6.12.18

Selam. 😊

Selam.

Yeni kitabıma başlamadan önce blog yazayım dedim. Yine aralar veriyorum ve her seferinde daha sık yazıcam diyorum.
Yazarken de TRT Müzik kanalını açtım. "Zerrin Söylüyor " programını görünce bıraktım 
Taaaaaa eskiden  ilk müzik kanalları çıktığında ne izlerdim. Hele Kral Müzik kanalı ilk açıldığında evde en ufak boşlukta  annemler de hele evde yoksa bu kanalı açıp, sesi de açıp amma izlerdim klipleri...

📺 Sonra ne oldu bilmiyorum ama vazgeçtim bu kanalları da izlemekten.
Daha çok yabancı dizi ve film izlerken buldum kendimi. Aslında oldum olası televizyonu çok sevmeyenlerdenimdir. Uzun süre açık kalırsa resmen rahatsız oluyorum ... Zamanıma yazık ediyormuşum gibi hissediyorum. 
📺 Bu aralar TLC kanalını seviyorum  Orda ki programlar hoşuma gidiyor  Hele şu ikiliye bayılıyorum  "HAYALİMDE Kİ EV" programını sunuyorlar karı koca.
O eski evlerin yeni halleri beni benden alıyor ... Hele bahçe içinde olmaları, o yeşillikler ağaçlar ... En büyük hatalim benim de kasaba gibi küçük bir yerde, ağaçların olduğu  kuş seslerini duyduğum bir şehirde yaşamak...
Bir de "Temizlik Hastaları" programının seviyorum seni 😁...
Onları izledikçe resmen evde iş aşkına tutuluyorum  😊

Onun dışında; sabah kızı okula götür getir, yemek derken birde üstüne kitaplarımı da okuyunca keyfine diyecek yok.
Havalar da tam petek önü modu oldu evde bana. Soğuk ❄ bastırdı fena....
Birde kar yağarsa oooohh daha ne isterim....
İşte böyle . 😊
Sizden naber?


26.11.18

Film. Kitap. Sosyal Medya... Günce...

Nerde kalmıştık  😊
Selam herkese.

Takvime bakınca inanamadım. Bi de ev kadını olunca çok da fazla tarihle işim olmuyor. O yüzden sanırım çok şaşırdım....
Resmen haftasonu Aralık ayına girmiş bulunuyoruz ....
Gerçekten ama gerçekten klişe olsun diye değil... Zaman nasıl geçiyoe hiç anlamıyorum ...

Sanki daha bir ay oldu okullar açılalı .....
Bu seneki liste işini aksatmayayım diyorum  Yeni yıla girerlen liste hazırlamak hoşuma gidiyor.

Yılbaşı 🎄 ağacını çıkartmama az kaldı.
Instagram'da baktığım da "ooooo herkes ağacı çıkartmış süslemiş bile" diyorum ama daha erken benim/izim için.

Bu sene denk getirirsem bende adresi olan arkadaşlarıma kartpostal atmak istiyorum. 😊 İsteyen olursa adresiniizi gönderin size de yollayayım.

Bide yeni moda sanırım tam çözemedim... Bir çok etkinliği, önemli günleri sosyal medyada bir gün önceden kutlamaya başlıyorlar .. Gerçekten merak edşyoeım acaba ben mi gözden kaçırdım ...? Bilemiyorum?!

 Hafta sonu ince kitap okuyayım  dedim.
İnce lakin dolu dolu bir kitap okudum.
🖋 Farabi / Mutluluğun Kazanılması kitabını bitirdim 
Bazı yerleri iki kere okudum  Hatta kendime "daha iyi anlamak için tekrar okumalıyım" dedim.
Instagram'da ki yorumum şöyle:

🗯

Dün incecik bir kitapla haftayı bitirdim.
📚 Kitap ince ama içeriği biraz yoğundu. Bazı yerleri bir iki kez okudum hatta tekrar okumam gerektiğini hissettim...
📎 #farabi
🖋 Bazı kişiler döneminşn o kadar önünde imiş ki..böyle eserleri okuyunca bu hisse kapılıyorum.
🖋 Farabi’yi orijinal kılan kelam ve fıkhı tasnife koymasıdır. Bununla yeni bir yaklaşım ortaya koymuştur. Buradaki amacı din + felsefe bütünlüğünü sağlamaktır.
🖋 Farabi’ye göre yetkin olan ile iyi olan aynıdır. İnsani davranış iyi olanı amaçlar. Mutluluk en yüksek insani yetkinliktir. Mutluluk, en yüksek kemal ve en yüksek iyidir.  Çünkü diğer bütün iyiler ve yetkinlikler kendileri dışında bir şeye ulaşmak için istenir. Mutluluk kendisi için talep edilir. Ona ulaşıldığında bütün istekler sona erer. Farabi için insani son yetkinlik, mutluluk kendine yeterlilik olarak değerlendirilir. En yüksek yetkinlik Tanrı’dadır. Tanrı en yüksek mutluluk düzeyindedir. Kendi başına var olma en yüksek Tanrı’da temsil edilir.İnsan ne kadar kendine yeterse mutlu olur ve Tanrıya benzer. 🖋 Bazı düşğncelerşne katılmasam da güçlü bir düşünce gücüne sahip biri Farabi... Eğer bu tarz kitapları seviyorsanız size de hitap edebilir


Bir de akşama Netflix filmi izledik.
Lise talebesi olan Sierra'nın okul macerası diyebiliriz.
Bir izlenimlik böyle filmleri seviyorum. Devamı yok ama izlerken sizi sıkmıyor ..
Tabi Sierra'yı izlerken lise dönemlerini düşündüm ve çocuklarının gerçekten de ne kadar acımazsoz olduğunu  🙄
Kızımız çok güzel değil, zeki iyi bir aileye sahip ama okulda "ezik diye tabir ediliyor  bir grup tarafından....
Okulun gözde kızı ile bir sebeple arkadaş oluyorlar ve film burdan devam ediyor.....
Sevdim filmi. 😊

Yazımı yazdım, sizleri okudum ve sırada ki" Körlük "kitabıma dönme vakti geldi. 😊

İyi geceler. 🌃 🦉

23.11.18

Biraz Günlük biraz kitap 📚

Selam.

Bu hafta yine bitti ve ben her zaman ki gibi "amanşn ne çabuk bitti hafta" derken buldum kendimi....... 🙄

Oysa ki evin içinde yapılması daha doğrusu düzenlenmesi gereken n bir arka oda ve balkon var. Binamızın mütahite gitme durumu var ki son beş yıldır aynı konu konuşuluyor.... Ne zaman olur bilmem. Bende arka balkona düzenli dursun diye dolap almak istiyordum.
Bu sebeplerden dolayı masraf yapmak yerine kayınvalidem de olan ve onların da elden çıkartmak istediği dolabı getirdik. Lakin haftasonları hep bi dışardaydık ve son iki haftadır öyle bekliyor oda.........
Kapısını çekiyor ve düşünceme emanet ediyorum  😊
 Bu haftasonu da bizim kızın arkadaşının doğum günü var yine kaldı oda............ 😭😭😭
Tül perde de yıkamak gerek. Ama illaki arkası düzenlenşnce yapıcam diyorum kendime. Bazen öyle takıntılarım oluyor. Sanki orası dağınık ya diğer yerleri temizlesemde ılmayacak gibi geliyor. Ay ne alakaysa.... .



Tabi elimde ki kitapları okumaya devam. Orhan Pamuk'un okumadığım kitapları vardı. Arkadaşta da vardı. Ondan aldım okudum 
Çoğu çok eski kitaplar uzun uzun anlatmıycam. Sağolsunlar nette resmen özetini veriyorlar kitapların.

Yazarın en çok İstanbul'u sevmesini ve anlatmasını seviyorum. Kafam da iyice netleşti bu durum.
Bir iki kita ı kaldı okumadığım onları da biraz zaman geçsin öyle okurum. Üst üste okumak biraz baydı. Bir de yazarın uzun uzun betimlemelerini düşünürsek 😬


Eşimin sevdiği seriye başladım sonrası. İthaki Yayınları'ın tekrar bastığı "Bilim Kurgu" serisi vardı.
UZAKTAN KUMANDALI KIZ / James Tiptree Jr.

