28.4.16

Kilo muhabbeti....

Dün yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum size ki bu tarz olaylarla çevremde de karşılaşıyorum... Beni çok rahatsız ediyor daha doğrusu itici geliyor....

Akşam üstü kitap kulübü toplantısına giderken, iki kişinin sohbeti geldi kulağıma. Geldi çünkü bağıra bağıra konuşuyorlardı. ben yokuş aşağı inerken onlar da yokuş yukarı çıkıyordu. İki bayan biri 50'li yaşlarında diğeri de 40'lı yaşlarındalardı sanırım; en azından dışarıdan bakan bir göz olarak bana öyle geldi ;)
Neyse aralarında az biraz mesafe var; yaşlı olan teyze bağırıyor diğerine "kız sen iyicene kilo aldın he" diğeri de..
---------- Sağol yani ...abla. Çok motive ettin beni ( gülüyor arada da)
-------Daha iyi ya işte ona göre yeme sende iyicene şişmişsin...
............. gülüşmeler, arada konuşmalar.....
...............................................

Tabi ben gerisini bilmiyorum çünkü yoluma devam ettim. Tabi böyle bir şeye tanık olunca düşünmeden edemedim yol boyunca... Ne kadar köt bir sohbet, birde dışarda birde üstüne  herkesin duyacağı bir ses tonunda...Diğer kilolu bayanın ifadesi biraz değişti tabi...
Bence karşındaki kişiye yapılan en büyük saygısızlıklardan biri. Bir de hiç anlamam; neden hep karşılaşınca konu kiloya gelir....
BAzen arkadaş toplantılarında da olur; sofralar hazırlanmıştır, oturursunuz hem yemek yenir hem muhabbet... ordan biri çıkar pat size ne kadar kilo aldığınızı söyler, sonra siz ya "yooo ben hep aynıyım" dersiniz, diğerleri de katılır bu konuşmaya ve gereksiz yere güzelim sohbet yerine bu can sıkıcı konu konuşulur....

Küçük amcam da bana yapardı bu muhabbeti, bayramda seyranda toplanılınca yada akşam ev oturmasında bir araya gelince... ilk söylediği;
kız ne kadar zayıflamışsın biraz yemek ye" der ve gülerdi... bende sinir olurdum ki...artık böyle şeyleri hiçççç kafama takmıyorum sonuçta ben böyle biriyim, kimseye kendimi anlatmaya ihtiyaç duymuyorum...
ani sanki bu şakayı yaptı başı göğe erdi amcamın, bende güler geçerdim ki hala biri böyle dese güler geçerim... Gerçekten de iyiliğim için, sağlığım için dese canımı yesin ama sokakta, bir ortam da denildiğinde hiç kusura bakmasın söyleyen kişi.... evet der geçerim...

Aaa birde minibüse binildiğinde o parayı illaki çantanın içinde cüzdan arayıp bulmaya çalışan, bulduktan sonra tıklım tıkış olan minibüste cüzdanından çıkartmaya çalışan insan profili var ki onları da hiç anlamam. hem tutunmaya çalışırlar hemde para çıkartmaya.
kardeşim duraktan binmediğin sürece neden minibüs beklerken çıkartmaz hazır etmezsin ücreti...sonra da kalabalıkta uğraş dur...
Haa diyebilirsiniz ki; sana ne!
Evet bana ne ama o zorluğu görmek öyle traji komik geliyor ki... söyleyesim geliyor ama tutuyorum çenemi yahu...  :))))

Böyle işte, yazayım da rahatlayayım dedim. :))



Selçuk Altun kitabı ve evhalleri :)

