Pandemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pandemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23.11.20

Günlük haller....

 Veeee bugün itibari ile uzaktan eğitime dahil olduk Umay Kız ile. Aslında çok sevmesem de "bizli" konuşmayı, cocuğa dair bişey anlatırken... bu süreçte beraber olunca, böyle çıkıyor cümleler de kızçemle... :)

Sınıf olarak daha önce istememiştik uzaktan eğitimi, iki gün yeterli diyorduk. Gerçi faydasını da gördük, okumaya başladı mini mini birler. İşin mantığını çözdü Umay kız ve basit kitapları yavaş yavaş da olsa okuyor.

Haftada beş gün nasıl olacak bilemiyorum tabi bizim için yeni bir süreç. 

Eşimde uzaktan eğitim veriyor. Salon Umay'ın, arka oda Merter'in, ben kantinci :))))))

biri mesajla isteklerini söylüyor diğeri on dakika molalarda :)))

 

 

Vaka sayılarını ve artık çoook yakınlarımdan da "covid oldu" lafını duyduktan sonra korkum iki katına çıktı resmen. Paranoyak olmassak iyi.

Allah bin kere razı olsun gerçektende sağlık çalışanlarından, doktorlarımızdan. izinsiz  çalışıyorlar... Ama pervasız dolaşan, covid olduğunu bile bile sokağa çıkanlardan da.... Allah bildiği gibi yapsın diyeyim...gerisini anlamışsınızdır zati...

Akşam haberlerini izliyoruz onun dışında pek bakmıyorum. Ama son günlerde izlediğim tartışma programlarında ki doktorların anlattıkları da pek iç açıcı değil yani....

Geçen gün eşime dedim ki; hani diyolar ya, insan ömrü hayatında mutlaka bir büyük bir olaya denk gelirmiş diye...bizim payımıza da düşü düşe pandemi düştü.... tabi öncesi darbe girişimi denemesi..deprem ve sonrası bu olay...

Tabi yine her zamanki gibi cümlenin sonu "saglık olsun"a bağlandı.  Artık dilimize plesenk olmuş bir cümle, ne kadar samimiyiz bunda emin değilim...

Geçen gün arkadaşla konuşuyoruz, o da çocugun sınıfından başka bir arkadaşla konuşuyormuş... Hep iç karartıcı konuşuyor içim daraldı dedi. Bende dedim ki; haklısın. bizde biliyoruz o bize denilen sayıların çok üstündedir vakalar. ama hep olumsuz konuşmak bir yerden sonra ruh sağlımızı bozar...zaten hep evdeyiz bide bu konuşöalar hepten bizi sinirli eder durur.



O yüzden daha çok günlük şeylerden konuşmayı, hatta bazen pandemiden hiç konuşmamayı yeğliyorum. Bilemiyorum belki bu kaçışda iyi değildir ama bana, ruhuma iyi geliyor. En azından evde olduğumuz süreçte kafayı yemiyoruz.  Tabi bunda Umay!ın da etkisi var. Biliyorum ki, biz ne kadar çok evde uflayıp puflarsak o da etkilenecek.... şu an için buna hiç gerek yok. Büyüme çağında, bilsin ne olduğunu kabulum, ama çözüm odaklı olmalıyız ki..o da öğrensin...

Tabi bunların dışında "BİR BAŞKADIR" dizisini bitirdik ve çok beğendim. Hem oyunculuğu hem de anlatılan hikayeyi... Gurur duydum yapımcı ile...

"CROWN" izlemeye devam. Başarılı dizilerden biri. Ve her izlediğimde ddiğim bir şey var... iyi ki ünlü veya kraliyet ailesinden değilmişiz.... o hayatı yaşamak istemezdim. Öyle zor ki... hiçbir duygunu tam yaşayamıyorsun... her şey saatli, her görüşme herkes tarafından biliniyor, devamlı dikkatli olmalısın... ay akıllara zarar... hiiiç bana göre değil.....

