Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hayata Dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3.12.25

Bir merhaba ile geldim...

 Selâmlar. 

Senenin sonuna doğru yine bir bütün senenin getirdikleri, götürdükleri ile yeni seneye merhaba demek istiyorum. Bu sene sağlık sorunları ve tedavileri ile geçti. Çok şükür tedavisi kolay olan durumlardı. 

Bunların dışında zaman nasıl geçti vallahi anlamadım.sanki bir hız var ve o hıza yetişmeye çalışıyormusum gibi hissettim.

Yazın hem  biraz nefes almak, hem de ailemi ziyaret için Fethiye'deydik. Sonra bir baktık İstanbul'dayiz. ☺️

Bunların dışında biraz da okuduğum kitapları ekleyeyim dimi🤗 özetlerini yazamayacağım ama Instagram'da paylaştığım fotoğraflar ile paylaşacağım. İnşallah bundan sonrakileri anlatarak ekleme yapacağım. 






5.3.25

Kitaplarım ve Biz ☺️

 Günaydın 🪷💫 hayırlı ramazanlar. İbadetlerin en güzel ayına kavuştuk bu yılda. Rabbim dualarımızı kabul eylesin 🤲🏻📿🌹 

Ne güzeldir ki dualarımız var. Bazen canımız sıkkınken bazense şükretmek için açarız ellerimizi, gönlümüzü. Ve biliriz ki bağırmasak da bizi her daim duyan var. Çok şükür 🙏🏻 

Mart ayına hızlı bir giriş gibi oldu kendi adıma. Ne zaman Şubat bittide üçüncü aya girdik diye diye geçti bir kaç günüm 🙈 bu ay kutlu doğum haftası gibi geciyir bizim. Umay kızın doğduğu ay. ☺️ Dualarım çok ama en çok ettiğim;  Rabbim iyi insanlarla karşılaştırsın 🙏🏻 " oluyor. 

Gününde kendi aramızda bir pasta kestik. Bayramdan sonrada sınıf arkadaşları ile pasta keseriz. Ve bu ayı kapatırız 😀 diye düşünüyorum 

Okuduğum kitaplara da gelirsek;

#mineilebirlikteokuyoruz grubumuzun Şubat ayı kitabı #beşinciçocuk idi. Kitapta iki birbirine ve hayata dair beklentisi benzer olan karı kocanın kalabalık aile kurma isteği ile başlıyor. İlk dört çocuk ile her şey yolunda giderken beşinci çocuk ile işler değişmeye başlar. Hamilelik süreci ile başlayan sağlık sorunlari, doğum sonrası çocuğunda farklı doğması ile durumlar değişiyor.
Okurken sık sık acaba benim başıma gelse nasıl davranırdım dedim. Çünkü hem diğer çocuklarına davranışı hem son çocuğu ile verdiği mücadele, başlarda davranışlarında ki kibir, biz hallederiz hâllerinin nasıl da değiştini ve sonlara doğru annenin de kendi ile hesaplaşması çok iyiydi. İnce ama dolu dolu bir kitap okuduk.....




Sığ Sularda Dans, farklı kültüre mensup iki ailenin, Sutherlandlar ve Wintergreenler’in, birkaç kuşak boyu suren ilişkilerini, kimlik arayışlarını, bağlanma sorunlarını ve aile bağlarının birey üzerindeki etkisini odağına alıyor. İskoçya ve İngiltere arasında geçen roman, sıradan insanların hayatlarındaki dönüm noktalarını işliyor.
Bu kitapta da ana karakterimiz kendisine miras kalan adada ki eve yerlesiyir ve ondan sonrada köklerine dair, neden aidiyet hissedemedigine dair iç sesinden yola çıkarak yaşama karışıyor... Her bir karakter bir diğeri ile baglaniyor anlatirken ve sizi başka başka hikâyelere götürüyor. Ve siz tam kızacakken o kişinin hikayesinden sonra birazda olsa kendinizi hak verirken buluyorsunuz....
Özellikle sonunu çok beğendim. Kitabı genel anlamda çok beğendim. 
#birkutukitap sayesinde tanıştım bu kitap ile. 
#gulsahinkitapligi   
 

15.1.25

Ortaya Karışık 🌟

 Selâm.🙋🏻‍♀️


Ne zaman okullar açıldı ne zaman ara tatil geldi modundayım bu hafta..

