31.10.13

Mim cevaplama... :) Bana dair...

Sevgili Gülçin'cim tıktık beni mimlemiş. Uzun zaman oldu ama cevaplamak bugüneymiş. :))

*Evde yalnız kaldığınızda ne yaparsınız?

Oooo yapacak şey var evde olunca :))) Önce ortalığı toplar, sonra en sevdiğim içecek olan kahvemi yaparım. bazen pc açarım. Sonra muhakak kitabımı okurum, hergün olmasa da film izlerim. Nette biraz dolaşırım. Unutmadan ekleyeyim, müziğimi de açarım. 
Yalnızlığı sevdiğimden ruhum hep mutlu olur kendime zaman ayırdığımda. Tabi burdan yalnız olduğu, yalnızlığı seçtiğimi düşünmeyin. Kalabalıkları, sohbet etmeyi ve konuşmayı çoooooook severim, ama ruhuma da zaman ayırmam gerektiğini, onu dinlemem gerektiğinin de farkındayımdır. 


*Hakkımda 20 gerçek* 

--- Güleryüzlü, konuşkan ve pozitif biriyimdir.
---Güçlü bir yapım vardır, hemen karalar bağlamam.
--- Hayatı farkında yaşarım, öylesine gelmedik diye düşünüyorum bu yaşama. Bu sebeple sebep-sonuç ilişkilerini iyi incelerim.
---Türk Kahvesi-nescafe vazgeçilmezlerimdendir. İçerken çok keyif alırım. Hele yanında bir de kitap veya keyifli bir sohbet arkadaşı varsa daha bir haz alırım.
---Tam bir kitap tutkunuyum. Kitapsız bir dünya düşünemiyorum, okumadan günü bitirmem. 
---Kelimeleri hor kullanmayı, öylesine yada fark etmeden kullanmayı sevmiyorum. Kelimeler tohum gibidir, ağızdan bir kez çıkar ve dikkat etmek gerekir diye düşünüyorum. 
---Samimiyimdir, sevmediğime seviyormuş gibi yapamam. Dürüstlük en büyük ilkelerimde biridir. Evet hayatımda hatalarım da oldu, beyaz yalan söylediğimde ama kelimelerin gücü öğrenince ve farkında yaşayınca hayatı çok şey değişti hayatımda. Mesela bir olay karşısında açıklama yapmak istemiyorsak yalan da söylememliyiz. Açıklama yapmamayı tercik ederim ve yapılanın arkasında durulması gerektiğini düşünürüm. Kimse kimseye hesap vermek zorunda değil ama yalan da söylenmemeli....
---- Vefalı biriyimdir. Asla unutmam. Arar sorarım, ziyarete giderim dostlarımı. 
----Mütevaziyimdir, küçümsemeyi sevmem. Kibirli, kendini biyeş sanan kişilerden hiç ama hiç hoşlanmam.  Kapımızın önünü süpüren görevliye, simitçi amcamıza selam vermeden geçmem. 
--- Televizyon izlemeyi sevmem. Eğer uzun süre açık olursa tv kapatırım; bugünlük yeter derim evdekilere de :)) 
--- Müzik de vazgeçilmezimdir. Özellikle son yıllar da etnik müzikleri daha bir sever oldum. Klasik müzik de severim, hele kitap okurken...
---Sevdiğimi sevdiğime söylemeyi çook severim. Ve belli ederim sevgimi. ( sadece sevgilime yada eşime değil ama)
---Vazgeçilmezlerim arasında yeğenim Toprak Cem'de vardır. hayatımıza girdikten sonra içimde çok şey değişti. Onu öyle çok seviyorum ki kendi çocuğum gibi.
---Değişik yerlere gitmeyi, fotoğraf çekmeyi ve yemek yemeği çok seviyorum. :)))
--- Sohbet etmeyi, arkadaşlarla buluşup konuşmayı da severim. 
---İyi bir dinleyiciyim. Eğer arkadaşım isterse yorumsuz olarak bile sadece dinleyebilirim.
--- Aaa unutmadan söyleyeyim çook sabırlıyımdır. Öfke kontrolüm iyidir, hemen tepki vermem, sonradan pişman olacağım yada üzüleceğim şeyleri baştan söylemem. Söylediğimde de herşey bitmiştir. Bu sebeple hoş olmayan bir durumla karşılaştığımda hemen sinirliyken hüküm vermem. Sinirim, kızgınlığım geçtikten sonra değerlendirmeyi tercih ederim.  
--- Kendime yatırım yapmayı severim, öğrenmeye çok aç biriyim. Okumayı, bilmediğimi öğrenmeyi severim. 
---Dertlerimi anlatmayı sevmem. Genelde eğer canım çok sıkkınsa uyumayı tercih ederim.
--- Geçmişle yaşamayı, dünkü olayı bugüne taşımayı sevmem.  Dün dünde kalmıştır ne de olsa. Bugüne bakmak gerek, önemli olan dün yaşanan olayda yapılan bir hata varsa bugüne ve yarına taşınmaması için dersler almak gerektiğine inanırım.
---Haddimi bilirim ve karşımdakinden de bunu beklerim. Buna ailem de dahil. Sınırlarını bilmeyen herşeyi eleştiren kişilerle pek anlaşamıyorum.
--- Her şeyin bir sebebi olduğunu düşünürüm, o yüzden de hiçbir şey dışardan görüldüğü gibi değildir.
---Felsefelerimden biri; "Ne ekersen onu biçersin" diğeri de " her istediğini söyleyen istemediğini işitir." dir.
---Mistik yönüm kuvvetlidir............
---Söyledikleri ile yaptıkları uyuşmayan kişilerden pek haz etmiyorum.
----tatlıyı çook severim, bide roman havasında oynamayı :)))
------------ bir sürü şey var hakkımda ama bu yeterli sanırım. :))) 

