Veee bizim evde de okul zamanı için ziller çalmaya başladı.
2017-2018 Eğitim Öğretim yılı başarılı, bilgili olsun.
Tabi yine senenin başında sınavlarla ilgili yapılacak olan değişiklikler eminim bu yolda ilerleyen öğrenci ve velilerin kafasını karıştıracaktır....
Bizim içimiz kıpır kıpır...
Umay kız bu sene kreşe başladı.
Eşimde okuldan ( öğretmendir de kendileri) izin alıp ilk gününde yanyanaydık kızçemizin...
İLk gün olarak gayet iyiydi Umay. Bakalım sonraki günler nasıl olacak?
Bu yazıyı dün akşam yazmış ama yayınlayamamıştım, Umay akşam üstü uyuyunca ve saat 8 gibi uyanınca gece yattı... Bende de yazıya devam edecek güç kalmamıştı.
Bugün sabah bi " anne ben okula değil parka gitmek istiyorum" durumu yaşadık. Ve yola çıkınca da aynı muhabbet döndü durdu aramızda.
Okulun bahçesinde arkadaşlarını görünce biraz koşturdular sonra yine sınıfa gitmek istemedi ama öğretmen çağırınaca da; anne ben okula gidiyorum büyükleri almıyor deyip girdi sınıfa...
Uzun bir süre ara ara bu durumu yaşarmışız gibimize geliyor...
Tabi bizde ki heyecanı anlatamam.
Gerçekten de çok farklı bir duyguymuş okula götürmek evladını...onu kreş bile olsa bir sınıfa emanet etmek.Artık bazı şeyleri düzene oturtmamız gerekiyor.
Örneğin; öğlen uykularını yavaş yavaş kaldırmaya çalışıyordum ki okul öncesi hazırlık olsun diye. Birkaç gün uyumasa bile sonraki günler, akşam üzeri 2-3 saat uyuyup uyanıyordu.
Her ne kadar oyalasak da en fazla akşam üstü altıya kadar daynıp yine de yatıyordu.
Dün okuldan gelince de aynısı oldu. Bugün oyaladık epey ve 20:30'da uyudu. Sessizlik nasıl iyi geldi anlatamam. Birde benim anemiden dolayı sanıyorum yine kanım çok düştü... kafamı kaldıramıyorum. Devamlı uyur vaziyetteyim... Bu yazıyı bile parça punçik yazıyorum... Bi yazıyorum bi bırakıyorum, dinlenip tekrar yazıyorum o vaziyetteyim anlayacağınız.
Perşembe günü doktora gidip kan vericem.... Bakalım ne çıkacak sonuçlar. Uzun zamandır bu kadar kötü olmamıştım..
Ne diyordum; kızın uyku düzenini oluşturalım derken, sonra dedik ki "nasıl olsa okul saatini düzene girince kendi zaten o düzene ayak uyduracak. O yüzden bu ara Umay nasıl istiyorsa öyle gidiyor...
Böyle işte daha fazla ya#fffdfacak taakatim kalmadı... Gözlerim neredeyse kapanıyor...
Sonraki yazıda görüşürüz, iyi haftalar blog...
Anne Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anne Olmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
19.9.17
29.3.17
Anneme dair....
Üç haftanın içindeyiz ve sen yoksun annem...
Bu sene yakın arkadaşlarımdan bazıları bu acıyı yaşadı ve yanlarında oldum. Tıpkı benim acım var ve yanım da olan arkadaşlarım, dostlarım gibi... Şimdi kendime söylüyorum teselli cümlelerini...
Annem ne ben ne kardeşim ne de babam alışamadık yokluğuna...
Hayat evet bir şekilde devam ediyor... Bende şaşıyorum bazen kendime... O kadar dalıyorum ki rutin ev işlerine.. Elbet bunda Umay'ın çok büyük desteği var...
Bazen soruyor bana ;"anne sen hastaneye ananenin yanına gidiyor musun? " diye yada bir şey olduğunda" anne biliyor musun anane ölmüş" diyor... İşte o cümle var ya......
Nasıl içimi acıtıyor anlatamam....
Devamlı beynimin içinde kendime "ölüm" olayını anlatırken buluyorum...
Gece yastığa başımı koyduğumda devamlı konuşmalarımızı, yaşadıklarımızı düşünüyor ve hatıralarımızı canlı tutuyorum....
Geçen gün Kadıköy'e indik Merter'le... Hep gözüme anne kızlar ve senin taşıtın kadınlar çarptı.... Gözyaşlarım nasıl içime aktı anlatamam.
Genelde senin arkadaşların olsun benim çevrem olsun "hep ne kadar güçlü olduğumu" söylüyorlar...
Oysaki gelip bide beni Geceleri görseler yada gündüz birşeylerle ilgilensem bile yüreğimle nasıl konuştuğumu, kendimi nasıl teselli ettiğimi bir görebilseler... İçleri dayanmaz.... Annem..
Hayat işte....
Biz kalanlar için devam ediyor yoksa fena dibe vururuz bu duygudan....
Çok fena olduğumda hemen bi duruyorum, önce sana duamı ediyorum annem... Sonra da diyorum ki:
Gülşah sende bir annesin evet acın var ama bir evladın da var....
O zaman işte bir nebze içim duruluyor annem.....
ÖLÜM diyorum,... Ne kadar başımızdaymış... Artık ölümsüzmüşüz gibi yaşamıyorum.... Zaten farkında yaşardım hayatımı şimdi daha bir farkında yaşıyorum... Biliyorum ki ölüm bir nefesimize bakıyormuş.... Annem....
9.6.16
Kadınlık, annelik üzerine...........
Bir kaç gündür düşünüyorum ki eminim Cumhurbaşkanı'nın o cümlelerini ve bakış açısını dinledikten sonra bir çok kadın, anne de benim gibi düşünmüş, yorum yapmıştır...diye düşünüyorum.....
Hani düşünüyorum ve Kuran-ı Kerim'i Türkçe( anladığım dilde okumayı tercih edenlerdenim) okuyorum. Çevirisine baktığınız da; bizi Yaradan'ın bile bir anne " bir anne istemez ise çocuğunu emzirmeyebilir, ona süt anne tutabilir" diyebiliyorsa, bize böyle bir hakkı veriyorsa...
Nasıl olur da Devletimizin başında olan kişi böyle yorumlar yapabiliyor anlamıyorum... Sanırım kendisinin çevresinde hiç işsiz bir baba, anne, geçimini çöpten toplayan aileler, sokakta yaşayan çocuklar yok...
Çünkü ülke geneline baktığınız da emekli bir ailenin geçiminin ne kadar zor olduğunu, çalışan anne-babanın çoğunun çocuklarının anca okul masraflarını karşılayabildiğini bilmesi gerekir...
Elbet istisnalar var; geçim düzeyi iyi olan, refah içinde yaşayan... ama bunu eğer bir Cumhurbaşkanı söylüyorsa her iki kriteri de düşünmesi gerekir..
Bir de garibime giden; her kadın anne olmak istemeyebilir, nasıl olur da biz " anne olmak istemeyen" bir kadını yargılayabilir, ona" sen yarım kadınsın" diyebiliriz ki...
Çevrem de iki tane kadın tanıdım; anne olmak istemeyen. Evliler ve karı koca istemiyorlar. Bu dünyaya çocuk getirmenin doğru olmadığına inanıyor bir tanesi, bir tanesi de "anne olmak" istemiyor.
Vee bence duygularını iyi tanıyan insanlar anne olmalı veya olmamalı... düşünsenize istemiyorsunuz ve kocanızın baskısı yüzünden "anne oluyorsunuz" ne kadar kötü.. o çocukla annenin arasında nasıl bir sağlıklı bağ oluşabilir ki.....
Ki şu zamanda , yaşadığımız dünyaya baktığım da içim de çok da ferah değil... hele anne olduktan sonra "kaygılarım, endişelerim" daha da bir arttı... En büyük arzum her anne baba gibi evladım sağlıklı bir birey olsun, okusun, istediği bir işi yapsın... ama gidişat o kadar kötü ki... içimde ki evham yer yer hortluyor vallahi... sonra diyorum ki; Gülşah bu kadar düşünme herşey olacağına varır...
Sen evladını iyi, dürüst, ahlaklı ve sağlıklı yetiştirirsen; iletişimin de iyi olursa o evlat canavar gibi olur...
Tabi bu endişler arasında " sarkıntılık edecek olan olursa, okula gidecek ama ya öğretmeni yada etrafdan birilerinin tacizine uğrarsa" endişelerimi hiç anlatmayayım bile.... ( inanın artık haberleri bile izlemek istemiyorum....)
Ki izlediğim filmlerde kalabalık aile gördüğümde çok imrenirdim, hala da imrenirim... hep hayalimdi "3 evladım" olsun boy boy.... yazları hep beraber etkinlik yapalım, tatile çıkalım vs.....
Tabi günümüz şartalrında ne mümkün...
Zati geç evlendim, geç anne oldum bir ikinci çocuğa gücüm yok.... Rabbim; anne olmak isteyen kadınlara bu muhteşem, tarifi imkansız duyguyu yaşamayı nasip etsin...
Bir de böyle çevreden gündemden söylemler duyunca... aklımdan geçenlerin hepsini dilime düşüremiyorum bile.....
Velhasıl uzun lafı kısası; kadın demek sadece anne demek olsaydı... kadın demek herşey demek bence ve bunu sadece doğum ile sınırlandırmak kadar cinsiyet ayrımı yapmanın lüzumu yok....
........................
.............................
Hani düşünüyorum ve Kuran-ı Kerim'i Türkçe( anladığım dilde okumayı tercih edenlerdenim) okuyorum. Çevirisine baktığınız da; bizi Yaradan'ın bile bir anne " bir anne istemez ise çocuğunu emzirmeyebilir, ona süt anne tutabilir" diyebiliyorsa, bize böyle bir hakkı veriyorsa...
Nasıl olur da Devletimizin başında olan kişi böyle yorumlar yapabiliyor anlamıyorum... Sanırım kendisinin çevresinde hiç işsiz bir baba, anne, geçimini çöpten toplayan aileler, sokakta yaşayan çocuklar yok...
Çünkü ülke geneline baktığınız da emekli bir ailenin geçiminin ne kadar zor olduğunu, çalışan anne-babanın çoğunun çocuklarının anca okul masraflarını karşılayabildiğini bilmesi gerekir...
Elbet istisnalar var; geçim düzeyi iyi olan, refah içinde yaşayan... ama bunu eğer bir Cumhurbaşkanı söylüyorsa her iki kriteri de düşünmesi gerekir..
