27.2.13

Salı Pazarı, Eminönü, temizlik... Ortaya karışık.

Dün sabah eşimle dedik ki "hadi Salı Pazarı" yapalım. Gittik pazara, dolaştık, güzel şeyler gördük. Bu sefer bir kaç obje aldık hemde tanesi  2 TL'den. Eve geldik, yemek yap, ye derken akşamı ettik. Akşamında arkadaşımla buluştuk. Keyif yaptık.  Sevdam'da( gelinimiz) geldi. Kız kıza takıldık, sohbet dedikodu yaptık. :))
 Eminönü'nde buluştuk. Hava biraz soğuktu ama yürümek iyi geldi. Sirkeci'ye geçtik yemek yedik. Hadi dedik Sultanahmet'e doğru yürüyelim, orda kahvelerimizi içelim.Kahve içerken de bugün tabuları yıklaım bide tatlı yiyelim dedik. Starbucks'da oturduk, seviyorum bu cafeyi. Bu sefer çalışanlarının tavsiyesi üzerine "Chai Tea Latte" içtik. Süt ve baharatlar karışımı. Veee çook güzeldi tavsiye ederim. Yine dönüşte Karaköy'e kadar Sevda ile yürüdük. Yağmur fena bastırdı ama keyifliydi. Zaten tarik kokan cadde de yürümek öyle iyi geldi ki bana, mest oldum. Akşam daha bir güzel Tarihi YarımAda.
Tabi böyle gezmelerin bedeli var, iş güç bırakılırsa bugünde evde kalınır. :))
Sabahtan karşı komşum kahve içmeye çağırdı. Hoş sohbet derken saat 2:30 ettik. Tabi ben kafaya koymuştum mutfağı temizliyecektim. İşe giriştim. Hem kullanmadığım mutfak eşyalarını bir poşet yaptım; apartman görevlisine verdim. Bazı mutfak gereçlerin yerlerini değiştirdim. Dip köşe temizledim mutfağımı, mis gibi oldu misss. :) Hızımı almışken evi de sildim süpürdüm, tozumu da aldım. Yarına rahatım. Zaten yarın da dışardayım, mevlüt var oraya gidicem.
Akşamına da film keyfi yaparım. :)
Bu arada dolapları temizlerken çeyizimden olan yumurta pişiricisini çıkarttım. İlk aldığımda kullanmıştım, fena değildi, yine yeniden ortaya çıkarttım, kullanacağız. Hatta yumurta yemeğe gelecek taliplerimiz bile oldu. :)))
Bavulumu fark etmişsinizdir. Annemlere gidiyorum tatil ve ziyarete. Ortaca- Fethiye'de olacağım bir süre.
Yakınlarda ikamet eden bloggerlar varsa bir kahve içelim derim. :)

Avatar çizgi dizi filme kaldığım yerden devam ediyorum. Özellikle uzakdoğu fillerinin mistik yönlerinin ağır olması beni hep etkilemiştir, bloğumu takip edenler de bilir. Animasyon çizgi film ama öğretileri ve konusu, olaylara bakışı gayet başarılı.

Böyle benden.... Yazımı da yazdım ben dizime döneyim.
İyi akşamlar. :)


Salı Pazarından aldığımız objeler.

25.2.13

sohbet, film, kitap....Demir Yumruklu Adam...





Haftaya güzel başladım/k. Dün arakadaşlarım geldi öğleden sonrası çaya. :))) Güldük, sohbet ettik, konuştuk. Ama öncesi pazar sabahını değerlendirelim dedik ve " Demir Yumruklu Adam" filmini izledik. Tarantino filmiydi, müziklerinden ve bolca kanlı dövüş sahnelerinden anlaıyorsunuz. Ama beğendim filmi, özellikle uzakdoğu filmlerinde ki mistik olaylar beni etkiliyor birde manzara. :))) Oyuncularda iyiydi. Konusu da:

FİLM AÇIKLAMASI
Aksiyon türünde sahneleri ön planda olduğu 2012 yılı amerika yapımı olan filmi senaryosunu kaleme alan isim Eli Roth ve RZA olurken filmin yönetmenliğini ise Quentin Tarantino üstlenmiştir, Oyuncu kadrosunda yer alan isimler ve başrollerdeki bazı oyuncular Russell Crowe, Lucy Liu, Jamie Chung, Daniel Wu ve Chia Hui Liu gibi oyuncular rol almaktadır. İzleyicileri tarafından IMDB sitesi üzerinden almış olduğu başarı puanı 6.7 seviyelerinde yer almaktadır,


Çin'in Orman Köyü'ne geldiğinden beri kasabanın demircisi (RZA) ölümcül aletler yapması için radikal kabile topluluklarının baskısı altındadır. Klanlar arasında savaş çanları çalmaya başlayınca, bu yabancı kendisini insani bir silaha dönüştürmek için eski bir enerjiyi kullanır,Önemli kahramanlarla ruhsuz düşmanlara karşı savaşırken, bir adam benimsediği halkın kurtarıcısı olmak için bu gücü kontrol altına almak zorundadır.

