Bu sabah hava ne güzel değil mi? Çok severim böyle havaları; puslu,soğuk ve kapalı. Bir yanım depresif benim ondan sanırım.👧
Elbet çalışırken zor bir hava şartları bu havalar. Sabah soğukta sıcacık evden çıkıp işe gitmek. Biliyor musunuz bunu da özledim çok. Çalışmak çok güzel bir şey ve darısı bana diyip günün olumlamasını da yapayım.🙏
Dün kız babaannesindeydi. Bir tane de sinema biletimiz vardı. Merter'e dedim kalk sinemaya gidelim, Aile Arasında filmi sinemadan kalkmadan izleyelim dedik ve iyi ki de sinema da izlemişiz.( amma çok sinema kelimesi kullanmışım)
Çok güldük ve keyifle izledik. Bir de gece matinelerini çok seviyorum. İmkan olsa hep gece son matineye gitmek isterdim.
Dün de böyle bitti.
Bu günde yazımı yazdıktan sonra dağ gibi olan ütüyü bitirme zamanı 😳😵
Sonra da vakit oldukça yeni başladığım Güvercin Bekçileri kitabımı okuyacağım. Aslında bu kitaba AbumRabum kitabından sonra başlamam iyi oldu çünkü konular birbirine paralel ve şuan okuduklarım yabancı gelmiyor.
Ne zamandır aklımdaydı aslında size gazete de gördüğüm ve kullanmaya başladığım bir uygulamadan bahsetmek.
Ben şimdilik Müze uygulamasını daha aktif kullandım ve çok da iyiydi. Size en yakın Müze ve Milli Parkları gösteriyor uygulamalar. Ve Türkiye genelinde ki müzeleri ve parkları da bildiriyor.
Akıllı telefonuma indirdim ve ordan bakıyorum....
Eğer gezileri seviyorsanız işinize yarayacak bir program. Google'dan aratmaktansa tek uygulama ile bakmak daha pratik oldu. Hatta yakınımda olan ama bilmediğim yerleri bile gördüm bu site ile.
Bugünde böyle işte, diğer blog yazılarını okudum, yazımı yazdım, müzik olarak da; loreena mckennitt açtım hem kulağıma hem ruhuma hitap ezgiler eşliğinde ütüye kaçar ben. ::))
Selamlar hepinize.
Türk Filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türk Filmleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18.1.18
13.11.17
Günlük; İki Film Bir Kitap; Romantika
Hafta sonu tembellik yapınca birçok şey bugüne kaldı.
Tabi bunların başında üç sepet ütü 😬
Sabahtan kahvaltı faslını bitirip daldım evin içine.... Artık Umay'da kendi başına oynuyor yada televizyona bakıyor işim bitene kadar. Beni durdurmadığı için daha çabuk bitiyor işim.
Sonra bir baktım okul saati gelmiş. Onu okula bıraktım, eve gelir gelmez de çayı attım ocağa, biber dolmalarımı da doldurdum, akşama pişecekler...
Bende o ara oturdum bilgisayarın başına.. önce sizin yazdıklarınızı okudum, şimdi sıra bende :))))
Geçen hafta arakadaşlarla "Ayla" filmini izledik.
Çok beğenerek izledim/k. Türk Yapımı olarak çekimler vs iyiydi...
Biraz ağladık tabi ama öyle anlatıldığı kadarda çoooook ağlamıyorsunuz yahu...
Tabi konusunun gerçek bir hikayeden alınması, savaş görüntüleri ve o bomba sesleri çok etkiliyor duygularınızı....
Cumartesi Yol Ayrımı filmine gidelim diye çıktık evden, kendimizi DOĞU EKSPRESİNDE CİNAYET filminde bulduk. Johnny Deep' hayranım. Özellikle o mimiklerini kullanmasına ifadeyi vermesine bayılıyorum...
Elbet diğer oyuncular da çok iyiydi. Agatha Christie'nin bir kaç romanını okumuştum, kurgusu ve şaşırtmasını seviyorum.
Film de kısa , uzatmalar olmadan çekilmiş. Beğenerek izledim/k.
Daha önce Şu Çılgın Türkler kitabını okumuştum. Hemde bir solukta. Turgut Özakman'ın yalın bir anlatım dili var ve siz daha yeni başladım derken kitaba bir bakıyorsunuz kitap bitmiş.
ROMANTİKA kitabını İnsatgram'da çok görmüştüm, sonra kitap kulubü tolantımız da Sema Abla da "alın okuyun çok güzel" deyince aldım ve elimde ki kitap biter bitmez bu kitaba başladım.
Yine bizi yalın ama içi dolu bir dil bekliyordu.
Bu yazarın ikinci romanı imiş. Aslında çok önceleri yazılmış ama sanıyorum ki yeni yeni reklamı yapılmış. Malum reklamı hangi firma daha çok yaparsa çok satanlar da o kitap yer alabiliyor. Ne kadar içler acısı ama maalesef çark böyle işliyor.
Konu olarak; aşk, aile, hüzün, huzursuzluk, sevinç, romantiklik, ahlak, saygı, ilişki; baba-kız ve ailevi ilişkiler vb... her şeyi buluyorsunuz okurken.
Özellikle Doğan Hoca ve Azure'nin ilişkisini nasıl samimi ve içten yazmış yazar anlatamam.
Şöyle ara bir kitap okuyayım diyorsanız bu kitabı es geçmeyin....
Dün Kabuk kitabına başladım bakalım beni nler bekliyor.
Ben kaçtım, iyi haftalar arakadaşlar. 😊
Tabi bunların başında üç sepet ütü 😬
Sabahtan kahvaltı faslını bitirip daldım evin içine.... Artık Umay'da kendi başına oynuyor yada televizyona bakıyor işim bitene kadar. Beni durdurmadığı için daha çabuk bitiyor işim.
Sonra bir baktım okul saati gelmiş. Onu okula bıraktım, eve gelir gelmez de çayı attım ocağa, biber dolmalarımı da doldurdum, akşama pişecekler...
Bende o ara oturdum bilgisayarın başına.. önce sizin yazdıklarınızı okudum, şimdi sıra bende :))))
Geçen hafta arakadaşlarla "Ayla" filmini izledik.
Çok beğenerek izledim/k. Türk Yapımı olarak çekimler vs iyiydi...
Biraz ağladık tabi ama öyle anlatıldığı kadarda çoooook ağlamıyorsunuz yahu...
Tabi konusunun gerçek bir hikayeden alınması, savaş görüntüleri ve o bomba sesleri çok etkiliyor duygularınızı....
Cumartesi Yol Ayrımı filmine gidelim diye çıktık evden, kendimizi DOĞU EKSPRESİNDE CİNAYET filminde bulduk. Johnny Deep' hayranım. Özellikle o mimiklerini kullanmasına ifadeyi vermesine bayılıyorum...
Elbet diğer oyuncular da çok iyiydi. Agatha Christie'nin bir kaç romanını okumuştum, kurgusu ve şaşırtmasını seviyorum.
Film de kısa , uzatmalar olmadan çekilmiş. Beğenerek izledim/k.
Daha önce Şu Çılgın Türkler kitabını okumuştum. Hemde bir solukta. Turgut Özakman'ın yalın bir anlatım dili var ve siz daha yeni başladım derken kitaba bir bakıyorsunuz kitap bitmiş.
ROMANTİKA kitabını İnsatgram'da çok görmüştüm, sonra kitap kulubü tolantımız da Sema Abla da "alın okuyun çok güzel" deyince aldım ve elimde ki kitap biter bitmez bu kitaba başladım.
Yine bizi yalın ama içi dolu bir dil bekliyordu.
Bu yazarın ikinci romanı imiş. Aslında çok önceleri yazılmış ama sanıyorum ki yeni yeni reklamı yapılmış. Malum reklamı hangi firma daha çok yaparsa çok satanlar da o kitap yer alabiliyor. Ne kadar içler acısı ama maalesef çark böyle işliyor.
Konu olarak; aşk, aile, hüzün, huzursuzluk, sevinç, romantiklik, ahlak, saygı, ilişki; baba-kız ve ailevi ilişkiler vb... her şeyi buluyorsunuz okurken.
Özellikle Doğan Hoca ve Azure'nin ilişkisini nasıl samimi ve içten yazmış yazar anlatamam.
Şöyle ara bir kitap okuyayım diyorsanız bu kitabı es geçmeyin....
Dün Kabuk kitabına başladım bakalım beni nler bekliyor.
Ben kaçtım, iyi haftalar arakadaşlar. 😊
14.2.17
Hayatı Yakala/ Reign Over Me filmi....
Bu aralar kitap okumalarım azaldı... içimde ki acı, özlem hergün büyüyor...
zaman diyorlar bence zaman azaltmıyor tersine daha da büyüyor bu özlem...
Cümlelerim de devamlı " annem olsa böyle derdi, böyle yapardı"larla konuşurken buluyorum kendimi...
Dışarıdan belli etmesem de içimde ki fırtınanın, yangının, erken kaybetmenin acısı öyle derin ki...
Aslında burdan daha fazla yazıp üzmek istemiyorum kimseyi...
Bu satırları yazmama sebep aslında izlediğim bir film oldu.
Türkçe'ye Hayatı Yakala olarak çevrilmiş bir film. 2007 yılı yapımı. Adam Sandler filmlerini çok büyük bir keyif ile izlerim. Ve hemen hemen her filmini izlemiş sayılırm derdim kendime ama bu gözden kaçmış. :)
Film çok duygusal... birde gece izleyince çok ağladım... hem adama hem kendime.....
Bir adam düşünün çok sevdiği ailesini bir uçak kazasın da kaybediyor... 3 kızı ve karısı birde köpeklerini...
Sonrası olaylar hiç yaşanmamış gibi davranıyor ve hatırlamamayı seçiyor... sanki yaşamamış gibi davranıyor, insanlardan kaçıyor, hiç arkadaşı yok, mesleği olan dişçiliği de bırakıyor... v.s...
Sonra birgün yolda giderken üniversiteden oda arkadaşı ile karşılaşıyor...olaylar bundan sonra başlıyor. Arkadaşı Alan yardımcı olmak isterken kendi hayatını da sorguluyor . Ona yardım ederken kendine de yardım etmiş oluyor vs..
İşte böyle gerisi filmde. Mutlaka izleyin diyebileceğim filmlerden oldu kendisi.
Geçen akşam da Türk Filmlerinden bunu izledik. Biraz gülelim istedik. Aslında film Ev Sineması tadında ama sinemaya uyarlanmış. :)
Özellikle Karadeniz'in müthiş görüntülerine ve film müziklerine hayran kaldım.
Onun dışında izlemeseniz de olur diyebileceğim filmlerden oldu...
zaman diyorlar bence zaman azaltmıyor tersine daha da büyüyor bu özlem...
Cümlelerim de devamlı " annem olsa böyle derdi, böyle yapardı"larla konuşurken buluyorum kendimi...
Dışarıdan belli etmesem de içimde ki fırtınanın, yangının, erken kaybetmenin acısı öyle derin ki...
Aslında burdan daha fazla yazıp üzmek istemiyorum kimseyi...
Bu satırları yazmama sebep aslında izlediğim bir film oldu.
![]() |
| reign over me |
Türkçe'ye Hayatı Yakala olarak çevrilmiş bir film. 2007 yılı yapımı. Adam Sandler filmlerini çok büyük bir keyif ile izlerim. Ve hemen hemen her filmini izlemiş sayılırm derdim kendime ama bu gözden kaçmış. :)
Film çok duygusal... birde gece izleyince çok ağladım... hem adama hem kendime.....
Bir adam düşünün çok sevdiği ailesini bir uçak kazasın da kaybediyor... 3 kızı ve karısı birde köpeklerini...
Sonrası olaylar hiç yaşanmamış gibi davranıyor ve hatırlamamayı seçiyor... sanki yaşamamış gibi davranıyor, insanlardan kaçıyor, hiç arkadaşı yok, mesleği olan dişçiliği de bırakıyor... v.s...
Sonra birgün yolda giderken üniversiteden oda arkadaşı ile karşılaşıyor...olaylar bundan sonra başlıyor. Arkadaşı Alan yardımcı olmak isterken kendi hayatını da sorguluyor . Ona yardım ederken kendine de yardım etmiş oluyor vs..
İşte böyle gerisi filmde. Mutlaka izleyin diyebileceğim filmlerden oldu kendisi.
Geçen akşam da Türk Filmlerinden bunu izledik. Biraz gülelim istedik. Aslında film Ev Sineması tadında ama sinemaya uyarlanmış. :)
Özellikle Karadeniz'in müthiş görüntülerine ve film müziklerine hayran kaldım.
Onun dışında izlemeseniz de olur diyebileceğim filmlerden oldu...
10.1.17
Ev Hali, bolcana film izlemeli ve kar fotoğraflı...
Bol kar fotoğraflı bir haftadan selam blog...
Uzun zamandır beklediğimiz doğa bize mucizesini gösterdi ve her yer bembeyaz oldu....
Vee bizim evde de akşam ışıklar yanınca perdeler çekilmedi, ( çünkü evin beyi daha ışıklar yanınca perdelerin kapatılmasından yana da ) tersine yatana kadar salondaki perdeler kapanmadı ve muhteşem görüntüyü izledik, seyrettik.. Bide üstüne kız uyudu mu içilen şarap da çok iyi geldi... Kah ağladım, kah dua mı ettim... Çünkü annem kışı, kar-ı çok severdi... .... Nur içinde uyu annem...
Bu da bizim Portakal Ağacımız... Sabaha bir baktık iyicene üstüne kar birikmiş, evin beyi hemen bir sopa yardımı ile ağacımıza yardım etti de fazla karı üstünden attık... Yoksa iki büklüm kalmıştı Can'ım ağaç...
Tabi tül perde açık olınca bizim kızda devamlı pencere önünde.. Sabahları uyanınca" anne kar yağdı mı?" " anne uyan sabah oldu kalk" gibi şeylerle bizi kaldırıp, çayımızı hızlıca içirtip sokağa çıkalım diye tüm o çocuk masumluğunu kullanarak ikna etti. :)))
Bizde dünden hazırmışız zati, Umay'dan önce:
------ Umay bak kar yağdı sonunda, hadi gidelim kardan Adam yapalım, gibi şeyler söyleyip durduk...
Veee çok mutlu oldu 2 gündğr sokağa çıkıp kar oynamaktan. Elbet yaptık kardan adamı da canım :) kendimizce... Havuçtan belki burnu yoktu ama ağaç dalından vardı, oda olur ama dimi?! :))
Yerlerde yattık, bol bol fotoğraf çektik ki bizim kız bu aralar fotoğraf çektirmeye de pek yanaşmıyor. Hemen saklanıyor yada kaçıyor... Bazen resmen yalvarıyorum birlikte çekilmek için :) bazende kendi diyor " anne gel fotoğraf çekinelim" diye...
Tabi birkaç gündür evde olunca, habire mutfağa girip bişeyler yapasım geldi. Hemen bir poğça attım fırına.. yanına da çay.. oh mis valla...
Geceleri de pencere önü manzaraya karşı şarap o kadar iyi geldi ki....