Veee bugün günlerden Kitap Kulübümüzün toplanma günüydü.
 Bu ay ki kitabımız Selçuk Altun/Senelerce Senelerce Evveldi" Tabi ben kitabı bitiremediğimden fazlaca yorum yapamadım. Hatta giderken içten içe üzülüyordumda... kitabı bitirmeden gidiyorum diye... Çünkü bir türlü kitaba adapte olamadım. Oysaki yazar bir derya deniz... bilgisi, birikimi ve yazım dilinde ki farklılıklar bariz belli. Ama benim okuduğum tarz da değil. Çünkü yazarımız kahramanlarını birden fazla yaratıyor  ve kimi görse, kimle karşılaşsa yolda hemen onun hikayesini anlatmaya başlıyor. Böyle olunca da biz okurlar, okurken olaylardan kopabiliyoruz. Kim kimdi? Buda kim , neden şimdi bundan bahsediyor" derken okuyamadım.
O yüzden fazla olumsuz eleştiri yapmayayım okuyacak olanlarınız vardır... Sadece kanımca eğer bu yazarı okuyacaksanız ilk kitap bu olmamalı...
Genel olarak grupta ki arkadaşlar da kitabın içine giremediklerini, çok fazla karakter olduğundan ve konunun dağınık gitmesinden biraz kitabı beğenmemişler.. Grup olara aynı fikirdeydik...Zaten bir yerden sonra kitapta ki bir anlatıdan yola çıkıp başka başka konulara geçtik, sohbet ettik....
Toplantımız yine Kazım Karabekir Vakfı'nda oluyor ve çok keyifli, sizde katılmak isterseniz haber vermeniz yeterli.
Mayıs ayı kitabımız da Kazım Karabekir'in Hayatının anlatıldığı kitabı olacak.
Şöyle de bir güzel gün bekliyor olacak bizi; Timsal Hanım( Kazım Karabekir'in kızı) bize hem Müzeyi gezdirecek hem anlatacak.. bundan daha büyük bir şans ve güzel bir sohbet olabilir mi?
 Bu yazı biraz bol fotolu olsun, bayadır yüklemiyordum. Kahvesiz bir gün düşünemiyorum.... Hele de kitaplarımın yanındaysa kahvem daha bir keyifli oluyor benim için. :)

Malum salı günü karanlık, kasvetli ve yağmurlu birgündü, bende napayım napayım derken elmalı-tarçınlı kek attım fırına, yanına da bir çay demledim... ohh mis oldu valla. :)

Bu satte yazı bu kadar arkadaşlar ben kaçar, sabah erkenciyiz kızçemle.... Biraz dinlenme vakti.
İyi geceler blog. :)

23.4.16

23 Nisan Ulusal egemenlik ve çocuk Bayramı kutlaması


Bugün günlerden Umay ve tüm çocukların,  bizlerin günüydü. Bizde kahvaltı sonrası soluğu Selami Çeşme Özgürlük Parkında ki etkinlikler de aldık.  Umay'ın ilk 23 Nisan kutlamasıydı. Tabi her çocuk gibi şendi.
O eğlenirken ara ara gözlerimin dolmasına engel olamadım,  ne zaman bu kadar büyüdün dedim içimden. Sonra eşimle de konuşunca onun da aynı hisleri paylaştığını öğrendim.
Kadıköy Belediyesi bu konuda çok iyi çalışıyor.
Bide düşündüm de o kadar uzun zaman olmuş ki 23Nisan ve 19 Mayıs Bayramlarına gitmeyeli.
Okul zamanımı düşündüğümde her yıl katılırdım bu etkinliklere. En çok da giydiğimiz kıyafetler etkilerdi o zamanlar. Evet anlamı büyük ama çocukluğun verdiği bir heyecan vardı o renkli ve tüylü kıyafetleri giymenin...  :))
Tek yandığım, üzüldüğüm şey okul yıllarıma ait fotoğraflarımın olmaması...  O kadar üzülüyorum ki.... Bazen Facebook'da falan paylaşıyorlar aklıma geliyor ve hayıflanıyorum kendime..
Hoş artık yapacak bir şey yok...
Nerden nereye gittim bugünle......
İşte böyle blog. 
İyi geceler keyifli pazarınız olsun efenim. :)

Kilo ve ben.......

