyer yer gözümden yaşlar süzüldü. Nasıl dokunaklı cümleler vardı öyle. Yazan herkesin gönlüne, kalemine sağlık. 
Herkese iyi akşamlar.... 










25.12.12

Salı Sallanır 2 :)



Pazar günü Thyke toplantımız vardı. Bu ayki kitabımız "Surlu Şehrin Rüyası", iyi bir kitap olduğuna karar verdik okuyanlar olarak. Kitap Alkım'da 3 TL satılıyor kaçırmayın derim. Aslında bir dönem kitabı da diyebiliriz. Bize benzer bir çok gelenekleri oldğunu düşündük okurken.... Alma imkanınız olursa alın, okuyun derim. :)
Dün tam teşekküllü, dip köşe temizlik yaptım. Bu hafta rahat ederim :)))) Yemeklerimi de genelde akşamdan pişiririm. Dinlenmiş yemek yemek çok lezzetli geliyor bana. Öyle illaki günlük yemek olması lazım diyenlerden değilim. :)))) Bu yazıyı yazmadan önce pırasayı koydum ateşe...Yarın ev de film keyfi yapıcaz.... Bu arada dün ne zamandır izlemek istediğim "Limon Ağacı" filmine denk geldim Sinefest kanalında. Politik bir filmdi ama iyi bir filmdi bence....
Eşim pazar günü istediğim kitapları alarak bir nevi süpriz yaptı. İmza:Kızın kitabı tanıtımı çok yapıldı biliyorsunuz ama şöhretli kiap olmasından çok gelirinin gideceği yerden ve takip ettiğim bloglardan yazı olduğu için bu kitabı aldım. Kaleminize sağlık. :)
Diğer kitabımda "Mino'nun Siyah Gülü / Hüsnü Arkan" kitap dönem kitabı ve yazarı da Ezgi'nin Günlüğü grubunun yazarı. Bu kitap hakkında hep olumlu eleştiriler okumuş ve almak istemiştim. Bugüneymiş. Bu basımda içinde bir de cd var. Yeni basımlar da yokmuş sanırım. 
İzmir Büyücüleri




Bu da son okuduğum kitap.Kitabı yarım bıraktım. Yarım bıraktığım 3. kitap bu kitap oldu. Ki hiç sevmem yarım bırakmayı kitapları. Edebi ese değil, tarihi roman desek değil, otobiyografi desek o da değil. O kadar çok karakter var ki.... ve sıkıcı bir anlatım tarzı. Başlangıç çok iyiydi hatta ortalara kadar iyi gidiyordu kitap, nasıl ki geçmiş anlatılmaya başlandı..... vasat bir kitap bana göre tabi.... bu sebeple bıraktım. Yeni kitabıma başlayacağım...

Yazımı yazdım, biraz bloglar arası gezeceğim sonra da kitabımı okuyayım. Herkese iyi akşamlar.


22.12.12

Alien (1979) film serisine başladım. :)



Selamlar. :)))

Alien serisine başladım/k. Eşim birkaç kez seyretmiş ama bu seriyi de sevdiğinden beraber izledik. Bizraz 1. film karanlık geldi ama 2.filmin daha güzel olduğunu, olayların çözüldüğünü söyledi eşim. :)))
İzleyip görücez.  Tabi Prometheus filmini önce izlediğimden birbirine yakın çok sahne var gibi yorumlarım oldu...
Biraz internetten de araştırdım bu film için çok iyi diyorlar özellikle ilk yayınlandığı döneme göre ilk yaratık filmi bile demişler... 
İzlemediyseniz izleyin diyebilirim. İzlediyseniz de ben geç kalmışım :))) 

21.12.12

Bana Göz KUlak Ol filmi günden kalanlar...

2 gündür sokaklardayız karı koca.... Evde olduğumuzda da hemen bir film izliyoruz.
Dün "Bana Göz Kulak Ol" filmini izledik. Biri kör biri sağır... arkadaş olurlar. Sağır olan hiç macera yaşamadığını söyler kör olan arkadaşına. Ve ikiside sonradan engelli olmuşlardır. Kör olan hiçbir şeyi kafasına takmıyor ve içinden geldiği gibi yaşıyor hayatı... Ve sağır olan arkadaşıyla birlikte istemeden dahil oldukları macerayı anlatıyor.... Çok keyifli bir filmdi...
Dün ne güzel kar yağdı değil mi? Sabah erkenden kardeşime gittim. Toprak Cem'le oynadım, güldüm bolcana vakit geçirdik. Akşam üzeride ordan liseden arkadaşıma gittim. 4 saat de onunla geçirdim. Evlenince başka bir ile taşınmışlardı. Şimdi eşinin tayini ile tekrar İstanbul'a geldiler. Çook sevindik tabi.2 yaşında oğlu olduğundan pek dışarı çıkamıyor daha doğrusu oğlu çok yaramaz ve hiç durmadığından çıkamadığını belirtiyor. Annelik büyük bir fedakarlık.... 
Yeni yıl ile ilgili bende yazı yazmak istiyorum ama kafamdakileri toparlamam lazım. Bugünde kocamla Optimum'a gittik ordan Kadıköy'e indik. Mercan'da bir kalamar kıvırdık. Biraz gezdik sonrası ev. Yemek, çay derken akşamı ettik. Dağ gibi ütümü yaptım, yarın ki yemeğimi pişirdim. Zeytinyağlıları dinlenmiş seviyorum. Bu sebeple mecbur kalmadıkça aynı gün yapmıyorum yemeklerimi....
Az önce de sizlerin yazılarınızı okudum. Kendi yazımı yazıp başka işlere yönelicem. Bu arada Demet Sağıroğlu'nun son albümü bir harika. Şarkı seçimi, yorumu ve dinlendiren sesi ile bir harika. Tavsiye ederim... Herkese iyi akşamlar, iyi haftasonu.

19.12.12

Annemin kontrol sonuçları temiz....