Ocak ayına hızlı bir giriş yaptık. Bu ay yoğun geçiyor. Resmen ayı yarıladık... Her ne kadar bir kaç senedir " yeni yıl kararlarını" yazılı yapmasamda, kafamda tik atıyorum 🙈 

Bu ay ne çok kayıp oldu sanat dünyasından.... Tanımasamda için buruluyor, TV'den tanıyor, izliyorduk...bir nevi uzaktan tanıdık gibi....

Okuma olarak da hızlı başladım. Yine ortaya karışık bir yazı oldu 🤭☺️


Enis Batur'un kendi deyimiyle "kitaplarla tutkulu ilişkisi" üzerine kurulu olan Kitap Evi, yazarın kişisel kütüphanesi ve bu kütüphaneyle kurduğu bağ üzerinden ilerleyen bir deneme. Kitapların yazarın hayatındaki yeri, kitaplarla kurduğu bağ ve bu bağın hayatına etkileri. Ozellikle "eril bakış açısı" yorumları ve kitaplarını evlat gibi sahiplenmesi üzerine düşüncelerini düşünürek okudum. Gerçekten de iyi bir okur olduğunuzda, kitabınızla kurduğunuz bağ bambaşka. 

 Başta hep kitaba ismini de verdiği konuyu bekledim, hangi satırda " mirası kimin bıraktığını" öğrenicez diye. Oysaki kitap bitiminde anladım ki önemli olan o değil. Yazarın da arayışları vardı ve o arayışlarda anılarına dönmesi, hissettiklerini anlatması vs.. asıl onlardı kıymetli olan.



"Erzurum Yolculuğu", Rus edebiyatının önemli yazarlarından Aleksandr Puşkin'in kısa bir hikayesidir. Puşkin, bu eserinde, bir yolculuk sırasında karşılaşılan insanlarla ve gözlemlerle ilgili izlenimlerini aktarır. Kitap, genellikle insan doğasının farklı yönlerini, kişisel gözlemleri ve toplumsal etkileşimleri derinlemesine ele alır. 


Yolculuk temasını, yalnızca bir yerden başka bir yere gitme anlamında değil, aynı zamanda içsel bir yolculuk olarak da görmek mümkündür. 


Puşkin'in eseri, aynı zamanda bir dönemin sosyo-politik yapısını anlamamıza da yardımcı olur. Erzurum'un kendisi, bir zamanlar Rus İmparatorluğu için stratejik bir önem taşıyan bir yerdi, bu yüzden Puşkin, bu yerin insanları, kültürü ve gelenekleri hakkında derin bir gözlem yapma fırsatı bulur.


Eserdeki anlatım tarzı, gerçekçilik ile romantizmin birleşimi olarak nitelendirilebilir. Yolculuk boyunca karşılaştığı halkı, orduyu kendi bakış açısı ile betimler. 


Puşkin'in edebi gücü ve gözlemci bakış açısı, hikayenin hem dönemin Rusya'sını hem de insanın evrensel özelliklerini derinlemesine yansıtmasına olanak tanır.

Kısa ama dolu dolu bir kitaptı. 


22.8.24

Selammmmm !

 Selaaaammmmm :))))

Yeni yaşımdan merhaba :)

Yine kopukluk yaşamışım blogdan. Telefondanda giremediğimden oldu aslında. Başlarda yazıyor ve okuyordum. sonra ne olduysa hata vermeye başladı...

Velhasıl bir iyi bir düşünceli devam ediyor hayat.... Yaza hızlı bir giriş yaptık. Kızın İzmir'de maçı vardı, hazır oraya kadar gitmişken babamlara gitmemek olmazdı. Hem kısa bir tatil hepimize iyi gelecekti. Güzel bir tatil oldu.

Sonrasında da ufak bir Selanik-Kavala kaçamağımız oldu arkadaşlarımızla. Bize çok benzeyen bir ülke. Baktığınızda biz daha gelişmiş duruyoruz bence yapı olarak ama medeniyet olarak onlar daha da gelişmiş. Mesela "hiç korna sesi" duymadık. Belirli saatlerde dükkanlar kapanıyor v.s....

