31.3.15

Biten kitap, biten gün... Yabancı/Albert Camus..

İyi haftalar herkeseeee.

Ne var ne yok blog. Beni soracak olursan içgüveysinden hallice diyebilirim. Sanırım bahar beni de vurdu. Uzun zamandır havalar kötü diye bide üstüne grip salgını var diye pek dışarı çıkamadık. Kızı hasta etmeyelim dimi ama....?

Böyle olunca tabi bünye devamlı dışarı çıkmaya alışık olunca sıkıldım tabi evde... Bizim kızı soracak olursan da yürümede ilerleme katettik, artık öyle hızlı ve sessiz ki yetişemiyorum. Hele açık kapı görmesin hop o oda da.. :)))) karıştırmak gerek ama dimi... fırt orda fırt burda :) bazı şeyleri öğretmeye çalışıyorum; örneğin altını değiştirdikten sonra bezini ona veriyorum ve birlikte atmaya gidiyoruz, ben kapıyı açıyorum Umay Hn. kendisi çöpe atıyor. Tabi bir mutlu bir mutlu. O mutlu ben mutlu.


Konu "çocuğun" olunca hiç bitmez anlatılacaklar blog. O yüzden fazla da sıkmadan diğer yaptıklarıma geçeyim.

Bu arada ayın birinde "Ayın 1'i Kilisesi"ne gidicez. Gidip görmek gerek dimi çok duydum bu kiliseyi. Sadece ayın birinde açılıyormuş. Gittikten sonra anlatırım bunu da...

 Albert Camus'un "Yabancı" kitabını bir solukta bitirdim. Evet biraz karanlık, içe dönük, psikolijik bir roman.Özellikle kahramnımızın duyarsızlığını ötekileştirmesi toplumun ve yargılaması güzel anlatılmış. Tabi okurken düşündüm bende; annem ölüyor ve hiçbir şey hissetmeden aynı gün ve sonrası devam ediyorsun hayata. Tabi genele baktığımızda hayatını sürdürüş biçimi de garip ki kime göre garip diye demek geliyor içimden. Alışık olmadığımız, görmediğimiz davranışlar olduğundan okurken yer yer garipsedim. Sonra yazarın VarOluşçuluk akımından etkilendiğini okuduğumda çok da yabancı gelmedi süreç.
Sonra kitap bitti, instagramdan takipleştiğimiz biri dedi ki; YAZGI filmini de tavsiye ederim, kitaptan uyarlama güzel bir çekim. Bende
dün gece izledim. Evet film Türk Yapımı olduğundan annenin ölümü ve yaşam biçimi biraz değiştirilmiş ama kitaba sadık kalmış birçok bölüm....

Şimdi yeni kitaba başladım. ...

Böyle işte blog. bugünlük böyle. Haydin iyi geceler iyi haftalar.



23.3.15

Biten kitaplar.....var.....

  Herkese iyi haftalar. Bu hafta "Su, Ormancılık ve Down Sendromu"haftası. Kutlu olsun, inşallah daha duyarlı farkında bir nesil oluruz. Elimizden geleni yapar, eğer hiçbir şey yapamazsak doğaya zarar vermesek, pisletmesek de olur. En azından bunu yapalım.
 Havalardan mıdır nedir üzerimde bir ağırlık, isteksizlik var anlatamam. Böyle sanki devamlı bunalımlardayım gibi hissediyorum kendimi. Sanırım diyorum kendime hava geçişlerinden Gülşah geçecek. Bu kelimeyi de ne çok kullanmaya başladım hayatımda; "geçecek" gerçektende geçecek mi? bilmem...zamana bırakalım dimi... herşeyi uzun uzadıya düşünmekte üstüme yok bari bunu zamana bırakayım...



Bitirdiğim kitaplardan bahsetmek istiyorum size. Bu sefer okuduğum üç kitap da YKY serisinden. YapıKredi Yayınlarını seviyorum özellikle de kapak tasarımlarını ve siyah oluşları beni çok etkiliyor. Tabi bunda siyah rengini sevmemde etkili. Can Yayınlarının çok beyaz oluşu örneğin bana itici geliyor. O yüzden YKY ve İş Bankası Yayınları daha sıcak geliyor, belki diyeceksiniz ki kitabın içeriği önemli.  Elbet içerik önemli ama kitabı alırken tasarımı, rengide önemli bence.

