23.3.16

Günlük.... Satır Arası....

Aslında yazacak gücüm yok inanın.....
Haberler de izlediklerim, Twitter'da okuduklarım... böyle zamanlar da nedense kelimler düğümleniyor... 
Hele hele şu en son çocuklara tecavüz, taciz olayları mahvetti beynimi diyebilirim. Ki inanıyorum ki bu yazıyı okuyanlarınız da "katılıyorum bizim de senden farkımız yok" diyordur....
Hele hele bir bakanın çıkıpta yaptığı açıklamalara ne demeli dilim varmıyor....... Ne olursa olsun, ister bir taciz ister bin taciz olsun.... önemli olan o çocuğun yaşadıkları, korkuları ve bundan sonra ki hayatı... Bunun hesabını kim verecek.......................
.............................
..............................................

Uzun zamandır gündemden dolayı yazamıyorum ama baktım yine ara veriyorum, en azından dedim yazayım da içimde ki daralma biraz azalsın...





İnanın korkudan çocukla bir yere çıkamıyoruz, hep yakın mesafe gidiyoruz gideceğimiz yere.. Bende evde fırsat buldukça kitaplara sarılıyorum, çok iyi geliyor ruhuma.
Bu arada yeni bir kitaba başladım, internette takip ettiğim birkaç blogda da görünce bu kitabı almak farz oldu bana. Önsözünü Dr.Kemal Sayar'ın yazdığı içeriği iyi olan bir kitap.
Sizinle paylaştığım sayfada ki örnek çok hoşuma gitti ve okurken ne kadar da doğru dedim kendime. Daha çok başlardayım, çok fazla şu aralar okuyamıyorum.


Sebebi de ay sonu kitap klubü toplantısı var ve ayın kitabı olan Kaderin Kızı biraz kalın bir kitap. Benim de okuma sürelerimin kısıtlı olduğunu düşünürsek, önceliğim bu kitap.

Yine okunacak kitaplar birikti ama o kitap kulesini görmek bile keyifli...

Haydin yazımı yazdım bana müsade, kız uyuyorken biraz da kitap okuyayım. :)


15.3.16

Erendiz Atasü üzerine....

 Geçen yıl Üsküdar Sahaf Festivalinden almıştım "Dağın Öteki Yüzü/ Erendiz Atasü" kitabını. Tamamen tesadüf eseri, kitabın arka kapak yazısını okumuş ve almıştım. Oysa ki okuyana kadar hiç bir yerde kitabını görmemiştim. Çevremden de ismini diyen olmadı. Oysa ki nasıl müthiş bir yaşanmışlık, birikim ve anlatımla dolu bir kadınmış... Ödülü bolcana hak etmiş kitapları  (naçizane) bence....
Ailesi özellikle annesi Ulu Önder Atatürk ile tanışmış, konuşmuş bir kişiymiş. Aynı zamanda o zamanlar Atatürk'ün öncülüğü ile yurtdışında okumuş gençlerimizden biriymiş. Nasıl güzel ve önemli bir anı değil mi? Ne çok isterdim Atatürk ile tanışmayı yada uzaktan da olsa görmeyi...
Bu kitabı mutlaka ama mutlaka okuyun....
Kitabın başlangıcın da yazarımız sunuş bölümü hazırlamış ve orada bu kitabın nasıl ortaya çıktığının detayını anlatmış. Annesinin mektuplarından yola çıkarak, isimleri değiştirerek bir dönem kitabı yazmış.
Kitapta, üç kuşak kadının yaşamından kesitlerle Cumhuriyet Tarihi, çok farklı bir açıdan aktarılıyor. Kemalist ideolojiye ve Cumhuriyet ilkelerine son derece bağlı olan Erendiz Atasü, Cumhuriyet'in kurulması öncesi, dönemi ve sonrasını anlatırken bireylerin yaptıkları özverilerden, büyük bir aşkla Cumhuriyet’e sahip çıkılmaya çalışıldığından, her şeyin aslında vatan için olduğundan bahsederken konuyu hiç ucuzlatmıyor. Popüler kültüre alet etmediği gibi, vicdan muhasebesi yaparken de hiçbir şekilde duygu sömürüsüne yer bırakmıyor. Ortalıkta onlarcası çok satanlar listesinde yer alan benzer konulu kitaplarla hiç ilgisi olmayacak bir şekilde, incelikli ve sıra dışı bir gerçek/kurmaca roman olarak, geçen yüzyıla işaret ediyor. Nelere katlanıldığına ve elde nelerin kaldığına…
Kitaptan bir kaç alıntı ile bitireyim keza okuyacak olanlarınız olabilir...

