30.5.13

HeybeliAda, Mario Levi ve Oz Büyücüsü


 Salı günü hoppp ada da aldık soluğumuzu. Yanımıza da simit-karper ikilisi,  birde olmazsa olmaz vapurda çay.... Ben, eşim ve arkadaşımız Demet   adaya gezmeye gittik. Yürüdük yol boyunca, evlere bakındık, sokaklara ve deniz manzarasına bakıp, ada da yaşasak ne güzel olurdu dedik. Birde "kim bilir kimler yaşamıştır bu evlerde, bu sokaklarda kimler gezmiştir" dedik.... Bir kez daha bir kez daha anladım ki ruhum ada gibi küçük kasaba tarzı yaşamları seviyor. Yürüdükçe, tepelere çıktıkça ağaç ve deniz manzarası beni benden aldı. Ruhum tüm adayı dolaştı. Ve daha çok adaya gitmeliyim diye düşündüm. Örneğn Kınalı Adaya bir kez gitmiştim o da çoooook oluyor hatırlamıyorum bile. Gerçi sıra da BurgazAda var. Sait Faik müzesi restorasyon sonrası açıldı. Tekrardan ziyaret etmek istiyorum...

Hemen ada sahilinde bulunan( yandaki fotoğraf karesinde ki kilise) kiliseyi gezmek istedik ama kocaman bir çıktı ile " kilisemiz müze değil ibadet yeridir" yazıyordu. Fotoğraf çekip ayrıldık yanından...
 Camda ki dansçılar çok hoştu çekmek istedim. :))
 Yine sahilde bulunan bu satış arabaları da sezonunu bekliyorlar dizilmişler. :)

 Klasik fotoğraf karemiz. :)))

 İsmet İnönü müzesini tekrardan gezdik. Eşi ve çocuklarının giydiği kıyafetler, oturma odaları, yatak odaları.... neler geçiyor hemen aklımdan... Kimbilir ne kararlar almışlardır o oturma odasında ve çalışma odasında...... Geriye anılar bırakmak ne güzel...
Güzel bir gün geçirdik... Dönüşte de sahilin bir arka sokağında ki Halki Cafe de balık ekmek yedik bol soğanlı... Çok güzeldi tavsiye ederim. Sahibi amca da çok şekerdi... Her nekadar lafa dalıp bazı şeyleri unutsa da güleryüzü yetiyordu....








Kitapokumalara devam. Madam Floridis Dönmeyebilir/ Mario Levi  kitabını sahaftan aldım. Anlatım dilini sevdim. Bu kitap biraz kendi yaşantısından biraz hikayelerden oluşan bir kitap. Diğer kitaplarını da okumak istediğim bir yazar....

Filmlerden Muhteşem Ve Kudretli OZ filmini izledim. Pek beğenmedim. İyi oyuncularla çekilmesine rağmen ve konusunu sevmeme rağmen sıkıldım izlerken....

Böyle işte.... Yazımı yazdım, sizlerin paylaşımlarını okuyup bir film yada dizi izleyeyim. Nasıl olsa temzliğimi ve ütümü yaptım. Biraz da keyif zamanı. :)))
İyi akşamlar.

25.5.13

Yoga, Hunter ve Şebnem Ferah Albümü...

 Herkese selam. Nasılsınız. Yine bir haftayı devirdik.
Mayıs ayı nasıl geçti ve bitti hiçbir şey anlamayan ben Haziran ayına hızlı bir giriş yapacağım. 4 düğün var ve hepside yakın arkadaşlarım/ız.  Ki ben düğün sevmeyen biri olarak katılmak durumundayım :)))) Eee ne demişler her zaman sevdiğimiz şeyi yapacağız diye bir şey yok.
Vee beni bu aralar en mutlu eden şey bugün beycağızımla Yoga'ya başladık. Ben çook istiyordum. Ruh-beden-zihin dengesi için. İlk gün olduğundan bugün biraz kaslarım acıyor ama şikayetçi değilim... Bakalım ilerleyen aylarda nasıl olacam. Yoga seanslarından sonra da meditasyon yapmak istiyorum. Aslında bu ön aşaması olacak benim için. Ruh ve beden arasında ki dengeyi öğrenmem açısından.

