Biten kitaplar... Derviş Evi , Ayın En Çıplak Günü, Sizin Hiç Maviniz Var mı? Ve yeni kitap..
Yine sık sık yazmak istesem bile ara vermeye başladım... günler nasıl akşama bağlanıyor anlayamıyorum gündüzleri... işler bitip, Umay ile oynayıp sonra da öğlen uykusuna yatırınca ya yemek yapıyorum ki yemeğimi geceden yapmak daha işime geliyor; eğer yemeğim varsa sessizlikte oturuyorum.. bazen de kitap okuyorum, blogları okuyorum...
Tabi yazmadığım zamanlar da yine birkaç kitap bitirdim ve bir filmi de çoook beğenerek izledim.
Zorba/ Nikos Kazancakis kitabından uyarlanan filmi izledim. Ki film bu kadar güzel, keyifli ve anlamlı ise deidm kitabı nasıldır!? Alınacak kitaplar listeme ekledim bile...
Siz de benim gibi hala izlemediyseniz mutlaka izleyin... Arada Zorba gibi bakmak gerek hayata... Film 1964 yapımı ve özeti de;
Hayattan
fazlaca bir beklentisi olmayan mutsuz İngiliz yazar, Yunan asıllı
Basil'e (Alan Bates) Yunan adalarından biri olan Girit'te bir maden
ocağı miras kalmıştır. Hayatına yeniden bir çeki düzen verme umudunu
taşıyarak adaya gelen Basil burada aşırı davranışları olan, kaba saba
ama hayata şehvetle bağlı orta yaşlı bir Yunanlı olan Alexis Zorba
(Anthony Quinn) ile tanışır. Kendisini adeta himayesine alan Zorba'nın
kendisine kabul ettirmeye çalıştığı hayat tarzının bir parçası da
yenilgileri umursamamaktır. Zorba'ya göre yenilgiler hayatın kaçınılmaz
parçalarıdır ve ancak yenilginin sürekli olarak tadılması ile hayatın
zaferlerinin tadına varılabilir. Zorba sayesinde Yunanlıların dünyevi
zevklerini keşfettikçe Basil'in hayata bakış açısı git gide değişmeye
başlar.
Bu aralar ikinci el kitaplarda aradıklarımı buluyorum ve buda beni çok mutlu ediyor. Yine kitapları karıştırırken Buket Uzuner'in 1988 yılında ilk basımı olan, ikinci kitabına denk geldim. Bende ki 8.basımdı. İçinde ki hikayeler çok iyiydi, biraz da hayata dairdi hikayeler. Sanırım yazar yer yer kendi hayatından da örnekler vermiş.
"
Herkesin yaşamında çıplak günler vardır; savunmasız, iddiasız, direnmesiz, gösterişsiz, öylece…
Yalın ve kendi halinde.
İçine kimsenin kabul edilmediği, alınmadığı, hani o ‘en yakınlar’ın bile..
Bu kitaptaki öyküler benim en çıplak günlerimde yazıldılar." cümlesi kitabın arka kapağından...
Eğer seviyorsanız yazarı bu hikaye kitabını da çok seveceksiniz.