Ahhh ahhh yine havalar ısınıyor ve benim göbek eritme derdim başlıyor.. Tamam seviyorum sıcak havayı, yazı, tril tril giyinmeyi ama uzun zamandır hemde çok uzun zamandır bir kilo vermek isteme durumum vardır benim.
İşin kötü yanı kendimle barışık biriyimdir ve bu huyumdan dolayı bide üstüne yemek yemekten keyif almadan ötürü bir türlü başladığım ve karar verdiğim rejimler sonuçlanmıyor. Hep bi ertesi gün yediklerime dikkat edicem deyip sonra da " aman canım ben böyle de güzelim"  cümlesi ile son buluyor,.  😏
Ki ne güzel doğum zamanı ve sonrası emzirirdiğimden ötürü 13 kilo vermiş vallahi de billahi de fıstık gibi olmuştum.
Biliyorum biliyorum burdan yada özelden yazanlarınız oldu; aman Gülşah dikkat et evet  veriyorsun ama  dikkat etmezsen tekrar eski kiloda dönersin diye...
Ben ne yaptım emzirmeye güvenip dikkat etmedim.
Bide şöyle bir durum var ki buda yaşla ilgili sanırım; sağlıklı yaşlanmak ve yaş almak istiyorum. İleri ki yaşlarımda hastalıkla,  hastane ile uğraşmak yerine keyifli zamanlar geçirmek,  daha çok kitap okumak istiyorum. Artık en büyük etken bu oldu hayatımda.
Dönem dönem eşimle de konuşuyoruz,  kendimize iyi bakalım ki kızımız bizim ileri ki yaşımızda hastalıklarımızla uğraşmasın. Onunla da kaliteli bir yaşam sürelim....
Şimdi diyeceksiniz EE ne duruyorsun yap rejim...  Klasik ama rejim deyince daha çok yiyesim geliyor...
Şöyle bir yaşam analizi yaptım kendime ; günlük hayatımda hareket çok az bende,  kesinlikle bir spor,  yürüyüş vb... Bişey yapmalıyım...
Sonra rejim yerine sağlıklı,  sık sık az az beslenmeliyim diye düşünüyorum. Çünkü önemli olan yeme alışkanlıklarımı değiştirmeliyim.
Örneğin tam bir tatlı tutkunuyum bunu azaltmam lazım,  sonuçta şekerin kime faydası olmuş ki bana olsun.  Ara öğün yapmalıyım diye düşündüm. 
Yine kendimce bir şeylere başladım bakalım nasıl sonuçlanacak,  artık yer yer yazarım sizin de başınızı şişiririm  :))
Artık idare edin beni keyif aldığım şeylerden vazgeçmek zor sonuçta benim için ve bunu yazmalıyım ki rahatlayayım dimi ama... :)
Aşağıda ki fotoğraf da kızçem illa "anne tak"  diye tutturdu gözlüğünü. Eee emir büyük yerden yavrum isterde ben hiç takmaz mıyım?  Bakalım daha neler görücez büyüdükçe....
Öyle işte ben kaçar yeni kitabıma başlayayım.  Şimdiden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramımız Kutlu olsun. 

22.4.16

Harper Lee Tespih ağacının Gölgesinde ve bizden kareler

Harper Lee / Tesbih Ağacının Gölgesinde kitabı bitti. Yalnız çok sıkıldım okurken. İyi ki dedim önce Bülbülü Öldürmek kitabını okumuşum. Belki de o kitaptan aldığım hazzı, beklentiyi bekledim bu kitaptan ve bulamayınca da sıkılmış olabilirim.

Ama yazar bu kitabında çok fazla uzatma cümleler kurmuş. Evet yaşadığımız yer, bize hissettirdikleri, anımsattıklarında duygular önemli ve kitapta bunlar bolcana var. Birde okurken aslında bir dönemin örf ve adetleri birbirine ne kadar da benziyormuş dedim. Kadınların hep ikinci planda kalması, Zencilerin ırkçılık ile karşılaşması ki hala değişen çok az şey var bu konuda...
Anlayacağınız sırf yazara hürmeten bitirdim kitabı.
 Kahve keyfine Sevdoş ile devam ettik hemen hemen hergün. Malum kahvesiz ün geçirmeyenlerdenim. :)
 Umay için ara ara toplaşıp kalmalar çok iyi oluyor. hem oyun oynamayı öğreniyor hemde oyun kurmayı. Elbet arada didişmeler yada " menimmm , benimmm" diye birbirlerine söylenmeler yaşanıyor ama anlık. Çocukları dikkatle izleyince nasıl da herşeyi an'lık yaşadıklarını fark edeceksiniz. Sanırım bu yüzden deniliyor; "içinizde ki çocuğu kaybetmeyin" diye...
Bu arada annemin sağlık tstleri temiz çıkmış. 3 Ay sonra tekrar genel kontrolü var ama bu sefer doktor demiş ki " her seferinde tomografi olmasın, bi röntgen bi tomografi olsun" annem de rahatlamış tabi.
Her kontrol zamanı içi panik oluyor, strese giriyor; haklı tabi... Ya tümor nüksettiyse yada sıçrama yaptıysa diye. Çok şükür metaztas yapmıyor ve küçülmüş. İnşallah hep böyle gider....