Bir de garibime giden; her kadın anne olmak istemeyebilir, nasıl olur da biz " anne olmak istemeyen" bir kadını yargılayabilir, ona" sen yarım kadınsın" diyebiliriz ki...
Çevrem de iki tane kadın tanıdım; anne olmak istemeyen. Evliler ve karı koca istemiyorlar. Bu dünyaya çocuk getirmenin doğru olmadığına inanıyor bir tanesi, bir tanesi de "anne olmak" istemiyor.
Vee bence duygularını iyi tanıyan insanlar anne olmalı veya olmamalı... düşünsenize istemiyorsunuz ve kocanızın baskısı yüzünden "anne oluyorsunuz" ne kadar kötü.. o çocukla annenin arasında nasıl bir sağlıklı bağ oluşabilir ki.....
Ki şu zamanda , yaşadığımız dünyaya baktığım da içim de çok da ferah değil... hele anne olduktan sonra "kaygılarım, endişelerim" daha da bir arttı... En büyük arzum her anne baba gibi evladım sağlıklı bir birey olsun, okusun, istediği bir işi yapsın... ama gidişat o kadar kötü ki... içimde ki evham yer yer hortluyor vallahi... sonra diyorum ki; Gülşah bu kadar düşünme herşey olacağına varır...
Sen evladını iyi, dürüst, ahlaklı ve sağlıklı yetiştirirsen; iletişimin de iyi olursa o evlat canavar gibi olur...
Tabi bu endişler arasında " sarkıntılık edecek olan olursa, okula gidecek ama ya öğretmeni yada etrafdan birilerinin tacizine uğrarsa" endişelerimi hiç anlatmayayım bile.... ( inanın artık haberleri bile izlemek istemiyorum....)
Ki izlediğim filmlerde kalabalık aile gördüğümde çok imrenirdim, hala da imrenirim... hep hayalimdi "3 evladım" olsun boy boy.... yazları hep beraber etkinlik yapalım, tatile çıkalım vs.....
Tabi günümüz şartalrında ne mümkün...
Zati geç evlendim, geç anne oldum bir ikinci çocuğa gücüm yok.... Rabbim; anne olmak isteyen kadınlara bu muhteşem, tarifi imkansız duyguyu yaşamayı nasip etsin...
Bir de böyle çevreden gündemden söylemler duyunca... aklımdan geçenlerin hepsini dilime düşüremiyorum bile.....
Velhasıl uzun lafı kısası; kadın demek sadece anne demek olsaydı... kadın demek herşey demek bence ve bunu sadece doğum ile sınırlandırmak kadar cinsiyet ayrımı yapmanın lüzumu yok....
........................
.............................
20.3.15
1 Yaş Doktor Kontrolü Sonrası... Süt ile imtihanımız....
Geçtiğimiz hafta Umay'ın 1 yaş doktor muayenesi vardı. Öncesinde de 1 ya aşılarını olduğundan kızım çok ağladı doktorda.
Doktorumuz kan tahlili ve idrar örneği istedi. Anam ne zormuş bebekten idrar örneği almak ki biz hala alamadık. Çünkü Umay ogün nerdeyse hiç işemedi gibi bişey. Psikolojiktir diye düşündük sonra ki zamanlarda da bir türlü alamadık örneği. İnternette bir sürü yöntem okuduk; bir bezini tez bağladık üstüne tekrar bezledik ki işerse hemen kaba dökelim diye. Sonuç "cık" olmadı.
Hastanenin verdiği torbalarla denedik yine olmadı.
Suyu açtık, fön makinesi çalıştırdık yok valla bir türlü alamadık..... Artık doktora gidince sorucam başka bildiği bir yol var mı?....
Kan sonuçlarımızı göstermedik daha umarım bişey yoktur. Ben Akdeniz Anemi taşıyıcısı olduğumdan ona da bakacaklar. Bakalım bizi neler bekliyor?
Tabi kan alırlarken ortalığı yıktı bir ara bayılacak zannettik, kendinden geçer gibi oldu.
İyi kötü atlattık artık sonuçlara bakmak gerek.
Vel hasıl doktorumuz artık herşeyi yiyip içebileceğimizi söyledi. 16 ay anne sütüne devam, kalan 5 ayı da sana bırakıyorum dedi. Benim düşüncem en az 2 yaşına kadar emzirmek.
Şimdi asıl sorun şu ki doktorumuz günde bir sefer süt içir dedi.
Kızım gece 1,5/2 saatte bir memeye kalkıyor
ve gözler kapalı meme arıyor. Doktora dediğimde " ozaman sütü gece ver" dedi. Denedim asla kabul etmiyor, zaten gece su da ver demişti doktor ama suyuda içmiyor.
"DOYMUYORDUR" dediğinizi duyar gibiyim ama doyuyor, yemeğini yiyor emiyor. Sadece alışkanlıktan ve emmeyi sevdiğinden kalkıyor, denedim. Gittiğimiz ve kaldığımız yerlerde yanımda yatırıyorum ve sonuş sadece bir kez uyanıyor o kadar. Demek ki dedim "kendi yatağında yattığında kokumu özlüyor" .
Napalım canı sağolsun bir süre daha devam edicez böyle.
Konudan uzaklaşmayayım. Kızım ne sütü içiyor ne de devam sütünü. Gündüz vermeyi denedim hatta uzun bir süre emzirmedimde ama nafile. Biraz biberon değişik geldiğinden içti ama sonrası red ediyor. Zati hiç biz biberonda kullanmadığımızdan daha zor oluyor bazı şeyler.
Facebook'ta yazdım sordum; bir çok anne, özellikle de emziriyorlarsa "verme pek bi faydası yok" dediler. Kefir ve yoğurt daha sağlıklı dediler.
Benim içimde bir nebze rahat çünkü zaten çocuğum emen bir bebek.
Genel yapı olarak da Umay'ı hiçbir şeye zorlamadığımdan özellikle yemek konusunda hiç ısrarcı değilim, kendisi ne kadar yemek istiyorsa o kadar yiyor, bu konuda da ısrarcı olmayacağım.
Bebek gelişimi ile ilgili bir kitapta bebeklerle ilgili şöyle diyordu; bir bebek zamanı gelince kabul ediyor herşeyi.. diye .
Tabi burdan tecrübeli annelere sesleniyorum; siz ne önerirsiniz?
Doktorumuz kan tahlili ve idrar örneği istedi. Anam ne zormuş bebekten idrar örneği almak ki biz hala alamadık. Çünkü Umay ogün nerdeyse hiç işemedi gibi bişey. Psikolojiktir diye düşündük sonra ki zamanlarda da bir türlü alamadık örneği. İnternette bir sürü yöntem okuduk; bir bezini tez bağladık üstüne tekrar bezledik ki işerse hemen kaba dökelim diye. Sonuç "cık" olmadı.
Hastanenin verdiği torbalarla denedik yine olmadı.
Suyu açtık, fön makinesi çalıştırdık yok valla bir türlü alamadık..... Artık doktora gidince sorucam başka bildiği bir yol var mı?....
Kan sonuçlarımızı göstermedik daha umarım bişey yoktur. Ben Akdeniz Anemi taşıyıcısı olduğumdan ona da bakacaklar. Bakalım bizi neler bekliyor?
Tabi kan alırlarken ortalığı yıktı bir ara bayılacak zannettik, kendinden geçer gibi oldu.
İyi kötü atlattık artık sonuçlara bakmak gerek.
Vel hasıl doktorumuz artık herşeyi yiyip içebileceğimizi söyledi. 16 ay anne sütüne devam, kalan 5 ayı da sana bırakıyorum dedi. Benim düşüncem en az 2 yaşına kadar emzirmek.
Şimdi asıl sorun şu ki doktorumuz günde bir sefer süt içir dedi.
Kızım gece 1,5/2 saatte bir memeye kalkıyor
"DOYMUYORDUR" dediğinizi duyar gibiyim ama doyuyor, yemeğini yiyor emiyor. Sadece alışkanlıktan ve emmeyi sevdiğinden kalkıyor, denedim. Gittiğimiz ve kaldığımız yerlerde yanımda yatırıyorum ve sonuş sadece bir kez uyanıyor o kadar. Demek ki dedim "kendi yatağında yattığında kokumu özlüyor" .
Napalım canı sağolsun bir süre daha devam edicez böyle.
Konudan uzaklaşmayayım. Kızım ne sütü içiyor ne de devam sütünü. Gündüz vermeyi denedim hatta uzun bir süre emzirmedimde ama nafile. Biraz biberon değişik geldiğinden içti ama sonrası red ediyor. Zati hiç biz biberonda kullanmadığımızdan daha zor oluyor bazı şeyler.
Facebook'ta yazdım sordum; bir çok anne, özellikle de emziriyorlarsa "verme pek bi faydası yok" dediler. Kefir ve yoğurt daha sağlıklı dediler.
Benim içimde bir nebze rahat çünkü zaten çocuğum emen bir bebek.
Genel yapı olarak da Umay'ı hiçbir şeye zorlamadığımdan özellikle yemek konusunda hiç ısrarcı değilim, kendisi ne kadar yemek istiyorsa o kadar yiyor, bu konuda da ısrarcı olmayacağım.
Bebek gelişimi ile ilgili bir kitapta bebeklerle ilgili şöyle diyordu; bir bebek zamanı gelince kabul ediyor herşeyi.. diye .
Tabi burdan tecrübeli annelere sesleniyorum; siz ne önerirsiniz?
17.2.15
film kitap derken bizdende haberler.
Çok şükür 3.gün ateşi normale döndü bizim kızın. Tabi keyfi de yerine geldi. O keyifli olunca bizde de keyifler gıcır gıcır.:)
3 gün uykusuz kalınca bir iki gün hep uykulu geçti günü bebeğimin. Bende dinledim eşimde yardımcı oldu çok burdan bi teşekkür edeyim beyime ♥♥
Diş patladı mı derseniz yok henüz ortada çıkan bir diş yok. Ama süreç amma da sancılıymış. Tecrübeli annelerin dediğine göre baştan ateş yaparmış, ara verirmiş diş çıkacağı zaman yine yaparmış yapacağını. Napalım çıksın da yavrum rahatlasın. .
Dedim ya bizim kızın keyfi yerine gelince bizde yılın sonuna doğru film izlmeleri arttırdık. Kitap derseniz artık gündüzleri biraz zor oluyor benim için; imkansız değil ama zor. Kız emeklediğinden beri devamlı peşindeyim çünkü tutunup yürümelere de başladı. Gece okumalarına devam durmak yok, kitap okumak benim hayat parçalarımdan biri.
