30.1.17

Çellinc 14...







14-Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?



Ay bilemedim. Bir kaç tane var....
Düşündüğüm de yazarlardan İclal Aydın sanırım. Bir dönem resmen hayranıydım. Sonra çokca yazısını ve kendisini tv de görünce ara verdim. Ama hala bende ki yerini koruyor. Duruşu, tavırları, kibarlığı ve hayata bakış açısı olarak kendime çok yakın görüyorum sanırım o yüzden arkadaşım olsun isterdim. :)

29.1.17

Çellinc..cevaplama. :)


10 yıl sonra nerede, nasıl yaşamak istiyorsun?



Hedeflerimiz arasında 10 yıl beklemek yok. :)
Yaşamak istediğim/iz yer Köyceğiz.... Gördüğüm andan itibaren; işte burası benim yaşamk istediğim yer dedim. Göl kenarı olması, tarihi dokusu, manzarası, insanları, yaşam kalitesi ile hayalim orda olmak.
Bide küçük bir sahaf açarsam oh deymeyin keyfime....

Artık İstanbul'a bende turist gibi gelip gezmek istiyorum... 
Hayaller büyük bakalım zaman ne gösterecek. :))

İyi geceler herkese, iyi pazarlar.

28.1.17

Dr. Özgür Bolat ile Çocuk Yetiştirme Sohbeti, Çellinc 11-12,

 Dün bütün gün yatacaktım güya......
Gündüz biraz uyudum,  kızla da sağolsun eşim ilgilendi...
Derken akşama doğru arkadaşlarla haberleşip sinemaya gittik.
Ata Demirer'in yeni filmi Olanlar Oldu'yu izledik.
Diğer filmleri gibi buda çok keyifliydi... Yer yer güldüğüm o kadar ince espriler oldu ki...
Eğer şöyle aydınlık bir film izleyeyim, içim açılsın diyorsanız mutlaka izleyin. Hele o manzaralar.... bir an önce yaz gelse de tatil yapsak dedim..
Film hakkında fazla detay bende yok biliyorsunuz beni. :))
Film hala Vizyonda ve izleyecek olanlar olabilir.


özgür bolat
Çarşamba günü Akasya Sohbetler de Dr.Özgür Bolat idi konuşmacı.
Konuşma konusu: Mutlu Ve Başarılı Çocuk Nasıl Yetiştirilir?  

Daha önce yazılarından da az çok okuduğum bir yazardı ve hazır yakınımıza gelmiş gidip dinleyelim dedik eşimle. Çocuk yetiştirmek önemli benim/bizim için.

Kendini Eğitim Bilimi ve bu konuda seminerler vermeye adamış biri. Aynı zamanda sitesinde de bol bol yazılar paylaşıyor.
Seminerden aklımda kalanları sizinle de paylaşmak istiyorum.

Öncelikle her şeyden öte çocuklarımızın "birey" olduğunu kabul etmeliyiz. Onlar bizim malımız değil. Tersine evet biz onların bu hayata gelmesine, bedenen hayat bulmasına aracı oluyoruz ama kendimiz gibi olmalarını istemek, yapamadıklarımızı onların yapması için dayatmak... bunlar olmamalı hayatımızda... onlarında duygu-düşünceleri önemli. Çocuk deyip de geçmemek gerekli.

Ve birçok anne babanın ki maalesef eğitim sisteminden kaynaklı çocukları sınav kaygılı yetiştirdiğimizi anlattı.
Evet bazı çocuklar bu yarışda başarılı oluyor, şan, şöhret, ünvan, para sahibi olabiliyorlar ama hep içlerinde bir boşluk kaldığını anlattı.

Oysa ki hayatta paradan, ünvandan daha önemli şeylerin olduğunu, koşulsuz, şartsız sevmemiz gerektiğini, el alem nederli, rezil ettin bizi cümlelerinin çocuklar da açtığı "değersizlik" hissinin nasıl da ömür boyu hayatlarını etkilediğinden bahsetti.

Örneğin şöyle bir soru sordu: Kaç kişi çocuğunu aşağılıyor?
(Tabi çıt yok çünkü hiçbir anne baba bu düşünce ile çocuğuna davranmıyordur.)
Sonra şöyle dedi; kaç anne çocuğuna; aaa buna mı ağlıyorsun? vb cümleler kurdu?

İŞte bunların hepsi bir aşağılamadır aslında. Çünkü siz orda böyle söyleyerek çocuğunuzun duygularını hiçe saydınız. Sizin için ağlanmayacak olan şey onun için önemli olabilir ..
Örnekler çoğaltılabilir. Sohbet çok çok bilinçli ve keyifliydi. Sitesinden muhakkak yazılarını okuyun derim.



