23.2.19

Minimalizm Belgeseli






Geçen gün Netflix'de "Minimalizm " kitabının belgeseli vardı.
Geçtiğimiz sene D&R'da görmüştüm kitabı hatta Instagram'da da sormuştum ve okuyanlar çok beğenmişti. Siteleri de varmış yazan kişilerin

Belgesel 'de hem kitabın yazılış amacını hemde yazarların gezerwk verdiği seminerlere değinmişler.
Bir de bu fikrin nasıl ortaya çıktığını anlatmışlar

Genel olarak hem iki yazar arkadaşın hemde mikrofon uzattıkları kişilerin ortak dedikleri şey ise; maddi olarak iyi kazansaşar bile hep bi kaosda giii hissetmeleri, bi mutsuzluk hali...
Sonrası malum... Fazla eşyadan ve ihtiyacın dışında almaktan vazgeçip daha çok sosyalleşip, doğaya çıkmak ve yürümek gibi olması gereken ama unuttuğumuz davranışlar.
Ne fena değil mi? Aslında doğamız da yürümek, çalışmak var ama teknoloji ve zamanımızın getirisi olarak daha az hareket edip daha az konuşuyoruz
Devamlı telefon elimiz de sosyal medyadayız
Eskiden bir sorunumuz olduğunda yüz yüze konuşurduk şimdi WhatsApp'dan yazışıyoruz.
Hatırlıyorum da lisedeyim... O zaman ki aşk sorunları olurdu genelde.🤭

Arkadaşım telefon etti ağlıyordu hemen yemekten sonra sokağın köşesinde buluşup dertleşirdik yada evde buluşurduk.
Şimdi İnstagram gibi sosyal medyada paylaşınca fotoğraf bide ordan yazılınca sanki görüşüp konuşmaya ihtiyaç kalmamış gibi oluyor ..

Vallahi ben diyeyim size.... Ben severim görüşüp, kahve eşliğinde sohbet etmeyi... Hatta devamlı yazışmak çok rahatsız eder beni illaki arkadaşımla buluşucam. 😊


Arka Kapak Yazısı (Tanıtım Bülteninden)



“Minimalist olmak için yüzden daha az şeyle yaşamalısınız ve arabanız, eviniz ya da televizyonunuz olamaz, bir kariyeriniz de. Tüm dünyadaki egzotik yerlerde yaşayabilmelisiniz ve bir blog yazmak zorundasınız. Çocuklarınız olamaz ve ayrıcalıklı bir geçmişi olan elit, genç bir adam olmalısınız.” Tamam, şaka yapıyoruz…

Bu kitabın arka kapak yazısını yazabilmek için çok düşündük. Vurgulamak istediğimiz o kadar çok şey vardı ki hepsini yazamayacağımıza karar verdik. En iyisi mi siz kitabı okuyun.

The Minimalists’in minimalizm yolculuğu ve yaşamları hakkında daha fazlası için Netflix’te yayınlanan belgeselini izleyebilirsiniz.

Önemli Not: Eşyalarınızı düzenlemenin en iyi yolu çoğundan kurtulmaktır. Eğer bu kitabı yasalara aykırı bir şekilde indirdiyseniz ya da basılmış hâlini bir kütüphane ya da benzeri bir yerden çaldıysanız ayıp size! Ama en azından yürüttüğünüz kopyayı bir arkadaşınız, düşmanınız ya da içinde yazanlardan faydalanabilecek herhangi biriyle paylaşın bari.

22.2.19

Gergedan 🦏 Mine Söğüt

Selam.

İlk  "Beş Sevim Apartmanı" ile tanıdım kendisini. Ve resmen kelimelerine ve bakış açısına hayran kaldım.
Zaten böyle güçlü kadınlara ayrı bir hayranlığım vardır.
Sonra Madam Arthur'da daha fena hayran kaldım kendisine. Sıra da "Deli Kadın Hikayeleri" var.
Sanıyorum Mine Söğüt'ü de seven çok seviyor yada sevemiyor  Çünkü yazıları, hikayeleri hep gerçeklere dair ve biraz da böyle insanın kafasına kafasına  yüreğine vuruyor ....
Farkındalığı daha da arttırıyor ...


