31.3.12

Ağzına sağlık Bekir Coşkun....

LEYLEK GETİRDİ, İMAM GÖTÜRDÜ...

29 Mart 2012 Perşembe, 21:59 · tarihinde Bekir COŞKUN ve Yazıları tarafından eklendi
 
Sinemaya götürse halası, kırk soru sorarsın annesi:
“Hangi sinema?..”
“Film nasıl?..”
“Kaçta biter?..”
“Elini bırakma halası...”
Ama çocukların nasıl bir yaşama götürüldüğünü belirleyecek 4+4+4 diye kıyamet kopuyor meydanlarda...
Sormuyorsun anne...
*
Halıya düştüğünde...
Dolabın arkasına saklandığında...
Kapının önüne çıktığında diyelim...
Arkasından camdan bağırdığında kırk mahalle duyar:
“Ceeeeeemmmmm...”
İmam çocuğun yaşamını değiştiriyor... Eğitimini kendine göre yeniden düzenliyor... Sanki “gâvur” çocuğuymuş gibi, onu “dindar nesil” yapacağını söylüyor...
Hangi karanlık sokakta kaybolmak tehlikesi bekliyor çocuğu?..
Ama annesi, sessizsin...
*
Medeni dünyanın neresinde daha 5 yaşında oyunlarından koparıp annesinin elinden alsalardı çocuğunu...
Ya da dünyanın neresinde; çocuğunun 8 yıllık temel eğitimini 4 yıla indirselerdi... Cin tuzaklar kursalardı bebeğine...
Bir milyon anne meydandaydı...
Dünyanın neresinde olsaydı... Beşikler, çocuk arabaları çoktan bırakılmıştı TBMM’nin önüne...
Bebeklerine söyledikleri ninnileri söyleyeceklerdi meydanlarda...
Ve kimse durduramayacaktı anneleri...
Çünkü anne olmak öyle bir şey...
Ama anneye “4+4+4 nedir?” diye sor istersen...
Bihaber...
*
İşte...
Sadece yiğit KESK emekçileri oradaydı, alnı öpülesi...
Ve bir avuç eli öpülesi yürekli Eğitim-Sen’li öğretmen sadece...
Polisin copu, gazı, boyalı suyu, saldırısı, dayağı, tekmesi karşısında çocukların geleceğini vermek istemediler...
O kadar...
Anneler, babalar ise yoktu...
*
Dün saydım:
Çocuk, öğrenci, eğitim, anne, okul, zart, zurt ile ilgili tam 1300 dernek ve vakıf var...
Çocuk sevgisini malzeme yapmış yonta yonta gidiyorlar bir bakıma...
“Fon dağıtılacak” deselerdi, hepsini meydanda görecektiniz...
Utanmadan...
Ama bir ulusun tüm çocuklarının geleceği saptırılıyor, onlar da gözükmediler...
*
Ama anne, önce sen...
Sen neredeydin?..
Son birkaç günde neler oldu bir bilsen...
*
Çocuklar sorduğunda şöyle dersin artık:
“Leylek getirdi, imam götürdü...”

***
30 Mart 2012- BEKİR COŞKUN
bcoskun@cumhuriyet.com.tr

30.3.12

Hür Adam Bediüzzaman Said Nursi

Bu akşam üzeri izleyebildim filmi. Film 2.37 Dk.  Tam bir hayal kırıklığına uğradım diyebilirim. Çünkü film o kadar amatörce çekilmiş ki... Birde çok yavaş. Daha çok sohbetlerin, yaymak istediği ideolojinin olacağını beklerken filmde daha çok devlet kötülenmiş. Tabiki sevenleri filmi beğenmişlerdir diye düşünüyorum ve daha da bilenmişlerdir herhalde....
Dikattimi çeken bir çok detay oldu filmde.... Birde şunu belirtmek isterim ki benimsemediğim şeyler hakkında da okumayı, varsa filmler şeklinde izlemeyi severim; kendi fikrimin oluşması adına. Kulaktan dolma bilgileri çok sevmem. Bilmek, öğrenmek isterim.
Çok garip ama Müjde Abla postlarından birinde şöyle bir cümle kullanmıştı; " komşum hem laik hem inançlıdır" cümle eksik olabilir :) Kendime çok yakın bulmuştum. Çünkü bende laiklikten yanayım ve Atatürk hayranıyım. Lider vasıflarına sahip ender insanlardan biri ve onunla aynı ülkeyi paylaşmaktan çok mutluyum. Aynı zamanda da inançlıyımdır. Allah ile arama kimsenin giremeyeceğini bildiğimden, yaşadığım toplumun cahil kalmasını, ileriye gidememesini görmek üzüyor....
Filmde dikkatimi çekenlerden biri; Said'i sevenlerin kürtçe konuşması ama yanıtını Said Türkçe veriyor. Birde devamlı Kürdistan lafı geçiyor. her ne kadar Said Nursi Türkçülüğün bu ülkeyi yönettiğini ve kardeş olduklarını söylesede dikkat çekici derecedeydi... Birde hiç ne kelime-i şahaded ne de " La ilahe illah" dan sonra " Muhammeden ResulAllah" dememesiydi hemde hiç... 
Genelde yargılanması olarak; sarığın çıkartmaması, kıyafet devrimini kabul etmemesi olarak lanse edilmiş ama o kadar olmadığını düşünüyorum. Hiç Risal-i nur'larından bahsedilmiyor, sohbetleri anlatılmamış. Devamlı olarak Allah inancını söylüyor ve cemaatine sabır diyor. Oysaki bu kadar söylemle nasıl bir cemaat kurulur ki?.....
Elbette ülkemizde çok fazla eren, ermiş, dervişlerimiz var... Şems-Mevlana, Aziz Mahmud Hüdai Hz., Eyüp Sultan Hazretleri... ama nedense Said Nursi daha çok dinini yaşaması engellenmiş.  Cemaat olaylarına pek girmemiler sadece mahkemelerde ve devlet adamalarının kendi aralarında konuşmalarında çoğaldıklarına değinilmiş....
İlim insanlarının bazı gönül gözlerinin açık olduğuna inanırım. Mistik güçlerede inanarım bilakis yaşayan biri olarak ama film beni çok rahatsız etti..... Oysaki peygamber efendimizin şekilliciliğe önem verdiğini düşünmüyorum. Kuran-ı Kerim'i türkçe okuyan biri olarakda Allah'ın bizi sırf sarık takmadığımız için yargılayacağına hiç ama hiç inanmıyorum.......
Tabi bunlar filmin anlattıkları, aslında nasıl biridir neyi yaymak istemiştir bilemiyorum.... >Oysak Allah ile aramıza kimsenin giremeyeceğini hem kitabımız hemde Peygamber efendimiz söylemişler. Ki Allah sadece ibadet etmemizi isteseydi; Peygamber efendimiz hiç savaşlara katılmaz, camiden hiç çıkmadan ibadet ederdi herhalde. Ki efendimizin en korktuğu şey tüm gününü dünya elinden de çekip kendini ibadete adanmşlık. Keza gece gizlice ibadet ettiğinde hanımı sorunca cevaben; insanlar beni bu şekilde görse tümden işlerini bırakırlar demiştir.,
Birde cehalet aman Allah'ım ne kötü bir illet. Bizde de maşallah cehalet çok yaygın..... İlk emir neydi; OKU....