 Bizim kız takıyor Toprak Abisinin çantasını, başlıyor " anne men okula gidiyom şakadan" diye konuşmaya. Şakadan da niyeyse :) acaba okula gitmemek için şimdiden bize ayak mı yapıyor diycem ama öyle bir şansı olmayacak :))
Okumak önemli ve bizde elimizden ne geliyorsa yapacağız her anne baba gibi...
İŞte böyle blogger, bizde havadisler böyle.

Sizden naber?

          

20.4.16

Alerjili bir hayat...

Alerjisi olanlar beni çok iyi anlayacaklardır...Nasıl yaşam kalitenizin düştüğünü, mevsim geçişlerinde başımıza nelerin geldiğini yalnız ve yalnız alerjisi olanlar anlar..... :((((
Nisan başı gibi başladı alerjim. Aslında bu sene biraz erken başladı ama geçen seneye göre daha hafif atlatıyorum. Geçen sene resmen Koa hastası gibiydim ki o hastaların neler çektiğini çok iyi anladım. Allah yardımcıları olsun. Nefes alamamak hele hele sağlıklı nefes alamamak o kadar kötü bişey ki....
Aslında " deli misin ilaç alsana" diyebilirsiniz ...malum emzirmeden dolayı iki senedir hiç bir ilaç kullanamıyorum ve böyle çekiyorum. Herşey Umay'ın sağlıklı süt emmesi için.
Yoksa yaklaşık bir ay bu mevsimlerde hap alıyorum ve normal hayatıma devam ediyorum. Son 20 gündür devamlı yanımda havlu kağıt-poşet ikilisi ile dolaşıyorum resmen kanki olduk havlu kağıt ile.
En kötüsü de uzun süre eğer kitap okursam göz kaşıntım daha bir artıyor... Gündüz sokağa işim yoksa çıkamıyorum, hapşuruk, burun akıntısı ve göz kaşıntısı yüzünden eve tıkılmış durumdayım.
Hoş ara ara kaçamak yapıyorum herşeye rağmen.
Tek ümidim geçen sene çok fenaydım ama çektim, dayandım ve bu sene daha hafif atlatıyorum. Acaba diyorum seneye daha da hafif atlatabilir miyim? Ne dersiniz? Umut dünyası ne yapayım işte...
Aslında tek sorun insan bir şekilde çekiyorda çocuk olunca zor oluyor; tam bişey istiyor yada bişey gösterecek yavrucak, annesi burnunu silmeden, yandaşlarını yanına almadan gidemiyorum yanına...
Televizyonlar da ve netten okuduğum kadarınile artık hemen hemen her üç çocuktan biri alerji ve ilaç  kullanıyor. Çünkü doğayı katlediyoruz ve bize geri dönüşümü fena oluyor. Klimalı ortamlar da tetikleyicisi alerjinin. Bu sebeple kendinize iyi bakın ...

Gamze senin de alerjin vardı yanlış hatırlamıyorsam. Sen ne alemdesin?



13.4.16

Altın Gözlük, Artık Biliyorum kitap yorumları...

Bu aralar kitap seçimi olarak daha çabuk bitecek kitaplar okuyorum. Okuyorum çünkü buna ihtiyacım var.  Bir iki günde kitabı bitirip yeni kitaba başlamak beni çok sevindiriyor. O yüzden sayfa sayısı fazla olan kitaplara biraz ara verdim...
Yazarımız bir İtalyan. Hatta araştırırken eserlerinin filminin yapıldığını okudum IMBD sitesinde.
Bu kitabı uğramadan edemediğim Kadıköy Yapı Kredi Yayınlarınından aldım. Bu sefer hiç okumadığım bir yazar olsun istedim ve bu kitap çıktı karşıma. 100 yaşına basması nedeni ile yayınevi kitaplarını tekrar basmaya başlamış.
      Konu olarak Birinci Dünya Savaşından az öncesi ve savaş yıllarında ahlak, ayrımcılık, ırkçılık gibi konuları gözünüze batırmadan novella ( romandan kısa, hikayeden uzun bir edebi tür)  olarak yazmış yazar.Kitap ta adı geçen doktorumuz kendini iyi eğitim görmüş, kültürlü ve edebiyatı seven biri olarak aktarılıyor, ilerleyen sayfalarda aslın da doktorumuz bir eşcinseldir ve kimliğini saklamak için burjuva yaşamın arkasına sığınır. Tabi bu cinsel tercih meselesi o kadar güzel sıkmadan, yalın ve ara detaylar da aktarılmış ki siz asıl savaş döneminde ki Yahudi düşmanlığını, komşuluğu, dedikoduyu hatırlıyorsunuz.... Aaa birde doktorumuzun altın bir gözlük takmasından kitap ismini almış. :)
Daha fazla detaya girmeyeyim yahu, neredeyse kitabın tamamını yazacağım. :)

