Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kavim Ahmet Ümit, Cinderella, Hızlı Ve Öfkeli 7, Kung Fu Jungle veee bizzzzz... :)

Resim
Veee Sonbahar tatlı tatlı yüzünü gösterdi. Şikayetçi miyim? Aslaaaaaaaaaaaaa.
Üşümeyi, üstüme bir şey alıp dışarı çıkmayı özlemişim. :)

Yağmurlu ve serin havayı seviyorum. Yağmurun sesini dinledim dün balkonumda. Kızçem uyuyunca kitap, kahve ikilisini yanıma alıp kendimi balkonuma atıyorum. Ve esen hava da kah gözlerimi kapatım içimi dinliyorum havanın sesi ile birlikte kah kitabımı okuyorum. Eğer böyle ufak kaçamaklar yapmazsam günler zor geçer benim için sanırım. Çünkü şu aralar havalardan dolayı pek dışarı çıkamıyoruz kızçemle, birde bunları yapmazsam çok sıkılır içim çokkkk.....

Bayramı da geçirdik çekirdek ailemle. Sabahtan kayınvalideye kahvaltıya gittik. Öğlen de kardeşimgiller geldi. Güzel bir sofra kurduk el birliği ile ve keyifle akşamı ettik. Çok seviyorum böyle toplanmaları....
Ertesi gün de gidilecek bir kaç yer vardı onları ziyaret et, komşularımızı da ziyaret ettik elbette. Yoksa bayram havasını nasıl aşılardık kızımıza. Büyüklerimize gitmek, secdiğimiz görüştüğümüz, ark…

Uçurtma Avcısı Filmi...

Resim
Dün gece sinema kanallarını gezerken "Uçurtma Avcısı" filminin başlayacağına denk geldim. Sevinmedim desem yalan olur. Çünkü kitabını okumuş, hatta yer yer bazı paragraflarda göz yaşı akıtmış ve bir solukta okumuştum kitabı. Hatta blogda yazdığımda " filmini izle" diye yorum yazanlar olmuştu. Bir türlü kısmet olmamıştı. Ve dün görünce de çok sevindim. Ve saatimi ayarlayıp filmi bekledim.
Tabi biraz beklentim yüksekti filmden. Çok fazla detaylar yoktu mesela. Kitapda olan ama filme yansımayan çok kare vard. tamam diyeceksiniz ki kitap ile film çekimi aynı olmaz diye ama öyle değil. Film de bir kareyi o kadar çok dakika işlemişler ki diğer konulara zaman kalmamış gibi... Bilmem izleyeniniz var mı? Varsa ne düşünüyor?
Oysa kitapta anlatılan arkadaşlık, sadakat, ihanetden çok Emir'in gözünden kendi yaşadıkları ve kendi psikolojisi anlatılmış. Kitapta ikisinden de parçalar çoook fazlaydı.  İzledim ve yine bazı sahnelerde gözyaşımı tutamadım........ Bir kere izlenec…

Geçen sene bugün ne yazmışım?....

Kısas-ı Enbiya / Hazırlayan: Orhan Duru

Resim
Üşümeyi özlemişim blog. Bloğumu takip edenler bilir; severim ben sonbaharı, Ruhum da hüzne yakın olduğundan bu mevsimi kendime yakın hissederim. :) ( bu arada gündemi, Suriyelileri, yaşadıklarını unutmuş değilim. Tv den takip etmesemde hep aklımda ve dualarımda ....)
Kitaplardan Ahmet Ümit'in Patasana kitabına devam. Akıcı mı evet akıcı ama sanki hep aynı gibi geldi bana kitapları yazarın. O yüzden biraz elimde sürünüyor gibi oldu kitap...
Bende araya diğer kitaplardan ekleme yaparak devam ediyorum bu kitaba... Gerçi bir tek Kavim kitabı kaldı bende olupta okumadığım sanırım onuda okuyup uzunnn bir süre ara vereceğim Ahmet Ümit kitaplarına...
Bu arada bitirdiğim diğer bir kitap ise Kısas-ı Enbiya/ Hazırlayan Orhan DuruYKY Yayınları Orhan Duru, "Türkçe hikâye"nin kaynaklarına tutkun bir yazarımızdı. 1979 yılında, kutsal kitaplarla geleneksel halk anlatılarında peygamber kıssalarının aldığı biçimlerin ve aktarıldığı Türkçenin günümüz öykücülüğüne esinler getireceği inan…

İzlenesi filmler....

Resim
İyi haftalar blog.

Sonbahar kendini ne güzel de hissettirdi değil mi? çok severim esen havayı ve yağmuru. Tabi camdan izlemesi de ayrı bir keyif. Gündüzleri değil ama akşamları kız uyuduktan sonra camdan içeri dolan esen havanın kokusunun hissettirdiği tarifi anlatamam.....


 Eee tabi ruhumun bir tarafı hüzün olduğu için de seviyorum bu mevsimi galiba.....

