29.4.13

Onur Akın albümü, Migros Nostalji köşesi ve biz. :)

 Herkese iyi haftalar. nasılsınız?

Ben iyiyim, gezmeler, tozmalar sokaklarda dolaşmalara devam. :)
Haftasonu kardeşimde kaldık, ailecek güzel bir kahvaltı ettik, ufaklıkla oynadık. Sabah gözünü açar açmaz "hala, hala" diyerek yanıma koşuyor. Hele öpücükleri. :))) Birde bizim bey sütünü içerken illa ki oturucak, bu fotoda o anlardan bir kare.

Dün eve dönüşte Kadıköy çarşıya indik. Ve Fazıl Bey KuruKahvecisinde Zencefilli Limonata ve Demirhindi Şerbetin'nden içtik. Kesinlikle için derim. Lezzetleri bir harika.

Ordan da ver elini ev. Şok'a uğradık ve eşimin " aa bak uçurtma getirmişler" demesi ile bir bize birde kardeşime uçurtma aldık. İnşallah en yakın zamanda pikniğe gidip uçurtma uçurucaz. Çooook uzun zaman oldu uçurtma uçurmayalı, hatta piknik yapmayalı. Bu yaz ile ilgili güzel planlarım var.

Birde bilenler biliyordur belki Migros'da nostalji günleri var ve çocukluğumuzda aldığımız bir çok ürünün kapakları eski ve belki de ilk çıktıkları şekilde tasarlanmış.

uçurtmalarımız

Seviyorsanız bu tarz objeleri ve ürünleri kaçırmayın derim. Özellikle metal kutuları çok hoş.Benimkiler mutfaktaki yerlerini aldılar. Sıra içlerini doldurmak için kurabiye yapmaya geldi. Keyfim ne zaman gelirse yaparım. :))))

Bu aralar "Onurlu Yıllar" albümünü dinliyorum. Size de tavsiye ederim. Yorumcular çok iyi.

Birde sona kaldı ama olsun :) kardeşime gidince evdeki çilekler yumuşamış. Bende dün geceden şekerde beklettiğim çileği reçel yaptım. Çok az çıktı ama olsun. Birkaç kahvaltı soframızı süsler bu reçel.

Böyle işte....





25.4.13

Film, kitap, ben...

 Herkese selam.
Havalar ısınıyor artık... Akşamları serin olsa da gündüzleri güneş göz kırpıyor. Dün Kadıköy'e indik. Hadi dedik bu sefer yemeğimizi Seyhan Cafe Teras'ta yiyelim. Daha önceden oranın servisini beğenmemiştik ama uzun zaman geçti değişmiştir diyerek gittik. Yok değişmemiş. Sipariş geç geliyor, masayı biz söyleyince siliyorlar. Birde ortaya patates söyledik ama unuttukları için yemek bitiminde getirdiler. Hiç hoşlanmıyorum böyle durumlardan. Sonuçta siparişi adisyona yazıyorlar.... Velhasıl bence Seyhan Cafe manzarasının hatırını birşeyler içmek için gidilecek biryer. Ordan çıkınca biraz turladık. Çayımızı da içmeye Nazım Hikmet Kültür Merkezine gittik. Çok seviyorum orada ki ortamı.... Tavsiye ederim size de.

Bugün kuzenime gittim geçtiğimiz gün doğum günüydü. Dilim pasta üzerine de mum dikdik ve d.gününü kutladık. :)

Bu arada kitaplardan ilk buluşmamızda Lale Ablanın hediye ettiği kitabı okumaya devam ediyorum. Öyle güzel kelimeler, cümleler var ki... Kitap daha bitmedi ama tavsiye ederim.
Filmlerden Kieslowski üçlemesinin son iki filmini de bitirdim. Şiddetle izleyin derim. 

Diğer film olan Mirror Mirror izlemeyin derim. Çok kötüydü. Olmamış, nasıl çekmişler bunu anlamadım.