 Gelelim kitaplara. Kör Baykuş kitabından sonra İran Edebiyatını ve Sadık Hidayet'i okumaya karar verdim.
Yazarın hayatını okurken fark ettim ki, toplumlarla sorunu olan, adaletsizliği, eşitsiliği yediremeyen yazarlar genelde hayatlarına kendileri son veriyor. Oysaki kalemi güçlü yazarların intihar etmeleri ne kötü. Hacı Aga kitabını okuduğumda (ve sizde okursanız) sanki yıllar yıllar öncesine ait değil de günümüzden bahsediyor sandım. Hiç mi değişmez işler Ortadoğu'da Dünya'da. Özellikel küçük yerlerde ki kişiye duyulan saygı, peşinden gitme, ne derse yapma ve en büyük düşmanın "Cehalet"  olması.... Kitapta da anlatılan olay, köyün hacısı ki bu hacı aslında gerçekten hacı değil, babası hacı ve kendisi de bundan faydalanıp insanları din adı altında iman adı altında kandırarak geçiniyor. İnsanları nasıl kandırdığını, düzenini, para karşılığı neler yapabileceğini bir insanın anlatan güzel bir kitap. Okuyun derim.
Zati kitabı okerken fark edeceksiniz; kişiler, toplumlar en güzel Allah ile, din adına, inanç adına aldatılıyor. Kimse sorgulamadığından, okumadığından birinin size anlatması ve sizinde onu kabul etmeniz daha kolay.........

Diğer kitabı "Diri Gömülen" Bu bir öykü kitabı, pek akıcı gelmedi bana, sanırım ben fazla öykü kitapları sevmiyorum. Ana tema ölüm, toplum vs... kitabında yazarın. Bakış açısını sevdiğimden bu kitabını da okumak istedim. Diğer kitaplarında sıra.


İlk defa bir Demir Özlü kitabı okudum. Tezer Özlü ile bir bağlantısı var mı bilmiyorum blog yazımdan sonra bakayım en iyisi ben.  :)

Bir anlatı kitabı. Yazarın kendi hayatını 3.bir kişinin ağzından anlatıyor gibi yazması ilginç geldi bana. Ve güzel anlatmış. Sürgününü, özlemlerini, mahallesini anlatmış. Tabi bu mahalleler İstanbul sokakları olunca daha bir iyi geliyor insana.






20.3.15

1 Yaş Doktor Kontrolü Sonrası... Süt ile imtihanımız....

Geçtiğimiz hafta Umay'ın 1 yaş doktor muayenesi vardı. Öncesinde de 1 ya aşılarını olduğundan kızım çok ağladı doktorda.
Doktorumuz kan tahlili ve idrar örneği istedi. Anam ne zormuş bebekten idrar örneği almak ki biz hala alamadık. Çünkü Umay ogün nerdeyse hiç işemedi gibi bişey. Psikolojiktir diye düşündük sonra ki zamanlarda da bir türlü alamadık örneği. İnternette bir sürü yöntem okuduk; bir bezini tez bağladık üstüne tekrar bezledik ki işerse hemen kaba dökelim diye. Sonuç "cık" olmadı.
Hastanenin verdiği torbalarla denedik yine olmadı.
Suyu açtık, fön makinesi çalıştırdık yok valla bir türlü alamadık..... Artık doktora gidince sorucam başka bildiği bir yol var mı?....

Kan sonuçlarımızı göstermedik daha umarım bişey yoktur. Ben Akdeniz Anemi taşıyıcısı olduğumdan ona da bakacaklar. Bakalım bizi neler bekliyor?
Tabi kan alırlarken ortalığı yıktı bir ara bayılacak zannettik, kendinden geçer gibi oldu.
İyi kötü atlattık artık sonuçlara bakmak gerek.

Vel hasıl doktorumuz artık herşeyi yiyip içebileceğimizi söyledi. 16 ay anne sütüne devam, kalan 5 ayı da sana bırakıyorum dedi. Benim düşüncem en az 2 yaşına kadar emzirmek.

Şimdi asıl sorun şu ki doktorumuz günde bir sefer süt içir dedi.
Kızım gece 1,5/2 saatte bir memeye kalkıyor
ve gözler kapalı meme arıyor. Doktora dediğimde " ozaman sütü gece ver" dedi. Denedim asla kabul etmiyor, zaten gece su da ver demişti doktor ama suyuda içmiyor.
"DOYMUYORDUR" dediğinizi duyar gibiyim ama doyuyor, yemeğini yiyor emiyor. Sadece alışkanlıktan ve emmeyi sevdiğinden kalkıyor, denedim. Gittiğimiz ve kaldığımız yerlerde yanımda yatırıyorum ve sonuş sadece bir kez uyanıyor o kadar. Demek ki dedim "kendi yatağında yattığında kokumu özlüyor" .
Napalım canı sağolsun bir süre daha devam edicez böyle.

Konudan uzaklaşmayayım. Kızım ne sütü içiyor ne de devam sütünü. Gündüz vermeyi denedim hatta uzun bir süre emzirmedimde ama nafile. Biraz biberon değişik geldiğinden içti ama sonrası red ediyor. Zati hiç biz biberonda kullanmadığımızdan daha zor oluyor bazı şeyler.

Facebook'ta yazdım sordum; bir çok anne, özellikle de emziriyorlarsa "verme pek bi faydası yok" dediler. Kefir ve yoğurt daha sağlıklı dediler.
Benim içimde bir nebze rahat çünkü zaten çocuğum emen bir bebek.
Genel yapı olarak da Umay'ı hiçbir şeye zorlamadığımdan özellikle yemek konusunda hiç ısrarcı değilim, kendisi ne kadar yemek istiyorsa o kadar yiyor, bu konuda da ısrarcı olmayacağım. 
Bebek gelişimi ile ilgili bir kitapta bebeklerle ilgili şöyle diyordu; bir bebek zamanı gelince kabul ediyor herşeyi.. diye .

