12.9.18

Gölgeler Ve Asi Kızlara Uyku Öncesi Hikayeleri Kitap Yorumu

Eylül ayına hızlı bir giriş yaptık. Hem en son vdiğğm mevsim hemde acı olayların başladığı bir ay bu ay benim için...... 😒
Yeni Eğitim - Öğretim Yılı hayırlı olsun.
Bizim ilk göz ağrımız Toprak Cem 1.sınıfa başladı..
Biz de tabi dugusal dakikalar.

Bakalım nasıl bir sonbahar 🍂 yaşayacağız  Diğer detayları başka bir yazıda anlatırım

Bu ay iki kitap bitirdim. Birincisi uzun zamandır almak istediğim bir kitaptı:
ASİ KIZLARA UYKU ÖNCESİ HİKAYELER  kitabı.
Hatta ikincisi de çıktı. Kesinlikle tavsiye ederim. Özellşkle ortaokul ve sonrası kızlarımızın okuması için.
Öncesi bile olur  😊

Başarılı kadınların verdikleri mücadeleleri  pes etmeyişleri ve başarıları kısa kısa öykü şeklinde birer sayfa da anlatmışlar.

Tabi her dönem kadının bastırılmasına şahit oluyoruz  Ve bunun ülke, memleket ile alakası bile yok  Kadınsan otur evde temizlik, yemek yap......
Aynı zaman da çok da güzel hediye kitap olur bu bence  😊
               📚 📖 📖📖📖📖📖📖📖📖📖📖
Diğer kitabım da;
GÖLGELER/ ZÜLFÜ LİVANELİ

Kısa öz novella kitaplardan
İçinde kimler yok ki. Atatürk, Yaşar Kemal  Halide Edip, Sabahattin Ali vb.. Yazarlarımız gölgeler şeklinde bir önce ki kitapta yani Konstantiye Oteli kitabından bir bölümde geçiyor.
Arka kapak yazısı şöyle ;

Zülfü Livaneli’den İstanbul’a ve onun yazarlarına, şairlerine saygı duruşu: Gölgeler  Karanlığın bütün gölgeleri yuttuğu bir İstanbul akşamı. Bütün sesler susmuş. Yalnızca gelip geçenlerin görmediği, duymadığı Gölgeler’in sesleri yankılanıyor sokaklarda. Son bir kez söylenen şarkı gibi, son bir kez yazılan şiir gibi, “son bakışta aşk”ta dile gelen sevda sözleri gibi… Gölgeler konuşuyorlar karanlıkta… Fatih Sultan Mehmed, Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Nâzım Hikmet, Yahya Kemal, Sabahattin Ali, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Orhan Veli, Ülkü Tamer, Ece Ayhan, Cemal Süreya ve Attilâ İlhan'ın gölgeleri...  Şiirin tapınağı önünde vecd halinde bekliyor İstanbul, ona yeniden hayat verecek  son kelimeyi…

Bana göre tek sıkıntı Doğan Kitap basımı kitaplar çok pahalı oluyor.... 

Yine parça parça bir yazı oldu. Sanırım gece yazınca böyle oluyor. 
Okul düzenimşz başlasın gündüz yazacağım bloğumu. Belki o zaman daha sıralı yazarım.
İyi geceler  😊 



25.8.18

GÜNLÜK...

İyi bayramlar  🌸

İstanbul boştu bu bayram. Tabi uzun bir tatil olması ve yaz mevsiminin de son ayı olunca herkes tatilde.
Eh pek de haksız sayılmazlar  Artık çekirdek aile modelimde yaşamamız ve her şey sanal ortamda yaşanınca pek de bazı değerler anlamlı olmuyor sanırım 
Şikayet olarak yazmıyorum hayat şartları ve zaman öyle şimdi.

Biz arefe gününden mezar ziyaretlerimizi yaptık.. Hala çok zor geliyor bana .. Ayaklarım gitmek istemese de.... Gidince de içim huzur buluyor.

Çarşamba akşamı Altınoluk'a arkadaşlarımızın yanına tatile geldik. Deniz, kum güneş..bir de hoş keyifli sohbet olunca keyfimiz yerinde  😊

Bu aralar okumalar ve film izlemeler azaldığı  😊 Tatil dönüşüne saklıyorum kendimi 

İyi geceler iyi tatiller arkadaşlar.


10.8.18

Günden Kalanlar...

Selam. 😊
Bizim ev hali böyle. Başta biraz tedirgindim. Çünkü derki toplu görmeyi severim evimizi.
Sonra kendime dedim ki; bu evde 3 kişiyiz ve çocuk dediğin dağıtarak oynar. Zati uslu dursa çocuk olmaz büyük olur
Benim de hoşuma gidiyor böyle görmek. Çünkü oynarken /larken o kadar keyifli oluyorlar ki size anlatamam.
Yaz olunca ve okullar olmayınca ma aile evdeyiz  😁
Hal böyle olunca devamlı "sonra yaparım /birazdan yaparız" modundaydız..


🖋 Okumalarım azaldı. Şuan okumayı bekleyen 5 kitabım var. Yavaş yavaş okuyorum.

Ara ara Evim Dergisi alıyorum. Şöyle sayfalarına bakınmayı, fikir edinmeyi seviyorum.