İşte böyle..... Okumadıysanız bir şans verin derim.

Ne desem nasıl desem, nasıl anlatsam!
#minesöğüt #gergedan #büyükküfürkitabı kitabı ile yine yapmış yapacağını..... Dün geceden beri aklımın içinde dolaşıyor cümleler... Örnekler....
🦏 🦏 Kitabın bana hissettirdiğine gelirsek; hüzün, sinir ve evet ya insanoğlu böyle işte... Cümleleri oldu. Gerilimli bir kitap... Gerçekler bir bir kısa kısa ama tamda yerinde cümlelerle anlatılmış. Zati kalemine hayranım bu kadının şimdi daha bir hayran kaldım.
🦏 Tek bir cümle ile son vereyim çünkü yeni çıkan bir kitap ve uzun uzun anlatmak okuyacak olanlar için iyi olmaz....
🦏🦏🦏🦏🦏🦏🦏
"Öyle kolay pes etmez küfrü duasından büyük olanlar."

20.2.19

Sabahattin Ali Kitapları...


Selam. :)

Gecenin Sonuna Yolculuk kitabından sonra okuma hızım düştü diyebilirim çünkü o kadar dolu bir kitaptı ki anca kafamda okuduklarımı hazmettim ve elimdeki kitaplara başladım.

Sabahattin Ali'nin yeri başkadır bende. Özellikle Türkçe'yi kullanım biçimi, kelimeleri ve duygusu ve aşkı tanımı ve sevdaya bakışı, memleketimize duyduğu sevgi, ülkemizin eğitimini, kadının değerini önemseyen yazarlarımızdan bana göre...

Tabi ne hazindir ki çok erken yaşta "failli meçhul" olarak ölüme gönderildi...................


Geçenler de BKM Kitap yazarın kitaplarını 4,90 TL olarak indirmişlerdi bende eksik olanları aldım. Kaldı bir iki kitabı almadığım.

Tabi önce öykü kitaplarından başladım okumaya. Ki gerçekten de bende öykü kitabının sayfaları ilerlemiyor... Ama yinede okudum.  :))

Çok az vardır severek okuduğum öykü kitapları. Mine Söğüt, Yalçın Tosun'dur okuduğum ilgi ile.


O yüzden de "İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN" kitabını en sona bıraktım okumak için.
Gerçekten de tek kelime ile müthiş bir kitap. Hatta ben size diyeyim "Kürk Mantolu madonna" kitabından bile daha güzel...

Yine aynı mevzu olacak ama reklamı iyi yapıldığı için bence çok satanlar arasında kitap. Yoksa yapsınlar bakayım hem bu kitabın hemde Kuyucaklı Yusuf'un deli gibi reklamını nasıl da çok satanlar, okunanalar arasında yükselişe geçecek.


İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN; kitabının sayfasını kapattığım da yer yer Ömer'e yer yer Macide'ye çok kızdım.

Konuları itibari ile genelde bireysel olsa da toplumsal konular, ülkede yaşananlar ve en önemlisi aşk, sevgi ve içsel dünya hep var.
 Özellikle İçimizdeki Şeytan kitabında ki kişi psikolojisi ve toplumsal güdülenmeyi çok iyi anlatmış.
 Ömer'e sinir oldum yer yer.
Özellikle toplumsal gündemin kişilikler üzerinde ki baskısı ve güçsüz kişiliğin "kapana kısılmışlığı" ve herşeyi "içimde ki şeytandan dolayı böyleyim" cümlesinin arkasına sığınmasını çok iyi anlatıyor....
 Aydın geçinenlerin veya daha mutaasıp yaşayanların bile bir anlık gaflet ile neler yapabileceğini anlatan kitaplardan...


 Siz ne dersiniz?




18.2.19

Gecenin Sonuna Yolculuk / Louis-Ferdinand Celine

Selam.
Şubat ayı olarak okuma grubumuzla "GECENİN SONUNA YOLCULUK" kitabını belirlemiştik.