Tabi burdan tecrübeli annelere sesleniyorum; siz ne önerirsiniz?

12.3.15

İç burkan kitap; DarAğacında Üç Fidan....


Bugün güneş gülümsedi yüzümüze... Ama geçen sen dün bir aileye acı düştü; evlatları Berkin Elvan'ı gencecik yavrularını kaybettiler.....

Tam da içim burkularak okurken kitabımı dün Berkin Elvan'ı da ekledim iç acıma.... düşünün halimii......

Allah sabır versin evladını kaybeden anneye-babaya.....

"DarAğacında Üç Fidan/ Nihat Berham" kitabını okudum ama o mu beni okudu ben mi onu okudum bilemedim. Hayalimde canlandırmaya çalıştım, idama çarptırıldığımı; geride bıraktıklarımı, ailemi....

Yazar Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'nın vatanseverliğini, bu ilke için canlarından vazgeçişlerini, ailelerini, adaletin uyguladığı haksızlığı yazmış bu kitabında. Belki çoğunuz okumuştur bile bu kitabı.
O yüzden uzun cümlelere gerek yok sanırım.....

O zaman yaananların bir benzeri günümüzde yaşanmaya devam ediyor, aslında pek de değişen bir şey yok bence adalet sisteminde... sadece uygulanış biçimleri değişmiş....

Böyle işte blog. kapağını kapattım kitabın ama içindekileri içimde yara olarak kaldı.

Selam olsun size üç fidan.....


9.3.15

Doğum Günü Partimizden kalanlar....



Hep diyorum iyi ki bizi ailesi olarak seçmiş Umay ve evet Umay bizim kızımız olmalıymış. Her anne-baba gibi  çook mutluyuz.

Veeee cumartesi günü kızımızın 1.yaş günü partisini sevdiklerimizle kutladık. Sabah uyandığımda aklımdan neler neler geçti. 1 sene de nasıl da değişti hayatımız eşimin ve benim. Artık ailemizin bir ferdi daha vardı ve büyümesine tanıklık ediyoruz.
Doğana kadar; acana nasıl biri olacak, kime benzeyecek?... 3 aydan sonra ne zaman emekleyecek, ilk "anne mi baba mı" diyecek? ne zaman yürüyecek derken...
Kızımız ufaktan konuşmaya, yürümeye başladı bile. Artık birçok isteğini parmağı ile göstererek yada başıyla işaret ederek anlatıyor. Tabi biz nasıl mest anlatmama gerek yok değil mi? :)))

Neyse işte partimizi yaptık, sağolsun ailemin ve  arkadaşlarımın desteği çok oldu. Pastamızında çok özel olmasını istiyorduk ve Umay'ın simgesinden yaptırdık. Umay ismi çok özel bence ve kızımız bunu fazlası ile taşıyor. İnşallah hep böyle güleryüzlü, sosyal bir çocuk olur.
Böyle işte blog cumartesi yoğun pazar günü de dinlenme ile geçti. Bugün de 1 yaş aşılarını yaptırdık Umay'ın. İkisi canlı biri cansız aşı olduğundan hemşire ateş yapabilir dedi. Şimdilik ateşi yok inşallah geceyi rahat geçirir kuzum.

Hepinize iyi haftalar bir sonraki yazıda görüşmek üzere. :)


1 yaş kurabiyelerimzi de yaptırdık. Pastamızı sağolsu Serap Ablamız yaptı. İnstagram'da ve Facebook'tan instgramda buraya tıktık takip   
edebilirsiniz, lezzet olarak ve şekil olarak muhteşemler. Burdan da tekrar teşekkür ederim Serap Ablacımmmm ve Pelin'cim. Muckssssssss.








 



1.3.15

1 Yaş Doğum Günü Hazırlıkları....

 Nasıl da bir sene geçmiş inanamıyorum blog. Ve biz Umay için parti hazırlıkları içindeyiz.

3 Mart haftaiçine denk geldiğinden cumartesi günü evde yapacağız yaş günü partisini sevdiklerimizle.
Ve ne çok sevenim, dostum varmış ki bana o kadar az yapılacak şey bıraktılar ki.

Süslerimizi aldık, Umay'ın kıyafetini, ayakkabılarını aldık. Bir saç bandı kaldı onu da halletik mi tamam. 
Çağrılacak kişlerle konuşuldu. Liste yapıldı unutmamak için. 

Yemek listemiz hazır, pasta ve kurabiye siparişimiz verildi.

Ev temizliği derseniz yavaş yavaş yapılmakta. 


Bizde bu hafta ve önümüzde ki hafta hazırlıklarla geçecek blog. O yüzden az uğrayabilirim sana ve size arkadaşlarım. 

İyi pazalar. :))