Bazı yazarlar ve kitapları çok ama çok heyecanlandırır beni.... Ya sizi?
12.8.22
Yerdeniz Serisi ve Biten kitaplarım
Bazı yazarlar ve kitapları çok ama çok heyecanlandırır beni.... Ya sizi?
19.2.21
Biten Kitaplarım.....
Arada bir Kadıköy'e yürüyüşe indiğimiz de ya da kahve almaya gittiğimizde muhakkak İş Kültür ya da YKY uğruyorum. Çünkü kurallara aşırı uyuyorlar ve içeri alınan kişi sayısı da 2 kişi olunca içim rahat oluyor.
Yine bir gün gezinirken "Orhan Veli Bütün Şiirleri" yeni baskısı kitabına denk geldim. Nedense şiir kültürüm yoktur benim, okumaktan çok dinlemeyi severim şiiri...
Modern Türk Edebiyatı serisi olarak çıkartılmış. Ara ara açıp, üç beş sayfa okuyorum... öyle güzel ki kelimeleri Orhan Veli Kanık'ın...
Diğer kitabım ocak ayı kalan sağlar grubumuzun kitabı idi....
Ursula K. Le Guin / BAĞIŞLANMANIN DÖRT YOLU
Zaferle sonuçlanan her özgürlük savaşı, yeni bir özgürlük savaşının başlangıcı demektir. Werel ve Yeowe'de sıra kadınlarda...
Şimdi
tiksinerek, hikayemi sadece bu tür şeylerin oluşturduğunu ama aslında
bir yaşamda, hatta bir kölenin yaşamında bile cinsellikten çok daha
fazla şeyler olduğunu söyleyeceksiniz. Bu doğru. Benim bütün
söyleyebileceğim hem kadın, hem erkek olarak en kolay cinselliğimiz
konusunda köle ediliyor olabildiğimizdir. Hatta hür erkekler ve kadınlar
olarak hürriyetimizi en zor muhafaza edebildiğimiz yer de orası
diyebiliriz. Tenin siyasi düzenleri iktidarın köküdür.
(Arka Kapak)
💫💫💫💫💫 Kitapta ki konular ve yazarın olayları anlatımı çok dikkat çekici... kesinlikle farklı bir gözle bakıyor ve ön görülüleri de çok iyi bence....
Evet konular şuan bize uzak ve hayal ürünü gibi geliyor ama düşününce hiç de imkansız şeyler değil.... baktığımızda da yaşamımız da neler neler değişmedi ki.... hele bu pandemi ile.... artık parayı bile dijitale çevirme mantığındalar hepten.
evet gezegenler var ve orada da kadınlar hep ikinci sınıf..kölelik, küçük yaşta öğretilen cinsellik...satılma ve çalıştırılma... özgürlük uğruna verilen mücadele...,
Şunu belirtmeliyim ki özellikle bu kitap kolay bir okuma olmadı. Son bölümü okuduğunuz da kitapta anlatılan bir çok detay aklınızda yer buluyor. hatta dedik ki keşke önce son bölümü okusaydık o zaman anlatılan o din, savaş ve mücadele daha bir yer bulurdu....
Pdf olarak okuduğum bir kitap oldu "ÜÇ BÜYÜK USTA / BALZAC-DİCKENS-DOSTOYEVSKİ"
Yer yer aynı anlatımlar olsa da Zweig gözünden üç büyük ustayı okumak keyifli idi. Lakin bu kitabı aslında yazarları okumaya başlamadan önce okumakta fayda var. Çünkü alt metinler de ne anlatmak istemiş daha bir anlaşılır oluyordu.
Açıklama
Üç Büyük Usta
Stefan Zweig, Üç Büyük Usta’da üç büyük yazarın yaşam öyküleri üzerinden, okurlarını edebiyat tarihine, edebi dehanın sınırlarına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
“Toplumun romanını yazan” ve kendi gücünü dünyaya kabul ettirmek isteyen Balzac, “ailenin romanını yazan” ve döneminin İngiliz kültürüyle özdeşleşen Dickens, “bireyin romanını yazan” ve yaşamla ölüm, dehayla çılgınlık arasında gidip gelen Dostoyevski hem birer yazar, hem de gerçek birer kişilik olarak Zweig’ın bu eserinde karşımıza çıkıyor.
Stefan Zweig 20 Ekim 1881’de Viyana’da doğdu. 1920-1928 yılları arasında yazdığı Üç Büyük Usta, Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar, Kendileriyle Savaşanlar büyük ses getirdi. Hayatı boyunca her tür resmi ödülü reddeden Zweig 1940 yılında bir konferans için Güney Amerika’ya gitti ve hayatını orada sürdürdü. Zweig, 23 Şubat 1942 yılında ikinci eşi Elisabeth Charlotte ile birlikte, yarattığı birçok roman kahramanı gibi savaşın neden olduğu derin bir umutsuzluk duygusuyla ölümü seçti.
