29.6.15

Evlilik yıldönümü , yeni kitaplar...

Bugün kocişle evliliğimizin 6.yılını bitirdik. Daha nice yıllarımız olur inşallah el ele kol kola göz göze. ☺
Artık aynı evde üç kişiyiz ve hep dilimizde Umayı'ın yaptıkları. Konuya önce kendimizden, geçmişten başlıyoruz sonra hop konu kızzçemize geliyor.  Derlerdi de doğruymuş. Evladın olunca öncelik herşeyde olduğu gibi konuşmalarda da onda oluyor. Şikayetçi değiliz çok şükür.
Hem ramazan olması hemde Umay'ın daha küçük olması sebebi ile evdeydik bu yıldönümümüzde. Seneye Allah Kerim....
Günün anlam  ve önemi dışında  hava yağmurlu olacak diye plan yapmamıştık. Ama gel gör ki bugün hava mis miss. Bizde akşam üzeri kızı parka götürdük. Bizede hava almak iyi geldi. yoksa başka türlü zaman geçmek bilmiyor devamlı evde olunca.
Kitaplardan Ahmet Ümit serisine devam. Sultanı Öldürmek kitabını okuyorum, birde uzun zamandır ookumak istediğim bir kitap vardı: "Dağın Ardına Bakmak/Bejan Matur"  kitabına başladım. Dönüşümlü okuyorum.
Yeni ganimetlerimden bahsetmeden olmaz blog. Bilenler biliyordur,  Cuma günleri Kadıköy Salı Pazarından yine pazar kuruluyor. Yiyecek de var ama çoğunlukla ikinci el eşyalar, giyimler,  vs... Aklınıza ne gelirse var Bende birkaç kitap aldım hemde tanesi 2,00 TL'den. Allah'ım kitap alınca bir mutlu oluyorum ki anlatamam sizlere.
Böyle işte blog bir pazar günü daha bitti,  yeni bir haftaya başlamaya saatler kaldı. Herkese iyi haftalar.

24.6.15

Beyoğlu'nunEn Güzel Abisi / AhmetÜmit...

Sanırım havalardan yine bünyemde dengezlik söz konusu. Devamlı uuyku hali,  yorgunluk var üzerimde.... Yok yok gebe değilim :)

Tabi çok uzun zamandır sağlıklı bir şekilde dinlenememek de etkili bunda... Neyse az kaldı diye kendimi teselli etmeye devam....

Bu aralar evdeyiz hava durumu malum... Havayla birlikte benim alerjide oynaklık gösteriyor. Çok sıcaklar da tıkanma ve nefes alamama durumu devam ediyor. Serinleyince de sadece göz kaşıntısı ve burun akıntısı..... Buda geçecek inşallah....

Ramazan ayı dolayısı ile ssohbetini, anlatımını çok sevdiğim  Senai Demirci Trt1'de  program yapıyor ama saatinden dolayı izleyemiyorum.... Malum çok geç saatlerde yatamıyorum, çok özledim gece oturmalarımı... Zaman az zaman sonra yine oturucam geceleri....

Tabi özlediğim çok şey var kendi hayatıma dair.  Yalnız hayatıma öyle bir güzellik girdi ki herşeyi ertelemeye razıyım. İyi ki diyorum iyi ki Umay hayatımızda. Kızımı ve gün içindeki hareketlerini düşürünce özlediğim herşey geride kalıyor.

Tabi bu arada Ahmet Ümit'in "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi"  romanını bitirdim. Yazarın bir tek "Babı Esra"  kitabını okumuş ve çok beğenmiştim anlatım dilini.

Bu kitabında da öyle. Her okuyup bıraktığımda sanki olaylara bende şahittim ve kafamda olaylar dönüp duruyordu. Seviyorum böyle kitapları.

Konusuna gelince kitabın tabi ki katili söylemiycem. :)

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet ve mafya babalarınınaarasındaki çekişmeler,  kadın meselesi,  Sokak çocukları  ve olmazsa olmaz İstanbul'un en güzel anlatımı var kitapta. Polisiye seviyorsanız okuyun derim.
Kitaptan alıntılar :
Bazı gerçeklerin kimseye yararı yoktur. (s:82)
&"Azrail'e koz vermek istemiyorsan,  sevdiklerinin sayısını az tutacaksın bu dünyada. "(s:151)
&" insan yaşadığı yere benzer. "demiş şair. (s:478)

İyi geceler blog .

