23.6.17

Hatıra Defteri ve Anılar...




Kutuda kalan kitaplarım/ız vardı ve kitaplık alınca düzenlemeye başladık.
Arada elediğim kitaplar da oldu.

Sonra hatıra defterim çıktı hatta eşiminde hatıra defteri çıktı. :)
Şöyle bir karıştırdım içini; aman Allah'ım taaa o günlere gittim.
Öğretmenlerimin yazdıkları, arkadaşlarımın yazdıkları, maniler...

Aranızda günlüğü olmayan çok azdır diye düşünüyorum; ortaokul ve lise de çok önemli idi günlük ve hatıra defteri.
Hele o anketler ve sorular.
Bide kimseye göstermeden cevaplardık. 😊
En klasik soru; "bir adaya düşseydin yanına alacağın üç şey?"
" Sevdiğin kişinin adı" vb..... 😬
Arkadaşlarımız zaten yazardı hatıra defterine ama en önemlisi öğretmenlerimize yazdırmaktı.
Hatırlıyorum da aman Allah'ım daha "öğretmenim hatıra defterime yazar mısınız?" diye eden heyecan basardı.
Söyledikmi de" acaba ne yazıcak, ne zaman geri verecek" telaşı düşerdi aklımıza, içimize. Güzel günlerdi be. 😊

İşte böyle nerden nerelere gittim...

Sonra bide evlilik 💒 öncesi ajandamı buldum.
Onuda şöyle bir karıştırdım... Gelinlik prova tarihi ve saati, damatlık alımı, davetliler, listeler vb... Detaylar ve hatırlatmalar var içinde.
Şimdi hâlâ revaçta mı bilmiyorum ama o dönem bayağı bşr site vardı ; evlilik öncesi hazırlıklar için. Bu ajandayı da o sitelerden biri yollamıştı.
Güzel anılar bunlar...

22.6.17

Beş Sevim Apartmanı Rüya Tabirli Cinperi Yalanları / Mine Söğüt

Yazarın ikinci romanını da bir solukta okudum.
Ve bu romanı ilk kitabı imiş Mine Söğüt'ün.
Bu kitap enteresandı. Bittikten sonra bir süre düşündüm..
Anladım ki çocukları ve onların hayatlarını, çalınan hayatlarını çok önemsiyor yazarımız...
Zaten bana göre hayatı da çok önemsiyor ki severim hayatını önemseyen insanları.
Bir kez geliyoruz bu dünyaya ve boşuna da gelmiyoruz bana göre...

& Konu olarak "cinperilere" karışmış Doktor Samimi'nin tezi üzerine bir kitap.
& Günlüğüne yazdıkları, çocukken yaşadıkları ve dokor olduktan sonra tezini kanıtlamak için , hastaneden anlaştığı arkadaşı ile kimsesiz olan beş hasta seçmesi ki bu hastalarında dosyasında cinlerle görüştüğü, tedavi edilemeyen ve arayanı soranı olmayan hastaları seçerek başlıyor işe..

& Sonrasında beş katlı bir binayı tutuyor ve gece yarısı hastalarını bu apartmanın her bir katına birini yerleştiriyor. Kendisi de en alt kata yerleşiyor.

Aslında kitabı okurken yer yer hatta sık sık düşündüğüm, çocukluk döneminin ne kadra önemli olduğu.
"çocuktur anlamaz, büyüyünce değişir, unutur gibi şeylerin biz çocukların üzerinde ki etkisini güzel anlatmış.

& Örneğin Dr. Samimi'nin küçüklüğü yalnız ve neredeyse kimsesiz geçmiş. Babası ölünce annesi başka biri ile evleniyor ve Amerika'ya yerleşiyor. Yılda bir kez oğlunu görmeye geliyor.
Çocuğunu görümcesine bırakıyor. Hala yalnız yaşıyor, hiç evlenmemiş ve yeğeninin sessizliğini boş veriyor. Sorunsuz çocuk olması neredeyse hoşuna gidiyor.
Ve yalnız geçen günlerin ardından hayal dünyasında kendine bir hayat kuruyor, sonrası cinler musallat oluyor yada öyle hissediyor.
Kuran-ı Kerim'den de ayet var kitapta yer yer başvuruyor da...

Sonuçta eğer çok isterseniz karşılaşmayı cinlerle, size geleceğini anlatıyor.

Sonra diğer beş hastanın da geçmişini dosyalarından okuyor ve hepsi de sorunlu yaşamlarının ardından buna inanmışlar ve tedavisi olmayan hastalık olarak hastaneye yatırılmışlar.
Onlar üzerinde de deneyler yapıyor.

Sonrası Dr. Samimi cinlerin kendi bedenini ele geçirmemeleri için uyumamaya başlar, biraz da kafayı sıyırır aslında.
Ve ateşle yok olacaklarına inandığı için evi bir gece ateşe verir....