Yazarken düşünüyorumda .... yeni yıla şurda ne kaldı, sanki daha dünmüş gibi... ve şimdide yeni bir yıl zamanı daha geldi.... o liste yapmalar, hediye almayı düşünmeler....kararlar, yazılan notlar... hey gidi günler hey gibi oldu biraz ama öyle değil mi?

Ben kaçayım en iyisi sbah erken kalkış var...biraz da kitabımı okuyayım.

Selam ederim sana ey okuyan arkadaşım....

 


21.9.20

Biraz Günlük Biraz kitap....



 
Aslında mart ayı gibi dişim sinyal vermişti. Bundan yaklaşık 12 yıl önce kaplama yapıldı ve doktorum ortalama "10-15 yıl" gidiyor kaplamalar diye de uyarmıştı. Miyadı doldu anlaşılan ve ağrı  beni mahvetti.... Tabi o süreçte pandemi başlamıştı ve korkudan doktora moktora gitmemiştim. Gargara ve yediklerime dikkat ederek geçirdim. Ama aklımın bir köşesinde hep yer etti dişim... bir gün patlak verecek düşüncesi çok fena.
Velhasıl geçen hafta dayanamayacağım şekilde diş etlerim ağrımaya başladı. Ve doktora gittim, yeniden yapılacak... Tabi benim gibi kırk yaşına kadar diş ağrısı çekmemiş biri için bu süreç çok fenaydı. Hani diyorlar ya " anamdan emdiğim süt burnumdan geldi" aynen onu yaşadım. uyku deseniz sancıdan yok...
Korksamda daha büyük sorun yaşamamak için muayene yolunu tuttum.... Eve gelir gelmez, hemen duşa girme. temizlenme ihtiyacı hissetme duygusu ne fena. Allah sağlık çalışanlarının yardımcısı olsun. Biz böyleysek onlar nasıldır kim bilir.
Bakalım bu hafta sonuçlanır artık dişim de rahatlarım.
Sonuçta bu hafta önemli bir süreç bizim için; kızın ilk ders haftası. Şimdilik hafta bir gün okula gidecekler. Bizim kızın grubu cuma günü gidecek. Diğer günler "Eba TV" den izleticez ki okul mantığı otursun. Bide uzaktan öğretim olma durumu da var...

Geceleri geç uyuduğumdan okumaya devam. Tabi daha yavaş okuyorum çünkü beynim yorgun oluyor. O yüzden bu aralar daha kolay okunur kitaplar seçiyorum.


"Clarissa / Stefan Zweig"

Uzun zamandır ara vermiştim Zweig okumalarına. Sanki tekrar aynı kitapları okuyormuşum gibi hissediyordum. Sonra  Korku kitabı ile yeniden  başladım okumaya.
Sonra yine ara vermiştim ki Sevgili Gül Hn. ( blog sayfası için tıktık :) ) bloğunda bu kitabın yorumunu okudum. Ayrıca Gül Hn. ilgi ve keyifle takip ediyor, paylaşımlarını okuyorum. Samimi, net yazımları hoşuma gidiyor :)) 
Ve bu kitabı da bir çırpıda keyifle okudum. Tabi kitabın tamamını yazar tamamlayamamış. Sonlara doğru bir boşluk hissi, sanki kitap yarım kalmış gibi hissediyor ve anlıyorsunuz.
Konusu itibari ile 1902'de  başlayan savaş, öncesi sonrası yaşadıklarını konu ediyor. Askeri bir baba ve askerliğin verdiği ciddiyet, disiplin, duygularını saklama... yine erkek evladın askeriyeye girmesi kızın ise faydalı bir işi olsun diye doktor yanında yardıma başlaması... sonrası aşk, evlilik, mücadele derken kitap bitiyor. Clarissa acılar çeken ama yine de ayakta kalmaya çalışan bir genç kadındır.
Arka kapak yazısı şöyledir;

Açıklama

Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Luzern’deki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.



Bir diğer kitabım grup okuması olan, Nobel ödüllü bir yazar olan " Elfriede Jelinek / Michael -Çocuksu Topluma Gençlik Kitabı"