Sıradan bir ailenin kızı olan annem gerçekten de 1936 yılında Dolmabahçe Sarayı’na çağrılmış, “Reis-i Cumhur’la uzunca bir süre görüşmüştür. Atatürk’ün Cihan siyaseti üzerine görüşlerini annem kendisi, Gazi’nin bizzat kullandığı – ve doğal ki, annemin unutamadığı- sözcüklerle, bana nakletmişti. Kitapta, Vicdan’ın Gazi ile ilgili izlenimi, annemin gerçeklikteki izlenimidir… Annem, kitapta anlatılan biçimde Gazi tarafından görevlendirilmiş, BBC’de “Türk İnkılâbı ve Kadın Hakları” konusunda bir konuşma yapmak üzere aynı yıl İngiltere’ye bir daha gitmiş ve bu konuşmayı gerçekleştirmiştir. (sy.6)

 Bu romanda beni büyüleyen ne var? Biliyor musun Raik, kitaptaki bütün şahsiyetlerin Virginia Woolf'un karakterinin farklı yönleri olduğu söylenir. Biz hepimiz aslında birden fazla kişiyiz Raik, biliyor musun? Sen ben hepimiz... Bende kaç Vicdan var ve sende kaç Raik... Sen bendeki Vicdan'ların kimisini dehşetle seviyorsun, ama bazısından pek de hoşlanmıyorsun belki de. Veya onların farkında değilsin. Şimdi, senin, sende bir tek ve mütecanis bir Raik'in mevcudiyetini ve bu adamın da bana sevdalı olduğunu şiddetle savunduğunu görür gibiyim. Ama ne malum?  (257).

Sonra sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'cim birkaç kitap yollamıştı bana veee ne göreyim içinden bir Erendiz Atasü kitabı daha çıkmaz mı?
Nasıl sevindim anlatamam. Çünkü şimdi ki hedefim yazarın diğer tüm kitaplarını okumak...
Bu kitap da bir dönem kitabı. Ve diğer kitapların da olduğu üzere kadınlar , kadın-erkek ilişkileri, sorular, ve farklı cümle kalıpları ile yazılmış bir roman.
İtiraf etmek gerekirse dili öyle çook sade değil. Yabancı kelime fazla kullanıyor diye düşünmeyin, tersine öz türkçe ile yazmış kitaplarını... Ama ağır ilerliyebiliyor....

Bu hafta bu iki kitabı bitirdim...
Sıra da Lale Ablanın vasıtası ile katılacağım kitap klubünün kitabı var. Kitap sayfa sayısı epey bir var, başlasam iyi olacak... Anca okur ve yorumlarım....


ERENDİZ ATASÜ

1947'de Ankara'da doğdu. 1968'de Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinden mezun oldu. Ayni fakültede uzun yıllar öğretim üyesi olarak çalıştıktan sonra 1997'de Farmakognozi profesörlüğünden emekliye ayrıldı.
Feminist bilinçle kaleme aldığı öyküleri 1981'den bu yana, Sanat Edebiyat'81, Düşün, Çağdaş Türk Dili, Varlık gibi dergilerde; edebiyat sorunları, kitaplar, kadın özgürlüğü, laik toplum ve Cumhuriyet devrimleri üzerine deneme, inceleme ve makaleleri Saçak, Çağdaş Türk Dili, Cumhuriyet Kitap, Varlık, Papirüs gibi dergilerde, Cumhuriyet, Aydınlık gibi gazetelerde yayımlanmaktadır.
Atasü'nün dört romanı, altı öykü ve dört deneme kitabı ve çeşitli ödülleri vardır. Kimi öyküleri başka dillere çevrilmiş, İngiltere, ABD, Fransa, Almanya ve Hollanda'da yayımlanan öykü antolojilerinde yer almıştır.
DAĞIN ÖTEKİ YÜZÜ adlı romanı İngilizceye çevrilmiş ve İngiltere'de yayımlanmıştır. LANETLİLER Almancaya, BİR YAŞDÖNÜMÜ RÜYASI Yunancaya çevrilip bu ülkelerde yayımlanmıştır.
Atasü'nün yapıtları içerdikleri kadınların öznel tarihi, Cumhuriyet devrimlerinin kadın bireyin gözüyle irdelenmesi, kadın erkek ilişkilerinin ve kadın cinselliğinin kadınlar tarafından kavramlaştırılması gibi izlekler ve sorunsallar açısından olduğu kadar, biçim özellikleri, dil ve imge örgüleri bakımından da çeşitli edebiyatçılar ve edebiyat bilimciler tarafından incelenmiştir.(*)

(*)http://www.erendizatasu.com

14.3.16

Ankara, Günlerden karanlık bir gün.....