 Seminer saatini beklereken foto çekilmeyi ihmal etmeyen ben. :)))))





Bugün Cuma Pazarı vardı Kadıköy'ün. Uzun zamandır gitmiyordum. Beyimin ısrarı ile gittim. Veeee ne güzel kitaplar buldum... Hepside almak istediğim kitaplardı. Bir iki tanesini duymamıştım ama çeviren kişinin Nihal Yeğinobalı olduğunu okuyunca onları da aldım. :)) Allah'ım pazardan nasıl mutlu döndüm anlatamam size...,

Şimdi bide çellinc sorusunu yanıtlayayım. Unuttuğumu sanmayın. Bu aralar sık yazamadığımdan anlatacak çok şeyim birikiyor blog ne yapayım. :)

11-Dolabında ki en eski kıyafet...

Vallahi hiç eski şeyleri tutmayı sevmem. Hele hele kıyafet ise hiç tutmam. O yüzden üzgünüm fotoğraflayamadım....

12- Son 10 yılda hayatında neler değişti?

İşte bu soru fena yerden vurdu beni........ acıların ve kaybın en büyüğünü yaşadım/k... can'ım annemi biranda kaybettim/k... herşey öyle birden oldu ki... hala aklıma anlatmaya çalışıyorum... yüreğim ise hep konuşma halinde annem ile.... ............................................

Her şeyden öte can parçam kızım oldu. Sevdiğim ile düşlediğim bir evliliğim var.

Her şeyden öte ben değiştim... Daha farkında bir hayat yaşıyorum. Kelimelerin önemini anladım. Ve an- da yaşamanın ne demek olduğunu öğrendim....

İyi geceler, keyifli bir haftasonu olsun .:)








25.1.17

Çoklu Çellinc Cevapları... Akasya Avm'de Sohbet Günleri

Valla çellinc de kaytarmadım..  :)))

Malum 15 tatil geldi bizim eve de.... biraz kendimi blog konusunda salmış olabilirim ama kendim yazamasamda sizi okuyorum....
Biz bu aralar sokaklardayız.... 
eee gündüz sokak da yada evde film izleyince yada kızla oyun oynayınca bana geceler kalıyor....
Gece gece de bazen canım yazmak istiyor bazen de üşeniyorum ...o yüzden okuyup geçiyorum bazı geceler.

 Şimdi de size bu yazıyı gecenin bir vakti yazıyorum... okuyun hemi :))) 

7-Bir Hayvan Olsaydın Hangi Hayvan Olurdun? 

Kesin Aslan olurdum... :))
Neden diye soracak olursanız da vallahi bilmiyorum. Oldum olası çooooook seviyorum Aslanları.. Hele o heybetleri..
Bide bana nedense hep asil gelmiştir Aslanlar.
Oysa k en sevdiğim hayvan Salyangozdur.
Tek kelime ile hayranım ve bayılıyorum bu sürüngene. :))

Ama Aslanın yeri ayrı işte....



8-Bİr Dahaki Hayatında Kim Olmak İsterdin?

En sevdiğim ve hayran olduğum, kendimle özdeşleştirdiğim kadın olan Frida Kahlo olurdum.

9-Göç ETmek Zorunda Kalsan Yaşamak İçin Seçeceğin Ülke?

Zor bir soru benim için. Ki hiç yurtdışına çıkmadığımdan öyle ülkeler hakkında da fazla bilgim yok. O yüzden ben sevdiğim memleketimde kalatım. :)

10-Asla Unutmak İstemediğin Anın?

Annemle olan anılarımın hiçbirini ama hiçbirini unutmak istemiyorum. O yüzden devamlı kulaklarımda sesi, bynimde hatıralarım var................
.....


Yarında yine sokaklardayız....

Öğleden sonra Akasya Avm'de olacağım. Yakınlar da olursanız sizde gelin. :)
İyi geceler. 

Dr.Özgür Bolat / Akasya Sohbetleri’nde “Ebeveynliğin Psikolojisi: Mutlu ve Başarılı Çocuk Nasıl Yetiştirilir?” konusunda konuşacak.







22.1.17

Çellinc 6 ...

Geldik 6.soruya: Hatırladığınız en eski anınız?

Hafızam iyidir her ne kadar isim unutsamda yaşadığımı, gördüğümü unutmam. Kolay soru geldi yine. Ama mesele onca anıdan birini seçmek de :)))

En sevdiğim anılarımdan birin anlatayım...
Kardeşimle aramızda 5 yaş var ve annemin hamileliğini, kardeşimin eve getirilişi, bana anlatılışı hala aklımdadır. :)

Şİmcik annem doğuma gidecek, babam aldı beni karşısına "kızım biz hastaneye kardeşini almaya gidiyoruz sende ananenlerde kalacaksın tamam mı?" dedi... tabi bende çocuğum ne diycem "tamam" dedim. :)

Sonra hatırladığım salona girdiğim ve sobanın yanıda beşik ve içinde bebek var....
Demek ki beni ertesi gün falan getirdiler eve..... burası muamma.
Daha eski fotoğraf bulamadım kız uyurken bunu ekleyeyim dedim. :)


Ben kardeşime bakarken, hop yastığın altından çikolatayı çıkatıp "aa bak kardeşin gelirken hastaneden sana ne getirmiş" deyip çikolatayı bana verdiler....
Eee o günden sonra herşey değişti... :))))

Çok şükür o zamanlar da kıskanç değilmişim hala da kıskanç biri değilimdir.
Kardeşimi çok sevmiş, benimsemişim. Anneme çok yardımcı oluyormuşum.
Hatta bir gece ( anı anıyı doğurdu kısmına geçiyoruz idare edin) uykumdan uyanmışım; annem de babama "dur bakalım napacak" demiş. Başlamışlar beni izlemeye...