Bu kitabı DR'da görmüş alıp almamak arasında kalmıştım. Sonra başka bloglar da kitap yorumlarını okuyunca almaya karar verdim. İyi ki de almışım yahu...
Öyle büyük şeyler beklemeyin kitaptan. Oprah Abla hayatına dair, köşesinde yazdıklarından, belki de bilinmeyen kişisel özelliklerinden ve hayata bakış açısından anekdotlar aktarmış.
Ama okurken inanın sizde bir motive oluyorsunuz anlatamam. O kadar çok altı çizilen cümlem oldu ki kitaptan....
Ara ara herhangi bir sayfasını açık okuyabileceğiniz başucu kitabı....

Kitaptan: 

''Gün içinde yaptığım her şey bu okuma zamanlarına hazırlık niteliğinde oluyor. Bana güzel bir roman veya anı kitabı, biraz çay ve kıvrılacak sıcak bir köşe  verin, cennete gitmiş gibi olurum.''

''İçimizdeki çocuk kavramının öncüsü John Bradshaw, Oprah Show'a çıktığında seyircilere ve bana etkili bir deneyim yaşatmıştı. Bizden gözlerimizi kapatıp büyüdüğümüz eve gitmemizi , evi gözümüzde canlandırmamızı istemişti.''Yaklaşın, pencereden bakın ve içerideki kendinizi görün. Ne hissediyorsunuz?''  Benim için son derece üzücü ama güçlü bir egzersiz oldu.''

''Mutluluğunuzu bir başkasına dayandırıyorsanız vaktinizi boşa harcıyorsunuz. Görmediğiniz sevgiyi kendinize verebilecek kadar cesur olmak zorundasınız.''

''Ne zaman zor bir karar vermek zorunda kalsam kendime soruyorum: Yanlış yapmaktan, reddedilmekten, aptal durumuna düşmekten veya yalnız kalmaktan korkmasam ne yapardım?''

''Açlığını çektiğim sevgi ve onayı kendimden başka hiçbir yerde bulamayacağımı anlamam yıllar aldı''

''İlişkiniz size bazen değil her zaman mutluluk vermeli. Asla sesinizi, kendinize saygınızı ve haysiyetinizi kaybetmemelisiniz. İster 25 olun ister 65 ilişkiden ayrılırken önceden sahip olduğunuzdan daha fazlasını yanınızda götürebilmelisiniz.'' (29 yaşında deli gibi tutulduğu adamın ardından yazdığı 12 sayfalık yalvarışlarla dolu aşk mektubunu anlatıyor bu satırlar öncesinde )

''İşler pek iyi gitmezken nasıl olduğunuzu merak eden insanların olduğunu bilmek- işte sevgi bu.''

''Hayatımızı son kez gözden geçirirken- yapılacak liste kalmadığında, koşturmaca bittiğinde, e-posta kutularımız boşaldığında- kalacak tek değerli şeyin sevip sevildiğimiz olacağını artık kesinlikle biliyorum.''

''Adım atıp, sesinizi duyurup, kendinizi değiştirmeye cesaret ettiğinizde veya sadece başkalarının normal gördüğünün dışında davrandığınızda hoş sonuçlar alamayabilirsiniz. Diğerleri size deli diyebilir. Sizden beklenenlerin sınırını aşmanız insanların canını sıkabilir. Vazgeçmek istersiniz ancak daha kötü seçenekler de vardır. Kendinizi yıllarca sefil bir tekdüzeliğe saplanmış bulabilirsiniz. Pişmanlıkla sürünüp ''Başkalarını bu kadar dert etmeseydim hayatım nasıl olurdu?'' diye merak edip durabilirsiniz.''

'' Kız çocukları olarak iltifatları geçiştirmeyi öğreniriz. Başarılarımız için özür dileriz. Zekamızı daha az göstererek aile ve arkadaşlarla ilişkimizi dengede tutmaya çalışırız. Arabayı kullanan olmak isterken yan koltuğa razı geliriz. Bu yüzden pek çoğumuz yetişkinlikte ışığımızı saklarız. ''

''İşte o zaman (17 yaşında) bir şeyi kesin olarak bildiğimi fark ettim. Sevdiğin şeyi yaparak para kazanırsan aldığın her maaş bir ikramiyedir.''