Hediye çorabımda hazır... :)

Bugün sabahtan yemekleimi yaptım. kayınvalidemleri de çağırdık hep beraber yemek yedik. Sonrası çay ve sohbet iyi oldu. Tabi kayınvalidem de bir boşluk var babaannenin ölümünden sonra. Yaklaşık 2 yıldır yatıyordu babanne ve annemde iyice alışmıştı onun hallerine. :(( Yine rahmetle ve güzel anılarla andık. 27/12/2012 40.olacak. Ne çabuk geçmiş dedik....
Buarada annemin sonuçları TEMİZ çıkmış. Doktor "maşallah" herşey tertemiz demiş. Bizde ki sevinci anlatamam... Allah tüm hastalara şifa versin... Çok zor 3 ayda bir bu stresi yaşamak. Belki 6 ayda bire çıkartabilir doktor kontrolleri böyle giderse....
Bu haberi aldık bugün ve içimde birşeyler daha iyi şimdi. Rahatladım ve daha bir keyifle yapıyorum yapacaklarımı...
Yarın da dışardayım, cuma günü de , pazar günüde.... :))) Kendimi sokaklara adadım. :) Arada iyi oluyor. Gerçi çok dışarı çıkınca da evimi özlüyorum...
Yarın liseden samimi olduğum arakdaşıma gidicem, bebişini görücem. :)
Birazdan da Merlin'nin yeni bölümlerini izlerim...
Benden böyle, herkese iyi akşamlar.

Akra'da Bulunan Elyazması / Paulo Coelho

Yazar:Paulo Coelho
Çevirmen:Emrah İnce

Sayfa Sayısı: 152
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları
 Bu sefer yazar roman tarzının dışına çıkmış. Daha çok yol ile ilgili yazılmış bir kitap. Bir kaç saatte biten ama altı çizilen cümlenin bolcana olduğu bir kitap.
yazarın anlatım dilini ve seçtiği konuları seviyorum. Bunda parapsikolojiyle de ilgilenmem etkili oluyor sanırım.
 Kitapta anlatıcı Kıpti'dir. Biraz araştırdım ve aşağıda ki yazıyı buldum.
Ben sevdim kitabı.


KIPTİLER

Kıptîler veya Koptlar, Yunanca:αιγυπτος - Arapça:اقباط / Mısır'ın eski halkıdır. İskender'in Mısır'ı alması ve İskenderiye şehrini kurması ile beraber Helenistik bir kültür ile etkileşime geçmişlerdir. Kopt dili veya Kıptice'nin yazımında Yunan harfleri kullanılır.
Roma devrinde ağır vergiler altında ezilen Kıpti halkı, M.S. 46'da Mark'ın Mısır'a gelmesi ile Hristiyanlıga geçerler. Bu sefer de Romalılar din baskısı yapmaya başlar, ta ki Bizans dönemine kadar. Konstantinos Hıristiyanlığı serbest bırakınca biraz rahatlarlar. 416'da yapılan 4. Ekümenik Konsülünde Hıristiyan temel meseleleri hakkında anlaşmazlık çıkar ve Hıristiyan cemaatinden dışlanırlar. Kendi inanışlarına göre İsa'nın ilahi ve insani yanları birdir hic ayrılmamıştır.

Katolikler, Kıptilerin sapkınlıga düştügünü söylerler ve devlet dinini hristiyanlık olarak benimseyen Bizans'tan baskı görürler. O kadar baskı görürler ki Araplar saldırdıgı zaman Bizanslılar'a yardım etmezler. Araplar geldigi zaman bir 3 yüzyıl rahat ve huzura kavuşurlar. Haçlı seferleri başladıgı zaman Araplardan zulüm görmeye, haçlılardan da sapkın oldukları ileri sürülerek kıyım görmeye başlarlar.

Osmanlı zamanında kendi hallerine bırakılıp sadece vergileri fazla tutulur. Kavalalı Mehmet Ali Paşa zamanında devlette yüksek kademelere kadar çıkarlar. İngiliz egemenligi altında başkaldırıya destek olurlar.

Şu anda, Mısır'da 7 milyon civârında Kıptî vardır.



Arka Kapak

Düşman onlardan çok daha üstün, ertesi sabah saldırıya geçecekti.

Halkın çoğunluğu, yenileceklerini bildiği halde, şehirde kalmayı seçti.

O akşam, her yaştan kadınlı erkekli bir grup, Kıpti dedikleri Yunanlı'yı dinlemek için meydanda toplandı.

Kıpti, hiçbir dine mensup değildi; sadece bütün duyduklarını, yarına aktarabilmek için aklında tutmuştu.

Kıpti, yalnızca içinde bulunduğu âna ve Moira denen varlığa inanırdı.

Yarından itibaren şu anda ahenk olarak gördüğümüz şey ahenksizliğe dönüşecek. Mutluluğun yerini matem alacak," dedi Kıpti.

"Şehrimizi talan edebilirler, ama burada öğrendiklerimizi silemezler. İşte bu yüzden ilmimizin surlarımız, evlerimiz ve sokaklarımızla aynı kaderi paylaşmasına izin veremeyiz… Peki ilim derken neyi kastediyorum?

İlimle, gündelik yaşamın karşımıza çıkardığı zorlukların üstesinden gelerek hayatta kalmamızı sağlayan şeyi kastediyorum.

Yarın bize neler olacağını kimse bilemez... Çünkü her günün iyisi ve kötüsü aynı gün içinde olup biter. Öyleyse dışarıdaki askerleri ve içinizdeki korkuyu unutun...

Bizler şimdi, gündelik yaşamımızdan, yüzleşmek zorunda kaldığımız güçlüklerden bahsedeceğiz," dedi Kıpti.

Ve sevgiyi, kaybı, yenilgiyi, yalnızlığı sordular ona. Korkuyu, sadakati, cinselliği, geleceği ve kaderi; ona kendilerini nasıl bulacaklarını sordular. Hayatın içinden gelen, cevapları binyıllar boyu değişmeden kalan soruları sordular ona.

Düşmanları beklerken, halk bir meydanda toplandı ve sordu.

Ve Kıpti, onlara cevap verdi.