Ben uyku halinde gidip kardeşimin çamaşır sepetini almışım, dökmüş yeniden katlayıp kaldırmışım. Tabi annemlerin hem hoşuna gitmiş gülmüşler, hemde ara ara anlatılan bir hikayeye dönüştü aramızda.

O zamandan belliymiş ne kadar kardeş delisi olduğum... :) Hala da ayrı bir düşkünümdür kendisine....

21.1.17

Çellinc 5...

İyi mi oldu ne bu çellinc, hergün yazıyor oldum bloğa. :))

Efenim beklediğimiz 15 tatil geldi çattı... Çocuğu okula giden anneler için biraz zor olabiliyormuş bu tatil, bende haberlerin yalancısıyım... Tabi bizim evde henüz okul zamanları başlamadığından keyifli oluyor bu tatiller.
BAkalım Umay Hanım bir başlasın okula.... dediğinizi duyar gibiyim. :))))

Geldik   5.soruya:  Her zaman ve bazen özlediğin şey...

Bazen sessizliği ve rahat takılmayı özlüyorum. Sanırım bunda 3 yıldır çocuklu bir evimizin olması...Asla şikayetçi değilim bundan ama işte bazen özlüyorum o "ha deyince çıkmayı, yemek yapmamayı, sadece tek takılmayı".... anneler beni anladınız siz. :)
sonra bir gülüş, bir anncim deyiş bu özlemleri siliyor... sonra yine başlıyor aralarda özlemler... sonra yine siliniyor...
Bu aralar hayat böyle sürüp gidiyor...... Birde annemin telefon açıp "napıyın kız" deyişi.. kulaklarımdan hiç gitmiyor. Her sabah çınlıyor ve içimden cevap veriyorum anneme...



Her zaman özlediğim şey; öncelikle bu soruda neden çok düşündüm anlamadım.... sanırım hayatı, anı yaşamayı sevdiğimden öyle çoook özlediğim birşey aklıma gelmedi...

Bu aralar özlemini çok çekdiğim bir şey varsa oda ufak bir kasaba da yaşamak isteğim... çok özlem duyuyorum ve isteğim...

İŞte böyle...

Şimdi bana müsaade. Bizi kahvaltıya bekleyen bir can parem var...
Bugün günlerden Toprak Cem ve Sevdoş. :)

Bekleyin bizi geliyoruz Sevdoş. :)

İyi haftasonları...

20.1.17

Halil Cibran Ermiş, Ermişin Bahçesi, Orhan Veli kitabı ve Çellinc 4..

 Bu aralar ince kitaplar okuyorum... O yüzden de Ocak Ayına hızlı bir giriş oldu. İnce ruha iyi gelen kitaplar tercihim oluyor.... sanki bu tarz okuyunca acıma, içimin kederine "merhem" oluyorlar bir nebze....

Aslında yazımı daha erken yazacaktım. Hazır kız gündüz uyumamış, akşam da erken yatar diye düşündüm. Ki öyle de oldu. 9'da uyudu. Oh bende bir tebessüm anlatamam. Bu aralar gündüzleri öğleden sonra akşama doğru uyuduğu ve öğlen uykusu da 3-4 saat olduğundan geceleri geç yatıyor... Tabi bende gece belirli bir saatten sonra pert oluyorum...

Bugün de erken yatınca, yarım kalan kitabımı bitirdim. Ardından hemen ütüleri yapayım dedim. Tam bitirmek üzereyken "anam bizim kız uyandı"....

Neyse Allah'tan uyku hali devam ediyordu da koltuğa uzandı. Tabi bir iki saat sonrası uyudu....
Eee derken beyimle sohbet ettik, sonrası bende anca blog yazıyorum. Gece kahve içince uykuda geç geliyor tabi.
Yazımı yazdıktan sonra biraz da kitap okur uyurum artık... Sabah ola hayr'ola...

2009 yılıydı sanıyorum, başka bir çeviriden okumutum Halil Cibran/ ERmiş kitabını.
Kötü bir çeviriydi ama içerik iyi olunca okutuyor.
Bu sefer de almak istediğim yayınevinden aldım; İş Kültür Yayınları bu konuda çok iyi. Devamı olan Ermişin Bahçesi'ni de aldım.
Bir solukta okunan kitaplar. Elbet etkisi uzun süren kitaplardan. Gece otururken okudum ikisini de... Sonrası bol bol düşündüm, ruhuma yükleme yaptım.
halil cibran ermiş
Baş ucu kitaplardan biri bence Ermiş. 



