30.9.12

İyi haftalar herkese...Ve kitaba devam...

Merhabalar. :)

Bu aralar bu kitaba yoğunlaştım, hatta vurgun gibi cümleler sarsıyor bile. Sona az kaldı...
Yeni kitaplar alındı, evdekiler sırasını bekliyor derken film izlemeyi aksattım. Ama notlarımı da aldım. Leylak Dalı film ismi hatta Dekolaglar derlemesi yayınlamıştı. Notumu aldım o seri filmede bakacağım.
Şimdiden herkese iyi haftalar, yarın görüşürüz. :)

27.9.12

Selam...

Haftasonu yeğenimin 1.yaş gününü kutladık. Çocuklar balonlar arasında oynadı, bağırdı eğlendiler. Bizim için de keyifli bir gündü. Allah isteyen herkese çocuk versin ve bu duyguyu yaşatsın.
Sonra salı günü de akşam sünnet düğünündeydik derken geldik bugüne. :)))

canımmmmmın içiiiiiii :)))

Lizbon'a Gece Treni kitabı çok iyi gidiyor. İnsanın ruhunu sarsıyor bence. Okuyanlar bilir. :)))))
Birde yeni diziye başladık. Geçen hafta TerraNova'yı bitirdik. Şuan Borgias dizisini izliyoruz. 1.sezondayız, 2.sezon televizyonda österime başlamış. İlginç bir dizi. Eski dönem Papalık sistemi ve içeride dönen entrikalar, bu uğurda öldürülen kişiler, yapılan evlilikler...
ailecek :)))
Bizde böyle, :)))

Yağmurdan Önce / Before The Rain

Merhabalar.

Bir arkadaşımız 6 tane İran filmi getirdi ve bunlardan 2.sini izledim. Yağmurdan Önce...

Karanlık ama derin bir film, izlerken içiniz sızlıyor, inirleniyorsunuz... Ama gerçekler acıtı zaten değil mi? ...



Filmin Özeti:

Londra ve Makedonya arasında gidip gelerek üç bölümde anlatılan filmde, birbiriyle uzak coğrafyalarda ve ilgisiz görünen insanların hayatı, resmin tamamını oluşturmak üzere birleşir:

'Kelimeler' isimli ilk bölümde, iç savaşla bölünen Yugoslavya’dan kopmakta olan Makedonya’da, bir ortodoks rahip, cinayetle suçlanan müslüman ve Arnavut bir kızı saklayarak, kendi inançlarına karşı gelir.

'Yüzler'. Londra’da, genç bir İngiliz kadın güven verici ve olgun kocası ile ülkesine dönme hazırlığındaki Makedonyalı bir savaş fotoğrafçısı olan aşığı arasında ikilemdedir.

'Resimler', ülkesine dönen fotoğrafçının Makedonya’nın geçirdiği dehşey verici değişime şahit olması ve anlamaya çalışmasını anlatıyor.

Milcho Manchevski’nin ilk uzun metrajı ona hem Oscar adaylığı hem de Altın Aslan’ın da içinde bulunduğu onlarca uluslararası ödül kazandırdı. Anlatılan öykünün içtenliği kadar, hikayeyi kurgulamak için seçilen sinema dili ve çarpıcı görüntü yönetimiyle de iz bıraktı.

24.9.12

2 kitap 2 yorum...

 Thyke grubumuzun Elül ayı pkuma kitabımızdı. Bir solukta okudum bu kitabı, ve gruptaki herkes de. Konusu polisiye roman. Ve yazar daha çok yeni olmasına rağmen kurgusu bir harikaydı. Sadece bazı tesadüf karşılaştırmaları bazı yerlerde olmamış. Birde sonunu beğenmedik, türk filmi gibi bitmişti. Sonunu grup olarak hiç mi hiç beğenmedik ama onun dışında ara kitap olarak harikaydı. Tavsiye derim. Bu yüzden fazla detaylara girmiyorum.

Arka Kapak: Cenk Çalışır
NEMESİS KİTAP

TÜRK OKURU,BİR SONRAKİ MACERASINI SABIRSIZLIKLA BEKLEYECEĞİ,YENİ BİR POLİSİYE YAZARIYLA TANIŞIYOR.

