30.1.13

Bendennnnnn haberler......

Herkese merhaba, nasılsınız? Uzun zamandır uğrayamadım yazılarınıza, kendi sayfalarıma....
Bu aralar şiddetli baş ağrısı yaşıyorum ve genelde de yatıyorum. Ne kitap okuyabiliyorum, ne gezebiliyorum. Ara da 2 film izledim oda iyi olduğum zamanlar da.... Hiç bu şekilde baş ağrısı çekmemiştim. Allah kimseye vermesin. İnşallah yakın zamanda düzelicem...

Filmlerden biri "Danton" . Özellikle baş rol oyuncusuna bayıldım.  Filmin konusu devrim sonrası her iki tarafın yaşadıkları, olaylara bakış açısı ve idam cezası.... Film bir çok dalda ödül almış, haketmiş.

Diğer film de "Roma'dan Sevgiler" ... Eğlenceli bir izlenimlik film. Özellikle Woody Allen bir harikaydı. :))

Benden böyle.... Herkese iyi akşamlar.

23.1.13

Aylak Adam / Yusuf Atılgan

Bu ayki okuma grubumuzun kitabıydı Aylak Adam. 
Kitabı çok sıkılarak okudum, zorunlu olmasam okumazdım diye düşündüm hatta. Ve şunun da kararına vardık ki; reklamı çok iyi yapılmış bir kitap ama anlatıldığı kadar da iyi bir kitap, başucu kitabı değil...
Yazarın hayatını ve bu kitabı yazma sürecini okuduğunuzda neden bazı cümlelerin hava da kaldığını, sonunun neden öyle bittiğini anlıyorsunuz. Örneğin yazar bu kitabını çook uzun bir zaman diliminde yazmış. Devamlı düzeltmeler ve cümle çıkartmaları yapmış. Mesela " c." kim? Neden kahramanımız her şeye karşı ama kendisi de karşı olduğu kişiliklere yakın. Yusuf Atılgan yaşamının bir bölümünü çiftlikte geçirmiş ve bu kitabı da orada yazmış. İnsan analizleri ve bazı soru cümleler çok iyi ama diğer yazımlar vasat bence. Hiç bir aylak adam bu kadar entellektüel olmaz. Yada ben görmedim, duymadım. 
Yalnız çektiği belli, kafasını birşeylere özellikle de toplumsal gözüksede bireysel olarak bir şeylere taktığı belli kahramanın. Örneğin babasını teyzesi ile basması ve onda kalan güvensizlik. Fakat zenginliği babasından kalma ve devamlı dışarda.... Ve kızdığı halde yaşamında ki lüksten vazgeçmiyor. vs....
Velhasıl bence abartıldığı kadar iyi bir kitap değil.

21.1.13

İremce'nin mimi :)

Severek takip ettiğim İ.r.e.m.c.e irem'in bloğu burada  mimlemiş beni de . Cevaplamak bugüne kısmetmiş.
Mim konusu "özlenenler ve özlemekle" ilgili.
Aslında özlediğim çok şey var desem....
* Bu sene vefatının 2.yılı olan Nuran Teyzemi özledim. Onunla sohbet etmeyi, kahve içmeyi ve kısır yapmayı.... Farklı bir yeri vardı bende. Ve benim yerimde farklıydı onda. Bunu hem söylerdi hemde ben hissederdim....
*Çocuk olmayı özledim. Mahallece dışarda olurduk, sadece yemek yemek için hergün birimizin evine giderdik sonrası ver elini yine sokak..... :))
* Hiç tanımadığım ama tanımayı çok istediğim halamı özledim. Ben küçükken vefat etmiş. Ama hakkında anlatılan o kadar iyi anı var ki; halacım nur içinde yat. Seni hatırlamasam da içimde seninle konuşuyorum...
*Lise de ki öğretmenleri mi özledim.
* Eski komşuluklarımızı özledim. Çay ve sohbetler bir başkaydı bana göre.
  Aslında çok var ama hepsini paylaşmak istemiyorum. Bana kalsın... :)

16.1.13

Nazım Hikmet, Benden kalanlar :))

 Dün kendimi sokaklara attım diyebilirim. Bilbordlar da gördüğüm "Nazım Hikmet 111 Yaşında Sergisi" ne gittim. Caddebostan Kültür Merkezindeydi sergi. Şiirleri gibi sergide ki resimler de güzeldi. Ve ne ülkeyiz dedim, hiç değer bilemiyoruz....
Duygu yüklü olduğu, memleket dertlerini kendi derdi haline getiren adam Nazım Hikmet...
Aşık, sevdalı, içli adam Nazım Hikmet.... Sürgünde yaşayan, sürgünde ölen adam ve adam gibi adamın mezarı da ülkesinde olmayan şair, ressam........
Gezdim, baktım, düşündüm sergi de... Bol bol fotoğraf da çektim.