 Bir diğer kitabım da Orhan Veli / Yalnız Seni Arıyorum Nahit Hanım'a Mektuplar 
Orhan Veli, büyük şair, yazar.... Sevdiği kadına yazdığı mektupları okurken bir garip oldum... sonuçta çok çok özel şeydir mektur. Ama ünlü ve değerli biri yazınca okumak daha bir kıymetli oluyor... Garip bir ironi yaşadım... sonuçta alıp okudum ama napayım. :))

Nahit Hanım zamanın kültürlü, entelektüel ve bilgi kadınlarımızdan. Ve ir çok tanıdığı da var. Orhan Veli ile aşk yaşıyorlar. Tabi kitapta Nahit Hanım'a ait hiç mektup yok. Hepsi Orhan Veli'nin yazdığı, cevapladığı mektuplar. Cevaplarından az çok sevdiğinin ne yazdığını tahmin ediyorsunuz.

Okurken yer yer üzüldüm de. Amma yokluk çekmiş şairimiz... Üzerinde paltosu, ayağında ayakkabısı yok ve para olmadığından, bunları alamadığından Ankara'ya sevdiğinin yanına gidememektedir...
orhan veli yalnız seni arıyorum
Bir çırpıda okuduğunuz kitaplardan.... Aşk nelere kadirmiş dedim okurken....


Şİmdi gelelim Çellinc sorusuna : Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler?


Vallahi de her sorun için gelirler. İyi bir dinleyici ve doğru bir yorumcu olduğumu düşünüyorum.
O yüzden genelde onları motivasyon etmem içinde gelir arkadaşlarım, dostlarım.

Bu saatte cevap bu kadar oluyor. İdare edin artık beni.

İyi geceler blog.





19.1.17

Çellinc 2-3 soruların cevabı....

Eevet geldik ikinci ve üçüncü sorunun cevabına.
Aslında 2.soruyu gün içinde yazmayı planlıyordum ama olmadı... Umay'ın geç uyuması sonrası benim işlerimin olması derken geceyi buldu yazmak. Hadi yazmışken ikisini birden cevaplayayım dimi ama?

2-Kalbini Kazanmanın 5 Yolu...   

            Aslında zor değildir bana ulaşmak..
Eğer saygıyla davranırsanız bide sevgiyle tabi :) , sonrasında ufacık bir düşünceli söz bile fetheder gönlümü...
Sonrasında " bunu görünce aklıma sen geldin, sana aldım" demek de çok hoşuma gider, düşünüldüğümü bilmek... 

.... Hani hep denir ama gerçekten de "yalan"dan nefret ediyorum ve nedense çaktığım an, ki çoğunluk gibi çabuk da çakarım her ne kadar bazen belli etmesem de ..soğurum..hareketlerim değişir....
O yüzden hayat felsefelerimden biridir; açıklama yapmak, anlatmak zorunda değilsinidir. Ama yalan da söyleme o anki durum için. Sessiz kal, bir şey de ama yalan deme....... 

.............. Hoşgörülü ve affedici yönüm ağır basar o yüzden bir özür de fetheder kalbimi....

 Anlayacağınız kolaydır kalbimi kazanmak.. :))

3-Hayatın Bir Kitap/ Film olsa adı ve türü ne olurdu? 


Roman olurdu türü.... şöyle hayata dair, pozitif yaşamı anlatan, içinde bolcana motivasyona yönelik anlatılanlar olan bir kitap olurdu.
Şimdi düşündüm de romandan çok anlatı kitabı olurmuş....

Gece gece aklıma fazlası gelmiyor.. gündüz gözüule düşüneyim bir. :)

Sıra sizde....
İyi geceler blog.

17.1.17

Yeni bir Çelinc-Mim :)

Çok sevgili Nurşen Ablanın bloğunu ( Leylak Dalı)  okuyordum ve yeni bir etkinlik başlamış. 17 soruluk bir "çelinc"...
Başlatan blog da SonicHanım (burdan tıktık) .
Ayrıca bloğuna da bir göz atın derim yazıları keyifli ve güncel. :)

Uzun zamandır Mim cevaplamıyordum, belki biraz hareket olur bloglarda. Bu yazımı okuyan ve yazmak isteyenleriniz yapabilir.

Hadi bakalım ilk soru ile başlayalım bugünün yazısına....

1- Pozitif biriyimdir. Birde uzun cümleler kuruyorum. Aslında bu huyumu biraz bırakmak istiyorum. Bazen kısa bir yanıta bile uzun cümlelerle cevap veriyorum. :) ( huy işte napıcan)

2- Güçlü bir kişiliğim vardır, hemen olaylardan yıkılmam, soğuk kanlıyımdır. Daha çok mantığım ile hareket etmeyi severim. Arada duygusal davransam da önceliğim mantığım.

3- En büyük tutkum kitaplar ve doğa....Kitapsız bir hayat düşünemiyorum... O yüzden küçük çanta kullanamayanlardanım. Muhakkak kitabım, not defterim yanımda olacak.

4- Tam bir sohbet severim. :) şöyle keyifle sohbet ederken bide kahve varsa eşlikçimiz oh miss..