Kelimeleri ve cümleleri çok iyi yazarın.
Özellikle de psikolojik boyutunu anlatımı fena....

Arka Kapak;
Pürtelaş Sokağı'nda kediler bir gün canhıraş feryatlarla ortalığı inlettiler. Pürtelaş Sokağı'ndaki Beş Sevim Apartmanı'nda tuhaf şeyler oluyordu. Beş pencereli, beş odalı, beş acayip insanın oturduğu Beş Sevim Apartmanı'nda perdelerin arkasında tuhaf şeyler olup bitiyordu. Cinler âleminden gelenler, periler aleminden gelenler, cinperi âleminden gelenler, orada beş garip hikâye yazdılar... yazdılar... yazdılar... Pardon, altı hikâye yazdılar. Bir de Doktor Samimi ve onun günlüğü var. Mine Söğüt ilk romanı Beş Sevim Apartmanı ile okuyanı cinperi âlemine götürüyor, uzun bir masal dinletir gibi, anlatır gibi, gösterir gibi.

TADIMLIK;

Doktor Samimi'nin Günlüğü Cinin aslında ne olduğunu biliyorum. Bugüne kadar bana gerçek yüzlerini göstermeyen, çocukluğumun sevimli arkadaşları, sırdaşları, neşeleri olan cinler aslında öyle değiller... Işıktan kaçmayı bıraktım. Onlarla yüzleşmeye karar verdim. Ve dün gece apartmanı istila eden cinperi ordusunu gördüm. Onlar ateşten yaratılmış, ışık hızında hareket edebilen, gaz gibi girdiği maddenin şeklini alabilen tuhaf varlıklar. Erkeği cin, dişisi peri. İçlerinden biri kulağımdan içeri girdi ve anlattı: Yedi yüz ile bin beş yüz yıl arasında ömürleri var. Ölümleri yaklaştığında ihtiyarlıktan geriye, çocukluğa doğru giderler. Kulağıma giren cinperi "Çakmağını yak ve ateşine bak" dedi. Çakmağımı yaktım ve ateşe baktım; yanan ateşin altta kalan sarı alevinde şeytanların, üstte yanan mavi ateşte cinlerin dans ettiğini gördüm. Dün gece içlerinden biri gözlerimin önünde hızla öldü. Yaşlı suratlı korkunç bakışlı bir cin saniyeler içinde, gözlerimin önünde gençleşerek bebek oldu; sonra da ateşin içinde yok oldu. Ateş parmaklarımı yaktı, ölen cin derimden içeri aktı. Yukarıdakilerden hiçbiri cinleriyle benim kendi cinlerimle kurduğum ilişkiye benzer bir şey yaşamamışlar. Onlar cinleriyle barışıklar. Hiçbiri benim yaptığımı yapmamış. Hiçbiri cininin sözünden çıkmamış. Hiçbiri cininin ateşten olduğunu ve dokunduğunu yaktığını bilmiyor. Hepsi cinlerini iyi sanıyor. Onları bu rüyadan uyandırmak için henüz erken.

Bu kadını okuyun efenim...... 
Pişman olmayacağınız yazarlardan biri...













19.6.17

Big Little Lies Dizisi...

Bu dizinin tanıtımını Sevgili Şebnem'in bloğunda ( OytunlaHayat bloğu) gördüm.
Oyuncu kadrosunda ki bu üç kadını da çok beğeniyorum ve mini dizi olması da cazip geldi.

Şebnemmm iyi ki paylaşmışsın, geceleri keyifle ve merakla izledim diziyi...
Müzikleri ve sahil kasabasında geçmesi sebebi ile görsellikleri bir harikaydı.
Konusu çok trakedik ve izlerken biraz da bildik...
Kitabı da varmış bu dizinin biraz bakındım ama türkçeye çevrilip çevrilmediğini bilmiyorum, bilen varsa paylaşsın lütfen.

Konusuna gelince;
bir sahil kasabası, özellikle ebeveynler devlet okulunun iyi olamsı sebebi ile burayı seçmişler.
Zengin, süsülü ve sanki mükemellermiş gibi bir hayat gösterisi.
İçeriden bakıldığında mükemmel olmayan, sorgulayan aileler...
Bol dedikodu, yüze gelince herkes muck muck...



 Özellikle sarışın olan kızı hep komedi tarzında izlemiştim, burda ki karakteri ve oyunculuğu ile şaşırttı  beni.
Bence Nicole Kıdman hiç yaşlanmıyor, devamlı genç, dinamik ve güzel ve çekici biri.
Diğer kızımızıda genelde bilim kurgu filmlerinde görmeye alıştığımızdan burda ki rolü ile de sevdim.