Çıkınca yine kültür merkezi içinde ki kütüphaneye uğradım, üye olmak için. Yalnız dışarı kitap vermiyorlarmış o yüzden vazgeçtim ve danışmada ki kıza Kadıköy'de kütüphane sordum. O da hemen sokağın başında Muhtar Özkaya Halk Kütüphanesi var dedi. Hemen yola koyuldum. :)) Çünkü uzun zaman olmuştu kütüphaneye gitmeyeli üye olmayalı.  Müdürü de çok tatlı bir bayandı, sohbet ettik. kadıköy'de bulunan ve Kültür Bakanlığına bağlı Aziz Berker Kütüphanesinden dert yandım. Çünkü görünüş, içerisi ve kitap dizaynı çok kötüydü Aziz Berkek Kütüphanesinin. Ve birçok kitap ta yoktu. Yaklaşık 3 ay önce gittiğimde hüsrana uğramıştım.
Ama dün gittiğim kütüphane çok nezihti. Ama en önemlisi güncel kitaplar da vardı. Bir tek eski, okunmayan değil her tür kitap vardı. Çok sevdim orayı. Üye de oldum. Elimdekileri biraz hafifleteyim kitap almaya gidicem.
Bugün pek bir hamarattım, bozulmaya başlamış kabak ve patlıcana patates de ilave edip kızarttım, salçalı sos üzerine, tarhana çorbamı yaptım. Bide biber doldurdum. Hop yarın ki yemeklerim hazır. Yarın bir film, biraz kitap okur, ütümü yaparım. :)))))) Biraz dinleneyim dimi, yeni etkinliklere dinç gitmek lazım.
Herkese iyi akşamlar. Hop kaçtım ben.




 Ben bir insan, ben bir Türk şairi Nazım Hikmet ben tepeden tırnağa insan tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret… Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler. Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin daha güzel günler için savaşından, hem bir tek insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan bahseden şiirler yazmak istiyorum. demiş Nazım Hikmet memleketinden uzakta Moskova’da yaşarken. O hep şiirler yazdı ve tepeden tırnağa insandı. Memleket hasretiyle yanıyordu yüreği dünya şairinin. O ideolojik kimliğinin yanı sıra bu ülkenin yakın tarihini de anlattı şiirlerinde. Davasının yanı sıra aşklarını, duygularını, özgürlüğü ve birey olmayı da anlattı şiirlerle. Yaşamının 17 yılını hapishanelerde geçirdi Nazım Hikmet. Muhalif duruşuyla göze battı. Silahı sadece şiirleriydi. O şiirler dünyanın bütün dillerinde okundu, bilindi. Çok sevdiği ülkesi 1951 yılında vatandaşlıktan çıkardı onu çünkü o bir vatan haini idi. İlkelerinden sapmamıştı, ödün vermemişti. 2009 yılında ise tekrar iade-i itibar yapıldı. Hapislerde sürgünlerde kavga ve hasretlerle geçen ömrü 49 yıl önce, 3 Haziran 1963 de yine Moskova’da bir kalp krizi ile son buldu. Yorulan kalbi birden bire duruverdi. Mezarı hala Moskova’dadır. Oysa o Anadolu’ya gömülmek istiyordu. Anadolu’da her hangi bir yere. Başında bir çınar ağacı olsun yeterdi koca Nazım’a. Sırf muhalif kimliğinden dolayı vasiyeti yerine getirilmedi. Koskoca Anadolu topraklarında bir yer bulunamadı. İşte vasiyeti; Vasiyet Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni. Hasan beyin vurdurduğu ırgat Osman yatsın bir yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda. Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın, seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, tarlalar orta malı, kanallarda su, ne kuraklık, ne candarma korkusu. Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz, toprağın altında yatar upuzun, çürür kara dallar gibi ölüler, toprağın altında sağır, kör, dilsiz. Ama bu türküleri söylemişim ben daha onlar düzülmeden, duymuşum yanık benzin kokusunu traktörlerin resmi bile çizilmeden. Benim sessiz komşulara gelince, şehit Ayşe’yle ırgat Osman çektiler büyük hasreti sağlıklarında belki de farkında bile olmadan. Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani, - öyle gibi de görünüyor - Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni ve de uyarına gelirse, tepemde bir de çınar olursa taş maş da istemez hani… Nazım Hikmet




