Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.10.18

Biten kitaplardan.....

Selam  😊

Bu aralar pek bi miskin panda modundayım .. Evde yapılmayı bekleyen işler var ve ben sadece "derler, topla, süpür-sil" modundayım .....
Bu da geçece elbet. Geçecek değil mi?

Her ne kadar miskin panda modunda olsa da ayarlarım kendimi "okumak" ile ödüllendiriyorum  🤗

Bir kaç ince ve nefes roman bitirdim

Bunlardan biri de;
 BİLDİĞİNİZ DÜNYANIN SONU/ERLEND LOE
🖋 Daha önce yazmıştım Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Doppler'i çok sevmiştim
🖋 Bu kitabı ise tam bir hayal kırıklığı oldu benim için ...  Öyle zor bitirdim ki anlatamam ..
Tamam artık evine dönüyor fakat o belden aşağı cümleler, Hayata bakış açısı ve yorumlar derken.... Elbet beni rahatsızlık eden bu değildi .. Bunları anlatırken kullandığı yazım dili idi.
Okudum geçtim diyebilirim .....

Diğer kitabım ise; "YİRMİNCİ YÜZYIL FİLMİNİ ÜRETTİĞİM AKŞAM VE BAŞKA KÜÇÜK KEŞİFLER / KAZUO ISHİGURO"

🏆 Bu kitap yazarın ödül gecesi konuşmasını anlatıyor.
🏆 Hatta daha önce hiç Ishiguro okumadıysanız bununla başlayın ve yazarın nasıl bir yaşam tarzı, hayatsa bakış açısı ve romanlaeını yazarken nelerden beslendiğini anlayın.
Günden Kalanlar kitabını okumuş ve diğer kitapları hâlâ alıp okuyacağım listede yerini koruyor. Öncesi bunu okumak daha bir heveslendirdi beni

Ve arka kapak yazısı şöyledir :

“Büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkardığı” gerekçesiyle 2017 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Kazuo Ishiguro, Nobel konuşmasında, yazarlık hayatının dönemeçlerini ve sihirli keşif anlarını romanlarından alıştığımız yalınlık ve vuruculukla, okurlarla paylaşıyor.
Çok yakın gelecekte –yoksa o an çoktan geldi mi?– bilimde, teknolojide ve tıpta çarpıcı buluşların yol açacağı zorluklar bizi bekliyor... Şimdi altmışlarında bir adamım, gözlerimi ovuşturup pusun içinden düne kadar varlığından bile haberdar olmadığım bu dünyanın anahatlarını seçmeye uğraşıyorum. Aklı yorgun bir kuşağın mensubu, yorgun bir yazar olan ben, bu yabancısı olduğum yere bakacak gücü bulabilir miyim?.. Yola devam etmek ve elimden geleni yapmak zorundayım. Çünkü hâlâ edebiyatın önemli olduğuna ve biz bu zorlu alanı geçerken bilhassa önemli olacağına inanıyorum. Ancak bize genç kuşaktan yazarların yol göstereceğine ve ilham vereceğine güveniyorum... Bu yüzden iyimserim.

Bir diğer kitabım :
"KIRIK KANATLAR /HALİL CİBRAN"
Novella tadın da bir roman. Kısa ve öz kelimelerle Sevgili HALİL Cibran bize aşkı, kadını ve çaresizliği anlatmış 
Tabi biz kendisinin genelde aforizmalarına yada kıssadan hikâyelerin alışkınız  Bu kitap da çok farklı değil aslında.
Döneminin ilk romanlarından sayılıyor.
En çok etkilendiğim romanın sonu ve bir anne lile evladının verdiği sınav ve kaybı oldu .......

Diğer son kitabım ise :
"TOLSTOY'UN YAŞAMI / ROMAİN ROLLAND"
Yazarımız tam bir Tolstoy hayranı ve biraz karışı bir kronoloji ile yaşamınk anlatıyor. Daha çok ruh hali diyebiliriz.
Biraz yavaş ve durağan ilerliyor eğer Tolstoy seviyorsanız bu kitabı okuyun.
Ama öyle çok aranız yoksa sizi sıkabilir 
Tolstoy'un Yaşamı, yazara büyük hayranlık duyan ve onun yazın yaşamını dönemlere ayırma gereği duymadan bütünü ile seven birinden, büyük romancı Romain Rolland'dan ona bir selam. Tolstoy, her dönemde olduğu gibi, on dokuzuncu yüzyıl sonrasında da herkesi eserleriyle birleştiriyor çünkü. Her kesim-den insan onun evrenselliğinde birleşiyor, onda ken-dini buluyor. Romain Rolland, Lev Nikolayeviç'in yaşamını anlatırken, ona yönelik iddiaları da ele alıyor: Tolstoy başkalarının fikirlerinden etkilendi mi, kriz öncesi ve sonrası diye iki kategoride değerlendirilebilir mi?.. 

Tolstoy düşüncenin ayrıcalıklı kişilerine seslenmez, sıradan kişilere, iyi niyetli insanlara seslenir. Bizim bilincimizdir. Bizim, biz orta halli insanların, düşündüğümüzü, kendi içimizde okumaktan korktuğumuzu söyler. Gururla dolup taşan bir önder değildir bizim için, insanlığın yukarısında, sanatlarının ve arılıklarının tahtında oturan, mağrur dehalardan değildir. Tolstoy -mektuplarında da kendini bu en güzel, en tatlı adla adlandırmaktan hoşlanırdı- bizim "kardeşimiz"dir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 150

Baskı Yılı: 2015

Böyle işte dostlar. İnce kitaplar ile haftayı bitirdim  Gelsin yeni kitaplar  😊 

Selamlar. 

9.5.18

Günlük...

Ruhumu yedi kez aşağıladım;





İlki, onu yükseklere ulaşmaktan kaçındığını gördüğüm zamandı.
İkincisi, onu topalın önünde topallarken gördüğüm zamandı.
Üçüncüsü, kolayla zor arasında seçim yapması gerekip de, kolayı seçtiği
zamandı.
Dördüncüsü, bir yanlış yaptığı ve kendini başkalarının yanlışlarıyla
avuttuğu zamandı.
Beşincisi, güçsüzlüğe sabrettiği ve sabrını güce yorduğu zamandı.
Altıncısı, bir yüzün çirkinliğini hor gördüğü ve onun aslında kendi
maskelerinden biri olduğunu anlamadığı zamandı.
Ve yedincisi, bir övgü şarkısı söyleyip de, bunun bir erdem olduğunu sandığı
zamandı.
Halil Cibran 
❗❗❗ Çok seviyorum Halil Cibran kitaplarını ve kısa-öz cümlelerini.
Geçen gün Kadıköy'e indiğim de bu kitabını almıştım. Aforizmalarından( özlü, çarpıcı, aykırı söz. ) oluşuyor. Ara ara açıp okuyorum hem ruhuma hem de aklıma iyi geliyor. Dün balkonda otururken bir kaç kez okudum yukarıda sizinle de paylaştığım cümlesini.
Gerçekten de ruh, ego zihin hem tehlikeli hem de çok iyi bir şey. Önemli olan dengeyi sağlamakta.
Arada bazı değerlerimizi unutabiliyoruz, hatırlamak adına iyi oluyor bu kitaplar.

📱 İnsatgram'da takip ettiğim ve çoğu bloggerın da bildiği biri var. Serrose. Hatta sosyal medyada da sıkı takipçileri var.
Biliyorsunuzdur geçmişte üzücü bir olay yaşadı. Şimdi ise hamile ve çok şükür iyi de geçiyormuş.
Aman Allah'ım nasıl gereksiz, can acıtıcı yorumlar yazıyorlar anlatamam. Kendisi de ara ara "nolur yazmayın bir şey dese de " yazıyorlar.
Elbet iyi dileklerini yazanlar da var.
Benim anlamadığım nasıl bir vicdan yokluğu var ki bazılarında... bu kadar acımasız olabiliyorlar. Başkalarının acısı ile mutlu olabiliyorlar.
Zaten aklımın almadığı o kadar şey görüyor okuyor ve şahit oluyorum ki... böyle dediğim de Merter" nolur aklın almasın, hiç hoş şeyler değil" deyip beni teselli ediyor.
Sanıyorum hiç bir zaman da anlamayacağım ki anlamak da istemiyorum.................................
Bunları neden yazdım, okurken o kadar içim acıyor ki bazen.... yazmayın dedikçe yazıp yorum yapanlara sinir oluyorum.
Bırakın yahu kızcağız hamileleiğinin tadını çıkartsın, paylaşsın, beğenmiyorsan takip etme..
Ay bir de o olay var dimi!
Takibe takip eden, olmadı listeden çıkartan... olmadı taciz eden......😳 

💥 
Bu hafta hava kapalı olunca bizim havalar da biraz melankolik oldu :)

Unautmadan buraya da ekleyeyim;  Pazar günü Edirne gezimiz vardı.
Meşhur Selimiye Cami'sine ve hanlara, konaklara hayran kaldım.
Ciğer'den hiç bahsetmiyorum bile. Dediğim tek şey; "sanıyorum bir daha mecbur kalmadıkça İstanbul'da ciğer yemeyeceğim!"  :)
 Dönüş te Tunca Nehri'nin sonunda Merc nehri kenarında bir çay bahçesi vardı ki, manzarası süperdi. Soluklandık, kahvelerimizi içtik, Kavala Kurabiyelerimizi de alıp yola koyulduk. :)

Bu haftada da böyle biter, evde kitap kahve ile...ki en sevdiğim ikili.

Selamlar. 🙋























2.5.17

Çoçuklarımız Neden Mutsuz? Gündem Özel Programındaan...

Birkaç haftadır hafta sonları CNNTürk'de Gündem Özel programına denk geliyorum ve hem konukları he konuşulan konular epey güzel ve faydalı oluyor.

Bu hafta sonu konusu "Çocuklarımız Neden Mutsuz?" 

Bu çok önemli bir mesele bence... çünkü herşeye sahip ama kişilikleri gitgide geride kalan, odaklanmada ve sosyalleşmede sorun yaşayan çocuklar yetişiyor....

Tabi en başta eğitim var ve ilk eğitim evde başlıyor.
Konuklarının arasında eğitimci, öğretmen, teknoliji yazarı, psikolog vardı...

programı izlemek isterseniz tıktık...



Genel olarak varılan kanıda "mutluluk kadar mutsuzlukda normaldir ve kişiyi ehlileştirir" dediler.
Evet eğitim sistemi bizde çok yanlış...

Ama en önemlisi çocuklarımızı şartsız, koşulsuz sevmeliyiz ve başarıyı illa ki yüksek mevki iş olarak baz alıp karşılaştırma yapmamalıyız.

Çünkü gerçketen de yaşam demek yüksek mevkili bir iş demek değildir.
Elbet kimini mutlu eder bu kimini de biyerden sonra sıkar.
Ama kriter bu olmamalı.

Ayrıca konuştukları konulardan biride; çocuğun eğer başarısız olursa hem ailesi tarafından hemde çevresi tarafından utanç duyulacağı, eleştirileceğini düşünüyor ve devamında da "kaygı" geliyor. Böylece hayatı hep kaygılı "elalem ne der" le yaşamyı öğreniyorlar.....

Elbet hayatta kaygı, endişe önemli duygular çünkü bizi korurlar ve kendimizi korumayı, zihnimizi ehlileştirmeyi öğreniriz bu duygularla... jerşeyin fazlası nasıl zararsa bu duygularında fazlası ve herşeye karşı hissetmesi bize zarar.
Zamanla içe kapanıl yada "beni sevsinler" diye bişeyler yapan, başaran nesillere dönüyor çocuklar.

Anladığımı anlatmak ve yazmak isterim dostlar... bu konuda uzman değilim ama iyi bir gözlemleyici ve dinleyiciyimdir. Öğrendiğim şeyi "ben biliyorum zaten" deyip kenara da atmam. Muhakkak kendi içimde muakeme eder, hayatıma uygularım.

Öğrendiğim birşey varsa "her çocuk özel ve mükemmel"
evet bazı genetik faktörler bazı çocuklarda öne çıkıyor bunlar istisna...

Ama çocuklarımızı yetiştirirken yaptığımız en büyük hata bana göre; bir davranışı yapmalarını beklerken ödüllendirmek.
Örneğin; kızım şunları toplarsan sana çikolata veya neyse işte ondan vericem yada alıcam..
Neden efendim.. eğer dağıttıysa ve toplaması gerekiyorsa toplamalı. Herşeyin karşılığı olmamalı...

Kızımı yetiştirirken en büyük öğüdüm; her zaman başarılı olamayacağı veya zaman zaman düşebileceği de ama önemli olanın ayağa kalkması ve devam etmesi.
O yüzden bazen düşünce yada birşeyi yapamadığında "anne normal bişey dimi yeniden deneyeyim" diyor...
Çünkü hayatı boyunca hep başarılı olamaz, yer yer düşmeyide öğrenmeli ki zoru başarsın, bazen istediği herşeyi elde edemeyeceğini öğrensin..
Ve en önemlisi ona olan sevgimizin karşılığının olmadığını bilsin.
Neyse efenim konu biz değiliz tabi ama parkta veya sokakta karşılaşıyorum ve öyle üzülüyorum ki...
O annelerin çocuklarına davranışları, konuşmaları, kimi çocuk düşünce yada elindekini düşürünce hemen çocuğuna "oğlum/kızım gerizekalı mısın bi sahip çıkamıyorsun elindekine" falan diyorlar nasıl sinir oluyorum anlatamam....

Onlar bize emanet... En güzel anlatımı Halil Cibran yamış ve günümüze kadar da gelmiş. Herşeyin özeti var bu şiirde...
Ara ara okumak ve hatırlamak gerek....



Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
Çünkü ruhları yarındadır,
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin
Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever
 
Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları Kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur. Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar. Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar. Okçunun önünde kıvançla eğilin Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever. Halil Cibran

Kaynak: http://www.estanbul.com/halil-cibran-cocuklar-91090.html#.WQhTLGyhlaQ

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır, Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları Kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle de bir alışverişi yoktur. Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar. Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar. Okçunun önünde kıvançla eğilin Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever. Halil Cibran

Kaynak: http://www.estanbul.com/halil-cibran-cocuklar-91090.html#.WQhTLGyhlaQ




20.1.17

Halil Cibran Ermiş, Ermişin Bahçesi, Orhan Veli kitabı ve Çellinc 4..

 Bu aralar ince kitaplar okuyorum... O yüzden de Ocak Ayına hızlı bir giriş oldu. İnce ruha iyi gelen kitaplar tercihim oluyor.... sanki bu tarz okuyunca acıma, içimin kederine "merhem" oluyorlar bir nebze....

Aslında yazımı daha erken yazacaktım. Hazır kız gündüz uyumamış, akşam da erken yatar diye düşündüm. Ki öyle de oldu. 9'da uyudu. Oh bende bir tebessüm anlatamam. Bu aralar gündüzleri öğleden sonra akşama doğru uyuduğu ve öğlen uykusu da 3-4 saat olduğundan geceleri geç yatıyor... Tabi bende gece belirli bir saatten sonra pert oluyorum...

Bugün de erken yatınca, yarım kalan kitabımı bitirdim. Ardından hemen ütüleri yapayım dedim. Tam bitirmek üzereyken "anam bizim kız uyandı"....

Neyse Allah'tan uyku hali devam ediyordu da koltuğa uzandı. Tabi bir iki saat sonrası uyudu....
Eee derken beyimle sohbet ettik, sonrası bende anca blog yazıyorum. Gece kahve içince uykuda geç geliyor tabi.
Yazımı yazdıktan sonra biraz da kitap okur uyurum artık... Sabah ola hayr'ola...

2009 yılıydı sanıyorum, başka bir çeviriden okumutum Halil Cibran/ ERmiş kitabını.
Kötü bir çeviriydi ama içerik iyi olunca okutuyor.
Bu sefer de almak istediğim yayınevinden aldım; İş Kültür Yayınları bu konuda çok iyi. Devamı olan Ermişin Bahçesi'ni de aldım.
Bir solukta okunan kitaplar. Elbet etkisi uzun süren kitaplardan. Gece otururken okudum ikisini de... Sonrası bol bol düşündüm, ruhuma yükleme yaptım.
halil cibran ermiş
Baş ucu kitaplardan biri bence Ermiş. 



 Bir diğer kitabım da Orhan Veli / Yalnız Seni Arıyorum Nahit Hanım'a Mektuplar 
Orhan Veli, büyük şair, yazar.... Sevdiği kadına yazdığı mektupları okurken bir garip oldum... sonuçta çok çok özel şeydir mektur. Ama ünlü ve değerli biri yazınca okumak daha bir kıymetli oluyor... Garip bir ironi yaşadım... sonuçta alıp okudum ama napayım. :))

Nahit Hanım zamanın kültürlü, entelektüel ve bilgi kadınlarımızdan. Ve ir çok tanıdığı da var. Orhan Veli ile aşk yaşıyorlar. Tabi kitapta Nahit Hanım'a ait hiç mektup yok. Hepsi Orhan Veli'nin yazdığı, cevapladığı mektuplar. Cevaplarından az çok sevdiğinin ne yazdığını tahmin ediyorsunuz.

Okurken yer yer üzüldüm de. Amma yokluk çekmiş şairimiz... Üzerinde paltosu, ayağında ayakkabısı yok ve para olmadığından, bunları alamadığından Ankara'ya sevdiğinin yanına gidememektedir...
orhan veli yalnız seni arıyorum
Bir çırpıda okuduğunuz kitaplardan.... Aşk nelere kadirmiş dedim okurken....


Şİmdi gelelim Çellinc sorusuna : Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler?


Vallahi de her sorun için gelirler. İyi bir dinleyici ve doğru bir yorumcu olduğumu düşünüyorum.
O yüzden genelde onları motivasyon etmem içinde gelir arkadaşlarım, dostlarım.

Bu saatte cevap bu kadar oluyor. İdare edin artık beni.

İyi geceler blog.