Gitmişken Can'ım Ata'mızın evini de ziyaret etmemek olmazdı. Tabi acayip bir restore edilmiş bir ev ile karşı karşıyaydık. Her şey yeniydi :(( duvarla dokundum, duamı ettim.... ve bir şey daha dikkatimi çekti; gelen herkes hızlıca gecip, daha çok fotoğraf alma peşindeydi... kimse durup bakmıyordu. :( gitgide böyle şeylere daha çok takar oldum......



Çok gezemedik, tekrar gidicez. :) en çok üzüldüğüm noktada; hani hep diyorlar ya; gerçektende fiyatlar çok uygun. Biz kendi ülkemizde tatil yapmak istesek.... iki kati resmen... birde orada aldığımız hizmette  çok iyiydi. Geçenlerde çocukları Pier Loti'ye götürdük. Kahramanmaraş Dondurmacı'sı neredeyse yarım top dondurmaya kaın tek top dondurmaya 150 TL istedi. Şaka gibi ya......Biz Selanik'te, oranın iyi pastanelerinden birinde altı kişi, ikisi çocuk, dört kahve, ortaya iki tabak tatlı, iki cocuğa dondurma ortalama 400 Tl ödedik... tabi ister istemez bura ile karşılaştırdık her şeyi.... sonucunda da miss gibi ülkemde kazıklanmanın alasını yaşamak koyuyor insana.... :/😑

Geldik ağustos ayına.. kızı ortaokula kayıt ettirdik... ne zaman büyüdü bu bee diye diye duygular şelale tabiii😌 

Dizilerden "The Young Pope" dizisine başladım. 

 



 

Papa'yı oynayan oyuncuya bayıldım. O nasıl bir karakter....Emil In Paris sezonu geldi, severek takip ettiğim dizilerden. Birde uzun zamandır listemde izlenmeyi bekleyen "Fringe" dizine başlıyorum. 😁arkadaşlarım ve beyim dizinin tam bana göre olduğunu söyleyip duruyorlar :)


Bir sürü kitap okudum. Bu ara elimde olan Tokyo Manga Klasik Serisine başladım... Hem baskı kaliteleri, hemde görüntü ve puntoları ile gönlümü çaldılar :)

internetten alıntı yaptım :) görseli

Böyleyken böyle işte... :) 

Daha sık görüşmek dileğiyle :)

3.10.23

Günlük, Sergi Gezisi

 Selam... yeni yazıları okuyup da blog yazmak çok iyi hissettiriyor...🪷

Yine yoğun bir Eylül ayını geride bırakıp, birazda hüzünlü bir Ekim ayına giriş yaptık. Bu hafta sonu Sakarya'da Minikler ve Takım maçları vardı. Kulüp olarak oradaydık. Takım olarak bizim kızlar 2. oldu. 👏🏻👏🏻👏🏻

Ferdi maçta da altı maçı alarak Umay kız sıralamada 13.oldu( 100 kız arasında) bizim için iyi bir maç oldu. Adım adım basamakları çıkıyorlar minikler...

Tabi valiz hazırla, valiz boşalt, çamaşır yıka, ütüle derken... hop gece erkenden uyumuşum. Sabah beş gibi uyandım lakin hava serin olunca yataktan çıkasım gelmedi... oysa ki erken kalkmayı ne kadar özlemiştim 🙈 olcak olcak kalkıcam erkenden😁

Blog yazımı yazarken haberleri dinliyordum. Artık bir çok şeyin lüks olduğundan bahsediyor... öyle gerçektende... bir anda arttı her şey ve ne olacak böyle bilemiyorum....

Bir offf çekerek devam edeyim.....

(Bu aralar canım sıkkın, bazı şeyler yaşanıyor ve saygı duymaktan öte bir şey gelmez elimden diyerek.... içime dönüyorum...🥺 hayat böyle diyorum, her şey bizim için.... yaşıyoruz ve öğreniyoruz....)

Kulüp'ün 2. Sezonu gelmiş onu izliyoruz. Sevdik bu diziyi... bir de Tabii sitesinde "Rumi" dizisi vardı onu izleyip bitirdim. Mevlana Hz. Anlatıyor...çok beğenerek izledim. Özellikle müzikleri ve oyunculari çok beğendim.

Geçen hafta arkadaşım ile "İstanbul Resim Ve Heykel Müzesi"ni gezdik.  Tabi öncesi simit çay ikilisi ile güne başladık.

Çok çok beğendik. Kronolojik olarak duzenlenmis ve her odada ki yerleşimler, sergiler harikaydi. İmkânınız olursa mutlaka ziyaret ediniz derim. Müzekart geçmiyor bilginize.

Çok fazla kare var lakin hepsini ekleyemem tabi buraya. Özellikle Osman Hamdi odasında ki resimler muhteşemdi... o dönemin sanata olan bakışı ve yaptıkları çok iyiydi ... ne zaman kaynettik sanatı bı düşündük gezerken....

Bir de +700 bölümü vardı. Bir sanat sever koleksiyonunu bağışlamış müzeye...













31.8.23

Selam :)

 Selamm :)

Çokkk sıcak günlerden bir günü daha bitirdik... Bu sene hepimiz yandık sanırım.. Hani yaz ayını severim ama bu kadar sıcaklar mahvetti resmen. Mıncır'da nasibini aldı sıcaklardan ve iki kez iğne oldu...

Onun dışında malum haftanın altı günü antreman olduğu için buralarda takılmaya devam... Güzel yanı ise arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmek oluyor. Bir de bu sene Kalamış'da Yaz Festivali kapsamında çok iyi sanatçılar konser verdi. Aldık sandalyelerimizi akşamları Kalamış'ta takıldık. " Nilüfer, Erol Evgin, Melike şahin, Edip Akbayram, Ceza" yı dinledik esen deniz kenarı eşliğinde :)


Dizilerden "This Is Us" izliyorum. Son sezona geldim. İçimde o kadar çok yere dokundu.... yer yer ağlayarak yer yer gülümseterek izletiyor dizi kendini... Terapi gibi bir dizi gerçekten de... ÖZellikle aile içi yaşananlarda içinizde, aklınızda kalan sorular varsa kendi kendinize yanıtları buluyor olacaksanız. Bazı diziler ve filmler başka kapılar açar size. Hani hep beklediğiniz o cümle, bazen bir kelime var ya.. işte o kilili kapıyı açıyor....,

Gülmek için de "Big Bang Teori" ye başladık tekrardan. Nasıl bir ince espriler diyorum her izlediğimde...  :))


iki gündür ayaklarım yere basmıyor.... Ufak ufak suprizler yapan ailem, dostlarım, arayan, mesaj atan arkadaşlarim, dostlarım.... Çok teşekkür ederim 🙏🏻🪷🫶🏻
Yeni bir yaş almak hep heyecanlandırmıştır beni... Çok da severim doğum günlerini 🙈
Bu sene ruhum için kendimce çok şey yapmaya çalıştım, hâlâ yol devam ediyor. Denge-de kalmaya çalışmak zor ama imkânsız değilmiş öğrendim... Yaş alırken yolumda olan bütüne teşekkür ederim 🙏🏻


 Okuduğum kitapları da paylaşmak isterim :)

📚📖 Kimse kendisini ilgilendirmeyen bir düş göremez.

📚📖📚📖 İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatı sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerin işi kolaydır.

🪷🪷🪷🪷 Okurken yer yer Tanrılar Okulu kitabına benzettim... Çok uzun detaylara girmeden bir çocuğun büyürken yaşadığı duygu durumlarını, farkındalıklarını, arayışlarını, cekimserliklerinide okudum.... Olaylara karşı bazı cümleler sizin de yolunuza ışık oluyor....

Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Der kitabın arka kapağında....
Bu kitabı Sevgili Banu'mun vesilesi ile öne çekip kitap dostu arkadaşlarımızla okuduk.


 

Defoe'nin bu pikaresk romanı (İspanyolca "picaro" kelimesinden türetilmiş, toplumun aşağı tabakasından olan parasız, serseri ve gezgin kişilerin başlarından geçen olayların anlatıldığı otobiyografik yönü de olabilen romanlar)

📖" Bu hayata girmemin nedeni yoksulluk olmuştu, devam etmemin nedeni de yoksullaşmak korkusuydu...." Resmen her şeyi açıklıyor bu cümle.....
Annesi hapse giren ve hayatta kalma mücadelesi veren bir kadının romanı.
17. Yüzyıl'da İngiltere'de yaşanan günlük olayları da okuyoruz bir nevi. Hatta resmi nikahın ötesinde hemen hemen her erkeğin metresinin olması... Doğum kontrolü bilinmediği için babasız doğrulan çocuklar....

