Kayıtlar

Mart, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dut Ağacı ve Tadını Çıkar Kitapları...

Resim
Veeee kitap bitti...
Sevgili Banu Özkan Tozluyurt'un ilk kurgu romanı Dut Ağacı kitabını okudum.
Bu kitabı "tüm kız çocuklarına adamış" olarak yayınlandı.
Aslında ilk sevgili Banu'yu Lale Abla'nın da yazısının bulunduğu "İmza Karın, İmza: Kızın" kitaplarından tanımıştım.
Sonrasında kitap kulübümüzden tanıyorum. Yine Lale Abla vasıtası ile çok güzel kişilerle tanıştım bu kitap kulübünde.
Banu'yu da buradan tanıyorum. Az tanısamda o kadar samimi ve içten ve ilgili ki...
Sosyal Kampanyalara önem vermesi, Ülkesi için gezmesi, paylaşması, farkındalık yaratması. v.b.. şeyler özlelliklerinden bazısı... :)

Ve kitaba gelirsek; gerçekten başladığınız da sayfaların nasıl ilerlediğini anlamıyorsunuz. Bazen Cemile Hanıma kızıyor bazende ama ne yapsın derken buluyorsunuz kendinizi... Hele kızlara ve halalara bayıldım...
Konusunu fazla yazmıyorum çünkü kitap yeni çıktı ve okuyacaklar için büyüsü kaçsın istemiyorum.

Sadece sonu çok hızlı bitmiş gibi geldi.... Sank…

Emre Kongar, bizim çocuklar derken günden Kalanlar

Resim
Dün gece yeni yazı sayfası açtım ama bir türlü nerden başlayacağımı bilemedim. Uzun zamandır böyle oluyor bende. Bir türlü aklımdan geçen,  yazmak istediğim konulara dair başlangıç cümlesi kuramıyorum. İşte tam da bu sebepten her gün blog yazmak istememe rağmen hep gecikmeli oluyor yazılarım.....
Hayır yani sanırsınız ki roman yazıcam öyle bir havadayım yani ki kkimbilir belki bir  gün oda olur....
                   Bu hafta kardeşimgillerdeyiz,  annem kontrol için evine gitti bende kuzumun yanında kalmaya geldim. Tabi bizim kızın keyfi benden daha da iyi.  Artık çok daha iyi anlaşıyorlar Toprak Cem ile.  Devamlı peşinden "anne topak nerdee?"  diye ddolanıyo. Oynuyorlar, koşturuyorlar, akşam olunca da Sevdoş işten gelince hemen oonları parka götürüyo. Sağolsun  öyle iyi geliyor ki park çocuklara. Geldikleri gibi banyo sonrası yemek yediriyoruz , sonrada saat 9,5 on gibi yatıyorla.
Düşünün meme düşkün  kızım  sabah saat altıya kkadar deliksiz uyuyor.  Hani biraz daha  kalsa…

İyi haftalar.....

Resim
İyi haftalar herkese. Zaman hızla akıyor her zamanki gibi.  Cuma günü Umay'ı aylık rutin dr randevusuna götürdük. Maşallah sağlıklıymış, gelişimi de iyiymiş. Doktor bizi 1,5 ay sonraya çağırdı tekrar.
Bizde dr çıkışı Akasya AVM'ye gittik. Bana çok ferah geldi. En çok DR olmasına sevindim ki Tepe Natılus' da  da var ama burası daha büyük. Ben ki avm hiç sevmem, kapalı yer bi zaman sonra ruhumu daraltır, ama dedim ya burası ferah aydınlık geldi bana.
Bide en çok E-Bebek olmsına sevindim. Haftaonumuz yoğundu, cumartesi akşam çaya misafir vardı, pazar kuzenler geldi akşamına da arkadaşa biz çaya gittik veee hafta başına bu şekilde başladık. :) Kafa Dergisinde çok güzel konular işlenmiş bu ay, tavsiye ederim. Bideeee sizinle tasarruf hakkında çok hoş bi paylaşım okudum,  onu paylaşmak isterim. hadi ben kaçar öptüm siziiii...

Anneme dair....

