Ruha İyi Gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ruha İyi Gelenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31.8.23

Selam :)

 Selamm :)

Çokkk sıcak günlerden bir günü daha bitirdik... Bu sene hepimiz yandık sanırım.. Hani yaz ayını severim ama bu kadar sıcaklar mahvetti resmen. Mıncır'da nasibini aldı sıcaklardan ve iki kez iğne oldu...

Onun dışında malum haftanın altı günü antreman olduğu için buralarda takılmaya devam... Güzel yanı ise arkadaşlarımızla keyifli vakit geçirmek oluyor. Bir de bu sene Kalamış'da Yaz Festivali kapsamında çok iyi sanatçılar konser verdi. Aldık sandalyelerimizi akşamları Kalamış'ta takıldık. " Nilüfer, Erol Evgin, Melike şahin, Edip Akbayram, Ceza" yı dinledik esen deniz kenarı eşliğinde :)


Dizilerden "This Is Us" izliyorum. Son sezona geldim. İçimde o kadar çok yere dokundu.... yer yer ağlayarak yer yer gülümseterek izletiyor dizi kendini... Terapi gibi bir dizi gerçekten de... ÖZellikle aile içi yaşananlarda içinizde, aklınızda kalan sorular varsa kendi kendinize yanıtları buluyor olacaksanız. Bazı diziler ve filmler başka kapılar açar size. Hani hep beklediğiniz o cümle, bazen bir kelime var ya.. işte o kilili kapıyı açıyor....,

Gülmek için de "Big Bang Teori" ye başladık tekrardan. Nasıl bir ince espriler diyorum her izlediğimde...  :))


iki gündür ayaklarım yere basmıyor.... Ufak ufak suprizler yapan ailem, dostlarım, arayan, mesaj atan arkadaşlarim, dostlarım.... Çok teşekkür ederim 🙏🏻🪷🫶🏻
Yeni bir yaş almak hep heyecanlandırmıştır beni... Çok da severim doğum günlerini 🙈
Bu sene ruhum için kendimce çok şey yapmaya çalıştım, hâlâ yol devam ediyor. Denge-de kalmaya çalışmak zor ama imkânsız değilmiş öğrendim... Yaş alırken yolumda olan bütüne teşekkür ederim 🙏🏻


 Okuduğum kitapları da paylaşmak isterim :)

📚📖 Kimse kendisini ilgilendirmeyen bir düş göremez.

📚📖📚📖 İnsan yasaklanmış hiçbir eyleme kalkışmaz, ama yine de alçağın daniskası olabilir. Bunun tersi de düşünülebilir kuşkusuz. Aslında sadece bir rahatlık sorunudur bu. Kendi kafasıyla düşünemeyecek ve kendi kendisinin yargıcı olamayacak kadar rahatı sevenler, yasaklara olduğu gibi boyun eğerler. Böylelerin işi kolaydır.

🪷🪷🪷🪷 Okurken yer yer Tanrılar Okulu kitabına benzettim... Çok uzun detaylara girmeden bir çocuğun büyürken yaşadığı duygu durumlarını, farkındalıklarını, arayışlarını, cekimserliklerinide okudum.... Olaylara karşı bazı cümleler sizin de yolunuza ışık oluyor....

Kendini bulma yolundaki delikanlı, din ve ahlak gibi artık inanmadığı kalıplarla birlikte baba evinden de kopar. Küçük yalanlar ve hırsızlıklarla beslenen yaşamında, sağlam çocuk dünyasının çöktünü görür. Onu bu acılarından kurtaracak olan kişi, okula yeni gelen bir başka öğrencisi: Max Demian'ıdır. Demian, Sinclai'in yaşamını yönlendiren, etkileyen başkişi olur. Der kitabın arka kapağında....
Bu kitabı Sevgili Banu'mun vesilesi ile öne çekip kitap dostu arkadaşlarımızla okuduk.


 

Defoe'nin bu pikaresk romanı (İspanyolca "picaro" kelimesinden türetilmiş, toplumun aşağı tabakasından olan parasız, serseri ve gezgin kişilerin başlarından geçen olayların anlatıldığı otobiyografik yönü de olabilen romanlar)

📖" Bu hayata girmemin nedeni yoksulluk olmuştu, devam etmemin nedeni de yoksullaşmak korkusuydu...." Resmen her şeyi açıklıyor bu cümle.....
Annesi hapse giren ve hayatta kalma mücadelesi veren bir kadının romanı.
17. Yüzyıl'da İngiltere'de yaşanan günlük olayları da okuyoruz bir nevi. Hatta resmi nikahın ötesinde hemen hemen her erkeğin metresinin olması... Doğum kontrolü bilinmediği için babasız doğrulan çocuklar....

İşin garip tarafı Moll hayat hikâyesini öyle bir iştahla ve keyifle anlatır ki, tövbekâr mı, yoksa usta bir yalancı mı olduğu yüzyıllar sonra halen tartışılmaktadır. Güzel olan bir yanıda hikayeleri öyle bir birbirene bağlıyor ki; sanki binbir gece masalları okuyorsunuz 🙈

📖 tek sıkan tarafı hikâyenin çok uzatılması. Araları atladım resmen🙈🙈🙈 çünkü çok tekrarlar vardı napayım 🤭 okurken güldüğüm yerler de oldu çok üzüldüğüm yerlerde.... 

Hiç grafik, çizgi roman vs.. tarzı okumamıştım. Küçükken de okudum mi hatırlamıyorum. Bu seriyi biraz da gözümü kapatıp almıştım geçtiğimiz senelerde... Sonra araya alıp okuyayım derken bayıldım kitaba 🙈😊
Tek zorlayan, yazıların el yazısı ile yazılmış olması. :)

Vincent, 30 yaşında, bekâr ve yalnız; kuaför salonu ile baskıcı ve çatlak annesi arasında sıkıcı ve tekdüze bir hayat yaşıyor. Bir gün yolu, bir yerden tanıdık gelen ancak çıkaramadığı Rosalie ile kesişir. Kim olduğunu bulma bahanesiyle onu izlemeye koyulur. Alışılagelmedik bir şekilde, gizlice bu kadının hayatının bir parçası olan Vincent, bir yandan kendi hayatıyla ilgili tercihlerini sorgulamaya başlar.

Küçük bir şehirde, sıradışı karakterler ve suluboya renklendirilmiş harika çizimler eşliğinde üç ciltlik sürükleyici bir hikâye.

2015 yılında sinemaya da uyarlanan Rosalie Blum serisi, aynı zamanda ilk cildiyle Angoulême Çizgi Roman Festivalinde de ödül kazanmıştır. #rosalieblum #gulsahinkitapligi

12.10.22

Neler okudum ?

Selam.😊

en son 23 Eylül'de yazmışım.... Aslında hep aklımda sayfama yazılar eklemek lakin bi denk düşürüp yazamadım... Süreklilik konusunda kendimi geliştirmem gerek :)

Zamanı verimli konusunda da çalışmalar yapmam gerek...😬

Okul- masa tenisi-ev arasında ki gidip gelmelerimiz devam ediyor. Bu sene 3.sınıf olması sebeiyle yeni ders olarak Fen Bilgisi eklendi ve ödevler de biraz daha fazlalaştı. Allah'tan öğretmenimizin çok ödevdense, derste öğrenmeleri ve sonrası pekiştirmelerine inanıyor... yavaş ama sağlam adımlarla ilerliyorlar. Öğretmen konusunda şanslıyız.... 