21.6.15

İyi pazarlar...

Bu ramazan da oruç tutmayanlardanım ben. Emzirdiğimden dayanamam ki... Ama o kadar istiyorum ki  oruç tutmayı. Hem bedenime hem de ruhuma iyi geleceğini biliyorum.  Bu sebeple inşallah emzirme dönemim bittiğinde oorucumu tutabilicem. Biliyorum ki  şu an yaptığım da en büyük ibadetlerin. Çocuğumu çok şükür ki emziriyorum. Allah  her anneye nasip etsin bu güzel duyguyu.
Allah tuttuğunuz oruçları kabul etsin ey okuyucu
Şimdi televizyonlar da bolcana hocalara sorulan her sene değişmeyen sorulara denk geliriz.  Hele birde yaz ayındayız ya kesin sorulardan biri;
"hocam denize girmek günah mı?
Havalar çok sıcak duş alıyoruz orucumuz bozulur mu? ' vs......
Evet bilmeyenler olabilir ama kusuruma bakmayın ama bazen de ööyle garip sorular soruyorlar ki hocanın bile surat ifadesinden anlıyorsunuz bu soru mu şimdiyi....

Hep derim keşke ülkemizde daha fazla kişi Kuran_ı Kerim' in Türkçe Anlamından okusa. Yüce Yaradanı bize ne dediğini, nasıl bir kul olmamız gerektiğini anlarlardı. Okuyunca anlıyorsunuz bize söylenen" birçok günah şeyin" aslında denildiği gibi oolmadığını. İbadetin önemli olduğu vurgulanıyor elbet ama ibadetten kastın sadece namaz, oruç olmadığını.... Hasta birini ziyaret etmenin,  komşuna verdiğin bir selamın bile ibadet olduğunu okurduk.... Tabi benim haddime değil ama okuyun.

 Bu konu hakkında daha fazla yazmak istiyorum yalnız biraz daha zamana, bilgi birikimine ihtiyacım var.

İşte böyle blog. Bu pazar gününüz keyifle geçsin.

Tüm babaların babalar günü kutlu olsun.

17.6.15

Biten kitap, Buluşma ve biz... :)

Biz geçtiğimiz hafta  Lale Abla ( bir tık) ve Hayatİzlerim Bloğunun yazanı Özlem ile Kadıköy'de buluştuk.

Özlem ile buluşmamız ilk defa idi. Ama sanki daha önceden tanışıyormuşuz gibiydik. Bloğun bunda etkisi o kadar çok büyük ki. programı doluydu Özlem'in ve birkaç saat oturabildik. Çok şeyi konuşmak istedik en çok da kitaplar hakkında ama zaman su gibi aktı ve konuşacak şeylerde yarım kalır gibi oldu. O yüzden Özlem bir sonraki İstanbul çıkartması yaptığında görüşmek üzere ayrıldık. Tabi bu süre zarfında eğer bizim yolumuz düşerse Antalya'ya haberleşicez. Lale Abla ile de ikinci kez buluşuyorduk ama keza onunla da sanki sık sık görüşüyor gibiydik. Sohbeti çok şekerdir Lale Ablanın herşeyden bilgisi vardır bence. :)
Takip etmiyorsanız sayfasına bakın derim, kendisi de tam bir kitap kurdu aynı zamanda yemek kurdu. :) Verdiği tarifler daha hiç şaşmadı deneyen biri olarak gönül rahatlığı ile önerebilirim.

Aaa bir de bu hafta sonu minik kuzumun halasının bir tanesinin yılsonu gözterisi vardı. Geçen sene gidemediğimden bu sene çok heyecanlı olarak gittim ve onu dans ederken görmek vs.. diğer etkinliklerini izlemek nasıl duygulandırdı anlatamam. Büyümüş benim kuzum yaa.....


