Üsküdar Sahaf Festivaline son güne bir gün kala yakaladım ve istediğim birkaç kitabı aldım. Bunlardan biri Derviş Evi" idi ama okuyamadım, yarım bıraktım... Başlarda dedim ki şans ver Gülşah ilerleyen sayfalar da sarar seni ama cık, yokkk olmadı okuyamadım ve yarım bıraktım. Eğer okumak isteyeniniz varsa gönderebilirim bu kitabı...
Sonra dün gece bir de netten kitap hakkında yorumlara bakayı dedim... inanın yalnız değilmişim, o kadar çok kişi yarım bırakmış ki....
Bende okumak istediğim, listemde alınacaklar arasında olan ve sahaf festivalinde denk geldiğim Özge Uzun kitabına başladım. Ve bitirdim... Bildiğiniz üere oğlu ile yaşadıklarını, içinde kopan fırtınaları, herşeyin ilkini oğlunun başına gelmesini, aradığı çözümleri.... okurken içim burkuldu, uykum kaçtı.
Tabi konu böyle ama kitapta acıtasyon yok, siz okurkenhüzünleniyorsunuz. Neler yaşamış ya.... düşünüyorum da ne zordur özel bir çocukla yaşamak, teşhis konulamaması, tedavi yönteminin bilinememesi vs...
Veeee sevgili Hayattanizler bloğunun( blog sayfası için tıktık ) sahibi Özlem'imin hediye ettiği Kapı kitabına başladım.. Bakalım beni neler bekliyor. Filmi de varmış, kitap bitsin filmi izleyeyim diyorum.
Böyle işte blog....
İyi haftalar herkese.
Muharrem Ayımız mübarek olsun, yapılan aşureler kabul olsun...
Tabi yazmadığım zamanlar da yine birkaç kitap bitirdim ve bir filmi de çoook beğenerek izledim.
Zorba/ Nikos Kazancakis kitabından uyarlanan filmi izledim. Ki film bu kadar güzel, keyifli ve anlamlı ise deidm kitabı nasıldır!? Alınacak kitaplar listeme ekledim bile...
Siz de benim gibi hala izlemediyseniz mutlaka izleyin... Arada Zorba gibi bakmak gerek hayata... Film 1964 yapımı ve özeti de;
Film Özeti

budur...
Bu aralar ikinci el kitaplarda aradıklarımı buluyorum ve buda beni çok mutlu ediyor. Yine kitapları karıştırırken Buket Uzuner'in 1988 yılında ilk basımı olan, ikinci kitabına denk geldim. Bende ki 8.basımdı. İçinde ki hikayeler çok iyiydi, biraz da hayata dairdi hikayeler. Sanırım yazar yer yer kendi hayatından da örnekler vermiş.
"
Herkesin yaşamında çıplak günler vardır; savunmasız, iddiasız, direnmesiz, gösterişsiz, öylece…
Yalın ve kendi halinde.
İçine kimsenin kabul edilmediği, alınmadığı, hani o ‘en yakınlar’ın bile..
Bu kitaptaki öyküler benim en çıplak günlerimde yazıldılar." cümlesi kitabın arka kapağından...
Eğer seviyorsanız yazarı bu hikaye kitabını da çok seveceksiniz.

Üsküdar Sahaf Festivaline son güne bir gün kala yakaladım ve istediğim birkaç kitabı aldım. Bunlardan biri Derviş Evi" idi ama okuyamadım, yarım bıraktım... Başlarda dedim ki şans ver Gülşah ilerleyen sayfalar da sarar seni ama cık, yokkk olmadı okuyamadım ve yarım bıraktım. Eğer okumak isteyeniniz varsa gönderebilirim bu kitabı...
Sonra dün gece bir de netten kitap hakkında yorumlara bakayı dedim... inanın yalnız değilmişim, o kadar çok kişi yarım bırakmış ki....
Bende okumak istediğim, listemde alınacaklar arasında olan ve sahaf festivalinde denk geldiğim Özge Uzun kitabına başladım. Ve bitirdim... Bildiğiniz üere oğlu ile yaşadıklarını, içinde kopan fırtınaları, herşeyin ilkini oğlunun başına gelmesini, aradığı çözümleri.... okurken içim burkuldu, uykum kaçtı.
Tabi konu böyle ama kitapta acıtasyon yok, siz okurkenhüzünleniyorsunuz. Neler yaşamış ya.... düşünüyorum da ne zordur özel bir çocukla yaşamak, teşhis konulamaması, tedavi yönteminin bilinememesi vs...
Böyle işte blog....
İyi haftalar herkese.
Muharrem Ayımız mübarek olsun, yapılan aşureler kabul olsun...
Keyifli okumalar canım...
YanıtlaSilSağol canım 😊
SilKeyfin bol olsun canım
YanıtlaSilTatlım keyifli okumalar :)
YanıtlaSil