İşin garip tarafı Moll hayat hikâyesini öyle bir iştahla ve keyifle anlatır ki, tövbekâr mı, yoksa usta bir yalancı mı olduğu yüzyıllar sonra halen tartışılmaktadır. Güzel olan bir yanıda hikayeleri öyle bir birbirene bağlıyor ki; sanki binbir gece masalları okuyorsunuz 🙈

📖 tek sıkan tarafı hikâyenin çok uzatılması. Araları atladım resmen🙈🙈🙈 çünkü çok tekrarlar vardı napayım 🤭 okurken güldüğüm yerler de oldu çok üzüldüğüm yerlerde.... 

Hiç grafik, çizgi roman vs.. tarzı okumamıştım. Küçükken de okudum mi hatırlamıyorum. Bu seriyi biraz da gözümü kapatıp almıştım geçtiğimiz senelerde... Sonra araya alıp okuyayım derken bayıldım kitaba 🙈😊
Tek zorlayan, yazıların el yazısı ile yazılmış olması. :)

Vincent, 30 yaşında, bekâr ve yalnız; kuaför salonu ile baskıcı ve çatlak annesi arasında sıkıcı ve tekdüze bir hayat yaşıyor. Bir gün yolu, bir yerden tanıdık gelen ancak çıkaramadığı Rosalie ile kesişir. Kim olduğunu bulma bahanesiyle onu izlemeye koyulur. Alışılagelmedik bir şekilde, gizlice bu kadının hayatının bir parçası olan Vincent, bir yandan kendi hayatıyla ilgili tercihlerini sorgulamaya başlar.

Küçük bir şehirde, sıradışı karakterler ve suluboya renklendirilmiş harika çizimler eşliğinde üç ciltlik sürükleyici bir hikâye.

2015 yılında sinemaya da uyarlanan Rosalie Blum serisi, aynı zamanda ilk cildiyle Angoulême Çizgi Roman Festivalinde de ödül kazanmıştır. #rosalieblum #gulsahinkitapligi

7.6.23

Nerde Kalmıştık?

 Bir şekilde devam ediyor hayat..... 

Hayatımızda ki en büyük yenilik " yavru kedi"sahiplendik. Umay Kız çok istiyordu sahiplenmeyi. Kuzenim de 6 yavru kedi bulmuş evinde onlara bakıyordu. Bu arada kuzenimin kendisinin 11'e yakın kedisi ve köpeği var. Hepsi de sokakta muhtaç olarak bulduğu ve bırakamadığı kedileri.... Ama ev artık almadığı için 🫣 bulduklarni iyileştirilip ya da yavruysa birz büyütüp sokağa bırakıyor. İşte biz de o dönem çok kararsızdık... Ama aklımızın bir köşesinde vardı... Gittik ve Umay'a bıraktık hangi kedinin bizle geleceği seçimini...  Tek kriterimiz " dişi kedi" 🐱 olması idi ☺️


Adını "Mıncır" koydu. Çok tatlı bir kız Mıncır, tam bir sevgi arsızı, tabi bunda bebek olmasınında verdiği bir tepkiymis. Yalnız devamlı oyun istiyor, oynuyor, yiyo- iciyo-mıçıyo yatıyor 😂

Benim tek kriterim; mutfağa girmeye alışmaması. O yüzden mutfak kapısı hep kapalı.. 

Onun dışında rutin hayatıma devam. Okuyorum, geziyorum, izliyorum......


27.4.23

Amasya Gezisinden Kalanlar....

 Merhabaaaaa...

 

Yoğun bir ara tatili sonrası yağmurlar ve evde olmak iyi geldi. Bu ara tatilde kızın turnuvası sebebi ile Amasya'daydık. Cuma'dan yola çıktık ve cumartesi ilk ferdi maçını oynadı. Kuradan karşısına; kendisinden iki yaş büyük ve dereceleri olan bir kız denk geldi. 2-3 puan fark ile yenildi. Melis Hocamız bunu beklediğini söyledi. Hem ilk maçı olması hem de rakibinin büyük olması sebebi ile yenmesi biraz zordu dedi. Lakin iyi de oynadığını söyledi, arada ki 2 puan farkla yenilmek başarıydı Umay Kız için. Karşı tarafın rakibi başta iyiydi lakin Umay'ın solak olması ve iyi servis atması sebebi ile suratı o kadar çok düştükü ki bu durum bize motive oldu açıkcası.😬


 Bu arada onlar oteldeyken akşamları Amasya'yı gezdik. Tek kelime ile bayıldım şehre. Hele akşamları ışıklandırma ile muhteşem bir manzara vardı. Bu arada şehzadeler şehri olması sebebi ile Yeşilırmak kanalının orası hep konaklarla çevrili idi. Kaldığımız otelde konaktı. Ziyagil Konağı idi adı ve aile işletmesiydi. O mütevazi yaklaşımları, karşılamaları ve samimiyetleri ile beş yıldızı hak etmişlerdi. Oranın iyi konaklama merkezlerinden biriymiş. Aile işletmesi olması ve ortamın huzuru, sakinliği otelede yansımıştı.

Yemeklerimizi de " Amasya Mutfağı Konağı"nda yedik. Genellikle oraya has yemekleri seçtik. Çok fazla yöresel yemeği yoktu. Haşhaşlı çöreği ile meşhurmuş. Fena değildi. Favorimiz " baklalı sarma" ve "keşkek" oldu.

Döneceğimiz gün de "Kral Kayalıklarına ve Arkeoloji Müzesini" gezdik arkadaşlarımızla..

 




Amasya'nın bir güzel anısıda, orada yaşayan Elif ile tanışmak oldu. Kitap kulübünden bir arkadaşım Elif ve oaraya geleceğimizi duyunca, akşam bizi çaya davet etti. Bir de öyle güzel bir cafede yer ayırtmış ki... Yamaç Tepesinde ve tüm Amasya ayaklarımızın altında idi. Kitap kulübünün bana kattığı güzel arkadaşlıklarından biridir Elif. Ve yüzyüze tanışmak çok heyecan ve keyif verici idi.💜🙏  
İstanbul'a dönüş yolunda da Ankara/ Anıtkabir'e uğradık. Tüylerimiz diken diken ve gözümüz yaşlı dolaştık.... İÇimdeki sevgi, saygı, minnet duygusu o kadar büyük ki.......
Güzel bir ara tatil oldu bizim için. Gelsin sırada ki maçlar :)
 
 
 




15.3.23

Sybil Flora Rheta Schreiber


Uzun bir aradan sonra merhaba...

Umay kızın mart ayında doğum günü vardı, bütün sınıfı çağırmak istediğinden bizde mayıs ayında okula yakın bir parkta yapmaya karar verdik.

Tabi onun dışında, gününde de evde aile arası pasta kestik. Okulda çekirdek bir grubumuz oluştu. Hepimiz birbirimize çok çabuk uyumlandık ve ayda bir buluşuyoruz bazen de daha sık buluşup çocukları da bir araya getiriyoruz okul dışında. İŞte bu çekirdek grubumuz Umay Kıza süpriz yaptı ve akşam yemekten sonra bize geldiler, Allah'ım Umay nasıl çıldırdı anlatamam... İstemesem bu kadar güzel bir doğum günü olamazdı. :) o kadar sevindiki.... Tabi mayıs ayında tüm sınıfa yine yapıcaz 😁

 📖📖📖📖⏳⏳⏳⏳⏳

sybil

Sybil'ın dinsel baskılar yönünden de ezilmesi ve özellikle dinsel açıdan sinirsel bir hastalık içerisindeki büyükbabasının da katkısıyla kapana kıstırılması, sarsıntıyı güçlendiriyordu.


Dr. Wilbur, ne "Mike" adından ne de kızlara hükmedercesine yöneltilen iltifatlardan pek bir şey anlayamadı. Doktoru etkileyen şey, Sybil'in yalnızlık isteğiyle ihtiyacını yapıcı bir çözüme bağlayacak değişen bir kişiliğin varlığı oldu ilk anda; çünkü Sybil kendisi bu çözümü getirememişti. Bilinçli kafa bocalarken, bilinçaltı eyleme geçmişti...


Öyle bir kitap okudum ki... uzun zamandır böylesine etkileyici bir psikoloji kitabı okumamıştım.

Arkadaşım okudu ve önerdi. Sağ olsun bir de kitabını paylaştı.