Bu mim; mim cevaplamayı sevenlere gelsin.


25.10.13

Kısa kısa benden...






Bir haftayı da filmli, kitap okumalı, gezmeli olarak bitirdim. :)  Hamileliğimde 21.haftayı da bitiriyorum. Ve artık göbüşüm epey bir çıktı. :))) Hatta kızım tekme bile atmaya başladı. Bazen konuşmalarımıza tepki veriyor. Çok güzel, heyecanlı bir  duygu. Ve Allah isteyen herkese nasip etsin. Kilo alımımda artış olmadığından hala dolabımda olan üst giysilerimi giyiyorum. Sadece alt olarak genelde elbise ve gebe taytı giyebiliyorum. Çünkü karnıma baskı olduğunda midem çooook bulanıyor. Doktorum ve çevremde ki gebelik geçirmiş olan annelerin yorumu şöyle; 7.aydan sonra kilo artışı oluyor dikkat et diye. Elbette olacaktır ama sorun değil benim için yeter ki gebeliğim sağlıklı devam etsin ve zamanında yavrum doğsun. Her şeyin bir bedeli var ve seçimlerin de bir sonucu vardır diye düşünüyorum.
Yarın 2.düzey USG çekimi için doktor randevumuz var. Her bir şeyine 3 boyutlu bakacaklar kızımızın. Çok heyecanlıyım çünkü kızımızı görücez bizde :))))))
Pazartesi günü de tetanos aşısı vurulacağım. Sağlık Bakanlığı ve Aile Hekimliği bu konuda çok iyi çalışıyor. Arayıp hangi hafta ne yapılması gerekiyor takip edip bilgilendiriyorlar. Hatta bazı tahlilleri hekimlikte yaptırıyorum.
Bu arada hatırlarsanız bir önceki yazımda doktorum Akdeniz Anemisi taşıyıcılığından şüpheleniyordu. Doğru tahmin etmiş. Taşıyıcısıymışım ve gebe kalınca da tüm depolarım boşalmış. Bu sebeple önce 5 adet B12 aşısı vurulacağım, sonrasında da her ay takip sonucu olacağım aşı. Bu yüzdenmiş halsizliğim, yorgunluğum ve kalp çarpıntım. İnşallah tedavi sonucu rahata kavuşacağım.  Eğer Kadın Doğum Dr.um farkına varmasa yıllarca böyle çekecektim. Her doktor işini iyi şekilde yapmıyor bir kez daha anladık....