Salı sallandı :)))


bizzzz, kuzen, kardeşim ve eşi

 Cumartesi kuzenin nişanı vardı, gittik... Oynadık, güldük, tüm kuzenler bir masaya toplandık.... Kurtlarımızı döktük geldik... :)))) 
Pazar günü Optimum A.V.M gittik. Süper indirim vardı haberiniz olsun. Faik Sönmez bir indirim yapmış anlatamam. Diğer markalarda öyle. Adil Işık'ta hemen hemen tüm ürünler 19, 29, 39 TL idi. Kendime bir pantolan ve bot aldım.. 
Akşamada evde keyif yaptık. 
Kartpostallar çıktı, yarın öbür gün postaya verilecek. :) Çok seviyorum kartpostal yollamayı. 
Yılbaşı gelince Kokina Çiçeğini çok seviyorum, eşimde ondan almış sağolsun. :)
Yılbaşı ağacımızı çıkarttım, yarın da süsleyeceğim. Bugün de karşıya geçtim, Eminönü cıvıl cıvıl. Birkaç hediyelik birşeyler aldım. Sonrası ve elini ev. Akşama balık yaptım, kuzenlerde geldi, çay sohbet geceyi tamamladık. :))) Bu hafta dışarıda geçecek günüm.... Planlara devam. :)

Bu arada yarın annem tomografi sonucunu alacak. İnşallah temizdir. 3 aylık rutin kontrollere devam. Allah tüm hastalara şifa versin.
Saatte epey geç oldu. Bana müsade. :)) Herkese iyi geceler.
kartpostallar hazırlanıyor :)
Kokina Çiçeğim. :)


15.12.12

Önce Gerçeğe Çağrı filmi, sonrası Hobbit....

Herkese selam. İyi haftasonları...
Bu haftayı bitirdik sayılır. Yeni yıl heyecanı sarmış sokakları. Kadıköy Belediyesi aracılığı ile Bahariye Caddesinde ki, yol kenarında ki toplar boyanıyor. Her biri ayrı desenler. Çok güzel bir görüntü veriyor. Seviyorum Kadıköy'ü, Kadıköyde yaşamayı....
 Dün kahvaltıdan hemen sonra "Gerçeğe Çağrı" filmini izledik. Daha önce de çekilmiş bu film. Güzeldi. Ve dikkat ettim artık hep bu tarz filmlerde işlenen konular; yaşam alanlarının tükenmesi sebebi ile yaşanabilir daha iyi bir yer veya gezegen arayışı... konular bunun üzerine. Düşündüğümde de ilerde belki dünya böyle olacak. Çünkü o kadar hor ve düşüncesizce kullanıyoruz ki Dünyayı, doğayı sanki bir gün tükenmeyecekmiş gibi. Var olan ağaçları kesmek ve orman yakmalardan bahsetmiyorum bile......
Güzel bir filmdi. Öğleden sonrasında da ver elini Rexx Sineması. "Hobbit" filmini izlemeye gittik. Muhteşem bir görsel filmdi. Yüzüklerin Efendisi vefilm müzikleri hele başka bir kült filmdi bize göre.... Film çekeceksen böyle çekilmeli bence. İlzerken çok keyif aldık. Hele başlangıca yönelik bilgiler olunca daha bir keyifliydi. Yüzüklerin Efendisi serisine izlemeye başlamıştık. Bu film ara film olarak iyi oldu bence.
 Böyle işte. Kocam sabahtan Gebze'ye okula ders vermeye gitti. Bende elimdeki kitabı bitirdim. Dün akşam yeni kitaba başladım. "İzmir Büyücüleri / Mara Meimaradi "  Akşama kuzeniin nişanı var oraya gidicez... Böyle nişanda düğünde görüştüğümüz akrabalarımızın bir şeylerine gitmek hele de mecburiyetten gitmek çok sıkıcı. Annemler de burada olmadığından gitmek bize düşüyor.... Ufak bir hazırlanmayla gitmek yeterli... Haydin bana müsade.....


13.12.12

Yılanların Öcü / Fakir Baykurt

Yazar:Fakir Baykurt

Sayfa Sayısı: 280
Baskı Yılı: 2008
Dili: Türkçe
Yayınevi: Literatür Yayıncılık
 
Kaynımdan aldığım ve çok beğendiğim bir kitap oldu Yılanların Öcü. Yazarı ilk Kitap Delisi Gizem'in tanıtımında görmüştüm. Türk yazarların çoğunu bilmem. Zamanında bize Kemalettin Tuğcu okutmuşlardı ve içim çok ezilmişti, okuduklarıma. Ogünden beridir hep farklı yabancı yazar okumuştum. Tabi Türk Edebiyatından a okuduğum ve sevdiğim yazarlar var ama bu tarz kitaplar okumayalı çok olmuştu. Anlatım dilini çok beğendim. Yoksulluğu, köylü olmayı, paralı ve arkan olması durumlarını öyle güzel yazıya dökmüş ki yazar..... Bence başyapıt bir kitap ve filminin çekilmesini hak etmiş. Yalnız bir şeye üzüldüm anlatılan olaylar hala ülkemizde geri kalmış değil. Günümüz zamaında, 21.yüzyılda hala yaşanabiliyor benxer durumlar. Birazdan da filmini izleyeceğim kitabın. Okumadıysanız tavsiye ederim.
İyi okumalar.




Arka Kapak

Türkiye’nin güzel mi güzel, yoksul mu yoksul bir köyüdür Karataş. Kara Bayram da bu köyün yoksullarından biridir. Babadan kalma tek odalı bir evde yaşar, iyi huylu karısı, üç yavrusu, bir de evinin direği anası Irazca’yla. Dertli kadındır Irazca, yaslıdır. Ama dişlidir bir o kadar da. Kendi yağlarıyla kavrulup giderlerken, bir gün huzurları kaçar. Muhtar Cımbıldak Hüsnü’nün kayırdığı Haceli evlerinin önüne ev yapmaya kalkışır çünkü. Tabii Irazca dikleşir; kızılca kıyametler kopar köyde... ve kasabada. Gelmedik kalmaz başlarına...