Resim
Üç haftanın içindeyiz ve sen yoksun annem...  Bu sene yakın arkadaşlarımdan  bazıları bu acıyı yaşadı ve yanlarında oldum. Tıpkı benim acım var ve yanım da olan arkadaşlarım,  dostlarım gibi... Şimdi kendime söylüyorum teselli cümlelerini...  Annem ne ben ne kardeşim ne de babam alışamadık yokluğuna...  Hayat evet bir şekilde devam ediyor...  Bende şaşıyorum bazen kendime... O kadar dalıyorum ki rutin ev işlerine.. Elbet bunda Umay'ın çok büyük desteği var...  Bazen soruyor bana ;"anne sen hastaneye  ananenin yanına gidiyor musun? " diye yada bir şey olduğunda" anne biliyor musun anane ölmüş" diyor... İşte o cümle var ya...... Nasıl içimi  acıtıyor anlatamam....  Devamlı beynimin içinde kendime "ölüm" olayını anlatırken buluyorum...  Gece yastığa başımı koyduğumda devamlı konuşmalarımızı,  yaşadıklarımızı düşünüyor ve hatıralarımızı canlı tutuyorum....  Geçen gün Kadıköy'e indik Merter'le... Hep gözüme anne kızlar ve senin taşıtın kadınlar ça…

yeni bir hafta başlarken. .

Resim
İyi haftalar blog. 2.yarı dönem okul başladı. Öğretmen ve öğrencilere başarılar. Yogun bir 15 tatil geçirdik, misafirlerimz vardı aslında misafir demeyeyim de sevdiğimiz arkadaşlarımız. Yatılı olunca daha bir keyifli geçti gunler.  Zati bizim kız seviyor kalabalığı hele o kalablığın içinde çocuk da varsa değmeyin keyfine.
Bugünde lise arkadaşım gelecek,  hazırlıklarım tamam, kız uyuyor madem hemen blog yazımı yazayım dedim. :) Kutadgu Bilig kitabım bitti. Bende ki kısaltılmışı ve sadeleştirilmişi kitabın. Sanırım Kabalcı Kitapevinde varmış aslından çeviri. Okurken altı çizilecek öyle çok cümle vardı ki. Hani gerçekten de devlet büyüklerinin de okuması gereken bir kitap.
Kutadgu; mutluluğa eriştiren bilgi demekmiş. Adaletten, haktan, paylaşımdan bolcana bahsediyor kitap.
Birçok insan gibi hükümdarda ölümsülüğü, mutluluğu,  bilgiyi soruyor Aydoldu'ya. Aydoldu'da bilginin,  eşitliğin, paylaşımın...v.s gibi huyların öneminden bahsediyor. Yeni kitap olarak da İnci Aral'ın Ruhu…

Kış Hasadı, Orhan Pamuk kitabı ve mavi kapak kkampanyas....

Resim
On beş tatilin son günlerini  yaşıyoruz evde :) gerçi ana kız çok alıştık babamızın evde olmasına.
En çok Umay'a zor gelecek bence.  Son bbirkaç gündür sevdiğimiz dostlarımız da kaldık. Onlarında iki evladı var her ne  kadar erkek çocuğu olsalar da kızçem çok mutluydu. Peşlerinden "abi abi"  diye diye dolanıp durdu.  Eee tabi bizim evde "ham'dı onlarla resmen" pişti".  :))
Bende bu arada hazır kızım bana fazla "anne meme"  diye  peşimde dolaşmıyorken fırsatı değerlendireyim dedim ve mmerak  ettiğim "Kış Hasadı"  kitabını okudu. Ben aradığımı bulamadım,  çeviri bence çok kötüydü çünkü anlatım dili ve cümleler aalmadı bir türlü. Birde  ne bileyim ben daha tasavvufi birşeyler bulacağımı düşünüyordum ama nafile.... Naçizane düşüncem  budur.....
Diğer kitabım olan" Kırmızı Saçlı Kadın" kitabına başladım ve akan dilini,  konusunu sevdim,az kaldı bitsin kitap yorumlayacağım,.
Bir çok arkadaşımla denk geldi Orhan Pamuk kitabı. On…

Hidden Figures Gizli Sayılar Filmi Hak...

Resim
Dün akşam Gizli Sayılar filmini izledik.




Normalde "nefret" kelimesini kullanan ve hatta bu duyguyu besleyen biri değilimdir ama bu filmi izlerken resmen beyaz insanlardan nefret ettim........ Gerçekten de anlayamıyorum insalar arasında ki bu ayrımı...
İster beyaz olsun ister siyahi, ister Türk olsun ister Yabancı ama düşündüğünüz de hepimizin hamuru belli... İnsanoğluyuz ve eşit olmalıyız...
Evet evet biliyorum "dünya eşit ve adil değil" ama bu kadarda ayrımcılık olmaz ki diyorum kendi kendime...
Tenlerinin rengi sanki siyahilerin suçuymuş gibi ikinci sınıf, köle muamelesi görmelerinden hiç hoşlanmıyorum...
Filmi izlerken, yer yer güldük yer yer sinirlendim, kızdım, ama en çok üç siyahi kadının başarısından gurur duydum.
Özellikle "başarı" için "çalışmak"için ve "kabul görmek" için verdikleri mücadeleye hayran kaldım.
Filmi izlerken birde en çok " tuvaletlerinin ayrı olması" " kahve makinelerine" bile el sürmemele…

NowHere Boy Filmi...