Henüz biz bebek için alışverişe başlamadık. Kardeşim battaniyesini aldı, üst komşum 4 adet hırka ve battaniye örmüş  birde pembe ayakkabı almış. :) Öyle tatlılar ki. Emeğine sağlık Müge Ablam. Ellerin dert görmesin. Bizde artık yavaş yavaş başlayacağız. Son dakikaya bırakmamak gerek değil mi?


Okuyup bitirdiğim kitaplardan da bahsetmek isterim size. Can Yayınlarının 5 TL kampayasından Mayıs ayında aldığım bir kitap Kadersizlik.
 Konusu:  
Çağdaş Macar edebiyatının en önemli adlarından biri olan İmre Kertesz, ilk kez Türkçede, Yazıldığında, Macaristan Devlet Bakanlığı'nın basmayı reddettiği Kadersizlik, daha sonra Almancaya çevrilip basılınca, okurlar ve eleştirmenlerin büyük ilgisiyle karşılanmıştı. Kadersizlik, on altı yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencinin, babasını çalışma kampına yolcu etmesiyle başlar. Bir süre sonra, çalıştığı yere giderken, arkadaşlarıyla birlikte o da yolda polisçe yakalanıp Auschwitz toplama kampına giden bir trene bindirilir. O andan başlayarak gencin ağzından, gördüğü, duyduğu, tattığı , dokunduğu her şey, tüm ayrıntıları ve canlılığıyla dile getirilir. Genç, hiçbir yorum, hiçbir değerlendirme yapmadan, hiç abartıya kaçmadan, karamsarlığa kapılmadan, tanık olduğu her şeyi, ince bir mizahla anlatır. 'Oradaki bacalarda bile dumanların kesildiği anlarda mutluluğa benzeyen bir şeyler vardı. Belki de asıl bu deneyim benim için unutulmuş kalacak, ama herkesin öğrenmek istediği, yalnızca kötü olan, yalnızca 'dehşet'. Evet, bir daha soracak olurlarsa, onlara bunu, toplama kampındaki bu mutluluğu anlatmalıyım. Soracak olurlarsa. Kendim bile unutmuş olmazsam. 'Kendisi de toplama kampında kalmış olan Imre Kertesz'in bu çarpıcı romanı, otobiyografik özellikler taşıyor.

Çok beğendim kitabı. Bir çocuğun gözünden acıtasyon yapılmadan anlatılmış bir roman.....



Diğer kitabım; Kardeşimin Hikayesi. Yazarı çok severim ve takip ederim. Ama bu kitap biraz yavan geldi bana. Serenad'ı çağrıştırcak çok detay vardı. Sanki bir önceki kitabın devamı gibi olmuş. Ve konusuna ve yazım diline göre sayfa sayısını fazla buldum. Onun dışında yazım dili akıcı ve kullandığı kelimeler yalın, sade.




Böyle işte bloggerlar. Haftayı bu akşam toz alarak ve blog yazısı ile bitirdim sayılır. Keyifli haftasonunuz olsun.














15.10.13

İyi bayramlar.....


Hepinizin/mizin Kurban Bayramı mübarek olsun. Umarım, umarım, umarım bu sene kurbanlıklar uygun şekilde kesilir. Pazar gecesi Öteki Gündem programında Nihat Hatipoğlu kurban hakkında öyle güzel şeyler anlattı ki... Mesela kesilecek olan hayvanın gözü önünde bıçaklarınızı bilemeyin dedi, gözlerini kapatın, sevin dedi. Can çekiştirerek kesilmemeli dedi.... Daha bir sürü şey anlattı....  Bildiğimiz ama uygulamadığımız şeyleri anlattı tatlı dili ile.

