Geçtiğimiz hafta arkadaşımın kitaplığından okuduğum " Enneagram İle Kişilik Analizi " ve "Kendine İyi Bak" kitabını bitirdim.
Yazarı Uğur Batı. Daha önce kendisini televizyonda, tartışma programlarımda izlemiştim. Anlatımı akıcı ve dikkat çekici, kendini dinletiyor. Tabi bu önemli bence. Anlatan kişinin kendini dinletebilmesi 😏
Aslında okuduğunuzda öyle çok tıbbi kelimeler kullanmıyor, hatta bildiğimiz şeyler... Tabi bildiğimiz duyguları, kelimeleri hayatımızda uygulamayınca pek bir faydası da olmuyor.
Enneagram kelime anlamı olarak Yunanca... Kendini bilmekle, farkında yaşamakla ilgili bir öğreti. Diğerlerinden tek farkının Enneagram'ın dinamik olmasını belirtiyor Uğur Bey.
Altını çizdiğim, tekrar tekrar okumak istediğim cümleler çok fazla.
Hayatımı farkında yaşamaya başlayalı uzun zaman oldu. An'ı mı yaşamaya da çabalıyorum. Ama gerçek şu ki biz dünyaya boş yaşayalım, uyuyalım, yiyelim, sevişelim diye gelmedik sadece... Evet önemli ve vücudumuzun ihtiyacı istekler lakin, gelişimimiz için, hatırlamak için ve farkında yaşamak için yeterli değil.
Çevremde o kadar çok var ki; örneğin parktayız, kuş sesleri var ve farkında değil..... Kaçırdığı hissi, duyguyu anlatamam. Üzülüyorum.... Elimden geldiğince, karşımdakini sıkmadan, neden farkında yaşaması gerektiğini anlatmaya çalışıyorum. Tabi gerisi kişinin kendisine, isteğine bağlı.
⏳⏳⏳
Onun dışında kitapta anlatılan bir diğer şeyde; Enneagram'da her insanın 9 özü bulunduğunu ve kişiliğinde bunlardan barındığını anlatır. Eğer kendimizi tanırsak, ikili ilişkilerimiz, hayata bakışımız daha sağlıklı olur. Bir sıkıntı anında ayağa kalkmamız daha kuvvetli ve kolay olur.
Kitap sizi sıkmadan, örneklerle anlatmış her bir detayı.
Eğer ilginizi çekiyorsa bu tarz öğretiler, bilgiler tavsiye ederim.
Birde aklıma gelmişken yazayım, temel öğreti kitapta da heö bilimin hem ilimin bizim için olduğunu, Mevlana'nın, Sufiliğin, insana yardımı fazlasıyla olduğunu, aslında beraber ilerlediğini de anlıyorsunuz okurken. Zaten yer yer Mevlana'nın, Sokrates'in vb... cümleleri ile sayfa başlıklarına başlamış kitapta....
ARKA KAPAK YAZISI şöyle der;
Uğur Batı bizi bu kez hayatımızın akışında farkına varmadan kaçırdığımız, basit gibi görünen birçok ayrıntıyı yeniden anlamlandırmaya davet ediyor. Sorular soruyor ve kendi sorularımızı sormamız için bizi kışkırtıyor adeta. Bu kitabı okurken bildiğinizi sandıklarınızı yeniden düşünme ihtiyacını duymanız da mümkün, kimi sorunlarınızla baş etmede çok işinize yarayabilecek küçük, yol gösterici ışıkları da. Yolda ilerledikçe farklı kültürler, çok uzağımızdakiler, ama aynı zamanda da çok yakınımızdakiler bize meğer ne çok ipucu veriyormuş diyebilirsiniz. Sonuçta her şey insan için değil miydi zaten?”
Mario Levi
“Birçok insan doğal olarak hayatın anlamını sorguluyor. Ben bu dünyada kişisel gelişim için var olduğumuzu düşünüyorum. Kişisel gelişim içinse bir insanın kendi kişiliğini ve diğerlerini tanıması şart görünüyor. Bu yolda dünyanın en etkili kişilik tanıma yöntemi Enneagram ve yöntemin Kalp, Zihin ve Beden yaklaşımı bize büyük imkanlar tanıyor. Birçok diğer yaklaşımın aksine Enneagram, dinamik ve tutarlı yaklaşımıyla kişilik tanımada kilit bir noktada. Uğur, bu kitabıyla Enneagram gibi karmaşık yöntemi bize olabilecek en keyifli yolla sunuyor. Hikayeler anlatıyor, çözümlemeler yapıyor. Kitabın dili çok parlak ve sihirli. Uğur bizi aslında heyecanlı bir okuma deneyimine davet ediyor.”