Yazar ilk kitabını  yayınlandığında erkek ismi ile yayınlamış ve yıllarca da saklamış  Hatta kadın olduğu öğrenildiğinde "böyle bir bilim kurgu kitabını bir kadın yazamaş" demişler....  Hugo Ödüllü bir kitap. Tabi yazıldığı dönem düşünüldüğünde hayal gücü iyiymiş .. Şimdi zamanla okursanız sıkıkırsınız 
Gerçi kısa novella tarzı bir roman.
Konusuna gelince ;

Kurumlarca yönetilen bir yakın gelecek. Reklamların yasaklandığı bir distopya. Bu durumla baş etmek için farklı yöntemler deneyen şirketler. Bu mücadele sonucunda ortaya çıkan ve tek görevleri alışveriş yaparken görüntülenip subliminal reklamların bir parçası olmak olan popüler kültür ikonları – yani geleceğin tanrıları.
Kendi halinde bir kız olan ve hastalığından dolayı fiziksel olarak fazlasıyla deforme hatta çirkin P. Burke hiç beklemediği bir anda hayatının fırsatıyla karşılaşır. Elinde artık bir tanrı olma fırsatı vardır, hem de insan elinin ürettiği en güzel canlılardan biri olarak, Delphi olarak.

Hazır böyle bir seriye başlamışken devam edeyim dedim ama iki kitabı yarım bıraktım ..... 


Bu iki kitabı da yarım bıraktım. Bir türlü okuyamadım, hikayenin içine giremedim. Bende daha fazla zorlamayıp yeni kitabıma başladım  😊

Keyifli haftasonunuz olsun. 🗺

13.11.18

Beyaz Usta Siyah Çırak Kitabı...

Selam.

Yazarı önce arkadaşım tavsiye etmişti. Daha sonra TRT televizyonunda " Vapurda Çay Simit  programın da dinledim. O kadar güzel anlatıyor ki...
Çok seviyorum konuşmanın hitabet sanatını bilip anlatan insanların dinlemeyi ...

Özellikle beni en çok etkileyen cümlesi ;
🗯 Muhabbet eden kalmadı mı? O zaman sen muhabbetli ol.
🗯️ Selam mı vermiyor kimse? İlk sen selam veren ol....
.....  Gibi cümlelerdi....
Gerçekten de etrafıma kulak verdiğimde çoğu kişinin yakındığı şey bunlar. Sosyal medyadan sonra o kadar azaldı ki bazı duygular.
Mesela çok çabuk "canımlı cicimli konuşmalar, dostuz muhabbetleri  ....
Oysa ki evet sanal dünya iyi güzel. Ve bende severek kullanıyorum lakin bazı duygularımızın önüne geçmemeli.....

Kitaba da gelirsek .. Aslında yazar bu kitabında kendi hayatından da kesitleri anlattığını söylemişti.

BEYAZ USTA SİYAH ÇIRAK/ BAHADIR YENİŞEHİRLİOĞLU

Bazı yerler de kopukluklar olsa da maneviyata yönelik  kendi yolunu bulma yolunda yaşadıklarını hikayeleştirmiş yazar.
Hani bir motto vardır ; öğrenci hazır olunca öğretmen de hazır olurmuş ..

 Yaşadıkları, hayatına girenler ve yol arkadaşı derken bir bakmışsınız kitap bitmiş.
Acılarla  yaşanmışlıklarla, hayatında ki eksikliklerle yüzleşen Sarp..

Beyaz Usta Siyah Çırak, geçmişinden yorgun, geleceğine hakiki bir yol arayan Sarp’ın hayal kadar şaşırtıcı ama gerçek hikâyesi.
  Der kitabın arka kapak yazısında.



11.11.18

İki Muhteşem Kitap Hakkında. 😊

Selam. 😊

Yine enfes bir roman okudum. Gerçekten ama gerçekten Jaguar Kitap bu işi biliyor ve az, öz iyi Yayınları çeviriyor.

HIZLANDIKÇA  AZALIYORUM / Kjersti Skomsvold
Norveçli yazarın ilk kitabı. Lakin kapağı kapattıktan sonra siz hâlâ okuduklarınızı yaşıyorsunuz ...

🖋 Bir kadın düşünün yaşlı ve yalnız .. Lakin her şeyin sebebi yaşlı ve yalnız olması değil.
Epsilon var hayatında.
Ve hayatı boyunca hep görünmez gibi yaşamış  Biraz çekinen biri teyze.
🖋️ Kuzey'in anladığım kadarı ile havası kadar insanları da soğuk.
❄ Markete gidiyor, yolda yürüyk ama yokmuş gibi davranılması canımı sıkıyor
Telefon rehberine bakıp kendi ismini arıyor...
Derken ara da felsefi sorularla bizi düşündürüyor.....

Eğer okumadıysanız listenize ekleyin diyeceğim kitaplardan oldu ...
Tanıtım yazısı şöyledir;

Yeryüzünde yaşadığın her mutlu an kederle ödenmek zorundadır." 

Son yıllarda Norveç'in çıkardığı en güçlü yazarlardan Kjersti Skomsvold, şiirsel ve dokunaklı romanıyla Türkçede. 

Mathea'nın yaşam ve ölüm, yaşlılık ve yalnızlık hakkında inceliklerle örülü zarif hikâyesi... Derinlikli bir melankoli, farklı bir mizah, küçük kelimeler, kısa cümleler, ufak paragraflar ve büyük bir yetenek... 

Norveç'te yayımlandığı yıl Tarjei Vesaas İlk Kitap Ödülü'ne layık görülen Hızlandıkça Azalıyorum'u Norveççe aslından Deniz Canefe çevirdi.
(Tanıtım Bülteninden)


📚📚📚📚📚📚📚📚📚📚📖📖📖📖📖📖

Bir diğer okuduğum enfes kitap ise; İÇİMDEKİ MÜZİK /
Sharon M. Draper

Arkadaşımın oğlunun okuması gereken kitaplarından biri. Ortaokul'da okuyor ve öğretmenin bir yıl boyunca okuması gereken kitaplar içinde buda var.
Bende alıp okumak istedim ve iyi ki de okudum ...

Bana biraz  Mucize kitabını da hatırlattı.
Ve okurken içim burkuldu en çok da Melody'inin anne babasına sarılmayı çok istediği ve "seni seviyorum" diye memesini okurken.. 

Konusuna gelince Melody doğuştan beyin felçli ve sandalyeye bağımlı  Ailesinin ve kendisinin verdiği mücadele, normal yaşam standardı yakalamaya çalışmaları vb.. şeyler...
Ve en önemlisi azim, inanmak ve başarmanın öyküsü  Bir de okurken hissettiğim en önemli duygu "çaresizlik  oldu. Çünkü biz konuşuyor ve yürüyorken nelerle karşılaşıyoruz değil mi? Birde konuşamadığımızda, yürüyemediğimiz de düşünsenize!

Öyle bizde ki Türk Filmlerinde ki gibi kalkıp yürümüyor ama kendisine inanan bir ailesi ve bakıcısı sayesinde neler neler başarıyor . 😊

48 ödüllü bir kitap 📚  Kesinlikle haketmiş bir kitap.

İlgi ile okuduğum ve tavsiye edebileceğim iki kitaptır  😊

İyi akşamlar iyi haftalar arkadaşlar 


10.11.18

İskandinav mitolojisi

Selam. 😊

Daha önce hiç Neil Gaiman kitabı okumadım lakin şöyle bir nete bakınca seveni fazla.
Eşimin beklediği bir kitaptı ve çıktığında hemen aldığımız.

İskandinav Mitolojisi tam bir  hikaye/mitoloji kitabı idi. İçinde neler yoktu ki. 😊
Thor, Thor'un babası Oden kardeşi Loki derken hanımları ...

Tabi okurken birbirine benziyor hikayeler... Lakin hikaye anlatmak da kolay iş değildir bence.


Tanıtım yazısı şöyle der;

“BAŞLANGIÇTAN ÖNCE HİÇBİR ŞEY YOKTU: NE TOPRAK VARDI NE GÖKKUBBE, NE YILDIZLAR VARDI NE DE GÖKYÜZÜ. ŞEKİLSİZ VE ŞEMALSİZ, SİSTEN BİR ÂLEM İLE DURMADAN YANAN ATEŞTEN BİR ÂLEMDİ VAR OLAN.”
 
Neil Gaiman, eserlerinde fantastik diyarlar yaratırken kadim mitolojilerden her zaman ilham alan bir yazar olmuştur. Şimdi ise dikkatini bu diyarların kaynağına yöneltiyor ve destansı kuzey masallarını kendine has üslubuyla anlatıyor.
 
İskandinav Mitolojisi’nde yazar mühim İskandinav tanrılarını tasavvur ederken mitlerin aslına sadık kalıyor: Odin, Yüceler Yücesi, bilge, cüretkâr ve kurnaz. Thor, Odin’in oğlu, muazzam kudretine rağmen tanrıların en bilgesi olduğu söylenemez. Ve Loki, Odin’in kan kardeşi, oyunbaz ve önünde kimsenin duramadığı bir düzenbaz.
 
Gaiman, eski çağa ait bu hikâyeleri tıpkı bir romancı gibi ele alıyor; hikâyeler efsanevi dokuz âlemin yaratılışından başlıyor ve tanrıların, cücelerin, devlerin maceralarıyla devam ediyor. Thor’un çekicinin nasıl çalındığından, içenlere şairane ilhamlar veren bal şarabının kaynağının ne olduğuna kadar pek çok mit Gaiman’ın nüktedan cümleleriyle yeniden hayat buluyor. En nihayetinde her şey tanrıların alacakaranlığında doruğa çıkıyor: Ragnarök’te…



6.11.18

Gece gece 🦉

Okuduğum iki kitabın yorumunu yazmak için gelmiştim sayfama. Sonra Instagram'da Nesrin Cevadzade'nin paylaşım ve yorumuna denk geldim.
Kendisinin duruşunu çok seviyorum. Ve enerjisi fotoğraflarından da bakan gözlere yansıyor.
Sanırım eski fotoğrafları ile eleştirmişler ve kendisi de " kimsenin sizi daha az hissettirmesine izin vermeyin  demiş uzun bir cümlenin altına.

Ne fena dimi? Birileri geliyor ve sizi çok tanımadan aşağı çekmeye çalışıyor, eleştiriyor ve sizi sanki iyi tanıyormuş gibi yorumlar da bulunuyor....

Sonra düşündüm çevremizde de yok mu böyle tipler?

Kendime çevirdim aynayı .... Neler neler çıktı bende de.... 😊

Onlar bende kalsın.
Aklıma geçtiğimiz aylar da gittiğim Betül Arım'on gösterisi geldi.
Tam da böyle şeylerden bahsetmişti.
Ve sonunda diyordu ki; sizi sizden başkası çok iyi tanıyamaz....

Düşündüm, düşündüm, düşündüm ...
Gerçekten de öyle değil mi?!
Bazen o anda öyle davranmamız gerektiği için davranırız yada söyleriz.... Şartlar ve anlar ve durumlar ve gelişmeler karşısında bazen alacağımız tavırlar değişmez mi?

VS.... Vs... Gider böyle....

Gece gece aklıma geldi buraya karalamak istedim

İyi geceler.

31.10.18

Kanını Satan Adam Yu Hua kitabı....

Günaydın.
Sabah kızı okula bırakıp biraz blog sayfalarında dolaştım...
Hepimiz biraz boşlamışız buraları. Tabi bunda Instagram'ın verdiği kolaylık da var.

Dün Özlem'in(Macera Kitabım bloğu) ve sabah Nurşen Ablanın (Leylak Dalı bloğu) yazısını okuyunca; evet dedim kendime aynı rehavet bende de var.
Bir ara ne kadar düzenli yazıyordum. Sonra bir durgunluk geldi ....

Ama yılmak yok yazmaya, okumaya devam  😊

Sizinle geçtiğimiz ay bitirdiğim bu enfes, güzel mi güzel kitabı paylaşmak istiyorum..
Açıkcası Jaguar Yayınları henüz hiç yanıltmadı paylaşımlarında...

Az öz kitap var lakin hepsi de birbirinden iyi.

KANINI SATAN ADAM /YU HUA

Daha önce Yaşamak kitabını okumuş sevmiştim yazarı. Bu kitabı ile daha da sevdim.

📍 Konusuna gelirsek; babası vefat eden annesi de başka bir adama kaçan Xu Sanguan zor bir hayat yaşamıştır
🖋 Dedesi ve amcasının yanına gider. Yaş olarak daha ergenlik çağındadır.
Köyün de insanlar hem tarımla uğraşıyordur hem de zorda kalınca merkeze gidip kanlarını belirli bir miktar para karşılığı satarlar.
📍 O dönemin zorluklarını, Yaşam mücadelesini ve köy hayatını o kadar yalın  anlatıyor ki okurken sizde kendi çocukluğunuzda ki mahallenizde yaşanan komşulukları hatırlayacaksınız.
Yer yer güldüğüm  yer yer de içimin sızladığı cümleler oldu.

Hele yokluk zamanı ve devrimi anlattığı bölüm "of yaaaa yazık ama" dedirtti ....

🖋 Toplumlar gerçekten de kolay kurulmuyor  çekilen acılar bence hemen hemen aynı... Zaten Uzak Doğu ile benzerliklerimiz  çokca...

Kesinlikle okuyunuz efenim diyeceğim kitaplardan oldu....

Tanıtım yazısı şöyledir....


Zor bir hayata doğmuştur Xu Sanguan: Babası çocukken ölür, annesiyse başka bir adamla evlenip onu terk eder. Dedesi ve amcasının sahip çıkıp büyüttüğü Xu Sanguan artık şehirdeki ipek fabrikasında çalışan genç bir işçidir. Amcasını ziyaret ettiği bir gün, kan satmaya giden iki arkadaşının yardımıyla o da kanını satar. Eline geçen parayı sadece ailesi için harcaması gerektiğine inandığı için evlenmeye karar verir. Xu Yulan’la evlenir ve üç oğlu olur. Büyük oğlu Yile hakkındaki bir gerçeğin ortaya çıkmasıyla sarsılır. Kültür Devrimi, kıtlık yılları gibi zor ve toplumu altüst eden dönemlerde ne zaman başı sıkışsa bir kuyudan su çeker gibi damarlarından kan çektiren ve mücadeleden asla vazgeçmeyen Xu Sanguan’ın öyküsü, tüm bunların yanında yaşama dair birçok tuhaflığı da barındırır.
Kalbin tek bir atışıyla kanın tüm vücuda yayılması gibi, Yu Hua da basit fakat usta işi cümlelerle kurduğu bu olağanüstü öyküde, âdeta insan ruhunun ve yaşamın kılcal damarlarına ulaşır.
Daha önce Yaşamak adlı romanını yayımladığımız Yu Hua’nın en önemli eserlerinden Kanını Satan Adam’ı Erdem Kurtuldu Çince aslından çevirdi.

(Tanıtım Bülteninden) 

30.10.18

Mustafa Kemal /Yılmaz Özdil kitabı...

Selam. 😊

Dün büyük günü kızımın okulunda bayraklar ve şiirler eşliğinde kutladık. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun  🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷

Tabi ne kadar ilerleyin bize miras kalan Cumhuriyet'i orası tartışılır.... Lakin bildiğim bir şey varsa yaşadığım sürece içimde ki "minnet, saygı ve sevgi, hayranlık " hiç bitmeyecek.....


Geçen hafta "YILMAZ ÖZDİL/MUSTAFA KEMAL "
Kitabını bitirdim. Başladığınız da en fazla iki güne bitiyor kitap.






Hatta arkadaşımız yazarın ilk imza gününde bu kitabı Umay adına imzalattı. 🙏🏻

Okurken tarihlerden çok yaşamı, Hayata duruşu, savaş sırasında ki dabranışlaeı vb gibi daha kişisel bilgileri aktarıyor bize Sevgili Yılmaz Özdil 

Ve okurken içim öyle garipti ki;  yer yer tüylerim diken diken oldu... Keşke dedim keşke tanısaydım seni Atam.....

 Mesela en en sevdiğim yanı "insan biriktirmesi" kim olursa olsun saygı göstermesi, kıyafette temizliğe önem vermwsi, özellikle çok okuması, birkaç dil bilmesi, sanata ve eğitime verdiği önem ......

Bu kitap da bu yönlerine tanık oluyorsunuz Atatürk'ün....

Gerçekten de kitleleri kendinize inandırmak hele o dönemde en zoru iken Atatürk bunu başarmış.
Kurtuluş Savaşı, Çanakkale Savaşı bunlara en güzel örneklerden 
Bir de geçekten de herkese nasip olmaz ön görü, keskin zeka...  Hızlı düşünüp kararlar almak.


Kısa ve öz bu kitap çok güzeldi. Özelikle çocuklarımızın da rahatça okuyabileceği kitaplardan.

Arka kapak yazısı şöyledir....



