Önemli Gün Ve Haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Önemli Gün Ve Haftalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30.10.17

Cumhuriyet Bayramımızdan Kareler, Kum Sergisi, Watergarden

Dün üzerimiz de bir misginlik...
Sonra Merter'e "hadi Watergarden'a gidelim, Cumhuriyet Bayramı etkinliği varmış" dedim....
Biraz karasız kaldık, daha doğrusu üşendik, sonra da "hadi gidelim evde kalırsak uyukluycaz" diyerek kendimizi attık buraya :)

Watergarden'ın en güzel tarafı bana göre "su gösterileri", hele akşam ışıklandırma ile öyle keyfili ki izlemesi.
Burası birde diğer Avm'lerden farklı olarak sadece yiyecek üzerine mekanların olması, cafeler ve yeme içme bölümü var... İhtiyaç var mıydı derseniz? bilmiyorum ki... artık adım başı avm...

Bayram'dan dolayı gece Türk Bayra'ğını da lazerle yansıttılar, marş çaldılar ve havai fişek attılar.
Tabi bizim cimcime çok mutluydu.👪

Alt katında da ufak bir kumdan sergi vardı. Atatürk, Seyit Çavuş vb... tarihimizin önemli kişlerinin kum heykelleri.
Böyleyken böyle işte.... dün güzeldi bugüne de şükür, yarına da Allah Kerim.

İyi haftalar. :)
Evde de bayram havası vardı bizim. Çocuklara Cumhuriyet Bayramını anlatmak ve yaşatmak için.
arkada ki çamaşırları yok sayın. :))))







24.6.17

İyi Bayramlar...

Ramazan Bayramınız Mübarek olsun...

Şeker bayramı diyince aklıma birçoğumuzun çocukluğunda olduğu gibi kapı kapı dolaşıp şeker topladığımız anılar geliyor..

Bu ailecek bizim ilk annemsiz bayramımız...
İçim buruk, kırık, yaralı...
Ama ne yapıcaz işte biz yaşayanlar için hayat devam ediyor....

Bir hafta öncesinden bayram temizliği yapılırdı. Sonrası kadayıf tatlısı..
Baklava ve yaprak sarması babaannemin evinde olurdu bide babanem sağouk ayran çorbası yapardı her bayram.
Şimdi hepsi anılar da kaldı. Ruhları şad olsun...

Anılar, anılar, anılar...

İyi bayramlar efenim tekrardan...













29.10.16

Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun.



Cumhuriyet bayramımız Kutlu Olsun...
Atatürk ve Silah Arkadaşlarının, şehitlerimizin Ruhu Şad olsun...

Ne Mutlu TÜrkim Diyene!

15.9.16

Feniçka, Dört Anlaşma Ve BAyram...

İyi bayramlar hepimize.

Bir çok yazıda "nerde o eski bayramlar" yazısı okudum.
Sonra düşündüm neden bu cümleyi çok sık duyduğumu. Çünkü çevremde de oluyor, bazen bende kullanıyorum...
Sanırım bunun sebebi; artık daha çekirdek aile modelinde ve izin günlerini de tatil modunda yaşıyoruz.
Eskiden "babaanne, anane" dendi mi daha doğrusu büyükler oldu mu herşey başkaydı. Şimdi hepimiz daha bireysel yaşıyoruz. Hep çalışıyoruz, hep yoğun ve yorgunuz.
Bayram izinleri de uzun olunca "hop tatile" diyebiliyoruz.

Hayat şartları, yaşam standartları biraz da buna sürüklüyor. Öncelik anne babalarımızda. Onları ziyaret ettik mi tamamdır gibi hissediyoruz.
Aman blog yanlış anlaşılmasın kimse eleştirmek yada yargılamak gibi bir düşüncem yok. Sadece yaşadığımız zamanı düşününce aklımdan geçenler bunlar. Ki bizde anne-babaları ziyaret ettik sonra da evde dinlenme modunda takıldık. :))

Hazır eşim de evdeyken ve bana daha çok zaman kalmışken Dört Anlaşma kitabını tekrar bir okudum. Öyle tüm sayfayı değil de altını çizdiğim cümleleri okudum. Arada iyi geliyor böyle okumalar bana. Zaten kitap aslında ara ara açıp okunabilecek türden. Duyanlarınız olmuştur hatta Youtobe kanalında videolarıda döneüyor anlaşmalar ile ilgili.
Ana konusu; kendimize yaptığımız haksızlıklara dair. 
Dört Anlaşma kuralına gelirsek;
  1. Kullandığınız sözcükleri özenle seçin.
  2. Hiçbir Şeyi Kişisel Algılamayın
  3. Varsayımlarda Bulunmayın ( ki benim en çok yaptığım şeydir)
  4.   Daima Yapabildiğinin En İyisini Yap