Okuyacağımız kitabı belirlerken özellikle okumak istediğimiz, klasiklerden seçiyoruz. Böylece daha çabuk ve anlayarak okumuş oluyoruz  Çünkü bazen gözden kaçan detayı diğer okuyan yazıyor ve kitabın sonunda aklımda/ız da detaylae daha çok kalıyor.
Kitabın başında bizi bir "Yolculuktan Haberler" diye bir önsöz  bekliyor
Bu arada çevirisi Yiğit Bener'e ait. Ve enfes bir çeviri idi. 😊

📰 Kitabın konusuna gelirsek herşey bulunan bir el yazması ile ortaya çıkıyor 
Yazar Celine 1932 yılında yazmış kitabını.
1.Dünya Savaşının ardından, ikincisinde çeyrek kala yazılmış bir kitap.
Kan kokan, yoksulluk, yoksunluk  hastalık, ölüm, sıcak, tuvalet, yara, et ve ne olursa olsun bol kahkaha ve hayata devam eden bir kesimi anlatıyor.



Kolay bir kitap değil. Yer yer durağan giden cümleler yer yer sokak ağzı ile anlatım ama okurken size iğreti gelmeyen....
Beni en çok etkileyen Celine'nin bir çok duyguyu cesaretle yazıp dile getirmesi ...

Bu kadar da olmaz diyorsunuz okurken ama oluyor işte!
Savaş hiç bir tarafa barış ve refah getirmiyor .....
En ilginç olanı savaş ve yoksulluk olmasına rağmen rahatça yaşanan cinsellik...
Bir de bir taraf da savaş varken diğer tarafda hayatın olağan akışı....
Bir de Celine savaşa karşı duruşu  korkusu, kaçmak istemesi, ölüm hakkında düşünceleri .....

Okunması gereken kitaplardan lakin kolay da okunmayan kitaplardan oldu benim için  .

Siz okudunuz mu?

İyi haftalar 🌼

13.2.19

La ve Rahel Tanrı'yla Hesaplaşıyor Kitapları Üzerine...


Selam.

Daha önce hiç Nazan Bekiroğlu okumamıştım  Daha doğrusu Nar Ağacı kitabına başlamış ama okuyamamıştım.
Bu kitabını da belki iki üç sene evvel görmüş not etmiştim "alacağım okuyacağım kitaplar" listesine ..
Tabi liste kabarık olunca anca sıra geldi.
Bir de Instagram'da #bibliyodukkan diye bir sayfa var. Sevgili eski Bloggerlardan Damla ve gelininin açtığı ikinci el kitapların satışının olduğu bir sayfa. Bende Kitaplığımdan kitaplar ekledim. Ve sattığım da oldu 

Bazı kitaplarım hep benimle ama bazıları değil.

İşte efenim orada görünce hemen aldım. Okudum ...
Lakin içime işledi kitap.

LA/SONSUZLUĞUN HECESİ NAZAN BEKİROĞLU

Hz. Adem'in hikayesi  Anlatım dili masalımsı, Şiirsel ve öyle dokunaklı.......
Bir kez daha hayran kaldım Hz. Adem'e.

La:Olumsuzluk eki. Başkaldırı serbestisi
🤲 Ama değil mi ki Tevhid kelimesi La ile başlar: La ilahe
Bilinçli kabul kelimesi onun ardından gelir : İllallah.
🖋 Ve Hz. Adem'in La ile başlayıp İllallah'a yönelişini anlatan, Kabil ile Habil'i anlatan ama en çok da insani özelliklerinden bahseden bir kitap....
Nefsin en çok sevdiği; kibir, büyüklenme, kendini beğenme, ölümsüz gibi yaşama ve her şeye "benim, ben demesi" derken...
Altını çizdim, çok düşündüm, aklıma gönlüme yazdım bazı cümleleri... Okumakla da kalmayıp davranışlarıma da yansıtacağım bildiğim şeyler kadar bilmediklerimi de öğrendiğim kitaptan selam olsun...

