27.6.13

Edep Ya Hu / Çılgın Hırsız.../ Avşa Tatili.

 Evetttt artık iyice sıcaklar bastırmaya başladı... Başladı ama sağolsun yan bahçemizin sahibi ekili alanına gübre attırdığı için cam kapı açamaz hale geldik. Açsak bile burun delikleirmiz solumaktan mahvoldu kokuyu.......
Ee tabi mevsim yaz doğa yaşatacak bize mevsimini.
Yarın Avşa'ya tatile gidiyoruz 4 günlüğüne. Eksikler tamamlandı, bakımlar yapıldı sabaha hazırız :) Biraz mola vermek iyi gelecek bize.
Bugün film izleyelim dedik ve animasyon filmi olan Çılgın Hırsız'ı izledik. Özellikle şu sarı minikleri çok şeker. Hatta hatırlarsınız sinemaya gittiğiniz de film öncesi veya sonrası bu minnaklar çıkıyor... :)))
Hayatı kötülüklerle ve hırsızlıklarla dolu kahramanızın çocukluk hayali ay'ı çalmaktır. Ve araç olarak kimsesizler yurdundan 3 tane kız çocuğu evlat ediniri ve olaylar gelişmeye başlar. Ne kadar dirense de gülmeye başlar, eğlenir ve sever bu kızları...
Animasyon seviyorsanız izleyin derim.

Kitap olarak da dün gece bşladığım ve bitirdiğim "Edep Ya Hu/ Hakim Tirmizi" kitabı. ralar da ruhumuzu ve nefsimizi de doyurmak gerekir diye düşünürüm. Ve çok iyi geliyor bana.
Ve bu kitapta da bazı olgular, olaylar çok iyi çevrilmiş. Çeviren kelimeleri basitleştirerek yamış ki, bi okuyucular yorulmayalım.

Ve şuan 3 kitaba başladım. Durmak yok yola devam. :)

Sizler de ne var ne yok?




26.6.13

Isadora Duncan/ Dansın Tanrıçası

 Çok uzun zaman önce almıştık bu kitabı ama bir türlü başlayamamıştım. Hani hep diyoruz ya; bazı kitaplar kendileri seçiyor okunacak zamanı.
Bu kitap da öyle oldu.
Dönemine göre devrimci bir kadın diyebiliriz Isadora için. Ama yaşantısı çok acıklı bir o kadar da şaşaalı.
Fakir bir ailenin kızı, ve dansçı olmak istiyor. Ve ilk yalın ayak dans eden kadındır kendisi. Ama bildiğimiz dansçılardan olmak istemiyor. kendisine göre dans etmek için belirli kurallar olmamalı. Doğa ve beden ile uyumlu bir şekilde dans edilmeli. Özellikle  Yunan Tanrılarına hayran ve onlardan besleniyor.
Hayatına giren erkekler de hep ünlüler. Örneğin Singer ( dikiş makinelerinin veliahtı), Rusy'nın en önemli şairlerinden Sergey Yesenin.
Evlilik karşıtıdır kendisi ve hayatı boyunca evliliği redder. Taki kendisinden hayli küçük olan Sergey'i Rusya'dan çıkarmak için 44 yaşında evlenir. O dönem de eşi 26 yaşındadır. Olay olur tabi.
Birde trafik kazasında 2 çocuğunu kaybeder, depresyona girer.... İçkiye vurur kendini. Hayatı boyunca parasını idare edemez ve sürekli yokluk çeker.
Sonunda da intihar edecektir........

Okurken düşündüm de herhalde ünlü olmak zor... hele yaşantını idare etmek daha zor herhalde.
Birde güçlü bir kadınmış. Kafasına koyduğunu yapan, yüreğinin sesi dinleyip, yüreğinin sesiyle hareket eden bir kadın....

Derslerle dolu bir kitap. Everest Yayınları/ Unutulmayan Kadınlar serisi altında basılmış bir kitap.



23.6.13

SuperMan, Kandil, günlük...

Günler nasıl geçiyor anlamıyorum, sanki zaman su gibi akıp gidiyor ama yapılacaklar da çoğalıyor. Acaba bana biraz da zaman ilavesi yapar mı evren diyorum kendi kendime. :)

Uzun zamandır erken kalkıcam diyorum kendime ama 8.30 en geç 9.00 da kalkıyorum; oysa ki ben daha erken kalkmak istiyorum. Güne erken başlamak istiyorum... Geçtiğimiz senelerde kalkıyordum ama bu sene ne olduysa bana kalkamıyorum. Olumlama yapmam gerekiyor sanırım kendime...