Bir diğer film de Çizgili Pijamalı Çocuk. Bu film önerisini Lale Abla ile Aynur'un bloğunda görmüş notumu almıştım. Tek kelime ile izlemelisiniz. Bir çocuğun gözünden ayrımın nasıl göüktüğünü, bazı kavramların ne kadar değerli olduğunu görüyorsunuz.... Göz yaşları da ayrı bir durum. 

Böyle işte. Yrın gündüz ayrı akşam ayrı misafirim var. Temizliğimi bugünden yaptım. Blog yazımı da yazdım. Sizleri de okudum. :) Yarın sabahta çayın yanına birşeyler yaparım. Günü tamamlarım. :)))))
İyi akşamlar hepinize.









22.4.13

Fotolu, oyunlu günlerden selam....

Haftasonunu da bitirdik bir açık bir kapalı hava ile. Hava tahminlerince bu hafta güneşli olacakmış, inşallah. :)))
Eşim 23 Nisan gösterisinde çalıştırdığı çocukların Şirinler konseptine uygun saksılardan pasta, mantardan şirinler evi yaptı/rdı... Yarın stadda gösterisi var, bende kendisine hem yardıma gidicem hemde gösterisini izleyeceğim.

Bu arada Yahudi Dükkanı  kitabı bitti. Çabuk akan bir dili vardı. Konusu da yazarın ailesinden dinlediği gerçek bir olay. Yahudi Ailesinin başka bir şehirde verdiği mücadele, uyum sağlmaları, aynı zamanda kendi adetlerini içlerinde uygulamak istemeleri ve çocuklarına da öğretmeleri. Komşuluk, aşk , sevgi... üzerine bir roman. Okuyun derim.

Pazar günü de "Vişne Bahçesi" oyununa gittik. Konusu; Aristokrat bir ailenin son fertleri tüm servetlerini tüketmişlerdir. Ellerinde kalan son şey olan vişne bahçesiyle çevrili çiftlikleri ise borçlarından ötürü satılmak üzeredir. Üretmeye ve çalışmaya alışık olmayan bu insanlar; kapılarını sıkıca kapadıkları evlerinde, servetlerinin son kırıntılarını tüketirken, dışarıda yaşanan büyük değişim, sadece o ünlü vişne bahçelerini değil, eskiden olduğu gibi sürdürebileceklerini sandıkları yaşamlarını da tehdit etmektedir. Çehov, "değişim" denilen süreci sorgularken, 19. yüzyıl sonu Rus aristokrasisinin çözülüşüne ve çöküşüne tanıklığa çağırıyor.

Harika bir oyundu..

Böyle işte haftaya başladık. Sizin haftanız nasıl başladı?




19.4.13

Sergi, film ve günlük...

 Bi açık bi kapalı havadan selamlar. :)))
Alerjim her sene olduğu gibi tavan yapınca dün ver elini KBB doktoruna... Öyle şekerdi ki doktorum. O anlattı ben anlattım yüksek dozajlı hap ile burun spreyi yazıp beni yolladı. :) Tabi ilk bir kaç gün bu haplar beni sersem gibi yapıyor. Öyle bir gece uykusu çekiyorum ki top atsanız uyanmam. Sabah da zor kalktım yataktan. Bıraksam kendimi akşama kadar uyurum. O vaziyette oluyorum anlayacağınız.
Neyse; doktora Kadıköy'e inmişken gezmemek olmaz. Aldım gazetemi, önce Süreyya Operası'nda sergilenen" Türk Operasında Dekor Resimleri" sergisini gezdim. Birkaç fotoğraf da çektim. Ordan da daha önce Baykuş Gözüyle bloğunda sevgili Natali'nin bahsettiği Moda'da bulunan Tatlı Köşem Butik Pastaneye gittim. Kahvemi söyledim, cama vuran yağmurla gazetemi okudum. Küçük ama şirin bir yerdi. Burdan sana da teşekkür ederim arkadaşım sayende tanıştım kendileri ile. Aslında orayı hep görürüm ama içeri girmek hiç nasip olmamıştı kısmet düneymiş. Ordan çıktım biraz daha dolaşmaca ve hop evdeydim. Birgün önceden kalan börekler ve kısır yanına kalan yufkadan tencere böreği yaptım, yanına da çay demledik miss gibiii :)))))
2 günde 3 filmi bitirdim/k.