Arada arkadaşlarla çay kahve muhabbeti derken akşam oluyor.... 


 

Uzun zamandır bu kitap aklımdaydı. Yazarı İnstagram'dan severek takip ediyorum. Paylaşımları, anlatımları içime çok iyi geliyor..

"İnsanlar, giderler!" dedi
Ustam, "Bunu unutmayın ".
Aslında doğumdan başlayan bir büyüme sürecindeyiz. Ve bu süreçte yol aldığımız kadınlar, özellikle kadınlar neredeyse dönüm noktamız oluyor....
Kelimelerinden dökülen, kendi hayat yolundan yola çıkarak farkındalığı anlatıyor bir nevi Sevgili #damlaçeliktaban
İçimde ki, içinizde ki bir çok yaraya, söze dökülemeyen yaşanmışlıklara kapı açıyor, nasıl barıştığını, kabullendigini ve yola devam ettiği bir nevide var kitapta......
Oturup bir kaç saate okursunuz kitabı... ama öyle okumayın emi... sindire sindire, içinizde ki çocuğu dinleye dinleye ,yüzleşerek okuyun. Okuyun ki kendi yolunuz da yalnız olmadığınızı hissedin.......
Teşekkürler, 🙏🏻✨️✌🏻

diye yazmışım.... ara ara açıp okunacak kitaplardan...


Peşinden #bağlar kitabını okudum.  uzun süredir aklımda olan bir kitaptı. Veeee ruhumda hissederek okuduğum kitaplardan biri oldu.
Bir karı koca düşünün, gençliğin başında evlenmişler, iki de çocuk. Adam üniversitede de hoca. Ve evde dile getirmediği, rahatsız olduğu davranışlar, ailevi beklentiler var.
🔗 kitap kadının kocasına yazdığı mektuplarını başlıyor, ( adamın kendinden küçük bir sevgilisi vardır ve tüm zamanını onunla geçirir) bir nevi günlük şeklinde mektuplar. Özellikle baştaki o "unuttuysanız beyefendi hatırlatırım, eşinim ben senin eşin..." cümlesi ve kadının da aslında kocası ve çocukları için nasıl da kendinden vazgeçmesi, yüzleşmesini anlatan duygu durumları çok etkileyici idi.
🔗🔗 okurken etkilendiğim bir diğer anlatım ise kadın tarafından algılanan, hissedilen ile koca tarafından anlatılanlar , bide çocukların hem annesiyle hem babasıyla karşı karşıya kaldıkları, bazen bazı bildiklerini içlerinde tutmaları, anıları farklı hatırlamaları durumu ve bunların birbirine bağlaması.... hele o son bölüm çok iyiydi. Daha fazla yazamıyorum hem spoiler olsun istemiyorum hem de benim gibi hâlâ okumayan varsa okusun diye...

 

Bir kaç arkadaşımızla beraber okuduk. lakin kitap bende akmadı.. Aslında yazarın anlatım dili çok akıcı ama ben bu tarz konularda ki kitapları okuyamıyorum... O yuzden yer yer atlayarak okuduğum bir kitap oldu......


 

Hayatı anlaman gerekmiyor, yaşaman yeterli!" Diyor kitabın bir çok yerinde.
📖📖📖
Bayadır okumak istediğim merak ettiğim kitaplardan biri idi #geceyarısıkütüphanesi konusu çok çok iyiydi. Hayata dair amacını kaybetmiş Nora ve yaşamına dair gelişmeleri, yaşama tutunma çabalarını okuduk. Özellikle "keşkeleri " çok olan biri Nora. Babasının yüzücü olmasını istemesi, abisinin grupta ilerlemek istemesi, annesinin depresyonda olması aslında yük olmuş Nora'nın sırtına.... çünkü sevginin de önüne geçiyor ailesinde kimlikler.... Ve okuldayken kütüphaneye sığınması, orada öğretmeni ile satranç oynayıp sohbet etmesi bir nevi umut oluyor....
Sonrası ağır bir depresyon ve yaşama dair sorgulamalar başlıyor.
Kitapta işlenen konular çok iyiydi, özellikle paralel evren, kuantım ve yaşama dair anlatılanlar, orneklendirmeler iyiydi... lakin bisey eksikti... çok klişe cümleler vardı...Hani çok okuduk böyle kitaplar, isterdim ki böyle güzel bir konunun klişe cümleler ile değil de daha özgün bir anlatımla hikâyeleşseydi.....
Velhasıl okudum, iyi ki okudum ama arada kaldığım bir kitap oldu....



"Başarısızlıkların peşini hiç bırakmaz, ama başarıların konusunda kendini sürekli yeni baştan ikna etmen gerekir..."

"... rahatımız için bazı rahatsızlıklara katlanmalıydık, tıpkı sevdiklerimizin eksikliklerine katlanmak zorunda olduğumuz gibi: hiçbir şey mükemmel değil, dedi."

"Beklenmedik şeyler bazen kaderin cilvesi gibi görünür."

"Paranın kendisi başlı başına bir ülkedir...."

"Evlilik, başka şeylerin yanında, bir inanç sistemidir, bir öyküdür de, ve kendini son derece gerçek şeylerde göstermesine rağmen, yürümesini sağlayan şey eninde sonunda gizemlidir."

🔲🔲

Merak ettiğim bir üçleme kitap idi.
Yalnız kitap durağan ilerliyor o yüzden okurken biraz sıkılabilirsiniz....
Yaratıcılık dersi vermeye Atina'ya giden kahramanımızın çeşitli karşılaşmalarını okuyoruz... Yalnız yer yer nerede şimdi, bu kim, kimden bahsediyor derken kendimizi bulabiliriz... Eğer bırakmayıp devam ederseniz ,sonlara doğru taşlar yerine oturuyor....
Özellikle evlilik ve kadının çocuk ile olan bağı, ilişkisi üzerine bazı cümleler değişik ve etkileyici idi. Yer yer katılmadığım bakış açısı olsa da düşündürücü idi.
İmgeler çok fazlaydı...neresi konuşma neresi iç konuşma gibi gidip gelmelerim oldu. Okurken en çok hissettiğim; sınırlanma duygusu, yaş ilerledikçe farkındalığın artması oldu.....

2.9.22

Hoşgeldin Eylül Zero Limit/ Joe Vitale

 Bol terlemelı bir giriş ile eylül ayına başladık. 💫

Dün yağan yağmurda balkonda oturdum, o yağmurun sesi, toğrağın kokusu, damlalar derken... ne güzel dedim... şükredecek bir sürü sebebimiz var. Elbet istersek kızacak, isyan edecek sebeplerde bulabiliriz... Seçim tamamen bize ait. Kendime adıma, bu yaşıma kadar neredeyse hep şükreden tarafta olmayı seçtim.... Hatta çalıştığım dönemler de çok fazla "polyanna gibi" düşündüğümü soyleyen arkadaşlara açıklama yaparken bulurdum kendimi... Şimdi düşünüyorum da; çok da gerek yokmuş aslında bu kadar açıklamaya.

evet hayatta kırgınlıklar, kızgınlıklar, hazksızlıklar var.... canımın yandığı, üzüldüğüm durumlar da oldu... hayatımı farkında yaşamaya başladığımdan beri seçimlerimi hep olumlu yönden yana kullandım. Olanı kabullenip, önüme baktım. Çünkü  öğrendim ki "sen değişirsen karşındaki ya da  olaylar ya da durumlar, dünya değişiyor"... istemediği sürece kimse değişmiyor...