Albümlerden bu ara Şebnem Ferah/ Od dinliyorum ve her bir şarkının sözlerine bayıldım. Yine yapmış yapacağını Şebnem Ferah... Seviyorsanız yorumunu hiç düşünmeden alın diyebilirim.
Bilenler biliyordur ama yeniden hatırlatma yapayım bende; İmza: Karın çıktı ve geliri Sınır Tanımayan Ebeveynler Topluluğu Derneğine gidecek. Almadıysanız alın, aldıysanız çevrenize de tavsiye edin. Okurken satırların nasıl anlamadığım kitaplardan. Her kadın nasıl da farklı anlatmış eşlerine duydukları sevgiyi, öfkeyi, mutluluğu, beklentilerini, teşekkürlerini. Blogtan da bir çok yazan kişiler var. Ve alııııınnnnn :)
Filmlerden de Hunter/ Avcı izledik. Psikolojik olarak güzel bir filmdi. Ağır ilerlese de konusu ve başrol oyuncusu harikaydı. Konusu da türü tükenmiş hayvan olan Tazmanya Kaplanı için avciyı görevlendirirler. Ve hayvanı öldürüp, kalbini ve muhtelif organlarından örnekler istemekteler. Amaçları da zehrinden insalık için silah yapmak.... İşi kabul eden avcı kasabaya gidince gerçeklerle yüzleşir ve.... sonunu anlatmayayım değil mi? izlemek isteyen olur. :)))

Yarın da Thyke Okuma Grubumuzun toplantısı var. Kitabımız Bir Ada Hikayesi Dörtlemesi/ Yaşar Kemal....

Şimdiden iyi pazarlar. :)

21.5.13

Bol Fotolu yazımdan selamlar. :)))

 Herkese iyi akşamlar, iyi haftalar.
Geçtiğimiz hafta nasıl bitti, bu hafta nasıl başladı anlamadım. Okulların resmi tatil olması sebebi ile eşim evdeydi. Ver elini Optimum yaptık. heheh :))) Fotoğraflar karışık eklendi idare edersiniz değil mi? Havalar malum sıcağa döndü. Bizde balkon sezonunu açtık. Kahvaltılarımızı, yemeğimizi kuş sesleri arasında yiyoruz.

Dün Fenerbahçe Khalkedon'a gittik arkadaşlarla. Ama servis, hizmet sıfır. Kesinlikle tavsiye etmiyorum. Verdiğimiz sipariş sanki düğün yemeğindeymişsiniz gibi getiriyorlar. Çalışanlar deseniz saygısız, davranışları kötü... Siparişimizde ki tavuk pişmemiş geldiğinden gönderdik, aynı tabağı götürüp, aynı tavukları bu sefer yakıp getirmişler. Üstüne üstlük de " nesi var ki bunun yenir bu" diyen servis elemanına ne dersiniz..... Velhasıl manzara süper ama diğer hizmetler kötü Sadece çay-kahve içilebilecek bir yer. Benden söylemesi.
Tabi aç olduğumuzdan bizim devamlı gittiğimiz( kadıköy şb.ne) Happy Moons'a gittik. İlgi, servis harika. Tavsiye ederim deneyin derim. Birgüzel karnımızı doyurduk, biraz yürüdük, parkta oturduk derken akşamı ettik.

Bu arada 2 film iki kitap bitirdim. Filmlerden birini "Duvak"'ı twitter'dan AzizeHn. tavsiye etti ve iyi ki etmiş. Harika bir film. Kesinlikle izlenilmesi gereken filmlerden. Müziklerde çok güzel. İzlemediyseniz izleyin derim.






 
 Bir diğer film "Tanrı'nın Kitabı" bu filmde izlenmesi gereken filmlerden. Din adı altında neler yapılmak istenildiğini anlatan güzel bir örnek..... İnanç, umut.... bulmak, hayatta kalma mücadelesi... izleyin derim.




 İclal Aydın sever olarak bu yeni kitabını da hemen aldım. :)) Ve bir solukta okudum. Bu sefer gazete yazılarından derlediği kitaplara ara- çok şükür ki vermiş- vermiş ve roman yazmış. Altını çizdiğim o kadar çok cümle oldu ki... Anne-kız ilişkileri, hayatla verilen mücadele, duygusaalık, aynı zamanda dik durmanın verdiği artı ve eksiler... güzel bir romandı. Çok beğendim.

Diğer kitap Kabalcı Yayınlarından indirimli kitaplar arasında olan Bir Sürgün Ana kitabı. Bu kitapta ana-oğul ilişkisi, oğlanın ağzından yazılmış. Ama öyle bir bakış açısı var ki şaşıp kaldım....