Resim
Sinema kanallarında gezinirken bu filme denk geldim.
Biyografik bir filmdi. Efsane şarkıcı John Lennon'un yaşamını anlatan, ailesini, yaşantısını ve müziğe başlamsını konu alan bir fildi. Oyuncular tek kelime müthişti.
Benim çok fazla The Beatles grubuna ait bir fikrimde yoktur. Lise yıllarımda düşünüyorum da müzik dinlerdim ama bazı grupları hiç hatırlamıyorum...
Daha çok Sting dinlerdim ben..

Bazı efsane grupları yeni yeni keşfediyorum desem yeridir.
Sanırım bazı şeyleri geriden takip ediyorum. Tabi buna bazı şartlarda zamanın da sebep olmuştur diye düşünüyorum..
Ama ne demişler; geç olsun güç olmasın. :)





Emre Kongar Ve Son kitabı Demokrasi İçin Manifesto...

Resim
Dün Emre Kongar'ın kitabını aldım ve başladım okumaya.
Aslında çok da farklı şeylerden bahsetmiyor. Ama en sevdiğim yönü olayları çarpıtmadan belgelerle anlatıyor olması.
Kendisin aynı zamanda ToplumBilimci olması ve yaşı itibari ile Ülkemizin geçirmiş olduğu birçok süreçlere tanıklık etmiş olması da bu kitapta daha çok hissediliyor. Yorumları dikkate değer.
Hepimiz bu ülkede biriz.
Ayrımcılık yapılması ve ötekileştirilmeler o kadar canımı acıtıyor ki... Çünkü kişinin giyim tarzının kapalı yada açık olması;  benim onu etiketlememe neden olmamalı. Kişiler kendi tercihleri doğrultusunda karşısındakini etkilemeden, yargılamadan ve en önemlisi birbirini dışlamadan yaşamalı.
Tabi bunlar benim şahsi düşüncem. Çünkü herkes ibadetini istediği gibi yaşar. Bu onun ve inancı doğrultusunda Rabbi ile arasındadır. Kimse kimsenin içini bilemez.

Neyse efenim bunlar derin mevzular. Ama ülkemizde ki en önemli mesele bence okumuyoruz, bilmiyoruz ve televizyona çıkan kim ne derse inanan bir toplumuz.…

Eyvah Kitap Mine Soysal Üstüne...

Resim
Bu kitabı çok sevdiğim kitap kurdu yeğenim verdi. Bir gece telefonuma
 "Gülşah Ablacım böyle bir kitap var okudum ve seninde okumak isteyeceğin aklıma geldi. Getireyim mi sana okur musun?"
 Dedi.
Bende tavsiyesine güvendiğim için "getir tabi ablacım okurum" dedim.
Bir çırpıda bitti kitap.
Hani gerçekten de birçok annenin babanın hayalidir çocuğu kitap okusun. Özellikle de en çok kullandığı da bir cümledir " hadi kızım, oğlum bırak elindeki telefonu kitap oku" yada "birazda kitap oku okumak önemlidir"....
Elbet evlatlarımıza okumayı aşılamalıyız ama örnek de olmalıyız ve ses tonumuz emrediciden çok sevdirmeli olmalıdır.
Ve çocuğumuzu gözlemleyip doğru zamanda demeliyiz. Çünkü gerçekten de çocukluk dönemi o kadarda basit; küçüktür anlamaz diyeceğimiz bir dönem değildir.

Anlayacağınız bazen "bu çocukdan bir cacık olmaz" dersiniz ne cevher çıkar içinden.. bazende "bu tam bir kitap kurdu" dersiniz bir dönem gelirki bırakır okumay…

Daha Sade Bir Hayat Ve Günlük...