Ev halimiz böyle işte. 😊
Okuduğum kitapları da anlatayım ve mutfağa yemek yapmaya kaçayım  🤪
Tabi bide o meşhur soru var; "ne yemek yapsam bugün acaba" 😲😒

                    📚📚📚📚📚📚📚



🖋 Atinalı Timon/ William Shakespeare

Bazı insanlar gerçekten de yaşadığı çağın çok ötesinde oluyor bedenen, ruhen ve beynen... Shakespeare onlardan biri.
🗿 Hâlâ yazdığı şeylerden günümüzde değişen bir şey olmadığını görmek...
🗿 Kitaba gelirsem; Timon babasından kalan miras ile her gün yemek davetleri verir ve kendisine hediye getirenlere misli ile para verir.
Para suyunu çekince yaşadıklarını anlatan bir kitap.
Tragedya olarak ve yaşadıklarına bakınca... Yorumlamak kolay lakin vardır böyle tipler de demeden geçemedim.
Yine hayran kaldım bakış açısına 


Kızıl Moskova /Miahil Bulkagov

Aslında yazarın "USTA İLE MARGARİTA" kitabını okumayı istiyordum  Can Yayınlarınım indiriminde bu kitabını da görünce aldım.
Anlatım dili çok akıcıydı.
Bu kitabı derleme bir kitap. Köşe yazılarından oluşuyor  Bir döneme sizde yazar ile tanıklık ediyorsunuz..Diğer kitaplarknı almak farz oldu  😊

Babalar Ve Oğulları çok beğenmemiştim 
Bu kitapsa daha akıcı. Şöyle yapın çay yada kahvenizi kitabınızı alın ve okuyup bitirin. Öyle sade, akıcı bir dil ve anlatım vardı.
16 yaşında ki bir gencin ilk aşkını ve yaşadıklarını anlattığı mektupdan oluşuyor  😊  Tadımlık ara kitap oldu benim için.


Bu haftayı da bitirdik. Dolar tavan yapmış bir şekilde...
Herkese keyifli haftasonu olsun.
Selamlar, sevgiler  😊

3.8.18

Bir Kitap Bir Yorum....

Uzun zamandır böyle iyi bir felsefe kitabı okumamıştım. Nedir mi ismi o kitabın?
"KONUŞMANIN İMKANSIZLIĞI ÜZERİNE BİR DİYALOG /OSMAN ÇAKMAKÇI"
Bir arkadaş tavsiyesi üzerine İşBankası Kültür Yayınlarına gittim  Devamlı aynı yerden alınca kitapları oradaki çalışanlarla da sohbete başlıyorsunuz. Bende sordum ve orada ki bayan "kitap iyidir tavsiye ederim" dedi.
Aldım ve hemen gece başladım okumaya  Altını çizdiğim çok cümlem oldu.

🖋 Özellikle doğa ve doğanın sesi üzerine yaptığı analizleri, yorumları çok beğendim.


Eğer felsefe seviyorsanız bir solukta okuyacağınız bir kitap. 
Yazar aynı zamanda kitap eklerinde de yazıyormuş 
Daha önce okumamıştım. Bu kitabından sonra aklıma yazdım adını  😊 
Kitabı okurken yer yer konuşma ve karşılıklı konuşma üzerine çok düşündüm. Bazı tespitler tasvip etmesem de çoğunluğu yazının çok doğruydu. 
Sonuçta "Konuşmak 🗣  basit bir eylem gibi gözükse de hiç de öyle değil. 
Ağzımızdan çıkana dikkat etmemiz gerekiyor.
Tanıtım yazısı şöyle der:



"Pek anlamadım. Hele konuşmanın böylesine büyük bir sorun yumağı olabileceğini hiç anlayamıyorum. Ayrıca gereksiz de buluyorum. Abartılı da-" "Evet, ilk bakışta, konuşmak gibi basit bir eylemin böylesine karmaşık bir şeymiş gibi ele alınması saçma. Ama ilk bakış yanıltıcı olabilir, değil mi? Sanırım sen konuşmayı tek yönlü bir aktarım olarak anlıyorsun da ondan. Hâlbuki konuşma, merkezdeki bir noktadan dışarıya akıtılan bir ifade değildir. Aksine en az iki merkez noktanın karşılıklı birbirine akmasıdır. Yani 'ego'ların kendi kabuklarını çatlatması, o zırhta yarıklar açmasıdır. Konuşmak, bu anlamda insanın kendini yenmesini de gerektirir. Tehlikeli bir girişimdir bu; yani konuşmak tehlikeli bir girişimdir. İnsanın kendi varlığını tehlikeye atmasıdır." "Allah Allah, şimdi de konuşmanın tehlikeli bir şey olduğunu söylüyorsun-" 
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 76

Baskı Yılı: 2016

31.7.18

Yedi Taş ve Suat Derviş Romanları...

Yine uzun bir aradan sonra merhaba. 😊
Gece oturmalarım bu sene olmayınca sarayında açar oldum blogda.
Oysa ki bir kitabı bitirince hemen yazmak, size de anlatmak isterdim.
Şimdi ise nerdeee. Kitap bitiyor ben anca günler sonra yazıyorum.
Sanıyorum bunda İnstagram'ın da etkisi var. Orada hemen paylaşıyorum ya sanki bitiyor. Oysa ki burası günlüğüm benim ve burada da yazmak istiyorum.

Okuyup bitirdiğim ve hâlâ aklımda olan kitaplardan biri "YEDİNCİ TAŞ" oldu.
Sevgili Gül Hn.mın Bloğunda yorumunu okumuş ve ertesi gün DR 'a gittiğim de indirime girmiş olan bu kitabı hemen aldım.
Çok beğenerek  okudum, sonlara doğru uzatma cümleler olsa da.... Kadınlığa, hakka ve töre adına yapılanları asla ama asla unutmayacağım ..

Doğu' da geçiyor hikaye  Kadın kocası ve çocukları tarafından terkedilmiş. Bir gece Jipli bir yabancı tarafından tecavüze uğrar. Fakat kadın bunu böyle algılamaz çünkü adam kadınına zevkini önemser ve bu durum çok hoşuma gider kadının. Olayı öğrenen çocukları hemen Molla'ya haber verir ve kadın hakkında hüküm verilir... "Recm"
Ne kötü değil mi? Adama hiçbir ceza yokken kadın Recm ediliyor...
Çok beğenerek okuduğum kitaplardan oldu.
İyi ki bloglar var ve okuduğumuz kitapları yorumluyoruz. Sevgili Gül Hn. vasıtası ile iyi bir roman okudum  😊

Diğer kitabım ise;