Ralph Willmann
Yaşam Koçu, İletişim ve Kişisel Gelişim Uzmanı
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Gelişim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15.1.20
17.3.17
Daha Sade Bir Hayat Ve Günlük...
Yağmurlar bastırınca bizde eve kapandık ana kız.... Neyse ki birkaç gündür daha iyi hava da parka gidemesek de dışarı çıkıyoruz; hem elışveriş hem gezmece derken iki saate yakın sokaklarda kalıyoruz.
Tabi birkaç gün evde kalınca ve enerjisini atamayınca bizim kız sarıyor, uyku saatleri şaşıyor. Gündüz daha geç yatıp gece de ona göre saati uzuyor....
Bu ara bende onunla geceleri yatıyorum ve sabahları biraz daha erken kalkmış oluyorum.
Çok garip ama hem erken kalkmak istiyorum çünkü sabahın o saatlerini seviyorum hem gecenin sessiliğini seviyorum ki kendimi tanımlayacak olsam gece olurdu kesin. :)
İronik biliyorum ama öyle valla. Gece film izlemek, kitap okumak, not almak, günlük yazmak... hepsini gecenin sessizliğinde yapmayı seviyorumm. Hele bu aralar hiçbirini yapamıyorum neredeyse o yüzden erken yatınca bizim kız, ne yapacağımı şaşırıyorum.
Bugünde "anne markete gidelim mi?" diye sordu Umay. Tamam Kızım dedim ve hazırlanıp çıktık. Bu aralar sanıyorum 3 yaş böyle bişey... ne gözlüksüz nede çantasız çıkmıyor. :)
Bide kırmızı yağmur çizmelerini giymeden... Hava güzel de olsa, kıyafetine uymasa da ilk işi yapmur çizmelerini çıkartmak.. Bide yanlışlıkla "bot" derseniz aman Allah'ım.. ( sanırım çocuk olmanın en güzel yaları bu halleri)
"anneeeeee bunlar bot değil yağmur çizmeleriiii"
diye uyarıyor. Biraz kavramlar konusunda titiz. Biz ona nasıl dediysek sonrası muhakkak aynı terimleri kullanıyor, aldığı şeyi de yine aynı yerine koymak gibi bir huyu var...
Tabi gün içinde hem sokağa çıkıp hem evde etkinlik yaparsak belirli saatten sonra koltuğa yerleşiyor.. o aralarda da ben ya hemen kitap okuyorum yada uyumasını bekliyorum. Bitirdiğim kitaplar hem öykü hemde ince olunca iki günde 5 kitap bitirmiş oldum. Aman Allah'ım nasıl mutlu oldum anlatamam size. :))))
Bu kitap bitti... Gerçekten de içinde çok güzel bilgiler var. Özellikle vurguladığı; zaten hayatımız koşturmalı gidiyor eve geldiğinizde biraz nefes alın ve daha sade yaşayın. Çocuklarınız için başladığınız bu daha sade hayat zamanla sizin de hayatınızı düzene sokuyor.
Birde aslında çocukların çok oyuncakdansa koşup, oynamaya enerji atmaya ihtiyaçları olduğunu, hepimizin bilfiği ama uygulamakda zorlandığı tv izletmenin belirli bir yaşa kadar hiçbir faydası olmadığını; sofraya beraber oturup yemek yemenin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olduğunu vs.. anlatıyor...
.

Velhasıl benim için güzel bir ara kitap oldu.
Sait Faik Abasıyanık'a ait ilk 5 kitabı bitirdim. Hem incelerdi hem akıcı bir öykü tekniği olması sebei ile bittiler... Yoksa iki günde nerde bu kadar kitap bitirmek... :) Belki bir gün olur....
Yazarmız kesinlikle aylak adamlığa yatkın, bilmeyeniniz yoktur sanıyorum. Tabi Türk Edebiyatının klasiklerini okul zamanı okumuştum ama çoğu aklımda kalmamış bile.
Bence bazı klasik kitapları çok genç yaşta değilde zamanla okumak gerekiyor.
Hem ada aşığı hem İstanbul'un karanlık, ücra köşelerine aşık bir adam Sait Faik....
Ve kendi insanını öyle güzel döküyor ki öykülere...
Okumayanınız varsa ara kitaplar olarak okuyun ve sizde o öykülerle dalıp gidin...
İyi geceler...
20.2.17
Vakit Hazan Aslı E. Perker... Savaş Sanatı kitabına dair...