 Tabi bu öğretiyi öğrenmek kolay değil ama imkansız da değil..... bu sene yine ruhum biraz kendine dönmeye başladı. Hatta önce okuma grubu ile yollarımız kesişen, sonra da daha samimi arkadaşlığa, dostluğa dönüşen canım kızlarla ruhumuza iyi gelecek kitaplar okumaya, paylaşımlar yapmaya başladık. Beraber yol aldığınız arkadaşlarınızla frekanslarını uyuşursa daha bir güçlü hissediyorsunuz kendinizi... değişik bakış açıları sizi daha da geliştiriyor... 

İşte yine bir şükür sebebim daha :)

Aynı yolda yürümek bazen sizin görmediğiniz başka kapıların açılmasına vesile oluyor..... Özellikle iç sesinizi dinlemeyi öğrenmek de gerekiyor...Neyse efenim uzun ve derin mevzular, eğer siz hazırsanız yollar, kapılar açılıyor ;))

Onun dışında  bu ay "İnsanlığın Mahrem Tarihi" kitabını bitirmeye niyetlendim. Bir de "Stoner / John Williams" okuyorum. Resmen bitmesin diye yavaş okuyorum.... Uzun zamandır bekliyordu. Canım Zelişim hadi okuyalım deyince öne çektim :)

Ruhsal gelişim için de "Zero Limit" kitabına başladım....

Başlangıç olarak iyi gidiyor, özellikle kendimize yönelik başlangıçlarda bu kitap iyi bir yol arkadaşı olabilir. Eğer varsa içinizde iyileştirmek istediğini duygular bakın derim....


 ARKA KAPAK YAZISI;

Vay Canına!! Bu Vitale'nin,yadığı en iyi veen önemli kitap! Cindy Cashman, Çok mu yorgunsunuz ve streslisiniz? Elinizden gelenin en iyisini yapıyorsunuz fakat kişisel tatmin ya da profesyonel başarıyı bulmak korkunç derecede zor mu geliyor? Eğer çok çalışıyor ve karşılığını alamıyorsanız, belki de problem kendi içinizdeki bir şeydir? Belki de dışarıdan değil de içinizden gelen sınırlandırmalar sizi çoğu şeyden alıkoyuyordur. Zero Limit size bu içsel kaynaklı sınırlandırmaları ortadan kaldırmanın ve bunun yerine hayatınıza hayal ettiğinizden çok daha fazla başarı katmanın kanıtlanmış yöntemlerini sunmaktadır.

Joe Vitale'in kendi yaşantısını ele aldığımızda, o bir zamanlar sokakta yaşayan biriydi. Şimdi ise çok sayıda bestseller kitabın yazarı olan, internet ve pazarlama konusunda uzman olmuş bir milyonerdir. Peki bütün bu başarıyı getiren şey ne olmuştur? Bu, çok çalışıldığı için mi, yoksa Tanrı'nın bir lütfu olarak mı meydana gelmiştir. Yoksa her ikisi de mi? Yanıt sizi şaşırtabilir. Antik Hawai H'oponopono yöntemini bulana kadar çok sınırlı bir başarı elde edebilmiştir.

H'oponopono bizim yolumuza çıkan zihinsel engelleri ortadan kaldıran bir kişisel gelişim yöntemidir. Bu yöntem sayesinde zihnimizi engellerden özgür kılarız ve yaşamdan istediklerimizi elde etmek için yeni ve beklenmedik yollar buluruz. O, hem özel yaşantıda hem de iş hayatında yalnızca işe yaramakla kalmaz, aynı zamanda mucizeler yaratır. Vitale bu deneyimini tüm dünya ile paylaşmak için bu kitabı kaleme almıştır.
Dr. Ihaleakala Hew Len ile işbirliği yaparak zenginlik, sağlık, huzur ve mutluluğu nasıl elde edeceğinizi açıklamıştır. Yöntem sayesinde okuyucular başarıyı elde etme konusunda kendilerine engel olan sınırlamaları ortadan kaldırmayı öğreneceklerdir. Yöntem, bilinçsiz olarak yerleşmiş olan önyargıları, inanışları temizleyecektir. Yani başarı, sağlık ve mutluluk elde etmede artık Limitsizsiniz.

Zihninizin kara tahtasını sildiğinizi ve önyargılı fikirler olmaksızın yeniden başladığınızı ve dolayısıyla sadece günlük olayların olduğu bir dünyada yaşadığınızı hayal edin. Her şeyin mümkün olduğunu hayal edin. Aslında dünyaya zihinsel kısıtlamalar olmaksızın bakarsanız her şey mümkündür. Bu kitap, yaşamınızı yeni bir fırsatlar ve başarılar evrenine Sıfır Sınır'ın olduğu evrene açan anahtardır.


20.3.22

Biraz bizden biraz kitaplarımdan....Hayata Dair..

 Bu sene kar-a iyicene doyduk sanıyorum.....Hele geceleri o pencereden, sokak lambasından görünen manzara; muhteşemdi.

O kadar özlemişiz ki karda oynamayı, gece çıkıp kaydık, kaynımlarla kar savaşı oynadık, Yoğurtçu parkına yürüdük.... içimizde ki o çocukça sevinci hissetmek çok iyi geldi. :))

Mart ayına yoğun başladık, ne zaman bugüne geldik anlayamadım.... Artık masa tenisini de haftada altı güne çıkardılar. Bize kaldı bir pazar günü........😳 

Gün be gün büyüdüğüne şahit olmak çok enteresan bir duygu..... mesela artık esprileri daha bir değişti, büyüdü, her şeyin daha da bir farkında.... yorumları, bazen verdiği fikirler derken....zaman akıyor...

Bu hafta haberlere hiç bakmadım, çevremden ve İg'de gördüğüm kadarıyla savaş devam ediyor...... can sıkıcı bir durum..... Allah Yar Ve Yardımcıları Olsun...keşke diyorum elimden bir fazlası gelse....