14.1.13

Yeni bir haftaya başlangıç, biten kitap....

Herkese iyi haftalar....
Yeni bir haftaya başladık. Haftasonu yoğunluğundan sonra bugünüm gayet sakindi. Dün ki 1.yaş doğum günü kutlaması iyiydi. Allah sağlıklı ömür versin Simay bebeğimize. Ailesi ile uzun yılları olsun kuzumun.
Cumartesi gecesi tekrardan izlemeye başladığımız "Yüzüklerin Efendisi" filminin "İki Kule" filmini izledik. Nasıl bir görsen şölendir bu böyle. Bu arada eşim yazarın tüm kitaplarını cuma günü itibari ile kitaplığımıza ekledi :))) Okunmayı bekliyorlar.
Bugün pek bir şey yapmadım tembellik dışında. Yemeğim de vardı.Bu arada yazmayı unuttum; en büyük olay benim için 3,5 yıl aradan sonra ilk defa saçlarımı istediğim model kestirdim. Eşim uzun saç sevdiğinden kestirmiyordum ama bu sefer tabuları yıktım ve kestirdim. :)))))))) Artık uzun bir süre kestirmem.  Erkeklerin bu uzun saç takıntısı neden anlayamıyorum, anlayamayacağım da.... heheh...
Bakalım bu hafta bizi neler bekliyor?

 &&&&&&&&&&&&


Kuaförümden ödünç aldığım Cemil İpekçi'ye ait  Beni Affedin  Kitabı güzeldi. Kendi hayatından, yaşadıklarından kesitlerle yazılmış bir kitap.
Cemil İpekçi'nin duruşunu, düşüncelerini severim. Dinlediğim kadarı ile bilgisi de epeycene.... Donanımlı biri. Aileden asil ve görmüş biri.
Tabi cinsel tercihinden dolayı çok yadırganmış, eleştirilmiş, kitabında biraz bundan da bahsediyor.
Her ne kadar bana göre yanlış bir tercih olsada eleştirmekten ve yargılamaktan hiç hoşlanmıyorum kişileri bu sebeple.
Velhasıl kitap ara kitap olarak iyiydi. 

11.1.13

Bu aralar....

3 gündür kardeşim ve ailesi :))) bizdeydi. Keyifli zaman dilimiydi. Şuan evde sessizlik var özledim bile onları. hele yeğenimin sesini, oyunlarını, gülüşünü :)))) Canım o canım. Kardeşimgillerle olmak iyi geliyor bana. :)
Hamaratlığımız üzerimizdeydi karı koca. Ben yemek konusunda döktürmeye çalıştım beyim de meşhur kakolu kekini yaptı. Yedik, içtik, sohbet ettik güldük ve gün bitti....
Tabi can sıkıcı olaylar da var ama sıkıntılarımı anlatmayı sevmeyen ben yazmıyorum... EN yakınımla konuşmayı ve günlüğüme yazmayı tercih ediyorum.  Nedense sorunum olduğunda anlatma sorunu yaşıyorum. Anlatmayınca daha iyi geliyor sanki. Neyse güzel şeylerden bahsedeyim.
Aslında güzel bir haber aldım ama sizinle buradan paylaşmam için biraz zaman var.
Onun dışında yanda ki fotoğraftaki kitapları okumaya başlıyorum. Hz. Hatice kitabına başlamıştım. Diğer üçüne de başlıyorum. Yusuf Atılgan buayki okuma grubumuzun kitabı, Oblomov'da Şubat ayı kitabı ama biraz kalın olduğundan anca biter. Cemil İpekçi kitabını da bugün bitiririm çünkü konusunun sürükleyici olduğunu düşünüyorum. Birde yazı puntosu bayağı bir büyük su gibi akar gider. :)
Yarın arkadaşa kahvaltıya akşamada bir şey olmazsa beycağızımla sinemaya gitmeyi planlıyoruz. Pi'nin Yaşamı filmine. Pazar günü de karşıya arkadaşın kızının 1.yaş gününe gidicez. Haftasonu yokum. :))) pek buralarda.
Herkese iyi akşamlar, keyifli haftasonu.