Osman Balcıgil /İpek Sabahlık Suat Derviş " kitabı idi.
Daha önce de" Yeşil Mürekkep /Sabahattin Ali " kitabını okumuş çok sevmiştim.
Bu kitabında da yine akıcı bir dil ve sizi sayfalar arasında sürükleyen bir hikaye.
Suat Derviş ilk kadın gazetecilerimizden biri. Ailesi de okumuş ve kızlarının okuması, çalışması ve en azından bir dil de olsa yabancı dil bilmesi, piyaona çalması gerektiğine inanan, destekleyen ve eğitimi veren ailelerden.
Elbet o dönemler de bir müzik aleti çalmak önemli.
Verdiği mücadeleler hele hele kadın olarak verdiği mücadeleler, yayın ve yazı yasağı, ülkenin savaşa katılması  yurtdışı macerası ..
Henüz benim gibi okumadıysanız bir göz atın derim. Okuduysanız yorumunuzu beklerim  😊
Yazarın diğer kitaplarını da okumaya karar verdim.
Not: bu yazıyı iki üç gündür tamamlamaya çalışıyorum..şükğr bugün yazabildim  Hatta iki kitap daha bitirdim onlar da sonra ki yazıya. 😊

19.7.18

Bizden ses var... :) Karikatür Evi/ KAdıköy

Selam.

Uzun zaman olunca bloğa uğramayalı önce takip ettiğim ve okumaktan keyif aldığım blogları okudum, yorum bıraktım. Şimdi biraz da kendi bloğuma yazayım.

Hani size daha önce de demiştim ya biz devamlı parklardayız. kalan zamanlarda da evde ev modundayız.
Yalnız bu park olayı ne kadar yorucuymuş Umay büyüdükçe anladım.
Ki ben geceleri öyle üçe dörde kadar otururdum. Hele yazsa balkon keyfi yapmadan yatmazdım... "Heyyy goca güllüşah" diyorum kendime....evlat böyle erkenden yatırır işte seni, sabahın da köründe de diker ayağa.😳😬

Haftada bir gün "Ritim-Solfej-Koro" dersine başladı Gönüllü evinde kızçem. Severek gidiyor. Hemde yaz tatilini değerlendirmiş oluyoruz.

Kadıköy Belediyesi sanat ve çocuk etkinliklikleri konusunda epey iyi çalıyor. Diğer belediyeleri bilemiyorum belki onlar da çalışıyordur.

İzlediğim çok film oldu ama şuan yazacak takatim yok desem inanır mısınız? Sanıyorum bunda İnstagram'ın da etkisi var. Oradan pıt pıt paylaşmak daha kolay oluyor.

Bu aralar Cem Karaca Şarkıları , Mazhuni Şerif Şarkıları ve Selda Bağcan 40 Yıla 40 Şarkı albümlerini dinliyorum. Özellikle Cem Karaca Albümü de çok iyi olmuş. Seslendiren şarkıcılar yerli yerine oturmuş.
Kitap olarak da "Yedi Taş" okuyorum son 20 sayfa kaldı ve bir kaç gündür okuyamadım. Kendime inanamıyorum doğrusu. Akşam kız uyuduktan sonra ortalık toplayıp yatıyorum. Valla kendime inanamıyorum a dostlar......
Geçen hafta Umay'ın ders çıkışı Kadıköy-HasanPaşa'da bulunan "KARİKATÜR EVİ" ne gittik. Küçük ama samimi bir ev oldu burası.
Ayrıca karikatr dersleri de veriliyor.
Şartları çocuğun ilkokula başlamış olması. Okuma-yazma bilmesi gerekiyormuş.
Yıl içinde ufak sergiler de oluyor. Olur da yolunuz düşerse uğrayın.








Böyle işte. Ses vereyim istedim. Yine aklımda yazacak bir sürü düşünce ve yine yazamadan bitirdiğim bir yazı.
Gözleirm zor dayanıyor desem yeridir.
Biraz da kitap okuyayım ve yatayım.
İyi geceler, selamlar. :)

8.7.18

Cumba, Kanguru Defteri Ve Kumların Kadını

Bu hafta iki kitap bitirdim. Bir tanesi; "Cumba/Karin Karakaşlı" ya aitti. Daha önce de Can Kırıkları adlı kitabını okumuş ve kelimelerini sevmiştim
Bu kitabın da yazarın gazetede yazdığı köşe yazılarından derleme yapmışlar.
Tabi biraz hüzün biraz umut vardı yazılarında. Beni etkileyen yazılarından bir tanesi de kitaba da ismini veren "Cumba  oldu. Özellikle Hrant Drink ile tanışması, ve o acı olay...
Daha  önce bilmezdim oysa ben Hrant Drink'i. Ta ki öldürülene kadar. Dini, mezhebi veya nereli olduğu pek bağlamaz beni kişilerin. Mesela ilk tanıştığım birine" nerelisin/iz? " diye sormam... Sanki sorarsam ve öğrenirsem memleketine göre davranılacakmış gibi bir his verir bu soru bana.
O yüzden konu içinde geçmezse sormam karşımdakine.
Bir ara bu konuda da yazayım  😊


🖋 🖋️🖋️🖋️

Bir diğer kitabım ise;
          KANGURU DEFTERİ KOBO ABE

Bu kitabı Dr indirim kampanyasında görmüş ve almıştım  Biraz yazarı araştırınca da Japonya'nın ünlü yazarşaronsan biri olarak geçiyor. Hatta biraz Kafkaeski diye de tabir kullanmışlar
Bu kitabını sevemedim. Daha doğrusu hiçbir şey anlamadım...
Şirkette çalışan bir adam bir sabah uyanır ve bacaklarında Turp Filizleri çıktığını görür, hastaneye gider delen yarı gerçek yarı fantastik olaylar akışı  başlar.......
Ondan sonrası yok bende...
Sonrası "KUMLARIN KADINI" kitabını okuyayım dedim. Daha çok o kitabı ile ünlenmiş.
Yarısına kadar okudum ama gitmiyor inanın gitmiyor  Eksik bir şey var sanki .. Anladım ki anlatım dili bana göre değil.
O yüzden tavsiye konusunda kararsız kaldığım yazarlardan biri oldu Kobo Abe ...
Efenim yine yazımı yazmış ve yayınlayamadığım o arada Kobo Abe'nin "KUMLARIN KADINI" kitabını da Pdf olarak okumaya çalıştım. Ama yok hiç bana göre değilmiş yazar. İyicene emin oldum.
Okuyanın iız varsa bana da anlatırsa çoook sevinirim.
Böyle okurken sanki bir şey eksik geliyor, bir de kelimeleri ilerlemiyor...