Artık nasıl da mutluluklarımızı an'lık yaşar olduk...... Gülmek, sohbet etmek... Görüşürüz deyipte teröre kurban gitmek....

Dün yoğun bir gündü bizim için. Umay için alışverişe Brandium'a gittik, hadi dedik gitmişken biraz da dolaşalım. Derken akşamı buldu dönüşümüz...
Sonra benim kafamda okuduğum enfes kitabın yorumunu bu sayfalara ayzmak vardı...
Mutfaktaydım eşim " Ankara'da patlama olmuş" dediğinde... içim cız etti yine........
Şimdi hangi evin ocağının can'ı yandı acaba dedim? Ve birgün bizim başımıza da gelmeyeceği ne malum...
Evet ölüm hak, hepimizin başına gelecek. Annem " gelin girmeyen ev olurmuş da ölüm girmeyen ev olmazmış" derdi...
Ama böylesine haince bir ölüm çok acı......
Birde üstüne yayın yasağı olunca insan daha bir sinir oluyor.....
 İkidir Ankara'da oluyor patlamalar, yarın öbürgün burda olmayacağı ne malum...
Birde Doğu var içimizi yakan.... sanki iç savaştayız gibi görüntüler var hergün televizyonlar da... Sokağa çıkma yasağı, evinden barkından kopan aileler, göç yollarına düşünler....
Birde bize göç eden Suriyeliler...
Hangi birine yanmayalım.....
Evet hayat devam ediyor, bazen yine kahveli, kitaplı fotoğraflar paylaşıyoruz ama lütfen tanımadan yargılamayın..... kimse kimsenin içini, yaşadığını ve yaptığı yardımı bilemez.....
Değil mi? birde böyle tipler var; "millet orda ölüyor siz burda çakır keyif fotoğraf yayınlıyorsunuz" gibi yorumları da okuyoruz......


Başımız sağolsun Türkiyem...............................

9.3.16

Julie&Julia Filmi, Erendiz Atasü ye dair....

 Dün gece Umay uyuyunca önce kitap okuyayım dedim, sonra film bakayım derken... Sinema kanallarını gezdim. Aaaa birde baktım ki Merly Streep'in filmi var. Hem yeni de başlamış... Kaçırmak olmazdı bu güzel filmi. Gece gece nasıl iyi geldi anlatamam.

Film Özeti

İki gerçek hikayeden yola çıkan film, farklı zaman dilimlerinde yaşayan ve kendi zaman dilimlerinde benzer mücadeler vermiş olan iki kadının hikayesini merkez alıyor. Zaman ve mekan olarak ayrı olsalarda hayatları iç içe geçen bu iki kadın, bizlere tutku ve cesaretle herşeyin başarılabileceğini gösteriyor. Başrollerinde sinemanın yaşayan efsanelerinden Meryl Streep ve başarılı oyuncu Amy Adams'ın yer aldığı filmde komedi, dram, romantizm gibi farklı türler bir arada kullanılmış...
Oyunculuğu harika bir kadın.... Bazı insanlar özeldir ya işte bu kadında o özel insanlardan. :)
Filmin konusuna gelince; diplomat bir eşin karısıdır Julia. Ve birçok uğraş denedikten sonra kendini Fransız Mutfğı yemeklerine adar ve eşinin de desteği ile kitap çıkartmaya karar verir.
Valla filmi izlediktan sonra içimde ki yemek yapma özellikle de değişik tarifler deneme aşkı ortaya çıktı. Ne kadar sürer bu aşk ve ben ne kadarını uygularım bilemiyorum blog. :)
Konuyu dağıtmayayım efem; Julie kızımız da blog yazarıdır. Ve kendisinden yıllar önce yazılmış bu kitpatan yola çıkarak her gün bir tarif dener. Ve birebir tutar tarifler. Zati başka bir alana kaymak ister blog yazarımız. Hergün denediği yemekleri ve yaşadıklarını da bloğunda anlatır.
Aslında blog yazmak ne kadar önemliymiş değil mi a dostlar? Gerçekten de hiç tanımadığınız birinin hayatına dokunabiliyorsunuz yada siz başka bir blogda kendinize dair birşeyler buluyorsunuz.