Haikaten günümüz böyle mi oldu yahu?!

16.5.13

Mim: Çocukluk Oyunlarımız....

Sevgili Goncam  beni mimlemiş. Konusu; çocukluk oyunlarımız.


Düşünürken ne kadar eskiye gittim anlatamam. Mallemizdeki arkadaşlıklar ve yaşadıklarım çok güzeldi. Kız erkek hepberaber oynardık. Şimdi çocuklar mahellede oynayamıyorlar bile çünkü mahalle arkadaşlığı kavramı kalmadı.
Biz en çok çivi oyunu oynardık. Çok da severdim/k. Islak toprağa çivilerimizi saplamaya çalışıp çizerdik. 
Ortada sıçan oyununu da severdim. Yaz akşamları yemekten sonra toplaşıp oynardık.
Birde seksek benimde vazgeçilmezimdir. Okulda teneffüslerde bilearkadaşlarla çizip oynardık.
İp atlamaca, saklambaç... Ve erkeklerle kızlar gruplaşıp funtbol oynardık.
Ortaokul yıllarımda, mahallemizde boş bir arsa vardı ve bizde orayı mesken tutmuştuk. :)
Çekirge toplamışlığımız bile vardır. Şimdi düşününce ne akla hizmet toplamışsak....
Birde bu boş arsa da beyzbol oynardık. Allah'ım ne büyük keyifti bizim için....
Evciliği saymıyorum bile hala kız çocuklarının vazgeçilmez oyunu diye düşünüyorum....
Böyle işte... Teşekküler Gonca'cım. Ve bu mim yapmak isteyenlere gelsin. :)

15.5.13

Hani, Su Kasidesi ve Düşler Bahçesi

 Öncelikle daha iyi olduğumu yazmak istedim, teşekkür ederim desteğiniz için.

Bu arada 3 kitap bitirdim.  Üçünün de sayfa sayıları azdı. 40-50 sayfalık kitaplar olunca bir iki günde 3 kitap bitiyor. :)))
Oruç Aruoba'nın ilk kez kitabını okuyorum. Şiir kitabı ve içindeki cümleleri çook sevdim. Diğer kitaplarını da uygun zamanlarda almak üzere not ettim.


 "Su Kasidesi" Fuzuli'nin Peygamber Efendimize yazdığı naatten yola çıkarak beyitleri açıklamasından oluşuyor.
Naat: Peygamber Efendimize yazılan övgü dolu olan şiirler demekmiş.

Zaten İskender Pala'nın anlatım dilini seviyorum. Bu kitap biraz ağır gitsede içindeki bilgiler anlamlıydı.











Tezer Özlü'nün de ilk kitabını okudum ve dilini çok sevdim. Her ne kadar hüzünlü bir yazım ve anlatım olsa da okuduklarınız derin bir anlam bırakıyor.

Filmlerden de çevirisi Düşler Bahçesi olan filmi izledik. Matt Damon oynuyor. Orta yaşlarını sürsede bakışlarında ki anlamlı ifade hiç gitmemiş.

Filmin konusu,

Eşini kaybettikten sonra iki çocuğunu yalnız büyütmeye çalışan Benjamin hep beraber yaşadıkları kentten uzakta, doğayla daha baş başa olabilecekleri yeni bir eve taşınmak, yeni bir başlangıç yapmak ister. Fakat taşınmak için seçtikleri ev aslında bir hayvanat bahçesidir! Başta çok şaşırsalar da, bu eve taşınmaya ve terk edilmiş hayvanat bahçesini yeniden canlandırmaya karar verirler. Bu hem maddi hem menevi açıdan zorlu ama bir o kadar da tutku dolu bir macera olacaktır...
Başrollerini Matt Damon ve Scarlett Johansson'ın paylaştığı filmin senaryosu We Bought a Zoo adlı gerçek hayat hikayesini anlattığı romandan Aline Brosh McKenna ve filmin yönetmenliğini de üstlenen Cameron Crowe tarafından uyarlandı. Film sıcak bir aile yapımı...

Böyle işte....
Siz bu paylaşımı okurken bende tavsiye üzerine The Painted Veil - Duvak filmini izleyeceğim.
İyi akşamlar.

13.5.13

Kitap, film ve ben....