Resim
Yağmurlar bastırınca bizde eve kapandık ana kız.... Neyse ki birkaç gündür daha iyi hava da parka gidemesek de dışarı çıkıyoruz; hem elışveriş hem gezmece derken iki saate yakın sokaklarda kalıyoruz. Tabi birkaç gün evde kalınca ve enerjisini atamayınca bizim kız sarıyor, uyku saatleri şaşıyor. Gündüz daha geç yatıp gece de ona göre saati uzuyor.... Bu ara bende onunla geceleri yatıyorum ve sabahları biraz daha erken kalkmış oluyorum.  Çok garip ama hem erken kalkmak istiyorum çünkü sabahın o saatlerini seviyorum hem gecenin sessiliğini seviyorum ki kendimi tanımlayacak olsam gece olurdu kesin. :) İronik biliyorum ama öyle valla. Gece film izlemek, kitap okumak, not almak, günlük yazmak... hepsini gecenin sessizliğinde yapmayı seviyorumm. Hele bu aralar hiçbirini yapamıyorum neredeyse o yüzden erken yatınca bizim kız, ne yapacağımı şaşırıyorum.
Bugünde "anne markete gidelim mi?" diye sordu Umay. Tamam Kızım dedim ve hazırlanıp çıktık. Bu aralar sanıyorum 3 yaş böyle bişey..…

Damızlık Kızın Öyküsü ...

Resim
Damızlık Kızın Öyküsü kitabını duymuş ve PDF olarak indirmiştim.
Aslında pek sıcak bakmıyordum tabletten kitap okumaya, bu yüzden hep erteledim kitabı okumayı sanıyorum.

Sonra başladım ve bi baktım ki kitap yeniden basılmaya başlanmış.
Aslında kült kitaplardan biri.
Yazarın kalemi çok sağlam. Nasıl olmuşta bunca zaman basılmamış hayret verici doğrusu...
Birde üstüne üstlük sahaflarda yüksek rakamlara satılıyormuş...
Efenim kitap 1985 yılında Margaret Atwood tarafından yazılmıştır. 
Kitapta yazar aynı zamanda feminist yönünü de vurgulamıştır.
Ama en çok konusu ve anlatım dili müthiş.
Kitabı genellikle geceleri okuduğumdan bittikten sonra yatınca da aklımda hep bu kitap ve konusu kaldı. Kadınların ikinci sınıftan beter muamele görmesi, yüksek rütbeli askerlere doğurganlığı olan kadınların sunulması ve erkeğin eşi tarafından bu kadınlara hükümler verilmesi......kendilerini belirleyici renklerde kıyafetleri giydirilmeleri...vs...

Bu arada kitap Distopya kitap olarak geçiyor.
Her ne kadar karanl…

Castle In The Sky, Değişen Hayatlar Ve Logan Filmi... Daha Sade Bir Hayat Kitabı Hak.

Resim
Bu hafta nasıl bitti anlamadım… havalardan sanırım hafif depresif hallerim oluyor. Daralıyorum sonra birden enerji dolu oluyorum… tabi bunda bazı etkenlerde var . Neyse diyeyim...




Sinemalara Logan filmi gelmişti hemen beyimle gittik. Eğer Wolverine serisini seviyorsanız bu filmi de seversiniz. Ortaya bide kızı çıktı bakalım bundan sonra ne olacak. Bu filmde kanlı sahne, dövüş sahnesi fazlacaydı…



Her ne kadar fantastik film olsa da verdiği mesajları seviyorum…  😊
Bugün kanalları gezerken Sinema TV’de, Türkçe’ye Değişen Hayatlar olarak çevrilmiş Fransız filmini izledim. Biraz psikolojik filmdi. Sıradışı daha doğrusu hassas bi beyin yapısına sahip bir adam ve çocukları ile geçinmeye çalışan, çiftliğini kurtarmaya çalışan bir kadının karşılaması ve birbirlerinin duygularını iyileştirmesini anlatan bir filmdi.

 Dün akşamda Sinema Kanalında Gökteki Kale / Tenku No Shiro RapyutaAnime filmine rastladım. Japonlar kesinlikle bu işi biliyor. 1986 Yılı yapımı filmin ve ödül almış. Filmin özeti;
E…

Hasan Ali Toptaş Ve Kuşlar Yasına Gider...

Resim
Daha önce Uykuların Doğusu kitabını okumuş ve neye uğradığımı şaşırmıştım. Çünkü edebi değeri yüksek bir kitaptı. Bazı yazarlar gerçekten de ne yazarlarsa yazsın okunabilir... İşte Hasan Ali Toptaş'da benim için öyle. Bazen anlaşılmayabiliyor yada dili ağır gelebiliyor ama bu eserin kalitesini, içeriğini etkilemiyor. Kuşlar Yasına Gider hüzünlü bir kitap. Hatta sonlarına doğru okurken ağlayarak okudum... 
Annemle olan hastane sürecimiz ve öncesi geldi hep aklıma....