Hangi filmler dersenz; bir tanesi " Jane Austen Book Clup". Aydınlık, sıradan bir izlenimlik film. Hatta bence sevgiliniz yada eşinize izleyin. Her ne kadar yorumlarda kadın filmi deselerde siz eşinizle izleyin. İlişkilere, kitap klubüne okumaya, okuduğunuz kitabı yorumlamaya hatta eşle aynı yazarı okumaya dair güzel keyifli işlenmiş bir film.
Diğer film ise; Warm Bodies. Zombilere değişik bir bakış açısı sunuyor. Ana tema sevginin açamayacı kapı yok der gibi. Başta sıkıcı gitti ama ilerleyince sonuna kadar izletti film kendini, bence izlenmese de olur dediğim filmlerden.
Kitaplardan "Akdeniz/ Panait Istrati" kitabını bitirdim. Yazarın daha önce de Kira Kiralina kitabını okumuştum. Başta dilini yadırgadım hatta sıkıldım ama sayfalar ilerleyince konuda sarınca okudum. Bu kitapta diğer kitapta da arka kapağında ülkemizde geçtiği yazıyor ama yazarın gittiği yerler daha çok denize yakın olan Ortadoğu oluyor.
Konu olara da ; yazarımız seyahat etmeyi seven çalışmaktan çok kısa süreli işleri tercih eden anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız diğer kitap gibi bu kitapta da kadınlar ve yaşantıları sorunları ön planda. Yaşadığı döneme göreçom cesurca yazmış romanlarını yazar. Okunması gereken kitaplar arasında yerini almış bir kitap Akdeniz.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kararsız kaldım oda yazım dilinden dolayı. Akıcı bir dil yerine sıkıcı bir yazım dili var yazarın.
Şimdi de Buket Uzuner'in Su kitabını okuyorum, hem ninenin isminin Umay olması da keyflendiriyor beni. Gamze'cim dediğin karakteri sevdim ;)
Böyle işte blog. Hepinize iyi geceler.♡
3 gün uykusuz kalınca bir iki gün hep uykulu geçti günü bebeğimin. Bende dinledim eşimde yardımcı oldu çok burdan bi teşekkür edeyim beyime ♥♥
Diş patladı mı derseniz yok henüz ortada çıkan bir diş yok. Ama süreç amma da sancılıymış. Tecrübeli annelerin dediğine göre baştan ateş yaparmış, ara verirmiş diş çıkacağı zaman yine yaparmış yapacağını. Napalım çıksın da yavrum rahatlasın. .
Kara kış geldi hoş geldi. Nedense ruhum pek sever böyle havaları. Her ne kadar bir yanım sokakta yaşyanlara, evinde üşüyenlere sıkılsada seviyoum bu havaları. Allah herkesin, hepimizin yardımcısı olsun.
Dedim ya bizim kızın keyfi yerine gelince bizde yılın sonuna doğru film izlmeleri arttırdık. Kitap derseniz artık gündüzleri biraz zor oluyor benim için; imkansız değil ama zor. Kız emeklediğinden beri devamlı peşindeyim çünkü tutunup yürümelere de başladı. Gece okumalarına devam durmak yok, kitap okumak benim hayat parçalarımdan biri.
Hangi filmler dersenz; bir tanesi " Jane Austen Book Clup". Aydınlık, sıradan bir izlenimlik film. Hatta bence sevgiliniz yada eşinize izleyin. Her ne kadar yorumlarda kadın filmi deselerde siz eşinizle izleyin. İlişkilere, kitap klubüne okumaya, okuduğunuz kitabı yorumlamaya hatta eşle aynı yazarı okumaya dair güzel keyifli işlenmiş bir film.
Diğer film ise; Warm Bodies. Zombilere değişik bir bakış açısı sunuyor. Ana tema sevginin açamayacı kapı yok der gibi. Başta sıkıcı gitti ama ilerleyince sonuna kadar izletti film kendini, bence izlenmese de olur dediğim filmlerden.
Kitaplardan "Akdeniz/ Panait Istrati" kitabını bitirdim. Yazarın daha önce de Kira Kiralina kitabını okumuştum. Başta dilini yadırgadım hatta sıkıldım ama sayfalar ilerleyince konuda sarınca okudum. Bu kitapta diğer kitapta da arka kapağında ülkemizde geçtiği yazıyor ama yazarın gittiği yerler daha çok denize yakın olan Ortadoğu oluyor.
Konu olara da ; yazarımız seyahat etmeyi seven çalışmaktan çok kısa süreli işleri tercih eden anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız diğer kitap gibi bu kitapta da kadınlar ve yaşantıları sorunları ön planda. Yaşadığı döneme göreçom cesurca yazmış romanlarını yazar. Okunması gereken kitaplar arasında yerini almış bir kitap Akdeniz.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kararsız kaldım oda yazım dilinden dolayı. Akıcı bir dil yerine sıkıcı bir yazım dili var yazarın.
Şimdi de Buket Uzuner'in Su kitabını okuyorum, hem ninenin isminin Umay olması da keyflendiriyor beni. Gamze'cim dediğin karakteri sevdim ;)
Böyle işte blog. Hepinize iyi geceler.♡
25.12.14
diş çıkartıyor bizim kız.:)))
Bu yıl bizde yılbaşı süslemeleri yok, neden diyecekseniz sebebi de yok. Yılbaşı ağacımız geçen sene bozulunca atmıştım yenisini de daha almayınca kaldı süsleme müsleme. İçimden de pek gelmiyor bu sene.
Onun dışında Umay diş çıkartıyor ve birkaç gündür sabahladık. Ateşi 37.2 leri gördük, ateşiyükselmesin diye devamlı emzirdim. Allah'tan çok huysuzlanmadı ve iştahı kapanmadı. Yemeğe devam :)
Tabi ben Umay'da uykusuzluğa alışkın değilim, ondan biraz zorlandım. Çünkü bizz bizim kızda hastalıkta yaşamadığımızdan sabahlamayı bilmiyorum. Diş çıkartma olayı zormuş valla. Hani bi laf vardır; çingeneler çocuğunun hasta olduğuna değil de huyu değiştiğine yanarmış ya bizde de aynı hesap. Ateşlendiğinden beri huy değiştirdi. Yada denk geldi artık.
Daha bir anneci oldu. En ufak bişeyde kucağıma geliyor, dibimden ayrılmıyor. "Anne, anne"diye dolaşıyor. :)
Bu hafta böyle geçiyor bizim. Çok şükür dün ve bugün ateş yok hatta bu gece erkenden uykuya geçti. Umarım gece uyur. Yeşil soğan yedir diş etlerine iyi gelir dedile ama bizim kız yemedi. Doktorun verdiği jelden sürdük günde bir sefer. İşe yaradı mı bilmem.
Böyle işte blog. Ben kaçayım hazır bizim kız uyurken bende dinleneyim.
iyi geceler.
Onun dışında Umay diş çıkartıyor ve birkaç gündür sabahladık. Ateşi 37.2 leri gördük, ateşiyükselmesin diye devamlı emzirdim. Allah'tan çok huysuzlanmadı ve iştahı kapanmadı. Yemeğe devam :)
Tabi ben Umay'da uykusuzluğa alışkın değilim, ondan biraz zorlandım. Çünkü bizz bizim kızda hastalıkta yaşamadığımızdan sabahlamayı bilmiyorum. Diş çıkartma olayı zormuş valla. Hani bi laf vardır; çingeneler çocuğunun hasta olduğuna değil de huyu değiştiğine yanarmış ya bizde de aynı hesap. Ateşlendiğinden beri huy değiştirdi. Yada denk geldi artık.
Daha bir anneci oldu. En ufak bişeyde kucağıma geliyor, dibimden ayrılmıyor. "Anne, anne"diye dolaşıyor. :)
Bu hafta böyle geçiyor bizim. Çok şükür dün ve bugün ateş yok hatta bu gece erkenden uykuya geçti. Umarım gece uyur. Yeşil soğan yedir diş etlerine iyi gelir dedile ama bizim kız yemedi. Doktorun verdiği jelden sürdük günde bir sefer. İşe yaradı mı bilmem.
Böyle işte blog. Ben kaçayım hazır bizim kız uyurken bende dinleneyim.
iyi geceler.
5.12.14
Ortaya Karışık....
Kızım 9. ayına başladı. Zaman nasılgeçiyor anlamıyorum. Artık daha bir farkında birçok şeyin. Hatta yer yer bizim yaptığımız şeyleri taklit bile etmeye çalışıyor.
&Emekleme işini ilerlettik artık elinden tutup yürütmemizi istiyor.
&Birşey yemiyelim, gördüğü an yanıma gelip oda yemek istiyor.
..... vb gelişmeler gösteriyor.
Özlediğim çok şey oldu/uyor bu süreçte.
Örneğin; deliksiz uyumayı özledim, sakinliğimi, sessizliğimi ama asla şikayetçi değilim şuan ki durumumdan. Biz istedik çocuk sahibi olmayı ve dünyaya getirdiğimiz yavrumuzu sabırla büyütmeliyiz. Daha birçok özlediğim şey var. Sonra ben böyle düşünürken Umay bana bakıp bir gülümsüyor, bende herşey bitiyor ve çok şükür diyorum evladıma; iyi ki hayatımdasın, iyi ki varsın.
Biliyorum ki bugünler geçici, az kaldı.( daha bu başlangıç büyüsün görürsün, sorumlulukları daha bir artıyor dediğinizi duyar gibiyim :))) )
Sabırlıyımdır ki Umay'da çok işe yarıyor sabırlı, sakin olmam. Kendisi de sakin bir bebek.
Örneğin dışarda nerdeyse ailecek 6-7 saat takılabliyoruz, sorun çıkartmıyor. Tek sıkıntımız artık arabasında uzun süre kalmak istemiyor; haklı tabi o kadar saat kim oturmak ister sabit. Hele bu oturan kişi bir bebekse :)
Bizde ara ara kucağımıza alıyoruz. Yada ben arkadaşlarla buluştuğumda, oyuncaklarını yere bırakıyorum kendisini de, takılıyor kendince.
Bunların dışında Kafa Dergisi aldım bu ay. Yazarları bayağı sağlam. Tavsiye ederim.
Filmlerden de Lean on Meizledik.
