29.1.15

Biz geldikkkk.

Uzun bir aradan sonra merhaba blog.
Geçen hafta sorunsuz bir şekilde döndük evimize. Uçağımız sabah erken saatte olduğundan Umay yolculuğu uyuyarak geçirdi. Sonrasında da hızlı bir hafta geçirdik.
Bu aralar ara ara bizim kız ateşleniyor sanırım diş patlayacak yakında.  Bi patlasa da rahat etsek. Geceleri ağrı ile bağırarak uyanıyor. Bazı günler sabahladığımız da oluyor.
Doktor randevumuzda sorduk , henüz diş yok ama kabarıklık var dedi. Anlayacağınız beklemedeyiz.
Şöyle bir bakıyorum da nasıl geçmiş 10,5 ay. Mart ayında yaş günü kutluycaz. Rüya gibi. Tabi bu aralar artık tutuna tutuna yürüdüğünden her yere koşturduğundan uyumadan ben pek oturamıyorum. Uyuduğunda da gündüzse eğer hemen bir çorba, yemek derdine düşüyorum. Uyandığında sıcak sıcak içirebilmek için.
E tabi kitap okumlarım film izlemelerimiz biraz geriledi.  Canı sağolsun bebeğimin.  :)☆♡♡♡
 Hiç okumuyor da değilim. Buket Uzuner'in Su kitabını bitirdim. Her zamanki gibi akıcı bir dili vardı yazarın. Özellikle bu kitapta Şamanizmi, bazı otacılık bilgilerini sıkmadan aktarması, Kutadgu Bilig'den bahsetmesi okuyucuda merak uyandırıyor.  Tabi kitap bitince baktığım bizim kitaplığa, kısaltılmışı var Kutadgu Bilig'in. Okumaya başladım.
bizde böyle sizden naber?

16.1.15

Ortaca'ya geldikkkk biz...

Nasıl da 10 gün olmuş Ortaca'ya annemlere geleli.
Geleceğimiz gün uçağımız,  hava muhalefeti sebebi ile tam 2,5 saat rötar yaptı. 20:10 da kalkacak olan uçak 22:35 de kalkınca; herhalde biz bu gece gidemiycez dedim kendime.  Neyse ki sağsalim geldik buralara.  Annemler karşıladı bizi. Gece 12'yi gecince ev2 varışımız uyuduk tabi.

Ertesi gün kendimize geldik; yine dedim ki kendime: kız gülo sıcak memlekete geldin.
Ama nereeeeeee.... burda da 3/4 gün yağış sürdü. Daha dün hava açtı. O çıkamadığımız günlerde de gelen oldu,  daha önceden tanıştığım anamın komşuları geldi "hoşgeldin"e. Küçük yerlerin bu komşuluk ilişkilerine bayılıyorum.
Kahve sohbet derken vakit geçmiş gelmişiz bugünlere.  Bizim kızı soracak olursanız,  tam bir sosyal varlık Umay. Hiç yabancılık çekmiyor hatta gelenlerin bebeleri, çocukları varsa daha bir mutlu, keyifli oluyor. 

Annemlerde mutlu tabi torunları gelmiş,  aralarda Toprak Cem'imizide anıyoruz. Geçen sene yaşadıklarını anlatıp anlatıp duruyorlar ve "keşke o da burda olsa ne güzel olurdu" deyip duruyorlar. Kısmet.

Annemin tedavisi devam. Biliyorsunuz annem Akciğer Kanseri.  Şanslılardanız erken tanı ile ameliyat olmuştu bundan yaklaşık 3 sene önce ve kemoterapi almıştı. kendisi "kanser" kelimesini kullanmıyor,  "malum hastalık" diyor bizde onunla beraber aynı ifadeyi kullanıyoruz.  Rutin kontroller sonucu bu sene ciğerde leke bulundu.  Tabi daha önce ameliyat olduğundan doktorlar tekrar ameliyat edemiyorlar.  Çünkü annem şuan günlük hayatına devam ediyor,  geziyor,  işini yapıyor.  Doktor ameliyat olursan masadan kalkamıyabilirsin yada şuanki hayatına dvam edemeyebilisin demiş. Ciğer kendini yenileyen  bir organ olmadığından,  kemoterapi ile kurutuyorlar. Velhasıl bir hap bi kemoterapi tedavisi.  Biz varız diye bizden sonra alacak ilaç.
Tedavi sebebi ile saçlarının yarısı dökülmüş hatta dökülüyor da. Bir sonraki kemoterapi sonrasında daha da dökülecektir, bu duruma çok üzülüyor annem. Aynaya bakmıyor ve başını bağlıyor.
Bi kadın için zor bir durum tabi.  Allah kimseye yaşatmasın bu hastalığı.
Şimdi televizyondan belki duymuşsunuzdur, kanser tedavilerinde hap kullanmaya başladılar. Annemin de tedavisi bi hap bi kemoterapi.  Yalnız kötü tarafı artık sigorta onkoloji hastalarının ilaç parasını ödemiyor, emekli olunca biraz tuzlu oluyor.  Rabbim tüm hastaların yardımcısı olsun, şifa versin.
..,.... neyse sizinde canınızı bunlarla sıkmayayım.

