gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gebelik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.3.14

Anne-kız biz geldikkkkkk :)))))

Kızımmmmmmm 03.03.2014 Pazartesi sabahı gelmeye karar verdi. Sabah apar topar hastane de aldık soluğu. Kakasını yaptığından  hemen sezeryana aldılar.
Tek sevincim haftasını tamamlamış olması. Maşallah  nur topu gibi kızım. :) Tabi mekonyum  olarak doğduğundan 3-4 günlük bir antibiyotik tedavimiz oluyor. Onun dışında çok afacan bir kızım var.
Öyle güzel bir duyguymuş ki 9 ay karnınızda taşıdığınız evladınızı kucağınıza almak anlatamam. Yaşayanlar beni çok iyi anlar. Allah evlat isteyen herkese nasip etsin.
Bizde durumlar böyle, yoğun günler bizi bekliyor. Bizden ses vermek istedim size.
Arayanınız, soranınız oldu. Tebrikler ettiniz.
Hepinize çook teşekkür ederim. Ve iyi dilekleriniz içinde Aminnnnnnnn :)

İyi pazarlar.

25.2.14

Bizim kızın gelmeye niyeti yok :)))) 39+2 haftalık olduk bizzzzz :)

Veeee doğuma 4 gün kaldı. Ama bizim kızın gelmeye niyeti yok. :) Keyfi yerinde. Bugün haftalık NST kontrolümüz vardı. Sancılarım başlamadığından doktor "pazar gününe" kadar bekleyelim yoksa pazartesi gelin suni sancı ile doğumu başlatalım dedi.
Daha önce paylaşmıştım sizinle; fazla ve uzun yürüyüşler yaptığımdan doktor istirahat etmemi söylemişti.
Bugün de dedi ki; bol bol yürüyüş yap ki bebiş gelsin dedi. :))))
Çünkü normal doğum istiyorummmmmm hemde çok. Ve doktorumda bu konuda bana güvendiğini söyledi. Çünkü ağrı eşiğim yüksek. Gebe kalmadan önce de düşündüğümde öyle hemen ağrıda sızıda sızlanan biri, ilaç alan biri değilimdir. Dayanıklıyımdır. Birde doğumumun  doğa ya uygun olmasını istiyorum. 
Her anını yaşamak istiyorum. Gerçi şanslı gebelerdenim. Hamileliğimin ilk 3 ayı dışında harika geçirdim. Son günlerim olmasına rağmen; hiç ağır gelmiyor. Bir çok arkadaşım son aylarında, "doğsada rahatlasam, uyuyamıyorum v.b..." yakınmalarda bulunurlardı. Bende bunların hiçbiri olmadı.
Hatta en kaliteli uykumu gebelikte geçirdim diyebilirim.
Bıraksalar dağ bayır gezebilirim. O kadar kendimi enerjik hissediyorum.

Bu tatlı, heyecanlı bekleyişin dışında; Bülbülü Öldürmek/ Harper Lee kitabını bitirdim.



Kitabın konusu yabancı olduğumuz konular değil. Ama yazarın anlatım dili, olaylara yaklaşımı ve çocuğun gözünden aktarımı çok iyiydi. 
Kitabı okurken aklımdan Yeşil Yol ve Duyguların Rengi filmleri geçti. Hala da ırkçılığın olduğunu düşünürsek, içimin cız etmemesi mümkün değildi. Birde kitapta; babanın çocuklarına hayata dair verdiği mesajlar, dersler çok iyiydi. Devamlı nasihat vermektense davranışları ve yaşam biçimi ile örnek bir baba olması ne kadar güzeldi.
Bence benim gibi daha okumayanlardansanız bu kitabı muhakkak okuyun. 

Bizde artık bekleyiş durumları var. 4 gün sonra nasipse kızımız hayatımıza merhaba diyecek. O yüzden bu ara okumalarım ve film izlemelerim yavaşladı.
Böyle işte.... Yeni ve güzel haberlerle görüşmek üzere. :)



10.2.14

37.Haftaya başladık... Geri sayım da başladı bizde :))

