22.6.14

Ev hali, kitap, film, aşı vs... biz..

Yağmurlu günlerden sonra güneşli bir sabaha uyanmak.
Gerçi yağmurdan da şikayetçi değildim. Balkondan içeri süzülen yağmur sesi ve toprak kokusu.... ayrı bir huzur.
Aslında ne zamandır aklımdaydın blogcum yazmak ama bir türlü ne kafamı ne kendimi toparlayamadım yazmak için.
Zaman nasıl hızlı geçiyor anlayamıyorum bile. " bugün yazayım diyorum" bi bakıyorum ya bizim kız uyanmış oluyor ya mutfakta oluyorum yada ütü yapıyorum. Yada bizim kızın uzun uyku aralarında da balkonda kitap/kahve keyfimi yapıyorum.
Bizim kızı soracak olursanız; hali vakti yerinde. 3.ay kontrolü de tamam. Doktorcuğumuz herşeyin iyi gittiğini söyledi ve bizi yolladı.
Aa bu arada biz bu ay yapılamsı gereken Rota Virüsü aşısını da yaptırdık. Ağız yolu ile 2 doz şeklinde yapılan bir aşı. Birde 5.ay da yaptıracağız. Çocuklar da sonbaharda görülen kanlı ishale karşı koruyormuş. Daha hafif atlatırmış...mış... inşallah aynen öyle olur.
Bir de neden aşı fiyatlarını bu kadar yüksek tutarlar anlamam. Tabi konu çocuk olunca biz ebeveynler hemen önlem alacağımızdan firmalar da akıllı bence. Bizim Aile Hekimliğimizde ki doktorumuz;
"Aşıyı dışardan al burda vururuz" dedi. Bizde öyle yaptık. Eczacımıza getirttik ( fiyatı 142.00TL) ve aşımızı yaptırdık.
Geçtiğimiz hafta kardeşimgiller yeni cici bir eve taşındılar. Bizim kızın yazısı için Sevdamın bloğu buraya tıktık... :) Yeni evlerinde hayırla otursunlar ballarım.
Bizde çocuk olduğundan Toprak Cem'e baktım/k eşimle. Onlarda evi yerleştirdiler. Bizim kız dedikçe aklıma kuzumun bana;
"hala bizimki uanmış" demesi geliyor. :))) Aslında Umay ile Toprak Cem'in harika bir fotoğrafları var ama bloğumda fotoğraflar gözükmediğinden yayınlayamıyorum.
Bileniniz var mı ne yapmam gerektiğini?
 Bu karede benim canlarımmmmmdan bir kare. Toprak Cem büyüyor ve her defasında beni çok şaşırtıyor laflarıyla, kurduğu cümlelerle ve yorumlarıyla. Akıl küpüm benimmmmm.









Sıra geldi tariflereeee :)))

Lale Abladan ilk tarif: Soğuk Çay diğer adı ile Buzlu Çay :) Tarifi için soğuk çay tarifi :) bi tıktık. Bu tarifi bir saat önceden yada birgün önceden yaparsanız aynı IceTea gibi tadı oluyor. Bizim bu yaz için favori içeceğimiz oldu. Teşekkürler Lale Abla, iyi ki paylaşıyorsun bizlerleeee. 

Biz artık fındık ezmesi/fıstık ezmesi ve nutellamızı evde yapıyoruz. Hemde öyle güzel oluyor ki. Yapımı da çok kolay öyle sizi uğraştırmıyor. Eşim tarifleri Kevser'in Mutfağı ve Cahide'nin Sofrasından alıyor. Herşey birebir tutuyor haberiniz ola. 
Bir Leblebi Helvası yaptı ki anlatamam. Muhakkak deneyin. Tarifi içinde yine buraya bi tıktık Leblebi Helvası
 




 Mişima serisine başladım ve Kaçak Atlar bitti. Eğer yazarın daha önce hiç kitabını okumadıysanız muhakkak okuyun derim.  
Özellikle gelenekçi yapısı, olaylara bakış açısı ve ülkesinde ki siyasi olaylara, Japonya'nın batılılaşma yolunda ki serüveni ve uygulamasına dair yorumlarını okuyucuya öyle güzel anlatıyor ki anlatamam. 
Ve genç yaşta ölmek istediğinden; Bereket Denizi Dörtlemesini bitirdikten sonra intihar etmiş. Böyle iyi yazarların erken ölümü ne acı....
Yalnız Can Yayınlarının çevirisi kötü oluyor. Bu kitapta bir sürü çeviri ve yazım hatası var..








Odd Thomas Bu filmi izlemeseniz de olur. Psişik güçleri ola kahramanımızın kasabasında ki yaşadığı dramı anlatıyor.

 Frankenstein: Ölümsüzlerin Savasi (2014)
Tamam konusu güzel ama işlenişi vasat bir film Frankenstian.  Bu filmde izlemeseniz olurlardan.


  İşte bu film izleneceklerden.  Otomatik Portakal 
Özellikle baş oyuncuya bayıldım.
Konusu hala geçerliliğini koruyor bana göre. Henüz kitabını okumadım ama filmi böyle etkileyici ise kitabı kimbilir nasıldır.


İŞte böyle blogcum. Uzun zamandır yazmayınca birikiyor paylaşılacaklar.

Bir sonraki yazıda görüşürüz.
Herkese iyi pazarlar. :)

7.6.14

TÜM ANNE VE BABALAR BU YAZIYI MUTLAKA OKUMALI !