Fakir Baykurt, bu romanıyla, köy yerindeki küçük hesapları, bu hesapların peşinde koşan fırsatçıları, onların siyasetteki, bürokrasideki uzantılarını ve o zalimlerin ezmek, yok etmek istediği aydınlık, güzel insanları anlatıyor; kısacası yine "memleket mesele-lerine" değiniyor. Hem de, sakıncalı damgası yemek ve zamanında pek çok tartışmanın ve dolayısıyla husumetin odağı olmak pahasına...

İki kez filmi çekilen, edebiyatımızın tartışmasız bir başyapıtıdır.

12.12.12

Prometheus filmi günden kalanlar....

Dün sabahtan film izleyelim dedik. Bu filmi de uzun zamandır izlemek istiyorduk ama her seferinde film başladıktan kıısa bir süre takılmalar oluyordu. Neyse ki düne kısmet oldu. :))  Eksikler vardı filmde ama görsellik çok iyiydi.  Alien'ın köklerine yapılyormuş. Ben henüz yönetmenin Alien filmini izlemediğimden "diğer filme gönderme" yorumu eşime ait. :) Bir grup bilim adamı, insanların ilk atasına ulaşmaya çalşııyorlar ve kafalarıında ki soruyu sormak istiyorlar. Fakat gittikleri gezegende hiç de umdukları şeyle karşlaşmazlar. Koloni kurulmuştur ve dünya yok edilecektir..... Gerisi filmin devamında. :))))


 Sonrası evi temizledik sonrası ben arkadaşa gittim. :))) derken geceyi bulduk.....
Bu aralar televizyonlar da devamlı olarak 21 Aralık konuşuluyor. Benim pek inandığım bir durum olmadığından fazlaca yorum yapmayacağım. Gayb bir tek Allah bilir ve kıyamet  ne zaman kopacaksa zaman o zamandır diye düşünüyorum.
Bu akşam Öteki Gündem'de güzel konular var kaçırmayın derim. HaberTürk kanalında... saat: 23:45 de... Evren ve kıyameti konuşacaklar...
Bana müsade... iyi akşamlar...

10.12.12

Haftanın İlk günü...

Herkese merhaba, nasılsınız?

Benim cuma gününden beri yoğunluğum vardı. Bugün evdeydim ama akşama kadar. yemeğimi attım ocağa, ütülerimi yaptım bunlar öncesi eşimle film izledik. Akşam da Kadıköy'e indik, dolaştık biraz. Keçe eldiven almak istiyordum. Siyah renk aldım bir tane. :)
Cuma gününü anlatmıştım size, keyifli bir tanışma, sohbetli bir gün olmuştu. Cumartesi eşimin ananesinin yaş günü için ufak bir pasta kestik. Ordan da akşam çaya arkadaşlara gittim/k. 
Pazar günü arkadaşlarla  Kartal Vesta Restauranta kahvaltıya gittik. Muhteşemdi herşey. Tavsiye ederim. Çeşitleri bol ve hizmet de iyiydi....Arada dışarda kahvaltı etmek çok iyi geliyor.
Nedense son bir aydır fazla kitap okuyamıyorum, sanırım çok fazla yüklendim kendime... Oysa ki elimdeki kitapları bir an önce bitirmem gerek ki yeni kitaplarda alabileyim.....
Herkese iyi haftalar....

7.12.12

Bugünden kalanlar...

 Bugün blogdan yazıştıklarımızla buluştuk. Sevgili Lale Abla( Lalenin Bahçesi), Natali (Baykuş Gözüyle) Ayşegül(Annemmahsustan) Özlem(Macera Kitabım) Rezzan Abla, Didem( Didemin Güncesi) Zeynep( Düşlerin Rengi) ile Kadıköy'de toplandık. Seyhan Cafe'de otururken cama vuran yağmur damlaları ile sohbet daha bir güzeldi.  Çok keyifli bir gündü. Yazılarından da takip ettiğim için buluştuğumuzda hiç yabancılık çekmedim. Başta tabi biraz çekingenlik vardı ama sohbet koyulaştıkça aradaki çekinme gitti. Bazıları ile bu toplantı sayesinde tanıştım ama çok şekerlerdi hepsi. Lale Abla "Latife Tekin" yazarını sevdiğimden yazarın bir kitabını ve çorap hediye etti. Natali  ufak not defteri, kitap ayracı hediye etti. Ben koşturmacalardan birşey alamamıştım. Oysaki aklımda neler vardı bugün için. Burdan da tekrar teşekkür ederim kızlar. :))))
Bugün de böyle güzel bitti. Birazdan kitap okuyacağım, sonra da HaberTürk ekranında Öteki Gündem var, ilginç ve güzel konuları tartışıyorlar. Onu izlerim. Yarına da Allah kerim. :))
Herkese şimdiden iyi, keyifli haftasonu.


Fazıl Bey'de kahve keyfi

6.12.12

Mülksüzler / Ursula K. Le Guin


Mülksüzler

Yazar:Ursula K. Le Guin
Çevirmen:Levent Mollamustafaoğlu
Yayına Hazırlayan:Bülent Somay
 Sayfa Sayısı: 348
Baskı Yılı: 2005
Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık
 
Yorumum:
 Bu kitabı okuma grubunda sırası gelen arkadaşımız önermişti. Ve ne tesadüftür ki o hafta Vatan Gazetesinin Kitap Ekinde de bu yazara ve kitaplarına yer verilmişti. Biraz göz gezdirdim. Kitabı bitirdikten sonra ekte paylaşılan yazıya bende katıldım. Yazar ile tanışmamız ülke olarak biraz geç olmuş.  Hele bu kitap muhteşemdi bana göre. Kitap kapak tasarımı, içerik ve çeviride iyiydi. 
Aslında konusu hakkında çok şey yazmak istiyorum ki... ama hangisini yazacağımı bilmiyorum. Birde Lizbon'a Gece Treni'nden sonra altını çizdiğim cümleler bu kitapta da çoktu. Konusu 2 gezegende geçiyor. Birçok olgu, terim sorgulanıyor. Örneğin; sadakat, dürüstlük, adalet, yönetim biçimi, özgürlük, kardeşlik, yönetim şekli, mülk ve mülksüzlük..... ve bu kadar terim kitapta o kadar inceden işlenmiş ki.... Sizde kendi hayatınız da sorguluyorsunuz....
 Bence okuyun derim..... 
 