''En sevdiğim alıntılardan biri ''Bizler ruhani deneyim yaşayan insanlar değiliz. Bir insan deneyimi yaşayan ruhani varlıklarız.''

''Bir kadının kendine sorabileceği en önemli sorulardan biri şudur: Gerçekten ne istiyorum? Benim cevabım sonunda beni kadınlara ve kızlara hizmet etme tutkuma götürdü. Eğitimin özgürlüğe açılan kapı, bir küp altına ulaştıran gök kuşağı olduğuna inanıyorum.''

''Kendinize sorun: Hayatınızdaki insanlar size kişisel gelişiminiz için destek mi ve enerji mi veriyorlar yoksa bozuk dinamikleri ve vadesi dolmuş sözleriyle engelliyorlar mı?''

''Genellikle başkalarının arkasından olumsuz konuştuğumuzda sebebi güçlü hissetmek istememizdir. Bunun sebebi de kendimizi bir açıdan güçsüz, değersiz bulmamızdır.''

''Sizi bekleyen bolluk içindeki hayata kavuşmak için çalışmaya istekli olmalısınız. Size en büyük arzularınızı fısıldayan ruhunuza kulak vererek.''

''İnsanlar Tanrı'nın yaptıkları yüzünden değil, bizim yaptıklarımız veya yapmadıklarımız yüzünden acı çekiyor.''

''Fazla kilolar çözülmemiş endişelere, hayal kırıklıklarına ve depresyonlara karşılık gelir. Bunların temelinde de yüzleşemediğimiz korkularımız yatar. Korkuyu hissetmek ve başa çıkmak yerine yemeğe boğarız.'' (Yaşamı boyunca kilo konusunda dertli olmuş Oprah). Kesinlikle biliyorum; korkuyu yenebilirseniz uçabilirsiniz.''

''Sadece doğmuş olmanın insanı burada olmaya değer kıldığını anlamam otuzlu yaşlarımın ortalarını buldu''

Not: Kitaptan alıntılar http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2016/04/artk-biliyorum-oprah-winfrey.html sitesinden kopyalanmıştır...

Orhan Veli



Bugün günlerden Orhan Veli...
İyi ki doğmuş ve bize bu güzel, anlamlı, dokunaklı şiirlerini bırakmış. Her ne kadar hayatı zor yaşamış olsa da iyi ki doğdun Usta...

11.4.16

oprah winfrey in yeni kitabı, gündem,Biten kitaplar..


Dün kızı babaannesine bırakıp, Kadıköy'e birkaç ödeme yapmaya deyip evden çıktık ve taaaa akşamına döndük. Nedense bi inişimizde de çarşıya birkaç saatte döndüğümüzü hatırlayamıyorum. :) Şikayetçi miyim? Asla....
Biraz dolaştıktan sonra ki ele ele dolaşmayı çook özlediğimizi fark ettik bayağı bir önce beyimle, bu dolaşmalar o yüzden bize çok iyi geliyor.
Efendime söyliyeyim tabi dolaş dolaş sonra midemiz sinyal veriyor; acıktık yemek yeee... :)
Bizde bayadır gidelim bie deneyelim dediğimiz küçük esnaf lokantasına gittik. İyi ki gitmişiz, enfes bir lezzetli bir yemek oldu.
Gittiğimiz yer Kadıköy'de ara sokak da küçük bir yer olan Menemenci. Her daim kalabalık oluyor. Nasıl olmasın ki menemen-çay ve ekmek üçlüsünden daha gzel bir karın doyurmaca olur muydu? Velhasıl eğer yolunuz düşerse es geçmeyin, uğrayın.
Ara ara böyle yerleri keşfedelim dedik beyimle, çünkü küçük ama lezzetli o kadar çok esnaf lokantası var ki... Mekanın yeri de KAdıköy'de rıhtım da Osmanağa Camisi vardır. Hemen oracıkta bir de Altınoğlu Pastanesi vardır. Heh işte pastanenin yanında ki sokaktan girin yokuş yukarı çıkın sağda göreceksinizdir efenim Memenenciyi. :)



