Elfriede Jelinek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elfriede Jelinek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.9.20

Biraz Günlük Biraz kitap....



 
Aslında mart ayı gibi dişim sinyal vermişti. Bundan yaklaşık 12 yıl önce kaplama yapıldı ve doktorum ortalama "10-15 yıl" gidiyor kaplamalar diye de uyarmıştı. Miyadı doldu anlaşılan ve ağrı  beni mahvetti.... Tabi o süreçte pandemi başlamıştı ve korkudan doktora moktora gitmemiştim. Gargara ve yediklerime dikkat ederek geçirdim. Ama aklımın bir köşesinde hep yer etti dişim... bir gün patlak verecek düşüncesi çok fena.
Velhasıl geçen hafta dayanamayacağım şekilde diş etlerim ağrımaya başladı. Ve doktora gittim, yeniden yapılacak... Tabi benim gibi kırk yaşına kadar diş ağrısı çekmemiş biri için bu süreç çok fenaydı. Hani diyorlar ya " anamdan emdiğim süt burnumdan geldi" aynen onu yaşadım. uyku deseniz sancıdan yok...
Korksamda daha büyük sorun yaşamamak için muayene yolunu tuttum.... Eve gelir gelmez, hemen duşa girme. temizlenme ihtiyacı hissetme duygusu ne fena. Allah sağlık çalışanlarının yardımcısı olsun. Biz böyleysek onlar nasıldır kim bilir.
Bakalım bu hafta sonuçlanır artık dişim de rahatlarım.
Sonuçta bu hafta önemli bir süreç bizim için; kızın ilk ders haftası. Şimdilik hafta bir gün okula gidecekler. Bizim kızın grubu cuma günü gidecek. Diğer günler "Eba TV" den izleticez ki okul mantığı otursun. Bide uzaktan öğretim olma durumu da var...

Geceleri geç uyuduğumdan okumaya devam. Tabi daha yavaş okuyorum çünkü beynim yorgun oluyor. O yüzden bu aralar daha kolay okunur kitaplar seçiyorum.


"Clarissa / Stefan Zweig"

Uzun zamandır ara vermiştim Zweig okumalarına. Sanki tekrar aynı kitapları okuyormuşum gibi hissediyordum. Sonra  Korku kitabı ile yeniden  başladım okumaya.
Sonra yine ara vermiştim ki Sevgili Gül Hn. ( blog sayfası için tıktık :) ) bloğunda bu kitabın yorumunu okudum. Ayrıca Gül Hn. ilgi ve keyifle takip ediyor, paylaşımlarını okuyorum. Samimi, net yazımları hoşuma gidiyor :)) 
Ve bu kitabı da bir çırpıda keyifle okudum. Tabi kitabın tamamını yazar tamamlayamamış. Sonlara doğru bir boşluk hissi, sanki kitap yarım kalmış gibi hissediyor ve anlıyorsunuz.
Konusu itibari ile 1902'de  başlayan savaş, öncesi sonrası yaşadıklarını konu ediyor. Askeri bir baba ve askerliğin verdiği ciddiyet, disiplin, duygularını saklama... yine erkek evladın askeriyeye girmesi kızın ise faydalı bir işi olsun diye doktor yanında yardıma başlaması... sonrası aşk, evlilik, mücadele derken kitap bitiyor. Clarissa acılar çeken ama yine de ayakta kalmaya çalışan bir genç kadındır.
Arka kapak yazısı şöyledir;

Açıklama

Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Luzern’deki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.



Bir diğer kitabım grup okuması olan, Nobel ödüllü bir yazar olan " Elfriede Jelinek / Michael -Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı"


16.9.20

Okul Günlüğü.... Kitaplığım...




Geçen hafta okul bahçesinde tanışma etkinliğimiz vardı. Öğretmen bir kaç gün öncesinden WhatsApp grubumuzu kurdu ve artık oradan haberleşeceğiz. 
Tabi Umay kadar bizde heyecanlı idik. Öğretmenimizi ilk kez görmenin heyecanı yanında, artık kızçem ilkokul birinci sınıf diye diye dolaştım evde.... içimden habire "inanamıyorum yaaaa kızım 1'e gidecek "deyip durdum. 
Tabi bu pandemi sürecinde nasıl olacak okul yaşamı bilemiyorum/z... Öğretmen de bizim gibi, gidişata göre hareket edecek. En çok üzüldüğüm şey, bir çok heyecanımızı yaşamamak oldu.
Mesela; pandemi öncesi okul zamanını konuştuğumuzda "şöyle yaparız, şunları alırız, fotoğraf çekeriz, ay ne güzel çocuk çantaları var" diye konuşurken...şimdi fazla bir harcama yapmayalım nasıl olsa okul en fazla bir hafta sonra kapanır., sayılar artıyor neticede diye yorumlar yapar olduk....

Neyse ki çocuklar bahçede bir heyecan ile tanıştılar. Kısa kısa, mesafeli bir takım etkinlikler yapıldı. Fotoğraf çekinildi. Hem  aileler olarak hem de sınıfça.
Hemen buzdolabının üstüne asmak istedi Umay.
Tabi müdür toplanma öncesinden mesajlar göndermişti. Okul kıyafeti ile gelinmesini rica ediyordu, fotoğraf çekimi için.
Veliler olarak kıyafet almadan olmazdı. Yedeklerini almadan sadece ana kıyafetleri aldık. Hep dediğimiz gibi; gidişat nasıl olacak, okullar ne kadar sürece açık kalacak bilmiyoruz. Tedirginiz hepimiz tabi. Çocuklara sosyal mesafeyi anlatsak da bir araya gelince kalmadı sosyal mesafe falan.....

Öğretmen iki gruba ayıracağını söyledi sınıfı. O da zor olacak, çocuklar sadece grubunda ki çocuklarla arkadaş olmuş olacaklar, diğerleri ile belki de seneye beraber olacaklar. Zor yaaaa, bazen hala inanamıyorum bu hastalık sürecine. Hep kitaplarda okurduk veba, veya böyle bir salgın hastalığı, ülkelerin kargaşasını, mücadelesini... şimdi biz de yaşıyoruz daha doğrusu tüm dünya...
Kırtasiye listesi vermedi öğretmen, evden uzaktan eğitimde bir çok şeye gerek olmayacak sanırım. 
Hoş bana göre bilgi açığı bir şekilde kapatılır ama o çocukların bir arada edindikleri sosyallik, öğrenme, bilme, öğretmen-öğrenci ilişkisi açığı zor kapanır...….

Tek içime sinen gideceği okul devlet okulu ama müdürümüz ve öğretmenlerimizin çok fedakar ve işini seven olmaları. Hele yeni gelen müdürümüz okulu özel okullar gibi yapmış. Hoş hiç isteğim olmadı kızı özel okula yollayalım diye. Bize göre önemli olan çocuğu boş bırakmamak. Devamlı elimiz üstünde olmalı. Tabi bu okul süreci de sancılı. İlkokul öğretmeni çok önemli ve iyi araştırma yapmak gerekiyor.
Bunları konuşup araştırırken aklıma kendi zamanım geldi. Muhtemelen annemler araştırmamıştır diye düşünüyorum. Bizim mahalle hatta ma mahalle aynı okula gidiyorduk. Hatta ilkokul öğretmenimi hiç iyi anmam. Hatıralarım kötüdür çünkü güzel çocuk-çirkin çocuk ayrımı yapardı ve güzel kızlara daha iyi davranırdı. Bende o zamanlar kara kuru bir kızım. Öyle çoook güzel bir çocuk değildim.  Ve öğretmen için bu önemli idi.... Allah'tan sınıf arkadaşlarımız iyiydi. Tek üzüldüğüm o dönemlere ait hiç okul fotoğrafımın olmaması. Çok isterdim arkadaşlarımla, okulum ile fotoğraflarım olsun. Çünkü en son ilk okuluma gittiğimde, doğal olarak okul yenilenmişti. Çok değişmişti çok....

İnşallah kızımın okul hayatı  başarılı, güzel anılarının biriktiği bir dönem olur. O yüzden elimden geldiğince, okul ile alakalı bir çok şeyi kaydetmeye çalışıyorum.....
 Gelişmeler oldukça yazacağım. 

Bu aralar tabi gece okumalara devam. Sanırım uzun bir süre daha bu şekilde olacak.
Zati artık yeni kitap almıyorum, öncelik elimdeki kitapları okumak. Sadece grup okumalarımın kitaplarını alıyorum.
 Doğum günü hediyesi olarak Umay ile babası "Son Bakış / Irmak Zileli" kitabını almışlardı. Çok merak ediyordum hemen okudum.



Çoook beğendiğim bir kitap oldu. Konusu çok hüzünlü idi. Gürcü bir kızın ülkemize kaçak girmesi, bakıcılık yapması, çalıştığı kadın tarafından hor görülmesi kötüydü.... elbet yok mu böyle senaryolar var...hem de çok... sadece bizim etrafımızda olmayınca yok sayıyoruz.
Tabi kitabın ana konusu bu değil... daha çok ait olamama hali, anılar, yaşanan, ülkece çekilen acılar... İlk kez okudum yazarın kitabını ve diğerlerini de okumayı çok istedim.

Kitap Açıklaması

Irmak Zileli bu romanında genç bir kadının ölüme giderken ki son birkaç dakikasından hareketle, geriye doğru hayatlar ve kuşaklar boyunca aktarılan bakışların izini sürüyor. Aynı zamanda insanın hayata, geçmişe, kendi varlığına ya da yokluğuna yönelen bir bakış bu...

Son Bakış yabancılığın ve dilsizliğin nasıl bir şey olduğunu anlamanın ve anlatabilmenin yolunu arayan bir roman. Bu nedenle de evvela dille uğraşan,  dilin kendisini romanın meselesi yapan bir metin. Türkiye’ye kaçak yollardan girmiş, girerken biricik sevgilisi Kaveh’i yitirmiş Tina’nın iç sesi okuru yanına çağırıyor. Son yolculuğunda ona eşlik edilmesini bekliyor.

Hem yakarış, hem hesaplaşma olarak okunabilecek Son Bakış, Irmak Zileli’nin edebiyatta açtığı hattı derinleştiriyor.

“Ah insan zihni nasıl da kaydedemiyor aslında hiçbir şeyi olduğu gibi, çünkü sonradan ekliyorsun kendi bakışını onunkine, sonraki bakış diye bir şey de var aslında, hiçbir bakış son olarak kalmıyor,  kendi son bakışının üstüne ister istemez yenisinin gölgesi düşüyor. 

( Tanıtım Bülteninden)


İnstagram grubumuz ile "Michael-Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı/  Elfriede Jelinek" kitabını okuyoruz. Boyle grup okumaları iyi oluyor. Belki de  ben bu kitabı okumayacaktım bile. Satışı da yok ve reklamını da görmemiştim.Değişik bir tarzı var yazarın, biraz araştırdığımızda da edebiyatta yeni bir akıma vesile olmuş. 

Böyle işte, uykum geldi, yazı biter ben deniz kitabıma gider.biraz okuyup yatarım. 

İyi geceler a dostlar. :))