Bu aralar günlerim hareketli olsa da içim sessiz geçiyor... Canım sıkkın biraz... Çok fazla sıkıntımı anlatmayı da sevmediğimden konuyu yazamayacağım. Sadece çok üzgünüm....
Onun dışında hayat olduğu yerden akmaya devam ediyor.

Cuma akşamı Alkım'a gittim kitap almaya. Öncelikle İmza:Karın kitabını aldım. Sonrasında indirimli kitaplardan bir kaç tane aldım. Ve sevdiğim yazarlardan biri olan İclal Aydın'ın da yeni kitabı çıkacaktı sordum soruşturdum gelmemiş daha dediler. Ben de ordan çıktım Nautilus D&R'a gittim. Can Yayınları kampanyasından almak istediğim bir kaç kitabı aldım.
Derken satış elemanı kız biraz gergindi. Konuşmaya başladık sonra biraz kitaplardan sohbet ettik. Ödememi yaparken sohbet ettiğim bayan dedi ki; sizinle sohbet etmek öyle iyi geldi ki. İyi ki geldiniz. Arada uğrayın beklerim. Bende memnun olduğumu belirttim ve uğrarım deyip ayrıldım. O arada surat ifadesine baktığımda gerçekten de asık suratlı kişi gitmiş işine tekrar gülümseyerek dönen kişi gelmişti.  Genelde hep duyarım çevremden "seninle konuşmak iyi geldi" diye. Herhalde enerjimle ilgili, hayata bakışımla, pozitif düşünmemle ilgili diye düşünüyorum....

Onun dışında Dedemin İnsanları filmi bir harikaydı. Konusu, oyuncuları, şiveleeri, yaşanmışlıkları... sizde izlerken kendi dededinizi düşünüyorsunuz. Ben dedelerimi erken yaşta kaybettim, anılarım çok az. Birgün bu konuda da yazmak istiyorum ama bakalım ne zaman gelecek o gün. :)

 Birde tavsiye film olan Bir Tutam Baharat filmini izledim. Bu filmde her iki yakanın insandan yola çıkarak çekilmiş. Hiç olaylara baharatlarla birleştirerek bakmamıştım. Bir izlenimlik güzel bir filmdi.
Böyle işte... Yeni haftaya başladık.

Herkese iyi haftalar.



9.5.13

Film, kitap, müze...

 Dün sabahtan HeybeliAda yollarındaydık. Anladım ki ben adalar da yaşamalıyım. O insanların şekerliği, hatırşinaslığı, manzara, deniz, yeşillik, evlerin güzelliği derken bu kanıya vardım işte...
Ve daha sık adaya gitmeliyim diye kendime telkinlerde bulundum.
Bu arada afişlerde okudum; 11 Mayıs 2013 saat:13:30'da Burgazada'da Sait Faik Abasıyanık Evi'nin açılışı var. Bu hafta gidemeyeceğim ama gidilecek yerler arasına ekliyorum. Geçtiğimiz senelerde taaa bekarken :)) gitmiştim ama tekrar restore edilmiş halinden sonra da gitmek istiyorum.
Hatta blogdan gitmeyi düşünenler var ise toplanıp gidebiliriz. Haberleşiriz.

Bu haftanın filmlerinden "In The Mood For Love / Aşk Zamanı" filmini izledim. Başrolde ki kadın oyuncu bir harikaydı. Hem rolü gereği hem kendi zarafeti başkaydı. Müzikler deseniz bir harika. Aşk Zamanı Film Müziği dinlemek için bir tıktıkla dinleyin derim.
Filmin konusunea gelince; aldatılan çiftlerin bu durumu öğrenmesi ve onlar gibi yapmamak için arkadaşlıkları aşka dönüşünce uzaklaşmaları anlatılıyor.  Ama bir aşk bu kadar mı güzel ifade edilir. Mutlaka ama mutlaka izleyin derim.

Okuduğum kitaplara gelince 2 tarih kitabı. Geçtiğimiz sene Alkım'dan aldığım ama bu sene okuduğum kitaplar. Bu tarz kitaplar okuduğumda tarih ile ilgili bazı bilgiler, olaylar ve günümüzdeki olaylarla ilişkilendirmem daha iyi bir yer ediyor...