5- Kahve tutkunuyum. :)))

Aslında zor iş kendimizi anlatmak. İlk aklıma gelenler bunlar. Ki yazarken "oooo " bir sürü şey daha aklıma geldi ama ... bakın gördünüz mü; yine ben uzun cümlelere geçtim :)))

Hadi bakalım sıra sizde...

16.1.17

Televizyonla aram... İzlediğim Diziler...

Televizyon izlemeyi bir türlü sevemedim, sevemiyorum.
Hatta bazen alıyorum kumandayı elime, şöyle zaping yapayım diyorum... yapıyorum da ama durupta izleyecek birşeyde bulamıyorum. Genelde akşam tartışma programlarını ve haber kanallarını seviyorum. Hatta çoğu zaman film izlemek için kullanıyorum tvyi... Eğer kız uyumuşsa ve işim yoksa hemen bir kahve yapıp kendime kitabımı okuyorum...
Yada uzun zamandır yaptığım birşey var... önce anneme dua ediyorum, anlatıyorum kendime olanları... sonra da kitabımı okuyorum...
Bazen herşey normalmiş gibi geliyor...bazende herşey çok ağır geliyor....

Ama iş yabancı dizi ve film izlemeye gelince çok seviyorum. Çünkü bizim dizilerde ki aşk, zengin-fakir aile muhabbeti çok sıkmaya başladı. İsterdim ki bizim Ülkemizde artık senaristler, yönetmenler farklılıklar yapsa; şöyle sürükleyici dizi çekseler... daha çok var sanırım buna...
ps: elbette dizi izleyenlere saygım sonsuz..

Geçen senelerden  beri ilgiyle izlediğim/iz birkaç dizi var.
Bu ara birkaç bölüm birden indirip seyrediyoruz en ufak bir boşlukta. Bunlardan biri Bingbang Teori.
 Çok keyif alıyorum, hele o espriler beni benden alıyor. Kısa ve öz olmasıda çok iyi.. Hatta izlerken diyorum/z ki; biz herhalde böyle şakalar yapsak..ooooo.ooo arkadaşlıklarımız biter...


bigbang teori



Diğer bir dizide ki bu dizi bence çok çok iyi çekilmiş bir dizi. Her ne kadar konusu hayal ürünüdür diye başlangıçta yazsa da. Bildiğiniz OrtaDoğu meselesi...
tryant
İzlediniz mi bilmiyorum ama konu olarak sürükleyici bir dizi.

Diğer dizimiz ise Da Vinci's Demons  Bu dizi de çok sürükleyici... Özellikle olaylara bakış açısı, tarihi alıntılar olması ve çekimler bir harika. Tek üzüldüğüm nokta 3.sezondan sonrası yok....
da vinci's Demons
Bir iki dizi not ettim kendime ama henüz başlayamadım onlara da....

Sizin var mı sıkı takip ettiğiniz diziler?

13.1.17

Kadıköy, Sokaklar ve Yalnız Bİr Evin Kahkahası Kitabı...



Dolu dolu kar tatili sonrası evde bi boşluk oldu doğrusu…
Neyse ki 15 tatile az kaldı. :))

(Elime neyi atsam annemin hatırası… Zormuş blog çok zormuş… İyi ki anılarımız var diyorum iyi ki……….annem her şeyde sen varsın diyorum… )


Benim gibi yürümeyi seven bir kocam var Allah’tan. Havalar biraz açınca, kızı babaannesine bırakıp şöyle bir Moda’ya doğru yürüyelim dedik… Kar yağışı sonrası daha bir güzel oluyor sahil…
Arada da fotoğraflar çektim… Uzun zamandır bu kadar yürümemiştim/k, bacaklar biraz ağrıdı ama değerdi buna… Fazla kalabalık da değildi Kadıköy. Kahvemizi aldık oturduk Moda’da tepede ki banklardan birine; denize karşı hem sohbet ettik hem kahvemizi yudumladık…
Eğer yolunuz Kadıköy’e düşerse mutlaka Moda’ya çıkın, Tramvaya binin… Sonrası yürüyün bolcana sahilde… Demek isterdim ama sahili kapamışlar, neden bilmiyorum.

Kadıköy’ü çok seviyorum, daha önce anlattım size bilmiyorum ama daha bekârım hayatımda Merter’de yok. Hem böyle kızlar arasında ya da evde komşularla falan konuşurken, eğer konu evliliğe gelince; hep derdim ki: “ben evlenirsem ya Kadıköy ya da Üsküdar’da oturucam”
Anlayın o kadar seviyordum buraları… Nedense ruhen  çok huzur buluyorum her iki ilçede de…
Artık nasıl istemişsem burayı evlenince de burada oturuyoruz… O yüzden her fırsatta muhakkak 

Kadıköy’e inerim/z. Bazen tek iner dolaşırım bazende beyimle. 
Eğer güzel bir çay içmek isterseniz kesinlikle favori mekânım ki yaz ise hep favorimdir; Nazım Hikmet Bahçesi’dir.

