Evde Film Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Evde Film Keyfi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.6.22

Biraz Günlük Biraz Kitaplarım :)

 Selammmmmm :)

Tatile hızlı bir giriş yaptık. Okulların kapandığı hafta okulda neredeyse hemen her gün bir etkinlik vardı...En son sınıf pikniği düzenlendi ve çocuklar kadar biz de şendik :))

İp atladık, top oynandı, sofralar kuruldu, çaylar demlendi..... pasta kesildi ve senenin yorgunluğu atıldı. Artık 3.sınıfa hazırız dedik.....

Umay, öğretmenin isteği üzerine Bilsem sınavına girdi. İlk sınavı bir yanlış ile kazandı. Bu hafta başında da ikinci sınava girdi, sonucu henüz açıklanmadı. Eğer kazanırsa ( müzik bölümünden girdi sınava) seneye okul sonrası alanında eğitim görecek..... Bakalım nasıl olacak sınav sonucu?

Onun dışında masa tenisi devam ediyor, hatta okul kapalı olduğu için kamp tarzında full her güne antreman koydular. Şimdilik hiç şikayet etmeden devam ediyor. Antreman olmadığında ya da erken çıkışlarda muhakkak keyif alacağı bir şeyler yapıyoruz ki, çocukluğunu da yaşasın. Akşamları bizim burda ki parka devam ed

ioruz üç arkadaş... termosa kahveleri yapıp, gidiyoruz. Onlar oynarken biz de sohbet ediyoruz... Bu sene Fethiye'ye gidemiycez..... tabi biraz üzülüyor Umay. Gidemiyoruz çünkü masa tenisin de ara belki bir hafta olacakmış, o da tam net değil.... Bide üstüne malum ekonomik şartlar.... her şey ateş pahası. Evet çok şükür geçiniyoruz... ama her şey el yakıyor.......

Onun dışında rutin ev halleri devam ediyor..... Fırsat buldakça okumalara devam.. :)

 bu sefer okunacak çok kitabım birikti elimde... ara ara oluyor böyle ben de... sanıyorum çok üst üste okuyunca aslında; hem ruhen hem zihnen bedenim uyarıyor "es ver gülo" diye :)

 Aynı zaman da bu ay evlilik yıl dönümümüz vardı. 13.yılımıza başladık :) gerçekten de zaman nasıl geçti anlamadım. Ve artık üç kişilik kutlamalar çok hoş.... Evde yemek yiyip, cadde üzeriniz de dondurmalarını çok sevdiğim mekana gittik, dondurmalarımızı yedik. Sonra eve gelip, abur cubur sofrası hazırlayıp sohbet ettik, dans ettik. Umay kızın çok hoşuna gitti :))

Dün "Dr. Strange" son filmini izledik. Resmen hastasıyım Dr'un :) o mimikler , o karaktere uyumu on numara beş yıldız kendi adıma. :)




Tabi öncesin de "Wanda Vision" izledik. O zaman daha net oturdu karakterler kafam da... Ve neyi neden yaptığı... Zati böyle filmleri, dizileri çok severim. Bunlara da bayıldım. Bu aralar ezoterizm de okuduğumdan, çoklu evren, kuantım, başka yaşamlar derken... filmleri de o gözle izlediğimden, anlamlar  kafamda oturuyor......

Uzun zamandır aklım da Faruk Duman okumak vardı. Hatta " Sus Bartabus" okumak istiyordum... Elim de " VE BİR PARS, HÜZÜNLE KAYBOLUR" olunca bununla başladım....

Kısacık kitapta, azcık kelimelerle dünyayı anlatmış resmen Faruk Bey. Özellikle o alt metinde işlenen aile, küçük bir yer de yaşamanın getirileri, götürüleri.... Masal tadında ormanın o en ince detaylarını aktarmış kelimelere ve siz de okurken bunu çok hissediyorsunuz.....
🐯
"Ve Bir Pars, Hüzünle Kaybolur'un kahramanı, yüksekokulu yarıda bırakmış, askerliğini yaptıktan sonra, annesinin ölümü üzerine çocukluğunu geçirdiği kasabaya dönmek zorunda kalmış bir genç. Günlerini ormanda gezintiler yaparak, tüm dikkatiyle doğanın sesini dinleyerek geçiriyor. " der ARKA Kapakta....
#gulsahinkitapligi


 Arkadaşlarım bu kitaba başlayınca, hiç ertelemeyeyim dedim ve ben de okudum... Beynim yandı mı? yandı :)

Bir söz nasıl da hayatımızın yönünü değiştirebiliyor... Otelde bagaj taşıyıcısi olan Gustav, müşterisinin bir lafı ile nasıl da işine yön verdiği anlatıldığı kısım.. Çok iyi.

✔️ Olaylar bundan sonra başlıyor kitapta. Çoklu anlatım tekniği ile yazıyor yazar. Günden Kalanlar kitabında da başlarda noluyor demiştim, biraz durağan gidiyor demiştim. Ama sonra olaylar oturunca ilerliyor kitap.
#Avunamayanlar da da
ünlü bir piyanist olan Mr. Ryder'ın dününü ve bugününü okuyoruz aslında... Ve o arada olanları.... Tabi herkesin bir beklentisinin olması, herkesin kendisinden bir ricada bulunması ve Mr. Ryder'ın kırmadan o ricaları yerine getirirken nasıl da kendi hayatından, zamanından çaldığını okuyoruz... Ara ara öfke patlamaları da bundan sanırım....

✔️ İyi bir şeyler yapmaya çalışırken çuvallamak... Resmen kitabı okurken bunu hissettim ana karakter için.... İşinde iyi yerlere gelmek için verdiği mucadele,başarısını anne babasına kanıtlama isteği ve geçişler...
Evet kitap başta sizi zorluyor, noluyor şimdi diyorsunuz... Nerden nereye geçti de diyebilirsin... Ama çok sorgulamadan devam ederseniz o günlük olaylar ile iç yaşamında ki acıları, yaşanmamışlıkları, yarım kalmışliklari... Bir seçim yaparken nelerden vazgeçtiğini daha iyi anlıyorsunuz....

✔️ Bu kitabı okumama vesile olan Can'ım Mine'me teşekkür ederim 🙏🏻 🌸 ❤️ Veeee beraber okuduk; Mine, Zelis, Ümran ve ben... 🙏🏻 ❤️


Veeee Dickens serisinde sona doğru geliyoruz. Bu ay ki #mineilebirlikteokuyoruz etkinliğimizin kitabı "David Copperfield" idi. Kelimelerle umut yazan bir yazar #charlesdickens
David Copperfield ile hem yalnızlığı, hem ayakta kalmayı, hem dostluğu, vefayı hem de hayatta iyi şeyler de oluyor hissini yakalıyorsunuz.....
Her ne kadar hayatının daha başındayken annesiz-babasız kalmanın zorluğunu okurken içiniz üzülseniz de, sonrasında hayatına giren kişilerle, doğru yöne ilerleyen bir yaşam okudum.

✔️ Ve bence "İki Şehrin Hikayesi" nden sonra bu kitap muhteşemdi... Evet hacim olarak çok kalın ama okurken sayfalar nasıl da akıyor anlamıyorsunuz bile....

11.10.21

Simon De Beauvoir ve Simon Van Booy Kitapları..

Simone de Beauvoir ile ilk "Moskava'da Yanlış Anlama" kitabı ile tanıdım. Ve tanışmama vesile olan Macera Kitabım Özlem'e teşekkür ederim 🙏🏻🌺
Sonrasında tüm kitaplarını okumak istedim. Biliyorum ki biraz sakinlik istiyor Simon.... O yüzden ertelemistim...artık tamamlama zamanı benim için.😊
❗Bu kitaba gelirsek; biraz hüzünlü idi..... Annesinin son dönemlerini, geri dönüşlerle anlatan bir kitap #sessizbirölüm
Özellikle annesinin kanser olması ve o süreçte ailece yaşadıkları süreçleri o kadar hissederek okudum ki....annem geldi aklıma...o sürecimiz geldi....😔
❗ Bildiğim bir şey varsa mutlaka Simone de Beauvoir okumalısınız, okumalısınız.... Neden kadınlarin güçlü olması gerektiğini çok iyi anlatıyor....öyle size ders verir gibi anlatmıyor. Arka kapak derki;
‼️Burada, hemşirelerin “sessiz bir ölüm” dedikleri şey anlatılıyor. Sessiz Bir Ölüm’de Simone de Beauvoir, kendi annesinin ölümünü bütün ayrıntılarıyla betimlerken unutulmaz bir edebi eser yaratıyor. Yetmiş yedi yaşındaki annenin geçirdiği küçük kazayla başlayan öykü, hastanede fark edilen ilerlemiş kanser teşhisiyle dramatik bir hal alıyor ve olayın kahramanları acılı bir süreç yaşıyor. Yazar, bu süreç içinde yaşadığı karmaşık ve yoğun duygulanımları anlatırken, bir annenin ölümünü olanca soğukkanlılığıyla betimlemeyi de başarıyor. Böylece eser, anne ile kızın arasındaki yabancılaşmayı iyiden iyiye açığa çıkardığı gibi, annenin bütün yaşamını da anlatarak bir ölümün betimlenmesinin çok ötesine geçiyor. Yapıt bize insani ilişkilerin bir belgesini sunarken, yazara da kendi yaşamıyla yüzleşme olanağı sağlıyor.

Simone de Beauvoir, Sessiz Bir Ölüm’de bu trajik öyküyü anlatırken bir yandan da yaşam ve ölüme ilişkin kendi düşünceleri ve duygularıyla hesaplaşmayı ihmal etmiyor. Sessiz Bir Ölüm, sarsıcı bir edebiyat deneyimi.

..








#yanılsamalaratlası kitabını başta biraz karışık bulsam da elimden bırakamadan okudum. Ortalara doğru her şey yerine oturmuştu kafamda. Özellikle savaşın bıraktığı izler, sonrası aile hayatınıza etkileri öyle ince işlenmiş ki....
❗ Arka kapak şöyle;
Açlığın kıyısında bir çocuk, ışığı arayan kör bir genç kız, zulme bilenmiş hançerinin gölgesinde bir Alman piyadesi, bir huzurevinin alçakgönüllü hademesi, gökyüzünden düşerken aşktan harflere tutunan bir ABD askeri... Savaşın yıkımıyla harabeye dönen İngiltere'den Nazi işgali altındaki Fransa'ya, 1940'ların New York'undan günümüz Los Angeles'ına uzanan bir hikâye.

Bir adam... Tek bir adam ve onun gösterdiği merhamet, farklı zamanlarda ve farklı yerlerde, yokluk, yalnızlık ve acımasızlık üçgeninde sıkışıp kalmış bir grup insanın yaşamını değiştirebilir mi? Eserleri on dört dilde yayımlanan ödüllü yazar Simon Van Booy, insan ruhunun en çetin sınavlarından birini verdiği İkinci Dünya Savaşı yıllarına dair, gerçek olaylardan ve kişilerden esinlenen sarsıcı bir hikâye anlatıyor Yanılsamalar Atlası'nda.

Sevginin ve merhametin gücünü kelimelere yükleyen Van Booy, insanlığı birbirine bağlayan hayati zinciri, sınırların ve hırsların ötesine uzanan unutulmaz bir romanla görünür kılıyor.


Hem güldüm hem vay be böyle gerçekten diyerek izledim.... Sanal gerçeklik nedense biraz ürkütüyor beni...hele yapay zekâ...ufffd diyorum başka bir şey demiyorum 😬🥴
Çok detay yazmak istemiyorum....uzun zamandan sonra güzel ve kaliteli bir film izlemenin keyfi başkaydı...siz de varın bu keyfe 😁
Şunuda belirtmeden edemeyeceğim #ryanreynolds mimiklerine kadar harikaydı... 👍🏻


 

23.4.21

Ev halleri, The Serpent

 Selam..... 

Yazdım sildim, yazdım, sildim...sonra yazmadım...

Uzun bir aradan sonra geldim. Sanırım anlatacak bir şeyim kalmadığını düşündüğüm için yazmadım... Oysa ki severim anlatmayı, konuşmayı....

Tabi bunda malum vaka sayılarının artışının da etkisi büyük. yeni vaka sayısı artışı ile hepten kendimizi eve kapattık. Diğer bloktan arkadaşım vardı, o da bizim gibi hep evde olduğundan görüşüyorduk, kahve sohbet derken akşam oluyordu, çocuklarda oynuyordu. Lakin eşi otobüsle işe gittiğinden, vaka sayılarının artışı ile evde görüşmeye ara verdik. Hadi biz evde bir şekilde vakit geçiriyoruz ama her gün ben kızıma o da oğluna "neden bu ara görüşemediğimizi anlatıp" duruyoruz...

Bi markete gidiliyor evde, onda da Merter gidip geliyor 😬

Neyseki okulların kapanması ile kızçemiz 5 gün online eğitimde. Sabah kalk, öğleden sonra biraz ders sonrası oyun. Havalar güzelse balkonda takılıyoruz.

Geçen gün konuşurken bana dedi ki; anne bu ara sen her şeye çok sinirleniyorsun, kızıyorsun. Gerçekten de öyle, tahammülüm yok gibi... istiyorum ki evdekiler bana ilişmesin, ben kendim takılayım. Sonra Umay'a kısa ve öz, anlayacağı dilde anlatmaya çalıştım;

---------  Sanıyorum ki dedim devamlı evde olmak Umay biraz daralttı beni, senle alakası yok kızım dedim...

Tamam anne dedi... Sonra da kendime döndüm ve evet sinirliydim hep o hafta. Şimdi biraz daha sakinim ve Umay'a belli etmemeye çalışıyorum. 

 

Bir de devamlı kafamın için de eski mahallem dönüp duruyor, okul zamanlarım.... çocukluğum. Sonra bir silkeleniyorum, sanıyorum 7/ 24 evde olunca beynim devamlı bişeyler arıyor. Öyle düşünüyorum. Çünkü pandemi öncesi yoğun bir zamandan şimdi durağan bir zamana geçtik. İyi de geliyor, bazen de üzülüyorum...düşünüyorum "şimdi şu kişi napıyordur acaba? Neden koptuk acaba" falan filan diye diye fikirler uçuşuyor. Sonra da hayat işte böyel diyorum!

Yapı olarak karamsar ve depresif fazla kalamıyorum, hemen düşüncelerimi olumlu yöne çevirmeye başlıyorum.... hem iyi hem kötü....fazla kalırsam derinler de sanki psikolojim bozulacak gibi hissediyorum...

Bunların dışında evi süsledik;  23 Nisan için Umay kız şarkı söyledi, videoya çektik İg'de paylaştık. Kocam sağolsun, uğraşıyor ve ortay çok güzel bir paylaşım çıkıyor, hem de aynı zamanda bir anı. 

Arada da Umay kız tekne orucu tutuyor. Geçen gün artık tutmayacağım dedi, canı bieşyler yemek ve içmek istiyormuş😁

Bizde anlattık, zorunlu olmadığını, istediği zaman tekrar tutabileceğini. Sadece akşam yemeğinde bizimle birlikte ezanın okunmasını bekliyor, böylece nefsini de terbiye etmiş oluyor aslında , şuan henüz bunu bilmiyor olsa da zamanla anlayacaktır. Bu konular  hassas koular, ben de hassasım. Acil ve olası durumlar dışında, özellikle akşam yemeğinde sofra da hep beraber olmalıyız  düşüncesindeyim. O yüzden de önem veriyorum. Çünkü nasıl alışırsa öyle gider. Ve ailenin bütünlüğü için sofrada beraber olmak, beklemek, sohbet etmek hem keyifli hem önemli.

Bayadır aklımda olan bir şey vardı; Armağan Çağlayan'nın Youtoube kanalında ki programını izlemek.

Dün müsait olunca bir kaç bölüm izledim. Esra Dermancıoğlu'nun olduğu bölüm çok iyiydi. Belli kadın başka kafa da. Düşücelerinin çoğuna katıldım izlerken. İzlediyseniz bi bakın derim. Okan Bayülgen'e bir kaz daha hayran kaldım. Tabi bunda onun kafasına yakın düşüncelere sahip olmamda etkiliydi. :)

Burdan izleyebilirsiniz 

 

Bunun dışında bitirdiğim kitaplar oldu. Dizilerden de " The Serpent" i bitirdik. Ben de bittim yalnız....... "Acımasız katil Charles Sobhraj, 1970'lerde Güneydoğu Asya'da "Hippi Yolu"nu keşfe çıkan gezginleri kendine av olarak seçer. Sarsıcı olaylardan uyarlandı." diye yazıyor sitesinde..



Gerçek bir seri katilin hikayesi.... Dizi bitti,dediğim şey şu oldu; tamam hep kızım okusun, bol bol seyahat etsi idi.... o seyahatleri etmek istiyorsa. yanında beni de kabul edecek.... O neydi öyle ya.... böyle insanları aklım bir türlü almıyor, neden neden diyip duruyorum. Nasıl bir soğukkanlılık ile işliyorlar o cinayetleri...... 

Bir anım var, liseye başlıyorum. babam aldı karşısına başladı nasihatlere. Tabi o dönem "he he, anlat heyecanlı oluyor" modund, içimden derdim....

Yok efendim arkadaşlarla bir yerlere gidersek, sakın açık içecek içmemeliymişim, kapalı ve kendim almalıymışım vs.... ya nasıl da gülerdim içimden, nolcak biz liseli gençlerdik.

Vallahi de Billahi de şimdi ben o moddayım, o kafadayım. Biraz da Müge Anlı izlersem sanırım kızı evden çıkartmıycam😬😭


En çok da bugünler bittiğin de ruh hali olarak nasıl olacaz onu merak ediyorum....

Öyle işte, selamlar benden size :))🌺🌻



22.8.19

Yeni Yaş.....

Selam.
 Pazartesi günü dolu dolu 39 yaşımı bitirip 40 yaşımdan gün aldım. Bu sefer sabahtan İnstgram'da paylaşım yapmadım. Her sene nedense ritüel gibi paylaşırdım. Bu sefer öyle yapmadım. Gece paylaştım. Gün için de sadece çok yakınlarım kutladı. Sanırım o kadar çok sosyal medyanın hatırlatmasına alışmışız ki....
Neyse efendim sorun değil bu. 😊
Geçen sene ki fotoğrafımla kutladım yeni yaşımı. Bu sene ilk defa pasta kesmedik. Sorun mu? Değil tabi ki...
Can'ım eşim çok istediğim şeylerden biri olan sesi suları güzel veren bir hopörler almış bana 😁
Genel de Spotify'den dinliyorum müziklerini ve benim için büyük bir nimetti hediyesi. 😍
Hani böyle yeni yaş alırken insan bir geriden ileriye doğru bir muhakeme yapar ya....işte bende yaptım. Öyle çok şey öğrenmişim ki... Bu huyunu seviyorum. En azından benim hatırladığım kadarı ile hiç değişime direnmedim. Öğrendiğim bir çok öğretiyi kendimce harmanlayıp hayatıma kattım, değiştirmem gereken huylarım varsa iyileştirdim....
İşte böyle.....tekrardan;
Hoş geldin yeni yaşım.🎂




Geçen gün "ALİTA" filmini izledik, bana göre fena değildi sonunu hiç beğenmedim. Beğendiğim bir şey varsa da sanal dünya açısından bu yabancı film sektörü acayip iyi çizimlere sahip. Alita o kadar gerçekçi idi ki.......konusu bakımından yapay zeka,  dünyanın sonu gelmiş, robotlar ile daha çok işler yapılıyor vs... Yani son yıllarda ki konulardan.



 
Bir diğer film ise "TOLKİEN" idi.
Gerçekten de bana göre en büyük hayal gücüne sahip kişilerden birisi imiş.... Film de daha çok çocukluk ve okul dönemine değinilmiş. Belki bir ikincisi daha çekilirse sonra ki dönemi de anlatılır. Biraz eksikti sanki.....yine de Tolkien.....değerdi izlemeye.....
Daha önce, kitaplarından hayatını okuduğum kadarı ile hikâyelerini daha çok çocuklarına anlatmaya başlamış. Daha çok onlar için yazmış lakin o hayal gücü müthiş....

İndirimden aldığım bir kitap oldu " Yanlış Okumalar/ Umberto Eco"

ECO’NUN BİR VASİYETİ VAR
Yanlış Okumalar’da Eco, kitabın adının hakkını vererek İncil’i ve Batı edebiyatının örneklerini de eleştirmen olarak inceliyor. Biraz dalgasını geçiyor, çokça göndermede bulunuyor ve büyük öğretici yazar olarak ‘küçük dağları ben yarattım’ pozundan azade mütevazılığın pelerinine bürünüp kendi metnini dışarıdan izliyor. Eco oğluna Noel için yazdığı mektupla Yanlış Okumalar’ı bir vasiyete dönüştürüyor. Çocuklar için masallar ve oyuncaklarla kurulan dünyayı eleştiren Eco, mektubunu şöyle bitiriyor: “Büyüdüğünde çocukça düşlerinin o canavar tipleri hala sürüyor olursa-büyücüler, cüceler, devler- belki de peri masallarına karşı eleştirel bir tavır kazandığın için, yaşamayı ve gerçekliği eleştirmeyi öğreneceksin.”

Aslında yukarıda ki paragraf anlatmış her şeyi. Bir çok paylaşımda, kitabın anlaşılmadığı ve sevilmediği yazılmış. Oysa ki büyük usta bu kitabın ön sözün de bir çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. Belki de diyor, o dönem değil de şimdi ki  birikimimle yazsam daha başka bir kitap ortaya çıkardı....oysa ki bu kitabı ile de öyle bir ironi yapıyor ki.....
Ve açıkçası okur olarak bizim de biraz edebiyat birikimine sahip olarak okumamız gerek. Başka türlü ilerlemez bu kitap.

18.3.19

Günlük.... Evde Film.....

Selam. 😊

Bir iki gündür hava mis. Bizde dün Emirgan Korusuna gittik Sevdoş'larla.
Çocuklar mutluydu ama bizde bir o kadar keyifli idik.
Çok seviyorum koru ve ormanları. Daha doğrusu yaşamı, doğayı çok seviyorum. O muhteşem ötesi ağaçlara bakmak  kuş sesini duymak, rüzgarı dinlemek ruhuma iyi geliyor.



Uzun zamandır hayalini kurduğum şey; böyle park veya koru tarzı bir yere gidip  yanımda kitap, kahvem... Çimlere oturmuş bir gün geçirmek  İmkansız değil elbet. Az kaldı bu hayalime ulaşmaya  😊 Kız az daha büyüsün tamamdır o iş bende..😊

Bu aralar evi derleyip toparlıyorum ama kafamda. Çünkü ileriye dönük planlarımız var. Ve benim de elim kolum kalkmıyor
Bugün karar verdim ama temizliğe başlıyorum çünkü ucu bi kaçtı mı sonrası toparlamak zaman alıyor.

Bazen sıkılıyorum bazen de bir iştahla evi topluyorum ki kendime inanamıyorum.
Çünkü asıl olay bende .. Ve bende hep kahvemi yapayım kitabımı okuyayım, film izleyeyim modunda takılmak istememde.
Hem hep keyif yapayım diyorum hem de bir tarafım derler topla modunda.
Bazen gereksiz geliyor ama sonrası şu TLC'de ki temizlik hastaları programı geliyor aklıma ve hemen şöyle bir silkeleniyorum çünkü işin ucunu kaçırmak istemiyorum. Evi toplu görmek öncelikle benim gözüme hoş geliyor.

Kitaplardan da Otomatik Portakal ve Mihail'i bitirdim. İkisi de müthişti ayrı yazıcam onları  😊

Yine Netflix filmlerinden izledik. Biri "Rüzgarı Dizginliyen Çocuk" ve "Green Book"


Şu ırkçılık olayları çok can sıkıcı  ve beyaz insanın kendini herkesten her şeyden üstün görmesi ne büyük bir kibir.....

İki film de müthişti  Özellikle "Rüzgarı Dizginliyen Çocuk" filmini aileler çocukları ile birlikte seyretmeli. Azmin, vazgeçmemenin ve çocuğuna kendine güvenmenin başarısı azmi çok iyi anlatılmış.

Böyle işte arkadaşlar....

Sizden naber?





26.11.18

Film. Kitap. Sosyal Medya... Günce...

