Farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.8.16

İyi ki doğdummm :))

doğduğum ev
Bir 19 Ağustos günü öğlen 14:00 de gözlerimi açmış hayata merhaba demişim.. Hastane sonrası bu fotoğrafını gördüğünüz evde 2,5 sene yaşamışım...
O dönem annemler babaannemlerle bir oturduğundan, babanne evine gelmişim ve annemler ayrı eve çıkana kadar bu evde yaşamışız;babannem beni öyle sahiplenmiş ki; annem sanki süt annem gibiymiş. Kucağına alıp sevmesine bile izin vermezmiş rahmetli.... Gece de babaannemlerle aynı oda da yatıyormuşum ve herşeyimle ilgileniyormuş.....
Tabi bu kadar sahiplenmesine rağmen rahmetli babaannemle ilgili anılarım çok da hoş değil... artık rahmetli oldu ve eski defterleri açmanın da bir anlamı yok... değil mi?

Ama bu ev ve sokak ile ilgili anılarım güzel. Nede olsa çocukluğum geçmişti bu sokakta... şanslıydım mahalle arkadaşlarım vardı.. sokakta miskette oynadım/k, yakar topta, saklambaçta....

Şimdi 36 yaşı bitiriyorum... hayatım da anlamı, sevgisi büyük bir varlık ile yaşıyorum... Bana anneliği tattıran, onsuz yaşayamayacağım bir hayat süren kızımızla yaş almak daha bir keyifli....
 Yaşım ilerledikçe anladım ki; her ne kadar fiziken yaşımı göstermesem de ruhen yaş aldığımın çok farkındayım....
eskiden yaptığım takıntıların çoğu yok...
mesela asla saçımı yıkamadan sokağa çıkmazdım; hatta bakkala bile gitmezdim :)
Annem "nolcak kız altı üstü bakkala gideceksin" derdi... Amaninnn imkansız ben asla o dünden kalmış yağlı saçla bakkala gitmezdim...
Kuzenim eğer aniden arayıp " hadi şuraya gidelim" demişse... cık cık.. öyle ani dışarı çıkmalar bana göre değildi, hazırlanmam gerekliydi... Tatile bile giderken çanta ayakkabı eş götürürdüm ve koca bir bavulla gidip azcık eşyayı kullanırdım... vs...
Sonra aslında tatilde bu kadar tefarrua da gerek olmadığını öğrendim...
Sanırım "serde gençlik var" dedikleri böyle bir şey. :) bu örnekler uzar.....


gülmek en eğerli şey


Sonra ne mi oldu... aslında hayatımda takıldığım buna benxer ve yazmadığım bir çok şeyin " zamanımdan çaldığını, yaşam kalitemi düşürdüğünü" anladım. Bunda çok iyi bir gözlemci olmamın, hayatı farkında yaşamayı sevmemin ve okumamın.. ama önemlisi öğrendiklerimi hayatıma uygulamamın etkisi çok büyük...
Yaşamın bunlara takılmayacak kadar kısa ve hızlı aktığını, yaşamdan alınan keyfin başka şeyler olduğunu keşfettim.... daha basit ama kaliteli yaşamayı öğrendim...

Ve son birkça senedir daha bir keyifli oldum kendime....
O yüzden hoşgeldin yeni yaşım...
Doğum günü kutlarımmmm yanaklarımdan öper, daha keyifli yaşlar dilerim kendime. :)

not: az buçuk melankoliklik vardır da ... fark etmişsinizdir.. :))

3.12.15

Dünya Engelliler Günü Kutlu Olsun.