5.7.18

Günlük akışım. 😊

Selam.

"Allah'ım çok sıcak 🔥" modu başladı bizim evde benim için.

Zati yazlıkçı modunda yaşıyoruz. Halılar yıkamadan geldi ve serilmedi. Yere basmak iyi geliyor  😊
Sabahtan yada akşamdan parklardayız  Evde de hep bi oyun modu
       
          🌵🌵🌵🌵🌵🌵🌵🌵🌵🌵🌵

🌵Ara ara kendimi dinlerim, özelliklerimi, huylarıma bakarım içimden... Hatta yorumlarım kendimi.

Geçen bir yazı okuyunca aklıma geldi;

🗿Mesela gündüzleri çiğ köfte yemeği hiç sevmem. İlla akşam domuzdan sonra olacak. Neden bilmiyorum ama gece yiyince daha bir lezzetli geliyor. Gündüz "cık"
🗿 Kelimelere çok takılıyorum mesela. Öyle rast gele sevmiyorum kullanmayı oysa biraz relaks olmak gerek sanırım, çevremde gördüğüm kadarı ile. Eğer bir şeyi yanlış dediysem illa doğrusını söyleyene kadar konuşurum. 😬
Bazen Merter "takılma boş ver" der ama ben yapamam. Değiştirme zamanı gelmiş bu huyumu
🗿 Kısa cümle kuranlara hayranım resmen. İlla uzun anlatırım anlatacağımı. Incığını cıncığını anlatırım  Hele de başka bir olaydan bahsedeceksem illa doğru şekilde anlatmam gerek. Kendimde nedense öyle bir zorunluluk hissediyorum.
🗿Film izlerken illa başını kaçırmamam gerek yoksa eksik bir şeyler kalmış gibi hissediyorum.
Bir de filmde diyelim bir sahne oldu orada bıraktılar ya "acaba sonrası ne oldu VS.." diye merak ediyorım.
🎭 En absürd şeyleri merak eder üzerinde düşünürüm... Falan filan derken üç gün önce başladığım yazıyı hâlâ yayınlayamadığımı fark ettim  😊


29.6.18

Aslında Hayal Ve Virginia İle Vita Kitapları Hak...

Selam.
Dün kız babanesinde kalınca bana da iki kitabı bitirmek düştü. :)

Bir tanesi;

"ASLINDA HAYAL/KÜRŞAT BAŞAR"

DR'ın internet sitesinden alıntıdır.
Bu kitabı Sevgili Natali'nin İnstagram sayfasında görmüş ve aklıma not etmiştim.
Geçen gün Migros'da  indirim de görünce aklıma geldi ve aldım. :)
Daha önce "Başucumda Müzik" albümünü okumuş sevmiştim. Daha sonra da televizyon programını severek takip ediyordum. Her ne kadar programında azıcık konuşsa da. :)))


Anı-Biyografi kitabı. Çocukluğundan başlayıp hayatına dair notlar, anılar ve anlatılar var. Ama okurken sayfalar nasıl akıp gitmiş anlamıyorsunuz bile.
Yazdığı kitapları nasıl duygular eşliğinde yazdığı veya yazmaya nasıl başladığına dair notlar var.
Eğer daha önce hiç bir kitabını okumadıysanız bununla başlayabilirsiniz.

Mesela küçüklüğünden beri yemek yemeği sevmez, yeterince yer ve kalkarmış sofradan. Küçükken büyükleri çok uğraşmış sıska halinden kurtulması için. Oysa ki sadece yaşayacağı kadar yemeği severmiş ve hala da öyle olduğunu yazmış.
Hayal kurmayı ve okumayı çok severmiş. Devamlı okurmuş. Bir de müzik aşığı bir adammış.
Gerçekten de iyi bir entelektüel olduğunu anlıyorsunuz kitabı okuyunca.
Bana hep Kürşat Bey'in enteresan bir enerjisi varmış gibime geliyor. İyi anlamda elbet. :)

Bir diğer kitabım ise;


fotoğraflar internetten alıntıdır.
 "VİRGİNİA İLE VİTA/ CHRİSTİNE ORBAN"


Virginia Woolf'a hayran olmamak elde değil. Döneminin cesur kadın yazarlarından biri bana göre.
Tabi ben bu kitaba kadar kendisinin aynı zaman da kadınlardan da hoşlandığını bilmiyordum. Şaşırdım mı? evet şaşırdım.
Çünkü hayata dair bakışı, yaşama biçimi ve devamlı depresif halleri bu ihtimali hiç getirmiyordu aklıma...

Kitaba dönecek olursak;
yazım dili çok yavan ve kitap ilerlemiyormuş geldi bana. Okudum ama çok zorlanarak okudum. Sırf konunun hatrına okudum diyebilirim.
Ki nette biraz bakındığım da; okumanız gereken kitaplar listesine girmiş.
Karar size kalmış artık.

İyi geceler. :)
Selamlar.

27.6.18

Evde Film Keyfi ve Yorumlar... 😊

Merhaba. 😊
Bu aralar devamlı film izleme modundaydız. Bizim gibi televizyon izlemeyi sevmeyenler için filmler çok iyi oluyor.
Daha doğrusu izleyecek bir şey bulamıyorum en azından bana uygun değil.
O yüzden de Dizi tadında bir izlenimlik filmleri seviyorum.
Geçelim filmlere. 😊


Dün sinema kanalında denk geldim bir filmdi."KÜÇÜK MÜZİSYEN" diye çevrilmiş bir filmdi. Savaş zamanı doğan bir çocuktur kahramanımız.
Babası Amerikalı Olduğu için kızın babası damadından gelen mektupları saklar. Ve kadın zamanla hastalıktan ölür. Torununa da zulmeden bir dededir.
Bir çocuk "babasını bulmak için evden kaçar" Amerika'ya gidecek olan bir okula ve korosuna başvurur....
Olaylar bundan sonra başlar. Sürükleyici ve mutlu sonla biten bir filmdi. 😊


Diğeri ise;

MOLLY'NİN OYUNU"
Gerçek bir yaşam öyküsünden aktarılan bir filmdi. Beyaz Perde sitesinde özeti şu şekilde açıklamışlar;
Olimpiyatta aldığı başarısızlıktan sonra kayak sporunu bırakıp Hollywood’un elit insanları için sekiz yıl boyunca yüksek bahisli poker oyunları organize eden Molly Bloom isimli bir kadının öyküsünün anlatıldığı filmin yönetmenliğini Aaron Sorkin üstlenirken, filmin oyuncu kadrosunda Jessica Chastain, Chris O'Dowd, Michael Cera, Kevin Costner ve  Idris Elba yer alıyor.