 Okurken basit şeyler gibi geliyor ama hayatımıza uygulamaya kalktığımızda hiç de öyle olmuyor.
Başkalarının lafları, düşünceleri bazılarını çok fazla etkiliyebiliyor...
Bir çok şeyi üstümüze alınabiliyoruz ve sözcükleri gerçekten de çok hor kullanıyoruz... Oysa ki hayatta herşey bir enerji ve ağzımızdan çıktığı an gerçekleşmeye başlar bir çok şey...
Kitabın devamı olan Beşinci Anlaşma da var ama henüz almadım. Okuyanlar o kitabı da alın okuyun diyor. Sizden okuyanınız var mıdır?

Bir diğer bitirdiğim kitap ise; Feniçka / (12 Şubat 1861- 5 Şubat 1937)


 Kadıköy'de ki İşKültür Yayınlarına sık sık uğrarım. Bu kitabı da yine bir gün uğradığımda gördüm ve arka kapak yazısını okuyunca almak istedim. Kitap kısa ama öz olarak o kadar güzel yazılmış ki. Yazar aslında ünlü bir "İlk Kadın Psikanalist"miş. Ve o dönemin ünlü birçok erkeğin de aşkıymış. Fakat kendisinin yaşam tarzı, hayata bakışı dönemine göre çok feministceymiş. Kitapta da bunun etkisini görebiliyorsunuz. Yaşadığı dönemde kadınlar belirli bir yere kadar okutulurken kendisi Freud'dan ders almış birisidir.
Kitabında da rüyalara ve erkek kadın ilişkileri, profil analizleri ile ne kadar başarılı olduğunu hissettiriyor.
Feniçka
Diğer kitapları da alınmak ve okunmak üzere listeme eklendi.
Eğer okumayanınız varsa bir not edin inceleyin derim. O kadar yazıları kaliteli.

 İŞ Kültür Sitesinden alıntıdır aşağıda ki yazı; 

Lou Andreas-Salomé modern anlamda “feminist” olarak tarif edilemese de, bağımsız ve özgürlükçü yaşamıyla kuşaklar boyu feministler için bir rol model oldu. Nietzsche, Rilke ve Freud gibi önemli şahsiyetlerle kurduğu dostluklarla ve onlar üzerindeki etkisiyle gündeme geldi. Avrupa üniversitelerinde öğrenim gören ilk kadınlardan biri olarak, erkeklerle ilişkileri çağının kadınlarına göre farklı bir seyir izlemişti.
Feniçka, Andreas-Salomé’nin Alman oyun yazarı Franz Wedekind’le yaşadığı, daha sonra Alban Berg’in Lulu adlı operasının librettosuna da konu olan bir deneyime dayanır. Geleneksel cinsiyetler arası ilişkileri pek umursamayan, İsviçre’de doktorasını yapmış Moskovalı bir kadının bir erkek psikoloğun gözünden anlatılan hikâyesidir. Anlatıcı yapıtın akışı içinde Feniçka’yla dostluğunu ilerletirken, kadınları her daim belli şablonlar içinde; ya erkek avcıları ya da salt zihinsel kapasiteleriyle öne çıkan cinsiyetsiz varlıklar olarak değerlendirmekten vazgeçip, insan olarak görmeyi öğrenir.
LOU ANDREAS-SALOME (1861-1937): Yeni ve devrimci fikirlerin filizlenmeye başladığı bir dönemde Petersburg’da dünyaya gelen yazar ve psikanalist Salomé, küçük yaşta Almanca ve Fransızca öğrendi. On yedi yaşındayken bir din adamından teoloji ve felsefe dersleri aldı. Zürich Üniversitesi’nde teoloji ve sanat tarihi okudu. Salomé 1882’de Nietzsche’nin evlenme teklifini geri çevirerek, Oryantalist F. C. Andreas ile evlendi. 1897’de Rainer Maria Rilke ile tanıştı ve kendisine âşık olan şairin hayatında önemli bir rol oynadı. 1911’de Viyana’daki psikanalistlerin çevresine girdi. Sigmund Freud’un öğrencisi ve yakın dostu oldu. Im Kampf um Gott (1885; Tanrı Uğrunda Savaş), Ruth (1895), Im Zwischenland (1902; Ara Memlekette) ve Rodinka (1923) romanlarından bazılarıdır. Ayrıca dini ve felsefi konulardan tiyatro ve edebiyat eleştirisine uzanan geniş bir yelpazede denemeler ve monografiler kaleme aldı. Kurmaca dışı yapıtları arasında Friedrich Nietzsche in seinen Werken (1894: Yapıtlarında Friedrich Nietzsche) ve Rainer Maria Rilke (1928) dikkat çeker.