Bursa Emniyeti birbiri ardına işlenen cinayetleri çözmek için uğraşıyor !!!
Görgü tanığı, parmak izi, ya da ipucu sayılabilecek herhangi bir bağlantısı olmayan cinayetlerin tek bir ortak noktası var: Cesetlerle birlikte bulunan satranç taşları…
Başkomiser Ali Çakır, genç kuşak başarılı komiserler Levent, Cengiz ve Bülent’le seri cinayetleri çözme konusunda yol almaya çalışırken Ercan Demir olaya el koyuyor.
Ülkede seri cinayetler artınca, bu konuda yurt dışında eğitim gördükten sonra çok gizli Ulusal Güvenlik Bürosu’nda çalışmak için yurda dönen Ercan, Bursa halkının haberdar olmaya başlayıp korktuğu seri katili bulabilecek mi?
Bu satranç cinayetleri oyundaki şahı kullanmadan çözülebilecek mi? Yoksa Oyuncu “Şah!” diyecek mi? SİTE


Selanik'te Sonbahar / Tuna Kiremitçi bu kitap "kitaplaşalım mı?" etkilinden drwilldone'dan gelen kitap.
Kitabı vasat buldum ben. Özellikle konusunu yazım şekli çok da iyi değildi. Sanki yazmak için yazmıştı. Tamam ölüleri konuşturmaya çalışmış, bazı yerlerde de sanki iç ses gibi aktarmış ama kitapta geçen osmanlı dönemine ait mektuplar, bunu aktarımı... eksikti. Yani kitabı kapattıktan sonra" eee ne oldu şimdi mektuplara" kim göndermiş, sonuç ne? gibi sorular kalıyor kafanızda ve cevaplar da eksik bana göre tabi...

Kitap Hakkında:
Tuna Kiremitçi’nin beklenen yeni romanı…

Bir ulusun doğmasını engelleyen suikast, o suikaste uğramasa lider olacak bir asker, gerçekleşmesi Ölüm’e bağlı bir aşk...

“Fikriye’nin bedenine girmiş ölümün yanına uzandım, ona sarılıp gün boyu bekledim. Sigara içtim bekledim. Tuvalete gidip geldim bekledim. Yeterince beklersem ölüm bedeninden çıkar, Fikriye uyanır diye bekledim. Beklemek beni onun babası yaptı, oğlu yaptı, ölüm benim bekleyişimden dev bir heykel yaptı, ben o heykelin tepesine konan kuş oldum yine bekledim. Asırlar beklemekle geçti, derken bekleyiş de geçti, cümleler büsbütün anlamsızlaşıp anlam kendisini bir kız için vurdu ve ben anladım: Bekleye bekleye onu geri getiremeyecektim.”

20.9.12

Tatlı Perşembe. :)

Herkese merhaba. Nasılsınız?

Bende kişisel olarak keyifler yerinde fakat şehit haberlerinden dolayı can sıkıntısı yok diyemem..... :((

Salı akşamı sondu çcuklara bakma keyfi. :) Kuzenim gelince çarşamba günü devrettim kendisine. O gün tuhaf oldum alışmıştım onlara.


 Bu arada sevgili Lale Ablanın yayınladığı patatesli omleti yaptım bugün enfes oluyor tavsiye ederim deneyin. tarifi ise; 2 patetesi rendeleyin, suyunu sıkın. Üzerine 3 yumurta damak zevkinize göre baharatlar ve dereotu, maydanoz ekleyin, karıştırın. Tavaya kaşık yardımı ile mücver yapar gibi döküp kızartın. Afiyet olsun. :)))

