29.11.14

Günden kalanlar

Birkaç gündür soğuk ve yağmurlu havaya inat güzeldi bugün hava. Evet ayaz vardı yer yer ama çıkılmayacak gibi de değildi, hoş biz yağmurda  bile bizim kızı giydirip hop sokağa yapıyoruz:)
Bugünde kayınvalidemlerde kahvaltı yapıp kendimizi Kadıköy sokaklarına attık. Hiçbişey yapamazsak gezmesi bile güzel burda.
Bu arada duyuralım Kadıköy Sinemasının bulunduğu pasajda Penguen Kitapevi yeniden açıldı, tabi biz karı koca peek bi mutlu olduk. Çünkü buranın çalışanları çom samimi ve güleryüzlü oluyor.
Alkım Kitapevinin çalışanlarını çok soğuk bulduğumdan bide ortamı sevmediğimden mecbur kaldıkça kitap alıyordum.  Taksit imkanı sunmaları dışında çok soğuk bir kitapevi bana göre. Ki artık Alkım Kitapevinde de kendi kartlarına taksit olayı kaldırılmış.
Bir iki kitap aldım kendime ve Umay'a. Şimdiden kütüphanesi oluşuyor minnağımın.
Kadıköy'dü kitapeviydi derken, eğer sıcak ve taze bir çay içmek istiyorsanız muhakkak Nazım Hikmet Çay Bahçesine yada Barış Manço Kültür Merkezine de uğrayın derim. Hem orta  hem menüler güzel.
Biz genelde N.H.Çay Bahçesine gideriz,  malum çocuk da olduğundan bizin için en rahat yer orası. Emzirmek helede rahat emzirmem önemli benim ve bebeğim için.
Bugün Barış Manço Kültür Merkezine gittik, buranın da ortamı, çalan müzikleri çok hoş nezihtir, kesinlikle tavsiye ederim.
 Aldığım kitapları sormayacak mısınız? ;)
Uzun zamandır okumak istediğim Buket Uzuner'in a
son kitabı "Su".
Bugünüde böyle bitirdik, yarına Allah Kerim demişler.  :)
Bizi güzel bir pazar kahvaltısı bekliyor, kardeşimgileerleeeeeeeeee.
Herkese şimdiden iyi,  keyifli pazarlar ♡

25.11.14

Sosyal Medya Diyeti.....

Geçen hafta HaberTürk kanalını  akşam haberlerinde bir ara başlık vardı. Şimdi hatırlayamadığım bir üniversitenin hocası, öğrencilerinden bazıları  ile "Sosyal Medya Diyeti" testi yaptıklarını anlattılar. Katılan öğrencilerin şöyle yorumları oldu:
-bu ne lan şimdi hiç nete bakamayacak mıyız?
-ee ben her sabah uyandığımda muhakkak İnstagram, Facebook vb... sitelerine bakmadan yataktan kalkmıyorum, şimdi nolucak......
?............. vb sorular, az çok tahmin ediyorsunuzdur.
Deneme süresi 48 saat ve katılan  dört öğrenci net olmayınca alternatif yollar bulmuşlar. Bulmuşlar diyorum aslında olması gerekeni yeni keşfetmişler.
Kitap okumuşlar, arkadaşları ile iletişimi Whatsap yerine konuşarak kurmuşlar,  evde diğer bireylerle sohbet etmişler vs.... sıralama uzun.
Haberi dinler ve izlerken düşündüm. Gerçekten de akıllı telefonlar çıktığından ve bir sürü paylaşım ağı hayatımıza girdiğinden beri iletişim azaldı. Devamlı telefon elimizde, kim nerde ne yapıyor, ne paylaşmış modundayız....
Nasıl olsa birbirimizi Facebook'ta takip ediyoruz,  ne yapıyor ne ediyoruz biliyoruz.
Oysaki ben ve  benim dönemimdeki arkadaşlılar buluşmaya, sohbete dayalı. Eğer anlatacak birşeyimiz varsa netten değil, telefonda değil en uygun yakın zamanda buluşup, karşılıklı konuşarak anlatırdık.
Tabi bu sıralama uzar. 
Geçen yıl yeni yıla girmeden bazı kararlar alırken karar vermiştim; Facebook gibi sosyal ağları daha az kullanıcam diye ve uyguladığımda daha fazla şeye vakit ayırabildiğimi yeniden fark etmiştim. Çünkü gerçekten de nette devamlı dolaşırken vakit nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile. 
İşte böyle blog. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda var mı sizinde ara ara uyguladığınız diyet?

Not: görsel fotoğraf netten alınmıştır.