Diğer kitabım ise; RAHEL TANRI İLE HESAPLAŞIYOR/ STEFAN ZWEİG

Daha önce 5 kitabını okudum iki tanesini sevmiştim  Elbet kalemi kuvvetli yazarlardan, özellimle hayatı, kaçışı ve acı çekmesi.... Derinden etkiliyor beni.... 

Lakin bazı kştalarında ki aşk, kadın tasviri ve onun üzerinden hikaye anlatması sıkıyor beni. 
Bir huyumu seviyorum hemen yazarı okunmayacaklar listeme eklemem. Biraz daha bakınırım kitaplarına ondan sonra kararımı veririm. Zweig'de öyle benim için  
Arkadaşım "Korku  kitabını da önerdi ona da bakıcam  😊 
Bu kısa novella tarzı kitabı üç öyküde oluşan menkibe. Özellikle Rahel ve Ölümsüz Kardeşin gözleri etkileyen öykülerdendi. Bir dönem Felsefe sohbetlerine katıldığımdan "Bhavagita" öğretilerini de az çok bilirim....
🕯 🕯 🕯
Bu üç hikayede de aslında Tanrı'yı ve kendilerini ararken yaşam amaçlarını bulurlar. Toplumsal ahlak, beraber yaşamak ve kendi içime dönmek açısından kısa ve öz kitaplardandı.
🖋 Ve yine anlıyoruz ki; bizim bir hareketimiz, sözümüz, davranışımız sadece bizi etkilemiyor.......

Bir sonra ki yazımda da "Gecenin Sonuna Yolculuk" kitabını anlatıcam  😊 

Filmli günler. 😊

Selam.
Mis gibi en sevdiğim havalı günden merhaba. 😊

Sonun da beyimi ikna ettim ve Netflix üyeliği başlattık  Kendisine para vererek izlemek gereksiz geliyor ama ben yayınladıkları dizi ve filmleri seviyorum
Ki televizyon izlemeyi sevmeyen biri olarak bazı diziler içime iyi geliyor  Bir de seri halinde izlemek beklememek de hoşuma gidiyor  😊 

Hakan Muhafız izledim.... Evet oyunculuklar iyiydi ama olmamış. Evet tılsımlı gömlek  hançer ve mistik olaylar sürükleyici ama hiçbirini göremedik ki... Hakan'ın öfkesinden ve aşkından başka.....

Bir iki de film izledim/k güzeldi. Dün korku gerilim filmi izledik SSonu biraz hava da kalsa da baş roldeki oyuncuyu çok beğeniyorum..
Yeni filmlerden o yüzden çok fazla konusunu anlatmak istemiyorum. Filmi izledikten sonra aklıma bir tanıdığımızın dediği cümle gelmişti ; evine karanlık tablolar asma kasvet verir demişti. Haklıymış 🤪


 Türkçe'ye Küçük Bir Rica diye çevrilmiş 
Keyifli yer yer komik bir film idi. Asla ama asla bir kadını hele bir anne olan kadını küçümsemek gerek.... 😊
Para için bazı insanların neler yapabileceğini de bir kez daha gördük 


Sierra'yı geçtiğimiz ay izlemiştik. Bu film de tam bir gençlik filmi idi. Bazı olguları güzel anlatmışlar. Özellikle dış güzellikten çok nelerin daha kıymetli olduğuna dair, yer yer komik yer yer hüzünlü arkadaşlık filmi idi. 

Ay vallahi içimi daralttı bu film.... Ama kötü olduğu için değil konusu gereği. Kitabını okumadım. Tabi bu filmlerde kötü olan tarafsa olayların nasıl başladığı falan filan hep eksik direk konuya giriyorlar  
Yalnız çocuklar olunca işin içinde böyle kasvetli filmler daha bir fena oluyor .... 

İşte böyle .... Benden haberler  
Sizden naber? 

4.2.19

MAHCUBİYET VE HAYSİYET / DAG SOLSTAD


Selam.