Şekerci Cafer Erol'un 1.katının penceresinden baktığınız da görüntü bu...
Sanıyorum hava soğuk olduğundan kalabalık fazla yok...
Çok severim pencere kenarlarını, dışarı bakınmayı...
O yüzden evimde de pencere kenarına koydum sallanan sandalyemi... kahvemi alıp kitabımı camdan yana okumayı seviyorum.
![]() |
| aslı e. perker vakit hazan |
Yazarın okuduğum ilk kitabı ki devamı da gelecek çünkü çok sevdim anlatım dilini.
"Vakit Hazan / Aslı E. Perker" kitabı bir dönem kitabı. Handan'ın gözünden anlatılıyor... Osmanlı Paşasının kızı olan Handan hem dini bütün yaşayan hemde ülkesini, vatanını çok sevdiğinden amcası ile birlik olup; gizli görevlerde yer alıyor.
Aslında bir döenme göre çok cesur Handan. Okurken hem kızıyorsunuz Handan'a hem gülümseyerek okuyorsunuz, hem kederleniyorsunuz... bu kadar da olur mu? diyorsunuz ama oluyor valla hayatta da böyle şeyler.
Yazar kitabında ne Osmanlı'yı nede Cumhuriyet'i övüyor... tarafsız, yargısız yazmış. Bunu çok sevdim.
Handan'ın yaptığı seçimler, yaşam biçimi, yer yer eleştirisi, yargılamayan bir roman Vakit Hazan… Handan, babasını hep çok sever ve anlamaya çalışır. Babası, işgal kuvvetlerine kıyafet dikme işine girdiğinde de, Amerikalı bir kadını sevdiğinde de üzülür, vatana ihanet gibi hisseder ama silip atamaz.
Kendi duygularına gelince yaşadığı ikilemlere sinir oldum. Bazen konuştum bile okurken...
Kitapta giyim kuşam da çokca yazılmış, anlatılmış...
Dönem kitaplarını seviyorsanız okuyun derim.
Ara ara ince kitaplar okumak iyi oluyor.
Uzun zamandır bu kitabı görüyor ama almıyordum. Bu sefer çarşıya indiğimde aldım. Benim aldığım İŞBankası Kültür Yayınlarından çıkan kitap. Ama birçok yayınevi çevirisini yapmış
Benim tavsiyem İş Kültür Yayınları... çünkü çevirmen ve hocası...bu konuda uzun yıllar araştırma yapmışlar.
Kitap savaş sanatı hakkında strateji kitabı aslında. Ama bir çok ülke de Kişisel Gelişim kitabı olarak da okutuluyormuş.
Kitabı okurken aklıma Cengiz Han geldi. Acaba kendisi bu kitabı okuyup uygulamış mıdır?
Çünkü verilen taktikler gayet başarılı.
Aslında kitap "savaş taktikleri" üzerine ama gerçek zaferin savaşılmadan kazanılanı olduğunu vurguluyor.
Kitabı derinlemesine incelediğiniz de yada düşündüğünüzde; kibrin, düşünmeden harekete geçmenin, öncelik hemen savaşmayı seçmenin, hemen saldırmanın vs... sizi, orduyu hiçbir yere vardırmayacağına tersine baştan savaşı kaybedeceğinize dikkat çekiyor.
Oysa ki kitap 43 sayfa ama aslında daha fazlası...
Mutlaka okuyun derim.
birkaç alıntı ile yazımı bitireyim. İyi geceler...
2. Mükemmellik her savaşta çarpışarak kazanmak değildir. En iyi strateji savaşmadan kazanmaktır.
3. Kurnazlık ve gizlilik denilen kutsal sanat! Senin sayende görünmez olmayı; senin sayende duyulmaz olmayı öğrenip, düşmanın kaderini elimizde tutuyoruz.
4. Zafer esnasında uyguladığım taktikleri herkes görebilir, ancak kimsenin göremediği, zafer yolunu açan stratejilerimdir.
7. İnsan doğası gereği zora düşmedikçe, yeteneklerini sonuna kadar kullanmaz.
9. Dövüş ustası olanlar öfkelenmezler, kazanma ustası olanlar korkmazlar, akıllılar dövüşmeden
kazanır, cahiller kazanmak için dövüşürler.
10. Başarılı bir hareket başına vurulduğunda kuyruğu ile, kuyruğuna vurulduğunda başı ile, orta kısmına vurulduğunda hem başı, hem kuyruğu ile hareket eden hızlı bir yılan gibi olmalıdır.
not: https://onedio.com/haber/sun-tzu-nin-gercek-bir-lider-oldugunu-gosteren-10-onemli-soz-435805 sitesinden alınmıştır.