Yazacak anlatacak çok şey  var aslında ama yazıya döktüğümde biraz kendimi ifade edemiyormuşum gibime geliyor...
Filmi beğenmedim kesinlikle kötüydü, belki çizgi film şeklinde olanı farklıdır onada bakıcam...



İyi akşamlar....

29.3.12

Gölge Oyunu/ 1992 Yılı Yapımı....

Aslında bir önceki postta "Gölgesizler" diye yanlış yazmışım filmin ismini. Filmin ismi Gölge Oyunu. Biraz karanlık bir film. Canınız sıkkınsa izlemeyin derim daha çok sıkılırsınız. Tiyatrocu oyuncuların ağırlıkta olduğu bir film. En çokta Şevket Altuğ'u görmek sevindirdi beni, çünkü diğer oyuncuları dizilerde görebiliyoruz.
Konu olarak biraz felsefi yaklaşımlar hakim. Biz var mıyız, gerçek miyiz? sorusu üzerinden dostluk, sağır-dilsizlik ve pavyon hayatında geçen bir öykü.....
Müziklerini Atilla Özdemiroğlu, yapımcı Türker İnanoğlu ve yönetmen de : Yavuz Turgul.

Konusu: 

Mahmut (Şevket Altuğ) ve Abidin (Şener Şen) bir pavyonda çalışmaktadırlar. Mahmut dürüst bir gençtir. Abidin ise tersine hırsız, yalancı ve çapkındır. Bu arada Sülo adlı bir komisyoncu pavyonda çalışması için patrona Kumru (Larissa Litichevskaya) isimli bir kız getirir. Gazinonun patronu, kızın sağır ve dilsiz olduğunu anlayınca onu kovar. Mahmut ona sahip çıkar ve Abidin’le birlikte yaşadıkları eve götürür. Patron Sülo’ya komisyon olarak verdiği parayı çıkartabilmek için Kumru’yu sigarayla çiçek sattırarak çalıştırmaya başlar. Mahmut, Kumru’nun yanında taşıdığı fotoğraftan Zeliha adındaki annesini aradığını anlar ve ona yardım eder. Sonunda Kumru’nun annesinin hapiste olduğunu öğrenirler. Abidin ile Mahmut, Kumru yüzünden kavga ederler ve arkadaşlıkları sona erer. Abidin yeni bir ortakla başka bir pavyonda çalışmaya başlar ama mutsuzdur ve içindeki bunalım onu intihara kadar sürükler. Mahmut, Abidin’in hayatını kurtarır. Ortaklığa yeniden başlarlar. Bu arada Kumru’nun annesini ziyaret ederler. Annesi de aynı kızı gibi sağır ve dilsizdir. Mahmut Kumru’yu sever ve ilk kez bir genç kızla birlikte olur. Ertesi gün uyandığında Kumru’yu bulamaz ve Abidin’le birlikte her yerde ararlar. Pavyona döndüklerinde hiç kimsenin Kumru’nun varlığından haberleri bile olmadığı yanıtını alırlar. Akıllarına birlikte çektirdikleri bir fotoğraf gelir. Fotoğrafa baktıklarında Abidin ve Mahmut dışında hiç kimsenin olmadığını görürler. Olanların ya da olmayanların bir düş mü yoksa gerçek mi olduğuna anlam veremezler. Ama dışarıda yaşam sürmektedir...

OYUNCULAR:

Şener Şen
Puan:
  
  
  
Ülkü Duru
Puan:
  
  
Cevat Çapan
Puan:
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
Nedim Doğan
Puan:
  
  
Talat Şener
Puan:
  
Dilara Köse
Puan:
  
  
  
Ahmet Açan
Puan: