Polisiye Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Polisiye Roman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16.1.18

Ev Hali, AbumRabum İskender Pala Kitabı.

Bir haftayı da geri de bıraktık. Havaların bir açık bir kapalı olması ruh halimi de etkiliyor. Ara ara depresif olabiliyorum.
Hafta sonu Açık Öğretim sınavları vardı. bakalım bu sınavdan geçebilicem mi? Vallahi bir daha İşletme mişletme seçmem. Ben sözelciyim kardeşim desem de iş alanlarının aradığı şartlardan dolayı bu bölümü bitirmeye çalışıyorum. Uzuuun  bir ara vermiştim ve bu sene tekrar kaydımı yeniletme gafletinde bulundum. Hem iyi oldu hem sıkıcı benim için.😳😵
Bu hafta Toprak Cem bizde kaldı ve bizim kız da bir mutluydu anlatamam.Tabi bizdeeeee, halasının bir tanecik kuzusu bu yakışıklı.
Dün yattığımızda yatak öncesi biraz sohbet oluyor tabi. Daha çok iki kuzen arasında kikirdeşmeler, birbirlerine sataşmalar sonrası bana seslenmeler 😁
 Sonrasında Toprak Cem dedi ki;
Hala biliyor musun? Ben evimi çok özlüyorum ve eve giderken daha apartman kapısındayken de sizi özlüyorum....
Ah çocuk bilsen aynı duygular bizde de...
Bende ona " iyi ki varsın halacım ve bizde seni hep özlüyoruz, arada böyle kalmalar nasıl iyi geliyor...." dedim, öpüştük, koklaştık uyudular.

Şu İnstagram'da ki eklentilerle kendimizi şekilden şekle sokmakta arada iyi oluyor... :)

 Bu arada aslında bir kaç günde bitecek olan ama benden ötürü bitemeyen kitabım olan Bir Hz.İbrahim Romanı/ AbumRabum-İskender Pala kitabını dün bitirdim.

Bu sefer diğer kitaplarından biraz farklıydı bu kitabı, polisiye tarzında yazmış. Hatta biraz Dan Brown tarzı bile diyebiliriz. Ama rahatsız etmiyor sizi, hatta daha bir akıcılık sağlamış.
Tabi konusu günümüzde üç büyük dinin aradığı ve bulduğunda da OrtaDoğu'ya hakim olmak istemeleri yatıyor. Hz. İbrahim'in hazinesi...
Olayların geçtiği yerleri ve önemini öyle iyi anlatmış ki... inanın şimdi anlıyorum neden Mezopotamya önemli ve savaşlar neden, nasıl işliyor. Elbet roman bu kitap ama biraz da bilginiz varsa daha iyi oturuyor hafızanız da örgüler.
Arka kapak yazısı tnaıtımında şöyle yazıyor;

Karısı Saray, Avram’a çocuk verememişti. Saray’ın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı. Saray Avram’a, (…) “Lütfen cariyemle yat, belki bu yolla bir çocuk sahibi olabilirim” dedi. Avram Saray’ın sözünü dinledi. (…) Rabb’ın meleği (hamile kalan Hacer’e) (…) “Bir oğlun olacak,
adını İsmail koyacaksın. (…) Herkes ona karşı çıkacak, kardeşleri onunla hep çekişme içinde yaşayacak” dedi (Tevrat, Tekvin, Bâb 16).
İbrahim’in biri köle, biri de özgür kadından iki oğlu vardır. (…)
Bu kadınlar iki antlaşmayı simgelemektedir. Biri Sina Dağı’ndandır, köle olacak çocuklar doğurur; bu Hacer’dir. Oysa göksel Yeruşelim özgürdür, annemiz odur.(…) İşte böyle kardeşler, bizler cariyenin değil, özgür kadının (Sara’nın) çocuklarıyız (İncil, Galatyalılar 4/21-31).

Dünyanın en eski medeniyetlerine ev sahipliği yapan Ortadoğu… İnsanlığın beşiği ve Hz. İbrahim’in ayak izlerini taşıyan yurtlar… Ve Müslümanlar üzerinden süregiden savaşlar… Bir bakıma
Hz. İbrahim’in mirası peşindeki evlatlarının amansız mücadelesi…
Ortadoğu’da yalnızca fikirler, inanışlar, canlar değil, tarih de bir katliamın pençesinde. Artık hakikati görenler, Irak ve Suriye’de birinin kanı toprağa akarken uzaklarda kanı bitlenen birilerini, burada bir kurşun namludan fırladığında meçhul ülkelerde kabaran cüzdanları, burada annelerin ağıtları gözyaşlarına karışırken bir yerlere gizlice kaçırılan tarihi mirası fark edebiliyorlar. Oynanan oyuna insanlığın geçmişiyle hesaplaşması deniyor ama hakikatte geleceğini belirleme potansiyeline sahip.
Elinizdeki kitabı yalnızca Roma, Kudüs ve İstanbul ekseninde
bir casusluk romanı olarak değil, aynı zamanda
Mezopotamya’nın sosyal, siyasi ve sanatsal tarihi gibi de okuyacaksınız. İskender Pala’nın her zamanki yetkin
kaleminden nefes nefese bir polisiye...

(Tanıtım Bülteninden)

Seveni de var sevmeyeni de.... Kitaplarını severek okuyanlardanım, bu kitabını da severek ve ilgi ile okudum. 

8.5.16

The Girl On The Train, Trendeki Kız, Kütüphaneci filmi derken...

Yarın anneler günü. Her ne kadar ben "anneler, babalar ve sevgililer gününü" kutlamasam da yakında benim için de kaçınılmaz bir son olacak sanırım. :))
Olsun be , olsunda kızımdan olsun dimi ama :)) desemde  büyüdüğünde ona da anlatırım böyle günleri pek kutlamadığımı.... Beni anlayacağını umuyorum.

 Trendeki Kız/ Paula Hawkins kitabı bir solukta bitti. Başlar da sıkılır gibi oldum çünkü çok sıradan gelmişti. Ama konusu ilerledikçe sanki yanı başımda geçiyordu olaylar. Sanırım yazarın ilk kitabı olmasına ve çok satmasının sebebi bu. Hep derim kitap için anlatım dili önemlidir. Sizi peşinden sayfalara sürüklemelidir...
İşte bu kitap da öyle.
Hani edebi bir anlatım, konu beklemeyin.
Okurken kendim geldi aklıma. Gerçi trenle seyahat etmeyi sevenler bilirler; camdan bakarken ister istemez tren istasyonuna yakın evlerin pencerelerine bakmadan geçmezsiniz. Tabi eğer kitp okumuyorsanız yada yanınızda ki ile sohbet etmiyorsanız.
Uzun zamandır terne binmiyorum çünkü SöğütlüÇeşme hattı kapandı. Bakalım Hasanpaşa Garı açılacak diye bir söylenti var. Çok özledim vallahi yahu... trenle yolculuk başka bir keyiftir bence...
Kitabın konusuna gelince de okurken Rachel'e çok acıdım yahu.... Ne zordor dedim içtikten sonrasını hatırlamamak... Ama sonlara doğru yazar sizi öyle bir şaşırtıyor ki.... Elbette katil kim, ne oldu gibi kısımları burdan yazmayacağım.. Cık cık ağzımdan laf alamazsınız :))
Diyeceğim o ki kitap ara kitap olarak gayet başarılı. Eğer uzun zamandır ağır kitaplar okuyorsanız, bir soluk almalık olarak iyi bir seçim olur....


Türkçe'ye Kütüphaneci olarak çevrilen bu filmi de Cuma günü kız uyuyunca; hadi dedim bu sefer kitap okumayayım da film kanallarından bir tanesinde film izleyeyim... Şansıma bu film de yeni başlamıştı. Hoşuma da gitti. Hem dinlendim hemde izlerken keyif aldım. 
Bİr zamanlar bende kütüphaneci olmak isterdim yada bir kitapçı da çalışmak... Belki bir gün olur dimi ama? ;)
Filmin konusuna gelince isminden de tahmin edeceğiniz gibi yerel bir kütüphane kapanır ve kütüphaneci olan bayanımız da kendini tatil turuna çıkartır. Tabi biraz takıntılıdır oyuncumuz; kendisine dokunulmasından hoşlanmaz, fazla konuşmaz ama sıkı bir okurdur... sonrasında gittiği yerde ki tur rehberi ile aşk yaşar... Tabi bunda tur rehberinin girişimciliği etkilidir ki adam da kadının duruşundan, gizeminden ve iyi bir okuyucu olmasından etkilenir ve oda kitap okumaya başlar... vs...
izleyin derim filmi...keyifliydi...