Okuma grubu arkadaşlarımızla "KURTLARLA KOŞAN KADINLAR" kitabını bitirdik. Bölüm bölüm okuyup, konuştuk. Bazı kitaplar beraber okununca daha bir anlaşılır ve içe dokunur oluyor. Bu kitapta böyle..... Her ne kadar masal ve mitolojiden alınan hikayeler olsa da...öyle yerlerinize dokunuyor ki... hele bir de içselleştirirseniz; ruhunuza şifa oluyor...🙏

Aldığım notlardan bir bölüm;

Dün akşam ki KKK toplantımızın konusu; Özel araziyi belirlemek: Öfkenin ve bağışlamanın sınırları idi.
Hepimiz için çok önemli bir konu. Çünkü içimizde, kızdığımız, kırıldığımız, öfke duyduğumuz, anlamlandıramadığımız bir çok duygu oluyor. Ve bunlar hepsi de bir yük aslında..... Bağışlamak karşı tarafla ilgili bir durum değil aslında, kendimizle ilgili bir durum. Eğer bunun mantığını anlar ve hissedersek, işte o zaman ruhumuz hem bedenen hem zihnen özgür kalır....
Kitabın bu bölümünde çok çok güzel anlatmış Clarissa P. Estess.. Tabi bursa şu yanlış anlaşılmasın; her şeye tahammül etmek anlamında değildir; bağışlamak ve öfke kontrolü.... Sınırları belirlemek ve kontrol etmek...
Mesela demiş ki;
📍 Duyguların dengeli bir şekilde değerlendirilmesi kesinlikle bir kendine - saygı duyma işidir.
⚖️ Düşüncesiz ve denetimsiz öfkenin ötesinde bir hayat vardır.
📍Bağışlamanın esas önemli kısmı başlamak ve devam etmektir. Gerçekten her şeyi anlayabilseydik, her şey daha bağışlanabilirdi.
📍Ancak, gerçekten iyileşmek için kendi gercegimizi söylemeliyiz; sadece pişmanlığımızı ve acımızı değil, bize zarar veren, bizde kızgınlıklar, nefretler doğuran ve kendimizi - cezalandırma ya da intikam arzusunu uyandıran şeyleri de hesaba katmalıyız. Bağışlama bir yaratma eylemidir. Bunu yapmak için zamanla değerini kanıtlamış birçok yoldan birini seçebilirsiniz.
📍Bir bakımdan, hayatı eziyetler içinde geçen ve bunu beynine iyice kazıyan bir kadın, kesinlikle tahmin edilemez bir derinliğe sahiptir.
📍Hayatlarımızda, genellikle de orta yaşlarda, ister acı verici olsun, ister olmasın, karar vermemiz gereken bir an gelir ve bu karar, gelecekteki hayatımızın muhtemelen en önemli psişik kararıdır. Kadınlar bu noktaya çoğu zaman otuzlarının sonun da ya da kırklarının başında ulaşırlar. Kulaklarına kadar her şeyle dolu oldukları bir noktadadırlar ve artık " bıkmış" lardır, "Son damla bardağı taşırmış" tır ve "bitip tükenmiş"lerdir....
📍Saygısızlığa, tehdide, incinmelere karşı derin tepkiler göstermek, sağlıklı içgüdüsel psişenin görevidir. Yürekten tepkiler, ruhun ve psişenin ortak  noktasıdır.

 

Ve Regaib Kandili'nde de "MESNEVİ" ye başladık. Her gece yarım saat ne kadar okuyabilirsek okuyoruz ve sonra kendi içimizde düşünüp, nefsimize sorular soruyoruz. Telegram üzerinden yazışıyoruz ve her kitap bitiminde de sohbet açalım dedik.

Benim 3.okuyuşum ama sanki ilk kez okuyor gibiyim. Her seferinde içimde bir yerlere dokunuyor ve şifa oluyor. İlk okumam da hızlıca okumuştum sadece kelimelere hakim olmak için. Çünkü öyle roman gibi hızlıca okuyayım, bitsin diyebileceğiniz bir kitap değil... Ve her okuyanda da farklı kapılar açan bir öğreti. Evet Mevlana hakkında bir sürü spekülasyonlar ve söylemler var... Bana göre sizin olaya nerden ve nasıl baktığınızla ilgili.... Sonuçta hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi değildir ve her söylenen de doğru olmuyor....

Hadi biraz da bitirdiğim kitaplarımdan bahsedeyim. :)


 

Prospero Kitaplığı/8.kitap #semenderlerlesavaş

Semender Savaşları olarak da tercüme edilen Newts ile Savaş, Çek yazar Karel Čapek tarafından 1936 hiciv bilim kurgu romanıdır. Pasifik'te, başlangıçta köleleştirilmiş ve sömürülen akıllı bir semender türü olan denizde yaşayan bir ırkın keşfiyle ilgilidir. Wikipedia (İngilizce)
📍 1936 yılında yayınlanmış bir kitabı okurken... Sanki bir kaç sene sonra biz yaşayacağız hissi uyandırması hem ürkünç hem de inanılmaz..... 🦎 Biraz yazarın hayatını okuyunca şöyle diyir; 20. yüzyılın önemli Çekoslovak yazarıdır. Adı Karel Çapek olarak okunur. Yaygın kullanımı ile robot kavramını ortaya atan kişi olarak bilinir.
🦎🦎🦎🦎🦎🦎
Yükselen Nazizm’in ayak seslerinin gölgesinde yazılmış olan Semenderlerle Savaş, insan ırkının kendi yarattığı “öteki” ile olan kavgasını, şiddeti ele alırken, açgözlülük, para hırsı, ticaret kaygısı nedeniyle “akılcılık”tan akıldışına nasıl kolayca savrulabildiğini gösteriyor.
🦎 Aklıma kitabı okurken, "Ben, Robot" kitabı da geldi. Gün geliyor ve insan elinden çıkan bir çok robot veya semender bize savaş açıyor..... Kitapta son bölüm var ki... Of diyorum... Her şeyi çok iyi anlatmış aslında.....
Bir grup Canım kız arkadaşlarımla okuduk, sohbetini yapicaz.... Bakalım daha neleri konusucaz. Alt metni fazla olan bir kitaptı çünkü.... 📖 👌🏻  



Mis gibi kar eşliğinde, ruhuma o kadar iyi gelen bir kitap okudum ki....
Okuduğum Sufizm üzerine kitaplar arasında bu kitap başı çekiyor. Özellikle anlatıcının sade anlatımı ve kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaşımları içiniz de bir yerlere dokunuyor ve sizde de kapılar açıyor. Çünkü bu yola baş koyduğunuzda süreklilik, azim ve istek çok önemli 🙏🏻
Bir önemli detay da içinize dönerken hayattan, yaşamdan vazgeçmeniz gerekmiyor, bunu bilmek, uygulayan birinden okumak da iyi geliyor ✌🏻
Hani hep denir ya; öğrenci hazırda öğretmen onu bulur diye... İşte! Bu kitap tam da bunu anlatıyor bir nevi..... Ve mutlaka okuyun diyeceğim bir yol gösterici kitaplardan....
📍 Kitapda ki anlatıma gelirsek, anlatıcı da bazı yaşadığı olaylar sonrası ve içinden gelen bir dürtü ile arayışa giriyor ve sonrası karşılaşmalar, meditasyon, dersler derken bu süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️ ⚖️
Suflzm, İslam'ın mistik kalbidir ve batini yüzünü ifade eder. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaş-ı Veli ve daha niceleri bu ekolün I temsilcileridir. Her biri eserleriyle ve yaşam biçimlerimle insanlığa | ışık tutmuş kişilerdir. Elinizdeki kitabın amacı, işte bu kapıyı aralayan bir kişinin gördüklerini |sizlerle paylaşmasından ibarettir. Ancak kitabın belki de en Önemli tarafı, konuyu teorik olarak ele almaktan çok, pratik uygulamaları aktarıyor olmasıdır.
#sufizm #ogreti #ruhaiyigelenkitaplar

 
 