 Kadınlı erkekli tam 17 karakter... Tek bir vücutta farklı dengeler... Sybil, çok kişilikli oluşun ilk psikanalizidir. Sybil Dorsett olayı, nomale bakışımızı da etkileyen bir gerçektir. Sybil yalnızca insan davranışlarını saptayan bilinçaltı dünyasının tehlikeli güçlerinin yepyeni bir incelemesi olmayıp, baskı ayıtlarından, toplum, din ve ailenin sakatlayıcı etkilerine bir örnekle bakıştır. Okuyucu bu kitabı okuduğunda bir bilinçlilik genişlemesine uğrayacaktır. Çünkü kendi yaşamını büyüteç altına alarak onları dönem dönem analiz edecektir.
Tıp açısından ise bu öykü, akıl hastalıklarının kalıtım ve çevre terimleri içinde ortaya çıkışını; halk dilinde çok ya da farklı kişiliklere mal edilen şizofreniyle Sybil'in pek az rastlanan hastalığı Grande-hystérie arasındaki ayrılığı ortaya serme amacını gütmektedir.

 der arka kapakta. 

Okurken çokca durup düşündüm, 16 kişilikle yaşamak ve sebebinin de küçüklükten başlayan anne ile sorunlarından kaçmak için geliştirdiği bir yaşam.

O küçücük bedeni ile maruz kaldığı işkenceler...Babanın çok çalışıyorum bahanesi ile görmemeyi seçtiği zamanlar...

Tabi en çok da etkili olan dini inanışları ve annenin de ailesinde olan şizofrenik belirtiler... Aile ve geçmiş ne kadar önemli dedim okurken.....

Düşünün ki yaşadığı travmalar sonrası kendi de farkında olmadan geliştirdiği kişilerle hayata tutunmaya çalışması ve bu durumun resmen bir ömrüne mal olması. Dr. Wilbur ile seansları sonrası, 42 yaşında artık yavaş yavaş normale dönmeye başlaması.....

Tabi o dönemde ( 1950'liler de) bu kadar çoklu kişilik vakasına rastlanmaması da çığır açmış.... Ve Sybil'in içinde ki kişiliklerle yüzleşmesi de zaman alıyor. Başta kabul etmek istemiyor lakin hayatında bi kayıp 2 yıl var ve bir türlü hatırlayamıyor....

Ve kitabın sonlarına dogru, hayatına düzen vermeye çalışırken itiraf etmekte zorlandığı " annemden nefret ediyorum, onun ölmesini kaç kere istedim biliyor musunuz?" lar çok etkiledi okumamı...

 

Velhasıl mutlaka okuyun diyeceğim kitaplardan biri oldu.... ve hiç unutmayacağım.....



13.2.23

06.02.23 deprem sabahı

 O sabah geç uyandım.... Salona girince televizyona bakakaldım. Gece yatmadan interneti kapatıyorum, telefonlar başucunda olduğundan... O yüzden hiç bir mesajı göremedim... Ve o gün bugündür ne diyeceğimi de bilmiyorum...🥺🤲🏻📿 



Geçmiş olsun Ülkemize 🥺  

Hiç televizyon karşısından kalkmak istemiyorum... Sanki TV'yi kapatinca haber alamayacağım ve bu olsunda istemiyorum...

Her habere hem üzüntüden hem sevinçten ağlıyorum/Z eşimle......

Geçen gün eşim arkadaşının yakınları için kefen aradı.... Ararken çok kötüydük... Zor bulduk, bulduğumuza sevindik sonra sevindigimize üzüldük... Resmen bu haldeyiz...... 

Oysa ki 15 tatilde Kuzum Toprak Cem gelmişti.... Umay kız ile keyiflerine diyecek yoktu...... 

Gittiği günün ertesi deprem haberi ile yandık..... Nasıl bir dunay dedim, 1 dakika içinde her şey değişiyor.......

Bu gibi durumlarda konuşamayan, anlatamayanlardanim.... Daha çok sessizce izliyorum... Ne diyebilirim ki zaten..... Her kelime, her cümle anlamsız....

İki gündür geceleri televizyonu kapatıp, kitap okumaya çalışıyorum. Bugün daha iyiyim okudum yoksa kafayı yiycem......

İşte böyle......

Fazla söze gerek yok...

Allah Yar Ve Yardımcımız Olsun 🤲🏻🥺

16.12.22

Haftaya Dair

 Yeni yıla az bı zaman kaldi ama biz hâlâ evi renklendirmedik... Sanırım pandeminin getirdiği şeylerden biride bu oldu.... Bazı sevinçlerimizi köreltti resmen... Yapı olarak olan olaylar karşısında soğuk kanlıyımdır.. ve pandemi dönemini de sakin, evde kaldığımız dönemi oflamadan geçirdim/k... Ve anlıyorum ki bu sene o dönem ki sakinligimin zıt duyguları çıkıyor....