Kaçgündür elimde aynı kitap var. Isadora Duncan/ Dansın Tanrıçası kitabını okuyorum. Kitap güzel ilerliyor. Şimdiye bitirirdim kitabı ama nedense hala yeni kitaba başlayamadım. En iyisi blog yazımdan sonra okumaya geçeyim ben.

Hepimizin Berat Kandili mübarek olsun.

Bugün sinemadaydık; günün filmi bizim için SuperMan'di. :)   
Tam bir görsel şölendi diyebilirim. Oyuncular da sağlamdı. Ama bazı bölümler ( sanırım artık herkes hikayeyi ezberledi diye) çok hızlı ilerliyordu. Onun dışında SuperMan severseniz muhakkak sinemada izleyin derim.

Böyle işte. Şİmdiden iyi haftalar herkese...


20.6.13

Artık Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak....



Bence artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, olamayacak.... 
Olmamalı da.... Hep büyüklerimiz anlatırdı bir dönem yaşadıklarını; dinlerdim. Şimdi daha iyi anlıyorum.
Akıttığım gözyaşlarını, elimde  telefon gece 3-4 lere kadar karı koca noluyor şimdi" diye takip etmelerimizi, çapulcular direnirken bizim yatmamız doğru değilleri hiç unutmayacağım/z...  

Artık eylemler duran adamla birlikte parklarda sokaklarda durarak devam ediyor. Her ne kadar şuan ki ülkeyi yönetenler bununla dalga geçselerde halkımız, biz ne kadar haklıyız. 

& Dün itibari ile HaydarPaşa Garı bir önceki gün son görevini yaptı. Artık bu gar hangi hizmete tabi olacak bilmiyoruz ama bizim içimiz buruk kaldı... İstanbul'un Anadolu Yakası'nın sembollerinden, tarihinden biriydi....
Orasının ne olacağı şaibelli, zamanla göreceğiz...

& Filmlerden
"Mutluluğa Boya Beni/ Animasyon" filmini izledim. Seviyorum animasyon filmlerini.
Film 2012 yapımı.  Konusu ise;

Bitmemiş bir resim üzerindeki bir şato ve çiçeklerle dolu bir bahçede resmedilip renklendirilmiş Toupin’ler gücü ele geçirmiştir. Toupin’ler, çizimleri yarım kalan Pafini’leri devre dışı bırakmış ve yalnızca taslak halindeki Reuf’ları da esir almışlardır. Şimdi Ramo, Lola ve Plume düzeni yeniden sağlamak ve arkadaşlarını kurtarmak için ressamı bulmak üzere yollara düşecek, bir dolu macera yaşayacak, şatodan ve çiçekli bahçeden geçecek, hatta başka resimlere gideceklerdir.
Hayal gücünü oldukça farklı biçimde yansıtan ve hayatın içinden olgularla bunu güçlendiren animasyon filmi, büyük küçük herkesin izleyebileceği tarzda bir yapım..


Böyle dostlar......

Sizler nasılsınız?













16.6.13

Film, kitap, günlük......

Blog ve Twitter sayesinde bir çok kişi tanıdım ve iyi ki tanıdım dediğim kişiler oldu hep.


"Yükseklerde" ve "Renkler" isminde Osman Akalın'a ait iki kitap hediye etti. Birir roman biri öykü kitabı. Yazarımız yeni ama kitapta ki kahraman tasvirleri öyle güzel ki; kitabı elimden bırakamadan aynı gün bitirdim ikisini de...

Filmlerden de" Mutlu Et Beni" yi izledim geçtiğimiz günlerde... Film komik ve enteresan. İlk vibratörün nasıl bulunduğuna dair bir film ama öyle isminde ki ve konusunda ki gibi açık bir film beklemeyin. Kurgusu tamamen aşk üzerine diyebilirim. Bir izlenimlik güzel bir film.

 "Diğer film; Sen Dünyaya Gelmeden"
Film Bosna savaşını da konu alan ve insanların gözünden aktarılmış. Biraz kurgusu zayıf kalmış ama izlenebilir.

Diğer kitabım da; "Çatı Katı Aşıkları/ Şükran Yiğit" yazar ile Zeren sayesinde tanıştım ve anlatım dilini çooook sevdim. Diğer kitaplarını da okumak istiyorum.
Yalnızlık, yaşlılık ve komşuluk gibi konular çok güzel işlenmiş....
Benim gibi okumayanlardansanız okuyun derim...

11.6.13

Bir Film Bir Kitap Ve düzelene kadar #direngezipark...