Birde benim sık yaptığım hafif, sıfır yağlı kabak graten yemeğim var. Belki biliyorsunuzdur ama bilmeyenler için tarifini vermek isterim. Kabakları yaklaşık olarak 7-8 dakika  haşlıyorsunuz(bütün olarak). Sonra 2 ye bölüp içlerini çıkartıyorsunuz. Ben içlerini harç malzememe katıyorum ama bu arzuya göre. Başka bir kapta peynir, dereotu, karabiber, pul biber, tuz ve yumurtayı karıştırıyorsunuz. Sonra kabakların içine dolduruyorsunuz. Eğer evinizde varsa üzerine kaşar peynir de rendeleyebilirsiniz. Sonra tepsinin altına biraz su ileva edin, önceden ısıtılmış fırında yaklaşık 20-25 dk. pişirin. Bu süre fırınınıza göre değişir. Hiç yağ olmadığından ve kabak tadının hafif olmasından harika bir yemek oluyor, görsel olarak da güzeldir. :)))
Bugün bizim buranın pazarı vardı, çıktık alışverişe. Biz otçul beslenmeyi seven bir aileyiz, bu yüzdende bolcana yeşillik aldık. Annem soğan, maydanoz türü yeşillikleri ayıklayıp buzdolabına kaldırırdı. Ve banada geçti bu alışkanlık Dereotu, nane, maydonoz ve taze soğan ayıklanmadan buzdolabında yerini almaz. :)))))
Bu arada belirtmeliyim; Tupperware'in yeşillik saklama kapları bir harika. Ortalama 1 ay tazeliğini koruyor yeşillikler bu kapta. Böylece daha uzun süre kullanıyorum. Çünkü bu yeşillikler çabuk bozulmaya meyilli, birde ıslatıldıklarını düşünürsek.
Havalar serinledi, kefir mayalamaya tekrardan başladım. Biz bayağı bir faydasını gördük.
Gün içinde bir film ve dizi izledik. TerraNova'ı izliyoruz. Her ne kadar kaldırılmış olsa da. Fil olarak da Ip Man'in nasıl İp Man olduğunu anlatan üçlemenin 1'ini izledik. 2 ve 3 izlemiştik. Uzak doğu öğretileri beni çok etkiliyor. Sırf bu yüzden uzakdoğuya gitmek isterdim.
Biraz uzun bir yazı oldu ama hafta yoğun geçiyor :))
Bu arada yarın akşam annem İstanbul'a gelmek üzere yola çıkıyor. Pazar günü yeğenimin 1.aş günü kutlaması var. :))

Benden böyle, iyi akşamlar. :)))))
patatesli omlet
kabak graten
temizlenen yeşillikler
pişmiş hali


kefir

Ip Man

16.9.12

Keyifli bir pazar günü...

Dün arkadaşalarla güzel bir kahvaltı yaptık. Uzun zamandır hamur kızartmamıştık ve kahvaltımıza bunu da ekledik. :)))
Brecht
Sonrası ver elini Kadıköy. Kabalcı'ya da uğramadan olmaz. İndirimli kitaplardan bu kitabı aldım. :) Yine dayanamadım ve aldım kitap. Evdekileri ne zaman bitiricem ben yahu. Daha alınacak listesi var.
 Gezdik, dolaştık, bir şeyler yedik. Sonra da evde kahve keyfimizi yaptık.

Bugün de Thyke okuma grubu toplantımız vardı. Buluştuk. Satranç Cinayetleri kitabını konuştuk. Güzel geçti. Sonrası yine Kadıköy. :)))
Eşimle buluştuk. Tabi açıkmıştık, doğru Borsam Lahmacun Salonuna gittik. Burda lahmacun yedikten sonra diğer yediğiniz lahmacunları beğenmiyorsunuz, o kadar iddalı bize göre.
Sonra dolaştık yine ve çay molamızı Nazım Hikmet Kültür Merkezinde verdik. Hava da püfür püfür esiyordu. Bahçesini çok beğeniyorum. Keyif veriyor bana.
Eş işe gitti, bende Çaykur Çay Evi'nde bir çay molası verdim, açtım kitabımı manzara eşliğinde okudum.
2 gün daha bakacağım çocuklara, sonrası da yeğenim için hazırlıklar. Ve gidilecek, görülecek yerleri gezmeye. :)))))
Herkese iyi haftalar, iyi akşamlar.

14.9.12

Ve haftasonuna doğru...

Çocuk bakım işim harika gidiyor. Öyle tatlı ki Emir'im. Salı günü son, kuzenim tatilden geliyor ve çarşamba günü iş başı yapacak.
Yalnız ben alıştım ki onlara. :)) Hele Emir'in bir huyu var; diyelim çimçikledi beni, kızıyorum diye karşıma geçiyor gözlerini gözlerime dikiyor ve göz kırpıyor. Ardında da öpücük atıyor. Allah'ım zamane çocukları çok akıllı ve fena. :))))) 
Yarın kahvaltıya bizdeler. Bakalım ne kurlar yapacak. Gerçi annesini görünce bizi unutuyor.
Satranç Cinayetleri kitabı bitti, pazar günü okuma grubu toplantımız var, sonrası bu kitabı anlatacağım.
Yeni bir kitaba başladım. Nehir Söyleşisi bir kitap ve başlangıcından aldı beni içine....
Bugün eve gelince akşamdan taze fasulyemi yaptı, bol domatesli, yarına yemeğimde haızr, akşama rahatım. Zeytinyağlı yemekleri dinlenmiş sevenlerdenim. Hemen o an yapıp yemeği sevmiyorum. İlla ki dinlenecek yemeklerim. :)))
Pazar günü de toplantımız var zaten. Yoğunluğa devam. :))
Hepinize iyi haftasonları...