Özellikle öğretmenlerin ve velilierin izlemesi gereken filmler arasında. Oyuncu kadrosu çok sağlam. bide konusu tabi.... Detaya girmiycem izlemenizi tavsiye ederim. İflah olmaz bir okulun nasıl düzeltilebileceği, öğretmen-öğrenci ilişkilerini anlatan bir film.
İlk defa közmatikte kestane denedik, enfes oluyor. Daha önce niye denemedim dedim. Yıkadıktan sonra baştan sona çiziyorsunuz ve kısık ateşte kızartıyorsunuz. Ben bu közmatiği kullanmıyordum çünkü birkaç kez patlıcan közleyeyim dedim aygaz battı. Bende artık ızgara da közlemeyi tercih ediyordum. İyi ki dedim elden çıkartmamışım bunu çünkü kestane pişirme de on numara beş yıldız ; )
Kızımın ilk atkısını kendim örmek istedim ve bugün itibari ile örgümü bitirdim. Kullandıktan sonra ilkleri arasında yerini alacak. Bir kutu yaptım Umay'a ilk kullandığı şeyleri saklıyorum.
Yine ortaya karışık bir yazı oldu. İdare edin artık beni çocuklu kadınım ben anacaım ;)
şaka bi yana birkaç gün yazmayınca böyle kelimelere dökülüyor karışık olarak.
Şİmdiden hayırlı, bereketli Cumalar.
İyi geceler....
&Emekleme işini ilerlettik artık elinden tutup yürütmemizi istiyor.
&Birşey yemiyelim, gördüğü an yanıma gelip oda yemek istiyor.
..... vb gelişmeler gösteriyor.
Özlediğim çok şey oldu/uyor bu süreçte.
Örneğin; deliksiz uyumayı özledim, sakinliğimi, sessizliğimi ama asla şikayetçi değilim şuan ki durumumdan. Biz istedik çocuk sahibi olmayı ve dünyaya getirdiğimiz yavrumuzu sabırla büyütmeliyiz. Daha birçok özlediğim şey var. Sonra ben böyle düşünürken Umay bana bakıp bir gülümsüyor, bende herşey bitiyor ve çok şükür diyorum evladıma; iyi ki hayatımdasın, iyi ki varsın.
Biliyorum ki bugünler geçici, az kaldı.( daha bu başlangıç büyüsün görürsün, sorumlulukları daha bir artıyor dediğinizi duyar gibiyim :))) )
Sabırlıyımdır ki Umay'da çok işe yarıyor sabırlı, sakin olmam. Kendisi de sakin bir bebek.
Örneğin dışarda nerdeyse ailecek 6-7 saat takılabliyoruz, sorun çıkartmıyor. Tek sıkıntımız artık arabasında uzun süre kalmak istemiyor; haklı tabi o kadar saat kim oturmak ister sabit. Hele bu oturan kişi bir bebekse :)
Bizde ara ara kucağımıza alıyoruz. Yada ben arkadaşlarla buluştuğumda, oyuncaklarını yere bırakıyorum kendisini de, takılıyor kendince.
Bunların dışında Kafa Dergisi aldım bu ay. Yazarları bayağı sağlam. Tavsiye ederim.

Filmlerden de Lean on Meizledik.Özellikle öğretmenlerin ve velilierin izlemesi gereken filmler arasında. Oyuncu kadrosu çok sağlam. bide konusu tabi.... Detaya girmiycem izlemenizi tavsiye ederim. İflah olmaz bir okulun nasıl düzeltilebileceği, öğretmen-öğrenci ilişkilerini anlatan bir film.
İlk defa közmatikte kestane denedik, enfes oluyor. Daha önce niye denemedim dedim. Yıkadıktan sonra baştan sona çiziyorsunuz ve kısık ateşte kızartıyorsunuz. Ben bu közmatiği kullanmıyordum çünkü birkaç kez patlıcan közleyeyim dedim aygaz battı. Bende artık ızgara da közlemeyi tercih ediyordum. İyi ki dedim elden çıkartmamışım bunu çünkü kestane pişirme de on numara beş yıldız ; )
Kızımın ilk atkısını kendim örmek istedim ve bugün itibari ile örgümü bitirdim. Kullandıktan sonra ilkleri arasında yerini alacak. Bir kutu yaptım Umay'a ilk kullandığı şeyleri saklıyorum.Yine ortaya karışık bir yazı oldu. İdare edin artık beni çocuklu kadınım ben anacaım ;)
şaka bi yana birkaç gün yazmayınca böyle kelimelere dökülüyor karışık olarak.
Şİmdiden hayırlı, bereketli Cumalar.
İyi geceler....
29.11.14
Günden kalanlar
Birkaç gündür soğuk ve yağmurlu havaya inat güzeldi bugün hava. Evet ayaz vardı yer yer ama çıkılmayacak gibi de değildi, hoş biz yağmurda bile bizim kızı giydirip hop sokağa yapıyoruz:)
Bugünde kayınvalidemlerde kahvaltı yapıp kendimizi Kadıköy sokaklarına attık. Hiçbişey yapamazsak gezmesi bile güzel burda.
Bu arada duyuralım Kadıköy Sinemasının bulunduğu pasajda Penguen Kitapevi yeniden açıldı, tabi biz karı koca peek bi mutlu olduk. Çünkü buranın çalışanları çom samimi ve güleryüzlü oluyor.
Alkım Kitapevinin çalışanlarını çok soğuk bulduğumdan bide ortamı sevmediğimden mecbur kaldıkça kitap alıyordum. Taksit imkanı sunmaları dışında çok soğuk bir kitapevi bana göre. Ki artık Alkım Kitapevinde de kendi kartlarına taksit olayı kaldırılmış.
Bir iki kitap aldım kendime ve Umay'a. Şimdiden kütüphanesi oluşuyor minnağımın.
Kadıköy'dü kitapeviydi derken, eğer sıcak ve taze bir çay içmek istiyorsanız muhakkak Nazım Hikmet Çay Bahçesine yada Barış Manço Kültür Merkezine de uğrayın derim. Hem orta hem menüler güzel.
Biz genelde N.H.Çay Bahçesine gideriz, malum çocuk da olduğundan bizin için en rahat yer orası. Emzirmek helede rahat emzirmem önemli benim ve bebeğim için.
Bugün Barış Manço Kültür Merkezine gittik, buranın da ortamı, çalan müzikleri çok hoş nezihtir, kesinlikle tavsiye ederim.
Aldığım kitapları sormayacak mısınız? ;)
Uzun zamandır okumak istediğim Buket Uzuner'in a
son kitabı "Su".
Bugünüde böyle bitirdik, yarına Allah Kerim demişler. :)
Bizi güzel bir pazar kahvaltısı bekliyor, kardeşimgileerleeeeeeeeee.
Herkese şimdiden iyi, keyifli pazarlar ♡
Bugünde kayınvalidemlerde kahvaltı yapıp kendimizi Kadıköy sokaklarına attık. Hiçbişey yapamazsak gezmesi bile güzel burda.
Bu arada duyuralım Kadıköy Sinemasının bulunduğu pasajda Penguen Kitapevi yeniden açıldı, tabi biz karı koca peek bi mutlu olduk. Çünkü buranın çalışanları çom samimi ve güleryüzlü oluyor.
Alkım Kitapevinin çalışanlarını çok soğuk bulduğumdan bide ortamı sevmediğimden mecbur kaldıkça kitap alıyordum. Taksit imkanı sunmaları dışında çok soğuk bir kitapevi bana göre. Ki artık Alkım Kitapevinde de kendi kartlarına taksit olayı kaldırılmış.
Bir iki kitap aldım kendime ve Umay'a. Şimdiden kütüphanesi oluşuyor minnağımın.
Kadıköy'dü kitapeviydi derken, eğer sıcak ve taze bir çay içmek istiyorsanız muhakkak Nazım Hikmet Çay Bahçesine yada Barış Manço Kültür Merkezine de uğrayın derim. Hem orta hem menüler güzel.
Biz genelde N.H.Çay Bahçesine gideriz, malum çocuk da olduğundan bizin için en rahat yer orası. Emzirmek helede rahat emzirmem önemli benim ve bebeğim için.
Bugün Barış Manço Kültür Merkezine gittik, buranın da ortamı, çalan müzikleri çok hoş nezihtir, kesinlikle tavsiye ederim.
Aldığım kitapları sormayacak mısınız? ;)
Uzun zamandır okumak istediğim Buket Uzuner'in a
son kitabı "Su".
Bugünüde böyle bitirdik, yarına Allah Kerim demişler. :)
Bizi güzel bir pazar kahvaltısı bekliyor, kardeşimgileerleeeeeeeeee.
Herkese şimdiden iyi, keyifli pazarlar ♡
4.11.14
Kısa kısa bizden...
Yazmayalı on gün olmuş baktım da. Bu süre zarfında benim için zaman çok keyifliydi. Çünkü kuzum, canımmmm, halasının bir tanesi Toprak Cem bizde kaldı. Hemde hep hayal ettiğim gibi; annesi-babası olmadan. :)
Ağlar belki diye düşündük ama çok şükür ki ağlamadı. Hatta ben ona:
---- Toprak çok mutluyum bizde kaldığın için... dediğimden bir sabah kalktığında bana;
----- Hala sen çok mutlusun demi ben sizde kalıyorum ya." dedi.
Bende evet dedim. Tabi ardından hemen
---- Ama ben annem-babam gelince evimize gidicem, sen üzülme tamam mı? dedi...
O an ağzını burnunu yiyesim geldiii :)))))
Tabi Umay'da çok mutluydu, hep peşinde gezindi abisinin...
Bu arada bizim kız emekleme işini hızlandırdı, açık kapı görmesin hemen firarda. Bir de terlik görmesin. Nerde görürse hedefe bir gidişi var blog anlatamam. :) tutunmalara başladı, yakında yürür diye düşünüyoruz. Tabi emeklediğinden beri devamlı peşindeyiz.
Kitaplardan da Ustam Ve Ben kitabına devam. Çok beğenmedim. Yani Mimar Sinan'ı fazla tanımıyoruz diye bir cümlesi olmuştu yazarın bir röportajında, bu kitapta da onu anlatmak istemiş. Her ne kadar Hintlinin ağzından, gözünden anlatmaya çalışmışsada; eksik olmuş. Daha çok Hintiliyi okuyormuşuz gibime geliyor. Ortasını geçtim kitabın ama beklediğim, umduğum yazarın o içe dokunan cümleleri yok kitapta. Üzüldüm valla..... :(
Kasım ayına başladık. Ne çabuk geçti koca bir yıl ve yeni yıla ne kadar az bir zaman kaldı.....