 Aslında daha önceki yazılarımda da yazdığım gibi günlerimin çoğunluğu Halk Tv'izlemek ve gündemi Twitter'dan takip etmek. Hele başbakanın açıklamalarını duydukçada " aa nasıl böyle der? neden daha yapıcı konuşmuyor" şeklinde kendimle diyologlardayım. ... Ama bir kaç gündür kitap okumaya başladım. Yarım kalan kitabımı bitirdim.
"Halide Edip Biyografisine Sığamayan Kadın/ İpek Çalışlar" Çok detaylı bir çalışma olmuş. Hatta bir çok tarihi olayı da öğreniyorsunuz bu kitapta. Örneğin babası Yahudi asıllı olduğu için kendisine casus denmesini, her ne kadar muhafazakar bir yanı olsa da dünya görüşü eğitimden yana, okumaktan yana ve tek eşlilikten yana olması...
Özellikle kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilme yasasının çıkartılması için verdiği mücadele... 14 yıl sürgün hayat... hastalıkları...
Zor bir yaşam sürmüş kendisi. Yere göğe sığdıramayan da var, yerden yere vuran da var. Okudukça anlıyorsunuz bazı şeyleri...
Filmlerden de Umut Işığım filmini izledim. Aslında konusu güzel ama anlatımı sıkıcı geldi bana. İzlenmese de olur tarzı filmlerden bence.

Herkese iyi haftalar, iyi haberler olsun Ülkemiz adına da.....

8.6.13

Gündemde ki Olaylara dair...

11.gündür #direngezi park olayları ile yatıp kalkıyoruz karı-koca herkes gibi... 
Umarım herşey Ülkemiz hayrına gelişir.
Bu olaylar yaşanana haber kanallarını yanlı olması sebebi ile izlemez, hele siyaseti ne izler, ne dinler ne okurdum. Ama okumak gerekirmiş bilmek için...
Ki ben ve eşim hiçbir siyasi olaya denk gelmedik yaş olarak. Annelerimizin anlattığı bi 80ler darbesi ve benzeri olaylar var ama dinlediğimiz kadarı ile.
Bu olaylar sayesinde tüm gün Halk Tv'i izler olduk. Bir yandan da elimizde telefonlar Twitter'dan takip ediyoruz.
Aralarda da Taksim'deyiz. Hatta Taksim Gezi Park Kütüphanesinden hatıra bir iki kitap aldık...
harika bir şey yapmışlar Gezi Kütüphanesi kurmuşlar...
Ve en çok beni üzen bu direnişin Halk direnişi olduğunu başbakanın anlamaması. Çok detay yazmama gerek yok televizyonlardan, gazetelerden okumuşsunuzdur.
Ülkemin geriye gitmesini istemiyorum. Bir başbakanın benim özel hayatıma, kürtajıma karışmasını istemiyorum, annelerimizin nasıl bizi 23 Nisan'larda, 19 Mayıs'larda stada götürdüyse bende çocuğumu götürmek istiyorum... Daha çok cami ve AVM yerine kültür merkezleri, sanat merkezleri açılsın istiyorum. Çünkü ne kadar aydın olursak, okursak o kadar ilerleriz.... Çünkü ibadetimizi her yerde yapabiliriz. Ki gösterişli camiler de tartışılmalı bence..
 
Biliyor musunuz hiç tanımadığım insanların konuşmalarına denk geliyorum "yolda yürürken, toplu taşıma araçlarında ve kendilerine oy verdiklerini ama ne yapmaya çalıştığını anlamadıklarını, nerden verdik " cümlelerini duyuyorum. Çünkü şuan ki olaylar ne dine karşı ne de ibadetlere karşı bu tamamen sivil bir direniş. Umarım başkabakan da anlar ve "ötekileştirmek"ten vazgeçer. Çünü biz başı açık veya kapalı komşularımızla gayet iyi anlaşıyoruz....
şite böyle blog uzun bir süredir kitlendiğim gündemden vazgeçemiyorum. Aralarda birkaç satır okuyorum ama elim yine de hep telefonun twitter eklentisinde... Ama amacımız okumamak olmadığından okumalara devam...
İyi haberlerle iyi pazarlar.

5.6.13

#direngeziparkı


Kaçgündür elimizde teefonlar bi twitter bi Halk Tv gözümüz kulağımız oluyor.... gece de müsait oldukça Kadıköy Boğa'nın ordayız.. Hiçbir partiye üye olmadım bu yaşıma kadar olmayı da düşünmüyorum. Ama ben HALKIM ve yarınlarım için Atam'ın bıraktığı, emanet ettiği ülkeyi koruyorum. ... Ve direnişimiz sonuçlanana kadar kapalıyım....