Bu arada Yukio Mişima'nın Bir Maskenin İtirafları Kitabını bitirdim blog. Biraz zor ilerledi bu sefer kitap. Bir çocuğun hayatına tanıklık ediyorsunuz romanda. Düşünün ki bu çocuk zayıf, çelimsiz ve devamlı maske takarak davranan hayata ve çevresine... Hatta eşcinselliğini saklamak zorunda kalan biri. Yazarda en sevdiğim şey duyguları ve davranışları çok güzel tasvir ediyor.
Böyle işte blog, ben kaçar herkese iyi geceler.

 Alıntı:

Mişima İkinci Dünya Savaşının kaotik ortamında geçen yarı-otobiyografik çarpıcı romanı "Bir Maskenin İtirafları" nda  ölüm, şiddet, vahşet ve çarpık seks dürtüleri ile kanlı fanteziler içinde yalpalayan  kitap kahramanının, sosyal baskılardan kendisini korumak amacıyla bir "maske" arkasına saklanmasını anlatır.  Mişima'ya göre toplumun kendisi hastalıklıdır ve herkes sanki bir maskeli balodadır...


12.6.15

Kurtlarla Koşan kadınlar kitabına dair....

Bu kitabın tanıtımını ilk Gülben Ergen'in İnstagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafta gördüm.
Sonra biraz araştırdım ve enteresan bir kitap olduğunu fark ettim. Biraz daha araştırınca almaya karar verdim.

Gerçekten de kitapta çok ilginç, enteresan ve detaylı kadınlara, kadınların psikolojisine ve psişesine dair mitolojik öykülerle anlatımlar bulunuyordu. Yazar bu kitabını yazmak için 20 sene araştırma yapmış, öyü ve mitolijik öyküler dinlemiş, kendi ailesinden de öykülerle birleştirmiş. Tabi bu kitabı yazarken önce kendi içindeki kadına ulaşmış bence yazar. Kurtlarla kadınların benzer özelliklerinden de dem vuruyor yer yer. Çok alıntı yaptım kitaptan ve altını çok çizdim cümlelerin. Masallarla öyle güzel betimlemiş ki kadına dair özellikleri.
Kesinlikle kadınların okuması gereken bir kitap. Hele hele farkındala başladıysanız yaşamınıza dair, psikolojinize dair okumalısınız. Kitap biraz ağır. Konuları öyle okuyup geçemiyorsunuz. Roman gibi değil de başlıklar altında sindirerek okumak gerek.
Her konu başlığı altında bir öykü/masal anlatılıyor ve sonrasında yorumlara geçiliyor. Tabi bu masallar yer yer mitolojiden de alınıyor. Ama tasvirler, bakış açıları çok iyi. Zaten düşündüğünüzde ve özellikle dişi kurtlara baktığınız da kadınlarla benzer özellikleri çok fazla.  Çok fazla yazmak isterdim detay ama hangi birini yazacağımı şaşırdım.
En iyisi mi okuyun derim bu kitabı; yavaş yavaş, sindire sindire....


***********************
Ece Temelkuran çok güzel özetlemiş kitabı;



   
Yağmurlar, gemiler, düşler

       
Clarissa P. Estes'in yazdığı "Kurtlarla Koşan Kadınlar"ı, özellikle geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara şiddetle tavsiye ediyorum
    ---
   
    Kimi kadınlar, düşlerinde kendilerini yalnız görürler; bir başlarına. 16 yaşındayken mesela, henüz hayata yeni başlarken, sonradan fark edersiniz ki, o günlerde geleceğe ilişkin kurduğunuz düşlerde yalnızsınızdır. Çok kadın tanıdım böyle. İlk gençlik yıllarında gelecek hayalleri kurarken tek başına Kızıldeniz'e dalarken görmüştü kendini; bir evde bir sürü kediyle tek başına yaşadığını görmüştü; bir yük gemisine binip, siyah bir gocuk giyip tam güvertenin ucunda filtresiz sigara içerken görmüştü kendini. Kendilerini böyle hayal eden kadınlar sonra adamları ve çocukları nereye koyarlar? Neyse...
    Belki sonra unuturlar, rüyalarını "düzeltirler" ama aklı ve kalbi olan kadınlar gelecek düşlerinde kendilerini hep tek başına bir maceraya atılırken görürler. Sonra olaylar gelişir, belki bütün bunların pek de iyi bir fikir olmadığına kanaat getirirler. Ya da "bir gün mutlaka"dır işte, bilirsiniz...
    Siz o ilk düşünüzde, kendinizi yalnız başınıza hayal ettiğinizde nasıl görmüştünüz kendinizi? Sizin maceranız nasıldı? Ne zaman unuttunuz o hayali resmi?
   