 
 
 
Arka Kapak

"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir." Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.

"Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.

"Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır."


4.12.12

Salı sallanır...

kuzenin kedisi
 Pazar İkea'ya gittik, amaniiinnnn ne güzel şeyler de vardı. Aldık üç beş bişey, yemeğimizi yedik, evi oraya yakın olan arkadaşlarımız vardı onlarla konuştuk onlar da geldi, kahve eşliğinde sohbetimizi ettik. Sonrası akşam yemeği yedik Çöpçü diye bir çöp-şişçide. Bir çok yerde şubeleri varmış. Gerçektende lezzetliydi çöpşişleri. Tavsiye ederim.
Aşağıda ki bulaşıklığı aldım İkea'dan. Hem yerden kazanıyorsunuz hem de çok şirin. :)))
Resim yazısı ekle

Dün de gündüz arkadaşlara balık yemeğe gittik. Bol salata, balık ve sohbet eşliğinde akşamı ettik. Akşamda kuzene geçtim. :))) Kedisi Silvi kucakta uyumayı tercih ettiğinden yarım saat kendisine evsahipliği yaptım. :) Mumları sevdiğimden kuzen bana bu mumları almış.  Elekçiler gibiyim geziyorum bu aralar. Yarın kardeşime geçicem. perşembe evdeyim. Cuma da eğer bir aksilik çıkmazsa blogdan bir kaç kişiyle buluşcaz. ( Lale Abla, Natali, Zeynep ve Ayşegül)
Cumartesi için boşum pazar arkadaşlarla kahvaltıya gidicez... Kitap okumalarımı hızlandırmam gerek, film izlemeye devame diyoruz karı-koca. :)
Bu arada eşim yeni eğitim sisteminden dolayı norm fazlası sebebi ile okula gitmiyordu. Yeni okulu belli oldu. Üsküdar Burhaniye'de bir okula tayini çıktı. Allah'tan evimize yakın. Uzun zamandır "neresi olacak?" acaba diye konuşuyorduk ve belirsizlik çok kötü.  Yeni bir eğitim sistemine geçiş yapıldı ama o kadar karışıklık oldu ki... Sanırım düzeltilmesi epey bir zaman alacak....
Böyle işte....
Bu arada havalar soğudu, kış yüzünü göstermeye başladı. Yağan yağmuru izlemeyi çok severim ama böyle havalar da hep bir yanım buruk kalıyor, evsiz olanlar, yakacağı olmayanlar, geçim sıkıntısı çekenler ve bizim dışımızda doğa da yaşamaya hakkı olan hayvanlar geliyor aklıma... Lütfen müsait, uygun olan yerlere bu soğuk havalar da hayvanların sığınabileceği ufak, kutulardan baraka yapın. En azından kutunun içinde uyusunlar.....
kuzenin aldığı mumlar

30.11.12

Haftanın ardından.... Alkım Kitapevi Şikayetim....




 Merhabalar. Yoğun bir haftayı geride bıraktım.
Çok hamarattım çookkkk :) Aşuremi yaptım. Allah kabul etsin. 13 haneye dağıttım. Vallahi ilk yapmama rağmen biz ve yiyenler çok beğendi. Köfte yoğurup buzluğa attım. Bugün öğleden sonra Dereotlu Peynirli Kekimi de yapıp fırına sürdüm. Daha ne olsun değil mi? :)) Yarısını hemen buzluğa attım, ki sonraki zamanlarda canımız çayın yanına bir şeyler istediğinde çıkartıp yiyelim, yada ani misafir geldiğinde iyi oluyor.  Tarifini de Sofra Dergisinin  üçleme  kitabını almıştım ordan yaptım.
Dün Sevda ve paşamız aşure yemeğe geldiler. Sonra da Kadıköy'e indik. Biraz dolaştık, kahve içmek için StarBucks'a gittik. Sever misiniz bilmem ama ben buranın kahvelerini çok beğeniyorum. Kahve Dünyasına da gittim, Cafe Crown'a da gittim ama aradığım lezzeti bulamadım....
Bu arada Alkım Kitapevinin  daimi müşterisiyiz. Ne zamandır 20 TL'lik alışverişe tiramisu hediye kuponu veriyorlar. Almıyorduk. Bu sefer eşimle dedik ki madem kupon veriyorlar hadi tatlımızı yiyip çıkalım. Anam ne tatlıymış. Oturduk siparişlerimizi aldılar, on dakika sonra garson gelip " çok özür dilerim ama tiramisu kalmamış" dedi. Tabi biraz bozulduk. Mutfağa telefon açıp siparişimizi verirken, mutfakta ki adam demiyor mu "kalmadı" diye. Birde bekletiyorlar biz ona kızdık. Neyse, ertesi gün yine Kadıköy'e indik. Hadi dedik şansımızı deneyelim. Gittik Alkım'ın 1.katında ki cafesine oturduk, verdik sipairişimizi bir 10 dk. bekledi, bu sefer yine garson demesin mi "kalmamış, akşam 5'den sonra gelecek" tabi bizde şartaller attı. Dedik ki "kardeşim ikidir 10 dk. bekletip söylüyorsunuz bu nasıl bir hizmettir" diye söylene söylene çıktık. Kuponlarıda yırtıp onlara verdik. Zaten çalışanlarında iyi bir hizmet yok bana göre... Hele bu durumdan sonra çok üzüldüm onlar adına, böyle bir kurumn çaylakça işler yapmasana..... Eşim Penguen'den alışveriş yapıyor daha çok, bende ara ara Penguen'den alıyordum, bu davranışlarından sonra mecbur kalmadıkça oradan kitap almamaya çalışacağım. En azından Penguen'de kitap danışmanına bir şey sorduğumda aydınlatıyor beni, hatta çoğu iyi bir kitap okuyucusu olduklarından analizleri de iyi oluyor..... Gerçi Alkım'ın da çok umurunda olmadığını düşünüyorum bu durumun ama olsun ben şikayetimi yazarım....
Böyle işte. Haftasonu geldi ne çabuk. Yarın eşimin Gebze'de halkoyunları çalıştırma dersi var, gün boyu evde olurum, kitap okurum. Pazar günü de İkea'ya gidicez. Yılbaşı geliyor, indirimden yararlanmak gerek. :))
Hepinize keyifli haftasonu...