Herkese selam. İyi haftalarınız olsun.
Biz artık gebelikte geri saymaya başladık. Çünkü bebek heran gelebilirmiş. Tabi bizim tek temmenimiz zamanında, 40.haftayı tamamladığında gelmesi ama belli de olmaz tabi.
Geçen hafta rutin kontrole gittiğimizde doktorumuzla konuşurken; kendisine 3-5 saat yürüdüğümü söyledim. Şaşırdı tabi. "Yorulmuyor musun?" dedi. Bendeee yooo bıraksalar daha çok yürürüm dedim. :)
O zaman dedi bu hafta olan muayeneyi o hafta yaptı ve beni NST'ye bağladı.
 Normalde 20-30 olması gereken sancılar bende 60 çıktı. 
Veeee doktor yarın ki kontrole kadar yürüyüşü yasakladı..... Çünkü dedi; bebeğin pozisyonu da uygun ve böyle yürümeye devam edersen heran kızımız merhaba diyebilir Gülşah'cım.
Beni görseniz.... Aman dedim Figen Hn. yürümem. Yeterki zamanın da gelsin. Çünkü doktorumuzun demesi 37. haftaya kadar gelmemesi gerektiği. Artık haftalık olan NST cihazına bağlanma durumumuz başladı. Bu haftaki kontrol günümüz yarın. Bakalım neler diyecek doktor. 
Aaa birde tabi bizim ilk çocuğumuz olacağı için bazı konular da tecrübesiziz. Benim geçtiğimiz haftalar da kasıklarım da ağrılarım oluyordu ara ara. Özellikle sabaha karşı. Konuştuğum kişiler hep; tuvaletin vardır çocuk da baskı yapıyordur dediler. Bende yok canım, tuvaletim gelse bilirim diyordum ama ısrarla aynı yorumu yapıyorlardı.
Meğersem doktora sordum, onlar öncü sancılarmış. Dikkatli olmamı ve takip etmemi söyledi.
Eşimle 15 tatilin başladığı hafta hastane çantamızı hazırlamıştık. İyi ki hazırlamışız. Çok şükür herşeyimiz tamam. 
Birde annemi bekliyoruz, inşallah bu hafta gelecek. 
Bizde böyle artık sokak bana yasak doğum zamanına kadar. Bende evde takılıyorum. :))) Güzel havaların tadını camdan içeri vuran ılık havayla çıkartıyorum.




Film izlemelere devam bizde. Bu filmlerin dışında; AÇLIK OYUNLARI2, MONSTER ACADEMY, ÇILGIN HIRSIZLAR2 yi de izledik.
Blue Jasmine'in konusu öyle özel değil. Ama oyunculukları ve aktarım iyiydi. Konusu da; Jasmine'nin kocası zengindir ama bu zenginlik hep kaçakcılıkla elde edilmiştir. Aynı zamanda karısını hep arkadaşları ile aldatmaktadır. Karısı birgün herşeyi öğrenir ve kocasını FBI'a şikayet eder. Adam hapse girer, intihar eder. Jasmine'nin hayatı anlatılır bundan sonra....
 Kaptan Phillips'de gerçek hayattan alınan bir filmdir. Somali'li deniz korsanlarının Amerikalı bir yardım yük gemisinin kaptanını kaçırılmasını film yapmışlar.
Ana tema aynı tabi; Amerika'ya bulaşma yoksa sonun kötü olur......
Eşimle konuşurken dedik ki; bizde de böyle olaylar oluyor. Hatta deprem ülkesiyiz, neler atlatıyoruz ama hiçbir film yapımcısı bunu sinemaya uyarlamıyor. Sonuçta Van'a yapılan yardımlar, Kocaeli depremi... Bizde de uçak ve gemi kaçırma olayları oluyor.
Biz anca zenginkız- fakir oğlan filmi yapalım çoğunlukla.......
Bu kitabı geçen sene bloglar arası kitaplaşma etkinliğinde Merve yollamıştı. Okumak bu seneye kısmet oldu. 
Bu kitapta ki anlatılanlar da gerçek hikayeden alınmış. 

Konusu: Pablo Escobar,uzun yıllar Kolombiya halkını haraca bağlamış,ünlü bir uyuşturucu kaçakçısıdır.Her şeyin bir sonu olduğu gibi onun da sonu gelmiştir ve teslim olmak zorundadır.Teslim olma zorunluluğu biraz da diğer kartellerden kurtulmak içindir.Fakat direk teslim olursa cezası oldukça ağır olacaktır, pazarlık yapmak için elinde koz bulunmalıdır.Bu amaçla çoğunluğu gazetecilerden oluşan 9 kişiyi kaçırır.Marquez bu romana gazeteci kişiliğini de katarak,Pablo Escobar’ın kaçırdığı bu 9 kişinin öyküsünü,pazarlık sürecini ve sürece yakından tanıklık edenlerin duygularını aktarıyor.
Ve tabiki kaçırılan gazetecilerin psikolojileri, aileleri......