Tabi karnımız bir güzel doyunca hava da mis gibi olunca biz yine sokaklara daldık ve yürüdük.. Almak istediğim bir kitap vardı; Oprah W. yeni kitabı "Artık Biliyorum" Penguen Kitapevi ilk durağımızdır her zaman bizim. Çünkü orada ki çalışanlar hem kitaplar hakkında bilgilidir daha doğrusu onlar da birer okuma sevdalısıdır hemde güleryüzlüdür... Orada olmayınca hadi dedik Nezih'e de bir soralım. Daha önce tanıtımını görmüş ama tarihi tamamen unutmş olmamıza rağmen denk geldik çook sevgili Emre Kongar'ın imza gününe. Yanım da kitabı yoktu ama sorunda değildi. Hemen oracıktan okumadığım bir kitabını aldık ve hem imzalattık, hem sohbet ettik hem kendisinin sohbetini dinledik. :)

 Bugün de evdeydik elbet dünün yorgunluğu anca çıkar değil mi? Dün gezerken Can'ım canı ev keki istemiş birde gece onu yaptım. Bugüne bize de kaldı çok şükür :)))))))
Kahve yanına iyi bir lezzet oldu, kitap olarak da klübümüzün bu ayki kitabı olan Senelerce Senelerce Evveldi/Selçuk Altun okuyorum.

Ayasofya'nın Gizli Tarihi/Pelin Çift Erhan Altunay. kitabı da bir solukta bitti. Kitabın güzel yanı çok fazla detaylarla sizi boğmuyor ama detayları da az olan bir kitap değil. Elinize alıp Ayasofya'nın içini gezeerken de kitaptan bilgi alabilirsiniz. O kadarda yalın, sade yazmışlar kitabı. Hep aklımızda olan sorularla ve daha önce başka bir yerde görmediğimiz fotoğraflarla hazırlanmış kitap.


5.4.16

Biten kitaplar, Karin Karakışlı, Paulo Coelho....Bakırköy Botanik Parkı....


Hoşgeldin "alerji".... birkaç gündür göz kaşınıtısı, burun akıntısı ve hapşuruk derken, burnum yine uçukladı ve bende "heh oldu işteee alerjim başladı" diyerek güne başladım....
Malum ilaç alamıyorum kızımı emzirmeye devam ettiğimden ki biraz daha emzirmeyi düşünüyorum; her ne kadar artık bırak kızın 2 yaş oldu deselerde bu keyifli süreci hemen bitirmeye niyetim yok :)
Gündüzleri azalttım ama emzirmeyi, daha çok uykuya giderken emiyor ve küt diye de uyuyor. Böyle böyle ona anlata anlata bırakırım diye düşünüyorum..
Sadece zor yanı bu mevsimler de nükseden alerjimi fena atlatıyor olmam. Geçen sene gözlerim fena olmuştu, devamlı batma hissi, kaşıntı ve kızarıklık yaşam kalitemi çok düşürmüştü. Gözlerimi açmak da zorlanıyordum ama tek olunca bide birçok şey bana bakınca zoraki açıyordum... 
Bu sene sanki biraz daha iyiyim. Henüz gözlerim kapanmadı ama burun akıntısı ve kaşınıtısı fena a dostlar...
Seneye artık ilaçlara devam...

Nisan ayı iyi bir başlangıç oldu bana, havaların ısınması ve güneşin içeri süzülmesi enerji olarak bedenime yansıdı. :)
Bende bu ara da kitaplarımı okuyarak enerjimi değerlendiriyorum. 
Can Kırıkları/ Karin Karakışlı kitabını sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'in birkaç kitaptan biri olan hediyesiydi. İlk defa okuyorum ve duyuyorum yazarı ama çok sevdim.
Sanırım benim de hep bir tarafımın hüzünlü olması bu kitabı sevmeme daha bir etken oldu. Çünkü dünyayla derdi olanın, buraya boş boş dolaşalım diye gelmediğimizin bilincinde olanların hep bir tarafı hüzünlü oluyor....
Sanırım kendi hayatından da alıntılar var bu öykü kitabında. Çok güzel cümleleri vardı, okurken yer yer durup düşündüm, ne güzel kelimelerle anlatmış bize olanları.
Bu öykü kitabında en çok Deprem yazısını ve Göç hikayelerini sevdim. Sevdim dediysem öyle eğlenceli değil, hep yaralı öyküleri yazarın...
Ama okurken sizi rahatsız etmiyor tersine içiniz de bir burukluk oluyor.... Bunlar da yaşandı diyorsunuz, hatta çevreniz de göç etmek zorunda kalanlar varsa yada depremi yaşayanlar; onların anlattıkları ve yaşadıkları geliyor aklınıza.
Diğer kitabım da biyografi kitabı olan "Bir Savaşçının Yaşamı Paulo Coelho/ Fernando Morais" kitabıydı.
Tam bir P.Coelho hayranıyımdır, türkçeye çevrilmiş her kitabını okumuşumdur. Özellikle Beşinci Dağ kitabından etkilendiğim, Simyacı kitabını tekrar tekrar okuduğum doğrudur. :)
Çünkü öyle güzel yaşanmışlıklarını aktarıyor ki yazar. Bu kitapta da gazeteci abimiz yazarımızın tüm gün yanında dolaşarak ve eski günlüklerinden, eşinden, dostundan yardım alarak tam bir anı-biyografi kitabı hazırlıyor.
Meğersem yazarımız fena zamanlardan geçmiş. En son huzuru içine dönerek bulunca da gelsin kitaplara konu olan detaylar...