Not: yeni blog düzenimi nasıl buldunuz?

26.11.12

Yedinci Gün / İhsan Oktay Anar





Kitaplaşalım mı etkinliğinden gelen ve benim istediğim bir kitap Yedinci Gün. 
Bir solukta okuyamadım kitabı, yer yer ara vermek zorunda kaldım, ( babaannenin o ara yoğun bakıma alınması vb..) Zaten bana göre yazarın kitapları da bir solukta okunacak türden değil. Sindirerek okumak gerek birde sözlükle. Ama en güzeli tarihi bazı olayları hem içinde mitoloji barındırarak hem hikayeleştirerek anlatması.
(Bence yazar belli bir kitleye hitap ediyor, çünkü yazım dili ve seçtiği konular kimine ağır gelebiliyor....yada sıkıcı.)

Bu kitabında mitolojiye de bolcana yer vermiş. Başlarda yavaş gittiama ortalara gelince hızlandı. Birde sanki aynı evde yaşıyorlar hepsi ve o evde olaylar hiç bitmiyor. Bu kitabında da yine -Suskunlar kitabında da bahsetmişti bundan- insanların din adına nelere kanabileceğinden bahsetmiş, es geçmemiş.... Ben sevdim kitabını, kütüphanemde yerini aldı.
Okumak isterseniz kafanızçok doluyke okumayın derim....

Yeni yıl için hediyeleşme. var Damla'nın Bloğunda.

Takipçisi olduğum bloglardan Damla/ Keşke Gerçek Olsa  burdan tıktık   bir ilk olarak blogunda yılbaşı için hediyeleşme düzenlemiş. Eğer severseniz böyle etkinlikleri sizde yorum bırakın derim.


yeni aldığım cıvıl cıvıl renkli cüzdanım
Erken kalkan erken yol alırmış diye boşuna dememişler. Sabahtan kalktık, kahvaltı sonrası eşimle ne zamandır kafamda planladığım temizlik işlerini hallettik. Sağolsun eşim bu konular da çok yardımcı oluyor bana. Compact'ın üstünü temizlemek gerekiyordu, temizledik. Sonra gardırop üstünde ki hurçları düzenlemek ve orayı silmek istiyorduk sildik, derledik topladık. Yarın da mutfak var sırada... Dolap içlerinde ki tabakların yerlerini değiştirmeyi düşünüyorum,  hazır değişiklik yaparken de silerim dolapları.... Sonrası film izledik.  "Kargo" Tanıtımı :
: (imdb: 6.2 ) Sene 2267… Yeryüzündeki ekosistem çökmüş ve insanoğlu dünya yörüngesindeki uzay istasyonunda yaşamak zorunda kalmıştır Kassandra adlı kargo gemisi uzayın derinliklerindeki istasyona varabilmek için 8 yıldır yoldadır Gemideki tek uyanık insan, sağlık memuru Laura’dır (Anna Katharina Schwabroh) Geriye kalan mürettebat dondurulmuş şekilde uyumaktadır Laura’nın uyandırdığı gemi ekibi taşıdıkları kargonun, kendilerine bildirilenden tamamen farklı olduğunu keşfeder Geniş çaplı bir komplonun ürünü olan bu kargo, tüm insanlığın geleceğini etkileyecektir

Yalnız filmde pek açıklamalar yok, giriş, gelişme, sonuç yok. Çok iyibir film değil ama ana teması iyiydi. Dünyayı o kadar hor kullanıyoruz ki bir gün doğa bize ceza verecek. Ve film de bundan sonrasını işliyor. İnsanların yaşayabileceği gezegen arıyorlar ve hatta yapmaya çalışıyorlar. Yer yer Matrix uygulamaları da var.

Akşam üstü Kadıköy'e indik, eşime biraz alışveriş yaptık, veeee uğramadan geçmediğimiz yer olan Alkım'a uğradık, kitap aldık....
Sonrası ev ve Yalan Dünya :)))))))

25.11.12

Pazar yazısı....

 Dün babaannenin yedisi için okumamızı yaptık. Torunları da bir şey aldılar dua sonrası ikram edilmesi için. Allah kabul etsin.Nasıl geçti anlamadık. Yer yer güldük anarken yer yer ağladık ama hep ortak payda da buluştuk; çok iyi biriydi...
Tekrardan Perihan Babaannem Allah gani gani rahmet eylesin, seni çok seviyorum.... :(
Ama hayat devam ediyor. Günlük işler, yapılması gerekenler... Bir haftadır sabahtan kayınvalidemlere gidip akşam duasından sonra eve dönüyorduk. Bugün eşimle bir Kadıköy yapalım dedik. Öncesi arkadaşlarla kahve içtik, sonrası ver elini Kadıköy. Bilenler bilir bilmeyenler için yazayım Çilek sokak ama daha çok eski salı pazarı sokağı olarak bilinir... Çilek sokak tam bir gisi cennetti. Her tarz ve her keseye uygun bir şeyler bulabilirsiniz...  Bu sokaktan giriş yaptık bakına bakına Bahariye Cad. çıktık. Biraz dükkanlara bakındık. Sonra hop ver elini Alkım. :))) Hem ödememi yaptık hemde ne zamandır almak istediğim kitabı aldım/k. Yanına da bir dergi aldım... :))
Bir haftadır evde olmadığımızdan makarna yemeği özlemiştim. Biz tam bir makarna tutkunuyuz. Hele de soslu olursa hımmmmm :))))) Bu sefer canımız yoğurtlu sarmısaklı çekti. Hemen hazırlıkları yaptık , soframızı kurduk, afiyetle yedik. :)))
Ne zamandır kitap okuyamıyordum ama sağlık olsun. Yedinci Gün bitti. Mülksüzler'e devam...  Birde yanında başka bir kitaba başladım.... Hızlanmam lazım... Bizde böyle....