 "Evim Sensin" filmini pek beğenmedim. Duygulandığım yerler oldu ama olmamış bence...

Eşimle de "Oyunbozan Ralph" i izledik. Atari oyunlarından Kötü Ralph'in 30. yıldönümünde ki maceraları yer alıyor. Özellikle çocuklarınızla izlemelisiniz. Gerçi artık çocuklar atari salonlarını bilmiyorlar ama size de anlatmak için fırsat çıkar.




 Bugün de Üçleme olan filmin 1.olan "Mavi" filmini izledim. Az sözle okadar çok duyguyu anlatmışlar ki.... Bol ödüllü bir film ve sonuna kadar haketmişler ödülü. Trafik kazasında eşini ve çocuğunu kaybeden, sonrasın da hayata küsen v toparlayan bir kadın düşünün. Herşeyini satıyor ve hayattaki amacı "hiçbir şey" olarak belirleyip günlerini yaşıyor. Eski anıları düşünüyor, canı acıyor ama ağlayamıyor...... anlatmayayım izleyin derim....

Biz böyleyiz. Eşim 23 Nisan hazırlıkları koşturmacasında, bende eldeki filmleri izleme cabasında... vaktimiz günlerimiz geçiyor.
Hepinize keyifli haftasonu.

18.4.13

Film, Kitap, Günden kalanlar....


Günaydınnnnnn. Gününüz aydın olsun.
Havalar bir türlü ısısnamasa da,  üstümüzdeki hırkaları moontları atamasak da idare ediyoruz.
Dün sabahtan misafirlerim vardı. Arkadaşım ve Sevda. Soframı kurdum bekleyeyim dedim. Bir hamarattım bir hamarattım anlatamam. Bu aralar mutfakta değişik birşeyler yapmak istiyorum. Devamlı internetten tarifler çıktısı alıyorum bakalım iş uygulamada. Dün Patatesli Börek yaptım. Un, patates, soğan vb.. malzemelerden... baharatlı da olunca çayın yanında miss gibi oldu.
Bakalım bu işin sonu nereye varacak ya 100 kilo olurum hem yap-ye sebebi ile yada tadar ve yutkunurum :))) tadımlıklar biraz çoğalabilir canımmmmm....
Bu arada siz yapar mısınız yada sever misiniz bilmem ama Haşhaşlı Revanı tarifini sonunda buldum. Bir yerde yemiştim ve çok beğenmiştim. Sırada o tarifi yapmak var. Yapayım eğer güzel olursa buradan da paylaşırım sizinle.
Onun dışında Dekalog serisinden "Ölüm Üzerine Kısa Bir Film/ Kieslowski" izledim. Film 1988 yapımı. Evet biraz karanlık bir film ama ben yöentmenin en çok yakaladığı kareleri sevdim. Konusu da; asosyal olan, toplumda kopuk, silik bir gencin davranışları ve bir taksiciyi öldürmesi işleniyor. İdealist bir avukat davayı üstlenir ama idama çarptırılı sanık. Ve ilerleyen sahnelerde gerçekten de adalet var mı? ve idam kararı adaletli bir karar mı? gibi olgular izleniyor. Bu Dekaloglar serisini Leylak Dalı bloğunda görmüştüm ve not almıştım. İyi ki izlemişim bu harika filmleri... Bu arada film bol ödüllü.

Biten kitabımda "Üç Kuruşluk Roman/Brecht" Enteresan bir kitaptı bence. Kahramız savaş gazisi ve iş bulamadığından utanarak dilenciliğe başlar. Fakat sokaklar onun tahmin ettiği gibi boş değildir, hiyerarşi vardır ve sonradan gelen istediği yere konaklayamaz.....
Sonrasında diğer dilenciler kahramınımızı toplandıkları ve ücretleri teslim ettikleri patronlarına götürüler. Olay bundan sonra başlıyor. Bu kitapta da bazı olgular, bazı kavramlar tartışılıyor ve anlatım dili çok iyi.. Bir solukta okunan kitaplardan biri.