8.1.13

Yeni bir blog açıldı; Kitaplık Kurdu..

Herkese merhaba.
Severek takip ettiğim/iz Leylak dalı ve Atalet blog sahipleri yeni bir blog açmışlar. Kitaplık Kurdu adında blog için burdan http://kitaplikkurdu.blogspot.com/2013/01/merhaba.html tıklayabilirsiniz.

Kütüphanenizin olabilir, okuduğunuz kitabın yada başka okuyan birinin karesi de olabilir. Tek şart kendimizin çektiği fotoğraf olması.
Göz atın derim hatta fotoğraf paylaşın sizde ki bizde sizin karenizi paylaşalım.

İyi akşamlar.

Yaşam İle Ölümün Akrabalığı ve Hoşgör Köftecisi


 Kitabı geçen sene almıştım. İndirimden. Arka kapak yazısı ilginç gelmişti. Okudukça daha da bir ilginçti kitap. Meğersem Antigone bayağı ünlü bir edermiş. Tiyatro oyunu da varmış ama izlemedim. Netten bakacağım. Özellikle kan bağı, akrabalık, ensest ilişki ve yasa bağlantılarını işliyor. Yalnız bu kitap daha çok yazarın bu eser hakkında vermiş olduğu konferanstan alıntı. Biraz anlatım dili sıkıcı ama konu güzel. 
  • Açıklama
Antigone´nin suçu, ağabeyinin cesedini, dayısı Kral Kreon´un yasağına rağmen gömmesidir. Kreon´un huzuruna çıktığında failin kendisi olduğunu inkar etmeyi reddeder, eyleminin arkasında durur. Yasaklanmış bir yası tutar Antigone. Bu nedenle başkaldırısı kendisini ölüme sürükleyen bir karakter olarak her zaman tartışma konusu olmuştur. Feminizm eksenli tartışmaların en önemli isimlerinden Judith Butler bu kitabında ´Antigone belirli bir feminist siyaset türünün temsilcisi haline getirilebilir mi'´ sorusunu irdeler. Butler´a göre Antigone temsil ile temsil edilebilirliğin, aile ile devletin, yaşam ile ölümün eşiğinde bir karakterdir; normlara kafa tutan bir karakter. Bu yönüyle yasaya başkaldırının bir sembolü olmuştur. Risklerle dolu bir karakterdir Antigone; kültürel kavranabilirlik alanının sınırlarını zorlar. Peki bütün bu özellikleriyle Antigone kafa tuttuğu yapıların değişmesinde rol oynayabilir mi' Bunun için Antigone üzerinden aşklarımızın, kayıplarımızın meşru ve tanınabilir olmasını belirleyen kavranabilirlik sınırlarının yeniden düşünülmesi gerekir. Bu anlamda Antigone´nin İddiası´nda Butlar´in düşünülmesi işaret ettiği can alıcı soru şudur: Eğer psikanaliz Oedipus yerine Antigone´yi başlangıç noktası olarak alsaydı neler farklı olurdu' Meşruluğun sınırlarını belirleyen Yasa´yı yeniden düşünmemiz için...


Diğer kitabım da sevgili Zeynep'in yılbaşı hediyesi vermiş olduğu Orhan Veli'ye ait öykü kitabı;  Hoşgör Köftecisi.
Yazar şiirleri olduğu kadar düz yazıda da harika bence. Kısa kısa öykülerinde yine halktan diliyle halktan bahsediyor. Okuyun deri. Belki siz benim gibi geç okuyanlardan değilsinizdir.

Keyifli okumalar, iyi akşamlar.

7.1.13

İyi haftalar....