14.2.16
Orhan Pamuk, Metin Hara, Labor Day derken bizden kareler...
Tatil sonrası bir haftayıda geride bıraktık ama zaman nasıl geçti anlamadım.
Çarşamba günü annemin telefonu ile kardeşimgilllere gittim uçarak. Çünkü kuzum, bir tanem, halasının Can'ı bizi özlemiş ve müsait isek onlara gidebilirmiymişiz diye anneme sordurtmuş.
Haklı tabi Toprak Cem; en son yılbaşı gecesi hep beraberdik. Aslınd bende onları çok özlemiştim, Toprak Cem SuÇiçeği çıkartınca bide üstüne havalar bozunca epeydir görüşemedik.
Ben önümüzdeki hafta gitmeyi palnlıyordum ki; o telefonla hazırlanıp soluğu kardeşimde aldım kızçemle.
Tabi nasıl sarıldık öpüştük anlatamam. Çok özlemiş bizi kuzum tabi bizde onu.
Vee öyle güzel iki gün geçirdik ki... Umay ile ikisi artık oyun da oynuyorlar ve çok iyi anlaşıyorlar. Umay büyüdükçe daha da iyi olacak diye düşünüyorum araları. :)
Evin içinde koşturdular, Toprak Cem'in odasına gidip oyun kurdular, tabi arada anlaşamadıkları da oluyor ama beş dakka.. beş dakka sonra yine dip dibe.... :)
Sonrasında tekrar evdeyiz. :)
Tabi ben bu arada araya birkaç kitap sığdırdım.
Orhan Pamuk/ Kırmızı Saçlı Kadın kitabı bitti. Uzun zamandan sonra bir çırpıda okuduğum ender kitaplardan biri oldu. Tabi şöyle birşey de var; yazarı seven ya çok seviyor ya hiç sevmiyor. Ben kitaplarını seven gruptanım. Her ne kadar Masumiyet Müzesi kitabında okurken çok daralsam da bitirmiştim ama bende bitmiştim.
Bu kitap ise hem sayfa sayısı bakımından hem de anlatım bakımından daha iyiydi. Özellikle bir çocuğun baba figürünü sorgulaması başkası ile kıyaslaması; hem doğu kültürü hem batı kültürünün kelimelere dökülmesi; bide üstüne hem Yunan Mitolojisi hem İran Mitolojisinin ülkemizde ki etkileri... durup düşünüyorsunuz; acaba ben olsam ustamı orada bırakır mıydım? diye...acaba bir olayı bu kadar içimde saklayıp hayatıma devam edebilir miydim...diye... fazla detay vermek istemiyorum çünkü kitap yeni ve okuyanınız, okuyacak olanınız vardır... Kısaca notunuzu alın ve okuyun derim bu kitabı....
Sevdam'lardayken de onu kitaplığında olan Yol/ Metin Hara kitabına bir bakayım dedim. Geçtiğimiz sene çıkmıştı ve bayağı bir popülerdi İnstagram'da. Hem merak ediyordum hemde bir türlü elim gidipta kitabı alamadım.
Denk gelmişken bir bakayım dedim ama yok sarmadı... Belki de doğru zaman şimdi değildir.
Çünkü bir dönem o kadar çok bu tarz Kişisel Gelişim yada içimize dönmemiz ile ilgili kitap okumuştum ki artık birbirinin tekrarı olan cümleleri okuyamıyorum....
Benim için bu konu da favori kitabım Dört Anlaşma kitabıdır.
Dün sinema kanallarında gezinirken Türkçeye de İşçi Bayramı/Labor Day olarak çevrilen enfes bir film izledim.
Eğer hem aile hem psikolijik filmleri seviyorsanız izleyin derim. Bide üstüne harika bir oyuncu olan Kate Winslet'de olunca daha bir iyiydi film.
2013 yapımı hem Oscar'a aday olmuş hem ödül almış bir film. Bir karı koca düşünün; ikinci bebeklerini her seferinde bilinmeyen bir nedenden kaybediyorlar ve sonunda kadın bu kayıpların yarattığı travma nedeni ile dışarı çıkamıyor. Adam da bu duruma dayanamıyor ve karısını sekreteri ile aldatıyor, sonrasında da boşanıp diğer kadınla evleniyor. Oğlu ile bir hayat sürdürüyor Adele. Daha doğrusu sürdürmeye çalışıyor. Taki karşılarına bir kaçak çıkana kadar.....