Haydin ben kaçar okunacak kitap eki, izlenecek bir film var daha sıra da. :)))


7.5.13

Piknik, filmler ve biz. :)

 Eşimin bugün dersi yoktu. Bizde dünden plan yaptık. Sabahtan çıkınlarımızı hazırlayı, çayımızı da termosa demleyip Yoğurtçu Parkına pikniğe gidelim dedik. Tabi sabahtan hava kapalıydı ama biz yılmadık ve hazırlıklarımızı yapıp düştük yollara. Yayıldık çimenlere ve kahvaltımızı yaptık. Arada kitabımızı okuduk.
Buarada çoraplarım nasıl? karizma ama dimi, çok seviyorum bu tarz çorapları :))))))

Dün akşam ki filmim Bir Ayrılık/ İran filmi. Annem Mahsustan bloğunda Mart ayında bahsetmiş ve önermişti. Bende listeme eklemiştim. İzledim ve beğendim. Yalnız çeviri kötüydü. Altyazılısını da bulamadım. Yabancı filmleri türkçe dublajlı sevmiyorum. Kendi seslerinden izlemek, o duyguyu hissetmek daha başka bence. Bu sebeple tercihim altyazılı filmlerden yana.
Konusu da isminen anlaşaşılacağı üzre ayrılan bir çift ve sonrasında gelişen sorunlar üzerine. Çocukların yaşadıkları insanın içini burkuyor......



 Bugünün filmi ise Hansel&Gretel Cadı Avcıları filmi.
İzle ve sil fantastik filmlerden biriydi. Üzerine söylenecek pek bir şey yok bana göre. :)

Blog yazımı yazarken Facebook'da güzel bir cümle okudum ınu da paylaşmak isterim sizlerle....


Yürümekle varılmaz, lakin varanlar yürüyenlerdir.
Yol boyunca; yola çıkıp da yürümeyenleri,
Yola oturup, gelen-geçenin ayağına çelme takanları,
Yoldan metafizik uyuşturucularla keyif çatanları,
Tel örgülerle çevirdiği yolu kendisine zindan edip volta atanları,
Maratona 100 metre koşucusu gibi hızlı gidip, 50.metrede yola yatanları,
Yürüyüşün uzun ve yolun zahmetli olduğunu görünce, yolculuk üzerine zor atanları,
Yürümeyi bırakıp, yol-yolcu ve menzil üzerine kalem oynatanları,
Ayağına batan tek bir dikenin faturasını çıkarıp, ömür boyu tafra satanları,
Beyaz atlı kurtarıcıyı gözlemek için ufka bakıp bakıp dağıtanları,
Yanlış kılavuzlara kızıp yolu satanları göreceksin...
Göreceksin dostum...
Aldırma, yürü.

Mustafa İslamoğlu / Dostum

6.5.13

Kösem Sultan Oyunu, The Old Boy Filmi... vee ben.. :)







Hastalık bünyemde barınmaya devam ediyor ama beni yıldıramıyor. Kronik faranjitim olduğundan kuru öksrükle alerjim birleşince biraz rahatsızlık veriyor ama ayaktayım, yola devam :)))) 

Buarada kışlıkları kaldırırken örtüler arasında bulduğum peçvörk örtümü balkon masasına serdim ve yorgunluk kahvemi bu güzel masa örtüsü üzerinde içtim. :))
 
Cumartesi günki filmim uzun zamandır izlemek istediğim The Old Boy filmi idi.
(Bu arada  My Name İs Khan filmini Kitap Cumhuriyeti blğunda görmüşüm notumda da yazıyordum)
Film başta biraz karanlıktı ama ilerledikçe enteresanlaştı ve ilginçleşti. Konusu ve işleyişi güzeldi. Ama sonu çok üzücüydü. Hele bir baba için ne kötü bir itiraftı. Konusunu yazmıyorum izlemeyenler varsa diye... İzlemediyseniz izleyin derim. Bazen ağzımızdan çıkan, bizim için önemsiz olan kelimelerin, cümlelerin nelere mal olduğunu görüyorsunuz.
Pazar günü de Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesinde yılın son oyunlarından biri olan Kösem Sultan oyununa gittik. Aksi gibi öksürüğüm ve burun akıntım izlememi zorlaştırsa da keyifle izledim/k.
Çıkışta da Taksim'e geçtik. Ama olaylar vardı ve bir dolu polis doluydu. Tabi şampiyon Galatasaray'ımın da maçı vardı, daha bir kalabalıktı.  Gezemeden sadece yemek yiyip Kadıkö'e döndük.
Eşim daha önce gittiği ve pide üzerine meşhur olan Karadeniz Pidecisine götürdü. Hakikaten de enfesdi. Kesinlikle tavsiye ederim. Takism'e girişte ilk sağ sokakta ufak bir dükkan ama lezzeti bir harika.
Sonrası Kadıköy, gezmece,oturmaca olarak geceyi kapattık. :))))
Eee bugünde temizlik günüydü. Temizlik yapıldı, Blog yazıları okundu, yazımı yazdım, bir film izleyeyim artık değil mi? :)))

İyi haftalar, iyi akşamlar.