 

 Facebook'da çokca dönen bir yazı bu. Ve çok da anlamlı. 
Bugün sizinle paylaşmak istedim.
Keyifli haftasonlarııııııı. :)

 


 
 
 
 
 
 

 
 
TÜM ANNE VE BABALAR BU YAZIYI MUTLAKA OKUMALI !

Evimde misafir odası yok. Evin her yerinde eşim kızım ve ben yaşıyoruz.
Misafir için ayırdığım yemek takımlarım, çakal kaşık takımlarım da yok.
En iyileriyle kendimiz yiyoruz. Misafir gelirse onlara da çıkarıyoruz bizimkilerin aynısından.

Biri evime geldiğinde evim dağınıksa panik de olmuyorum ben.
Evimi değil beni görmeye geliyor benim sevdiklerim, sevenlerim...
Bu yüzden ev dağıldı diye kızmam oğluma beraber dağıtıyor beraber topluyoruz.

Şimdiye kadar çıkmayan tek bir leke olmadı yaptığımız faaliyetlerde.
Hiç bir ev işi "anneee" diye seslenen kızımdan daha önemli olmadı benim için.

Hiç bir zaman kızmadım büyükler sohbet ederken araya girip fikrini söyledi diye.

Dinlemeyen büyükleri ikaz ettim aksine "kızım size bir şey söylüyor" diye.
Evimde mutluluktan daha fazla önemsediğim hiç bir şey yok benim.
Bu yüzden beni mutsuz etmeye çalışan insanların ne söyledikleriyle de ilgilenmiyorum.

Hayatıma kattığım insanları da böyle insanlardan seçmeye çalışıyorum.
Ailemin huzuru 3 numaralı komşumun evimle ya da kızımla ilgili ne düşündüğünden çok daha önemli.

Bu kadar üzüp kasmayın kendinizi insanlar için.
Şu ne der bu ne der diye düşünmeyin, ev kirlenir,
üzeri kirlenir diye engellemeyin çocuklarınızı ne olur.

GERİ GETİREMEYECEĞİNİZ TEK ŞEY ONLARIN BU YAŞLARI OLACAK.

Bilgi Ancak Paylaşılınca Degerlidir...paylaşmanız dilegiyle

Çılgın annenin dünyası - Suna SUBAŞI

Bu Güzel Yazısından Dolayı Suna Hanıma Çok Teşekür Ediyoruz

6.6.14

Günlük, kitap, film...yağmur...

Haziran ayına yağmurlu bir giriş yaptık. Aslında çok severim yağmuruuuuu ama çocuk olunca böyle havalar da evde olmak durumundayız. :) Bebe ile zor dışarı çıkmak tabiii.

Pencereyi açıpta yağmur sesini dinlemek öyle iyi geliyor ki ruhuma. Aslında geceleri dinlerken bu sesi bir kadehte şarap içmek vardı ama emzirdiğimden sonraki yıllara erteliyorum bu keyfi.
Düşünüyorum da; kişi büyüdükçe tercihleri, ilgi alanları da değişiyor. 20'li yaşlarımdayken aslaaaa sevmezdim yağmuru ve dışarı bile çıkmazdım. Islanmak rahatsız ederdi beni. Şimdi ise herşeyi ile seviyorum yağmuru.
 Yazımı yazdıktan sonra ve Umay uyanmazsa o arada balkona çıkıp yağmuru izleyip sesini dinleyeceğim.


Bunların dışında geçen gün şinitzel yaptım. Diyeceksiniz ki ne var hep yapılan kolay bir yemek. Ama bu sefer galete unu, köri, pulbiberli ( hazırı da var bunun) tavuğu tereyağında kızarttım. Tabağa aldığımda da üzerinde ince dilimlenmiş limonu gezdirip yanına bıraktım. Hımmm enfes oluyorrrrr. Sizinle de paylaşayım dedim. Sonra yanına arpa şehriye pilavı ile servis ettim beyimle kendime. Balkonda hafif esen rüzgar eşliğnde yedik. Bu bile beni mutlu ediyor yahu. .:)

Kızı emzirirken Şehir Mektupları/ Ahmet Rasim kitabını bitirdim.


 Yazarımız İstanbul yazarıdır ve şehirde gördüklerini, izlenimlerini, yaşadıklarını gazetede yayınlar. Anlatım dili çok keyfili, bir de fıkra sever biri yazarımız.

Kaçak Atlar / Mişima okumaya devam. Aslında elimden hiç bırakasım gelmiyor ama malum evde bebe var. Uyuduğunda işimi toparlıyrum, yemek, çamaşır derken akam oluyor. Genelde gece uyuttuktan sonra daha sri okuyabiliyoorum. Gün içinde de okuyorum ama bizim kız artık kendisi ile konuşulsun, ilgilenilsin istiyor. :)))

Aaaaa az kalsın paylaşmadan yazımı bitiriyordum.
Dün Daglicht/Gün Işığı filmini izledik.  Özellikle sizi şaşırtan ve ilgiyi hep aktif tutan bir film. Genç avukat bir anne, otizmli oğlu ve hayatına dair gizlenen gerçekler.
Daha fazla anlatmayayım, izleyin derim.

Bizim kız ses veriyor. Ben kaçar. Hepinize keyifli haftasonu.... :))