JERZY KOSİNSKİ /Adımlar Kitap Açıklaması
"Adımlar", olağanüstü bir edebiyat başarısıdır. Tıpkı, unutulmaz "Boyalı Kuş"unki gibi. Görüntüleri yakıcı, kanlı, gaddar... Yine de bunlar cehennem ya da hayal-bilim görüntüleri değil. Söz konusu edilen gerçekten bizim gezegenimiz.-Hayim Zeldis, The Book Reporter-"Amerikalı eleştirmenler "Adımlar"ın totaliter rejimlerle kökünden sökülen Avrupa'nın tedirginliğini dile getirdiğini söylediler. Fransız meslektaşları ise, özellikle Amerika'da hüküm süren şiddeti buldular bu kitapta. Kuşkusuz, hepsi haklı... İnsan karşısındakini kendinden daha iyi görür." Gençler, değişik olduğu için cezalandırmak üzere herkesin üstüne çullandığı "Boyalı Kuş"ta kendilerini buldular. "Adımlar"da ise toplumun kendilerine sunduğu ve geri çevirdikleri çeşitli örnekleri gördüler. Benim olduğu kadar, belki onlar içinde putları kırmak, kayıtsızlıktan ölmemek için elimizde kalan son hareket gibi görünüyor."

Kayınvalidemlerin kitaplığından aldığım bir kitaptı. Aslında "BOYALI KUŞ" u okumak istiyordum.... Bu kitabı görünce başladım.... Yalnız nasıl da dan dan yüzünüze vuruyordu olanları, gerçekleri...rahatsız edici cümleler çok fazlaydı..resmen sizi kendinize sorgulatıyor " yalan mı he yalan mı? böyle böyle olunca balınıza bu gelmiyor mu?" gibi.....
Zor ama iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu.
29.1.18
Ev Hali, İnsanın Anlam Arayışı Kitabı...
uzun zamandır uğrayamadım ne size ne kendi sayfama. Bilgisayarın ana ekran kartı bozulmuştu. Telefonumdan da nedendir bilmiyorum ne yorum yazabiliyorum, ne cevaplayabiliyorum ne de yazı yazabiliyorum. Tablet de sanırım işime gelmedi...... 😐
Bugün kavuştuk ama :) önce yorumları cevapladım, son yazıları okudum ve sıra kendi sayfama geldi.
Ursula K. Leguin vefat etti..... Kalemi ve ufku, öngörüsü büyük insanları kaybedince çok üzülüyorum, daha uzun yaşasınlar istiyorum. Yazarı Mülksüzler kitabı ile tanıdım. Bence çooook iyi bir kitaptı. Her ne kadar fantastik, biraz da hayal gücü yüksek gibi görünse de; kendi dünyamıza ve ileriye uyarladığımızda çok da yabancı değil yazılanlar.
Ruhun Şad olsun güzel insan. 🙏
Kafayı ters çevirip yatan var bu evde.😵😺
Devamlı uyuyor, eğer kalabalıksa ev kendine sessiz yer arıyor. Utanmasa siz gidin beni sessizliğimle bırakın diyecek....
O kadar alıştık ki artık. Miyavlama sesinden ne demek istediğini anlar hale geldik. Eğer tuvaletini yaptıysa ince bir miyavlama ile peşimizde dolaşıyor... ki temizleyelim. Yoksa bir sonra ki tuvaletini yapmıyor....
İlla ki suyu taze olacak....
Hizmet de sınır tanımıyoruz bizde düşünün.... :)
Kitaplardan da İnsanın Anlam Arayışı / Viktor E. Frankl kitabını bitirdim.
Okurken içim çok acıyor bu olayı..... Çizgili Pijamalı Çocuk filmi ve Hayat Güzeldir filmlerinden sonra ne hissettiysem bu kitabı okurken de öyle oldum. Sık sık kafamın içinde sırf Yahudi oldukları için çektikleri acılar geldi, yaşam mücadelesi, açlık ve hor görülme...
Bu kitabında Dr.Fankl yaşadıklarını anlatıyor. Hatta ilk yazdığı yıllar isimsiz çıkarmayı düşünmüş...
Sonrasında ise iki bölüme ayırmış ve bir ismi olmalı demiş...
Logo Terapi yöntemini ve anlamını anlatıyor ikinci bölümde... Tanımı " insanın anlam arayışı"....
Ve o toplama kampında nasıl yaşadığını, nelere katlandığını anlatıyor...
Tespitlerini okuduğunuz da hak vermemek elde değil... Sık sık Spinoza'dan da alıntılar yapmış.
Ve sık sık ileriye dönük umutların hayatta tutabileceğini, eğer inandığınız, tutunduğunuz bir şey yoksa yaşamdan daha çabuk vazgeçilebileceğinden vs... bahsediyor.