The Man With Iron Fists, Wu-Tang klanının lideri ve hip hop dünyasında son yirmi yılın öne çıkan isimlerinden biri olarak, dünyanın en iyi ustalarıyla çekilmiş şaşırtıcı dövüş sahneleriyle karşımıza çıkan RZA'nın şimdiye kadar yaptığı en heyecan verici ve en iddialı filmidir.

Uzun zamandır elimde olan Hz.Hatice kitabını da bitirdim.  Hz.Hatice'nin hayatına ve peygamberimizle olan ilişkisine dair ayrıntılarla anlatılmış bir kitap. Yer yer uzatılmış cümleler ve tekrarlar olsa da iyi bir kitaptı bana göre.
Oblomov'a devam. Kitap kalın olsa bile anlatım dili o kadar sade ki bir bakıyorsunuz 50-60 sayfa okumuşsunuz. "Oblomovculuk" diye bir tabir bile varmış artık Rusya'da ki bizde de bir kaç yerde duymuştum. Kitap bitince daha detaylı paylaşırım sizinle.

Bugün hava mis gibi bahar geliyor sanırım, içeri giren güneş benim de enerjimi yükseltiyor. Sokaklardayım bugün.
Bizde böyle, herkese iyi haftalar.

21.2.13

Merhaba...

14 gün aradan sonra merhabalar. Yazmayı özlemişim.
Bazı sıkıntılar oldu hayatımda, zor günler yaşadım, içim/iz burkuldu ama atlattım. Artık daha iyiyim. Zaman akıyor ve bir şekilde toparlanmamıza yardımcı oluyor diye düşünüyorum. Tabi atlatmama ailemde çok destek oldu. Haklarını yiyemem.
Tabi kitap okumalarım ve film izlemelerim de azalmıştı. Mıştı diyorum çünkü tekrar kendime geldim diyebilirim.
Bunun dışında bu aralar durağan geçti günlerim, ses vermek istedim sizlere.
Siz nasılsınız?

7.2.13

selamlar...


 Yine uzun bir zaman oldu yazmayalı. Çok istedim ama baş agrılarım ve keyifsizliğim o kadar ağır bastı ki yazamadım.
Ama ara ara sizin yazılarınızı okudum.
Bu arada yine 2 film izledik. Bir tanesi "Cesur" çizgifilmi. Severim çizgifilm izlemeyi. Keyifle izledik.
Diğer " Bulut Atlası" başta bir sürü karakter ve geçişler karmaşık geldi ama film ilerledikçe çok keyif  ve ilgi ile izledim. Özellikle benim gibi kuantum fiziğine, ruhların birer enerjiden olduğuna ve bir olayın başka bir olayı etkilediğine, tesadüflere inanıyorsanız bu film size de çekici gelecektir.
Bu arada Evim Dergisinin geçtiğimiz sayılarından birinde eski sandalyelerden kanepe yapmışlardı. Bizim de çok hoşumuza gitti ve hemen kullanılmayan 3 sandalyeden fotoğrafını gördüğünüz kanepeyi yaptırdık. Desen olarak da pul desenini seçtik. Salonumuzda yerini aldı. Çok şık bir kanepe oldu. İsterseniz girişte yada balkonunuz da kullanabilirsiniz.
Bu aralar kitap okuyamama durumum devam ediyor, ara ara birkaç sayfa okuyabiliyorum. Ama geçecek bugünlerde....
Bu arada bugün vapur keyfi ile Beşiktaş'a gittik. Meşhur Karadeniz Döner/ Pidecisin de döner yedik. Kesinlikle tavsiye ederim. Küçük bir esnaf ama dışarıda kuyruklar oluyor yer bulmakta zorlanıyorsunuz ve saat 15:00 gibi ve sonrası gittiğinizde döner bulamayabilirsiniz. Ama tadı enfessss.. Sonrası 7-8 HasanPaşa Fırınından çaylık kurabiyelerimizi de aldık. Birazını poşetleyip dipfrize attım, aralarda canımız birşeyler çektiğinde hop dolaptan çıkartıp çayın yanına servis yapıyoruz. Bu fırını da tavsiye ederim.
Böyle işte.
Herkese iyi akşamlar. :)))