Tabi izlerken kendime devamlı hayret ederken buldum  Sebebi de kumlardan hiç anlamamam ve anlayan insanları da anlamamam. 😊 Biraz karışık oldu ama özeti kafam hiç basmıyor desem yeridir. 😬

Diğer film ise;

CEBİMDEKİ YABANCI 

Yine bir izlenimlik detayları iyi olan bir Türk Yapımı filmdi. Düşününce akıllı telefonlara ne kadar bağımlı olduğumuzu ve içinde neler saklandığını düşünmeden edemedik. 😊 Sanırım böyle oyunlar kimseye gelmez. 
Keyifli  samimi bir filmdi. 😊 

Murakami ve Paramparça Kitabı Hakkında..

Selam. 😊

Geçtiğimiz hafta iki kitap üç film izlemişim/iz.
Kız uyuduğu vakit hemen kitap okuyorum yoksa zaman çok az.
Bir kaç gündür yağan yağmur ve sesi içime biraz iyi geldi. ☔
🖋 Yaş büyüdükçe çok keyifli oluyor Umay ile zaman. Artık birçok şeye yorum yapıyor yada fikrini söylüyor. En çok hoşuma giden "çözüm odaklı" olması.




🖋 Bu aralar devamlı olarak "Mahzuni'ye Saygı Albümü" dinliyorum..  Her bir sanatçı çok güzel yorumlamışlar. Geçtiğimiz seneler Orhan Gencebay böyle bir albüm yapmıştı ama tam bir vasattı bence. Çünkü o güzelim arabesk parçalar dijital saundlarla söylenmiş ve tüm duygu gitmiş. Sanki başka bir albüm gibi olmuş....
🖋 Kitaplardan da:

PARAMPARÇA/ MELİKE İLGÜN

Daha önce de yazarın "Kemal'e Eren Kadınlar/ Latife ile Fikriye" Yazısı için tıktık
kitabını Gamze(Yaşam İzi Bloğu) 'nin hediyesi ile okumuş ve çok sevmiştim anlarım dilini. Kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile..
📖Paramparça kitabında ise bu sefer karşımıza Nazım ile çıkıyor. Aslında  bir hayat ile başlıyor kitap. Zeynep ve yaşamı...  Yedi yaşında babasının terk etmesi ile başlayan... İlerde yaşamının etkileyen olaylar zinciri ve Nazım Hikmet....
Kitapta şiirler yok. Dah çok editörlüğünü yaptı Nazım Hikmet kitabına çalışırken ünlü büyük ustanın hayatına giren kadınlar, aşkları, acıları var. Okurken çok şey içinize işliyor.
Sonrası kendi hayatında bambaşka bir yol çıkması....
Daha fazla detay yok bende. 😊 Çünkü kitap yeni çıktı ve okuyacak olabilirsiniz.
Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan oldu.
                    ♚ ♚ ♚♚♚♚♚♚♚♚♚

Bir diğer kitabım ise Haruki Murakami'nin "Haşlanmış Diyarlar Ve Dünyanın Sonu" kitabı.

E-Kitap olarak okuduğum bir kitap oldu. Yine müthiş bir hayal gücü ve olaylar zinciri vardı. Tabi okurken "yok canım" falan deseniz de hayal gücüne hayranım ve aslında hiçbir şey imkansız değil...
Burada da yine bir iç hesaplaşma, sistem ülke siyaseti ve bilim vardı.
Gölge karakteri çok iyiydi.
Tabi yine kitap isimleri, müzik ve Japon yaşam biçimi de etkendi.
Özellikle Uzak Doğu'nun ruh'a ve bedene baki açısını düşündüğümüz de kitapda yazılanlar çok da imkansız değil.
Not aldığım bazı bölümler...


Filmleri de başka bir yazıda anlatayım  😊 Sıkmayayım sizi dimi. 😊

22.6.18

Hah, Hippi Ve Kızıl Kitaplarına Dair....

Haziran Ayı okumaları dolu dolu geçiyor diyebilirim. 😊 Tabi bunda ince kitaplar okumam da etken.


🖋 "HAH/ BİRGÜL OĞUZ"

Okuduğum ilk kitabı yazarın. İnstagram'da çok gördüm bu kitabı ve yorumlarına inandığım  güvendiğim kişilerin de önerisi ile aldım.
  Öykü kitabı ki aslın da ben pek öykü sevmem. Sevdiğim öykü kitapları çok azdır ve bu kitap da sevdiklerim arasına girdi. İçinde ki öyküler aslında acı... Okurken içim sızladı diyebilirim. Ama önemli olan bana göre;  yazarın  acıyı,  özlemi anlatırken acıtasyon yapmaması...duyguları ön plan da tutması. Tavsiye edeceğim kitaplardan oldu benim için.

Arka kapak yazısında şöyle yazıyor;

Sayfa Sayısı: 88
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Metis Yayıncılık İlk Baskı Yılı : 2012

"Çünkü onlar 'annelerini erken, babalarını ölümlerine yakın seviyor'. Onlar en çok bunu biliyor. Babalarsa sevilmeye gelmiyor. Babalar bir kere sevildi mi hemen kısalıp ölüyor. Buna önce yas, sonra yasa deniyor. Böyle oluyor: Çocuk tüfeği eline alıyor. Namlunun ucunda: okunaksız bir baba. Sonra korkunç şeyler oluyor. Kırık cıncık ve leke. Saçma ve kül. Ve bir de bakmışsın, baba gökte soluk bir amblem. Tedavülden kalkmış delik para."