Birçok kişinin okuduğu kitaba başladım bende bu sene; Bülbülü Öldürmek.
Şimdilik fena gitmiyor. Anlatım dili yalın ve sade. Sayfalar nasıl akıyor anlamıyorum.

Bizde böyleeeee.
Herkese iyi haftalar. Okullar da açıldı. Öğretmenlerimize de ikinci yarıyılda başarılar.
Eşcağzım sana da başarılar. :)
 

27.1.14

Bir Kitap, Bir Film, Gebelik de son günler...

Veeeee 35.haftaya başladık kızımızla. Öyle hareketli öyle hareketli ki anlatamam. Artık birçok şeye bilinçli tepki veriyor/muş. 
Geçen hafta kontrolümüz vardı. Herşey yolundayımış. Kilo da almış kızım. Şubat'ın ikinci haftası belli olacak doğum zamanım. Çok heyecanlıyım. Ve hep dua ediyorum inşallah normal doğum yaparım diye. Çünkü tek isteğim normal doğum. 
Hergün yürüyüş yapıyoruz eşimle. Hatta abartıyoruz yürüyüşü, eve döndüğümüzde bir bakıyoruz 3-4 saat yürümüşüz. Muhakkak bi Kadıköy yapıyoruz. :) 
Bu hafta aşırı mide yanmalarım başladı. Onun dışında hareketlerim de tek kısıt "çoraplarımı giyemiyorum" çünkü göbüşüm büyüdü ve eğildiğimde midem bulanıyor ve hemen tekme yiyorum kızımdan. :)
Gece uykularım düzenli hatta en kaliteli uykumu gebeyken uyuyorum diyebilirim. Akşam belli bir saatten sonra sıvı almıyorum ki gece sık sık tuvalete kalkmayayım. :) Fikslediğimiz saat sabah 5 gibi bir tuvalet olayımız oluyor onun dışında rahatım. 
Önümüzde ki hafta hastane çantamızı da hazırladık mı geriye bir tek bebğimizin zamanında aramıza katılması kalıyor. 
Bu arada eşim bu haftasonu "babalık eğitimi"ne gitti hastanenin. Bir çok şeyi anlatıyorlar bu eğitimde. Hemde akıllarına takılan soruları sorabiliyorlar uzman doktorlara.
Yazılarımı okuyanlarınız arasında gebe olanlarınız var ise hastanenin ücretsiz hem annelik hem babalık eğitimlerinden faydalanabiliyorsunuz. Hemde o hastane de doğum yapmayacak olsanız bile. 
Central Hospital Kozyatağı / Hastanenin site adresi için TIK TIK  

 Böyle işte sona doğru geliyoruz.... Artık bekleyişteyiz. 




 Dün akşam ki filmimiz "Aşkın Müziği" filmi idi.  Bir döneme; 50 ve 60'lı yıllara damgasını vurmuş, önce Blues ardından Rock n Roll, Country müziğin de çıkışına vesile olan müzk şirketinin sahibinin ve diğer dönemin sanatçılarının biyografisini anlatan güzel bir filmdi. Gerçekten de Allah zencilere gırtlak vermiş. Yaşadıkları zorlukların dışında. Çok üzülüyorum onların yaşadıklarına......
Peki kim bu ünlüler derseniz; filmin özetinden...

Leonard Chess’in yükşelişinin hikayesini ve Muddy Waters (Jeffrey Wright), Little Walter (Columbus Short), Chuck Berry (Mos Def), Willie Dixon (Cedric The Entertainer) ve muhteşem Etta James (Beyoncé Knowles) gibi firmasına kattığı unutulmaz şöhretlerin hayatlarını anlatıyor…




Yazar ile tanışmam kendisinin "Unutmak" kitabı ile olmuştu. Anladım ki yanlış seçimmiş. Zaten Unutmak kitabı nehir söyleşiydi.
Bu kitabı arkadaşım hediye etmişti ve iyi ki etmiş. Yazarın cümlelerine, hayata bakışını, olayları kurgulamasını çok sevdim.
Kitaptaki isimler de beni etkiledi. Özellikle baş kahramanımız Ulya'nın duruşu, kadın olarak verdiği mücadele çok iyiydi.