Biz bu sabah güne eşimle kardeşlerimizle uyandık. Sabah güzel bir bayram sofrası hazırladık. Keyifli bir kahvaltı oldu. Sizlerinde sofralarınızın kalabalıklaştığı bayram sofralarınız olsun. Annemler burada değil telefonla bayramlaştık onlarla. Neyseki bu bayram yalnız değiller, Sevda ve Toprak Cem onlarla.
Bizde kayınvalidemlere gittik, bayramlaştık. Malum artık pek bayramlaşmak kalmadı. Bi üst komşumuza çıkıcaz ve bizim için bayramlaşmak bitecek. Zaten bize gelen yok kardeşlerimiz dışında. Çünkü akrabalık bağlarımız kuvvetli olmadığından pek geçerli değil bizlere bayramlaşmak.... :((
Ben yinede bayram için Yoğurt Tatlısı yaptım. İnşşallah bizler çocuklarımıza bu güzel geleneğimizi yaşattıracağız......

Sizin nasıl geçiyor?

11.10.13

Nezle kışşş kışşşş git benden....... Kansızlık...

Son bir haftadır fena nezleyim. Eee tabi evde biri hasta oldu mu diğeri hasta olmadan olmaz değil mi? Allah'tan nezle ile atlatıyorum. Gerçi şuan iyiyim tek derdim kuru öksürüğümün hala geçmemiş olması. "kışş kışşş nezle" diyorum ama gitmiyor yahu........ keyfim yerinde ama.

Bugün kardeşimin canımın doğduğu gün. Eski fotoğraflardan bir kaç tane ekleyerek ona hitaben yazımı yazmak istediğimden şimdilik "iyi ki doğdun ablam, iyi ki kardeşimsin" ve ailenle bizlerle sağlıklı nice senelerin olsun ablam diyerek kutluyorum. :)))))

Daha önce doğum yapanlar yada yeni benim gibi gebe kalanlar bilirler rutin kan testi yapılıyor arada. Ve geçen hafta benimde yapıldı. Fakat doktorum demir depolarımın, diğer depolarımın çok iyi seviyede olmasına rağmen kan değerlerimin çok düşük olduğunu söyledi. Üstüne üstlük kan hapı kullanmama rağmen. Araştırılmasını istedi ve bir olasılık olarak da Akdeniz Anemisinden şüphelendi. Ailemizde genetik olarak bu hastalığın olmadığını söyledim, o zaman taşıyıcı olabilirsin dedi. tabi bu bir ihtimal. Salı günü test yaptırdım şimdi sonuçlarını bekliyorum. Son 5-6 yıldır devamlı kalbim ağzımda atıyormuş gibi hissediyordum ve kontrollerimi yaptırmaya başlamıştım. Önce SüreyyaPaşa hastanesine gitmiştim. Acaba nefes darlığımmı var diye. Çünkü biraz yokuş çıkayım, poşet taşıyım hatta bazen üstümü değiştirirken bile tıkanabiliyorum. Dr. ciğerlerimin ve nefesimin gayet sağlıklı olduğunu söyledi. Ordan çıktım Siyami Ersek Kalp Hastanesine gittim yine test yaptırdım herşey iyi çıktı. Ve şimdi ki Kadın Doğum Doktorum Dr. Figen Hn. kansızlığın halsizlik, kalp çarpıntısı gibi şeylere neden olduğunu söyledi. Bakalım ne çıkacak test sonucunda. En azından önlemimi alayım. Hem belki bu sayede çabuk yorulmalarım, halsizliğim gibi belirtiler de düzelir. 

Tabi daha testler, yüklemeler bitmedi. 20.haftadan sonra tetanoz aşısı vurdaracağım. Sonra ki haftalar da şeker yüklemesi yapılacak. Sonra 2 düzey USG çekilecek...... 