 
Bu kitap "erken dönem yazılan yazılar" dır bir nevi. Hatta sunuş kısmında şöyle bir cümle okudum :
"Metinler, yüksek sesle okudukları veya müzik eşliğinde terennüm edildikleri için tekrar ve kalıplar içermektedir. Metin içeriğine zor uyum sağlayan ve günümüz okuyucusu tarafından tam anlaşılmayacak kalıplar sıkça kullanılmaktadır. Bu destanlar, okunmak için değil dinlenmeleri amacıyla yazılmıştır... "
📍 Nacizane fikrim eğer bu tarz okumalar seviyorsaniz, tek kitap ile kalmayın bir çok bu tarz kitap okuyun, masallar dinleyin veya okuyun. Çünkü tek başına hadi bu kitabı da okuyayım derseniz havada kalabilir. Bir çok söylem aklınıza yatmayabilir. Zati çevirmenlerin de dediği gibi okurken tekrar kısımları aklınıza hep anlatım olarak gelsin.....
Bir de okurken anladım ki, doğamız da hep Bi korku var... Hangi zamanı anlatırsa anlatsın destanlar insan olarak yakınma, korku, büyüklüğüne göre davranma... Savaş isteği, sahip olma isteği vs... Hep var!
📍📍📍📍📍📍📍📍📍📍

MÖ 22.-17. Aşağıdakia tarihlenen pek çok nüshaya göre, Mezopotamya'da destanlarıyla öne çıkan üç büyük Uruk küçük Enmerkar, Lugalbanda ve Gılgamış'tır. Elinizdeki eser, Sümer Kral'nde Uruk kentini kurduğu ve 420 yıl boyunca devam eden saldırı projesi Enmerkar ile Ur kentinin hakimiyetine girmeden önce 36 yıl boyunca devam eden oğul kral Lugalbanda'nın destanlarını oluşturun. Enmerkar'ı konu alan “Enmerkar ve Aratta Kralı” ile “Enmerkar ile Ensuḫkešdana”; Luganbanda'yı konu alan “Lugalbanda Dağ Mağarasında” ve “Lugalbanda ile Anzud Kuşu” destanları Sümerceden çevrildi ve Türkçede ilk kez Hasan Âli Yücel Klasikler Dizisi'nde okurla buluşuyor 


 
Nerede kalmıştık? 🤔🙄
Bâbil... Her dönem esprilere, hikayelere konu olan destan..
Arka kapak yazısı özetlemiş demek isteyeceklerimi... üstüne diyeceğim tek şey.... Dünya ve Yaratılış bir mucize... Görmek isteyene, duymak isteyene ve farkında yaşayana... Gerisi teferruat 🙃😉


Evrenin, dünyanın, kozmik bölgelerin ve insanın yaratılışı, ardından da tüm bunları yaratan Bâbil tanrısı Marduk’un diğer tanrılar tarafından zikredilişini içeren bu destan, Gılgamış Destanı ve Bâbil Hemeroloji Serisi’nden sonra en iyi bilinen Mezopotamya eserleri arasında yer alır. Bu destan okullarda, tapınaklarda, yılın belli günlerinde belli ayinlerde okutulan kutsal bir kitap, edebi bir yapıt aynı zamanda da bir kültür hazinesi olarak Bâbil’de, Bâbil Devleti’nin Tanrı Marduk’u temel alan dini, kültürel ve siyasi mirası sayesinde de tüm Mezopotamya’da büyük saygı görmüştür. 
 

 bu kitabı Bi Mukaddes Kitap olarak değil de yol gösterici olarak okursak daha iyi olacağını düşünüyorum. Çünkü ye yer kitapta bazı cümleler biraz kutsal kitaplara yakın cümleler....
İnce bir çizgide aslında anlatılanlar... Sizin nasıl okuyup, anlamak istediğinize bağlı bence. O yüzden bu düşüncemi de yazmak istedim.
Kitaba dönersek, kendi ruhsal düşüncelerimize bir nevi yoldaş oluyor.....insanız, beşeriz elbet oluyor kaygılarımız, korkularımız, hırslarımız... Ve bizi hayat yolunda aslında bu duygular tökezletiyor ve kitap da bunu öyle cümlelerle anlatıyor ki.... Seviyorsanız bu tarz okumaları bu kitabı da seversiniz.
Daha önce hiç görmemiştim. Bu kitabı okumama vesile olan arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. 🙏🏻❤️🌸

Bu kitap, "MİRDAD’IN KİTABI"dır; derman arayanlar için
bir deniz feneri, sığınmak isteyenlere bir limandır.
Mirdad’ın Kitabı, sayısız okuyucunun yüreğine dokunmuş bu muhteşem hikâye, bir insanın bilincini genişletmenin ve içindekini ortaya koymanın nasıl mümkün olabildiğini yeni nesillere de gösteriyor.
Kitap, temelde Mirdad ile öğrencileri arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Bu diyaloglar, Sunak Tepesi’ndeki Nuh’un Gemisi’nde göreve hizmetkâr olarak başladığı sırada geçmektedir. Diyaloglar, Mirdad’ın baş öğrencisi Naronda’nın anlatımıyla, daha çok soru cevap şeklindedir.
Bu kitap dünyanın en büyük spiritüel edebiyat klasiğidir #mirdadınkitabı

15.1.20

Uğur Batı / Enneagram İle Kişilik Analizi

Geçtiğimiz  hafta arkadaşımın kitaplığından okuduğum " Enneagram İle Kişilik Analizi " ve "Kendine İyi Bak" kitabını bitirdim.
Yazarı Uğur Batı. Daha önce kendisini televizyonda,  tartışma programlarımda izlemiştim. Anlatımı akıcı ve dikkat çekici, kendini dinletiyor. Tabi bu önemli bence. Anlatan kişinin kendini dinletebilmesi 😏

 Aslında okuduğunuzda öyle çok tıbbi kelimeler kullanmıyor,  hatta bildiğimiz şeyler... Tabi bildiğimiz duyguları,  kelimeleri hayatımızda uygulamayınca pek bir faydası da olmuyor.
Enneagram kelime anlamı olarak Yunanca... Kendini bilmekle, farkında yaşamakla ilgili bir öğreti. Diğerlerinden tek farkının Enneagram'ın dinamik olmasını belirtiyor Uğur Bey.
Altını çizdiğim, tekrar tekrar okumak istediğim cümleler çok fazla.
Hayatımı farkında yaşamaya başlayalı uzun zaman oldu. An'ı mı yaşamaya da çabalıyorum. Ama gerçek şu ki biz dünyaya boş yaşayalım, uyuyalım, yiyelim, sevişelim diye gelmedik sadece... Evet önemli ve vücudumuzun ihtiyacı istekler lakin, gelişimimiz için, hatırlamak için ve farkında yaşamak için yeterli değil.
Çevremde o kadar çok var ki; örneğin parktayız, kuş sesleri var ve farkında değil..... Kaçırdığı hissi, duyguyu anlatamam. Üzülüyorum.... Elimden geldiğince,  karşımdakini sıkmadan, neden farkında yaşaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Tabi gerisi kişinin kendisine,  isteğine bağlı.
⏳⏳⏳
Onun dışında kitapta anlatılan bir diğer şeyde; Enneagram'da her insanın 9 özü bulunduğunu ve kişiliğinde bunlardan barındığını anlatır. Eğer kendimizi tanırsak, ikili ilişkilerimiz,  hayata bakışımız daha sağlıklı olur. Bir sıkıntı anında ayağa kalkmamız daha kuvvetli ve kolay olur.
Kitap sizi sıkmadan, örneklerle anlatmış her bir detayı.
Eğer ilginizi çekiyorsa bu tarz öğretiler, bilgiler tavsiye ederim.

Birde aklıma gelmişken yazayım, temel öğreti kitapta da heö bilimin hem ilimin bizim için olduğunu,  Mevlana'nın, Sufiliğin, insana yardımı fazlasıyla olduğunu, aslında beraber ilerlediğini de anlıyorsunuz okurken. Zaten yer yer Mevlana'nın, Sokrates'in vb...  cümleleri ile sayfa başlıklarına başlamış kitapta....

ARKA KAPAK YAZISI şöyle der;


Uğur Batı bizi bu kez hayatımızın akışında farkına varmadan kaçırdığımız, basit gibi görünen birçok ayrıntıyı yeniden anlamlandırmaya davet ediyor. Sorular soruyor ve kendi sorularımızı sormamız için bizi kışkırtıyor adeta. Bu kitabı okurken bildiğinizi sandıklarınızı yeniden düşünme ihtiyacını duymanız da mümkün, kimi sorunlarınızla baş etmede çok işinize yarayabilecek küçük, yol gösterici ışıkları da. Yolda ilerledikçe farklı kültürler, çok uzağımızdakiler, ama aynı zamanda da çok yakınımızdakiler bize meğer ne çok ipucu veriyormuş diyebilirsiniz. Sonuçta her şey insan için değil miydi zaten?”
Mario Levi
 
“Birçok insan doğal olarak hayatın anlamını sorguluyor. Ben bu dünyada kişisel gelişim için var olduğumuzu düşünüyorum. Kişisel gelişim içinse bir insanın kendi kişiliğini ve diğerlerini tanıması şart görünüyor. Bu yolda dünyanın en etkili kişilik tanıma yöntemi Enneagram ve yöntemin Kalp, Zihin ve Beden yaklaşımı bize büyük imkanlar tanıyor. Birçok diğer yaklaşımın aksine Enneagram, dinamik ve tutarlı yaklaşımıyla kişilik tanımada kilit bir noktada. Uğur, bu kitabıyla Enneagram gibi karmaşık yöntemi bize olabilecek en keyifli yolla sunuyor. Hikayeler anlatıyor, çözümlemeler yapıyor. Kitabın dili çok parlak ve sihirli. Uğur bizi aslında heyecanlı bir okuma deneyimine davet ediyor.”
Ralph Willmann
Yaşam Koçu, İletişim ve Kişisel Gelişim Uzmanı

1.12.19

Bilgelik Ağacının Gölgesinde Ve Bir Saf Dilin Hatıra Defteri..Kitapları..

Daha önce duymadığım ve görmediğim bir kitap;
BİLGE AĞACININ GÖLGESİNDE/ Avram Ventura"

Delidolu Yayınlarından çıkmış bir anlatı kitabı.
Yayınevi'de yeni sanırım.
Kitabın önce kapağı sonrada arka kapak yazısı dikkatimi çekmişti. Ara ara böyle anlatı kitapları okumayı seviyorum.
Bu kitap da anlatı, anı ve derleme kitap diyebilirsiniz. Koyun baş ucunuza ister sıralı, ister rastgele bir konuyu açın okuyun. Öyle güzel bir kitap.

Yazarın okuduğu kitaplardan altını çizdiği satırlar üzerinden ya da bir kelimeden yola çıkarak yazdıkları.....
Arka kapak yazısı şöyle;

Bilgelik ağacının gölgesinde yeşeren düşünceler…
İzmirli şair, köşe yazarı Avram Ventura’nın kişisel deneyimlerinden, gözlem ve sorgulamalarından beslenen Bilgelik Ağacının Gölgesinde, yaşama farklı pencerelerden bakmayı öneren yirmi iki denemeden oluşuyor.
Sebatkâr bir okurun yıllar içindeki birikiminden damıtılmış bu içtenlikli yazılarda, başta Montaigne olmak üzere insanlığın yolunu aydınlatan pek çok sanatçı, bilim insanı ve düşünüre mütevazı bir dost selamı gönderen yazar; okurlarını edebiyat, sanat ve felsefenin derin sularında birlikte kulaç atmaya çağırıyor.
Yaşamayı, sürekli yolda olmaya; yazmayı ise hiç bitmeyen bir yolculuğa benzeten Ventura'nın, usul usul demlendirdiği Bilgelik Ağacının Gölgesinde, Delidolu'nun #Okumak temalı kurmaca dışı eserler koleksiyonundaki yerini alıyor.
Anılardan, kitaplardan, sanattan, dostluktan, iyilik ve kötülükten, yalandan, yalnızlıktan, sevgiden, ölümden, başarıdan; kısacası hepimizin hayatından söz eden, önce kendine sonra okuruna ayna tutan bu denemelerle bilgelik ağacının gövdesine yaslanıp biraz olsun düşünmeye ne dersiniz?
“Hayatın gerçeğini kavramış, insanlığa her alanda katkısı olmuş tüm düşün, sanat, bilim ve inanç önderlerini düşünüyorum. Kökleri binyıllara uzanan bu insanlar, bilgelik ağacının dallarını oluşturuyorlar. Ben o ağacın bir dalı olamasam da, hiç değilse gölgesine sığınmaya çalışıyorum.

Diğer kitabım;

"BİR SAFDİLİN HATIRA DEFTERİ/ Arkadi Averçenko

Yazarın hayatı;


ARKADİ TİMOFEYEVİÇ AVERÇENKO (1881-1925): Sivastopol’da dünyaya gelen Rus yazar, aynı zamanda  eleştirmen, dramaturg ve ünlü bir mizahçıdır. Hikâyeleri 1903 yılından itibaren Harkov’daki yerel gazete ve dergilerde yayımlanmaya başladı. 1907’de Petersburg’a gitti. Burada Strekoza adlı ünlü mizah dergisine yazılar yazdı. 1908 yılında bu dergiye katkıda bulunan genç yazar ve sanatçılarla birlikte Satirikon adlı dergiyi kurdu ve yönetti. Averçenko’ya büyük ün getiren dergi çok geçmeden ülkenin en önde gelen mizah dergisi oldu. Adı 1913 yılından itibaren Novıy Satirikon olarak değiştirilen derginin yayımlanması Ağustos 1918’de Bolşevikler tarafından yasaklandı. 1919 yılında Sivastopol’a dönen Averçenko burada Beyaz Ordu yayını olan bir gazeteye düzenli yazılar yazdı. Edebi faaliyetlerini 1920’de göçtüğü İstanbul’da da sürdürdü. 1922’de Prag’a yerleşti. 1925’te gözünden geçirdiği bir ameliyattan sonra durumu kötüleşti. Aynı yılın Mart ayında yaşama veda etti. Cenazesi Prag’daki ünlü Olšanské mezarlığına defnedildi. Neşeli İstiridyeler-Mizahi Hikâyeler (1910-1911), İhtilalin Sırtına Bir Düzine Bıçak (1921) ve Bir Kiniğin Hikâyeleri (1925) başlıca yapıtlarıdır.