11.9.12

Veee oyun başlasın. :)))


Akşamları bu kitaba devam. :))) 3.kitaba geldim. Kaldı 2 kitap. Yalnız gittikçe enteresanlaşıyor kitap, özellikle soruları, olaylara bakış açısı. Fazla detaylandırmayayım, kitap bitiminde anlatırım. :)
Bu arada ekim ayında tiyatro perdelerini açıyor hemde bu sene yeni oyunlar da var. Çok seviyorum tiyatroyu.
İstanbul'da olan bloggerlarla tiyatro günü düzenleyelim ne dersiniz?

Çocuk bakımı iyi gidiyor, zahmetsiz çocuk bunlar. :)) Ve çook tatlılar.
Haydin bana müsade, daha ütü var sonrası kitap okuyacağım. Yanında filtre kahvem. Olmazsa olmazlarımdan...
İyi akşamlar.


9.9.12

Pazar yazısı...

 Selamlar :)

Nasılsınız? Bende keyifler yerinde. Sizde nasıl?

Bugün eşcağımızla Üsküdar'a Simit Sarayına gittik, Kız Kulesine karşı kahvaltımızı ettik, gazetemizi okuduk. Dönüşte biraz sahilde yürüdük. iyi geldi. Üsküdar'ın havası bir başka...

Akşam üzeri de Kadıköy'e indik. Veee hep yazarım ya Kadıköy'e inince kitap almadan olmaz. Serenad/ Z.Livaneli kitabını okuyanlar hatırlayacaktır; konu olarak MAvi Alay ve Struma Gemisinden bahsedilir. İşte o olaylarla ilgili ilk kitap  yazılmıştır ve basılmıştır. İlgililerine duyrulur. Hemen bizde çantaya attık. Birde üçlemenin son kitabı olan Son Koloni çıkmış hemen onuda çantaya attık. Eşim sıcağı sıcağına başladı bugün. Bende ondan sonra okurum. Kitap kulemiz büyüyor.  
Bu hafta arkadaşın oğullarına bakacağım. Bakan kişi izinde olduğundan. Bana da tecrübe oluyor hehe :)))
Bu hafta da biraz yoğun geçecek sanırım, aralarda görüşürüz.
Hepinize iyi haftalar.




7.9.12

İkinci Yarısı / Ece Temelkuran

Yazarı ilk "Ağrı'nın Derinliği" kitabı ile tanıdım ve o kitabı da konu olarak çok iyiydi.
Bu kitabın türü "deneme" . Ve kısa kısa başlıklar altında hayatı, kadınları, erkekleri, yaşamı sorgulaması, sorular sorması bazende kendi yanıt vermesinden oluşmuş bir kitap. Özellikle kadınlarla ilgili yazısı çok fazla. Çünkü kadınların küçüklükten "ev hanımlığına, anneliğe hazırlandığını" düşünmesi ve bundan rahatsızlık duyması. Haksız da sayılmaz hani. Yazarın yazım dilini seviyorum ve okumadıysanız diğer kitabını da öneririm.


 Arka Kapaktan...

 Ece Temelkuran
EVEREST YAYINLARI

“Ben artık ikinci yarıya girdim. Ve her fani gibi ben de birinci yarıdan ders aldığımı zannediyorum. Daha da fenası, bu derslerin işe yarayacağına dair bir ümidim var. Hayat denen şeyin her insanla yeniden sıfırdan başlaması ne büyük bir saçmalık!”