Filmlerden de " Uyumsuzlar" ı izledik...
Yine dünyanın sonu gelmiştir, doğa yok edilmiş ve yeniden insanlık için yaşanabilir hale getirlmek istenmektedir.
Yalnız böyle filmlerde dikkat ediyorum da hep bir üst daha var olaylara müdahele eden....
Ve hep yeniden doğayı canlandırma var...
Ne ironik değil mi? zamanında yok ediyoruz yaşam alanlarımız sonra da yeniden calandırmaya çalışıyoruz...

Kıymetini bilmek lazım yaşadığımız nefes aldığımız yerin.



1.7.16

Kadir Gecemiz Mübarek Olsun...

Kadir Gecesi Duası





Kadir Gecemiz Mübarek olsun...
Rabbim ülkemize sabır ve iyi günler nasip etsin.. Hatta tüm savaş olan ülkelerde acı çeken annelerin, babaların, çocukların acıları dinsin...... Hastalarımız şifa bulur İnşallah...
Artık terörle ilgili duygularımızı biliyoruz... Geçen gün yaşanan olaydan sonra ruh halimi az çok tahmin edersiniz...
.. ...... 
Evet belki de terörün niyeti "korku psikolojisi" yaratmak... evet bizleri sokaklardan soğutmak..
Ama evet korkuyorum sokağa çıkmaya, kalabalık yerler de dolaşmaya...
en çok da her anne baba gibi evladımın başına bişey gelmesinden, yetim-öksüz kalmasından korkuyorum...... 

Ve ellerimi duaya açarken en çok ülkem için açıyorum.......

Bitecek bu kabus gibi günler diyorum ve ister istemez bu karanlık duygularımı içime gömüp normal hayatıma adapte olmaya çalışıyorum.....

23.4.16

23 Nisan Ulusal egemenlik ve çocuk Bayramı kutlaması


Bugün günlerden Umay ve tüm çocukların,  bizlerin günüydü. Bizde kahvaltı sonrası soluğu Selami Çeşme Özgürlük Parkında ki etkinlikler de aldık.  Umay'ın ilk 23 Nisan kutlamasıydı. Tabi her çocuk gibi şendi.
O eğlenirken ara ara gözlerimin dolmasına engel olamadım,  ne zaman bu kadar büyüdün dedim içimden. Sonra eşimle de konuşunca onun da aynı hisleri paylaştığını öğrendim.
Kadıköy Belediyesi bu konuda çok iyi çalışıyor.
Bide düşündüm de o kadar uzun zaman olmuş ki 23Nisan ve 19 Mayıs Bayramlarına gitmeyeli.
Okul zamanımı düşündüğümde her yıl katılırdım bu etkinliklere. En çok da giydiğimiz kıyafetler etkilerdi o zamanlar. Evet anlamı büyük ama çocukluğun verdiği bir heyecan vardı o renkli ve tüylü kıyafetleri giymenin...  :))
Tek yandığım, üzüldüğüm şey okul yıllarıma ait fotoğraflarımın olmaması...  O kadar üzülüyorum ki.... Bazen Facebook'da falan paylaşıyorlar aklıma geliyor ve hayıflanıyorum kendime..
Hoş artık yapacak bir şey yok...
Nerden nereye gittim bugünle......
İşte böyle blog. 
İyi geceler keyifli pazarınız olsun efenim. :)

Kilo ve ben.......