Bu ay Muharrem Ayı....... Kerbela olayı her aklıma geldiğinde içim nasıl yanıyor anlatamam. İnsanlığımdan utanıyorummmmm.......

Böyle işte yine ortaya karışık bir yazı oldu.
İyi haftalar herkeseeee.
Ağlar belki diye düşündük ama çok şükür ki ağlamadı. Hatta ben ona:
---- Toprak çok mutluyum bizde kaldığın için... dediğimden bir sabah kalktığında bana;
----- Hala sen çok mutlusun demi ben sizde kalıyorum ya." dedi.
Bende evet dedim. Tabi ardından hemen
---- Ama ben annem-babam gelince evimize gidicem, sen üzülme tamam mı? dedi...
O an ağzını burnunu yiyesim geldiii :)))))
Tabi Umay'da çok mutluydu, hep peşinde gezindi abisinin...
Bu arada bizim kız emekleme işini hızlandırdı, açık kapı görmesin hemen firarda. Bir de terlik görmesin. Nerde görürse hedefe bir gidişi var blog anlatamam. :) tutunmalara başladı, yakında yürür diye düşünüyoruz. Tabi emeklediğinden beri devamlı peşindeyiz.
Kitaplardan da Ustam Ve Ben kitabına devam. Çok beğenmedim. Yani Mimar Sinan'ı fazla tanımıyoruz diye bir cümlesi olmuştu yazarın bir röportajında, bu kitapta da onu anlatmak istemiş. Her ne kadar Hintlinin ağzından, gözünden anlatmaya çalışmışsada; eksik olmuş. Daha çok Hintiliyi okuyormuşuz gibime geliyor. Ortasını geçtim kitabın ama beklediğim, umduğum yazarın o içe dokunan cümleleri yok kitapta. Üzüldüm valla..... :(
Kasım ayına başladık. Ne çabuk geçti koca bir yıl ve yeni yıla ne kadar az bir zaman kaldı.....
Bu ay Muharrem Ayı....... Kerbela olayı her aklıma geldiğinde içim nasıl yanıyor anlatamam. İnsanlığımdan utanıyorummmmm.......
Böyle işte yine ortaya karışık bir yazı oldu.
İyi haftalar herkeseeee.
3.9.14
Biz aşıya gidiyoruzzzz :)) bide biten bir kitabım varrrr
Eylül geldi hosgeldi. Inşallah bu yıl bol yaprak dökümü olmaz. En sevdiğim aylardan biridir Eylül. Aslında mevsimlerin herbirinin ayrı bir keyfi vardır ama yazdan çıkarken; Eylül ayının o esen rüzgarının tenimde bıraktığı hissi seviyorum.
Umay yarın 6 aylık oluyor. Sabahtan Aile Hekimliğindeyiz aşıları için. Umarım ateş yapmaz. Ek gıdaya da başlıycaz. Bugün biraz şeftali verdik hapur hupur yedi, inşallah diğer gıdaları da yer.
Sadece anne sütü verirken çok rahattık valla :》 şimdi daha teferruatlı yemek işimiz. Gerçi canı sağolsun kızımın. Asıl şimdi başlıyor maraton sanırım.
Bakıyorum da bizim kıza, ne çabuk geçmiş 6 ay. Belki de bizi zorlayan bir bebek olmadığından zaman hızlı ilerledi bizim için. Ve artık sesini keşfettiğinden beri şirinlikleri, bağırmaları ve istediği olmadığında ağlaması başladı. Öyle herşeye ağlayan bir bebek değil, uykusu çook geldiğinde, susadığında ve elindeki alındığında hemen ağlama numarası devreye giriyor........ Sakin bir kız Umay Hanım. :)
Emeklemesini dört gözle bekliyorum/z.
......
Yazmak istediğim çok şey var ama sabah aşıya gidicez ve erken kalkmak gerek.
Ben kaçar herkese iyi geceler, tatlı rüyalar.
7.8.14
Bizden kısa kısa...
Aslında 10 gündür pek bi değişiklik yok blog.
Bayramımız güzel geçti. Kayınvalidemler, kardeşim derken sohbetlerle bitirdik bir bayramı daha. Bizim için tek yenilik; kızımızla ilk bayramımız.Bu arada kızım artık 5 aylık oldu. O kadar çok şey değişti ki son bir ayda. Farkındalığı iyicene arttı. Çok dikkatli bakıyor herşeye, ellemek istiyor, kavrıyor ve seçiyor.
Bu ay Rota Virüsü aşısının son dozajını yaptırıcaz. Allah'tan ateş yapmıyorda rahatız.
Ve artık daha çok oyun istiyor, ilgi istiyor. Eğer kendisi ile konuşmazsak yalandan ağlamalar, öksürükler yapıyor. Öyle tatlı oluyor ki öyle zamanlarda.
Tabi biz bu aralarda bolcana film izledik, gezdik, sokaklardaydık. Bu sebeple bu aralar okumam biraz yavaşladı. Tabi bide okuduğum kitaptan da kaynaklanıyor.
Şairin Romanı kitabını okuyorum ama o mu beni okuyor ben mi onu okuyorum bilemedim!? :)
Çünkü yazım dilinin akıcı olmasına rağmen o kadar çok altı çizilen cümle oldu ki; bir de onları deftere geçireyim derken yavaşlıyorum. Bide buna aralarda Umay'ı emzir, alt değiştir modunu da eklerseniz... Genelde geceleri okuyorum, sakin sessiz bir ortamda okumak iyi geliyor günün yoğunluğundan sonra...
Tam bir başucu kitabı bence...
Yaşamı yarılama az kaldı şairin deyimi ile.Yaş otuz beş yolun yarısı eder.... 19 Ağustos'da 35 yaşımdan gün alıcam. Hani bazen bir şeylerin sizi harekete geçirmesini, yada bazı kararlar için beklediğiniz birşeyler olur ya. Bende öyle bir dönemdeyim. Daha doğrusu ruhum öyle diyor.... Aldığım bazı kararlar var, hem hareketlerim açısından hem düşüncelerim bakımından ama doğru zamanı bekliyordum...işte o zamana az kaldı....
Böyle işte blog.......
Herkese iyi geceler....
Bayramımız güzel geçti. Kayınvalidemler, kardeşim derken sohbetlerle bitirdik bir bayramı daha. Bizim için tek yenilik; kızımızla ilk bayramımız.Bu arada kızım artık 5 aylık oldu. O kadar çok şey değişti ki son bir ayda. Farkındalığı iyicene arttı. Çok dikkatli bakıyor herşeye, ellemek istiyor, kavrıyor ve seçiyor.
Bu ay Rota Virüsü aşısının son dozajını yaptırıcaz. Allah'tan ateş yapmıyorda rahatız.
Ve artık daha çok oyun istiyor, ilgi istiyor. Eğer kendisi ile konuşmazsak yalandan ağlamalar, öksürükler yapıyor. Öyle tatlı oluyor ki öyle zamanlarda.
Tabi biz bu aralarda bolcana film izledik, gezdik, sokaklardaydık. Bu sebeple bu aralar okumam biraz yavaşladı. Tabi bide okuduğum kitaptan da kaynaklanıyor.
Şairin Romanı kitabını okuyorum ama o mu beni okuyor ben mi onu okuyorum bilemedim!? :)
Çünkü yazım dilinin akıcı olmasına rağmen o kadar çok altı çizilen cümle oldu ki; bir de onları deftere geçireyim derken yavaşlıyorum. Bide buna aralarda Umay'ı emzir, alt değiştir modunu da eklerseniz... Genelde geceleri okuyorum, sakin sessiz bir ortamda okumak iyi geliyor günün yoğunluğundan sonra...
Tam bir başucu kitabı bence...
Yaşamı yarılama az kaldı şairin deyimi ile.Yaş otuz beş yolun yarısı eder.... 19 Ağustos'da 35 yaşımdan gün alıcam. Hani bazen bir şeylerin sizi harekete geçirmesini, yada bazı kararlar için beklediğiniz birşeyler olur ya. Bende öyle bir dönemdeyim. Daha doğrusu ruhum öyle diyor.... Aldığım bazı kararlar var, hem hareketlerim açısından hem düşüncelerim bakımından ama doğru zamanı bekliyordum...işte o zamana az kaldı....
Böyle işte blog.......
Herkese iyi geceler....
20.7.14
Bizden kısa kısa....
Herkese iyi pazarlar.
Dünden beri öyle güzel yağmur yağıyor ki; gök gürültüsü ve yağmur sesi birbirine karıştı dün sabah. Umay'ı da pencereden baktırdık ve öyle dikkatli bakıyordu ki yağmura... sanırım ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. :) Artık 4,5 aylık olduk biz ve farkındalığımız iyicene arttı. Uyku düzenimiz de değişti. Ama iyi huyluluğu devam ediyor tatlımın....
................... Hepimizin bildiği gibi günlerdir yüreğimiz kan ağlıyor, Gazze'de ki katliam yüzünden. Facebook'da devamlı " İsrail ürünleri kullanmayın" diye yazılar paylaşıyorlar. Kusura bakmayın ama bana garip geliyor böyle şeyler. Şimdi savaş var almayın ee sonra savaş bitince ne olacak kullanmaya devam edicez. Ayrıca ülkemiz birçok şeyi ihracat ediyor ve genelde çoğunluğu da İsrail'den..... içimden yüreğimden geçenleri bi bilseniz, aklıma geldikçe görüntüler yüreğim daralıyor. Haberlere bakamıyorum bile ama bakmak, haberdar olmak istiyorum......
Şuan elimden dua etmek geliyor .... İnşallah en kısa zamanda bu vahşet durur.
..................................
Bu arada "Sunay Akın/ Geyikli Park" kitabını bitirdim. Okurken sanki anlatıyormuş gibi geldi. Öyle güzel anlatmış ve bağlamış ki konuları.... Özellikle düzyazı konusunda çok başarılı bir yazar bence Sunay Akın. Kitapta herşeyden var; gezi park olayını da es geçmemiş yazar. Bir solukta okunacak kitaplardan.
Bizden kısa kısa haberler vermek istedim.
8.7.14
Kitap, biz, film, gezi...
Son yazımdan buyana nerdeyse iki hafta geçmiş. Ve ben bu arada " bloga yazı yazmak istiyorum"la geçirdim bazı zamanları.
28/06/2014 Cumartesi günü evliliğimizin 5.yılını doldurduk. Ne çok şey sığdırdık evliliğimize. Sıkıntılarımız da oldu, keyifli zamanlarımızda ama birbirimizin elini hiç bırakmadık ve hep elele, yanyana yürüdük/yürüyoruz.
Birbirimizden o kadar keyif alıyoruz ki hem arkadaş, hem dost, hem sevgili, hem karı-kocayız yaşamımızda.
Ruhen de anlaşan bir çiftiz inşallah kızımızda bizim gibi keyif alacağı biri ile birlikte olur.
Biz bu arada evlilik yıldönümümüz de Bursa'ya gittik. Arkadaşlar davet etti ve çok keyifli 3 gün geçirdik.
Valla orda iskender yiyince dedim ki;
--- Orda yediği iskenderse, burda yediğim ne? Burda yediğim iskenderse orda yediğim ne? :)
O kadar güzeldi iskender.
Biliyor musunuz Bursa'da iskender denilmiyor; et kebap deniyor ve bu şekilde isim hakkı alınmış. Biz http://kebapcitamer.com/ burda yedik ve enfesti. Yolunuz düşerse muhakkak Tamer Bey'in yerinde yiyin derim. Birde kendilerine özel tatlısı var ki anlatamam. Yemeniz lazım....
Malum fotoğraf kotam dolduğundan ekleme yapamıyorum.
Eşcağzım bakacak bu soruna. :)))
Bu arada birçok film de izledik. İçlerinden en çok mutlaka ama mutlaka izlemelisiniz diyeceğim film;
bu film. :)
Hem konusu hem işleyiş biçimi hemde film müzikleri bir harika. Seçimlerimizi, sonuçlarını ve yaşama dair iyi kareler var.
Konusunu yazmıyorum izleyecek olanlarınız olabilir.
Kitaplardan da Mişima'nın Bereket Denizi serisinin 3.kitabı olan Şafak Tapınağını bitirdim.
Bu kitapta yazar daha çok birey psikolojisine ve ruhaniyete, dini ritüllere değinmiş. Beğendiğim bir seri oldu.

Şimdi ise Meleğin Çürüyüşü'nü( serinin son kitabını) okuyorum. Bu ara daha çok film izliyoruz, malum okullar tatil olunca eşcağzımda evde olunca. :)))
Bizden böyle.... :)
İyi geceler....
Ama ya biz dışardaydık, ya gelen oldu yada bizim kızla zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
Ki Umay iyi huylu bebek olmasına rağmen evdeki koşturmacalardan; yatağa girdiğimde yorulduğumu anlıyorum.
Geçen hafta 4.ay karma aşılarınının 2.oldu. Çok şükür ki ateş yapmadı ve gece uyudu. Gerçi ateş olmadı ama huysuz ve huzursuzdu.
Birde demir ilacına başlamıştık ki o da kendisini huzursuz etti. Hiç keyfi yok gibi devamlı durgunlaştı. Bende birkaç gündür bırakmıştım ki bugün ki doktor muayenemizde sorduğumuz da doktorumuza " ara vererek kullanmamız gerekiyor." dedi. Bakalım bizde o şekilde yapıcaz. İnternette eşim araştırma yapmış ve genelde ek gıdaya geçtikten sonra vermiş bazı dr.lar kan ilacını.
İnsanın aklı karışıyor valla... Bizde kendi dr.muzu dinleyeceğiz. :)
Onun dışında Umay 4.aylık oldu. Artık uyku aralıkları değişti. Bir değişmeyen gece uyumaları oldu. Onun dışın da artık gündüzleri 3-4 saat uyumuyor.
Ana kucağında oturduğunda kendini dikeltiyor ve kalkmak istiyor. Kendi dilinde konuşmalara devam :) Öyle hızlı büyüyor ve gelişiyor ki baktıkça nasıl bir mucizedir doğum ve büyümek, gelişmek diyorum kendime.
28/06/2014 Cumartesi günü evliliğimizin 5.yılını doldurduk. Ne çok şey sığdırdık evliliğimize. Sıkıntılarımız da oldu, keyifli zamanlarımızda ama birbirimizin elini hiç bırakmadık ve hep elele, yanyana yürüdük/yürüyoruz.
Birbirimizden o kadar keyif alıyoruz ki hem arkadaş, hem dost, hem sevgili, hem karı-kocayız yaşamımızda.
Ruhen de anlaşan bir çiftiz inşallah kızımızda bizim gibi keyif alacağı biri ile birlikte olur.
Biz bu arada evlilik yıldönümümüz de Bursa'ya gittik. Arkadaşlar davet etti ve çok keyifli 3 gün geçirdik.
Valla orda iskender yiyince dedim ki;
--- Orda yediği iskenderse, burda yediğim ne? Burda yediğim iskenderse orda yediğim ne? :)
O kadar güzeldi iskender.
Biliyor musunuz Bursa'da iskender denilmiyor; et kebap deniyor ve bu şekilde isim hakkı alınmış. Biz http://kebapcitamer.com/ burda yedik ve enfesti. Yolunuz düşerse muhakkak Tamer Bey'in yerinde yiyin derim. Birde kendilerine özel tatlısı var ki anlatamam. Yemeniz lazım....
Malum fotoğraf kotam dolduğundan ekleme yapamıyorum.
Eşcağzım bakacak bu soruna. :)))
Bu arada birçok film de izledik. İçlerinden en çok mutlaka ama mutlaka izlemelisiniz diyeceğim film;
Hem konusu hem işleyiş biçimi hemde film müzikleri bir harika. Seçimlerimizi, sonuçlarını ve yaşama dair iyi kareler var.
Konusunu yazmıyorum izleyecek olanlarınız olabilir.
Kitaplardan da Mişima'nın Bereket Denizi serisinin 3.kitabı olan Şafak Tapınağını bitirdim.
Bu kitapta yazar daha çok birey psikolojisine ve ruhaniyete, dini ritüllere değinmiş. Beğendiğim bir seri oldu.
Şimdi ise Meleğin Çürüyüşü'nü( serinin son kitabını) okuyorum. Bu ara daha çok film izliyoruz, malum okullar tatil olunca eşcağzımda evde olunca. :)))
Bizden böyle.... :)
İyi geceler....
21.5.14
Kısa kısa bizden...
Öyle bir göçük faciasında bile nasıl bir düzendir ki baretini kaybetmekten korkuyor.
Korkuyor çünkü yine o madende çalışacak. Başka seçeneği var mı ki?!....
Ve nasıl bir ülkeyiz ki, başbakan çıkıp;
KADER
diyebiliyor bu yaşananlara. Doğru bizim gibi 3.Dünya Ülkelerinin kaderi bu; tedbir alma ama facia olduğunda da Yaradana yükle olayı......
...........
............................
Bizim evde analı kızlı keyifler yerinde. Sabah kalk emzir, alt değiştir, gaz çıkart yatır moduna devam.
Tabi artık 2,5 aylık olan kızım sesli gülmelere ve bebek dilince konuşmaya başladı. :))
Birde ellerini keşfettiğinden beri açıkınca direk eller ağzında. Birde öyle bir emiyor ki; cok cok cok seler bile geliyor kendisinden. Biraz araştırdık, emme refleksi güçlü olan bebekler ellerini de emerlermiş. Bizde fark ettiğimizde dikkatini dağıtıyoruz.
Uyuduğu vakitler ben hemen evi toparlamaca, yemek yapmaca modundayım. Akşamları saati geldiğinde uyuduğundan kitap okumalarıma devam ediyorum.
Emzirirkende başka kitaplar okuyorum.
Gün aşırı muhakkak dışarı çıkıyoruz. Her bebek gibi çok seviyor sokağı, birde huysuz bir bebek olmadığından karnı toksa arabasında uyumaya devam ediyor.
Anneler gününde Boyut Yayınları annelere özel çocukalrınabırakabileceklerimi bir notluk yayınlamış.
"Beni Tanımanı İstedim" diye. İçinde öyle güzel sorular var ki; gerçektende bir çocuğun annesine sorduğu annesinin geçmişine ait yaşanmışlıklara dair...
Ve bu yayını Sevdam ve eşim bana sipariş vermiş. Burdan da onlara çok teşekkür ederim. Seve seve içini dolduracağım ve kızıma armağan edeceğim.
Geçtiğimiz haftalarda film izledik. Bir tanesi LastVegas'dı. Çok eğlenceli bir filmdi. Oyuncular da müthişti. Tüm iyi oyuncular toplanmış.
Ve arkadaşlarının bekarlığa veda partisinde yaşadıklarını konu olan duygusal komedi filmi. Dostluğa, sadakatliğe dair herşey vardı filmde.
Diğeri de klasiklerden olan Benim Afrikam filmi idi. Merly Steep harikaydı. Tabi Robert Redfort'u da es geçmemek lazım.
1985 yılında Afrika'da geçen ABD yapımı bir film.
Konusu da;
20. yüzyılın başlarında Danimarka’da geçen hikaye bekar ve varlıklı bir kadın olan Karen Dinesen’in, arkadaşı Bror’a onunla evlenip evlenemeyeceğini sormasıyla başlar. Bror da bu güçlü kadın gibi aristokrat olsa da ekonomik problemler yaşamaktadır ve bu sıkıntıları aşabilmek için evlenme teklifini kabul eder. Yeni evli çift Afrika’ya taşınma planları kurmaktadır ve zamanı gelip taşındıklarında işler hiç bekledikleri gibi gitmeyecektir.
Isak Dinesen’in otobiyografik kitabı Out of Africa’dan sinemaya uyarlanan film, kaynak kitaba bağlı kalmayan özgür bir yapıttır. Ünlü yönetmen Sydney Pollack tarafından yönetilen film, Akademi Ödülleri’nde yedi dalda Oscar ödülü kazanmıştır.
Kısa kısa bizden haberler böyle...
14.5.14
Soma...İlk Anneler günü...
İlk anneler günümü kutlamış bulunuyorum. Her ne kadar böyle günleri kutlamasam da ilk olmuş olmanın verdiği mutluluk başkaydı.
Hem kızımla olmanın verdiği mutluluk hemde Toprak Cem'in ilk kutlayışı anneler günümü.
Sabahtan telefon açıp; hala anneler günün kutlu olsun. Size gelebilir miyiz?"
demesi beni benden aldı.
Çok güzel birgün geçirmiş oldum. Ve kuzumla oynarken aklımdan arkadaşlarımın dedikleri geçti.
---- Kendi çocuğun olsun Toprak Cem daha geride kalıcak bak göreceksin... evladının sevgisi daha ağır basacak... v.s... gibi
Oysa ki blog biliyor musun hiç de öyle değil. Hatta daha da bir arttı sevgim anne olunca kuzuma. Sonuçta Toprak benim canımın canı. Ve benimde canım. Toprak Cem ile aramızda acayip bir bağ var bunu hissedebiliyorum. Diyeceksin ki normaldir. Hayır öyle değil... nasıl tarif ederim bilmiyorum. Bakışlarından, konuşmasından anlıyorum kuzumun.
