Kayıtlar

Aralık, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İnci Aral Kan Günleri Ve Nar Ağrısı, Biraz Tarihi Yarım Ada...

Resim
Yaklaşık 2 senedir karşıya geçmemiştim. Eşime geçen haftadan dedim ki " hadi gel pazartesi günü bi vapur keyfi yapalım. Ordan da ŞarkHan'a geçelim" dolaşalım dedim...
 Tarihi Yarım Ada'nın hissettirdiği ruhaniyet o kadar farklı ki..
Yine kalabalıktı... Hiçbir şey almasanız bile, o Mısır Çarşısından geçmek, o havayı solumak, Pasajlara bakmak..o kadar keyifli ki...
İstanbul boşuna İstanbul değilmiş, boşuna üzerine bir sürü filmler yazılmıyor....


Sanıyorum bu aralar fırtına öncesi sessizliği yaşıyorum....
O kadar garip ki; bir yanım hiç yataktan çıkmak istemiyor ve hep annem parçasını dinlemek istiyor... bir yanımda kendimi sokağa atıp yaşama karışmak istiyor....
Sanırım fırtına öncesi sessizlik derken bunu kastediyorum...
Çünkü bu aralar hiç de yataktan çıkmamak, hıçkıra hıçkıra ağlamak gibi bir lüksüm yok....
Hala inanamayan bir tarafım var annemin yokluğuna... bazı anlar sanki yaşıyormuş gibi hissediyor ve davranıyorum...
Mesela bugün birşeyler alırken "anneme…

Yeni yıla az kala...

Resim
Yılın bu son zamanların da genellikle, bende kayıtlı olan adreslere yılbaşı kartı yollar; yeni yıl yazıları yazardım. Bu ay böyle bir kart hazırlama telaşım yok... Ama güzel olan posta kutusuna baktığımda bana gelen bir kartın olması... Bazen illa ki karşılıklı olmamalı bazı şeyler... Ama o kadar garip bir hale geldik; takip edeni takip ediyoruz, eğer o bizi etmezse bizde hemen listeden çıkartıyoruz; bize kart veya hediye alana bizde alıyoruz; yok bu sene o bişey yapmadıysa bizde yapmıyoruz... Böyle haller garibime gidiyor... Sanıyorum ki kendimin birçok şeyi yaparken karşılık beklemediğimden ve eğer seviyorsam, yapmak istiyorsam yaptığımdan kaynaklanıyor... Bu sene ilk kart canım kardeşim Sevdoş'dan geldi, birde öyle güzel bir not yazmış ki...
Tabi kendimde güç bulsaydım bu sene çok güzel fikirlerim vardı... olmadı... sağık olsun diyorum...
Günlüğüme bile yazılarım azaldı... sanki ne yazsam az, eksik kalacak gibi hissediyorum... Oysa ki yeni bir yılla alınan yeni kararlar o kada…

Ruh Halim, Dr.Strange ve biten kitaplar, filmler...

Resim
İyi miyim?
Ne evet ne hayır....
Kalabalıklarda bile içimden konuştuğumu fark ediyorum...
Perşembe günü sinema bileti almaya gittim Akasya AVM'ye... kızıda babanesine bıraktım hava çok soğuktu çünkü...
Hadi dedim gitmişken dolaş biraz Gülşah...
Dolaştım mı? Evet!
Ama hep gözlerim dolu dolu gezindim... bir garip oldum, sanki gülmemeliyim, dolaşmamlıyım gibi hissediyorum.. sonra da diyorum ki; hissettiklerin gayet normal Gülşah..acını yaşa.. ama hayatı bırakma, bir evladın var ve sana o kadar ihtiyacı var ki..
Ki benim ihtiyacım şu sıralar daha fazla ona...
Dokunuşları, öpmesi ilaç gibi geliyor resmen... BAzen yüzüme bakıyor ve eğer gözlerim dolmuşsa ve beni o şekilde yakalamışsa; hemen kucağıma çıkıyor sarılıyor ve başlıyor o da ağlamaya, yada soruyor "anne üzüldün mü?" diye....
O zamanlar işte bir güç geliyor içime anlatamam size...
Hayat anlam kazanıyor ...
Ah blog ah.... içimde ki sızı öyle büyük ki... hep birşeylerle doldurmaya çalışıyorum......
........
..............…

İnstagram Buluşması ve Murat Tavlı'nın Yeni Kitabı Hakkında.

Resim
10/12/2016 cumartesi

Bugün İnstagram'dan takip ettiğim ve takip edildiğim kişilerle Kadıköy Leman Cafe'de buluştuk.
Daha doğrusu Kader'in ( kaderinkitapları.com) organize ettiği bir buluşmaydı. Sonra bir baktım ki keyifle paylaşımlarını takip ettiğim kişiler de var orda...

Aslında hafta içinden pek gidesim yoktu.. Biraz da beyimin "bence git iyi gelecek bak görürsün" desteği ile cumartesi sabahı fikir değiştirip gittim buluşmaya...
Sıcak bir ortam vardı. Tabi ben ve birkaç kişi dışında diğerleri daha önce toplanmış, görüşmüş kişiler olduğundan biraz yabancı kaldığım anlar oldu.





Ama çoğunluğunda keyifli, sohbetli geçti ve sanki ben de daha önceki buluşmalarına katılmışım gibiydim, ben onlara onlar bana... İyi geldi mi? geldi... biraz olsun farklı kişilerle kitaplar hakkında sohbet ruhuma dokundu... İnstagram ne güzel bir sosyal ağ... evet herşeyin fazla tüketimi zararlı ama onun dışında İnstagram ve Blog sayesinde öyle güzel arkadaşlar tanıdım ki... hatta bazıla…

Özlem, hayat derken.... Biten kitaplar... Yaşar Kemal Ve Erendiz Atasü'ye dair...

Resim
15 gün bugün annem... sesini duymayalı...
biraz daha güçlüyüm artık hemen gözyaşım akmıyor; daha doğrusu dışarı hemen akmıyor da içime akanları söylemiyorum bile... Her gün bişey yaparken; annem olsa şöyle derdi, şöyle yapardı, şunu severdi...vs... bu söylemlerim uzun süre devam edecek sanıyorum... Kendimi devamlı; " ölümlü dünya hepimiz ölücz, sabret Gülşah, zamanı gelince kavuşucaz" diye teselli ediyorum... işe yarıyor mu derseniz, çok kısa süreliğine evet... sonrası... İnancımdan dolayı isyan etmiyorum ölüme... canımı acıtan o kadar ani ve beklemediğimiz zamanda oldu ki... galiba  öyle birşey zaten... biz hayatın akışına kapılmışken "pat" diye yüzümüze "ölüm gerçeği" vuruyor... daha zamanı vardı diyorum kendime, daha erkendi... daha ... daha ... sonra hastanedeyken devamlı öper, koklardım.. iyi ki diyoru iyi ki öpmüşüm....şimdi burnumda kokusu....
Artık daha  çok şükrediyorum... annemle büyüdük, evliliğimizi gördü, torunlarını gördü diyorum/z ailecek..…