Ahhh ahhh yine havalar ısınıyor ve benim göbek eritme derdim başlıyor.. Tamam seviyorum sıcak havayı, yazı, tril tril giyinmeyi ama uzun zamandır hemde çok uzun zamandır bir kilo vermek isteme durumum vardır benim.
İşin kötü yanı kendimle barışık biriyimdir ve bu huyumdan dolayı bide üstüne yemek yemekten keyif almadan ötürü bir türlü başladığım ve karar verdiğim rejimler sonuçlanmıyor. Hep bi ertesi gün yediklerime dikkat edicem deyip sonra da " aman canım ben böyle de güzelim"  cümlesi ile son buluyor,.  😏
Ki ne güzel doğum zamanı ve sonrası emzirirdiğimden ötürü 13 kilo vermiş vallahi de billahi de fıstık gibi olmuştum.
Biliyorum biliyorum burdan yada özelden yazanlarınız oldu; aman Gülşah dikkat et evet  veriyorsun ama  dikkat etmezsen tekrar eski kiloda dönersin diye...
Ben ne yaptım emzirmeye güvenip dikkat etmedim.
Bide şöyle bir durum var ki buda yaşla ilgili sanırım; sağlıklı yaşlanmak ve yaş almak istiyorum. İleri ki yaşlarımda hastalıkla,  hastane ile uğraşmak yerine keyifli zamanlar geçirmek,  daha çok kitap okumak istiyorum. Artık en büyük etken bu oldu hayatımda.
Dönem dönem eşimle de konuşuyoruz,  kendimize iyi bakalım ki kızımız bizim ileri ki yaşımızda hastalıklarımızla uğraşmasın. Onunla da kaliteli bir yaşam sürelim....
Şimdi diyeceksiniz EE ne duruyorsun yap rejim...  Klasik ama rejim deyince daha çok yiyesim geliyor...
Şöyle bir yaşam analizi yaptım kendime ; günlük hayatımda hareket çok az bende,  kesinlikle bir spor,  yürüyüş vb... Bişey yapmalıyım...
Sonra rejim yerine sağlıklı,  sık sık az az beslenmeliyim diye düşünüyorum. Çünkü önemli olan yeme alışkanlıklarımı değiştirmeliyim.
Örneğin tam bir tatlı tutkunuyum bunu azaltmam lazım,  sonuçta şekerin kime faydası olmuş ki bana olsun.  Ara öğün yapmalıyım diye düşündüm. 
Yine kendimce bir şeylere başladım bakalım nasıl sonuçlanacak,  artık yer yer yazarım sizin de başınızı şişiririm  :))
Artık idare edin beni keyif aldığım şeylerden vazgeçmek zor sonuçta benim için ve bunu yazmalıyım ki rahatlayayım dimi ama... :)
Aşağıda ki fotoğraf da kızçem illa "anne tak"  diye tutturdu gözlüğünü. Eee emir büyük yerden yavrum isterde ben hiç takmaz mıyım?  Bakalım daha neler görücez büyüdükçe....
Öyle işte ben kaçar yeni kitabıma başlayayım.  Şimdiden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramımız Kutlu olsun. 

3.12.15

Dünya Engelliler Günü Kutlu Olsun.

Bugün Dünya Engelliler Günü.
Sabah televizyonda Engelliler Vakfı Başkanı konuştu ve bugünü aslında kutlamadıklarını ki (mantıken de neyi kutlayacaklar değil mi?) farkındalık yaratmak istediklerini belirtti.
Aslında bize çok iş düşüyor. Özellikle araç kullananların kaldırım kenarlarına park ederken oranın engelli bir vatandaşın geçeceği yer mi diye bakması gerekir.
Kendimizden bir örnek vermem gerekirse ; Umay'ın doğduğu sene henüz arabamız yoktu ve metro ile gidip geliyorduk.
Metrodan çıktıktan sonra kaldırıma çıkıcaz tabi ne mümkün bir araç ta  da gelmiş bebek arabası ile çıkmamızın daha kolay olduğu kaldırıma park etmiş. Ki orası engelliler için yapılmış yer.... Böyle çok var tabi. O zaman demiştim ki eşime: düşün biz bebek arabası ile çıkamıyoruz ve yola inip geçmemiz gerekiyor, engelli olsak,  engelli arabamız olsa nasıl geçicez? ♿
O yüzde  daha duyarlıyım bu konuya,.
Çocuklarımızı da bu konuda eğitelim, aslında bizim de hep böyle sağlıklı bir bedene sahip olamayacağımızı, garantimiz olmadığını, duyarlı davranmamız gerektiğini, onlara aşılayalım....
Gününüz de farkındalığını artması dileğiyle....

24.11.15

Öğretmenler gününüz kutlu olsun.

Başta eşim ve öğretmen arkadaşlarımın, sonrasında tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.
Öyle zor bir meslek ki öğretmenlik sanırım bu yüzden kutsal mesleklerden biri.

24.11.14

Öğretmenler Gününüz kutlu olsun.

Tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.
Her ne kadar artık daha zor şartlarda çalışsalar da, saygıyı yitiren öğrenci ve  velilerle uğraşsalar da kutlu olsun bugün.