Bu sabah kar var İstanbul'da... :))
Evdeki temizlik bitti, blog yazısı da yazılıyor, blog ziyaretlerimi de yaptım. :)
Birazdan çay keyfi ile birlikte kar izleyeceğim.
Dün yoğun bir kadıköy turundan sonra evde olmanın keyfini yaşamalıyım. İşe gidenleriniz var biliyorum imrendirmek için yazmadım valla....
Dün Eflatun 1 kitabım bitti. Felsefe severler bilecektir bu kitabı diye düşünüyorum.
Sokrate'in Savunması, Euthyphron-Birinci Alkibiades-İkinci Alkibiades-İon ile diyalogları var.... Sadece çeviriyi beğenmedim sanırım  çok eski bir kitap olmasından kaynaklanıyor. Yeni çeviriler daha iyi olabilir diye düşünüyorum. Erdem, ahlak ve iyilik-kötülük kavramlarına ve hayata yansıtmaya ne kadar önem veriyormuş Sokrates. Hatta devletlerin bile bunu benimsemesini istiyor ama biraz imkansız gibi.....
Şİmdi Eflatun 2 kitabına başladım. Bu kitap biraz daha detaylı. 
Haftaya başladık bakalım, neler getirecek.
Herkese iyi haftalar.

5.1.13

Güzel birgünden kalanlar....

Sabahtan kızlarla buluştuk.( Ayşegül, Didem, Natali ve Zeynep) Taksim'de buluşalım dedik, hem oraın havası da bir başka bence. Her çeşit kültür var.... İst. Beyoğlu Cafe'de çaylarımızı içtik, sohbet ettik. Blog açarken hiç aklıma gelmemişti yazılarını takip ettiğim kişilerle tanışacağım. Ve yine bugün dönüşte dedim ki kendime; iyi ki tanımışım sizleri. Eksiklerimiz vardı aramızda ama bir dahakine onlar da olur uygun olurlarsa.  
Yemek yemek için Fransız Kültür Derneğine gittik. Çok beğendim. İlk defa gittiğim bir yerdi. Dışardan hep görürdüm ama cafesi olduğunu bilmiyordum. Tavsiye ederim. Güzel bir yer, bahçesi de var.  Yılbaşı için hediyeleşme kararı almıştık, hediyeleştik. Hepsi birbirinden güzel hediyelerdi. Burdan da teşekkür ederim kızlar, kesenize bereket. 
Bu arada karşıya vapur ile geçeyimde keyif yapayım dedim. Öyle keyif alıyorum ki vapura binmekten. Yanıma yeni bir kitap aldım ve başladım. İçinde bir çok yabancı kelime olmasına rağmen akıcı bir dili var kitabın. Biraz felsefik bir kitap bakalım nasıl bitecek. 
Yarın da Thyke Okuma grubumuzun grup başları toplantımız var. Bu sefer Kadıköy'de toplanacağız. Yine sabahtan yollardayım. :) Haftaya da Allah kerim. 
Yavaş yavaş kültürel gezmelere de başlamak istiyorum. Gidemediğim zamanları telafi etmek gerek değil mi? 
Haydin bana müsade biraz kitap okuyayım. Sonra da HaberTürk kanalında Tarihin Arka Odası var. Bu hafta konu da güzel. 
Herkese iyi akşamlar, keyifli haftasonu. :) 



hediyelerimiz

4.1.13

Cuma gününün ardından ve biten kitap Mino'nun Siyah Gülü


Dün ve bugün yoğun birgündü. Dün bizim buranın pazarı vardı ve bende yüklendim pazar arabamı doğru pazara gittim. Bir sürü taze yeşillik aldım. :)) Bugün de eşimin halasıgiller, kayınvalidemler ve kuzengiller(karı koca buarada demişimdir belki benim kuzenle eşimin kuzen evli ve biz onların nişanında tanıştık. :)))  )   yemeğe geldiler. Akşamdan zeytinyağlı pırasamı pişirdim, dereotlu peynirli kekimi yaptım. Sabahtan da misss gibi tarhana çorbam, pilav-tavuk sote, bol yeşillikli salata, börülce salatası, bürüksel lahanası ve brokoli haşlaması üzerine sarmısaklı sos ile servisimizi yaptık. Sonrası da çay keyfi.... Seviyorum misafir ağırlamayı....
Bitirdik bugünüde. Yarında blogdan kızlarla buluşucaz Taksim'de. 
Herkese keyifli haftasonu.