Annem dirayetli bu hastalığa yenilmiycem ben diyenlerden ve normal hayatına devam ediyor.  En iyisi bu çünkü.  Tabi tedavi dönemlerinde karamsarlığı tutuyor ama kolay değil tabi.  Onun açısından da düşünmek gerek. Böyle bir hastalıkta ölüm daha çok geliyordur aklına. Ve dönem dönem stresi siniri oluyor. 

Bol fotoğraf var birkaçını paylaşırım sizinle de. Neyi seviyorum biliyor musunuz? Sokaklarda ki portakal, limon ağaçlarına  bakmayı.
Ve diliyorum ki ilerki yaşımda böyle sahil kasabasında yaşayayım....

Böyleyken böyle işte blog. Sizden naber?

İyi geceler.

7.1.15

yolcudur abbas....

Ne demişler: Yolcudur Abbas bağlasan durmaz."

Bugün akşam uçağı ile Dalaman'a gidiyorum. Ordan babamlar karşılıycak ve ver elini Ortaca.
Evet 15 günlüğüne annemlere gidiyorum Umay ile. Umay'ın ilk uçak yolculuğu olacak,  bakalım nasıl geçecek. Çünkü bizim kız kucağı sevmiyor, bir saat nasıl zapt edicem deneyimleyerek görücem. :)

Bende öyle bir zaman seçmişim ki; hava da tipi, karlı istanbul'u bırak git. Olmuyor Gülşah dedim kendime. En güzel havalarda hele bide kar yağdığı mevsimde,  bu güzel şehri brak git; olmuyooorrrrr.

Allah'tan gittiğim yer güzel hemde ziyaret aileye olunca daha bir güzel olacak.


Haydin bana iyi yolculuklar,  inşallah hava muhalefetinden seferler iptal olmaz.

iyi geceler.....

6.1.15

yeni yılın ilk yazısı.

Zaman nasıl da hızlı ilerliyor. Eski yılı hem güzel anılarla, olaylara hem de hastalıkla bitirdik.Yeni yıla keyifle girdik. Kardeşimgiller ve kuzenlerle girdik. Sevdamın gecesi üşütmeye bağlı iltihaplı rahatsızlık olunca acile gidip serum bağlatması ve eve gelince de erken yatması ile sonuçlandı.  Ama yinede bir arada olmak çok iyi geldi hepimize ..
İnşallah yeni yıl yeniliklerle gelir, keyifli bir yıl olur hepimize.

Geçen yılı yaklaşık 35 kitap okuyarak bitirdim,  bu yıl hedefim daha da çok kitap okumak. Tabi az okuma nedenim malum. Emekleyince bzim kız gündüz daha çok zamanım onun.  Umay çok sosyal bir çocuk ıyıcene anladık bunu.  Örneğin Toprak Abisini görünce çıldırıyor. Tabi kan da çekiyor. ☺ dibinden ayrılmıyor. Bizimde çok hosumuza gidiyor. İnşallah büyüdüklerinde de hep beraber olurlar. Kuzende olsalar bir nevi kardeşler.  benim duskunlugum malum zati. Umay'dan hiçbir farkı yok.😘

bilenler biliyordur ama bilmeyenler için bir kezde ben yazayım Lale Abla Facebook'ta bi sayfa açtı. Seferberlik sitesi. Yemek tariflerini paylaşıyor. Birkaç tanesini denedim ve birebir tuttu. Geçen günde bizim evin erkeklerinin canı un helvası istiyordu. Bizde Sevdoşla yapalım dedik. Lale Ablanın verdiği tafifi denedik ve sonuç harikaaaaa. Mutlaka sizde deneyin derim.
Yine karışık bir yazı oldu idare edin artık beni :)
Çocuklu kadınım  ben. ;) bu arada fotoğrafları telefondan yukledigimden düzenleme yapamıyorum. Yılbaşı gününden Birkaç kare paylaşmak istedim.




Bu send daha düzenli yazayım  diyorum hadi inşallah.  :)
Ben kaçar, sizin paylaşımlarınızıı okuyacağım.
İyi haftalar herkese.