Nerden nereye yazdım yahu, Kadıköy Tur Gezisi yazısı gibi oldu. Ama paylaşmak güzel bir şey;  size sevdiğim ama hemde sizinde sevebileceğiniz yerleri yazmak istedim biraz da…











Kitaplardan da “Yalnız Bir Evin Kahkası / Ann Leary” kitabını bitirdim. DR kampanya kitaplarından almıştım… Tam bir ara kitaplardan.
Sanki yabancı dizi vardı hani “Umutsuz Ev Kadınları”… Sever miydiniz bilmiyorum? Ama kitap aynı o tarzda. Diziyi keyifle izlerdim, kitap bana biraz o tatta geldi.
Mesela kitabı ara ara açıp okuyabilirsiniz, kaldığınız yerden devam ederken hiç zorlanmıyorsunuz.  O yüzden soluksuz okumasanız da olur.

Ufak bir kasabada geçiyor, düşünün ki herkes birbirini tanıyor ve en ufak bir değişiklikte herkes biliyor….. Aklıma eski mahallemiz geldi… Çok meraklı bir ev sahibimiz vardı ve herkes ona “muhtar” derdi. Bir şey olsa ona sorardık…

Aklıma işte o yıllar ve bizimde yaptığımız daha doğrusu annelerimizin sohbetleri geldi …
Kitapta anlatan bir kadın var, emlakçı; Hildy diye geçiyor. Yalnız yaşıyor ve çok içiyor. Kızları torunu olduktan sonra kendisini rehabilitasyon merkezine yolluyorlar annelerini.. Sonrası kadın biraz ara veriyor içmeye ama bakıyor ki içkiliyken daha keyifli ufak kaçamaklarla devam ediyor gizli gizli...
Ama kitap bu içki etrafında dönmüyor sevgili okur...
BU koudan başlayıp komşuluk ilişkileriyle, işi gereği her evi daha içine girdiği andan; hem evi hem oturanları bir psikolog edası ile tanıdığından anlatımlarıyla sıkmadan devam ediyor...



Ann Leary Yalnız Bir Evin Kahkahası






10.1.17

Ev Hali, bolcana film izlemeli ve kar fotoğraflı...

Bol kar fotoğraflı bir haftadan selam blog...
Uzun zamandır beklediğimiz doğa bize mucizesini gösterdi ve her yer bembeyaz oldu....
Vee bizim evde de akşam ışıklar yanınca perdeler çekilmedi, ( çünkü evin beyi daha ışıklar yanınca perdelerin kapatılmasından yana da )  tersine yatana kadar salondaki perdeler kapanmadı ve muhteşem görüntüyü izledik, seyrettik.. Bide üstüne kız uyudu mu içilen şarap da çok iyi geldi... Kah ağladım, kah dua mı ettim... Çünkü annem kışı, kar-ı çok severdi... .... Nur içinde uyu annem...

 Bu da bizim Portakal Ağacımız... Sabaha bir baktık iyicene üstüne kar birikmiş, evin beyi hemen bir sopa yardımı ile ağacımıza yardım etti de fazla karı üstünden attık... Yoksa iki büklüm kalmıştı Can'ım ağaç...

Tabi tül perde açık olınca bizim kızda devamlı pencere önünde.. Sabahları uyanınca" anne kar yağdı mı?" " anne uyan sabah oldu kalk" gibi şeylerle bizi kaldırıp, çayımızı hızlıca içirtip sokağa çıkalım diye tüm o çocuk masumluğunu kullanarak ikna etti. :)))
Bizde dünden hazırmışız zati, Umay'dan önce:
------ Umay bak kar yağdı sonunda, hadi gidelim kardan Adam yapalım, gibi şeyler söyleyip durduk...

Veee çok mutlu oldu 2 gündğr sokağa çıkıp kar oynamaktan. Elbet yaptık kardan adamı da canım :) kendimizce... Havuçtan belki burnu yoktu ama ağaç dalından vardı, oda olur ama dimi?! :))

Yerlerde yattık, bol bol fotoğraf çektik ki bizim kız bu aralar fotoğraf çektirmeye de pek yanaşmıyor. Hemen saklanıyor yada kaçıyor... Bazen resmen yalvarıyorum birlikte çekilmek için :) bazende kendi diyor " anne gel fotoğraf çekinelim" diye...

Tabi birkaç gündür evde olunca, habire mutfağa girip bişeyler yapasım geldi. Hemen bir poğça attım fırına.. yanına da çay.. oh mis valla...

Geceleri de pencere önü manzaraya karşı şarap o kadar iyi geldi ki....

Kitaptan çok film ve dizi izledik bu arada.. ve yarında tatil madem okullar; muhtemelen film günü olur bize...

Sizde durumlar nasıl?

İzlediğim filmlerden biraz bahsedeyim belki size de fikir verir yada izleyeniniz vardır yorumunu yazar..