Nerde kalmıştık  😊
Selam herkese.

Takvime bakınca inanamadım. Bi de ev kadını olunca çok da fazla tarihle işim olmuyor. O yüzden sanırım çok şaşırdım....
Resmen haftasonu Aralık ayına girmiş bulunuyoruz ....
Gerçekten ama gerçekten klişe olsun diye değil... Zaman nasıl geçiyoe hiç anlamıyorum ...

Sanki daha bir ay oldu okullar açılalı .....
Bu seneki liste işini aksatmayayım diyorum  Yeni yıla girerlen liste hazırlamak hoşuma gidiyor.

Yılbaşı 🎄 ağacını çıkartmama az kaldı.
Instagram'da baktığım da "ooooo herkes ağacı çıkartmış süslemiş bile" diyorum ama daha erken benim/izim için.

Bu sene denk getirirsem bende adresi olan arkadaşlarıma kartpostal atmak istiyorum. 😊 İsteyen olursa adresiniizi gönderin size de yollayayım.

Bide yeni moda sanırım tam çözemedim... Bir çok etkinliği, önemli günleri sosyal medyada bir gün önceden kutlamaya başlıyorlar .. Gerçekten merak edşyoeım acaba ben mi gözden kaçırdım ...? Bilemiyorum?!

 Hafta sonu ince kitap okuyayım  dedim.
İnce lakin dolu dolu bir kitap okudum.
🖋 Farabi / Mutluluğun Kazanılması kitabını bitirdim 
Bazı yerleri iki kere okudum  Hatta kendime "daha iyi anlamak için tekrar okumalıyım" dedim.
Instagram'da ki yorumum şöyle:

🗯

Dün incecik bir kitapla haftayı bitirdim.
📚 Kitap ince ama içeriği biraz yoğundu. Bazı yerleri bir iki kez okudum hatta tekrar okumam gerektiğini hissettim...
📎 #farabi
🖋 Bazı kişiler döneminşn o kadar önünde imiş ki..böyle eserleri okuyunca bu hisse kapılıyorum.
🖋 Farabi’yi orijinal kılan kelam ve fıkhı tasnife koymasıdır. Bununla yeni bir yaklaşım ortaya koymuştur. Buradaki amacı din + felsefe bütünlüğünü sağlamaktır.
🖋 Farabi’ye göre yetkin olan ile iyi olan aynıdır. İnsani davranış iyi olanı amaçlar. Mutluluk en yüksek insani yetkinliktir. Mutluluk, en yüksek kemal ve en yüksek iyidir.  Çünkü diğer bütün iyiler ve yetkinlikler kendileri dışında bir şeye ulaşmak için istenir. Mutluluk kendisi için talep edilir. Ona ulaşıldığında bütün istekler sona erer. Farabi için insani son yetkinlik, mutluluk kendine yeterlilik olarak değerlendirilir. En yüksek yetkinlik Tanrı’dadır. Tanrı en yüksek mutluluk düzeyindedir. Kendi başına var olma en yüksek Tanrı’da temsil edilir.İnsan ne kadar kendine yeterse mutlu olur ve Tanrıya benzer. 🖋 Bazı düşğncelerşne katılmasam da güçlü bir düşünce gücüne sahip biri Farabi... Eğer bu tarz kitapları seviyorsanız size de hitap edebilir


Bir de akşama Netflix filmi izledik.
Lise talebesi olan Sierra'nın okul macerası diyebiliriz.
Bir izlenimlik böyle filmleri seviyorum. Devamı yok ama izlerken sizi sıkmıyor ..
Tabi Sierra'yı izlerken lise dönemlerini düşündüm ve çocuklarının gerçekten de ne kadar acımazsoz olduğunu  🙄
Kızımız çok güzel değil, zeki iyi bir aileye sahip ama okulda "ezik diye tabir ediliyor  bir grup tarafından....
Okulun gözde kızı ile bir sebeple arkadaş oluyorlar ve film burdan devam ediyor.....
Sevdim filmi. 😊

Yazımı yazdım, sizleri okudum ve sırada ki" Körlük "kitabıma dönme vakti geldi. 😊

İyi geceler. 🌃 🦉