Bugün sokaklardayım. Malum hava değişimi olunca alerjim tavan yapıyor. Geçen sene kullandığım ilaç işe yaramadığından önce KBB doktorunda ki randevuma gidicem, ordan da ver elini Kadıköy :)))))))) hava güneşli değerlendirmek gerek.

Haydin ben kaçar...


15.4.13

Film,Sefiller, yarım bırakılan kitap....

Herkese iyi akşamlar. Dün akşam harika bir müzikal film seyrettim. Daha önce "annem mahsustan" bloğunda gördüğüm Sefiller filmini izledim. Ve çook keyif aldım. Tabi konusu dramdı ama sevdiğim oyuncuların müzikalini izlemek ayrı bir keyifti.
İzlemediyseniz izleyin derim.
Lale Abla'dan ve Leylak Dalı bloglarından da not aldığım filmler var sıra da onlarda var. Bazen tüm gün film izleyesim geliyor. 2-3 tane izliyorum gerçi aralarda gün boyu. İyi geliyor.

Bu arada okuduğum "Bir Yumak Mutluluk" kitabını yarım bıraktım çünkü gitmedi, ilerlemedi sayfalar. Tamam ilk kitabı bir günde okudum ama serinin devamı aynı sözcüklerle devam edince çok sıkıldım. Anladım ki bu tarz kitapların birincilerini okumalıyım ara kitap olarak.

Bende elimde ki başka kitaba başladım. 
Sizde ne var ne yok? Nasıl başladı haftanız?

14.4.13

Film, Gezmece, Tavsiye,


Hava yine soğudu bu sabah. Umarım en yakın zamanda güneş tekrar ısıtır bedenlerimizi.
Biz cuma akşamından Körfez'e gittik. Şansımıza cumartesi günü hava miss gibiydi. Akşamına da Körfez Sahiline indik, biraz yürüyüş, biraz deniz havası, top oynama derken keyfimize baktık.. Bu sabah da döndük çünkü öğlen gibi iş başı yapacak olanlarımız vardı aramızda. Sohbet ve kalabalık sofralar bir harikaydı.

Bu arada Cuma günü 2 film birden izleyerek film keyfine devam ediyoruz... :)))

Dekolaglar serisinden izledim. Her iki filmde harikaydı. Özellikle Bir Kadın Meselesi gerçek, yaşanmış bir hayat hikayesinden alıntıymış. Fransa'da ki kürtaj yasağı ve bir kadının el altından kürtaj yapması sebebi ile idam edilmesini anlatıyor. Kürtaj yasak çünkü ülkenin nüfusunun artışına müdahele etmesi hoş karşılanmıyor. Diğer film de aşk ve genç aşığın dramı anlatılmış.

Sevdam bir radyo kanalı söylemişti. Sadece internetten yayın yapıyorlar; Radyo Dejavu. 80-90'lar müziği çalıyor. Dinlerken çok keyif alacaksınız eski parçaları. Bir bakın derim.
Bir de kitap okurken yada kendinizi dinlemek isterken dinleyebileceğiniz biri daha var; bana da eşim tavsiye etti. Andrea Bocelli... müziği tarzı, yorumu enfes. Henüz burdan video eklemeyi keşfedemedim. Ama ilk fırsatta öğrenip paylaşacağım. :) Kendisini dinlerdim ama yabancı isim aklımda tutamadığımdan ilk önce "kim acaba, ne tarz müziği var?" diye sorarken dinlediğimde aslında ara ara radyodan olsun dinlediğimi anımsadım.
Bir pazar da böyle akşamı bulur... :)))

Herkese iyi pazarlar ve iyi haftalar.


11.4.13

Haftadan kalanlar....