4.5.13

Buluşma, günlük ve film...




Herkese iyi haftasonları.
Güne hastalıklı olarak başlamak sıkıcı olsa da keyfim yerinde. :)
Dün hafif nezle gibiydim ama akşama hafif ateş, burun akıntısı ve öksürük baş gösterdi. Sanırım bünyem ilaca susadı.... Bende ihtiyacını verip sabaha daha iyi uyandım.

Perşembe günü Blogger Seda (burdan bloğuna ulaşabilirsiniz, bir tıkla) buluştuk. Enerjisi iyi biri bence. Uzunca sohbet edemedik ama kısa görüşmemiz bile iyi geldi. Çocuğuyla gelmişti ve erken kalkması gerekti. Allah nazarlardan saklasın çok tatlıydı kızı. Gelirken hediye olarak Atilla İlhan'ın kendi sesinden şiirler cdsi getirmişti. Ben çok severim şiir dinlemeyi; okumayı beceremediğimden. Burdan tekrar tekrar teşekkür ederim kendisine.  Bende hem kendisine hem kızına kitap ladım fakat Seda'ya aldığım kitabı okumuş kendisi, üzüldüm tabi ama bir sonraki buluşmamızda inşallah okumadığı bir kitap alıcam. :)))

Bu arada geçen akşam gaza gelip kışlıkları kaldırıp yazlıkları çıkarttım ama tabi belimde ağrıdan koptu. Sanki üstümden büyük bir yük kalktı. Ev düzenlemesi ile ilgili çok az işim kaldı. Onlarda biterse tamamdır herşey :))))

Filmlerden de yanlış hatırlamıyorsam Annemmahsustan bloğunun yazarı Ayşegül önermişti; My Name İs Khan filmini izledim. 

Khan Otizimin bir diğer hastalığı olan Asperger hastasıdır. Ve sosyalleşme sorunu yaşar. Filmin özeti şöyledir;

Rızvan Khan (Shahrukh Khan) küçüklüğünü annesiyle (Zarina Vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika'ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira (Kajol) adında dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır. Bu hastalık Otizm rahatsızlığının bir çeşididir ve ömür boyu süren, sosyal etkileşime ve iletişime zarar veren, sınırlı ve tekrarlanan davranışlara yol açan beynin gelişimini engelleyen bir rahatsızlıktır. 11 Eylül saldırılarından sonra Mandira'nın oğlu faşist kesimler tarafından döverek öldürülür. Öldürülme sebebi annesi evlendikten sonra Khan soyadını almış olmalarıdır

Film çok güzeldi. Seviyorsanız bu tarz filmler izleyin derin.

2.5.13

Unutma Bahçesi, ŞehiRomantiğinin Günlüğü ve Tepenin Ardı...


 Selamlar nasılsınız? 
Yine haftayı bitirdik sayılır. 
Bu haftaya ben 2 kitap bir film sığdırdım. 
Unutma Bahçesi  kitabı harikaydı. Teşekkürler Lale Abla harika bir kitap hediyesiydi.
Kelimeleri sever misiniz? Peki unutma enstitüsü kurulsa gitmek istermiydiniz. Yaşadığınız o anları hafızanızdan silmek ister misiniz? Daha fazla detay vermeyeceğim kitapla ilgili. 
Güzel ve iyi yazılmış bir kitap okuyun derim. 

Diğer kitabım sahaftan aldığım; Şehir Romantiğinin Günlüğü .
Gezi anılarından oluşan kitabı da sevdim. Zaten yazarın kalemi kuvvetli bence.

Filmimde Tepenin Ardı.  Lale Abla tavsiye etmişti. Bir gece de izledim ve düşündüm. Bu filmi de izleyin derim.

Yeni kitaba başladım bile. :) Ana sayfa da hangi kitabı okuduğum var. 
İyi geceler.