Ece Temelkuran bu kez ömrün “İkinci Yarısı”ndan bildiriyor. İlk yarıdan, kesip sakladığımız, belki kaybettiğimiz ‘an’ları bir araya topluyor bu kitapta.
O bir ‘an’a varmak için belki de. Çocukken ki bir ‘an’a, bir türlü anlatamadığımız, ama hep özlediğimiz...

Haberler İyi....

Herkese gece kuşundan merhaba.
Takip ettiğim bloggerların sayfasını tamaladıktan sonra kendi yazımı yazabilirim artık dedim kendime :)))

Bizde bazı haberler iyi. Annemin dün 3 aylık rutin kontrolleri vardı. Ve sonuçlar temiz çıkmış. Tabi hepimiz çook rahatladık. Acaba nasıl çıkacak, yine kemoterapi alması gerekebilir mi diye düşünürken sevindik. Ayın sonunda yeğenimin, canımın 1 yaş doğum günü var. Hazırlıklara başladık.
Buarada babanemiz toparladı bayağı, ananemizde 2.haftayı bitiriyor şuada. Kaldı 3 haftası. Allah tüm hastalara şifa versin.


Bir kartpostalım daha geldi bayram etkinliğinden. İçinden birde bayram şekeri çıktı. Teşekkürler Neslihan'ın Çikolata Fabrikası.

Aynı zamanda e-bookta "Kiralık Konak" kitabını okuyorum. Diğer kitabım bitti. Eylül ayı okuma grubumuzdan arkadaşımızın belirlediği kitaba başladım; "Satranç Cinayetleri".

Hepinize şimdiden bereketli, hayırlı Cumalar.
Not: Şehit haberleri ile içimiz yandı, isyanlar ettik.... yeter artık dedik....

2.9.12

Kartpostallarım geldi....

Veeee ne zamandır yazmak istediğim ama araya başka şeylerin girdiği bir yazıydı bu.
Kartpostallarım geldi. Hepinize çook teşekkür ederim. :)


Sevgili;
  1. Çiğdem
  2. Leylak
  3. Seda
  4. Sinem
  5. Darla
  6. Deniz
  7. Ness
  8. Banu
  9. Asuman
  10. Dilek
  11. Nuran
  12. Fermma
  13. Neslihan
  14. Ece
Tekrar teşekkürler :)

Bir Pazar Günü.....

Bu haftayı bir içerde bir dışarda geçirdik. Biliyorsunuz geçtiğimiz hafta yetenek sınavları vardı. Kaynım da başvurmuştu. Marmara Müzük Öğretmneliği bölümü olmadı, pazartesi günü de İ.T.Ü. Halk Oyunları açıklanacak ( bu bölümüde başvurdu) inşallah olur. Yoksa çok üzülüyor.
Bizde bu arada birkaç arkadaş ziyareti yaptık. Evde olduğumuz zamanlarda da film izlemeye devam.... Kitap okumaya da tabi. :)))

 İmparatoriçe Ve Askerleri Çin filmi. Öyle fazla bir konusu yok aslında. Babası savaş sırasında ölen bir prenses ve yeğeninin kavgası. Aksiyon olarak fena değildi. Ip Man filminde oynayan adamda oynuyor. Ip Man filminide çok beğenmiştim.
 Sonrasın da Vay Anam Vay Babasının Oğlu filmini izledik. Tam bir komediydi. İzlerken çook keyif aldık. Eğer ailecek keyifli bir film izlemek isterseniz bu film olabilir.Ve meşhur, kitapları deli gibi satan Açlık Oyunları'nın filmini izledik. Ben çok beğenmedim. Sanki bir şeyler eksikti filminde. Kitap nasıldı bilmediğimden adlandıramıyorum eksik olanı.





 Dün Kadıköy'e indik yürüyüş yaptık, yemeğimizi yedik ve çayımızı da içmeye Moda Çay Bahçesine çıktık. Bu kareler de oradan. :)))


Atatürk Konuşuyor / Derleyen İsmet Bozdağ kitabını bitirdim. Bu kitabı Kabalcı Kitapevinden 1 TL'ye aldım. Kitap Nutuk Öncesi yaşananlardan kısa bir derleme. Her bir satırı okurken sindirerek okudum. Ve hep dedim ki; şimdi kimse vatanını, ülkesini ATAM kadar düşünmüyor. Kimse bazı şeylerden vazgeçmek istemediğinden ses çıkarmıyor..........

Bööyle işte... Hepinize iyi haftalar.