Öyle dillendi ki öyle güzel cümleler kuruyor ki balım.
Üstünü giydirirken "ablacım gel" dedim. Hemen bana;
**** Hala bana "ablacım deme halacım de" dedi. Anam dedim nasıl da herşeyin farkında. Tamam halam dedim bende. :)))
Kızımla babası da bana hediye olarak kaşe almışlar. :) Salyongoz sevdiğimden kaşeye de eklettik. :) Artık kitaplarımız da aile kaşemiz basılı olacak.
Arkadaşlarım da ilk anneler günümü kutladılar. Hepsine burdan da teşekkür ederim.
Veee dünden beri ülke olarak canımız çok yandı. Soma'da ki maden göçüğü.... o annelerin, eşlerin, kardeşlerin yerine kendimi koydukça.... içim daha bir acıdı, yandı...
.........................
Ülkem başımız sağolsun...
10.5.14
Yağmur, ölüm,istanbul....
Bu sabah yağmur var İstanbul'da... şarkısı gibi kendide güzel yağmurun, doğanın...
Özlemişim böyle yağmuru, cama vuruşunu, toprağa karışmasını ve sonrası toprak kokusunu.
Bugün ve yarın hava yağmurlu olacağından Umay'ımızı dün dışarı çıkardık. Hem ben hava almış oldum hemde kızım. Tüm annleirn bildiği gibi dışarda mışıl mışıl uyudu :))
Bugünde sabahtan yıkadım balımı. Sonra da emzir ve yatır modundaydık. Şİmdi de mışıl mışıl uyuyor.
Aslında bahar temizliğine kalkışmam lazım ama bizim kız büyüdükçe uyuma saatleri de değiştiğinden bakalım kısa aralıklara neler sığdırcam. Artık yavaş yavaş yaparım.
Bu sabaha hüzünlü bir haber ile başladık. Çok sevdiğimiz bir abimizin kızı vefat etmiş. Aslında son günlerde yoğun bakımdaymış ve birkaç kez de kalbi durmuş. Biraz da beklenen bir son olmuş gibi.... Gün boyu gözlerim dolu dolu oldu. Hele kızımı her kucağıma aldığımda empati kurdum Melek Ablamla. Ne zordur dedim evlat acısı anne-baba için.... Allah kimseye yaşatmasın........ Hele bide anne olunca daha bir farklı gözle bakıyorsunuz olaylara, ölüme.....
Allah sabır versin ailesine, Merve'nin de mekanı cennet olsun....
Bunun dışında aslında yazmak istediğim aklımda olanlar vardı ama ölüm girince araya herşey biranda siliniverdi. Hayatın ne kadar kısa olduğu, dünya malının dünyada kaldığı gibi v.b. düşünceler sardı beynimi....
İyi geceler....
Özlemişim böyle yağmuru, cama vuruşunu, toprağa karışmasını ve sonrası toprak kokusunu.
Bugün ve yarın hava yağmurlu olacağından Umay'ımızı dün dışarı çıkardık. Hem ben hava almış oldum hemde kızım. Tüm annleirn bildiği gibi dışarda mışıl mışıl uyudu :))
Bugünde sabahtan yıkadım balımı. Sonra da emzir ve yatır modundaydık. Şİmdi de mışıl mışıl uyuyor.
Aslında bahar temizliğine kalkışmam lazım ama bizim kız büyüdükçe uyuma saatleri de değiştiğinden bakalım kısa aralıklara neler sığdırcam. Artık yavaş yavaş yaparım.
Bu sabaha hüzünlü bir haber ile başladık. Çok sevdiğimiz bir abimizin kızı vefat etmiş. Aslında son günlerde yoğun bakımdaymış ve birkaç kez de kalbi durmuş. Biraz da beklenen bir son olmuş gibi.... Gün boyu gözlerim dolu dolu oldu. Hele kızımı her kucağıma aldığımda empati kurdum Melek Ablamla. Ne zordur dedim evlat acısı anne-baba için.... Allah kimseye yaşatmasın........ Hele bide anne olunca daha bir farklı gözle bakıyorsunuz olaylara, ölüme.....
Allah sabır versin ailesine, Merve'nin de mekanı cennet olsun....
Bunun dışında aslında yazmak istediğim aklımda olanlar vardı ama ölüm girince araya herşey biranda siliniverdi. Hayatın ne kadar kısa olduğu, dünya malının dünyada kaldığı gibi v.b. düşünceler sardı beynimi....
İyi geceler....
5.5.14
Bizim evden haberler :))))
Veeee Verem/ Karma aşımızı cuma günü olduk. Muayenemiz de tamam. Umay Hn. kilo almış, boyu uzamış... Kuzum iğne yapılırken hiç ağlamadı, sadece kollarını tuttuklarında ağlıyor çünkü küçük hanım elinin ayağının kısıtlanmasından hiç ama hiç hoşlanmıyor. :)
Hemşiremiz aşı sonrası biraz ateş olabilir korkma dedi. Gündüz birşeyimiz yoktu.
Akşam olunca (her hastalık ve ağrılarda hep akşamları başlar ya) ateşi çıktı bizim kızın. Hemen memeye tabi... emdikçe düştü ateş ama huysuzdu doğal olarak. Sabah 07.35 di biraz yattık. Öyle uyumak değilde kestirmek diyeyim.
Cumartesi de hafif ateşi vardı ama uyumadı gündüz. Gece 01.30 dan sonra sabah 11.00 e kadar bizim kız pert bi şekilde deliksiz uyudu. Tabi bizdeeeee :))) aralarda zorla kaldırıp emzirdim hepten de uyumak olmaz dimi ama. Tabi deliksiz uyuyunca bizde uykumuzu alınca gün güzel geçti :)
Aman yeter ki kızımızın keyfi yerinde olsun uykusuzluğa razıyım.
Hergün ona; bizi seçtiği için, hayatımıza katıldığı için teşekkür ediyorum ve ellerini öpüyorum.
Elbette uykusuz gecelerimiz olacak diyerek yola çıktık biz. Bir seçim yaptık; anne-baba olmak istedik ve bazı şeylerden feraget etmemiz gerekecekti. O yüzden hiç şikayet etmiyorum/z. Daha yolun başındayız kimbilir neler bekliyor bizi.
Yalnız bende olumlamalar devam ediyor. İşe de yarıyor sanırım ;)
Arada fire verdiği oluyor evrenin ama.... :).....
Bu arada artık 2 aylık olduk biz ve sesli gülmeler, kendi dilince konuşmalar, biz konuştukça tepki vermeler devam ediyor.
Biliyorsunuz birde benim ilk göz ağrım kuzum var Toprak Cem. Kreşe başladı. Ve severek gidiyormuş okuluna. Şimdi biraz hasta. Allah şifa versin tatluma. Dün konuşuyoruz telefonda, annesi araba almış göstermeye çalışıyor. Tarifini de yaparken;" büyükkk" diyor ama öyle bir büyük diyor ki. Canımmmm yaaa o benim. Okullu olduğundan arkadaşları da var. En çok buna seviniyorum çünkü artık komşuluk pek yok, sokak-mahalle arkadaşlığı hiç yok. Çocuğumuzu sokağa çıkarmaya korkuyoruz malum nedenlerden ötürü. En azından böylece arkadaşları oluyor, etkinlikler yapıyorlar.
Bitanem benimmm bu kuzum bitanemmmmmmmmmm. :) Bana her hala deyişnde içimde neler oluyor neler. :)
Bunların dışında emizirirken, bizim kızçe uyurken film izlemelere devam ediyoruz. Sabahtan işimi, yemeğimi hallediyorum. Öğleden sonra ve akşamları da ya tartışma programlarım var takip ettiğim onlara bakıyorum yada kitabımı okuyorum. :)
Herkese iyi haftalar.
aa bide bizim kız Sevdam'da blog açtı. Uğramak isterseniz; http://toprakcemdunyasi.blogspot.com.tr/
Hemşiremiz aşı sonrası biraz ateş olabilir korkma dedi. Gündüz birşeyimiz yoktu.
Akşam olunca (her hastalık ve ağrılarda hep akşamları başlar ya) ateşi çıktı bizim kızın. Hemen memeye tabi... emdikçe düştü ateş ama huysuzdu doğal olarak. Sabah 07.35 di biraz yattık. Öyle uyumak değilde kestirmek diyeyim.
Cumartesi de hafif ateşi vardı ama uyumadı gündüz. Gece 01.30 dan sonra sabah 11.00 e kadar bizim kız pert bi şekilde deliksiz uyudu. Tabi bizdeeeee :))) aralarda zorla kaldırıp emzirdim hepten de uyumak olmaz dimi ama. Tabi deliksiz uyuyunca bizde uykumuzu alınca gün güzel geçti :)
Aman yeter ki kızımızın keyfi yerinde olsun uykusuzluğa razıyım.
Hergün ona; bizi seçtiği için, hayatımıza katıldığı için teşekkür ediyorum ve ellerini öpüyorum.
Elbette uykusuz gecelerimiz olacak diyerek yola çıktık biz. Bir seçim yaptık; anne-baba olmak istedik ve bazı şeylerden feraget etmemiz gerekecekti. O yüzden hiç şikayet etmiyorum/z. Daha yolun başındayız kimbilir neler bekliyor bizi.
Yalnız bende olumlamalar devam ediyor. İşe de yarıyor sanırım ;)
Arada fire verdiği oluyor evrenin ama.... :).....
Bu arada artık 2 aylık olduk biz ve sesli gülmeler, kendi dilince konuşmalar, biz konuştukça tepki vermeler devam ediyor.
Biliyorsunuz birde benim ilk göz ağrım kuzum var Toprak Cem. Kreşe başladı. Ve severek gidiyormuş okuluna. Şimdi biraz hasta. Allah şifa versin tatluma. Dün konuşuyoruz telefonda, annesi araba almış göstermeye çalışıyor. Tarifini de yaparken;" büyükkk" diyor ama öyle bir büyük diyor ki. Canımmmm yaaa o benim. Okullu olduğundan arkadaşları da var. En çok buna seviniyorum çünkü artık komşuluk pek yok, sokak-mahalle arkadaşlığı hiç yok. Çocuğumuzu sokağa çıkarmaya korkuyoruz malum nedenlerden ötürü. En azından böylece arkadaşları oluyor, etkinlikler yapıyorlar.