Konusu merak uyandıran ve sürükleyici bir dizi.

İzlerken düşündüm bol bol; illa ki mükemmel anne olmak mı zorundayız? İllaki diğer annelele aşık atmamız mı gerekli?
Tek bizim çocuğumuz mu akıllı, özel? vs....

Tavsiye ederim bi göz atın diziye...

Haydin iyi geceler, iyi haftalar arkadaşlar...


Gözüyle Kartal Avlayan Yazar Yaşar Kemal/ Zülfü Lİvaneli

Yaşar Kemal...
Zülfü Livaneli....
Kırk yıllık dostluklarını, sevgili koca çınarın vefatından sonra kendisine gelen yoğun istek üzerine bir kitap olarak toparlamış Zülfü Livaneli.

Düşünsenize hergün telefonlaşıp konuşuyorlarmış. Çoğunluk edebiyat üzerineymiş sohbetlerinin...

Tabi zamanında, ilk gençlik yıllarında ve ilk yazı hayatına başladığında birlikte çok şey yaşamışlar.
Aranmışlar, tutuklanmışlar, işkencelere tanık olmuşlar, yurtdışında sürgün hayatı bile paylaşmışlar....

Kitapta çok fazla altını çizdiğim cümlem oldu.

Daha önce okul yıllarında okumuştum kitaplarından  bazılarını ama aklımda hiçbiri yok.
Bence bazı kitaplar büyüyünce okumalı, okutulmalı.

Geçtiğimiz seneler de her Kadıköy'e indiğimde uğradığım YKY Yayınlarından bir iki kitabını aldım.
Daha alacaklarım çok. Özellikle İnce Memed serisini okumak istiyorum ama öyle hemen değil sindire sindire.
Aslında bu kitap bir ön okuma kitabı gibi olmuş.
Çünkü hayatına ve yazıma başlayışı ile ilgili harika bilgiler içeriyor. Yarı biyografi kitabı olarak düşünebilirsiniz.


Daha öncesi sokak çocukları ile gazeticilik döneminde yaptığı sohbetlerden oluşan kitabını okumuştum.
O kadar insani ki Yaşar Kemal.
Bence tam bir vatansever.
Okuduklarımdan bunu anlıyorum.
Ülkesinin, insanlarının, toplumunun birlik ve beraberlik içinde yaşamasını istiyor.

Hepimiz gibi.....

Bu kitapta en çok hümanist yönü ön planda..
Birde aldığı ödüller ve kendisinin mütevaziliği var kitapta...

Tabi dile kolay hayatı ciddiye alanlar, sadece kendini değil ülkesini, vatanını, komuşusunu düşünenlerin hep bir derdi oluyor yaşamla...
Bence bu iki önemli yazarın da öyle olmuş yaşamları..
O yüzden kitabı okurken bazen tebessüm ettim bazen de hüzünlendim.
Ama iyi ki sevgili dostu Z.Livaneli bize sohbetlerinin bilmemiz gerekeni kadarını aktarmış.
Ruhun şad olsun ışıklar içinde uyu Yaşar Kemal....
 






17.6.17

Tedavi (The Great Hypnotist)



Geçen gün televizyonun sinema kanalların da gezinirken "Tedavi (The Great Hypnotist) "

filmine denk geldim.

Film 2014 Çin Yapımı psikolojik, gerilim, dram türünde idi.


Aslında ben açtığımda bi beş dakka olmuştu başlayalı. Nedense bi takıntım var illa ki izleyeceğim film baştan başlamalı yoksa izlemek istemiyorum.

O günde kitap okumaya biraz ara vereyim zorlamayan, yormayan bir film izleyeyim dedim ama ters köşe bir film izledim.

Sizde de var mıdır böyle bir takıntı?

Sanırım bende ki nedeni; ya filmin başında önemli bir cümle varsa ben kaçırdıysam........


Bu duygu zor bir duygu aslında, bunu da başka bir yazıda anlatayım en iyisi....


Konusuda gelince;








Doktorumuz hastalarını üzerinde hipnoz ederek tedavi etmektedir. Biraz da ukala, sivri dilli bir doktordur... sonra bir gün okuldayken öğretmeni olan Prf. Doktoru kendisine bir hasta önerir..

Yalnız bu hasta zor biridir ve birçok psikolog, psikayatr gezmiştir bir türlü tedavi olamamıştır.

Konu burdan sonra başlıyor....
Hastasını hipnoz ederken kendisi de oluyor ve burdan sonrası tam bir gösteri.... akışı, anlatımı değindiği konular ile aslında kendisi de tedavi oluyor doktorumuz.

Sizi tam bir ters köşe yapıyor sonunda ve film çooooook başarılı.