 El Değmemiş Aşk çok çok keyifliydi, şöyle bizi yormayan biraz da güleleim keyif alalım diyorsanız mutlaka izleyin... :)



 Aslında Melissa M. bu kızın filmleri de rol aldığı dizileri de keyifli oluyor ama hep aynı çizgide... artık biliyorsunuz nasıl bir karakter de rol aldığını ve filmin işleyiş biçimini... O yüzden izledim ama bir süre Melissa M. filmleri izlemeyeceğim dedim kendime...



sherlock

 Allah'ım bu nasıl bir dizidir ve oyuncaları nasıl iyidir... Kesinlikle Sherlock Homes'u canlandıran çocuk Joynh Deep'ten sonra mimikleride ki ve ifade deki favori kahramanım......
Merakla, ilgiyle izliyor ve bekliyorum.......
Finali sinema da göstereceklermiş sanıyorum... Bekle bizi Sherlock diyorum da başka birşey demiyorum......
The Countess

Bir gece kız uyuduktan sonra sinema kanallarında gezinirken rastladım The Countess/ Kontes filmine... Film gerçek bir olayı anlatıyor...Filme konu olan Kontes 1560 dğumluymuş ve kocası öldükten sonra kendinden küçük biri ile aşk yaşar. Gencin babası öğrenir ve ayırır... Filmde aşk, intikam, ihtiras, hırs ve intikam vardı. Birde daima genç kalma arzusu... Tabi bizim Kontes; aşığının kendisinden genç biri ile evlendiğini duyunca.. bakire kızların kanı ile banyo yapar, ve cildine maskeler yapar...çünkü böylece daha da gençleştiğine inanır... Vs.. daha da anlatmayayım, izleyin derim...
Dönemine göre çok cesur bir kadınmış ve herşeyi göze almış bir kadınmış aşkı için....

trendeki kız paula hawkins


 Son olarak da Trendeki Kız Paula Hawkins...   Kitabı kadar sürükleyiciydi... Ve yönetmen kitaba çok fazla sadık kalmış...

Kitabını beğenerek, ilgiyle okumuştum, filminide ilgiyle izledim... Oyunclar çok iyiydi kitapda ki karakterleri canlandırma konusunda...


İŞte böyle blog.........

Yeni haftaya başladık... Okullar tatil, bizim için iyi ama çalışan ve çocukları kreşe, okula giden anneler için kötü bir durum.....

İyi geceler.....

5.1.17

Umay'lı Hayat... Yaş sendromları..

2 ay sonra Umay 3 yaşına basacak... Gerçekten de belirli bir dönemden sonra zaman nasıl geçmiş/ti anlamadım...
Dönem dönem bazı zorlanmalarım olsa da genel anlamda kolay bir bebek oldu Umay..Rahattım anlayacağınız...
Yalnız son bir aydır neredeyse o kadar hızlı bir büyüme oldu ki Umay'da...Sanki herşey birden yüklendi bünyesine...

Bu aralar devamlı olarak herşeyi" ben yaparım, anne yardım edeyim mi? Noluuurrr?"lardan tutun da sizinle yatacağıma kadar 3 yaş sendromu yaşıyoruz..

Birde son bir haftadır neredeyse "korku"ları başladı. Geçen gece ağlayarak uyandı, birde içli içli sesleniyor ki sormayın...

Noldu kızım diye sorduğumda/uzda da; ejderha geliyordu, kedi gördüm..vb..şeyle anlatıyor. Allah'tan rüya gördüğünün farkında. Fakat kendi yatağında yatmak yerine bizim yanımızı istiyor ısrarla..Tabi ki vallahi de billahide benim de işime geliyor, çünkü kızımla uyumak, sabah uyandığımda yanımda görmek, koklamak çok mutlu ediyor beni...hele sabahları "anne kalk sabah oldu, kalksana deyince..( bu kısım hoş olmuyor ama neyse.. :))  )  bilseki annesi neredeyse sabaha karşı yatıyor kaldırmak istemez beni ama...bilmiyor işte napcan. .:))

İnternette biraz araştırma yaptık ve bu yaş döneminde "korkması" normalmiş. Hayal gücünün genişlemesi ve rüya görmeye başlaması da etkenlerden biriymiş. Yada birşeylerden korkmuş, korkutulmuş olması da etkiliyormuş gece uykularını. Biz anne babası olarak hiçbir şekilde Umay'ı korkutmadığımız için birinci seçenek daha uygun geliyor.

Birde korkuyorum diyip hemen kucağıma koşuyor ve sarılmış vaziyette bir süre duruyoruz.
Böyle durumlarda "korkma annem yanındayım" diyordum.

Meğerse öyle dememek gerekiyormuş. Korkma demek yerine, korkunu anlıyorum annecim, yanındayım bv.. cümleler çocuğa daha güven verici olurmuş...

Birde çocuklar gece yanımızda yatmak için bunu kullanırlarmış da... valla kullansın yani büyüyünce zaten yatmayacak bizimle, şimdiden tadını çıkartmak lazım diye düşünenlerdenim. :)


Gözlemlediğim bir diğer şeyde; bazen ha deyince hanfendi dışarı çıkmak istemiyor. Bazen de "anne hadi çok sıkıldım" deyip bizim hazırlanmamıza laf ediyor.::)))

Henüz öyle kıyafet ile ilgili sıkıntılarımız yok.