Birgül Oğuz'un kitabı yas üzerine. Ancak yalnızca kişisel bir kaybın yasını tutmuyor Hah. Hafızalardan silindi silinecek "yılbindokuzyüzeylül" devrini şimdiye fırlatmak arzusunu da duyuyor. Temsil, telafi ve idrak edilemez olanı temsil, telafi ve idrak etmeye çalışıyor. Zamanın yas'a müdahalesi, halden hale geçen öykülerin dilinde buluyor karşılığını."
 📌📌📌 Bir diğer kitabım ise;

"HİPPİ/ PAULO COELHO"



HİPPİ
Paulo Coelho
Çeviren: Emrah İmre
Can Yayınları, 2018
264 sayfa, 25 TL.

 Gerçekten de ne yazsa okurum dediğim yazarlardan biri benim için P.C.
Özellikle Simyacı'dan sonra en sevdiğim ve ben de etkisi büyük olan "Portebella Cadısı ve Beşinci Dağ" kitaplarıdır ve okumadıysanız öneririm.

Bu kitabını farklı renkler de basılmış. Sanırım son seneler de bu akım moda oluyor. Hatırlarsanız Murakami'de "Karanlıktan Sonra" kitabında öyle bir basıma gitmişlerdi.

Hayatına dair çok fazla kesit var bu kitapta.
1970 ve o dönemler de pek bir moda olan bir akım vardır "Hippi" diye anılırlar.
Sırtlarında çantaları, rahat kıyafetler, neresi olsa uyurlar vs.. ve özgürlük tabi... kiminin gıpta ile baktığı kiminin "ıyyy" dediği bir akım.
Ben ise televizyondan ve filmlerden hatırlıyorum Hippi tarzını...

Yazarımız isr aslında kendi yolculuğu için çıkar bu yola ve bu yolda yaşdıklarını anlatır kitabın da.
Okurken bir bakmışsınız sona gelmişsiniz öyle akıcı bir kitaptı.

📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌📌

 Aslında ara vermiştim S. Zweig kitapları okumaya.
En son okuduğum Bir Kadının Hayatından 24 Saat adlı kitabıydı yanlış hatırlamıyorsam, çok sıkılmıştım ve bazı cümleler hep tekrar gibi gelmişti.
O yüzden ara vermiştim.
Sonra bu kitabını gördüm. Aslında yazarın ilk gençlik yıllarında yazdığı bir eser ama bizde yeni basılmış bir kitap.
Konusuna gelince taşradan şehre üniversite de doktorluk okumak için gelen, sönük , kendine güveni az olan bir gencin serüveni.
Elbet yine yazarın kişilik analizler ve akıcılık çok iyiydi.
Sonu hüzünle bitse de güzel bir kitaptı.
Arka Kapak yazısı;


 
Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar


Böyle işte a dostlar.

Selamlarrr :)

Ev Hali, Umay'lı Günler ve Evde Film...

Selam. 😊

Okul tatil olunca bizim ev de yazlık moduna geçiyor. Halılar yıkamaya verilip uzun bir süre serilmiyor. En çok Bulut'un hoşuna gitti sanırım. Sıcaklar da kendini öyle bir yere seriyor ki anlatamam. Bir de arada masum bakışları ile bizi mest ediyor.
Dün akşam üzeri WaterGarden/Ataşehir'e gittik. Orada ki su gösterisi çok hoşuma gidiyor hele bir de hava kararmışsa ışıklandırma ile büyülüyor beni.

Umay'ın da hoşuna gidiyor ve mest oluyor izlerken  😊
Yine izledik, mest olduk ve arkadaşlarla çay sohbet edip keyifle ayrıldık.
Yakınlar da iseniz şöyle çay, kahve içeyim açık alan olsun derseniz hele bir de çocuk varsa çok ideal bir yer bence WaterGarden.

Bizim kıza Plasmacar diye bir şey aldık. Scooter'dan sonra iyi geldi bizim kıza. Açık alan bulduk mu onunla dolaşıyor. Böylece yanımız da yorulursa diye "baston" taşımaktan kurtulduk.😁
Bununda niye diyorum; eğer çocuğunuz varsa gerçekten de kullanışlı bir araç. Ve uzunn bir süre binebiliyorlar. Hem de öyle keyifli ki. 😊 Sizde binebilirsiniz. 😊

Aklıma gelmişken; yahu bu çocukları evde oyalamak ne kadar zor... Sabah bir başlıyoruz oyuna taaaa yatana kadar. Örneğin akşam geldik dışardan uyku gözlerden akıyor zor duruyor... Hâlâ bana diyor ki : anne oyun oynayalım mı?
Pes yani diyorum pes....


Gerçekten de düşününce, evet eskiden bir çok şey el gücü ile yapılıyormuş ama kalabalık aile ve komşuluğun ve en önemlisi sokakta oynamanın rahatlığı çok büyükmüş. Şimdi sıkıyorsa bırak bakalım sokağa da göreyim ...
Apartmanda da en azından bizim apartmanda tek çocuk yok. Komşuların hepsi emekliler. 😊
Torun da yok.....
Bizim kız da soruyor bana: anne neden hiç çocuk yok burda?
Gelde açıkla...

Genelde sokaklarda daha doğrusu Umay'ın keyif alacağı yerlerde geziyoruz.. Ve adresim belli:PARK 😁

İşte bizde  böyleyken böyle. 😊

Aaa birde sabah iyi bir Türk Filmi izledik. "MUTFAK SIRLARI" diye. Demet Evgar'ın oynadığı psikolojik bir filmdi. Ve tek kelime ile muhteşemdi  Başlarda biraz karanlık ve sıkıcı gibi gelse de  Film size kendini izlettiriyor.

İki gün önce yazdığım yazıyı yayınladım sonunda.