22.11.12

Günlük işler.....

Bugün babaannemiz vefat edeli 5.gün. Akşamları yaptığımız okumayı bugün öğleden sonra yaptık. Annemlerin komşusu da Aşure yapmış getirmiş ruhuna, okumadan sonra dağıttık. Allah razı olsun...
İyi insanlarla yapılan komşuluk ne kadar güzel. Ben de şanslıyım ki 3 komşum var ve çok tatlılar....
Cumartesi yedisi okunacak, zaman ne çabuk geçiyor. Ara ara odasına bakıyorum yatağı boş canımcımın... onun bakışlarını, öpücük verişini arıyorum.... Hayat işte diyorum... yaşamın anlamı bu....
Yedi gün kayınvalidemlerdeyiz, akşam okumalardan sonra dönüyorum eve... Helali hoş olsun babaanne için yaptıklarım....

Konu dağılır gibi olacak ama dedim ya hayat böyle işte, bizler için yaşam devam ediyor. Kalbimin en güzel köşesinde...
Eşimle dün biraz alışveriş yaptık. Bilen bilir ben salyangozlar çok seviyorum. Nedense çok güzel geliyorlar bana... Hediye için kutu alacaktık. Aldığımız yerde bir baktım kadifeden salyangoz... Meğersem yüzük takı kutusuymuş. Eşcağzım aldı. Bende dedim ki; "içi boş ama zamanla dolar inşallah" oda "inşallah" dedi. Bakalım... :)))) 
Bugün havalar iyice soğudu, yağur var İstanbul'da... Yağmuru severim. Allah sokakta kalanların, yakacak odunu olmayanların yardımcısı olsun....
Bu havalarda sıcak bir çay, yanında börek... ne severim anlatamam.....
Hoop kaçtım ben, biraz da kitap okuyacağım. Yedinci Gün'ün bitmesine az kaldı,bitireyim ki yeni kitaplara yelken açayım...
 Herkese iyi akşamlar....

20.11.12

Canımmmm babaannem güle güle.....

Herkese iyi akşamlar.
Bildiğiniz üzere geçen hafta babaannemizi( eşimin) yoğun bakıma kaldırmıştık. Cumartesi sabahı kalbi durmuş ve doktorlar elektro şokla tekrar nefes aldırmışlar. Acilen bizi çağırdılar ve sabahtan yanına gittik canım babaannemizin.... Saat 16.00 ya kadar hastanedeydik ve artık bizi duymuyordu. Solunum cihazı ile yaşıyordu.........
Akşam üzeri kaybettik..... Bu güzel insanı tanıdığım için çook mutluyum. Sohbeti, tavırları, edası, kahve isteyişi... Yaklaşık 3,5 senedir tanıyordum kendisini ama o kadar kaliteli zaman geçirmiştik ki bir çok şeyi biliyordum ve doya doya sohbet ettik diyebilirim. Diğer gelinleri de çok seviyordu ama belki de benim daha girişken olmamdan kaynaklanan bir şeyle daha fazla sohbetlerimiz olurdu....
Ne zormuş sevdiğin birini kaybetmek, yaşı kaç olursa olsun. Hayatımda sevdiğim birini kaybeettiğim 2.kişi babanne....
İyi tarafını görmeye çalışıyorum ve diyorum ki çocukları ne şanslı ki anneleri ile uzun bir zaman geçirdiler. Vefat ettiğin de 82 yaşındaydı Perihan Babaanne... Çocukları da yaklaşık 60 yaşında... Hiç annesini babasını tanımayanlar var diyorum çıkış yolu bulmak için. Ama ara ara gözümden akan yaşlara engel olamıyorum.
Perihan Babaannecim nur içinde yat. İnanıyorum ki şuan en güzel yerdesin ve sevdiklerinlesin. Zamanı gelince bizde seninle olacağız.....

7 gün boyunca kayınvalidemlerdeyim. Gündüz sohbetlerle anıyoruz hem kendisini hem eşini....
Bugün eve daha erken geldim malum işler beni bekler... İpte ki çamaşırları topladım, makineye beyazları at, ütü yaptım, bulaşık makinesini boşalttım. Şimdi de bloğuma yazıyorum... Poşet çay yaptım birazdan da kitap okuyacağım....
Hepinize iyi akşamlar.....

16.11.12

Bugünden kalanlar....

İyi geceler herkese. :)

Bugün kuzen babaannenin yanına gitti. İyiymiş ama hala solunum cihazına bağlı. Yarında ben ve kayınvalidem gidicez yanına.... İnsanın sevdiği, değer verdiği birini o şekilde görmsi çok zormuş hem de çok...

Bugün(dün) Kadıköy'e indik kuzenlerle. Watson'a gittik, siz bu markanın ürünlerini beğenir misiniz bilmem ama biz seviyoruz burayı. Bazı ürünler uygun oluyor. Alışverişimizi yaptık, çıkışta da Bolulu Hasan Usta'da profiterol yedik. Özlemişiz bu tatlıyı... Bugün kitap fazla okuyamadım. Yazımı yazdıktan sonra uyku öncesi okuyacağım.
Malum pazar günü okuma grubumuzun toplantısı var ve benimMülksüzler  kitabını bitirmem lazım. :) Daha 60.sayfadayım. Yalnız kitap acayip hızlı gidiyor, bu 60 sayfayı da 20 dk. falan okumuşumdur. Dili, konusu çok iyi bence... Bitsin, tartışalım sonra da blogda yazarım.
Yarına çok işim var; hastaneye gidilecek, sonra alışveriş, sonra yemek akşama sofra kurulacak... sonra o sofra toplanacak... Yalan Dünya var değmeyin keyfimize...
Bizden böyle, haydin bana müsade...