    Kurtlarla Koşan Kadınlar
    Bütün tanıdığım kadınlara aynı kitabı öneriyorum iki haftadır. Israrla, neredeyse bıktırırcasına tavsiye ediyorum. "Sevgilim şöyle böyle bir adam. Ama onu terk edemiyorum. Suçlu hissediyorum" kendimi diyene... "Herif bana kazık attı. Şimdi duyarsız görünmem lazım değil mi? Öyle yaparsam çok gülünç görünürüm, değil mi?" diye çaresizce bir yanlışın içinde debelenene... "Şu işi çok yapmak istiyorum. Ama kesin tökezleyeceğim bir yerinde. Başlamasam daha mı iyi acaba?" diye sorana... "Hayatım kusursuz ama yine de mutlu hissetmiyorum kendimi. Bende bir yanlışlık mı var acaba?" diye düşünene... "Çocuk yapmak istiyorum ama beceremem diye düşünüyorum. Yani ya iyi bir anne olamazsam?" diye kuruntular üretene...
    Bu soruların hepsine iyi gelecek bu kitap, biliyorum. Bütün bu kadınlar, kendilerinde olan ama var olduğunu unuttukları, unutmaya zorlandıkları bir gücü anımsayacaklar "Kurtlarla Koşan Kadınlar" kitabını okuduklarında.
   
    Gizli bir kadın dayanışma örgütü
    Kitaplardan öğrenilmiş bir feminist manifestodan, katır kutur bir feminist jargondan bahsetmiyorum. Anneannelerimizden, onların anneannelerinden beri biriken bir kadınlık bilgisinden ve sezgisinden söz ediyorum. Elleriyle bu dünyayı yapan; çocukları, yemekleri ve işleri yapan kadınların biriktirdikleri bilgelikten ve kudretten... Bize unutturulmuş hayat/ölüm/hayat döngüsünden... Kendisine uzaklaştırılmış, ne kadar güçlü olduğu unutturulmuş ve birbiriyle dayanışması türlü yalanlarla engellenmiş bir cinsiz biz. Öyle güçlüyüz ki hatta çok korkutabiliriz herkesi. Zaten belki korktukları için en başlarda sakatlamışlardı bizi. Kitabın meselesi sakatlayanlardan intikam almak değil, en önemli yanı bu. Kitabın meselesi yeniden nasıl ayağa kalkıp, tamamlanmış bir kadın olarak nasıl yaşayacağımız ve nasıl kendimizi güçlü hissedeceğimiz.
   
    Jung, masallar ve kızlar
    Psikiyatri okuyup, Jung üzerine doktora yapıp sonra bütün dünyayı kadın masalları arayarak dolaşmış bir kadın, Clarissa P. Estes tarafından yazılmış kitap. Ayrıntı Yayınları'ndan çıktı. Biraz pahalı ama en kötü ihtimalle birkaç arkadaş birleşerek alabilirsiniz, almalısınız. Estes eski masalları yeniden okuyarak kadınların yazılmamış tarihine ve bu tarihten öğrenilmesi gereken hasletlere dikkat çekiyor. Yaralarınızı kendi kendinize nasıl saracağınızı söylüyor ve bunu yapmak için sizde yeterinden fazla gücün zaten bulunduğunu anlatıyor.
   
    Erkekler neden okumalı?
    Ortalıkta "kadın dünyasını yazan erkek yazar" furyası var ve hakikaten kadınların bunlara içtenlikle inandığını sanmıyorum. Sadece biraz çekici buluyorlar belki, belki biraz da erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü, nasıl gördüğünü sandığını anlamak için okuyor olabilirler. Oysa kadınlarda anlaşılması gereken bir şey olmadığını, sadece onlarla birlikte "akılması" gerektiğini daha henüz hiçbir erkek yeterince anlayabilmiş gibi gelmiyor bana. Yaptıkları bir nehri durdurup debisini ölçmeye çalışmaya benziyor; nehirle birlikte akmak ise çok daha büyük bir güç gerektiriyor. Erkeklerin de işte, bu kitabı ne tür bir nehirle birlikte akabileceklerini anlamak için okumaları gerekiyor.
    Kendi içinizde şefkatli ve ılık bir yolculuğa çıkmak için bulunmaz bir fırsat! Şiddetle tavsiye ediyorum... Bilhassa geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara! Her yaştan kadına...