Selamlar  😊

18.6.18

1984 Georgia Orwell Kitabı...

Geçtiğimiz ay okuyup bitirdiğim bir kitaptı "1984"
Çok etkilendiğim, bazen de okurken zorlandığım, sıkıldığım bir kitap oldu. Öyle durumlarda da okumayı bırakıp başka bir kitap okudum yada müzik dinledim.
Daha önce "Hayvan Çiftliği" kitabını okumuş ve bakış açısına hayran kalmıştım Orwell'in.
Tabi bu kitabı ağır biraz hatta ön sözünü yazan çevirmen, hayatının belirli zamanlarında bir kaç kez okıdığunı ve her okuyuşunda farklı bakış açıları kazandığını yazmış. İnternette de buna benzer yorumlar okudum.
Tabi çok da hayal diyemiyorsunuz okuduklarınıza. Her ne kadar distopya tarzı bir kitap olsa da zaman zaman ülkelerin benzer şeyler yaşadıklarına şahit oluyoruz.
Düşündüğüm de gerçekten de bir şeyi ne kadar çok tekrarlarsak tekrarladığımız şeye inanma olasılığımız artıyor.....
Tıpkı 1984 kitabında olduğu gibi...

.



12.6.18

Anarşist Banker ve İşaret 1 kitabı....

Cuma günü karnemizi aldık ve kreşte ilk yılımızı bitirdik. 😊
Nasıl geçti hiç anlamadım, hele ikinci yarı rüzgar gibi geçti. Artık daha çok park demek bizim için yaz tatili. Henüz bir plan yapmadık... Zaman ne getirirse ve bizi nereye sürüklerse....

Bayrama da az kaldı..... İçim buruk... Biliyorum yaşadığım acı, özlem, hâlâ inanmamak hiç bitmeyecek.................... Bildiğim tek şey zormuş hem de çok zor....


Geçen akşam bizim kız Yengesinde kaldı. Biz de beyimle sinema kaçamağı yaptık. Merter "Deeadpool" umarım doğru yazmışımdır ona gitti bende "BookClub" filmine gittim. Ruhuma o kadar iyi geldi ki anlatamam. Zaten oyuncular muhteşemdi. 😊
🎥4 kadının kitap kulübü ile yaşamlarına değinmiş. Renkli, ama mesaj dolu bir filmdi. Özellikle yaşımız kaç olursa olsun yaşamı bırakmamız gerektiğini anlatan yer yer güldüren güzel aydınlık bir filmdi.







Özellikle  "Grinin Elli Tonu" kitabı eminim bu filmden sonra tekrardan çok satacaktır. 😊

📚 Kitaplardan da;
"Anarşist Banker /Şeytanın Saati Fernando Pessoa" kitabını bitirdim.
📝 Ara ara sıkıldım özellikle tamlamalar beni çok yordu  Biraz da konu ilgimi çekmedi sanırım.. Ama yine de yazarın gerçekçi ve net eleştirileri okunmaya değerdi.



Anarşist Banker, Pessoa’nın, sağlığında yayınlanan tek anlatısıymış..  iki arkadaşın bir yemek sırasında gerçekleştirdiği sohbete odaklanır. Kahramanlardan biri, bankerliğin, gerçekleştirilebilecek tek anarşist eylem olduğunu savunur. Anlatı, burjuva toplumunun ikiyüzlülüğünü ortaya koyar. Ve ortaya koyduğu gerekçler öyle mantıklı ki kendinizi çoğu söyleme katılırken buluyorsunuz.

Şeytanın Saati ise yazarın ardında bıraktığı sandıktan çıkan metinlerden biri. Yine bir diyalog-metin. Anlatıcı ile Şeytan arasında kurgulanan alaycı, mistik bir konuşma. Kuşkucu Pessoa’nın, kişiliğine de en uygun yazılarından biri.










📎 Bir diğer kitap ta;
İşaret 1/Deniz Ertan
Söz yazarı birisi Deniz Ertan. Ve kendi içsel dönüşümü ile başlayan yolculuğunu, vardığı ve araştırdığında ortaya çıkan bileşenleri anlatmış bir nevi kitabında. Çoğunlukla ayetlerle anlatmış. Bir çok kelimenin anlamını açıklamış. Tasavvuf ve Kuran ve işaretlerle ilgili bakış açısını verdiği örnekleri çok sevdim. Bazı yerler de sıkıldım tabi bunda benim daha önce de buna benzer okumalar yapmam da bir sebepdi.



Yazılı yazmadan önce de 1984 kitabını bitirdim  Artık o da başka yazıya. 😊
İyi geceler selamlar. 🙏🏻🙋🏻‍♀️

5.6.18

ZemberekKuşu'nun Güncesi, Tanrıların Arabaları Ve Ruth Kitapları Hakkında...


Mr.Coco'dan selamlar arkadaşlar. .:)))
Kamyonculara benzememiş mi duruşu?  :))
Havalar ısınınca bizim Bulut'ta kendini nereye atacağını şaşırıyor. bakalım iyicene sıcaklar bastırınca ne yapacak? Ona diyorum ama biz napcaz asıl değil mi?

Haziran ayına nasıl başladık ne zaman bu aya geldik inanın hiç farkında değilim? Sanırım bunda biraz evde olmamın da etkisi var.
Çok fazla tarihe bakmıyorum ve sadece günleri yaşıyorum. O günlerde de ara ara sıkılıyorum. "Keşke çalışıyor olsaydım" diyorum.
İş bakınıyorum bakalım ne zaman olur?

Cuma günü bizim kız kreş de bir yılını tamamlamış olacak. Gerçekten de dedikleri gibi zamna nasıl geçti, bu bir yıl ne zaman doldu anlayamadım?
Seneye için iyi bir öğretmen araştırma işlemleri başlayacak yakında.