Selam, nasılsınız?
Bu haftayı da yoğun bir şekilde tamamladım sayılır. :)
Salı akşamı kardeşime gittim ve miniğim tatlım Toprak Cem'imle harika bir vakit geçirdim. Hani tarif edilemez duygularımız vardır ya miniğiminde "ala ala(hala demeye çalışıyor)" dedikçe içimin nasıl eridiğini, nasıl duygulara büründüğümü anlatamam. Hele sarılıp öptükçe daha bir başka. :))) Allah sağlıklı ömür versin tüm kuzulara. Çarşamba hava güzel olunca Sevda, ben ve Toprak Cem attık kendimiz sahile. Yürüdük, oynadık ve Sevda sporunu yaparken bizde hala-yeğen eşlik ettik. :))  Sonrası eve dönüş. Bu arada 3 kitap bitirdim. Sayfa sayıları az olunca ve deneme kitapları olunca daha bir hızlı bitiyor kitaplar. :)))  Özellikle Leyla İpekçi'nin Şölen Sofrası kitabında ki hayata dair sorgularını ve yorumlarını çook beğendim.

canlarımmmmm.


 Aşkı Seven Beş Kadın kitabı da Japonya Kültüründen ve hikaylerinden derleme 5 öykü.
 Bu arada ruhumuzu da beslemek gerekli değil mi? Zihin-beden-ruh dengesini sağlamak için. Hep diyorum bununla ilgli yazmak istiyorum ama içimde ki ses biraz daha bekle diyor.... Ruhumu beslemek için de; Ö.Tuğrul İnançer'in Gönül Sohbetleri kitabını okudum.
Ömer Tuğrul İnançer ile Öteki Gündem programında tanıştım. Çok enterasan ve net bir üslubu var. Netten izleyin derim o programı. Özellikle kelimelerin dikkatli kullanılması gerektiğini anlattı....Mesnevi de geçen bir çok mecazi hikayelerin nelere vurgu yaptığından bahsetti...
 Oysa ki günümüzde çok hoyratça kullanılıyor kelimeler...

Film olarak da Aliens izledik. Eşim bilmem kaçıncı kez izliyormuş ama benim ilkti.
 Böyle işte bloğum. Yarın akşamda kuzenlerle İzmit yolcusuyuz. Cumartesi dönücez. Kuzenimin kayınvalidesi eşimin halası oluyor ziyarete gidiyoruz. Artık pazar günü görüşürüz. :)
Şimdiden iyi ve keyifli haftasonunuz olsun. :)


7.4.13

Film, kitap, Avatar, örtü...

Selam herkese.

Cuma günnü hummalı bir temzilik vardı bizim evde. Selime cam kapı temizlerken bende sil süpür ve yemek işi ile meşguldüm. Cumartesi günü tabi hiçbir şey yapmadım. Sıra da kışlıklar kaldırılacak, yazlıklar çıkartılacak. Çok seviyorum bu işi çook.........................

Dün akşam annemi yolcu ettik, 3 haftadır İstanbul'daydı ve dün evine gitmek üzere yola çıktı.
Dün akşam bende Gonca'nın blogunda paylaştığı filmi " Kaybedenler Kulübü"   filmini seyrettim ve çok beğendim. Hayatı sorgularken ki sorular, umarsızlıkları ve filmin doğalmış izlemini vermesini de sevdim. Teşekkürler Gonca yazın sayesinde öne çekip iyi ki izlemişim. 
Bugünde sabahtan arkadaşlara kahvaltıya gittik. Ordan da beycağzımla ver elini kadıköy sokakları. :) Gezdik, alışverişimizi yaptık evimize geldik. Yemek faslı derken akşamı ettik. 
Bu arada Avatar'ın 3.sezonu bitirdim. Güzel bir çizgi diziydi. İzlemenizi tavsiye ederim.
Sırada bekleyen bir sürü film, kitap var. Hızlanmam lazım. :)

Küçük Mucizeler Dükkanı'nın 1.kitabı bitti. Bence çok abartıldı bu kitap. Evet akıcı bir konusu ve yazım dili var ama o kadar. Ara kitaplardan bir tanesi; tabi bana göre böyle.