Ah Aziz Efendi sen neymişsin dedim okurken... Aslında babalar biraz gizli kutulardır, herşeyi aktarmaz, her duyguyu dile getirmezler. Bir ağırlıkları vardır onların...
Belki de babalık böyle bişeydir bilemiyorum... Anneler daha bir paylaşır evlatları ile duygularını, sevgilerini, acılarını, sevinçlerini...
 Bizim evde annemde babamda duygularını paylaştıklarından sorun yoktu.
Okurken yine de düşünüyor insan "acaba benim babamın yada annemin içinde neler saklı, neler yüklü" diye... Sonuçta paylaşılsa bile baze…

3 Yaş D.Günü Ve Trolls

Resim
03/03/2014 tarihinde hayatımızın anlamı tamamen değişmişti. Ay çöreğim, can paremiz bize merhaba demişti.
Dün 3 yaş doğum günün kutladık. Daha doğrusu Umay'ın yoğun ısrarı ile çekirdek aile pasta kesip kutlama yaptık.
Aslında hiç ama hiç kızıma parti yapma havasında değildim. O yüzden bu sene ufak bir pasta ile kutlayalım diye düşünmüştüm.
Fakat bizim cimcime "anne benim doğum günüm ne zaman, ben ne zaman pasta üfliycem vb.." soruları hegün sorunca bide kendi kendime "Gülşah senin canın istemeyebilir ama kızının nasıl mutlu olacağını düşün" diyerek düşünüce dün pastasını kestik. :)
İyi de oldu,  çok ama çok mutlu oldu.

Can kızım yeni yaşın kutlu olsun. Sağlıklı, keyifli çocukluğun ve ileri yaşların olsun...


 Akşama da film izleyelim dedik. Troller'i izledik.
Amanın nasıl keyifli, renkli bir filmdi.
Kesinlikle çocuğunuzla izleyin. O renkler, danslar ve müzikler tek kelime ile harika idi. Ara film olarak keyifle izleyebilirsiniz.






Troller neşeli, belirli aral…

Divorce ( Boşanma) Dizisi Hak..

Resim
Nereden not etmişim hatırlayamadım ama uzun zamandır yabancı dizi izlemiyordum/yemiyordum...
Bizim kız öğlenleri 3-4 saat uyuduğundan, gece uyku saatleri de ister istemez 23:00-24:00 arasına kayıyor...
Tabi eğer gündüz hava güzelse ve biz dışarı çıkıp parkta 3-4 saat geçirdiysek akşamına rahat ediyoruz. :)

Birde büyüdükçe, farkındalığı da arttıkça daha fazla oyun oynamak istiyor. Hatta arada okula gitmek istediğini söylüyor, neden okuyamadığını soruyor ve bu duruma çok üzülüyor.

Velhasıl gündüzleri sokak akşamları da evin içinde dönünce geceye anca kitap okumak için gücüm kalıyor. Ki artık eskisi gibi çokca da okuyamıyorum. Elbet birgün bende eski hızıma kavuşucam. [ bu arada canı sağolsun mutlu olsunda ay çöreğim başka şey istemem :)) ]

 İşte film notlarıma bakarken Divorce dizini not etmişim. Bi bakayım dedim ve iki bölüm izledim bile.

Tabi bizim alıştığımız karakterden uzak bu sefer S.J.Parker.
Nedense bu kadının oynadığı dizi olsun film olsun çok seviyorum.
Tipi ve davranışları ço…

Kilo Problemine dair...

Resim
TLC diye bir kanal var bilmem denk geldiniz mi? İLginç programlar oluyor bu kanalda...
Eğer benim gibi tv izlemeyi pek sevmiyorsanız bu kanal arada iyi gidiyor. :)
Özellikle Temizlik Hastaları yada Temizlik Takıntılıları diye çevrilmiş de olabilir bir program var... Favorimdir. :)))


Bugün yine gezinirken bu programa denk geldim. Bir bakayım derken sonuna kadar izledim... Belirli bir kilonun üzerinde ki 8 kadının kilo verme yolunda ki mücadelesini anlatıp, aktarıyor. Bugün ki bayan 33 yaşında ve 238 'di sanırım kiloydu... Tabi yaşantısını anlatınca sorunlarla başa çıkmak için yemeğe vermiş kendisini... Annesi ile arası açıkmış o zamanlar, kızkardeşleri evlenmiş ve daha çok yemeğe başlamış kızımız... Şimdi ise artık daha fazla harekete demediği için kilo verip hayata tutunmak istiyor. Aslında güzelde bir işi var. Tiyatro'da kostüm tasarımcısıymış...
Benim izlediğim bölümde artık ameliyatını oldu ve yeni bir yaşam için mücadelesi devam ediyor.
Terapiste gitti, konuşmadığı kardeşi…