Bu aralar eşimle uzun zamandır film izlemediğimizi fark edip, hatta ne kadra özlediğimizi anlayıp kendimizi evde sinema izlemeye adadık diyebiliriz.  :)))

Ya kızçemiz uyuduğunda izliyoruz geceleri, yada gündüz ayaktaysa biraz filmi bitiş saatinden yarım saat kırk dakka uzatmalı izliyoruz. :)))
Fark ediyorum ki Umay ne kadar çabuk büyüyor. Biz film izlerken yanımıza gelip oturuyor ve izliyor yada oyuncaklarıyla oynuyor. :)

Neyse lafı uzatmayayım dimi....

İlk filmimiz; Stephen Hawking'in okul dönemi, sonrası ve evliliğini anlatan bir filmdi. 2014 yılı yapımı The Theory of Everything - Her Şeyin Teorisi filmi.


Özellikle filmdeki S.H…

Gündem, Biten Kitap....Biz....

Resim
Gündem.... İçler acısı gündem.... Doğuda akşamları sokağa çıkma yasağı........  Yaşım gereği ne sıkıyönetime, ne sokağa çıkma yasağı günlerine denk geldim.... kişilere, topluma, gruplara neler yaşatır bilmiyorum. Ama anlamak için illaki yaşamam gerekmiyor diye düşünüyorum... Ne zordur kim bilir oralar da doğuda yaşam..... Allah hepimizin Yar ve Yardımcısı olsun.... 


Biz bu haftayı biraz tatlı yoğunlukla bitirdik. Pazar günü çok sevdiğim/iz, canımız Mehmet Eren'in 2 yaş doğum gününe gittik. Zaman ne çabuk geçiyor, inanamıyorum. Bizim kız bile 1,5 yaşında oldu artık....
Herşeyi o kadar bilinçli ki artık, ne desek anlıyor ve cevap veriyor. İstemediği bir şey olursa çok net tavrını koyuyor. :)
 Yandaki fotoğraf geçen seneden. Şimdi kocaman delikankı oldu bizim oğlan ;))))
Hele hele bizim kıza bakın nasıl da küçükmüş anammmmm. :)))))
Buda doğum gününden ufak bir kare. Mumları üfledi bitanemiz. İnşallah hayatta hep ondan yana olur. Elbette hep başarı olmayacak, düşecek kalkacak ama ay…

Bizden haberler... :)

Resim
Geçen hafta piknikteydik. En sevdiğim,  benim için ailem olan Nesrin Ablam ve Müge Ablamlarla üç aile Beykoz tarafında ki korulardan birindeydik.  İnsanın çevresinde birkaç komşudan öte dostları olmalı.  Kapısını çekinmeden çalabileceği,  güvenebileceği kişiler dostu olmalı. Aslında bu konu hakkında yazı yazacaktım fakat bildiğiniz üzere yüreğimizi dağlayan fotoğraftan sonra aklım allak bullak oldu.
O yüzden şimdilik bu konu yüzeysel geçiliyor ben deniz tarafından. 
Bu güzel havalarda anne babaların çocuklarını gezmeye diye,  dışarı diye AVM'lere götürmesini bir türlü anlayamıyorum. Varsa imkanınız yeşilliklerle haşır neşir edin hem çocuklarınız hem kendinizi.  İllaki uzağa değil yakınınızda ki çimeni değerlendirin efendim. Serin örtüyü yere,  evden birkaç yiyecek hazırlayın, çocuğu da sevdiklerinizi de katın önünüze hop doğru pikniğe.....
Tabi ben bu piknikte, uzanıp çimene yada bir ağaç gövdesine kitap okumayı çooook isterdim ama şimdilik ertelediğim,  ertelemek durumunda ol…

Ölüm..........hemde en acısından.................

Resim
Hepimizin şahit olduğu bir fotoğraf karesi var.
Şuan buraya yüklerken bile boğazım düğümlendi, içim tekrar tekrar acıdı...
Mülteci olmak, savaştan kaçmak..... kendimi koyuyorum onların yerne ve fena oluyorum......
Allah kimseye evlat acısı yaşatmasın.... Dini, dili, ırkı ne olursa olsun.

Çok şey yazıldı, çizildi, kınandı..... çözümler olmadıkça neye yarar ki......

Düşünüyorum, düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum. Ne zaman ülke olarak bu hallere geldik.
Ki bizler kürt, alevi, sunni, boşnak komşularımızla iç içe yaşayan bir milletiz. Hatta Avrupa Yakasında oturanların komşuları arasında Ermeni, Yahudi, Hristiyan'ı bile vardır.
Hiç hatırlamıyorum eski komşuluklarımız da; komşularımızla mezheplerinden dolayı sorun yaşadığımızı. Genelde sorunlar politikacılar, siyasetçiler arasında oluyor.
Fakat son yıllar da sokaklara taştı, terör olayları arttı, hele de doğuda bir çok evin ocağına ateş düştü, bağırları yandı anaların.........,,

Öyle korkuyorum ki savaştan......

Diğer blogdan Güngör…