Ve pazar günü harika bir organizasyon ile tüm arkadaşlar toplantık; Bakırköy Botanik Bahçe de kahvaltı yaptık, sonrası çay muhabbet...
Yer olarak eğer eviniz yakınsa muhakkak gidin buraya. Gölet mi dersiniz, çocuklar için ufak bir dinozor sergisi mi dersiniz, sonrasına efendim göl de yüzen kaplumbağalar, ördekler derken ufak bir botanik bahçe....
Kahvaltısı ve hizmet de iyiydi...
Tam bir kafa dinleme yeriydi...

Haftaya güzel başladık biz, elbet haberlerden ve tecavüze maruz kalan çocukların haberleri dışında..........

Sizden naber nasıl geçti haftasonu?

2.4.16

Kitap klubü ve izlenen filmler... Derken Nisan gelmiş hoş gelmiş.

Hoş geldin Nisan... Umarım ağaçların yeşilliği,  baharın tazeliği gibi bir açık hava gelir tüm dünyaya....
İnsanlığın buna ihtiyacı var....
Mart ayı okuma açısından pek verimli geçmedi benim açımdan, ama bir güzelliği oldu. Lale Ablanın evet evet sevgili laleninbahcesi bloğunda yazarı Lale Ablanın daveti üzerine "Kazım Karabekir Kültür Evi Kitap Klubü" ne katıldım ve bu ayın kitabı olan "Kaderin Kızı Isabel Allende" kitabını okuduk ve yorumladık. 
Sevgili Macerakitabım bloğunun yazarı Özlem de oradaydı ve uzun zamandan sonra kitap dışında sohbet edemesek de görmek çok iyi geldi. 
Lale Abla vasıtası ile hayatımda ki güzel insanlara yenilerini  ekliyorum ve teşekkür ediyorum bu yüzden hem evrene hem Lale Ablacıma. :))
Kitap türü Roman ve yazarımızın kült kitaplarından biri. En çok tanınan ve sevilen bir diğer kitabı da "Ruhlar Evi"  ve benim de en çok okumak istediğim kitaplarından.
Bu kitabında yazarın tasvirleri ve zaman sıçramaları çok iyiydi,  başlarda kitabın içine giremiyorsunuz gibi hissediyorsunuz ama ilerleyen sayfalardan sonra bir bakmışsınız kitap ortasına gelmişsiniz. 
Özellikle kadınların yaşamları ve o dönemler de erkek egemen toplumların fazla olmasından sanırım kitabın kahramanı  Elize gayet cesur adım atarak sevdiğini aramaya Şili'den kalkan gemiye binerek tamam California'ya gider, tabi başına gelenleri yazmayacağım beni bilen bilir kitap özetini detaylı vermeyi sevmiyorum okuyacak olanlarınız olabilir çünkü.  :)
Bir de biz kitap kulübü kadınları olarak yazarın dönemin sorunlarını,  ırkçılığı ve siyaseti; doğunun şifacılığını okuru rahatsız etmeden anlatmasını ve betimlemesini çok iyi bulduk....
Kitaptan bir alıntı ; Bir Çin Atasözü der ki ; çocukluğunda parlak bir kişi olman,  büyüyünce bir işe yarayacağın anlamına gelmez... "
Özetle efenim kitabı okunacaklar arasına ekleyiniz.
Bu hafta bir de iki film izledik.
Batman Ve Süperman  ile Kung Fu Panda 3. İkisini de keyifle izledim/k.  Seviyorum böyle fantastik filmleri. 
Tabi dostlarla buluşma, Sohbet etme ve kahve keyfi de  Mart ayından yanıma kalan karlar. :)