Kitapta ki anlatılan hikayenin aralığı çok kısa ama hem geçmişte yaşananlar, hem şimdiki zamanda yaşananlar ömre bedel.
Taş ve Ten; bir aşkın özellikle  gecikmiş aşkın bir sıçrama anıdır. İki insanın ölümcül acılar, düş yıkımları ve korkularla yazılmış kişisel tarihlerini ve yüreklerini birbirlerine açarken kaybetmeye yaktıkları ağıttır. Bölüşerek suskunluğu aşma duygusu, arzuların ve ruhun dünyasına özgürleştirici bir yolculuktur. 

Okumadıysanız okuyun derim.

Sürükleyici yeni bir kitaba başladım; Bir Kaçırılma Öyküsü/ Marquez'i.
Gerçek bir kaçırılma öyküsünü anlatan bir kitap. Elimden hiç  bırakmak istemiyorum..... 

Böyle işte bizde durumlar....
Herkese sağlıklı iyi haftalar. :)

15.1.14

33.hafta geride kalırken.... Filmler, kitaplar, ben... :)

Veee 33.haftaya başladık kızımızla. Artık göbüş büyüdü. Yavaş yavaş bel ağrılarım da oluyor. Fazla ayakta kalırsam yada çook uzun yürürsem sırtım ve belim ağrıyor.
Onun dışında iyiyim ama. Gezmeden geri kalmıyorum :)))
Kızımınhareketleri dışardan da gözüküyor. Bazen öyle bir vuruyor ki; noluyoruz diyorum. Tabi tahmin edersiniz ki bana ve babamıza harika geliyor bu tekmeler. Hep oynasın, kendini belli etsin istiyoruz.
En büyük duam kızımızın gelmesi gerektiği zamanda doğması; birde normal doğum yapmak.

Bu arada eksiklerimiz tamamlandı. Odası artık hazır kızımızın. Yatağını aldık, gardıropunu yaptırdık, lambası, lambederi tamam. Hediye olarak sallanan sandalyem de yapılıyor. Yere halı almayı düşünmüyorum. Çünkü direk toz yuvası oluyor halılar. En azından yaşına kadar bazı şeylere çok dikkat etmek gerekir. Genel düşüncem olarak çok pimpirikli olmak istemiyorum. Her şey sade ve basit olsun istiyorum.
Çamaşırları yıkandı, geriye ütü işi kaldı. Birde hastane çantası hazırlıycam/z. 

Bu durumun dışanda havalar güzel olunca hep dıaşrılara atıyoruz kendimizi. Arada film izlemeyi de ihmal etmiyoruz tabikisi de:)





 Yılın biten ilk kitabı "Hobbit Ve Felsefe". Dalında uzman 3 yazarın Tolkien'in yaşamından, öğretim hayatından ve kitaplarından yola çıkarak hazırladıkları bir kitap. Bu kitap sayesinde aslında Yüzüklerin Efendisinde bolcana geçen yürümenin, dağların, altının, yüzüğün ve diğer birçok karakterin neye dayandırılarak yaratıldığına ve hangi felsefeyi benimsediğine şayit oluyorsunuz. Tabi aynı zamanda diğer felsefe akımına öncülük etmiş filozofların da düşüncelerine ve yorumlarına yer verilmiş. Eğer yazarı ve felsefeyi seviyorsanız okuyun derim.
 Geçen sene gösterimde olan filmi bu sene izledik. :)
Görsellik güzeldi. Birde bir insanın aşkı uğruna, hırsı ve zenginlik uğruna neler yapabileceğini gördük.
Fena değildi bence. Çoook iyiydi diyemeyeceğim.
Bu film enteresandı. Hiç ünlü oyuncusu olmadan konusu olarak harikaydı.  2012 yapımı ve IMBD den 6.4 puan almış.
20'li yaşlarında evli ama parasız, mutlu bir çift vardır. Kızın antikacı dükkanında bulduğu ve hayran kaldığı çaydanlığı çalması ile olaylar başlar. Bu çaydanlık sihirlidir ve kendinize zarar verdikçe içinden para çıkar.
Para hırsının kişilere neler yaptırabileceğini anlatan sıkmayan bir filmdi.


Bizde böyle blogdaşlar. Hayat bu aralar benim için tekdüze geçmekte. Yaklaşık 46 gün sonra hareketlenecek :)))))

Hepinize keyifli günler olsunnnnn :)



6.1.14

Eğitim, film, günlük....