Bitanem benimmm bu kuzum bitanemmmmmmmmmm. :) Bana her hala deyişnde içimde neler oluyor neler. :)
Bunların dışında emizirirken, bizim kızçe uyurken film izlemelere devam ediyoruz. Sabahtan işimi, yemeğimi hallediyorum. Öğleden sonra ve akşamları da ya tartışma programlarım var takip ettiğim onlara bakıyorum yada kitabımı okuyorum. :)
Herkese iyi haftalar.
aa bide bizim kız Sevdam'da blog açtı. Uğramak isterseniz; http://toprakcemdunyasi.blogspot.com.tr/
1.5.14
1 Mayıs.... Regaib Kandili...
Bizim için hızlı geçen günlerden merhaba.
Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Bir bakıyorum sabah, bir bakıyorum akşam, o da ne; ertesi gün olmuş bile :)
Kızım iki gün sonra 2 aylık oluyor. Gün geçtikçe büyüyor ve huylarıda yavaş yavaş değişmeye başladı. Örneğin; 3-4 saat uyurdu gündüzleri, şimdi ise ya birer saat uyuyor yada iki saat. Çok şükür ki akşam uykuları derin ve sabahları dinç uyanıyoruz. İnşallah ilerleyen günlerde değişmez. ;)
Çocuk sabır işiymiş bir kez daha anladım. Biliyordum ama tecrübe etmek ayrı bir mesele vesselam. Artık hayatımıza dair birçok şeyi Umay'ıma göre ayarlıyoruz. Allah'tan huysuz bir bebek değil de bizde rahatız. Hatta geçtiğimiz hafta Kumburgaz'a bile gittik arkadaşlara.
Huysuz olsa, devamlı ağlasa işimiz zordu tabi.
Bunların dışında bize yaşattığı duygunun tarifi yok. Emzirmek hele öyle güzel bir duyguymuş ki... Elleri tenime temas ettiğinde, gözlerimin içine baktığında eriyorum resmen. Annelik başka birşeymiş anladım.
Artık tepkide vermeye başladı. Gülüyor kendince birşeyler anlatıyor... sevimli sevimli....
Televizyonda çocuk vahşetlerini, katliamlarını izledikçe nasıl kıyıyorlar yavrularımıza anlam veremiyorum, içim parçalanıyor resmen. Bide hep yakınları olunca insan kime güveneceğini şaşırıyor.... Bu yüzden uzun zamandır televizyonda haberlere bakmıyorum. Denk gelirsem izliyorum.
Gün içinde bizim bızdık uyuduğunda ev toparla, yemek yap modundayım. Bir çok işimi kolayladım sayılır. Bir mutfak temizliği kaldı o kadar. Diğer işler zamanla oturuyor yerine. Ağladığı zamanda hemen kucağıma almıyorum, kendi kendine uyumaya alıştırmak istiyorum ama sanırım biraz erken daha. Çünkü şuandaki tek refleksi emmek, mıçmak ve yatmak. :)
1 Mayıs İşçi Bayramınız kutlu olsun. Yine devlet büyükleri yaptı yapacağını ve kutlanılması gereken yer olan Taksim'i kapattılar. Oysaki izin verilseydi çok güzel bir anma ve bayram kutlaması olabilirdi.
Unutmadan Regaib Kandilimiz kutlu olsun. Üç Aylara da girmiş bulunuyoruz.
Aaaa yine unutmadan izlediğim ve çok beğendiğim filmden de bahsedeyim hızlıca çünkü bizim kızçe uyandı. :) Ödülü hak etmiş bir film. Tavsiye ederim.
Türkçe'ye Sınırsızlar Kulübü olarak çevrilmiş. Özellikle baş kahramınımızın Matthew McConaughey nasıl zayıflamış olduğuna inanamadım.
Konusu;
uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof'un hayatından esinleniyor. Ron Woodroof'a 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilir. Teşhiş sonrası FDA kurumundan yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan AZT'yi almaya başlayan Ron hızla ölümün eşiğine doğru sürüklendiğini fark eder. Çareyi ABD'de yasal olmayan ama dünyanın dört bir yanında bulunan, doğal ilaçlara başvurmakta bulur. Kendisiyle ilgilenen doktorlardan biri olan arkadaşı Eve Saks'ın da yardımıyla Ron farkıdna olmadan çevresindeki hastlar içinde bir iletişim ve satış ağı kurmuş olur. "Dallas Buyers Club" olarak bilinen bu oluşum FDA'nın tedavisi yerine alternatif tıbbı tercih edenlerin çaresi olur ve dahası hastalar üzerinde onaylı AZT'den daha çok işe yarar. Fakat durum çok geçmeden fark edilir ve ilaç firmaları ve FDA Ron'a karşı büyük bir savaş açar. Film 30 günlük ömrü kaldı dendikten sonra kendi doğal yöntemleriyle 2191 gün daha yaşamayı balşaran Ron Woodroof'un kişisel mücadelesine odaklanıyor.
Haydin ben kaçar, kızçenin yemek vakti.
Zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Bir bakıyorum sabah, bir bakıyorum akşam, o da ne; ertesi gün olmuş bile :)
Kızım iki gün sonra 2 aylık oluyor. Gün geçtikçe büyüyor ve huylarıda yavaş yavaş değişmeye başladı. Örneğin; 3-4 saat uyurdu gündüzleri, şimdi ise ya birer saat uyuyor yada iki saat. Çok şükür ki akşam uykuları derin ve sabahları dinç uyanıyoruz. İnşallah ilerleyen günlerde değişmez. ;)
Çocuk sabır işiymiş bir kez daha anladım. Biliyordum ama tecrübe etmek ayrı bir mesele vesselam. Artık hayatımıza dair birçok şeyi Umay'ıma göre ayarlıyoruz. Allah'tan huysuz bir bebek değil de bizde rahatız. Hatta geçtiğimiz hafta Kumburgaz'a bile gittik arkadaşlara.
Huysuz olsa, devamlı ağlasa işimiz zordu tabi.
Bunların dışında bize yaşattığı duygunun tarifi yok. Emzirmek hele öyle güzel bir duyguymuş ki... Elleri tenime temas ettiğinde, gözlerimin içine baktığında eriyorum resmen. Annelik başka birşeymiş anladım.
Artık tepkide vermeye başladı. Gülüyor kendince birşeyler anlatıyor... sevimli sevimli....
Televizyonda çocuk vahşetlerini, katliamlarını izledikçe nasıl kıyıyorlar yavrularımıza anlam veremiyorum, içim parçalanıyor resmen. Bide hep yakınları olunca insan kime güveneceğini şaşırıyor.... Bu yüzden uzun zamandır televizyonda haberlere bakmıyorum. Denk gelirsem izliyorum.
Gün içinde bizim bızdık uyuduğunda ev toparla, yemek yap modundayım. Bir çok işimi kolayladım sayılır. Bir mutfak temizliği kaldı o kadar. Diğer işler zamanla oturuyor yerine. Ağladığı zamanda hemen kucağıma almıyorum, kendi kendine uyumaya alıştırmak istiyorum ama sanırım biraz erken daha. Çünkü şuandaki tek refleksi emmek, mıçmak ve yatmak. :)
1 Mayıs İşçi Bayramınız kutlu olsun. Yine devlet büyükleri yaptı yapacağını ve kutlanılması gereken yer olan Taksim'i kapattılar. Oysaki izin verilseydi çok güzel bir anma ve bayram kutlaması olabilirdi.
Unutmadan Regaib Kandilimiz kutlu olsun. Üç Aylara da girmiş bulunuyoruz.
Aaaa yine unutmadan izlediğim ve çok beğendiğim filmden de bahsedeyim hızlıca çünkü bizim kızçe uyandı. :) Ödülü hak etmiş bir film. Tavsiye ederim.
Türkçe'ye Sınırsızlar Kulübü olarak çevrilmiş. Özellikle baş kahramınımızın Matthew McConaughey nasıl zayıflamış olduğuna inanamadım.
Konusu;
uyuşturucu bağımlısı ve HIV taşıyıcısı Ron Woodroof'un hayatından esinleniyor. Ron Woodroof'a 1986 yılında AIDS yüzünden 30 günlük ömür biçilir. Teşhiş sonrası FDA kurumundan yasal onaylı olarak kullanabileceği tek ilaç olan AZT'yi almaya başlayan Ron hızla ölümün eşiğine doğru sürüklendiğini fark eder. Çareyi ABD'de yasal olmayan ama dünyanın dört bir yanında bulunan, doğal ilaçlara başvurmakta bulur. Kendisiyle ilgilenen doktorlardan biri olan arkadaşı Eve Saks'ın da yardımıyla Ron farkıdna olmadan çevresindeki hastlar içinde bir iletişim ve satış ağı kurmuş olur. "Dallas Buyers Club" olarak bilinen bu oluşum FDA'nın tedavisi yerine alternatif tıbbı tercih edenlerin çaresi olur ve dahası hastalar üzerinde onaylı AZT'den daha çok işe yarar. Fakat durum çok geçmeden fark edilir ve ilaç firmaları ve FDA Ron'a karşı büyük bir savaş açar. Film 30 günlük ömrü kaldı dendikten sonra kendi doğal yöntemleriyle 2191 gün daha yaşamayı balşaran Ron Woodroof'un kişisel mücadelesine odaklanıyor.
Haydin ben kaçar, kızçenin yemek vakti.
8.3.14
Anne-kız biz geldikkkkkk :)))))
Kızımmmmmmm 03.03.2014 Pazartesi sabahı gelmeye karar verdi. Sabah apar topar hastane de aldık soluğu. Kakasını yaptığından hemen sezeryana aldılar.
Tek sevincim haftasını tamamlamış olması. Maşallah nur topu gibi kızım. :) Tabi mekonyum olarak doğduğundan 3-4 günlük bir antibiyotik tedavimiz oluyor. Onun dışında çok afacan bir kızım var.
Öyle güzel bir duyguymuş ki 9 ay karnınızda taşıdığınız evladınızı kucağınıza almak anlatamam. Yaşayanlar beni çok iyi anlar. Allah evlat isteyen herkese nasip etsin.
Bizde durumlar böyle, yoğun günler bizi bekliyor. Bizden ses vermek istedim size.
Arayanınız, soranınız oldu. Tebrikler ettiniz.
Hepinize çook teşekkür ederim. Ve iyi dilekleriniz içinde Aminnnnnnnn :)
İyi pazarlar.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