Yılmaz Özdil yeni kitabında, Mustafa Kemal’in Osmanlı ordusunda görevli bir askerken -bilhassa 1.Dünya Savaşı’nda görev aldığı Çanakkale cephesinde- çeşitli cephelerde ve daha sonra Türk Kurtuluş Savaşı’nda emperyalist güçlere karşı kazandığı başarıları, kurduğu yeni cumhuriyetle gerçekleştirdiği “çağdaş” demokratik cumhuriyet idealini, kadın hakları başta olmak üzere sosyal hayatta gerçekleştirdiği reformları, eğitim-kültür-sanat-ekonomi-tarım-sanayi-gündelik yaşam ve diğer başka alanda hayata geçirdiği, dönemi için emsalsiz denebilecek başarıları kaleme alırken, gündelik hayatından da kesitler sunuyor. 
Ayrıca Mustafa Kemal’in, sanatsever ve entelektüel kimliğini, hayvanseverliğini, doğa bilincini, çocuk sevgisini, kadın hakları konusunda sergilediği vizyonerliğini ve diğer sıra dışı özelliklerini sebep sonuç ilişkisi içinde ele alıyor.      
Onun, ailesiyle, arkadaşlarıyla, çocuklarıyla ve çocuklarla, hayatına giren kadınlarla olan ilişkisini; cephede askeri veya diplomatik temasta bulunduğu kişilere karşı “insan sevgisi” etrafında şekillenen barışçı tutumunu; ülkede gerçekleştirdiği kültür reformunun önemini; tüm dünyada “ezilen toplumlar” tarafından örnek alınan askeri ve siyasi başarılarını; bunların yanında en sevdiği yemekten en çok dinlediği şarkılara, giyim tarzından sevdiği hayvanlara, hatta Türkiye’nin “çağdaş” ülkeler seviyesine geçebilmesi için gündelik yaşamda yaptığı ve yapılmasını arzuladığı davranışlara kadar eksiksiz ve insani yönleriyle bütüncül bir Mustafa Kemal portresi ortaya koyuyor. 

Bu kitapta, Mustafa Kemal’in çocukluğundan Kuvayı Milliye ruhuna, idam fermanından Kurtuluş Savaşı’na, Cumhuriyet’in kuruluşundan Mustafa Kemal’in kişisel özelliklerine, hizmetlileri ile olan diyaloglarından gece hayatına ve hayatında iz bırakan yakınlarına kadar pek çok detayı bulacaksınız. 


23.10.18

Biten kitaplardan.....

Selam  😊

Bu aralar pek bi miskin panda modundayım .. Evde yapılmayı bekleyen işler var ve ben sadece "derler, topla, süpür-sil" modundayım .....
Bu da geçece elbet. Geçecek değil mi?

Her ne kadar miskin panda modunda olsa da ayarlarım kendimi "okumak" ile ödüllendiriyorum  🤗

Bir kaç ince ve nefes roman bitirdim

Bunlardan biri de;
 BİLDİĞİNİZ DÜNYANIN SONU/ERLEND LOE
🖋 Daha önce yazmıştım Türkçe'ye çevrilen ilk romanı Doppler'i çok sevmiştim
🖋 Bu kitabı ise tam bir hayal kırıklığı oldu benim için ...  Öyle zor bitirdim ki anlatamam ..
Tamam artık evine dönüyor fakat o belden aşağı cümleler, Hayata bakış açısı ve yorumlar derken.... Elbet beni rahatsızlık eden bu değildi .. Bunları anlatırken kullandığı yazım dili idi.
Okudum geçtim diyebilirim .....

Diğer kitabım ise; "YİRMİNCİ YÜZYIL FİLMİNİ ÜRETTİĞİM AKŞAM VE BAŞKA KÜÇÜK KEŞİFLER / KAZUO ISHİGURO"

🏆 Bu kitap yazarın ödül gecesi konuşmasını anlatıyor.
🏆 Hatta daha önce hiç Ishiguro okumadıysanız bununla başlayın ve yazarın nasıl bir yaşam tarzı, hayatsa bakış açısı ve romanlaeını yazarken nelerden beslendiğini anlayın.
Günden Kalanlar kitabını okumuş ve diğer kitapları hâlâ alıp okuyacağım listede yerini koruyor. Öncesi bunu okumak daha bir heveslendirdi beni

Ve arka kapak yazısı şöyledir :

“Büyük bir duygusal güce sahip romanlarında, dünyayla bir bağlantımız olduğu yanılsamasının altında yatan dipsiz uçurumu açığa çıkardığı” gerekçesiyle 2017 Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görülen Kazuo Ishiguro, Nobel konuşmasında, yazarlık hayatının dönemeçlerini ve sihirli keşif anlarını romanlarından alıştığımız yalınlık ve vuruculukla, okurlarla paylaşıyor.
Çok yakın gelecekte –yoksa o an çoktan geldi mi?– bilimde, teknolojide ve tıpta çarpıcı buluşların yol açacağı zorluklar bizi bekliyor... Şimdi altmışlarında bir adamım, gözlerimi ovuşturup pusun içinden düne kadar varlığından bile haberdar olmadığım bu dünyanın anahatlarını seçmeye uğraşıyorum. Aklı yorgun bir kuşağın mensubu, yorgun bir yazar olan ben, bu yabancısı olduğum yere bakacak gücü bulabilir miyim?.. Yola devam etmek ve elimden geleni yapmak zorundayım. Çünkü hâlâ edebiyatın önemli olduğuna ve biz bu zorlu alanı geçerken bilhassa önemli olacağına inanıyorum. Ancak bize genç kuşaktan yazarların yol göstereceğine ve ilham vereceğine güveniyorum... Bu yüzden iyimserim.

Bir diğer kitabım :
"KIRIK KANATLAR /HALİL CİBRAN"
Novella tadın da bir roman. Kısa ve öz kelimelerle Sevgili HALİL Cibran bize aşkı, kadını ve çaresizliği anlatmış 
Tabi biz kendisinin genelde aforizmalarına yada kıssadan hikâyelerin alışkınız  Bu kitap da çok farklı değil aslında.
Döneminin ilk romanlarından sayılıyor.
En çok etkilendiğim romanın sonu ve bir anne lile evladının verdiği sınav ve kaybı oldu .......

Diğer son kitabım ise :
"TOLSTOY'UN YAŞAMI / ROMAİN ROLLAND"
Yazarımız tam bir Tolstoy hayranı ve biraz karışı bir kronoloji ile yaşamınk anlatıyor. Daha çok ruh hali diyebiliriz.
Biraz yavaş ve durağan ilerliyor eğer Tolstoy seviyorsanız bu kitabı okuyun.
Ama öyle çok aranız yoksa sizi sıkabilir 
Tolstoy'un Yaşamı, yazara büyük hayranlık duyan ve onun yazın yaşamını dönemlere ayırma gereği duymadan bütünü ile seven birinden, büyük romancı Romain Rolland'dan ona bir selam. Tolstoy, her dönemde olduğu gibi, on dokuzuncu yüzyıl sonrasında da herkesi eserleriyle birleştiriyor çünkü. Her kesim-den insan onun evrenselliğinde birleşiyor, onda ken-dini buluyor. Romain Rolland, Lev Nikolayeviç'in yaşamını anlatırken, ona yönelik iddiaları da ele alıyor: Tolstoy başkalarının fikirlerinden etkilendi mi, kriz öncesi ve sonrası diye iki kategoride değerlendirilebilir mi?.. 

Tolstoy düşüncenin ayrıcalıklı kişilerine seslenmez, sıradan kişilere, iyi niyetli insanlara seslenir. Bizim bilincimizdir. Bizim, biz orta halli insanların, düşündüğümüzü, kendi içimizde okumaktan korktuğumuzu söyler. Gururla dolup taşan bir önder değildir bizim için, insanlığın yukarısında, sanatlarının ve arılıklarının tahtında oturan, mağrur dehalardan değildir. Tolstoy -mektuplarında da kendini bu en güzel, en tatlı adla adlandırmaktan hoşlanırdı- bizim "kardeşimiz"dir.
(Tanıtım Bülteninden)

Sayfa Sayısı: 150

Baskı Yılı: 2015

Böyle işte dostlar. İnce kitaplar ile haftayı bitirdim  Gelsin yeni kitaplar  😊 

Selamlar. 

17.10.18

Hava/Buket Uzuner

Buket Uzuner'le ilk tanışma kitabım "KUMRAL ADA MAVİ TUNA" idi. Çok da severel okumuştum.  Hüzünlü  bir hem dönem hem de ilişkiler üzerime idi hikayesi.
Sonradan da "Gelibolu" ve diğer kitaplarını okudum. Ama en çok bu ikisi ve son yazdığı dörtleme kitapları kalbimde ayrı bir yer edindi. Son kitap "ATEŞ" i çok merak ediyorum. Henüz bir kaç yılımız var sanıyorum  😊 Çünkü üçüncü kitap olan HAVA daha yeni basıldı.