İzleyin derim o yüzden fazla detayı vermiyorum. :)


Yalnız izlerken ve bittikten sonra şöyle bir düşündüm de; beynimiz muhteşem bir organ tek kelime ile...


Alt beyinde sakladıkları, sonra zamanı gelince üst beyne aktarması, bazen de olmamış, yaşanmamış gibi hissttirmesi.....


Etkilendiğim, konusu itibari ile akılda kalıcı, özellikle de görsel olarak da başarılı filmlerden biri oldu benim için....


12.6.17

İftar Sofarsı... J.J. Rosseau Söylev Kitabı Hak...


Bizim evde orucu bir ben birde bir ara kardeşim ile tutardık.
Annem hem tansiyon hastası olduğundan hem astımından dolayı tutmazdı. Biz öyle bilirdik en azından.
Ama yine de nedense ezan vakti soframız kurulur, babam muhakkak her akşam tatlı ile gelirdi eve.
Birde tabi iftarda ağırlanan misafirler olurdu.

Oldum olası çok severim kalabalık sofraları ve sofra hazırlamayı.
Ama öyle aceleye gelmeyecek eğer ben kuracaksam sofrayı. Yavaş yavaş herşey tam olarak hazırlamayı seviyorum.
Her ne kadar bazı günler hızlı olsa da kurduğum sofralar, nisafirim geleceği zaman hazırlanmayı sevenlerdenim.
Öyle mutfakta hamarat değilimdir, bildiğim yemeklerden kurarım soframı. Bu aralar değişik şeyler denemeyi istiyorum o ayrı :)
 Bu ramazan ayı hep biz dışardaydık daha kısmet olmadı misafir ağırlamak.
Ama öyle keyifli oluyor ki sevdiklerinle masanın etrafında oturmak, yediğini paylaşmak, sohbet etmek....
Sofralarınız hep kalabalık olur İnşAllah daha doğrusu sevdiklerinizle kalabalık olsun...

Gelelim kitabıma; bu hafta bitirdiğim kitaplardan biri de;
 
Tabi yazarın başka hiçbir kitabını okumadım o yüzden bu kitap ile başlangıç oldu.
Şöyle bir Geçmiş yaşamını okuyunca yoksul bir hayatı olmuş ve o yaşamı bilen biri olarak yazmış kitaplarını.
Hem hayatın da hem yazılarında "ahlak ve erdem" en önem verdiği bireysel özellikler.
O yüzdende bu kitabında da sanatın, ihtişamın, lüksün arttığı toplumlar da ahlaksızlık ve erdemsizliğin de artacağını bu yüzden de sorulan soruya cevabının "Hayır" olduğunu söylüyor.




11.6.17

Sona Ermek Selim İleri Kitabı Üzerine...




 Perşembe günü neredeyse bizim için artık gelenekleşen Kitap Kulübü toplantımızı iftar eşliğinde yaptık.
Hepimiz bir şeyler yapıp yada alıp geldik, soframızı kurduk, çayımızı demledik ve sohbete daldık.
Geçen sene kitabı çok beğendiğimiz için fazla kitaptan konuşmamıştık, bu seferde çoğumuz kitabı yarıda bırakmış ya da okumamıştı.
Ben deniz sonuna kadar okudum yahu :)))))

SONA ERMEK / SELİM İLERİ idi kitabımız.
Daha önce hiçbir kitabını okumamış da olsam televizyondan, haftada bir yaptığı programdan bilirim kendisini. Hatta engin bilgisine, kültürüne, saygınlığına bir o kadar da hayranımdır.

Bu kitapla da başlangıç yapayım diğerlerini de alır okurum diyordum ama... yanlış başlangıç bu kitap.
Sizde benim gibi yazarın başka bir kitabını okumadıysanız bu kitapla başlamayın.
Çünkü bu kitabı biraz da anılarından yola çıkılarak yazılmış yarı biyografik bir roman.
Ama anlatım dili, konuların akışı o kadar durağan ki... bir bakıyorsunuz aşık olduğu kadını anlatıyor, hop ordan çıkıyor kraliçe diye adlandırdığı kadını anlatıyor. Ben bir türlü kraliçe kim anlayamadım....
Ordan hep yazmak istediği tarih kitabı anılarına geçiyor.
Biz okuyucu da helak oluyoruz tabi anlayacağız diye.
Ve grubumuz da hemen hemen hepimiz aynı fikirdeydik, biraz zorlama olmuş bu kitap o yüzden de "olmamış".

Onun dışında yine kitaplardan, anılardan, bahsederek güzel bir akşam geçirdik.

İyi ki iyi ki diyorum Sevgili Lale Abla( lalenin bloğu yazarı) beni de geçtiğimiz sene davet etmiş.

Yine bol sohbetli bir akşamdan anılarıma güzellikler katıldı.

İyi geceler blog.