Onun dışında gebeliğim iyi gidiyor.Pazartesi günü 5.ayımıza giriyoruz kızımızla. :))) Eee malum önümüz kış montlar olmayacağı için en iyi çözüm olarak panço aldık. Beni bir süre idare eder. Hem doğum sonrası da giyebileceğim birşey olarak aldık. Geçen akşam Kadıköy'de gezerken hava da soğuk malum mola verelim dedik ve yeni bir cafede aldık soluğumuzu. Moda'ya çıkarken Polaris Mağazasının hizasında ufak bir cafe var. Adı Rezene Cafe. Çok şeker bir ortam deneyin derim. Ben açılışı yaparak sahlep içtim, beyim de çay. Nasıl iyi geldi anlatamam.
  Böyle haftayı bitirdik. Haftasonunuz şimdiden keyifli olur inşallah.

bu aralar böyleyim. :)

3.10.13

Eylül hüzünle bitti Ekim ayı soğuk ile başladı....

Selamlar nasılsınız? Eylül ayının son haftasını üzücü olaylarla kapattık. Oysaki kaybettiğimiz ünlülerin yapacak daha bir sürü işleri vardı. Örneğin Turgut Özakman'ın bir kitap yazdığını biliyoruz. Tuncay Kurtiz'in de bize anlatacağı, perdeye aktaracağı bir sürü deneyimi vardı. Son birkaç yıldır Eylül Ayı hep hazanlarla geçiyor. Ve yapraklarını dökerken burukluklar kalıyor içimizde....

Gebeliğimde 4,5 ayımı deviriyorum. Artık karnım daha belirgin. Henüz 2 kilo aldım ama doktorum dikkat etmemi söyledi, çünkü bu aydan sonra iştahta açılma oluyormuş. O kadar düzenli besleniyorum ki anlatamam size. Aslında olması gerektiği gibi :)
Asla iki canlıyım diye herşeyi yemiyorum. En sevdiğim tatlıdan tiksindiğimden beri yiyemiyorum. Eksiklik mi aslında değil.
Bu arada kızımız olacakmış. Her annenin dediği gibi gerçekten de eli ayağı düzgün olsun, sağlıklı doğsunda kız olmuş erkek olmuş gerçektenden de fark etmez. En nihayetinde evlat bizim evladımız.

Ekim ayı soğuk bir giriş yaptı. Hop hemen ertelediğim yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkarttım.
Eee artık durumum iyiye gittiğinden kendimi mutfağa adıyorum. :)))))) Bugün eşcağzıma güzel güzel yemekler yaptım.
Aslında biraz da poğça yapmayı öğrenmek istiyorum. Bu konu da biraz eksiğim var. Eğer sizin yaptığınız ev yapımı poğça tarifiniz varsa ve benimle paylaşırsanız çoook memnun olurum.

 Gonca'cığımın (bloğu bir tıkla burada)doğum günümde gönderdiği "Muska/ Sadık Yemni" kitabını bitirdim. Çok fazla betimleme yapmış ama anlatım dili sade ve akıcı. Severek okudum. Tekrar teşekkürler canım.
 Filmlerden de "Bilinmeyen Kod" filmini izledim. Eski filmlerden. Kısa kısa kesişen hayatların birleştirilmesinden bahsediyor film. Fena değildi, yer yer sıkıldım.....
Veee sevdiğim yazarın kitaplarına başladım.
"Bir Türk Casusunun Mektupları/ Aytunç Altındal".
Katıldığı televizyon programlarını da pür dikkat izleyen ben kitaplarını da merak ile bir solukta okuyorum. Kendisi araştırmacı-yazar. Ve anladığım kadarı ile aile geçmişi de köklü çünkü bir çok bilgiye ulaşabiliyor. Ve verdiği bilgileri her okuyuşumda şaşkılınlığım artıyor. Seviyorsanız araştırma kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

Bizde böyle işte. Haftayı bitirdik. :)