Bu kitapla yine Şaman öğretilerinden de anlatıyor bize Umay Bayülgen.
Bu sefer Sahaf Semahat'in anlatamadığı, sustuğu ve saklı yaşamın arkasında ki sırrı öğreniyoruz....
Defne Kaman'ı ve Umay Nine'yi biraz daha yakından tanıyoruz....
Bu sefer yazar "Küresel İklim Değişikliği" ve "Nükleer santral"in zararlarına daha geniş değiniyor
Ve hep bahsettiği tarihi bilgiler, yöresel zeginlimlerimizi de eklemişsin yazılarına.
Bu sefer Kayseri ve Kapadokya'da alıyoruz soluğu..

Yavaş okudum, sindirdim ve şimdi de kafamda evirip çeviriyorum. 😊

İyi geceler selamlar 🙋🏻‍♀️


15.10.18

NAPOLİ KİTAPLARI/1.KİTAP

Selam. 😊
İyi haftalar hepimize.

Uzun zamandır ne koruya ne de ormana gitmemiştim. Kızın öğretmeni 🍂 sonbaharı anlatan yapraklardan isteyince , hadi dedik evin ordan toplamayalım "Adile Sultan Korusu /Valide bağ Öğretmen Evine" gidelim dedik.
Sabah erkenden gittik. O havanın hafif esmesi ve ağaçların sesi... Toprak kokusu ...
Hepimize iyi geldi.

Bugün okul da etkinlik yapacaklar... 😊 

Geçen hafta "BENİM OLAĞANÜSTÜ AKILLI ARKADAŞIM /ELENA FERRANTE" kitabını bitirdim. 
👉 Çok severek ve ilgi ile okudum. En çok etkileyen de yazarın;sanki karşımda oturmuş geçmiş zaman hikayesini anlatıyormuş gibi yazması .. 
🖋️ Ve Lila ve Lenu'nun çocukluk yılları ile başlıyor Napoli Serisi. 
🖋️Özellikle mahallede olanlar, komşuluk ve çocukların ilişkilerini okurken kendi çocukluğumu düşündüm  
Hepimizin vardır en yakın arkadaşı o zamanlar ve çooook önemlidir... Davranışlarını örnek aldığınız, birlikteyiz hareket ettiğimiz.... 
Bizim mahallede kızdan çok erkek çocuğu vardı  Biz az olan kızlar da erkek arkadaşlarımızla  misket oynar maç yapardık... 😊 Güzeldi o günler hemde çok güzel... Aramızda kavgalar olsa da küslük uzun sürmedi.. 
İşte bu kitabı okurken kendi çocukluğuma gittim diyebilirim  
👉 Her iki karakterde benzer yanlar buldum.
Sırada diğer kitapları var.  Bir de yazarın gerçek adı saklı, internette hiç bir bilgi yok. Neden acaba? Diye de merak ettim yani.... 

Böyle tadı damağımda kalan kitapları seviyorum. 
Selamlar. 🙋🏻‍♀️🍂 

3.10.18

İmza Günü / Taksim Gezisi

Selam. 😊
Dün sevdiğim yazarlardan Erlend Loe'nin (Doppler kitabının yazarı  YapıKredi Yayınları Beyoğlu şubesinde imza günü vardı.
Müsait de olunca gittim. Hatta Instagram vesile ile daha önce tanıştığım Sevgili Vildan'da sürpriz yapıp gelmişti. Öncesi kahve içip sohbet ettik. Sohbeti keyifli olunca zaman nasıl geçiyor anlamıyorum.
İnstagram bazen güzel şeylere de vesile oluyor. Kitap vasıtası ile bir kaç arkadaşım oldu. Demek ki zamanlarımızda gelmiş ve birbirlerimizin yollarına çıkmışız.

Hazır Taksim'e gidiyorken erken çıkayım evden dedim. Kızı da okuldan sağolsun babaannesi aldı. 😊
Hemen yolumun üstünde olan ve ne zamandır gitmek istediğin "Galata Mevlihane" 'sine gittim. Müze içine giremedim ama bahçesini gezdim. Suskunlar /Hamuşan mezarların ziyaret ettim. 🙏🏻  İlk burayı İhsan Oktay Anar' ın Suskunlar kitabı ile bilmiştim.
Dua mı ettim, biraz düşündüm biraz bakındım derken bir sonraki ilk fırsatta tekrar gideceğime kendime söz verdim.
Öyle güzel ki bahçesi... Ağaçlar içinde... Yolunuz düşerse uğrayın derim.

Ordan yol üstünde olan Borusan Müzik Sanat Evi'nde "LEYLA GENCER" in kullandığı eşyaşarın sergisi vardı. Açıkçası ismini duymuştum o kadar. Oysa ki Ülkemizde ki ender Sanatçılardan biriymiş. Nasıl da bazı şetlwrden bir habersiz dedim kendime.
Dünya çapında ünlü Opera Sanatçısı imiş kendisi. Hatta Primadonna imiş.
Primadonna; Opera'da baş kadını oynayan oyuncu demek. Leyla Gencer hem en iyi Soprano hemde önemli bir Primadonna imiş. Öldükten sonra da vasiyeti üzerine yakılıp küllerini İstanbul Boğazına dökmüşler ..
Sergi de kullandığı özel eşyalarından bir kaçı serilenmişti.

Ordanda Ziraat Bankası Sergisini gezdim. Onu da bir sonra ki yazımda paylaşayım  😊

Sonra saat 16:30 imza saati başladı. Yine eski Blogger şimdi ise İnstagram ve YouTubber olan Damla ile de karşılaştık.
Ve yazarı görünce ilk tepkimiz "sanırım yazar Doppler'i özenmiş" oldu.

Çünkü sizde fark edeceksiniz ki arka kolada ki fotoğraf da epey genç bir adam var. Oysaki sakkalı orta yaş biri imiş bizim yazar 😁 Tabi ki yaşı veya görüntüsü sorun değil lakin o zaman güncel fotoğraf ile duyurusunu yapın kardeşim ..... 
Bunun ötesi kitabı imzalattım /k. 
Akşam ki söyleşide kalıp bir saat de dinledim. 
Güzel bir günden kalanları da yazdığıma göre yeni kitabıma başlayayım..
Selam ederim 🤗 arkadaşlar  🙋🏻‍♀️ 

1.10.18

Eylül Ayı biten kitaplar... 📚

Veeeee Ekim ayına giriş yaptık. Günler ne çabuk geçiyor
Dün kasırga gelecek diye neredeyse eve kapanacaktım ki can arkadaşım sayesinde soluğu Akasya AVM'de aldık. Kahve eşliğinde de bol bol sohbetimizi de ettik. Haftaya iyi bir başlangıç oldu benim için. 😊




Eylül son haftasını dört kitap ile bitirdim. Tabi bunda ince kitaplar olmasının da etkisi var. 
Bu aralar İş Kültür Yayınları Klasiklerine takmış durumdayım  😊 
Okuduğum kitaplara gelirsek;

✅ MELİSA KESMEZ/ ATLARI BAĞLAYIN

Cesaretimiz var mı her şeyi bir anda öylece bırakıp gitmeye? İnsan her nereye giderse gitsin kendini de beraberinde götürmez mi? Varlığından güç aldığımız arkadaşlar ne zaman yük haline geldi? Hepimiz başarılı olmak zorunda mıyız bu hayatta? Her seferinde duvara tosladığımız halde hâlâ yeni ilişkiler kurmaya, var olanı kurtarmaya çalışmak hayal kırıklıklarına bağımlı hale gelmemizle açıklanabilir mi? Melisa Kesmez, heyecanlı ve mütevazı sesinin her satırda hissedildiği kısa öykülerinde soruları müzikle, dramla, şiirle yoğuruyor, cevapları ise nüktedanlığı da elden bırakmayarak veriyor.
Tanıtımında böyle yazıyor. Yazarı İnstagram'da çokça görüyor ve yorumları da çok iyi oyluyordu.
Benim gibi öykü okuyamayan iri için zor bir tercih olduysa da çok severek okudum.
Tabi kitap da hüzün, acı ve kederliydi.
Kelimelerini ve bakış açısını sevdim. Öykülerinde ki karakterler çoğunlukla "kadın" ve şehirli idi.


✅LEYLA ERBİL / ÜÇ BAŞLI EJDERHA



Bu kadının bakış açısını, kelimelerini ve yazım dilini çok seviyorum. Hayranım olayları kısa ve öz olarak bazen tek kelime ile anlatmasına.
Yalnız daha önce hiç Leyla Erbil okumadı iseniz bu kitapla başlamayın.
Örneğin "KALAN" kitabı daha iyi olur başlangıç için.
Bu kitabında hem mitoloji hem bir annenin acısı hem Maral Katliamı hem de keder var..... Öyle bir harmanlanmış ki her kelime cuk diye yerine oturmuş.....
Arka kapak yazısında şöyle der...