30'un üzerinde dile çevrilmiş bir kitap, benim aldığım basım; 39. Basım.
"İnsanı insan yapan nedir?" sorusuna ve İnsanın Anlam Arayışı üzerine spoiler cevaplar da veriyor....
Okunası kitaplardan....
Kitabından alıntılar:
"insan, böylesine korkunç, ruhsal ve fiziksel stres koşulları altında bile, ruhsal özgürlüğünü ve zihinsel bağımsızlığını az da olsa koruyabilmektedir. toplama kamplarında yaşayan bizler, o kamptan bu kampa koşan, ellerindeki son ekmek kırıntılarını vererek başkalarını teselli etmeye çalışan insanları anımsayabiliriz. sayıları az olabilir, ama bu bile, bir insandan bir şeyin dışında her şeyin alınabileceğini yeterince gösterir: insan özgürlüklerinin sonuncusu; yani, belli koşullar altında insanın kendi tutumunu belirlemesi, kendi yolunu seçmesi."
"gerçekten ihtiyaç duyulan şey, yaşama yönelik tutumumuzdaki temel bir değişmeydi. yaşamdan ne beklediğimizin gerçekten önemli olmadığını, asıl önemli olan şeyin yaşamın bizden ne beklediği olduğunu öğrenmemiz ve dahası umutsuz insanlara öğretmemiz gerekiyordu. yaşamın anlamı hakkında sorular sormayı bırakmamız, bunun yerine kendimizi yaşam tarafından her gün, her saat sorgulanan birileri olarak düşünmemiz gerekirdi. yanıtımızın konuşma ya da meditasyondan değil, doğru eylemden ve doğru yaşam biçiminden oluşması gerekiyordu. nihai anlamda yaşam, sorunlara doğru çözümler bulmak ve her birey için, kesintisiz olarak koyduğu görevleri yerine getirme sorumluluğunu üstlenmek anlamına gelir."
"sigmund freud bir keresinde “birbirinden son derece farklı bir dizi insanı aynı şekilde açlığa terk edin. kaçınılmaz açlık dürtüsünün artışıyla birlikte, bütün bireysel farklılıklar bulanıklaşacak ve bunun yerine doyurulmamış bir güdünün tek biçimli dışa vurumu görülecektir,” demişti. şükürler olsun ki sigmund freud toplama kamplarını içeriden tanımaktan kurtuldu. onun hastaları, auschwitz'deki kuru tahtaların üzerine değil, viktoryen kültürün pelüş tarzı sedirlerine uzanıyordu. toplama kamplarında “bireysel farklar bulanıklaşmıyordu,” tam tersine daha da farklılaşıyordu; orada insanların, hem domuzların hem de azizlerin maskeleri iniyordu."
ve kitabın son cümleleri:
"Auschwitz'den bu yana insanın ne yapabileceğini biliyoruz.
Hiroşima'dan bu yana da neyin tehlikede olduğunu biliyoruz."
Not: Kitaptan alıntılar Birdenbire sitesinden alıntıdır.
6.12.12
Mülksüzler / Ursula K. Le Guin
Yazar:Ursula K. Le Guin
Çevirmen:Levent Mollamustafaoğlu
Yayına Hazırlayan:Bülent Somay
Baskı Yılı: 2005
Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık
"...Vermediğimiz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir. Devrim'i satın alamazsınız. Devrim'i yapamazsınız. Devrim olabilirsiniz ancak. Devrim ya ruhunuzdadır ya da hiç bir yerde değildir." Konuşmasını bitirirken, yaklaşan polis helikopterlerinin gürültüsü sesini boğmaya başladı.
"Romanım Mülksüzler, kendilerine Odocu diyen küçük bir dünya dolusu insanı anlatıyor; Odo romandaki olaylardan kuşaklarca önce yaşamış, bu yüzden olaylara katılmıyor, ya da yalnızca zımnen katılıyor, çünkü bütün olaylar aslında onunla başlamıştı.
"Odoculuk anarşizmdir. Sağı solu bombalamak anlamında değil: kendine hangi saygıdeğer adı verirse versin bunun adı tedhişçiliktir. Aşırı sağın sosyal-Darwinist ekonomik özgürlükçülüğü de değil; düpedüz anarşizm: eski Taocu düşüncede öngörülen, Shelley ve Kropotkin'in, Goldmann ve Goodman'ın geliştirdiği biçimiyle. Anarşizmin baş hedefi, ister kapitalist isterse sosyalist olsun, otoriter devlettir; önde gelen ahlaki ve ilkesel teması ise işbirliğidir (dayanışma, karşılıklı yardım). Tüm siyasal kuramlar içinde en idealist olanı anarşizmdir; bu yüzden de bana en ilginç gelen kuramdır."