Kitaptan çok film ve dizi izledik bu arada.. ve yarında tatil madem okullar; muhtemelen film günü olur bize...
Sizde durumlar nasıl?
İzlediğim filmlerden biraz bahsedeyim belki size de fikir verir yada izleyeniniz vardır yorumunu yazar..
El Değmemiş Aşk çok çok keyifliydi, şöyle bizi yormayan biraz da güleleim keyif alalım diyorsanız mutlaka izleyin... :)
Aslında Melissa M. bu kızın filmleri de rol aldığı dizileri de keyifli oluyor ama hep aynı çizgide... artık biliyorsunuz nasıl bir karakter de rol aldığını ve filmin işleyiş biçimini... O yüzden izledim ama bir süre Melissa M. filmleri izlemeyeceğim dedim kendime...
Allah'ım bu nasıl bir dizidir ve oyuncaları nasıl iyidir... Kesinlikle Sherlock Homes'u canlandıran çocuk Joynh Deep'ten sonra mimikleride ki ve ifade deki favori kahramanım......
Merakla, ilgiyle izliyor ve bekliyorum.......
Finali sinema da göstereceklermiş sanıyorum... Bekle bizi Sherlock diyorum da başka birşey demiyorum......
Bir gece kız uyuduktan sonra sinema kanallarında gezinirken rastladım The Countess/ Kontes filmine... Film gerçek bir olayı anlatıyor...Filme konu olan Kontes 1560 dğumluymuş ve kocası öldükten sonra kendinden küçük biri ile aşk yaşar. Gencin babası öğrenir ve ayırır... Filmde aşk, intikam, ihtiras, hırs ve intikam vardı. Birde daima genç kalma arzusu... Tabi bizim Kontes; aşığının kendisinden genç biri ile evlendiğini duyunca.. bakire kızların kanı ile banyo yapar, ve cildine maskeler yapar...çünkü böylece daha da gençleştiğine inanır... Vs.. daha da anlatmayayım, izleyin derim...
Dönemine göre çok cesur bir kadınmış ve herşeyi göze almış bir kadınmış aşkı için....
Son olarak da Trendeki Kız Paula Hawkins... Kitabı kadar sürükleyiciydi... Ve yönetmen kitaba çok fazla sadık kalmış...
Kitabını beğenerek, ilgiyle okumuştum, filminide ilgiyle izledim... Oyunclar çok iyiydi kitapda ki karakterleri canlandırma konusunda...
İŞte böyle blog.........
Yeni haftaya başladık... Okullar tatil, bizim için iyi ama çalışan ve çocukları kreşe, okula giden anneler için kötü bir durum.....
İyi geceler.....
Uzun zamandır beklediğimiz doğa bize mucizesini gösterdi ve her yer bembeyaz oldu....
Vee bizim evde de akşam ışıklar yanınca perdeler çekilmedi, ( çünkü evin beyi daha ışıklar yanınca perdelerin kapatılmasından yana da ) tersine yatana kadar salondaki perdeler kapanmadı ve muhteşem görüntüyü izledik, seyrettik.. Bide üstüne kız uyudu mu içilen şarap da çok iyi geldi... Kah ağladım, kah dua mı ettim... Çünkü annem kışı, kar-ı çok severdi... .... Nur içinde uyu annem...
Bu da bizim Portakal Ağacımız... Sabaha bir baktık iyicene üstüne kar birikmiş, evin beyi hemen bir sopa yardımı ile ağacımıza yardım etti de fazla karı üstünden attık... Yoksa iki büklüm kalmıştı Can'ım ağaç...
Tabi tül perde açık olınca bizim kızda devamlı pencere önünde.. Sabahları uyanınca" anne kar yağdı mı?" " anne uyan sabah oldu kalk" gibi şeylerle bizi kaldırıp, çayımızı hızlıca içirtip sokağa çıkalım diye tüm o çocuk masumluğunu kullanarak ikna etti. :)))
Bizde dünden hazırmışız zati, Umay'dan önce:
------ Umay bak kar yağdı sonunda, hadi gidelim kardan Adam yapalım, gibi şeyler söyleyip durduk...