...)'Siyasal' bir okumaya son derece açık ve uygun olan Üç Başlı Ejderha, yazarın araya girerek Burmalı Sütun çevresinde yeni bir anlatısal katman oluşturmasıyla, beklenmedik bir kesintiye, bir belirsizleştirilmeye uğratılır. Sorular yanıtsız bırakılmıştır. Geride kalan sadece kötülük ve tarihten devralınmış siyasal cinayetlerdi... 
Ahmet Oktay

▶️BİR KEDİ, BİR ADAM, İKİ KADIN/J. TANİZAKİ


Jaguar Yayınları'ndan bu okuduğum dördüncü kitap ve şimdilik hiç yanılmadım keyifle okudum yayınlarını.

Bu kitapta da yazar öyle sıradan bir konuyu öyle inceden işlemiş ki...
Her şey bir kedinşn etrafında dönüyoe gibi gözükse de bir ailenin yaşadıklarını .. Kedisi olan ailelerin yaşadıkları...
Okırken düşünmeden edemedim  Belki de evde kedi beslememiş olsak bazı detaylar yavan kalırdı. Ama şimdi herşey başka...
Evli bir çift boşanıyor. Boşanma da erkeğin annesinin parmağı vardır ve oğlunu akrabası olan, zengin bir kızla evlendirir tekrardan
Diğer kadın intikam almak için adamın bağlı olduğu kediyi ister ve olaylar burdan itibaren başlar... Kitap da sapkın düşüncelerin neler yaptırabileceğine de tanık oluyorsunuz. 😊
Arka kapak uazoso der ki;
Biten ilişki için umut, diğeri içinse endişe kaynağıdır.  Böylece, başlı başına bir kavram olmayı hak eden “kedi sevgisi”nden çok daha fazlasına dokunur Tanizaki. Zarif, yumuşacık bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçücük ayrıntıların -bir nesnenin, jestin veya bakışın- insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösterir.


▶️ W. SOMERSET MAUGHAM/ BOYALI PEÇE 


1920’li yıllarda Londra ve Hong Kong’da geçen Boyalı Peçe, bir kadının ruhani uyanışının hikâyesidir. Kitty, annesi tarafından sosyal merdivende yükselmesini sağlayacak bir evlilik yapmak üzere yetiştirilmiştir. Ancak yaşı ilerlerken ufukta böyle bir evlilik belirmeyince panik halinde sevmediği bir adamla; Hong Kong’da bakteriyolog olarak görev yapan Walter’la evlenir. Walter’ın Kitty’nin ihanetini öğrenmesiyle başlayan süreçte, genç kadın kendi sığlığını ve insani zaaflarını fark edecek, hayatında ilk kez anlam aramaya başlamıştır.
Okuduğum güzel romanlardan biriydi.
Anlatım dili akıcı ve sanki film izliyormuş gibi okudum  Belki de seneler seneler evvel böyle bir film izlediğimden olabilir.

İşte böyle.
Eylül ayının son haftası okuduğum kitapların hepsini de beğendim. 😊 
İyi haftalar arkadaşlar. 🙋🏻‍♀️


28.9.18

Günlük/ Biten Kitaplar 📚

Selam. 😊

Haftaya soğuk, yağmurlu başladık. Gerçi her mevsimi ayrı severim hem de çok. Lakin sonbaharın hafif o esintisini ayrı bi severim 🍂
Diz üstü koltuk 🛋 battaniyelerini çıkarttım  kışlıkları da çıkartıp ütüledim. Rahat rahat sonbaharı karşılıyorum.
Gerçi fark ettim ki artık öyle deli gibi kışlık kıyafetlerimiz yok. Siz de fark ettiniz mi?
Evler doğalgazlı olunca birde mevsimler artık eskisi gibi olmayınca... Öyle kalın kalın kazaklar, hırkalar  montlar yok bizde.

Elde ki kitaplar da azaldı. Kaldı 2 kitap. Verdiğim sipariş kitaplar gelmedi daha.
Bir de bu sene artık kütüphaneden de kitap almaya karar verdim. Herşeye gelen zam kağıdıda vurdu. Ve gerçekten de kitap fiyatları aldı başını gitti.
Pazar ve market fiyatlarını dememe gerek bile yok.............
Allah Yar ve yardımcınız olsun 🙏🏻
Birde akıl fikir versin bence.....


Son hafta üç kitap daha bitirdim. Bunlardan bir tanesi
"SANMA Kİ YALNIZSIN /ELİF ŞAFAK"


Derleme bir kitap olmuş. Ama biraz yavan kalmış  Çok fazla tekrar cümle ve bakış açıları vardı. Özellikle kadın olmanın zorluklarını, kadına bakış açısını erkeklerin ve siyasi konulardan derleme yapmış. Tabi biraz da kendisine dair detaylar vermiş. Yer yer sıkılarak okudum. Ortada kaldığım bir kitap oldu. 

Diğer kitap ise;
""BİLİM TARİHİ SOHBETLERİ /FUAT SEZGİN" 

2019 yılı "Prof. Dr. Fuat Sezgin Yılı" olarak ilan edildi.
Bu kapsamda gerçekleştirilecek organizasyonlar Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı ile birlikte yapılacak.
Kahvemi yaptım başladım okumaya. 
Kendisi gerçekten de çok donanımlı biriymiş. 27 dil bilen ve kendini bilime adayan biri. Zamanında 147'liler olarak yurtdışına gitmek zorunda kalmış ama bunu dert etmek yerine kendi yararına kullanmış.
Kitap da soru cevap şeklinde anlatılıyor. Yer yer tekrarkar dışında verilen detaylar anlatılanlar ülkemiz açısından faydalı bilgiler idi.
Arka kapak yazısı şöyle der;
Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük İslam Bilimler tarihçisi Fuat Sezgin, "Bir valizle çıktım yola. Valizde biraz çamaşır ve birkaç önemli yazmanın fişleri vardı... Onları aldım, çektim gittim." diye anlatıyor yaşam öyküsünü. 40'lı yıllardan itibaren en büyük şarkiyatçı olarak kabul edilen Hellmut Ritter'in talebesi olarak Bilim tarihine ilk adımını atan Fuat Sezgin 60 darbesi sırasında 147'likler diye anılan, üniversiteden uzaklaştırılan öğretim üyelerinden biridir. Birdenbire İstanbul Üniversitesi'ndeyken çalışmaları yarıda kalan Sezgin kaynaklardan uzak kalma pahasına mecburen yurt dışındaki üniversitelere başvuruda bulunur. Günde 17 saatten az çalışmayan, öğle yemeklerini zaman almasın diye bir parça ekmekle geçiştiren biri için birkaç hafta beklemek kâbus gibidir. 15 gün içerisinde Berkeley, Yale gibi çok ünlü Amerikan üniversiteleri kapılarını sonuna açarlar Sezgin'e fakat Sezgin kaynaklardan uzak kalma endişesiyle okyanusun bu tarafında, Frankfurt'ta çalışmalarına devam etmeye karar verir.
Sezgin'in bu ürünleri vermesi hiç de kolay olmaz. Toplam 27 dil bilen Fuat Sezgin, 60'ın üzerinde ülkede çalışmalar yapar, çeşitli dillerde yazılmış toplam 600.000 el yazmasını teker teker elden geçirir, İslam coğrafyasında inceleme yapmadığı kütüphane kalmaz. Devlet başkanlarının, kralların ve dünyanın en önemli akademisyen ve işadamlarının saygı ve destekte kusur etmediği Sezgin'in kıymeti kendi memleketinde geç de olsa yeni yeni anlaşılmaya başlıyor.

Geç tanıyıp erken kaybettiğimiz bir bence Sayın Fuat Bey....


21.9.18

Üç Kız Kardeş İclal Aydın

"Üç Kız Kardeş / İclal Aydın" kitabı çooook güzeldi.
Gerçekten içimizde olan duyguları, acıyı, hüznü ve sevinci ifade etmeyi, yazıya dökmeyi çok iyi biliyor yazar.

Bu kitabı diğer iki kitabının devamı.
"Bir Cihan Kafes" ,  "Unutursun" ve bu son kitap. Ki bu son kitabın da sonun da saçık kapı bırakmış sanki yazar. Devam bir kitap daha gelebilir. :)



Hikayesi dokunaklı bir kitaptı. Üç karakter üç ayrı hayat ve hayata bakış ama hep elele ve birlikte.