14.11.12

Günlük 2.... Sahlep.... film....

Selamlar, nasılsınız?

Bizde haberler iyi, babanemiz yavaş yavaş toparlanıyor bugün biraz konuşmuş. Ama biraz daha solunum cihazına bağlı kalacak yoğun bakımda. Çünkü çaba sarfetmesi gerek ama sarf etmiyor....

Dün eşimin doğum günü idi. Kendisi artık 34'den gün aldı. Ufak bir kutlama yaptık. Akşam üzeri başbaşa yemek yedik, dolaştık, akşamına kayınvalidemlerde pasta kestik. Bu sene böyle hastalarımızdan dolayı.... Havalar soğumaya başladı. Her mevsim ayrı güzel bence. Bu mevsim de sahlep zamanı benim için. Ara ara akşamları iyi gidiyor. Bizde böyle....

Bu arada iki film izledik. Biri Emile Zola romanından uyarlanan "Germinal / Tohum Yeşerince" Konusu ve oyunculuklar bir harikaydı. İzlemediyseniz izleyin derim. Eski bir film ama iyi bir film. Fransa'nın bir köyünde yaşayanlar madencilik ile geçimlerini sağlıyorlar fakat aldıkları para ve yaşam şekilleri vasat. Patronlar ise lüks içinde yaşıyorlar. Filmin açıklamsında yazacağım birçok şey var;

FİLM AÇIKLAMASI
1993 yılı yapımı olarak beyaz perdeye yansıyan dram ve romantik türünde sahnelerin ile ön plana çıkan filmin IMDB puan ortalaması 7.0 seviyelerinde yer alırken yönetmenliğini Claude Berri üstlenmiştir, filmin oyuncu kadrosu içinde yer alan bazı oyuncular ise Renaud, Gérard Depardieu ve Miou-Miou şeklinde oluşmaktadır.

Filmin kısa konusu, Etienne Lantier  fransanın madencilik ile geçimini sürdüren bir kasabasına yerleşmiştir, tek amacı kendisini geçindirmeye yetecek bir iş bulup çalışmaktır. Kendi istediği sessiz sakin bir hayatı kısa süre içerinide tanışacağı Maheu sayesinde kökünde değişecektir.

Madende çalışması için ona iş bulan Maheu ile günden güne iyice yakınlaşır ve aileninde genç kızına iyice aşık olmuştur. Tek derdi kalmıştır o da maden işcilerinin çalışma ortamlarının zorluğudur. Etienne, Maheu'yu ikna ederek yeni bir madenciler sendikası kurmayı üstlenip büyük bir grevi organize eder. Elele verip biraraya gelen işçiler devasa bir isyan başlatır, fakat maden sahiplerinin gazaplarından kurtulmaları kolay olmayacaktır...
 Diğer filmi ise bugün izledik; The Divide  oldukça vasat bir filmdi. İzlemek zaman kaybı. Film bittiğinde gereksiz olduğunu anlıyorsunuz. Konusu; ew York’ta neden olduğu bilinmeyen bir nükleer saldırıdan sonra, sağ kurtulan bir grup insan apartmanın bodrum katına sığınırlar. Burada kurtarılmayı beklerken, aksine olayların gelişmesi sonucu gruptakiler kendi başlarının çaresine bakarlar. Fakat bu kez de kendi aralarındaki gariplikler ve anlam verilemeyen davranışlar tüm hepsini etkileyecektir. Nükleer bir yok oluşun ve sonrasının resmedildiği film, tek bir mekanda geçiyor.
Tek iyi yanı; insanların açlıktan neler yapacağını güzel anlatmış....

12.11.12

Yoğun bir haftadan kalanlar....

Herkese merhaba....

Yoğun bir haftanın ardından pazar gününü de sonlandırdık. Salı günü kardeşim, eşi ve canıım yeğenimi alıp bize geldim. Çünkü ufaklık hastalanmıştı. Kusma ve isal. Azı dişlerini çıkarttığından yaparmış. Tabi annesi de kapmıştı virüsü ve onlarda da mide bulantısı, kusma ve isal baş gösterdi. 2 gün bizde kaldılar ve elimden geleni yaptım. Onlar toparlandı çok şükür ama akabinde eşimin babanesi ( hatırlarsanız kalça kemiğini kırmıştı ve yatıyordu) yemeden içmeden kesildi. Sonrası konuşamama başladı :(((( 4gün önce yoğun bakıma alındı. Gelen Aile Hekimi " artık yapacak pek birşey yok, hastaneye götürüp de hastayı yormayın bence. Bekleyin" demişti ama yinede babamlar götürdüler. İlk 4 gün hiç tepki vermiyordu. bugün ziyaretine gittik ve doktor  müjdeyi verdi. Gözlerini açmıştı, ellerini sıkmış ve tepki veriyormuş. Fakat şöyle birşey var ziyaret saatinde gittiğimizde bize de tepki verdi fakat pek bakamıyor hatta baksa bile boş bakıyordu, sadece sesimize tepki veriyor. Çıkmadık candan umut kesilmezmiş. Onu o kadar seviyoruz ki...... Öyle görmek çok üzücü, pembe beyaz bir kadındı iyice beyazlamış.... Birde bizim aramızda bir farklı sevgi vardı. Her gittiğimde kayınvalidemlere kahve yapardım ve karşılıklı hem içer hem sohbet ederdik.... Ve hep " kızım zahmet olmazsa kahve yapar mısın? Sen tam benim sevdiğim gibi yapıyorsun" derdi. Bende büyük bir keyifle kahve yapar, içerdik.....
İnşaalllaaaahhhh sağlığına kavuşur ve ben yine ona kahveler yaparım......
Sağlık olsun yeter ki ben koşturmacaya razıyıım... 
Böyle bir haftanın ardından bakalım bu hafta ne bekliyor bizi. Geçen sene hastanede girmiştik yeni yıla ve bu sene de hep hastalıklarla geçti. Umarım seneye böyle geçmez. Ve asla bu durumda isyan etmiyorum. Herşey bizim için. 
Herkese iyi haftalar......