Bu arada üç  tane kitap bitirdim. Aslında bir tanesini mayıs ortasında başlamıştım. E-Kitap olarak ve ara ara okudum. Bu E-Kitap olayına iyicene alıştım. Hele bazı pahalı kitapları daha indirimli almak hoşuma bile gitti :)))


Yazarımız;
LOU ANDREAS-SALOMÉ (1861-1937): Yeni ve devrimci fikirlerin filizlenmeye başladığı bir dönemde Petersburg’da dünyaya gelen yazar ve psikanalist Salomé, küçük yaşta Almanca ve Fransızca öğrendi. On yedi yaşındayken bir din adamından teoloji ve felsefe dersleri aldı. Zürich Üniversitesi’nde teoloji ve sanat tarihi okudu. Salomé 1882’de Nietzsche’nin evlenme teklifini geri çevirerek, Oryantalist F. C. Andreas’la evlendi. 1897’de Rainer Maria Rilke’yle tanıştı ve kendisine âşık olan şairin hayatında önemli bir rol oynadı. 1911’de Viyana’daki psikanalistlerin çevresine girdi. Sigmund Freud’un öğrencisi ve yakın dostu oldu.
Im Kampf um Gott (1885; Tanrı Uğrunda Savaş), Im Zwischenland (1902; Ara Memlekette) ve Rodinka (1923) romanlarından bazılarıdır. Ayrıca dini ve felsefi konulardan tiyatro ve edebiyat eleştirisine uzanan geniş bir  yelpazede denemeler ve monografiler kaleme aldı. Kurmaca dışı yapıtları arasında Friedrich Nietzsche in seinen Werken (1894; Yapıtlarında Friedrich Nietzsche) ve Rainer Maria Rilke (1928) dikkat çeker.
🚩🚩🚩🚩hayatı böyle. Ben daha önce "ARAYIŞLAR" ve "FENİÇKA" kitaplarını okumuş ve hayran kalmıştım. İŞ Kültür Yayınları'nda bu kitabını da görünce hemen aldım.
Fakat açıkcası arada kaldım... Çünkü diğer kitaplarında ki kısa ama öz cümleleri, anlatıları bulamadım. Bazı yerler uzatılmış geldi. Evet kalemi kuvvetli ama diğer kitaplarında ki baskın kadın karakteri yoktu Ruth karakterinde.
Tabi yazarın hatrına bişey diyemiyorum. :)

🚩🚩🚩🚩🚩

"TANRILARIN ARABALARI" 
İlk evlendiğimiz sene almıştık yazarın kitaplarını. Eşim okumuş kitaplıkda da olsun istemiştik.
Sonra bende merak ediyordum ama bir türlü sıra gelmemişti.
Elimde ki tüm kitapları bitirince bu seriye başlayayım dedim.
Tabi internette bayağı kült yorumlar dolaşıyor.
Belki 20'li yaşlar da okusaydım ağzım açık kalır hayran olurdum. Fakat yazdıkları ve belgeledikleri şeyleri daha öncede okumuş ve araştırmış olduğumdan sadece okumuş oldum.
Ki zaten bu evren de yalnız olduğumuzu düşünmüyorum. Bizi Yaradan elbet başka tür, cinsiyet de yaratmıştır.
Kitapta tek katılmadığım şey" gerçekleşen olayları anlatırken devamlı "tanrılar" diye bahsediyor"
Ben tek tanrılı inancı benimsediğim için ve Yaradan'a da inandığımdan okuduklarım hayal ürünü gelmedi açıkcası.
Okuyanınız var mıdır bu kitabı?

🚩🚩🚩🚩🚩🚩🚩



Veeeeee son kitabımmmmmmmm "ZEMBEREKKUŞU'NUN GÜNCESİ"

Tam bir Murakami severim arkadaşlar. Daha doğrusu ruha dokunan, iç benliğinin de farkında olan ve karakterlerine bunu yansıtan yazarları seviyorum. Yaşamın, hayatın farkındalar ve önemini de biliyorlar.
Bu kitabını da çok beğenerek okudum.
Murakami’yi okuyanların dile getirdiği benzer bir durum söz konusudur: Anlatılanların Japonya’da geçtiğini, karakterlerin katıksız Japon olduğunu bilirsiniz ama okurken hayalinizde her şey Amerika’da geçiyor, karakterlerin hepsi çekik değil normal gözlü gibidir.  
Yine bolcana ana kahramanımız Okada müzik dinliyor özellikle de classic müzik dinlemektedir.
Aslında bu kitapla bir kere daha bir şeyi anladım ki hayatta hiç bir şey tesadüf değil....

Kitaptan bazı cümleler:

* Sorun neyin doğru olduğunu bilmekte değil. Gerçek bir kaç katmandan oluşur. Bu gerçekte beni öldürmeye niyetli olabilirsin ve ötekinde bunu yapmayı hi. istemedin. Sorun senin hangi gerçeği seçeceğin ve benim hangisini anladığımı bilmek.

* İnsanlar eğer sonsuza kadar yaşayıp hiç ölmeselerdi; hep bu dünyada sağlıklı ve yaşlanmadan kalabilselerdi gene de düşünmek için bu kadar kafa patlatırlar mıydı? ölüm olmasaydı eğer bu düşünceler, bu karmaşık kavramlar var olurlar mıydı?

* Hayaller adet görme gibidir; gelince gelir. Kapıda karşılayıp: "Üzgünüm şu anda müsait değilim, sonra gelin." diyemezsin.

*Kendimi ne kadar az düşünürsem merkezime o kadar yaklaşıyorum...

Bu kitabında da erkekler ev işlerine yardımcıdır eşlerine ve öyle kıskançlık gibi kadını kısıtlamalar yoktur.

🚩Beni sıkan tek şey teğmenin gelmesi ve Japonya savaşı hakkında anlattıklarının uzunluğu oldu...Belki de o kadar detayı bilmediğimden olabilir.
🚩Tabi öngörü meselesi de var. Şimdi şöyle düşünüyorum; kendi iç sesimizi dinlemiyorsak yada bu tarz öngörülere inanmıyorsak yavan gelebilir kitapta anlatılanlar.
Ama bir gerçek var ki... eğer kendimizi dinlersek bazı kapılar açılıyor.
🚩Kitap da anlatılmış az ama öz.

Böyle işte.......
Bana müsade biraz da kitap okuyayım sonra yatayım. Malum sabah erken kalkan bir Umay var. Ve başıma dikilip" anne anne anne hadi uyan, canım sıkıldı oyun oynayalım" diyor. :)

Selamlar. :)