Veee çok mutlu oldu 2 gündğr sokağa çıkıp kar oynamaktan. Elbet yaptık kardan adamı da canım :) kendimizce... Havuçtan belki burnu yoktu ama ağaç dalından vardı, oda olur ama dimi?! :))
Yerlerde yattık, bol bol fotoğraf çektik ki bizim kız bu aralar fotoğraf çektirmeye de pek yanaşmıyor. Hemen saklanıyor yada kaçıyor... Bazen resmen yalvarıyorum birlikte çekilmek için :) bazende kendi diyor " anne gel fotoğraf çekinelim" diye...
Tabi birkaç gündür evde olunca, habire mutfağa girip bişeyler yapasım geldi. Hemen bir poğça attım fırına.. yanına da çay.. oh mis valla...
Geceleri de pencere önü manzaraya karşı şarap o kadar iyi geldi ki....
Kitaptan çok film ve dizi izledik bu arada.. ve yarında tatil madem okullar; muhtemelen film günü olur bize...
Sizde durumlar nasıl?
İzlediğim filmlerden biraz bahsedeyim belki size de fikir verir yada izleyeniniz vardır yorumunu yazar..
El Değmemiş Aşk çok çok keyifliydi, şöyle bizi yormayan biraz da güleleim keyif alalım diyorsanız mutlaka izleyin... :)
Aslında Melissa M. bu kızın filmleri de rol aldığı dizileri de keyifli oluyor ama hep aynı çizgide... artık biliyorsunuz nasıl bir karakter de rol aldığını ve filmin işleyiş biçimini... O yüzden izledim ama bir süre Melissa M. filmleri izlemeyeceğim dedim kendime...
![]() |
| sherlock |
Allah'ım bu nasıl bir dizidir ve oyuncaları nasıl iyidir... Kesinlikle Sherlock Homes'u canlandıran çocuk Joynh Deep'ten sonra mimikleride ki ve ifade deki favori kahramanım......
Merakla, ilgiyle izliyor ve bekliyorum.......
Finali sinema da göstereceklermiş sanıyorum... Bekle bizi Sherlock diyorum da başka birşey demiyorum......
![]() |
| The Countess |
Bir gece kız uyuduktan sonra sinema kanallarında gezinirken rastladım The Countess/ Kontes filmine... Film gerçek bir olayı anlatıyor...Filme konu olan Kontes 1560 dğumluymuş ve kocası öldükten sonra kendinden küçük biri ile aşk yaşar. Gencin babası öğrenir ve ayırır... Filmde aşk, intikam, ihtiras, hırs ve intikam vardı. Birde daima genç kalma arzusu... Tabi bizim Kontes; aşığının kendisinden genç biri ile evlendiğini duyunca.. bakire kızların kanı ile banyo yapar, ve cildine maskeler yapar...çünkü böylece daha da gençleştiğine inanır... Vs.. daha da anlatmayayım, izleyin derim...
Dönemine göre çok cesur bir kadınmış ve herşeyi göze almış bir kadınmış aşkı için....
![]() | ||
| trendeki kız paula hawkins |
Son olarak da Trendeki Kız Paula Hawkins... Kitabı kadar sürükleyiciydi... Ve yönetmen kitaba çok fazla sadık kalmış...
Kitabını beğenerek, ilgiyle okumuştum, filminide ilgiyle izledim... Oyunclar çok iyiydi kitapda ki karakterleri canlandırma konusunda...
İŞte böyle blog.........
Yeni haftaya başladık... Okullar tatil, bizim için iyi ama çalışan ve çocukları kreşe, okula giden anneler için kötü bir durum.....
İyi geceler.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