Arka tanıtım yazısı şöyle;

 (Tanıtım Bülteninden)

Bir zamanlar, bir ülkenin en güzel denizine bakan bir evde üç kız kardeş yaşardı. İsimleri Türkân, Dönüş ve Derya idi. Babaları Sadık Bey ve anneleri Nesrin Hanım’la birlikte geceleri kucak kucağa oturur, gelecekte onları bekleyen şahane yılların hayallerini kurarlardı.
Türkân, Dönüş ve Derya’nın, Ayvalık’ın çam kokulu sokaklarında geçen masal gibi çocukluğu, onları yetişkin dünyasının acımasızlığına hazırlamamıştı belki. Hiçbir hayatın, hiçbir seçimin göründüğü kadar kolay olmadığını, bazen en büyük, en akla gelmeyecek sırların en güvendiklerimizin kalbinde saklandığını, en korkulacak hastalıkların gün gelip geçmişi derleyip toplayabileceğini anlamak zaman istiyordu.
Ve zamanın ilaç olmadığı bir yara var mıydı dünyada?
Ayvalık’ın denize uzanan taş sokaklarından, nice yaşamlar görüp geçirmiş zeytin ağaçlarından, hayatın kaynağından akan suyundan, eski evlerinden doğmuş bir aile hikâyesi Üç Kız Kardeş. Bir mutsuzluk hikâyesi değil; neşeli günleri yâd ede ede iyiliğe dönüşün hikâyesi. İyileşmenin yolculuğu…
Yay.Yön: Ilgın Sönmez


Ben en çok Dönüş'ü hatırlıycam sanırım....
Gerçekten de bazen çocuklarımız için verdiğimiz en iyi kararın nasıl da onun hayatında nelere mal olduğunu farkedemediğimiz zamanlar olacağını anlatan...
Aile olmanın, birlik olmanın, kardeş olmanın illa ki aynı kandan olması gerekmediğini anlatan....

Çok severek okuduğum ve tavsiye edeceğim kitaplardan biri oldu benim için....

Belki de çok sevmemin nedenlerinden biri de kendimden de parçalar bulmam oldu.
 

20.9.18

1Q84 Haruki Murakami Kitabı....

Selam.
Bugün 4.gün ve ben hala sabahları erken kalkabiliyorum 😏
Tabi dün akşam saat on gibi nasıl uyku bastırdı anlatamam. Direndim ve on iki gibi uyudum.
Bir de bunun hafta sonu olanı var bakalım bizim kız sabahtan uyanıyor biz ise uyumak istiycez...
Tabi ki sonu. belli değil mi? 😀 erken kalkıp kıza ayak uydurcaz.

Gelelim dün bahsettiğim ikinci kitaba. Hatta bir kitap daha bitti. O da İclal Aydın'ın "ÜÇ KIZ KARDEŞ" artık o da başka bir post yazısı. :)

Gelelim okuduğum son Murakami kitabına. Sanıyorum bir kaç tane  kaldı yazarın okumadığım kitabı.

internetten alıntıdır

Okumayı istediğim bir kitaptı "1Q84" Kobo 'da da 8 TL'ye düşmüştü geçtiğimiz dönem hemen alayım dedim. Nasıl olsa bu kadar kalını çantama atıp yanımda taşıyamayacaktım.

İyi ki E-Kitap olarak okudum.
Yazarı bilenler bilir ama hiç okumayanlar için bu kitabı başlangıç almayın derim.

📌 Çünkü çok fazla betimleme ve detay var.
1984 Orwell kitabından esinlenerek bazı detayları yazmış sanırım yazar. Kendinde kitapta sık sık orada ki Big Brother detaylarına gönderme yapıyor.

📍Konusuna gelirsek öncelikle kitap Büyülü Gerçeklik Akımı  ile yazılmış.
O da nedir derseniz;

20. yüzyılda ortaya çıkan ve post-modern sanat anlayışında önemli bir yere sahip olan Büyülü Gerçekçilik, Büyüleyici Gerçekçilik ya da diğer adıyla Fantastik Gerçekçilik; gerçekçi kabul edilen sanat akımlarında olmaması gereken sihirli, mantık dışı öğeleri barındıran bir sanat akımı olarak tanımlanabilir.

 internette tanımı böyle.

 📍"Yürekten sevdiğin bir insan varsa, bir kişi olsun yeter, hayatın kurtulmuş demektir…"
Sarsıcı bir yolculuğa hazır mısınız?
Öyleyse kemerlerinizi bağlayın. Erkekleri, titizlikle geliştirdiği bir yöntemle öteki dünyaya gönderen genç bir kadınla tanışacaksınız. Ve amansız bir takiple onun peşine düşen fanatik bir cemaatin müritleriyle…

(arka kapak yazısı)


Bana biraz da "Hasan Sabbah" olayı vardı hatırlar mısınız? Kitapları bayağı çok satmıştı. Ve hikayesi de ayrıca önemli detaylara dikkat çekiyordu.
Onu da anımsattı.
Müritlerin ve Cemaatin toplulukları etkisi altına alması.

Sonra bir kız düşünün ( Aome) aile aşırı dinine düşkün ve kapı kapı dolaşıp kişileri davete çağırıyor.
Ve bir gün Aome evi terk ediyor daha fazla dayanamıyor ve kendi başına yol alıyor.
İlk veya orta okuldu sanırım detayı tam hatırlayamadım. Sınıf arkadaşı Tengo'ya derin bir bağ ile bağlanıyor ve hayatı boyunca unutamıyor. Hayatına devam etse bile devamlı onu düşünmese bile bir gün ufak bir detay da aklına düşüveriyor.
Tengo'da aynı şekilde ve olaylar birden büyülü gerçeklik detayı ile 1q84 yılında geçiyor.
Burada ki "Q" aslında ingilizcede ki "soru işareti" anlamında kullanılmış. Nette biraz bakındım da böyle diyordu.


📍 Aslında öyle güzel bir akış yakalamış ki Murakami.. kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz.
Özellikle kişi psikolojileri ve ikili ilişkiler arasında ki diyaloglar çok iyiydi. Aynı zamanda da düşündürücü.


📍Yine bu kitabında da şarkı isimleri, kitap önerileri ve kediler var. :)
Paralel Evren'e de göndermeler var. Özellikle iki karakterlerin hangi dünya da olduklarını kavrayamamış olmaları, ara da kalmaları ve çıkış yolunu aramaları.

Tabi bir de geçen "Little People" lar var. Bunları daha çok toplumun bize dayatmaları olarak düşünülebilir....

Uzun lafı kısası yine güzel ve etkili bir Murakami kitabı okumuş oldum.


18.9.18

İki Film Bir Kitap. 😊

Veeee sabah erken kalkmanın ikinci gününe geldim/k. 😊
Daha çok yeni ama erken kalkmayı özlemişim. Ve iyi geliyor desem. 😊
Umay sayesin de Merter'e de kahvaltı hazırlamış oluyorum. Genel de okul da kahvaltı ederdi beyim. Akşamdan hazırladık beslenmesini. Böyle olunca işe giderken de kalmazdım erkenden uğurlamak için. 🙄😬

Eeee konu çocuk olunca kalkılıyormuş erkenden bunu da öğrendim 😉

Allah'tan bizim kız erkenci de sabah uyandırma zorluğu yaşamıyorum. Kışın nasıl olur görücez. Karanlıkta ve soğukta. İnancım iyi yönde. 😊

Bunun dışında iki kitap iki   film izledim/k.

Kitaplardan;
 " BABAYA MEKTUP /FRANZ KAFKA"

 Kısa öz öyle çok şey anlatmış ki mektubunda Kafka.
Hatta daha önce Kafka okumadıysanız önce bu kitapla başlayın. Çünkü hangi duygularla "Dava, Dönüşüm, Şato vb." kitaplarını yazdığını daha iyi anlayacaksınız.
Tabi yazdığı mektupları yada mektubu göndermemi babasına.
Öldükten sonra yayınlanması için arkadaşına vermiş.
📚 Çok despot ve kolay beğenmeyen bir babaya sahipmiş. Ve bir türlü guru duymuyormuş çocukları ile. Özellikle de Kafka ile.
🗿 O kadar narin ve içe dönükmüş ki Kafka.
🗿 Gerçi yazfıklarını okuyunca dedim ki kendi kendime: hangi çocuk istemez ki anne babasınından övgü dolu sözler, gözlerinin ışıltısı ve gurur duyulması
🖋 Hani koca kız oldum şu yaşta bile nasıl da gururumu okşar anamdan babamdan duyduğum bir güzel söz
Velhasıl kısa öz güzel bir kitaptı.
            Diğer kitabım Murakami. O yüzden onu diğer yazımda anlatayıö. 😊

Filmlere gelirsek; bizim kız İnanılmaz Aile 2 filmine gitmeyi istiyordı. Bşzd sevşyoeuz animasyon  Ma aile gittik. Kahkaha bile attık

Keyifle izleyip çıktık filmden. Jack Jack adamım benim. 😊

Diğer film ise Türkçe'ye Nefes olarak çevrilen " Breath" filmiydi..