böyleyken böyle blog, yazıı yazdım, diğer blogları okudum, yorumlarımı yaptım. Şimdi sırada gece okuması var...
Şİmdiden keyifli pazarlar.... :)

30.9.15

Kavim Ahmet Ümit, Cinderella, Hızlı Ve Öfkeli 7, Kung Fu Jungle veee bizzzzz... :)

Veee Sonbahar tatlı tatlı yüzünü gösterdi. Şikayetçi miyim? Aslaaaaaaaaaaaaa.
Üşümeyi, üstüme bir şey alıp dışarı çıkmayı özlemişim. :)

Yağmurlu ve serin havayı seviyorum. Yağmurun sesini dinledim dün balkonumda. Kızçem uyuyunca kitap, kahve ikilisini yanıma alıp kendimi balkonuma atıyorum. Ve esen hava da kah gözlerimi kapatım içimi dinliyorum havanın sesi ile birlikte kah kitabımı okuyorum. Eğer böyle ufak kaçamaklar yapmazsam günler zor geçer benim için sanırım. Çünkü şu aralar havalardan dolayı pek dışarı çıkamıyoruz kızçemle, birde bunları yapmazsam çok sıkılır içim çokkkk.....

Bayramı da geçirdik çekirdek ailemle. Sabahtan kayınvalideye kahvaltıya gittik. Öğlen de kardeşimgiller geldi. Güzel bir sofra kurduk el birliği ile ve keyifle akşamı ettik. Çok seviyorum böyle toplanmaları....
Ertesi gün de gidilecek bir kaç yer vardı onları ziyaret et, komşularımızı da ziyaret ettik elbette. Yoksa bayram havasını nasıl aşılardık kızımıza. Büyüklerimize gitmek, secdiğimiz görüştüğümüz, arkadaşlarla, komşuları ziyaret etmek çok keyifli. Çalınan kapılarımız hiç susmasın bence. :))

  Umay'ı ikinci gün Bostancı Lunapark'ına götürdük. Akşam üzeri götürdük ki o renkli ışıkları görsün. :)
Açıkcası içten içe biraz tereddütlerim vardı; acaba ürker mi, korkar mı? Ağlar mı? binmek istemezse ya korkupta... diye...
Ama nerdeeeeeee. Akıllı kızım benim ya. Etrafını " aaaaaa" diye diye bakınıp durdu. Bineceği hepi topu üç şey vardı onlara da ma aile bindik. Çoook keyifliydi Umay, tabi onunla bizde keyiflendik. Seneye daha bir keyifli olur lunapark artık bizim için. Çook kalabalıktı. Eee tabi ki bayram çocuklar için benceeeee.

 Kitaplardan da Kavim/ Ahmet Ümit kitabı bitti. Valla çok heyecanla ve keyifle okudum kitabı. Ama bu ara üst üste o kadar çok A.Ümit kitabı okudum ki aa vermemin zamanı geldi sanırım. Birde evet polisiye romanında usta bir yazar, katili saklamayı ve ters köşe yapmayı okura çok iyi biliyor. Ama bence biraz ara vermeli polisiye romanlarına. Çünkü artık yazım dili çok aynı olmuş... Bu kitabında da dinler adı altında işlenen ama asıl amacı farklı olan bir cinayeti anlatmış yazar. Ve tarihi romanlar konusunda daha çok kitabı olmalı sevgili Ahmet Ümit'in. Çünkü hiç sıkmadan işliyor konuları.
Kitabın konusunda daha fazla bilgi gelmiyo benden biliyorsunuz. :) Tek diyebileceğim okuyun güzel bir kitap.