Bu arada annemden evdeki kalmış iplerden yatak örtüsü yamasını istemiştim. Kırkyamayı seviyorum ama genelde bu örneği kare kare motivlerden yapıyorlar. Bense düz örgü modelinden istemiştim. Sağolsun örmüş, İstanbul'a gelirken de getirdik ve çook beğendim. Anne ellerine sağlık ellerin dert görmesin.

İşte böyle bir haftayı daha devirdik. Şimdiden iyi haftalar.



4.4.13

Film...Kitap... ben... :)

Günaydınnnnnnnn :)

 Keyifli günleriniz olsun diyerek başlayayım yazıma. :)

Malum havalar bir güneşli bir yağmurlu geçiyor.... Soğuk yok ama devamlı elde şemsiye taşımakta çabası.

 Sabahtan film keyfi yaptım. Ecinniler / Dostoyevski romanından sinemaya aktarılmış bir filmdi.  Henüz kitabını okumadım ama filmi beğendim. Ve her zamanki gibi devrimler kanlı oluyor ve Rusya'da ki devrimde de böyle olmuş....

Akşam da eşimle Rise Of The Guardians animasyon filmini seyrettik. Çok keyifliydi. Eğer anime filmler seviyorsanız izleyin derim. Konu olarak da çocukların rüyalarını, hayallerini çalan karabasana karşı Noel Baba, Paskalya Tavşanı, Diş Perisi ve Uyku Perisi ve Jack FROST'un verdiği mücadeleyi anlatıyor....
 ŞemsPare/Elif Şafak  kitabı da bitti. Birçok kişi yazar hakkında birşeyler söylüyor ama ben yazılarını, kalemini ve bakış açısını beğeniyorum yazarın.
Bu kitabında da altını çizdiğim birçok cümle oldu...

Yazımı yazdım, blogları okudum şimdi biraz da Avatar izleme zamanı... :)

2.4.13

Günlük, Amaour ...

Herkese iyi akşamlar, nasılsınız?

Nisan ayına da güzel bir hava ile girdik. Günler nasıl geçiyor gerçekten de anlamıyorum, yada zaman bana çok hızlı geçiyor. :) Bana kimse yapmadı ama size 1 Nisan şakası yapıldı mı?

Yine eski hızıma kavuştum diyebilirim; kitaplarımı okuyor filmleri izliyorum/z. Hatta yeni kitaplar almaya başladım. Almak bişey değildi hepsine birden başlamak isteğimi napıcam bilmiyorum....
Bugün hava mis gibiydi, kahvaltıdan sonra fırına kekimi verdim( kabak tatlısından kalan şerbeti de ilave ettim,) pişmesiyle fırından çıkarmamla kendimizi Kadıköy sokaklarına attık. :) Biraz dolaştık, dükkanlara baktık. Borsam'da lahmacunumuzu yedik, kahvemizi aldık veee olmazsa olmazımız kitabımızı da aldık döndük evimize. Yahudi Dükkanı/ Stella Suberman kitabını aldım. Okumayı istediğim kitaplardandı. Aslında Efsane ve Su kitaplarını almaktı niyetim ama bu kitabı görünce bunu aldım. Artık diğerlerini de sonra  alırım.
Eve karnımız tok döndüğümüzden çay yaptık yanına da kek vardı. Hemen filmi taktık televizyona ve film keyfi yaptık karı koca. :)
Çoğunuz izlemişsinizdir belki bu filmi. Duygusal bir filmdi. Aslında hayat arkadaşını bulmak çok önemli, bu filmde de bunu gördüm. Çünkü herkes ister kadın olsun ister erkek zor durumda yanınızda size destek olmaz. Sadakat, yardım etmek, elini tutmaya devam etmek bunlar önemli davranışlar... Karı-kocanın birbirine duyduğu saygı, sevgi çok güzel anlatılmış.

Böyle işte, yarına Allah kerim... Temizliğimi de yaptım yazımı yazmadan önce, yarına bolcana Avatar izlerim. :)))