 Sonunda ağlatan bir filmdi....
Konusuna gelirsek, evlenen iki gencin hayat hikayesini. Adam bir gece uyanır ve hiç bir tarafı tutmaz. Çocuk felci geçirmektedir.
Tabi o dönemde şartlar kısıtlı, tedaviler tam olarak bilinmiyor ve çok kısa bir ömür biçiliyor adam.
Eşi ve dostları ve evladı sayesinde verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor.
Tabi bir kez daha anlıyoruz ki kadınlar çok fedakar yaratık.
Gerçek yaşam hikayesinden alınmış bir film. Engelli arabalarınon da çıkış yolunu anlatmış bir film aynı zamanda.

Böyle işte geçen haftayı bitirdik, yeni serin bir haftaya başladık.

Görüşürüz  Selamlar blog. 😊 😍

12.9.18

Gölgeler Ve Asi Kızlara Uyku Öncesi Hikayeleri Kitap Yorumu

Eylül ayına hızlı bir giriş yaptık. Hem en son vdiğğm mevsim hemde acı olayların başladığı bir ay bu ay benim için...... 😒
Yeni Eğitim - Öğretim Yılı hayırlı olsun.
Bizim ilk göz ağrımız Toprak Cem 1.sınıfa başladı..
Biz de tabi dugusal dakikalar.

Bakalım nasıl bir sonbahar 🍂 yaşayacağız  Diğer detayları başka bir yazıda anlatırım

Bu ay iki kitap bitirdim. Birincisi uzun zamandır almak istediğim bir kitaptı:
ASİ KIZLARA UYKU ÖNCESİ HİKAYELER  kitabı.
Hatta ikincisi de çıktı. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellşkle ortaokul ve sonrası kızlarımızın okuması için.
Öncesi bile olur  😊

Başarılı kadınların verdikleri mücadeleleri  pes etmeyişleri ve başarıları kısa kısa öykü şeklinde birer sayfa da anlatmışlar.

Tabi her dönem kadının bastırılmasına şahit oluyoruz  Ve bunun ülke, memleket ile alakası bile yok  Kadınsan otur evde temizlik, yemek yap......
Aynı zaman da çok da güzel hediye kitap olur bu bence  😊
               📚 📖 📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖
Diğer kitabım da;
GÖLGELER/ ZÜLFÜ LİVANELİ

Kısa öz novella kitaplardan
İçinde kimler yok ki. Atatürk, Yaşar Kemal  Halide Edip, Sabahattin Ali vb.. Yazarlarımız gölgeler şeklinde bir önce ki kitapta yani Konstantiye Oteli kitabından bir bölümde geçiyor.
Arka kapak yazısı şöyle ;

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta… Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

Bana göre tek sıkıntı Doğan Kitap basımı kitaplar çok pahalı oluyor.... 

Yine parça parça bir yazı oldu. Sanırım gece yazınca böyle oluyor. 
Okul düzenimşz başlasın gündüz yazacağım bloğumu. Belki o zaman daha sıralı yazarım.
İyi geceler  😊 



25.8.18

GÜNLÜK...

İyi bayramlar  🌸

İstanbul boştu bu bayram. Tabi uzun bir tatil olması ve yaz mevsiminin de son ayı olunca herkes tatilde.
Eh pek de haksız sayılmazlar  Artık çekirdek aile modelimde yaşamamız ve her şey sanal ortamda yaşanınca pek de bazı değerler anlamlı olmuyor sanırım 
Şikayet olarak yazmıyorum hayat şartları ve zaman öyle şimdi.

Biz arefe gününden mezar ziyaretlerimizi yaptık.. Hala çok zor geliyor bana .. Ayaklarım gitmek istemese de.... Gidince de içim huzur buluyor.

Çarşamba akşamı Altınoluk'a arkadaşlarımızın yanına tatile geldik. Deniz, kum güneş..bir de hoş keyifli sohbet olunca keyfimiz yerinde  😊

Bu aralar okumalar ve film izlemeler azaldığı  😊 Tatil dönüşüne saklıyorum kendimi 

İyi geceler iyi tatiller arkadaşlar.


10.8.18

Günden Kalanlar...

Selam. 😊
Bizim ev hali böyle. Başta biraz tedirgindim. Çünkü derki toplu görmeyi severim evimizi.
Sonra kendime dedim ki; bu evde 3 kişiyiz ve çocuk dediğin dağıtarak oynar. Zati uslu dursa çocuk olmaz büyük olur
Benim de hoşuma gidiyor böyle görmek. Çünkü oynarken /larken o kadar keyifli oluyorlar ki size anlatamam.
Yaz olunca ve okullar olmayınca ma aile evdeyiz  😁
Hal böyle olunca devamlı "sonra yaparım /birazdan yaparız" modundaydız..


🖋 Okumalarım azaldı. Şuan okumayı bekleyen 5 kitabım var. Yavaş yavaş okuyorum.

Ara ara Evim Dergisi alıyorum. Şöyle sayfalarına bakınmayı, fikir edinmeyi seviyorum.

Ev halimiz böyle işte. 😊
Okuduğum kitapları da anlatayım ve mutfağa yemek yapmaya kaçayım  🤪
Tabi bide o meşhur soru var; "ne yemek yapsam bugün acaba" 😲😒

                    📚📚📚📚📚📚📚



🖋 Atinalı Timon/ William Shakespeare

Bazı insanlar gerçekten de yaşadığı çağın çok ötesinde oluyor bedenen, ruhen ve beynen... Shakespeare onlardan biri.
🗿 Hâlâ yazdığı şeylerden günümüzde değişen bir şey olmadığını görmek...
🗿 Kitaba gelirsem; Timon babasından kalan miras ile her gün yemek davetleri verir ve kendisine hediye getirenlere misli ile para verir.
Para suyunu çekince yaşadıklarını anlatan bir kitap.
Tragedya olarak ve yaşadıklarına bakınca... Yorumlamak kolay lakin vardır böyle tipler de demeden geçemedim.
Yine hayran kaldım bakış açısına 


Kızıl Moskova /Miahil Bulkagov

Aslında yazarın "USTA İLE MARGARİTA" kitabını okumayı istiyordum  Can Yayınlarınım indiriminde bu kitabını da görünce aldım.
Anlatım dili çok akıcıydı.
Bu kitabı derleme bir kitap. Köşe yazılarından oluşuyor  Bir döneme sizde yazar ile tanıklık ediyorsunuz..Diğer kitaplarknı almak farz oldu  😊

Babalar Ve Oğulları çok beğenmemiştim 
Bu kitapsa daha akıcı. Şöyle yapın çay yada kahvenizi kitabınızı alın ve okuyup bitirin. Öyle sade, akıcı bir dil ve anlatım vardı.
16 yaşında ki bir gencin ilk aşkını ve yaşadıklarını anlattığı mektupdan oluşuyor  😊  Tadımlık ara kitap oldu benim için.


Bu haftayı da bitirdik. Dolar tavan yapmış bir şekilde...
Herkese keyifli haftasonu olsun.
Selamlar, sevgiler  😊

3.8.18

Bir Kitap Bir Yorum....

Uzun zamandır böyle iyi bir felsefe kitabı okumamıştım. Nedir mi ismi o kitabın?
"KONUŞMANIN İMKANSIZLIĞI ÜZERİNE BİR DİYALOG /OSMAN ÇAKMAKÇI"
Bir arkadaş tavsiyesi üzerine İşBankası Kültür Yayınlarına gittim  Devamlı aynı yerden alınca kitapları oradaki çalışanlarla da sohbete başlıyorsunuz. Bende sordum ve orada ki bayan "kitap iyidir tavsiye ederim" dedi.
Aldım ve hemen gece başladım okumaya  Altını çizdiğim çok cümlem oldu.

🖋 Özellikle doğa ve doğanın sesi üzerine yaptığı analizleri, yorumları çok beğendim.


Eğer felsefe seviyorsanız bir solukta okuyacağınız bir kitap. 
Yazar aynı zamanda kitap eklerinde de yazıyormuş 
Daha önce okumamıştım. Bu kitabından sonra aklıma yazdım adını  😊 
Kitabı okurken yer yer konuşma ve karşılıklı konuşma üzerine çok düşündüm. Bazı tespitler tasvip etmesem de çoğunluğu yazının çok doğruydu. 
Sonuçta "Konuşmak 🗣  basit bir eylem gibi gözükse de hiç de öyle değil. 
Ağzımızdan çıkana dikkat etmemiz gerekiyor.
Tanıtım yazısı şöyle der:



"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-" 
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 76

Baskı Yılı: 2016