Yalnız bu aralar devamlı hareket halindeyiz. Hele hava çok soğuksa yada yağmurlu diye sokağa çıkamadıysak vay halimize.. Aman Allah'ım o enerji hiç bitmek bilmiyor. Bazen diyorum ki içimden, bu çocuklar bu enerjiyi nerden buluyor....

Bide sanırım büyüdüğünden bazen öylen uyumuyor.. akşama doğru uyku bastırıyor ama bu sefer de ben deniz uyutmuyorum yoksa gece uykusu gecikiyor... o zaman erkenden yatıyor... Veeeee benim saatlerim başlıyor..
Biraz müzik dinliyorum tabi o arada biraz içimdeki acıyı yaşıyorum, ağlıyorum, konuşuyorum annemle.... iyi geliyor böyle anlar...
Sonra da biraz kitap okuyorum.. :))

Acaba diyorum öğlenleri hiç mi uyutmasam? desemde inanmayın; yarım saat-bir saat de olsa muhakkak uyutuyorum ki vücudu kendine gelsin, sağlıklı büyüsün..


   Her hareketini izliyor ve beynimde kaydetmeye çalışıyorum. Bazen unutuyorum geçmişde ki şeyleri, o zaman hemen fotoğraflarına bakıyorum ve o anı canlandırıyorum kafamda.. bir de defterine yazıyorum. Çünkü bazen öyle beylik cümleler ediyor ki şaşırıyorum... kız diyorum sen ne zaman bu lafı edecek kadar büyüdün.
Ve izlerken o kadar çok şey de öğreniyorum ki aslında.. Mesela asla vazgeçmemeyi, düştüğünde yada canı acıdığında yada ne bileyim sıkıldığında, geriye döenük yaşamaması... hani diyorlar, içinizde ki çocuğu yaşatın diye... bence bundan dolayı diyorlar...

Daha neler ile karşılaşıcaz bakalım...

Ve birde diğer yarım var tabi halasının bir tanesi, can parçası Toprak Cem. Ve ikisi birbirne öyle düşkünler ki... öyle mutlu oluyorum ki onları öyle can cana görünce. Tek duam İnşallah büyüdüklerinde de kardeşlik duygularını kaybetmez ve birbirlerine destek olurlar...

Böyle işte ev halimiz blog... gündüzleri hep hareket ve oyun halindeyiz....bazen iyi bazen halsiz olsam da.. sloganımız neydi; çocuklarımız mutlu biz mutlu...



1.1.17

2017 ilk yazısı...

Vee 2017 yılının ilk günü yazısı....

Yine sabah haberlerinde terör saldırısı haberi vardı... Sokağa çıkmaya, kalabalığıa girmeye iyicene korkar oldum/k( birçoğumuz da böyle biliyorum)
Astrologlar bu yıldan ve seneye olacaklar hakkında pek iç açıcı konuşmadı geçen tv de...
Bakalım daha neler bekliyor bizi....
 

Bugün Can'ım annemin doğum günü. Her sene gece 00:00'dan sonra pasta keserdik canım anneme... çok mutlu olurdu. Birde elini öptürmeyi çok severdi.
Geçen sene İstanbul kar-a teslim olmuştu. Ama olsun demiştik ve ailecek hep beraberdik. Bizim kız ufak olduğundan Sevdoşlar, annesi, kardeşi, gelinleri, bizim kuzenler toplaşmış sofra hazırlamıştık. Oturup etrafına sohbet, muhabbet...
Şimdi sadece fotoğrafalara bakıyorum... ne gece bitmek bildi nede sabah olmak...

Hala aklım almıyor "nasıl bu kadar çabuk oldu herşey" anlamlandıramıyorum...hala kulağımda hastanede ki konuşmaları, görüntüsü, yaşadıklarımız........... 

Düşündükçe bazen aklım, kalbim daralıyor...
........................
.................................................

Bu sene artık daha çok defterime yazıcam duygularımı, acılarımı........

2016 son günlerini romantik bir şekilde kapattık, her gece mum ışığı, sohbet, muhabbet...

Bende birçok kişi gibi bu olayın siber saldırı olduğunu düşünüyorum. Bu kadar her yerde birden kesinti olması normal değil.
Birde işin kötü yanı, elektrik geliyor, doğalgaz gidiyor..biri gidiyor sonra sular kesildi... derken biz eski günleri yad ettik... battaniye altında, mum ışığı eşlikçimiz...



 Tam da dün geldi bu güzel, el emeği hazırlanmış yeni yıl kartı... Sevgili Nesrin göndermiş...hüznüme bir nebze ışık oldu. Tekrar teşekkür ederim canım benim.
Bu sene benim hiç gücüm yoktu böyle hazırlıklara, yoksa çok keyifli oluyor hazırlayıp, göndermesi....


Son fotoğafta kızçemle olsun... Umay hadi gel fotoğraf çekilelim deyince çıldırıyor resmen. Hatta çoğu zaman hiç istemiyor çekilmek...
Anca bu kadar yakalayabildim bizim kızın fotoğraflarını. :))