Filmlerden de bir klasik olan Cinderella'nın yeni çekimini izledik. Hikaye bildik olunca fazla birşey beklemeden bir izlenimlik film olarak ara fil diye izledik.
 Veee serini son filmi olan Hızlı Ve Öfkeli7 yine benim için tabi çok keyifliydi. Görsel sahneler ve yarışlar çok heyecanlıydı. Nedense bu seriyi çok sevdim :))

Dün izlediğimiz bir diğer film ise Kung Fu Jungle idi. Özellikle sizde uzak doğu filmlerini ve öğretilerini seviyorsanız bu filmi beğenirsiniz.
Çok istiyorum uzak doğuya gitmeyi. Öğretilerini kendime çok yakın bulduğumdan sanırım. Bu filmde de dövüş sanatında uzman olan bir öğretmen dövüş sırasında karşısında ki kişiyi istemeden öldürür ve hapse girer. Başka bir dövüş sanatı konusunda uzman olan kişi de kafayı bizim bu ustaya takar ve dışarı çıkması için şantaj yapar. Amacı büyük ustayla dövüşmek ve onu öldürüp kendisinin usta olduğunu kanıtlamak. hapisteki öğretici de polisle iş birliği yapıp dışarı çıkar ve olaylar gelişir.
Kung Fu harika bir dövüş sanatı. O hareketler, o içe dönüşler  çok önemli.... Araştırıyım da öyle detaylı yazayım dimi ama blog. :))

Öyle işte eylül ayını bitirdik neredeyse. Bizde haberler böyle, sizden naber blog?.

24.6.15

Beyoğlu'nunEn Güzel Abisi / AhmetÜmit...

Sanırım havalardan yine bünyemde dengezlik söz konusu. Devamlı uuyku hali,  yorgunluk var üzerimde.... Yok yok gebe değilim :)

Tabi çok uzun zamandır sağlıklı bir şekilde dinlenememek de etkili bunda... Neyse az kaldı diye kendimi teselli etmeye devam....

Bu aralar evdeyiz hava durumu malum... Havayla birlikte benim alerjide oynaklık gösteriyor. Çok sıcaklar da tıkanma ve nefes alamama durumu devam ediyor. Serinleyince de sadece göz kaşıntısı ve burun akıntısı..... Buda geçecek inşallah....

Ramazan ayı dolayısı ile ssohbetini, anlatımını çok sevdiğim  Senai Demirci Trt1'de  program yapıyor ama saatinden dolayı izleyemiyorum.... Malum çok geç saatlerde yatamıyorum, çok özledim gece oturmalarımı... Zaman az zaman sonra yine oturucam geceleri....

Tabi özlediğim çok şey var kendi hayatıma dair.  Yalnız hayatıma öyle bir güzellik girdi ki herşeyi ertelemeye razıyım. İyi ki diyorum iyi ki Umay hayatımızda. Kızımı ve gün içindeki hareketlerini düşürünce özlediğim herşey geride kalıyor.

Tabi bu arada Ahmet Ümit'in "Beyoğlu'nun En Güzel Abisi"  romanını bitirdim. Yazarın bir tek "Babı Esra"  kitabını okumuş ve çok beğenmiştim anlatım dilini.

Bu kitabında da öyle. Her okuyup bıraktığımda sanki olaylara bende şahittim ve kafamda olaylar dönüp duruyordu. Seviyorum böyle kitapları.

Konusuna gelince kitabın tabi ki katili söylemiycem. :)

Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet ve mafya babalarınınaarasındaki çekişmeler,  kadın meselesi,  Sokak çocukları  ve olmazsa olmaz İstanbul'un en güzel anlatımı var kitapta. Polisiye seviyorsanız okuyun derim.
Kitaptan alıntılar :
Bazı gerçeklerin kimseye yararı yoktur. (s:82)
&"Azrail'e koz vermek istemiyorsan,  sevdiklerinin sayısını az tutacaksın bu dünyada. "(s:151)
&" insan yaşadığı yere benzer. "demiş şair. (s:478)

İyi geceler blog .