24.11.14

Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.
Her ne kadar artık daha zor şartlarda çalışsalar da, saygıyı yitiren öğrenci ve  velilerle uğraşsalar da kutlu olsun bugün.

22.11.14

Doktor, Düğün, Biten kitapa...dair

Bizim kız bugün uyku saatinden biraz daha erken uyudu. Zati uyuyan bir bebek ama eğer gün içerisinde sokaktaysak ve fazla uyumadıysa; akşama erkenden yatağaaa... :)
Tabi dün biz kına gecesindeydik. Özkanımızı everiyoruz. Özkan kim derseniz, Sevda'mın erkek kardeşi.
Yarın da düğünümüz var. Kızım müzik sevdiğinden ve huy olarak da sakin olduğundan, bizi kına gecesinde hiç üzmedi. Kurtlarımızı döktük, tabi düğüne de bıraktım canım biraz kurt. ;)
Bugün hava soğuktu ama bizim kıza giydirdik şu astronot tulumlardan, arabasının yağmurluğunu da taktık doğru sokağa attık kendimizi. Hava şartları ne olursa olsun sizin havanız güzel olsun  diye yıllarca Hülya Uğur boşuna demedi.
Umay'da seviyor sokağı. Yalnız artık arabasında fazla durmak istemiyor, bir müddet sonra kalkmak ve kucağa gelmek istiyor. Zamanında görürdüm hep bebekler anne yada babaları  kucağında, bebek arabaları da pazara arabası niyetine kullanılıyor. Derdim ne kadar yanlış bir davranış.  Ama kazın ayağı öyle değilmiç, yaşamadan anlamamışım ben. Burdan pardon diyeyim dimi amaaaa...
Birde bir önceki yazımda doktora gideceğimi yazmıştım. Gittim de. KBB  doktoruna; kulak çınlaması, sancısı ve baş ağrısı şikayeti ile gittim. Uzun zamandır vardı bu şikayetler bende... Doktor kulaklarımın sağlıklı olduğunu, yorgunluktan ve stresten olabilir dedi.
  Sonra bende;  8,5 aylık anne olduğumu, emzirdiğimi anlattım. Yorgunluğa bağlı dedi doktor. Dinlenmen gerek, biz böyöe durumlarda ilaçta veriyoruz ama sütüne geçer dedi. Tabi ben emzirmeye devam edeceğimden ilaç yazmadı.
Bende şuna bağladım; bizim kız son bir kaç aydır daha sık uyanıyor geceleri ve emiyor. Deliksiz uyuyamadığımdan oluyor. Doymuyordur diye düşünmüyorum çünkü uyanma aralığı yaklaşık iki, iki buçuk saatte bir ve kilo alma durumu da iyi.
Eeee annelik kolay değilmiş, fedakarlık istermiş, bende seve seve gönüllüyüm bu duruma. Yeterki emzin, sağlıklı olsun.
Demişmiydim kızın ilk atkısını ben örüyorum epey ördüm. Güzelde oldu bitsin fotoğrafını eklerim buraya.
Kitaplardan Küçük Prens' i bir kez daha hayranlıkla okudum bitirdim. Şimdi de Don Kişot'a başladım.  Anladım ki bazı klasik kitapları belirli bir yaşdan sonra okumak gerekiyor. 
Bizden böyle blog. Sizde  naber?
Şimdiden iyi pazarlar....★★★★

18.11.14

Ustam ve Ben /Elif Şafak kitabı.... bide bizden kısa kısa

Beni hayal kırıklığına uğratan bir kitap oldu. Her ne kadar yazar kitabın sonunda;
" Bu kitap az tanıdığımız Mimar Sinan'a hitafen yazılmıştır,  eserlerini, kendisini tanıyalım istedim...."
desede tamamen Fil ve Filbaz Cihan etrafında dönüyor. O kadar ki Sinan hakkında çok az bilgi var. Hatta kitabın sonunu bile filbazın hikayesi ile bitirmiş.
O yüzden çok üzüldüm okurken.... çok mu kötü derseniz; hayır kötü değil ama edebi de değil ve arka kapak yazısında yazıldığı gibi ustada ithafen de değil.  Budur beni üzen....

Bunun dışında biz iyiyiz, hava soğukda olsa sokaklardayız. Giydiriyoruz bizim kıza aatronot tulumu kafaya da bere hop sokaktayız. Alışsın bizim kızda sokağa yoksa bize ayak uydurmada zorlanabilir.;)  hoş bizimkide seviyor dışarıyı, kapıya gelince bir sevinç çığlıkları atıyor ki sormayın keyfimizi....