Yarı yıl tatili bitti ve okul zili çaldı bu sabah.
Amannn sabahlar olmasın demek istiyorum çünkü evin en sessiz hali ile baş başayım. :)))
Daha önce de yazmışımdır bu tatil bizim çok hızlı ve dolu geçti.
Elbet sevdiğimiz arkadaşlarımızla görüşmek keyifli idi.
Yalnız evi özledim resmen. :)

Kendimin şöyle bir huyu vardır efenim... Uzun süre dışarı çıkarsam illaki bir kaç gün hiç evden çıkmamam lazım. Detoks gibi bişey benim için. 

Kısa ama öz bir çok duyguyu anlatan güzel bir kitaptan bahsetmek isterim...


"MAHCUBİYET VE HAYSİYET / DAG SOLSTAD"






 “Dışarıda karanlık ve insanın üzerine tüm ağırlığıyla çöken bir hava vardı, kurşun renkli gökyüzünden kara yaşmaklara benzer parça parça bulutlar geçiyordu.” Fagerborg Lisesi edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın hayatının en önemli gününün hikâyesi işte böyle kasvetli bir havayla başlar.




İlk kitabın adına vuruldum.
Uzun zamandır unuttuğumuz kelimeler ve davranışlar bence.

Yükte hafif pahada ağır, dili ve atmosferiyle akılda yer eden, bir öğretmenin edebiyat tutkusunu, öğrencilerine vermek istediği edebi seçkinlik....
Özellikle bir çok şeyi içinde yaşaması, arkadaşları arasında ki mahcubiyeti, gereksiz sorular sormaktan kaçınan hatta çoğu zaman toplum tarafından kabul görmüş birçok şeyi kendi içinde sorgulayan bir öğretmen.
Oysa ki içinde acılar çeker, yer yer kendine yer yer topluma kızar.. ama hayat durağan devam eder...

Kaygılı bir öğretmendir, gölgeler ardı yaşamak kendisini rahatsız eder...
Oysa ki içinde fırtınalar koparken neleri kabul etmiştir...arkadaşı uğruna...

Yaşamı artık silik ama her gün durağan devam eden bu öğretmen tam  bir edebiyat tutkunu ve yazarlar aşığıdır.. Bir kaç sevdiği yazardan da bahseder.....



Daha fazla detay vermek istemiyorum. 
Sevdiğim bu romanı belki siz de okursunuz? ! :)






YAZAR HAKKINDA;
not: bu siteden alıntıdır


Dag Solstad, (16 Temmuz 1941, Sandefjord, Norveç) günümüzde Kuzey Avrupa’nın en önemli yazarlarından biri olarak kabul ediliyor. 1965’te yazarlığa adım atan Solstad kimlik ve yabancılaşma temalarını inceleyen kısa deneysel kurgusu ‘Spiral’ ile daha ilk eserinden Norveç Edebiyatı’nda vazgeçilmez sesleri arasında yerini aldı. Tüm dünyayı sarsan ‘68 Olayları’nın ardından ise 1970’de ‘Arild Asnes’ romanı ile genç bir erkeğin gelişim süreci ile politik devrimin ve çatışma ortamının gerekliliğini tema olarak kullandı. Politik duruşunun yanı sıra varoluşçu felsefeye getirdiği yeni yaklaşımla Solstad pek çok roman, öykü, oyun ve deneme kitabı yayımladı. Yazar ülkesinin en prestijli edebiyat ödülü ‘Norveç Eleştirmenler Ödülünü’ üç kere kazanma başarısının yanı sıra ‘Kuzey Avrupa Edebiyat Ödülü’nün de sahibi. Farklı tarzı, topluma çok da uyum sağlamayacak mizaçlı karakterleri, uzun, kıvrak ve trajedi yüklü cümleleriyle, Norveç’te bir çok yazara ilham kaynağı olan Solstad ’Mahcubiyet ve Haysiyet’ ile ilk defa Türkçe’ye çevrildi. Yazarın 1994 yılında yayımladığı insanın toplumdaki yalnızlığı, kendi içindeki büyük derinliği ile düştüğü umutsuzluğu irdeleyen romanla biz de en sonunda Solstad’ın edebiyatı ile tanışmış olduk.