Bugün Dünya Engelliler Günü.
Sabah televizyonda Engelliler Vakfı Başkanı konuştu ve bugünü aslında kutlamadıklarını ki (mantıken de neyi kutlayacaklar değil mi?) farkındalık yaratmak istediklerini belirtti.
Aslında bize çok iş düşüyor. Özellikle araç kullananların kaldırım kenarlarına park ederken oranın engelli bir vatandaşın geçeceği yer mi diye bakması gerekir.
Kendimizden bir örnek vermem gerekirse ; Umay'ın doğduğu sene henüz arabamız yoktu ve metro ile gidip geliyorduk.
Metrodan çıktıktan sonra kaldırıma çıkıcaz tabi ne mümkün bir araç ta  da gelmiş bebek arabası ile çıkmamızın daha kolay olduğu kaldırıma park etmiş. Ki orası engelliler için yapılmış yer.... Böyle çok var tabi. O zaman demiştim ki eşime: düşün biz bebek arabası ile çıkamıyoruz ve yola inip geçmemiz gerekiyor, engelli olsak,  engelli arabamız olsa nasıl geçicez? ♿
O yüzde  daha duyarlıyım bu konuya,.
Çocuklarımızı da bu konuda eğitelim, aslında bizim de hep böyle sağlıklı bir bedene sahip olamayacağımızı, garantimiz olmadığını, duyarlı davranmamız gerektiğini, onlara aşılayalım....
Gününüz de farkındalığını artması dileğiyle....

27.11.15

Kadına şiddetin en yakın tanığı olarak...

Geçtiğimiz günlerde "Kadına Şiddete Hayır"  programları yapıldı. Tabi ben yine bu yazıyı anca yazabildim.
En yakın tanıklarından biriyim, erkeğin kadına şiddetine....... 
Teyzem neredeyse 20 yıla yakın evli kaldı o erkek denen kişiyle. Kocası çalışmazdı, teyzemi lise sona giderken evlenme sözüyle kaçırmış ve nikahı bile çoook yıllar sonra zorla yapmıştı. Teyzem çok dayak yedi kocasından. Çok kez bize yada komşusuna sığınmak zorunda kaldı. Nikahı olmadığı halde ki biz yalvarırdık dönem diye ama o her seferinde evine o adama dönerdi.....
Sebep mi? Çok basit., klasik..... Çocuğumu alır ve bir daha göstermez tehdidi.....
En son olay olduğunda çok kötü dövmüştü teyzemi,  bizi aradı gelin beni kurtarın öldürecek bu adam beni diye.....
Annemi ve ananemi alıp gittik evlerine.... Bende ki siniri,  hırsı bir bilseniz..... Tabi içimdeki tüm kızgınlığı, biriktirdiklerimi döktüm yüzüne....
He birde bir huyu vardı bize ve etrafa karşı bir iyi bir iyi dersiniz ki bu adam o adam değil.....
Çalışmazdı dedim ya üstüne teyzem çalışır ve maaşını o kişi alırdı.... Ara ara da hakaret etmekten, suçlamaktan da geri durmazdı...
Şuan içimi dökemediğim, buraya yazamadığım şeylere şahit oldum onlarda....
Neyse dayanadım ve teyzemi aldığım gibi getirdim ananemlere ve boşanmasına vesile oldum. İyi ki de vesile oldum hala yaptığım davranıştan memnunum....
Teyzemin psikolosi bozuldu tabi o yıllarca dayağı yemenin,  insan yerine konulmamanın sonucu... Daha sinirli,  alıngan oldu... Ama hala güçlü bir kadın.... Emeklisi var kızını okutuyor,  oğluyla gelini çalıştığı için torun bakıyor....
O yüzden erkek annelerine çok iş düşüyor.... Evlat yetiştirirken....
Ve kız annelerine de..... Gelinlikle çıktın kefenle gelirsin ancak mantalitesini kullanmamalıyız çocuklarımıza.....
Yanlış evlilik yapabilirler, biz hep yanlarında olmalıyız,  dinlemeli gözlemlemeliyiz evlatlarımızı, kardeşlerimizi gerekirse komşumuzu....
Yani işim özü yakın tanığı olarak,  teyzemi  acısını paylaşan biri olarak daha bir duyarlıyım bu konuya..........
...........

Yazarken o günler geldi aklıma.... İçim cız etti...