Veee sonunda kızımız da ünlü bir yazar olur. Veee film gerçek bir hayat hikayesinden, kitaptan uyarlamadır.
İzlemeyeniniz varsa izleyin, çok keyif alacaksınız...

Bizim kız olur kendileri tanıştırayım. :)) Bütün kış kafasına şapka, eline eldiven takmışlığımız yoktur Allah sizi inandırsın :))) ama nedense çocukların genelinde olan bir şey sanırım; evin içinde böyle dolaştı bugün ve parka giderken de böyle gidicekmiş hanfendü... tabi ki annesi galip geldi efendim :))))
Sabah erken başladık biz güne; saat 06:30 da "anne kalk" diyerek başladık güne. 11:00 de uyuyunca da bana balkonda kahve kitap keyfi yapmak düştü tabi.... deymeyin keyfime böyle anlarda....

 Uaynıp da yemeğini de yiyince doğru parka gittik ve akşam üzeri 16:00 ya kadar parktaydık. Uzun zamandır gidemiyorduk parka. İyi ki gitmişiz dedim çünkü yavrum bir eğlendi bir eğlendi. Neydi sloganımız; çocuklar mutlu biz mutlu.
Eve gelipte yemeğimizi yiyip ta, banyomuzu da yapınca hoppp saat 19:15 gibi uyudu bizim kız. Hala da uyuyor; bana yaradı bu uyku da. Hem diğer blogları okudum hem de şuan kendi bloğumu yazıyorum. Sonrasında da çook severek okuduğum kitabıma dönücem. :)
Üsküdar Sahaf Festivalinden ikinci el olarak tamamen tesadüf eseri olarak aldığım ama reklamının iyi yapılmadığına üzüldüğüm bir kitap okuduğum.
 Aslında bir dönem kitabı. Ki yazarımız bol ödüllü kitaplar yazmış. Bir kadın olarak çok gurur duyduğum yazarlardan oldu artık kendisi.
Kitabımın bitmesine az kaldı. Detayları paylaşıcam sizinle. Burda satır arasında kalsın istemiyorum çünkü...
Hatta şöyle bir şey de oldu. Özlem'cim kitap gönderdi bana ve onların arasında yine Erendiz Atasü'ye ait bir kitap da var. Nasıl mutlu oldum anlatamam.
Bu arada Özlem'im tekrar teşekkür ederim kitapların için. Öpüyorum kocaman, mucks. :)
Böyle işte blog... bu gece benim için uzun. Gece bir de Gündem Ötesi programı var severek, ilgiyle takip ettiğim. Onun öncesi gidip yoğurdu mayalayıp, kitabıma gömüleyim ben.
Haydin kalın sağlıcakla.....

Mim Cevaplama :)

Selam, Sevdoş ki bloğunu takip etmeyeniniz varsa linki için burdan bir tıktık http://sevdatoptas.blogspot.com.tr/
 Mim soruları hazırlamış ve beni de Mim'lemiş. Ee cevaplamamak olmaz.... :)
 
 
1. En son okuyup etkilendiğiniz kitap
Bir Şehri Yok Etmek/ Emine Uşaklıgil.
Aslında romanlardan da var ama bu kitap ve bakış açısı, belgelerle yorumları beni çok etkiledi. Yaşadığımız şehri nasıl tek tek cadde, sokak, mahalle olarak yok ettiğimiz anlatan  harika bir inceleme kitabı...
 
2. En son izleyip keyif aldiginiz film
Dün gece izlediğim ve çoook sevdiğim bir film oldu; julia and julie filmi. :)
 
3. En sevdiginiz blog
 Çok var hangisini yazsam ki... En iyisi takip ettiklerimden anlarsınız ;)
 
4. Yapmaktan nefret ettiginiz ilk sey
Toz almak.....
 
5. "Keske" dediginiz bir an
 Bu tarz duygularımı yazmaktan pek hoşlanmıyorum o yüzden bana kalsın...
 
 
6. "Yapacagim" dediginiz idealiniz ( yada basardiginiz)
 Çok var idealim. Bazıları; çalışmak,  seminerlere katılmak, seyahat etmek, daha çok okumak...

İsteyen herkes Mim'lenmiştir. :))

7.3.16

Nedim Gürsel, Doğum Günü ve yeni bir hafta....