Bir Safdilin Hatıra Defteri'nin konusu da;

Arkadi Averçenko, 1920’de Bolşeviklerin Kırım’ı istila etmesi nedeniyle İstanbul’un yolunu tutan Rus göçmenlerden biriydi. Bir Safdilin Hatıra Defteri’nde İstanbul’da ve bir sonraki durağı Prag’da geçirdiği günleri anlatır. Aralarında hayatlarında ilk kez geçimlerini sağlamak için çalışmak zorunda kalan soylu ve zengin Rusların da bulunduğu göçmenlerin karşılaştıkları zorluklara odaklanırken İstanbul’u fon olarak kullanır. Hayatın yalnızca göçmenler için değil, yerliler için de çok zor olduğu işgal altındaki İstanbul’un genel atmosferine hiç değinmediği gibi, şehrin güzelliğine ya da barındırdığı tarihi hazinelere de iltifat etmez. Daha çok yabancı nüfusun yoğun olduğu Galata ve Pera civarında yaşayan Rusların ayakta kalma mücadelelerini son derece mizahi bir dille aktarır.

Arada kaldığım bir kitap oldu.


12.6.18

Anarşist Banker ve İşaret 1 kitabı....

Cuma günü karnemizi aldık ve kreşte ilk yılımızı bitirdik. 😊
Nasıl geçti hiç anlamadım, hele ikinci yarı rüzgar gibi geçti. Artık daha çok park demek bizim için yaz tatili. Henüz bir plan yapmadık... Zaman ne getirirse ve bizi nereye sürüklerse....

Bayrama da az kaldı..... İçim buruk... Biliyorum yaşadığım acı, özlem, hâlâ inanmamak hiç bitmeyecek.................... Bildiğim tek şey zormuş hem de çok zor....


Geçen akşam bizim kız Yengesinde kaldı. Biz de beyimle sinema kaçamağı yaptık. Merter "Deeadpool" umarım doğru yazmışımdır ona gitti bende "BookClub" filmine gittim. Ruhuma o kadar iyi geldi ki anlatamam. Zaten oyuncular muhteşemdi. 😊
🎥4 kadının kitap kulübü ile yaşamlarına değinmiş. Renkli, ama mesaj dolu bir filmdi. Özellikle yaşımız kaç olursa olsun yaşamı bırakmamız gerektiğini anlatan yer yer güldüren güzel aydınlık bir filmdi.







Özellikle  "Grinin Elli Tonu" kitabı eminim bu filmden sonra tekrardan çok satacaktır. 😊

📚 Kitaplardan da;
"Anarşist Banker /Şeytanın Saati Fernando Pessoa" kitabını bitirdim.
📝 Ara ara sıkıldım özellikle tamlamalar beni çok yordu  Biraz da konu ilgimi çekmedi sanırım.. Ama yine de yazarın gerçekçi ve net eleştirileri okunmaya değerdi.



Anarşist Banker, Pessoa’nın, sağlığında yayınlanan tek anlatısıymış..  iki arkadaşın bir yemek sırasında gerçekleştirdiği sohbete odaklanır. Kahramanlardan biri, bankerliğin, gerçekleştirilebilecek tek anarşist eylem olduğunu savunur. Anlatı, burjuva toplumunun ikiyüzlülüğünü ortaya koyar. Ve ortaya koyduğu gerekçler öyle mantıklı ki kendinizi çoğu söyleme katılırken buluyorsunuz.

Şeytanın Saati ise yazarın ardında bıraktığı sandıktan çıkan metinlerden biri. Yine bir diyalog-metin. Anlatıcı ile Şeytan arasında kurgulanan alaycı, mistik bir konuşma. Kuşkucu Pessoa’nın, kişiliğine de en uygun yazılarından biri.










📎 Bir diğer kitap ta;
İşaret 1/Deniz Ertan
Söz yazarı birisi Deniz Ertan. Ve kendi içsel dönüşümü ile başlayan yolculuğunu, vardığı ve araştırdığında ortaya çıkan bileşenleri anlatmış bir nevi kitabında. Çoğunlukla ayetlerle anlatmış. Bir çok kelimenin anlamını açıklamış. Tasavvuf ve Kuran ve işaretlerle ilgili bakış açısını verdiği örnekleri çok sevdim. Bazı yerler de sıkıldım tabi bunda benim daha önce de buna benzer okumalar yapmam da bir sebepdi.



Yazılı yazmadan önce de 1984 kitabını bitirdim  Artık o da başka yazıya. 😊
İyi geceler selamlar. 🙏🏻🙋🏻‍♀️

27.5.18

Laozi / Tao Te Ching


Ara ara ruhumu besleyen kitaplar okumayı seviyorum  Geçen gün İş Kültür Yayınları'a uğramıştı. Yeniden basımı olan bu kitaba denk geldim. Daha önce de "Savaş Sanatı" kitabını okumuştum. Bu tarz kitaplar ara ara açılıp okunacak kitaplardan. "LAOZİ" de uzak doğu öğretilerinden biri. "uzun yol, öğretici" gibi anlamlara geliyormuş.. Bazı cümleleri sizinle de paylaşmak istedim. 
Zamanla anladım ki sadece beynimizi yada bedenimizi beslemek olmuyor. Eğer yaşama ve "yol" a ayak uydurmak istiyorsak "ruhumuzu" da beslememiz gerekiyor. Sonuçta biz kabul etsek de etmesek de yaşam bir "denge" ve bu dengeyi fark edip yola devam edenler daha çok keyif alıyor, yaşanılan sıkıntılar  zorluklar karşısında baş edebiliyor. 
📍 Bazen bana da çok soruluyor "nasıl bu kadar pozitifsin?" yada "tabi ya hayat sana güzel" deniyor. Aslında hayat hepimize güzel, sorun senin nerden baktığınla alakalı aslında. 
📍 Yoksa bende dörtlük dörtlük yaşamıyoeım, sıkıntılarım oluyor, canım sıkılıyor bazen daralıyorum. . Sonra hemn kendime bakış açısı belirleyip yola devam ediyorum. En önemlisi hayat bana "geçmişte yaşamamak gerektiğini  öğretti... 
📍 Birde bu tarz kitaplar ve tasavvuf da çok etkili oldu yaşamımda. 
Eğer ruhunuzu beslemeyi seviyorsan bu kitap hoşuna gidecektir..
İyi geceler. 







9.5.18

Günlük...

Ruhumu yedi kez aşağıladım;





İlki, onu yükseklere ulaşmaktan kaçındığını gördüğüm zamandı.
İkincisi, onu topalın önünde topallarken gördüğüm zamandı.
Üçüncüsü, kolayla zor arasında seçim yapması gerekip de, kolayı seçtiği
zamandı.
Dördüncüsü, bir yanlış yaptığı ve kendini başkalarının yanlışlarıyla
avuttuğu zamandı.
Beşincisi, güçsüzlüğe sabrettiği ve sabrını güce yorduğu zamandı.
Altıncısı, bir yüzün çirkinliğini hor gördüğü ve onun aslında kendi
maskelerinden biri olduğunu anlamadığı zamandı.
Ve yedincisi, bir övgü şarkısı söyleyip de, bunun bir erdem olduğunu sandığı
zamandı.
Halil Cibran 
❗❗❗ Çok seviyorum Halil Cibran kitaplarını ve kısa-öz cümlelerini.
Geçen gün Kadıköy'e indiğim de bu kitabını almıştım. Aforizmalarından( özlü, çarpıcı, aykırı söz. ) oluşuyor. Ara ara açıp okuyorum hem ruhuma hem de aklıma iyi geliyor. Dün balkonda otururken bir kaç kez okudum yukarıda sizinle de paylaştığım cümlesini.
Gerçekten de ruh, ego zihin hem tehlikeli hem de çok iyi bir şey. Önemli olan dengeyi sağlamakta.
Arada bazı değerlerimizi unutabiliyoruz, hatırlamak adına iyi oluyor bu kitaplar.