&&&&&&&&

Dün de kitabımı bitirdim hemen yeni kitabıma başladım. Bir dönem kitabı Mino'nun Siyah Gülü. İçinde hem asılan gencecik insanlar acıtasyon yapılmadan ki acıklı bir durum bence hemde bir aşk hikayesi.... kadın mücadelesi... aşk hikayesi.... En çok kelimeleri sevdim kitapta. Ki öyle ki okurken yaşıyorsunuz sanki. Sanki yan komşunu da geçiyor olaylar..... Çook beğndim kitabı çok. Tavsiye ederim.




1.1.13

Yeni bir günden merhaba....

Veeee beklenen yeni yılı dün karşıladık. :) Eşim çalıştığından oo.oo dan 5 dakika sonra evdeydi. Üst komşum Müge Abla yalnız olduğumu bildiğinden yemeğe davet etti. Şarap da açtı benim için. Sağolsunlar. Bu arada kuzenlerim, kardeşim de çağırdı ama planım tek başıma evde olmak vardı, şarap ta eşlikçim olacaktı. Ama Müge Abla hayırı kabul etmediğinden onlara çıktım. Keyifliydi sofraları, dolma sarmış, mezeler yapmış. Onlar rakı içtiler bende şarap. :))))
Dün öyle bitti.
2012'de güzel şeyler olduğu gibi üzüntüler de oldu bizim için. İnşallah bu sene uğurlu gelir. 
Umutluyum her zamanki gibi :) 
Yeni bir günde blog sayfamı da değiştirdim. Şimdilik böyle... belki arka plan resmi değişir zamanla :)
Geçen yıl 83 kitap okumuşum bu yılki hedefim daha fazla... 
.......................
Yeni yıl tekrardan hoşgeldin.
Herkese iyi akşamlar, iyi haftalar...


2012 okuma listem ...

                       2012  OKUDUĞUM KİTAP LİSTESİ




KİTAP ADI

Aşkın Şehidi
Satranç
Nehrin Dönemeci
Gündelik Hayatın Tao'su
Her Gün
Cengiz Han
Serenad
Bab-ı Aşk
Surlu Şehrin Rüyası
Toprak Ana
Petesburg'lu Usta
Kuyucaklı Yusuf
Rüzgarın Adı
Mısır'da Şahlanış
Aspa-Hana / Masal 
YeşimTaşı Yolu
Şems-i Tebrizi
Araf'ın Ricalleri
Leyla'dan Mevla'ya Cennete Yürüyüş
Tepki
Bu Bir Çağrıdır
Yaban Koyununun İzinde
Hamlet
Selahattin Eyübi
Kendine Bakma Sanatı
Satparem'le Hindistan'da 7 Gün
Gizli Örgütler,11 Eylül ve BOP "Küresel Terörün Perde Arkası"Bir Milenyum Komplosu
Gizli Anıların Yolcusu
Begüm
EsrarName
Yaşlı Adamın Savaşı
Fahrenıt 451
Godot'yu Beklerken
Seçenek Etkisi
Hürrem
Hayalet Tugay
Hz. Adem
Suskunlar
Tanrı'nın Ağladığı Yer
Samizdat
Dalgaların Sesi
Tahran'ın Damları
Duygu Ve Davranışlarınızın Patronu Olmak
İz
Berdel
Piruze
İncir Kuşları
Semaver
Pedro Paramo
Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Berdel
Kış Güneşi
Romantik Korku
Siyah Beyaz Bir Öykü
AşkName
İstinye Sularında
Uykuların Doğusu
Solgun Demet
Toprak Ve Küller
Hanzade
Ömer Hayyam Rubailer
Ezeli Koca
Kürk Mantolu Madonna
Nutuk Öncesi Atatürk Konuşuyor
İkinci Yarım
Satranç Cinayetleri
Sonsuza Kadar
Selanik'te Sonbahar
Lizbon'a Gece Treni
Struma
Aşk'tan Dinle 
 Schubert'le Yaşamak
Sevgili Arsız Ölüm
Yılın Yazarı
Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi
Son Koloni
Kelile Ve Dimne
Karşı Kıyının Işıkları
Yedinci Gün
Mülksüzler
Cennetin Gülü Hz. Muhammed(S.A.V.) 
Yılanların Öcü
Akra'da Bulunan El Yazıları
İzmir Büyücüleri
İmza:Kızın