Lorenza Foschini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lorenza Foschini etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.4.20

Covid'li Günlük....Kitaplar...

3.haftada bitergen, biraz daha gerginim.... Kızın yanında belli etmemeye çalışsam da bazen ufak tefek ifadelerim, sabırsızlığım, sesimin tonunun kalınlaşması kendini ele veriyor.....
Özellikle akşam haberleri ve gece tartışma programlarını dinlemeden edemiyorum.
Ve biliyorum şuan çoğunluğumuz böyleyiz.
Genelde arkadaşlarımızla, ailemizle görüntülü konuşuyoruz...
Tabi evde tüm etkinliklerimizi kullanıyoruz :) Hiç dışarı çıkmadan etkinlik yapmak da açıkcası biraz zorluyor. Her ne kadar "şimdi herkesin serbest zamanı" desekde eşimle... kızçe bir yerden sonra hop yanımda.
Tabi bir de mutfak kısmı var, aşçı oluyorum yakında size taze haber :)) benden...
bugün artık girmedim mutfağa, dünde eşim yaptı yemeği....
Bu aralar eve taktım, bahar temizliğine kalkıştım, dip köşe.... hoş şimdi yapıyorum bir kaç ay sonra hop dön başa.....
Tabi geceleri okuyorum genelde, gündüzleri de eşim kıza ders çalıştırırken ya da onlar spor yaparken okuyorum biraz.
Acaba diyordum bizim kız tek çocuk ondan mı kendi başına hiç bir şey yapmak istemiyor?... lakin çoğu arkadaşımın iki çocuğu var ve onlarla görüştüğümde alakası olmadığını söylüyorlar. Hatta devamlı evde olduklarından dolayı, kedi köpek gibiler ve çok az berber oynuyorlar sonra hop bize sarıyorlar diyorlar.


Birde sanıyorum biz zamane  annelerin sorunu, devamlı çocukla ilgilenmek, aman yalnız kalmasın, kaliteli zaman geçireyim, etkinlik yaptırayım modu oluyor.
Bazen bana da oluyor ve eğer kendimle biraz daha fazla vakit geçirdiysem vicdanen üzülüyorum.... Sanki devamlı Umay'ın isteğini yapmalı, onunla oyun oynamalıyım gibi hissediyorum ve aslında çok az oyun oynuyorum. Genelde babası oynuyor. Çünkü ben oynayamıyorum. Daha çok kuduruyoruz, alt alta, üst üste... tabi en sevdiği şey kızın, nasıl kahkahalar atıyor anlatamam. O zaman benden mutlusu yok.
Geçen gün karşı sokakta 2 tur attık Umay ile.... biraz daha istedi ama korkudan eve soktum. Kimse yoktu sokakta oysa ki... çocukda haklı 15 gündür evdeydi. Öyle iyi geldi ki ana kız bize...

Öyle işte! Bildik durumlar.... Geçecek bugünler,Allah Yar ve Yardımcımız olsun ve biz insanlara akıl fikir versin......

Okuduğum kitaplara gelirsek....

Grup oalarak "Engin Geçtan/ Hayat" kitabını okuduk. Evet altını çizdiğim cümleler de oldu lakin çok sarmadı beni/izi....
Çok fazla tekrar vardı. Birde belirli yaşa gelince bazı konuları, bazı yaşanmışlıkları hayatımızda aşmış oluyoruz o yüzden bu kitaplar bize gelmiyor.... Yoksa haddime mi Engin Hoca'nın tecrübesini, anlattıklarını eleştirmek..


Ölçülen zamanın egemenliği, benliğimize mal ettiğimiz çalar saatlerden ötürü ilk bakışta bize baş edilmez görünebilir. Ancak yaşantılarımıza dikkatle bakıldığında, pek çok şeyi, saati ayarlamış olduğumuz zamanda değil de 'eşref saati' geldiğinde gerçekleştirebildiğimizi görebiliriz. Trafik ışığı kırmızıya dönüşmeden önce yetişebilmek için seferberlik durumuna geçtiğinizde ya da asansörün gelmesini bekleyemeden merdivene yöneldiğinizde kazandığınız saniyelerin neden sizden daha değerli olduğu sorusunu hiç kendinize sordunuz mu?"
- Engin Geçtan-
(Arka Kapak) diyor.
Kitabında da altını çizdiği cümlelerden, etkilendiği durumlardan örneklerle anlatıyor.