Bu hafta yoğun geçiyor... Zaman ne Zaman bugüne geldi anlayamıyorum bile ...  Oysa ki bugüne kadar listeler yapmıştım, yeni kararlar alıp, listeler yapıp, uyguladıkça üstünü çizmeler.... Hepsi geride kaldı gibi bu dönem....

İki üç gün önce Sevgili Blogger Momentos, Spotify'de hazırladığı " blogger tanıtım postu"nda bloğumdan bahsetmiş. Nasıl hoşuma gitti, gururum okşandı anlatamam ... Gerçekten de burası bir başka..daha samimi, daha içten..

Burdan bir kez daha teşekkür ederim 🙏🏻 kendisine.

Bu aralar evde geçiyor, haftaya dışarı atmayı düşünüyorum kendimi... Gitgide yine ertelemeye başladığımı hissediyorum bir çok şeyi... Aslında vaktim bol, evde spor yapmak istiyorum, olmadı arada çıkıp düzenli yürüyüş yapmak istiyorum... Ve engel olacak bir durumda yok ama ben çok erteliyorum... Yeni yıla listemde ilk sırayı bu erteleme huyumu terbiye etmek olsun😬🙈

Bu aralar üç kitap birden okuyorum, üçü de grup kitaplarımız... Yeni yılda bunu da bire indiricem. Elimde çok kitabım birikti, kendi keyfime göre okumak istiyorum.

"Tutunamayanlar, Yerdeniz 6 ve Jean Christophe" okuyorum. Hepside maşallah sayfa sayısı olarak çoklar 😬

Yarına da kayınvalidemin kuzenleri gelecek. En iyisi ben kalkıp hazırlıklara başlayayım. Sonrada kitabımı okuyayım ☺️🪷


7.12.22

Kelimeler Ve Renkler İskender Pala Sergisi

 Dün otururken " hadi kaldır totonu ve o sergiye git" dedim... Aslında hem gitmek istiyordum hem de evde kalıp kitap okumak.... Bir kaç gün hiç çıkmadan evde oturabilirim, o potansiyele sahip biriyim 😬🙈

Hep duyuyordum "Nev Mekan Sahil" in çok güzel bir cafe olduğunu. Sergide bu mekanın alt katında idi.  "Kelimeler ve Renkler" İskender Pala'nın 13 eserinden esinlenerek yapılan resimlerin sergisi idi.... Öğlen bir güzel hazırlanıp Üsküdar'a gittim. Önce sergiyi gezdim, sonrada cafe kısmında bı çay içtim. Çok kalabalıktı cafe kısmı. Hatta yer olmadigi için bekleyenlerin isimleri alınıp, sırayla boşalan masalara çağrıldık...

Oradan çıkıp biraz sokaklarında dolaştım.... Hatta fotoğraf çekmek yerine aklıma ve içime kazidim detayları.... 

Açıkçası sergi çok ama çok hoşuma gitti. Ne kadar güzel bir sanat...bir yazar için ise olağanüstü... Kaleminden dökülen satırların resimelere yansıması.... Kitaplarını severek okuyorum yazarın. Anlatım dilini ve bakış açısını seviyorum, bizden hikâyeler anlatmasını daha çok seviyorum 🙏🏻☺️

Sergide Pala'nın 13 romanını temsil eden eserlerden "Babilde Ölüm İstanbul'da Aşk"ı Murat Kurt, "Katre-i Matem"i Ceyda Hüseyinoğlu, "Şah ve Sultan"ı Ataman Oğuz, "Od"u Hürrem Özerden, "Efsane"yi Mustafa Sönmez, "Mihmandar"ı Gültekin Serbest, "Karun ve Anarşist"i Handan Korkmaz, "Abum Rabum"u Erhan Hökelek, "İtiraf"ı Erol Kılıç, "Akşam Yıldızı"nı Figan Batı, "Kervan"ı Evren Gül, "A-71"i Müfit İşler ve "Surname"yi Talip Keser resmetti. ( Bu bilgiler netten alınmıştır)

Not: Sergi 02/01/2023 tarihine kadar açık ve ücretsizdir.

Çektiğim fotoğrafları da paylaşmak isterim sizinle.💫