Kitap Hakkında

İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları ''tanımlama ve çözme'' açısından çok farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde kadınların doğasını ilişkin isabetli ve farklı alternatifler olduğu ise tartışmalı.Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor, kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. XIX. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: Masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığı ile kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor.Estes’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zerafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estes’in ilginç örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağını kopartmamış ve seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor.Kitaptaki farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor. Örneğin Afrika kökenli bir öykü, kadının ikili doğasını yansıtıyor. Ortadoğu’ya ait bir masal, sıradan bir kilim gibi görünen büyülü bir halının toplumun önyargılarını ve görünüşe ne kadar kolay aldandığını ortaya koyuyor.Yayımlandığında büyük övgüler almış bu sıra dışı kitap, kadınları vahşi derinliklerine doğru heyecanlı bir yolculuğa çağırırken, kadın psişesinin bugüne dek hazırlanmış en büyük sözlüğü olarak da okunabilir. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadınlarla vahşi bir noktada buluşmak isteyen erkekler için de vazgeçilmez bir rehber özelliği taşıyor. “Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır; fizikseldir, temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yasayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir, çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir. ” Clarissa P. Estés“İnsanlar binlerce yıldan bu yana, zor öğrenilen bilgileri edinmek ve sınırsız olasılıklar içeren düşler kurmak için büyük ateşlerin çevresinde oturmuşlardır. Günümüz dünyasında bu bilgelik yalnızca ‘gerçekler’le sınırlanmıştır. Estés, kitabında bu bilgelik ateşini yeniden yakıyor, hepimiz için.” Gloria Steinem

Künye

6.6.15

Kızımlailk sergimiz... Biten kitabım.....

Seçime bir gün kaldı. Bir oydan nolcak demeyip sorumluluk bilincimizle oyumuzu kullanıcaz. Ülkemiz için hayırlısı olsun.
Perşembe günü Nesrin ve Müge Ablamla bir arkadaşımızın resim sergisine gittik. Çok seviyorum sergileri. Hele ki benim gibi çizim yoksunu biriyseniz daha bir güzel geliyor sergiler. Gerçekten de hem yeteneksiz hemde isteksizimdir çizim kkonusunda. Kardeşim çok sever ve iyi de resim çizer.  Bende yok öyle bir yetenek.
Bağlarbaşı Kongre ve Sanat Merkezinde idi sergi.  Gittik gezdik sohbetimizi de edip geldik.  Beni en çok sergi sahiplerinden biri olan SemraAblanın kızı ile kendini çizdiği kara kalem çalışması ile Galata çalışması etkiledi. Saraydaki Cariye resmide güze ama bende en çok ikisi yer etti diyebilirim.
Tabi Umay'a ilk sergimiz. Biraz peşinde koşmak gerekiyor ama oda olacak. Çünkü onun yaş dönemi koşturmak üzerine şimdilik. Onu da her yere götürüyorum ki şimdiden alışsın. Her ne kadar anlamıyor gibi gözüksede öğrenmenin yaşı,  bilmenin yaşı yok.
Bazı şeyler küçükken oturuyor beynimizde .
Daha önce bahsetmiştim sanırım ; Arjantin Rüyası  kitabının yazarının pr dan mail aldım. Kitabı yollamak istediklerini ve okuduktan sonra da yorumumu paylaşmamı rica etmişlerdi.
Kitabı okudum. Öncelikle yolu, satışı bol olsun.
Tabi okurları çoğu zaman kitap kapağı da etkiler ve kapak tasarımı çok hoştu. Kitap Alfa Yayınlarından basılmış.
Konusu bir elemanın adı Kerem Laçin, iş gereği Arjantin'e gitmesi ve daha giderken başına gelenler,  orda yaşadıkları ve hayalleri anlatılıyor. Yalnız beni en çok rahatsız eden her cümlede kahramanımızı isim ve soyisminin devamlı tekrar edilmesi,  bazı cümleler hep aynı olması. Evet kitabın anlatım dili yalın, kolay anlaşılır ama konu ve anlatımçok bbasit geldi bana.
Yeni kitap okumaya başlayan biri olsam çok severdim kesin diyebilirim size.  Ama okuma konusunda çokca yol almış biri olarak bana pek hitap etmedi.
Onun dışında ilk yazım denemesi olarak güzel bir kitap.  ....  Tekrardanyolu açık  olsu.
Şimdiden keyifli haftasonları blog.
Not: şuan bloğumu yazarken cama vuran yağmur taneleri beni nasıl etkiliyor anlatamam. Ruhumu okşuyor resmen. ☺