Bu kitap; Bir Kutu Kitap'ın aylık gönderisinden gelmişti.
Araştırma yazısı bir kitap. "Biri Bizi Gözetliyor/Uğur Dolgun"
Çok ama çok fazla tekrar vardı. Birde uzun zamandır bu bilgiler o kadar çok tekrar edildi ki.... Bazı sayfaları atlayarak okudum.
Belki 20'li yaşlarda olsaydım, bu konularda bilgimde az olsaydı, daha bir merak ile okurdum diye düşünüyorum.
Arka kapakta; Uydu takibi, beyin parmak izleri, yüz tanıma sistemleri, akıllı telefonlarımızdaki casuslar, dijital fişlemeler, kameralarla donatılmış şehirler, elektronik devlet uygulamaları... Dünyaya geldiğimiz andan itibaren hakkımızdaki her şeyi kayıt altına alanlar bunu nasıl başarıyorlar? Hangi yöntemleri kullanıyorlar? Bundan çıkarları ne? Kim bunlar? İşte bütün bu sorular elinizdeki kitapta yanıt buluyor. Gözetim toplumu alanında yaptığı çalışmalarıyla tanınan Uğur Dolgun, izleme ve izlenme paranoyasını derinlemesine analiz ediyor ve bizi gözetleyenlerden nasıl korunacağımızın ipuçlarını veriyor.

"Biri Bizi Gözetliyor", dijital çağda yaşayan herkesin okuması gereken bir kitap. böyle diyor.

Ama bence öyle değil.....

Veeee biliyorsunuzdur çok yazdım. Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisini okuyorum. 4. kitabındayım. Araya "Proust'un Paltosu/Lorenza Foschini," okudum.
Tabi çevirisini bence en iyi çevirmenlerden olan "Eren Yücesay Cendey" hanım yapmış.

Marcel Proust 1922 yılında Kayıp Zamanın İzinde'yi tamamlamasının ardından hayata gözlerini yumduğunda arkasında düzenlenmesi gereken düzinelerce defter, sayısız mektup, eskiz, müsvedde ve elbette kişisel eşya bırakmıştı. Modern edebiyatın çehresini değiştiren bu büyük yazarın hayatına dair ayrıntılar bugün bile yeni bulgularla araştırmacıları şaşırtmaya devam ediyor.

Zengin bir Proust okurunun, Guérin'in, giderek edebi bir saplantıya dönüşen hikâyesi, yetmişli yılların başında Kayıp Zamanın İzinde romanını filme çekmeye niyetlenen ünlü yönetmen Visconti'nin kostümcüsüyle yapılan bir röportajyla başlar. Bir Proust hayranı olan Guérin, hastalanınca bir rastlantı sonucu Proust'un kardeşi Dr. Robert Proust tarafından tedavi edilir ve bu durumu benzersiz bir fırsat olarak görür. Düşünceleri, yazdıkları ve cinsel tercihleri yüzünden ailede istenmeyen kişi olan Proust'tan kalan ve hoyratça sağa sola dağıtılan eşyanın, kimisi büyük bir umursamazlıkla yakılmış nice mektup, müsvedde ve kitaptan geride kalanların peşine düşer, kâh para vererek, kâh tatlı dille ikna ederek. Bıkmadan sürdürdüğü bu çabaların sonunda hiç ummadığı bir ödüle kavuşur: Proust'un yaşamının büyük kısmında sırtında olan, yazdığı gecelerde yorgan görevi gören paltosuna.

Proust'un Paltosu, her biri Marcel Proust'un, yazdıklarının ve geride bıraktıklarının bekçisi olmuş bir dizi şaşırtıcı ve unutulmaz karakterle zenginleşmiş, yitirilen ve bulunan, sıradan nesneler ve sıradışı arzularla dokunmuş ilginç bir öykü, Proust hayranlarına hoş bir sürpriz. diyor arka kapağında.
Ve güzelde bir özet olmuş
Eğer Proust okuyacaksınız yanında mutlaka bunları da okuyun.

Böyle işte!