📱 İnsatgram'da takip ettiğim ve çoğu bloggerın da bildiği biri var. Serrose. Hatta sosyal medyada da sıkı takipçileri var.
Biliyorsunuzdur geçmişte üzücü bir olay yaşadı. Şimdi ise hamile ve çok şükür iyi de geçiyormuş.
Aman Allah'ım nasıl gereksiz, can acıtıcı yorumlar yazıyorlar anlatamam. Kendisi de ara ara "nolur yazmayın bir şey dese de " yazıyorlar.
Elbet iyi dileklerini yazanlar da var.
Benim anlamadığım nasıl bir vicdan yokluğu var ki bazılarında... bu kadar acımasız olabiliyorlar. Başkalarının acısı ile mutlu olabiliyorlar.
Zaten aklımın almadığı o kadar şey görüyor okuyor ve şahit oluyorum ki... böyle dediğim de Merter" nolur aklın almasın, hiç hoş şeyler değil" deyip beni teselli ediyor.
Sanıyorum hiç bir zaman da anlamayacağım ki anlamak da istemiyorum.................................
Bunları neden yazdım, okurken o kadar içim acıyor ki bazen.... yazmayın dedikçe yazıp yorum yapanlara sinir oluyorum.
Bırakın yahu kızcağız hamileleiğinin tadını çıkartsın, paylaşsın, beğenmiyorsan takip etme..
Ay bir de o olay var dimi!
Takibe takip eden, olmadı listeden çıkartan... olmadı taciz eden......😳 

💥 
Bu hafta hava kapalı olunca bizim havalar da biraz melankolik oldu :)

Unautmadan buraya da ekleyeyim;  Pazar günü Edirne gezimiz vardı.
Meşhur Selimiye Cami'sine ve hanlara, konaklara hayran kaldım.
Ciğer'den hiç bahsetmiyorum bile. Dediğim tek şey; "sanıyorum bir daha mecbur kalmadıkça İstanbul'da ciğer yemeyeceğim!"  :)
 Dönüş te Tunca Nehri'nin sonunda Merc nehri kenarında bir çay bahçesi vardı ki, manzarası süperdi. Soluklandık, kahvelerimizi içtik, Kavala Kurabiyelerimizi de alıp yola koyulduk. :)

Bu haftada da böyle biter, evde kitap kahve ile...ki en sevdiğim ikili.

Selamlar. 🙋























31.1.18

Uçurtma Müzesi, Aziz Mahmud Hüdayi Hz. Ziyaret...

Selamlar.

Dün hava güzel olunca, kahvaltıdan sonra "ne yapsek acep" derken aklıma Uçurtma Müzesi'ne gitmek geldi. Uzun zamandır aklımdaydı. Zamanın birinde gazete de yazısını görmüştüm ve telefonuma gidilip-görülecek yerler listeme eklemiştim.
sitenin adresi için tıktık-Uçurtma Müzesi Sitesi

 1986 yılından itibaren Mehmet Naci Aköz tarafından toplanan Uçurtmalar ve sonrası ilavelerle Türkiye'nin ilk Uçurtma Müzesi imiş.

Giriş ücretsiz, sadece çocuklarla etkinliğe gittiğinizde randevu alırsanız iyi oluyor. Birde çocukların yaptığı uçurtmanın malzeme parasını alıyorlar. O da 18 TL, sonunda da katılım belgesi veriyorlar çocuklarımıza. Umay çok keyif aldı hala anlatıp duruyor.
Çocukken çok severdim ama öyle çok uçurtma uçurmuşluğum yoktur.
Geçen sene biraz sahilde uçurduk, bu sene Umay ile daha bir keyifli olacak hissediyorum. :)

















Özellikle Çin ve Kore uçurtmalarını çok beğendim. Sanırım bunda o ülkelerin yaptıkları uçurtmalara yükledikleri simgelerin anlamı da etkili oluyor.
Yolunuz düşerse Üsküdar'da olan bu mini müzeye uğramayı ihmal etmeyin.

Biz biraz erken gitmişiz. 45 dakika vaktimiz vardı. napalım  napalım derken aklıma Aziz Mahmud Hüdai Hz.'lerine ziyarette vardı. Hazır vaktimiz var hemde yakını da gidelim mi? dedim, Merter'de gidelim dedi, bir şey de soracaktık onuda sorar aklımızda kalmaz dedik.

 Çok kalabalıktı, içine girmeden dua ettim/k bu sefer. Tabi Umay ilk defa geldiği için anlamaya çalıştı. Neden kafamı örttüğümü sordu. Bende anlayacağı dilde izah ettim. Ben dua ettikten sonra ona da "kızım Bismillah" der misin? dedim. dedi. Allah kabul etsin.
İnanıyorum ki benim dediğim onca Bismiallah'dan daha çok kabul olmuştur.
Sever misiniz bilmem ama ruhuma çok iyi geldiğine inanıyorum büyük Zat'ları ziyaret etmenin huzurunun...
Gerçekten de duru görü, öngeri, sezi ne derseniz, nasıl isimlendirirseniz isimlendirin; bazı insanların kalp gözü açık ve başka bir gözle bakıyorlar insanlığa, Allah'a( C.C), dünyaya.....
Ve gerçekten de yaşarken hem bedenimizi, aklımızı hemde ruhumuzu beslememiz gerekiyor. Yaşam döngüsü enerji ve dengeden oluşuyor.
Tabi bu inanç meselesi ve herkes kendi inandığı, öğrendiği şekilde yapar ibadetini.
Kimi bir kez der Allah kimi bin kez der anca yerini bulur. O yüzden kimsenin kimseyi yargılamaya, sorgulamaya hakkı yok. Ama en çok beni üzen şey; karşımızdakini, küçümsemek, bilmeden yargılamak.
Hayat bana birşey öğretti; hiç bir şey göründüğü gibi değil.

Hiç meditasyon yaptınız bilmiyorum ama muhakkak deneyin derim. İçimizde ki ve aklımızda ki düşünceleri susturmak o kadar zor ki.... o birkça saniye surdurmayı başarabilirsek... her şey işte o birkaç saniyede....
Uzun zamandır aslında bu konuda yazmak istiyorum, bakalım doğru zaman ne zaman gelecek.
Taasavuf çok önemli hayatımız da aslında. Farkındalık, hayatı farkında yaşamak... bu meseleler önemli.
En iyisi konuyu dağıtmayayım ve uygun zamanda da yazayım.

Böyle güzel bir günden güzel ve keyifli kareler kaldı bize....

Selamlar, sevgilerrrr .🙋