4.6.15

Yeni yasa hakkında.......Dini nikah serbestmiş ya hani........................

Şu güzel ülkem acep ne zaman gelişmiş ülkeler kadar ileri olabilecek; merak ediyorum....
" Daha çok beklersin" der gibisiniz, haklısınız da ama benim hala umudum var.....

Bilenler bilir fazla televizyon izlemediğimden gündemi biraz da geriden takip etmiş oluyorum. Zaten gündemde olanlardan da daha çok Facebook yada İnstagram hesabımdan görüyorum sonra da tv de bakıyorum...

Mesela şu yeni yasa ile "Dini Nikahta Resmi Nikah Şartı"nın kalkması gibi... Nasıl bozuldum, üzüldüm anlatamam. Çünkü zaten ülkemiz de kadınların adı yok bide bunu resmileştirdiniz mi iş tamam......

Evet sonuçta bir kesim var ki; evli olup da dini nikah yapıyor ikinci eşi adı altında,
Evet bir kesim var ki ; resmi nikah da neymiş diyor...
Evet bir kesim var ki; özellikle doğuda çok eşli yaşamı meşrulaştırmak için dini nikahı kullanıyor... kadının remi nikahı olmasa da olur... kadın dediğin nedir ki; evinin işini yapsın, çocuklarının anası olsun, gerekirse çalışsın... bir de üstüne gece olunca yatak da kadınlık görevini yerine getirsin ( nede olsa kadın için bu bir görev, kadınların cinsel istekleri, duyguları, hazları aslaaaa olamaz)
eğer görevini yapmazsa, kocasının gönlü edilmezse üstüne sopayı kesinlikle hak etsin.... vs...

Bu liste uzar...... Yasa aşağıdaki gibi olmuş artık. Varın siz düşünün artık küçük yaşta kızların nasıl evlendirileceğini ve bunu yasal hale uyduracaklarınıııı......................

Anayasa Mahkemesi, resmi nikah öncesi dini nikah yaptıranlara ceza verilmesini içeren Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili madddesini iptal etti. Mahkemenin kararı, 4'e karşı 12 oyla alındı. Mahkeme, karara gerekçe olarak, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü ile özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olmasını gösterdi. Resmi nikah olmadan dini nikah kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyordu.


Belki şehirde yaşayan, okuyan birçok kadın evet nikahsız oturmaz erkeğiyle...( Ama doğuda ki kadınları düşüelim.. zaten hiçbir hak talep edemiyorlar bu yasa ile herşeyleri ellerinden alınmış olacak. Ki resmi nikahlıyken erkekler boşanmak isteyen kadınlara neler yapıyor, hiçbir hakkını vermiyor... Hal böyleyken neler gayri yasal olur düşünün....

Çok kötü bu yasa çoookkkkkk.......................
Evet nikah belki bir tercih meselesi olabilir, evet kendi isteğiyle ister dini nikahlı ister nikahsız birlikte yaşayabilir çiftler. Asla yadırgamıyorum.
Benim derdim kadın haklarıyla ilgili, yasada bile kadın hakkını zor savunuyorken bu yasa ile hepten hak savunamayacak olması ile ilgili....
Yoksa isteyen elbet başka hayatları rahatsız etmeden istediği gibi yaşayabilir...

Vs..... işte böyle aklım kızdı bu işe burdan da paylaşmak istedim.....