Veee kızım artık 2 yaşında. Bir çocuğun, evladının büyüdüğüne tanık olmak o kadar muhteşem bir duyguymuş ki anlatamam. Ki evladı olanlar ve büyütenler daha iyi anlar beni sanırım ;)
Bu sene küçük, çekirdek ailemle kutladık yaş gününü. Annneanne, babaanne, dede, amca, dayı, yenge, kuzenlerle pasta kestik. Sonrasında ufak tefek hazırlık yapmıştım, masayı da açtık, sohbet eşliğinde çay içtik.
Çocuklar da ay ve hafta o kadar fark ediyor ki gelişimlerinde.... Örneğin bundan bir iki hafta öncesine göre Umay daha bir durağan. Bazı şeleri daha iyi anlıyor ve tepkisini ona göre veriyor.
Yine dışarı çıkınca ipi koparılmış gibi koştıruyor ama kapalı ortamlar da daha bir fark ediyor hareketleri.
Aslında ben bir ara da bebeğim ilgili yazı yazayım.





 Bu ayın ilk kitabı da bitti. Yüzbaşının Oğlu/Nedim Gürsel 
Arka kapak yazısına bakıp da aldanmayın sakın, çünkü yazar arakdaşının annesi ile yaşasığı aşkı ve cinselliği o kadar güzel aktarmış ki. Ki kitap daha çok yaşlı bir gazetecinin kızının tavsiyesi üzerine yaşadıklarını, ses bandına alması üzerinden anlatılıyor. Aynı zaman da bir dönem kitabı da diyebiliriz. Arada günümüze dönüp siyasi analizlerini ve yorumlarını da yine rahatsız etmeden anlatıyor. Okumadıysanız okuyun derim.  Film olarak da epeydir merak ettiğim bir filmi izledik. Ejderha Dövmeli Kız  Aynı zaman da üçleme kitabın ilkine film çekmişler. O kadar çok bahsini ve övgüsünü duymuştum ki... Ki film bayağı bir puan da almış. Hak etmiş de. Başlarda biraz sıkılıyor gibi oluyorsunuz ama sonra bir açılıyor film bu seferde sonunu merak ediyorsunuz. :)

Yeni haftaya başladık, herkese iyi haftalar....

1.3.16

Mart Ayı, Selim İLeri, Nedim Gürsel, Satır Arası Günlük

 Hoşgeldin Mart.... Zamannın nasıl hızla ilerlediğinin bir kanıtı gibi, sankim baharmış gibi göz kırparak geldin bugün; yine de Hoşgeldin...
Bu ay aynı zamanda kızımın doğduğu, bize merhaba dediği ay. O yüzden başımın üstünde yerin var Mart kıskanma hemen. ;)

Espirisi bir tarafa bahara giriş yaptık bugün itibari ile. Evet her ne kadar " Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır" diyerek doğruyu da söylemiş olsalar büyüklerimiz, eee mevsim yapacak yapacağını ama dimi.... Gerçi artık mevsimler de doğanın katledilişiyle beraber yapması gerekeni yapamıyorlar. ... Sonumuz hayr olsun demekten öteye gidemiyorum, ki bir de doğayı korumak için elimden ne geliyorsa yapmaya çalışıyorum.

Bu sene kızımın doğum günün ufak, çekirdek ailemizle yapmaya karar verdik. Ananler, babaneler, amca dayı ve biz olarak.
Nedense ruhen de gücüm yok bu sene....
Artık seneye de kısmet olursa, kreşe giderse orada arkadaşları ile kutlarız. :)

Sanırım bu ufak geçirdiğim rahatsızlık, elimi kolumu bağladı. Dün dip köşe evi temizledim demiştim ya size, bugün ise hiçbir şeye halim yok. Tam iyileşemediğimden diye düşünüyorum....
Geçtiğimiz gün Selim İLeri kitabına başlamıştım ama bir türlü ilerlemedi, sanırım hastalığında verdiği birşeyle kitabın başlarında olmama rağmen adapte olamadım. Bende zorlamamamk adına kendimi; kitabı tekrardan okunacak kitapların arasına bıraktım. Uygun zamanda tekrar okuyacğım dedim kendime. Çünkü yazarın duruşu, tavrı, konuşmaları hep etkilemiştir beni ve yazdıklarını okumak da istiyorum... O yüzden es geçmemek adına, sırf okumuş olmamak adına tekrar rafa kaldırdım.
Siz okumuş muydunuz bu kitabını?



Bende bir diğer kitabıma başlayayım dedim." Yüzbaşının Oğlu/Nedim Gürsel"  O kadar hızlı ilerliyor ki kitap, dün akşam başlamama rağmen yarıladım kitabı.
Konusunu bittikten sonra yazayım dimi ama ;)