Onun dışında haftasonu düğünümüz var, Sevdamın kardeşi/miz evleniyor. Elbiseydi, ayakkabıydı, çoraptı derken blog sana da uğrayamadım, yazamadım. Haftaya bekleyin beniii daha sık uğrayacağım. :)

Hadi ben kaçtım doktor randevum var. Bi dahaki yazımda anlatırım bunu da.
İyi haftalar.  ♡

11.11.14

10 Kasım 2014 Umay'ın ilk Atatürk Ziyareti.

 

Bugün Umay'ı da alıp Nesrin Ablam ve Müge Ablamla Atamızı ziyarete gittik. Umay'ında Atatürk'ü tanımasını, sevmesini saymasını istiyorum. ÇÜnkü Atatürk ve onunla birlikte; kendisine inanan, yaşlı-genç, çocuk, kadın-erkek bu topraklarda yaşayan, kanlarını, canlarını feda eden şehitlerimize o kadar çok şey borçluyuz ki...
Ziyaret kuruğu epey uzundu, sevenleri yalnız bırakmadı Atatmızı. Gönül Anıtkabir'e gitmek isterdi ama kısmet, seneye inşallah.

Sonrasında Beşiktaş'a yürüdük ve buralara kadar gelmişken; meşhur Asım Usta'nın Karadeniz Dönercisinde döner yemeden dönmek olmazdı. Karnımızı doyurduk; 7-8 HasanPaşa Kurabiyecisinden de kurabiyelerimizi alıp doğru Moda Çay Bahçesine gitti. Çayımızı da içip evin yolunu tututtuk.
8.ayında olan kızım bu sabahtan başlayan ve akşamı bulan gezimizde bize hiç rahatsızlık vermeden eşlik etti.
 Tabi tüm gün yürümenin sonunda bacaklarda bir sızı olamdı desem yalan olur. Kızım da erkenden uyudu. Tabi evin annesi olaraktan bi dünya olan ütüyü bitirdikten sonra blog yazmaya başladım. :) Yazımı yazdıktan sonra da Ustam Ve Ben kitabının son sayfalarını okuyacağım. 

Güzel birgündü sizinle de paylaşmak istedim. :)
Not: Bu arada bloğa fotoğraf eklemede zorlanıyorum bazı fotoğraflarım gözükmüyor bile. Beyime rica edeyim de bi el atsın. O zamana kadar beni idare edin anacım. :;)


4.11.14

Kısa kısa bizden...

Yazmayalı on gün olmuş baktım da. Bu süre zarfında benim için zaman çok keyifliydi. Çünkü kuzum, canımmmm, halasının bir tanesi Toprak Cem bizde kaldı. Hemde hep hayal ettiğim gibi; annesi-babası olmadan. :)
Ağlar belki diye düşündük ama çok şükür ki ağlamadı. Hatta ben ona:
---- Toprak çok mutluyum bizde kaldığın için... dediğimden bir sabah kalktığında bana;
----- Hala sen çok mutlusun demi ben sizde kalıyorum ya." dedi.
Bende evet dedim. Tabi ardından hemen
---- Ama ben annem-babam gelince evimize gidicem, sen üzülme tamam mı? dedi...
O an ağzını burnunu yiyesim geldiii :)))))

Tabi Umay'da çok mutluydu, hep peşinde gezindi abisinin...

Bu arada bizim kız emekleme işini hızlandırdı, açık kapı görmesin hemen firarda. Bir de terlik görmesin. Nerde görürse hedefe bir gidişi var blog anlatamam.  :) tutunmalara başladı, yakında yürür diye düşünüyoruz.  Tabi emeklediğinden beri devamlı peşindeyiz.

Kitaplardan da Ustam Ve Ben kitabına devam. Çok beğenmedim. Yani Mimar Sinan'ı fazla tanımıyoruz diye bir cümlesi olmuştu yazarın bir röportajında, bu kitapta da onu anlatmak istemiş. Her ne kadar Hintlinin ağzından, gözünden anlatmaya çalışmışsada; eksik olmuş. Daha çok Hintiliyi okuyormuşuz gibime geliyor. Ortasını geçtim kitabın ama beklediğim, umduğum yazarın o içe dokunan cümleleri yok kitapta. Üzüldüm valla..... :(

Kasım ayına başladık. Ne çabuk geçti koca bir yıl ve yeni yıla ne kadar az bir zaman kaldı.....

Bu ay Muharrem Ayı....... Kerbela olayı her aklıma geldiğinde içim nasıl yanıyor anlatamam. İnsanlığımdan utanıyorummmmm.......


 Böyle işte yine ortaya karışık bir yazı oldu.

İyi haftalar herkeseeee.