Bundan sonrası filmin devamında ;)
......
...................
Şimdiden iyi pazarlar.... Blog....
Çarşamba günü annemin telefonu ile kardeşimgilllere gittim uçarak. Çünkü kuzum, bir tanem, halasının Can'ı bizi özlemiş ve müsait isek onlara gidebilirmiymişiz diye anneme sordurtmuş.
Haklı tabi Toprak Cem; en son yılbaşı gecesi hep beraberdik. Aslınd bende onları çok özlemiştim, Toprak Cem SuÇiçeği çıkartınca bide üstüne havalar bozunca epeydir görüşemedik.
Ben önümüzdeki hafta gitmeyi palnlıyordum ki; o telefonla hazırlanıp soluğu kardeşimde aldım kızçemle.
Tabi nasıl sarıldık öpüştük anlatamam. Çok özlemiş bizi kuzum tabi bizde onu.
Vee öyle güzel iki gün geçirdik ki... Umay ile ikisi artık oyun da oynuyorlar ve çok iyi anlaşıyorlar. Umay büyüdükçe daha da iyi olacak diye düşünüyorum araları. :)
Evin içinde koşturdular, Toprak Cem'in odasına gidip oyun kurdular, tabi arada anlaşamadıkları da oluyor ama beş dakka.. beş dakka sonra yine dip dibe.... :)
Sonrasında tekrar evdeyiz. :)
Tabi ben bu arada araya birkaç kitap sığdırdım.
Orhan Pamuk/ Kırmızı Saçlı Kadın kitabı bitti. Uzun zamandan sonra bir çırpıda okuduğum ender kitaplardan biri oldu. Tabi şöyle birşey de var; yazarı seven ya çok seviyor ya hiç sevmiyor. Ben kitaplarını seven gruptanım. Her ne kadar Masumiyet Müzesi kitabında okurken çok daralsam da bitirmiştim ama bende bitmiştim.
Bu kitap ise hem sayfa sayısı bakımından hem de anlatım bakımından daha iyiydi. Özellikle bir çocuğun baba figürünü sorgulaması başkası ile kıyaslaması; hem doğu kültürü hem batı kültürünün kelimelere dökülmesi; bide üstüne hem Yunan Mitolojisi hem İran Mitolojisinin ülkemizde ki etkileri... durup düşünüyorsunuz; acaba ben olsam ustamı orada bırakır mıydım? diye...acaba bir olayı bu kadar içimde saklayıp hayatıma devam edebilir miydim...diye... fazla detay vermek istemiyorum çünkü kitap yeni ve okuyanınız, okuyacak olanınız vardır... Kısaca notunuzu alın ve okuyun derim bu kitabı....
Sevdam'lardayken de onu kitaplığında olan Yol/ Metin Hara kitabına bir bakayım dedim. Geçtiğimiz sene çıkmıştı ve bayağı bir popülerdi İnstagram'da. Hem merak ediyordum hemde bir türlü elim gidipta kitabı alamadım.
Denk gelmişken bir bakayım dedim ama yok sarmadı... Belki de doğru zaman şimdi değildir.
Çünkü bir dönem o kadar çok bu tarz Kişisel Gelişim yada içimize dönmemiz ile ilgili kitap okumuştum ki artık birbirinin tekrarı olan cümleleri okuyamıyorum....
Benim için bu konu da favori kitabım Dört Anlaşma kitabıdır.
Dün sinema kanallarında gezinirken Türkçeye de İşçi Bayramı/Labor Day olarak çevrilen enfes bir film izledim.
Eğer hem aile hem psikolijik filmleri seviyorsanız izleyin derim. Bide üstüne harika bir oyuncu olan Kate Winslet'de olunca daha bir iyiydi film.
2013 yapımı hem Oscar'a aday olmuş hem ödül almış bir film. Bir karı koca düşünün; ikinci bebeklerini her seferinde bilinmeyen bir nedenden kaybediyorlar ve sonunda kadın bu kayıpların yarattığı travma nedeni ile dışarı çıkamıyor. Adam da bu duruma dayanamıyor ve karısını sekreteri ile aldatıyor, sonrasında da boşanıp diğer kadınla evleniyor. Oğlu ile bir hayat sürdürüyor Adele. Daha doğrusu sürdürmeye çalışıyor. Taki karşılarına bir kaçak çıkana kadar.....
Bundan sonrası filmin devamında ;)
......
...................
Şimdiden iyi pazarlar.... Blog....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