Yeni bir yıla iyisiyle kötüsüyle girdik. Yılbaşı akşamımız güzeldi. Arkadaşlarla girdik ve sabaha karşı evde aldık soluğu.  :)))

Artık kızım 32 haftalık oldu. Konuştuğumuz da tepkileri epey bir gösterişli oluyor. Kıyafetimden bile tekmeleri ve geçişleri belli oluyor. Tabi biz;  bu hareketleri görünce nasıl mutlu oluyoruz  anlatamam.  Odası artık hazır, bir tek kendisinin zamanın da gelmesi kaldı. Yavaş yavaş kıyafetlerini de yıkamaya başladık. Çünkü ne zaman geleceği belli olmuyormuş bu bebeklerin. :)


 Kontrole gittiğim hastanenin Gebelik eğitimi oluyor her ay ve dışardan da katılabiliyorsunuz bu eğitime, aklınızda olsun.
Eğitim de gebeliğin süreçlerini,, bebek bakımı, yıkaması ve emzirme, beslenme, doğuma hazırlık hareketleri gibi eğitimleri konunun uzmanları anlatıyor. Varsa sizin sorularınızı da yanıtlıyor. Sonun da size hem sertifika hemde ufak bebek bakım ürünlerini hediye ediyorlar. Ayrıca ikramları ve yemek arası oluyor. Çok keyifli bir gündü. Bayağı bir şeyde öğrenmiş oldum.
Amacım ve isteğim normal doğum yapmak inşallah herşey yolunda gider ve bebeğimi normal doğum ile dünyaya getiririm. Siz de dualarınızı eksik etmeyin benden.....

 Yılın son filmi olarak 47 Ronin ( Ronin: Efendisiz Samuray) filmi ile yaptım.
Gerçek Ronin hikayesinden esinlenerek ve onların anısına çekilmiş bir filmiş.
Filmin tek kötü yanı, konunun Japonya'da geçmesine rağmen dilinin İngilizce olması...
Böyle mistik filmleri seviyorum. Bazılarına abartı gibi gelebiliyor ama eğer Uzak Doğu kültürüne meraklıysanız ve inanışlarını biliyorsanız bu filmlerin abartı olmadığını anlıuyorsunuz ve bakış açınız değişik oluyor.



Bu yumurtalı ekmeklerde kocamın yeni spesiyali :))
Ekmeğin ortasını bardak yardımı ile oymuş. Tavaya dizip ortasına da yumurtayı kırıyorsunuz ve ağır ateşte pişiriyorsunuz. Birde arzuya göre baharat serpiyorsunuz. Çok lezzetliydi. Kızarmış ekmek üstünde yumurta. Eğer sizde benim gibi yumurtayı fazla sevmiyorsanız değişik tariflerle iyi gidiyor yumurta.
Beyimmm ellerineee sağlıkkkkkk. :)


Herkese iyi haftalar....

19.12.13

günlük.....

Birkaç gündür televizyon izlemiyordum, bir duydum ki neler olmuş neler. Gerçi Twitter'da televizyon kadar güncel haberleri anında verdiğinden bazı şeyleri okumuştum.
Görev değişiklikleri, kara para aklayan, kaçıran derken.... gündem doluymuş. Şaşırdım mı! valla şaşırmadım....
Tek üzüldüğüm ülkemiz kaybediyor bu olaylar sonunda. Giden gidiyor, hapse giren giriyor ama hep sonraki günler, yıllar gidiyor ve biz hep geride kalıyoruz....

Nedense bu sene hiç içimden gelmiyor yılbaşı için evi süslemek, belki seneye... Birkaç yılbaşı kartım var göndereceğim, belki bana da gelir bilemiyorum tabi. Geçtiğimiz sene katıldığım bu etkinlik beni çok mutlu etmişti. Devam ettirmek yine aynı şekilde mutlu ediyor.

Kızım artık daha da büyüyor. 29. haftadayız. Salı günü doktora gittik. Kilo almış, hareketlenmiş hanım kızımız :)))) dilini çıkartıp duruyor bize, bakalım doğunca neler yapacak :)))  Sık idrara çıkmalarım başladı,, gece tekme atarak uyandırmalar da başladı. Onun dışında çatlaklar ve şişmeler henüz başlamadı. Ve başlamasınnnn. Belki de olmaz dimi, herkes de aynı durumlar olacak diye bişey yok.  Bir de artık çoraplarımı giyerken zorlanıyorum :)) eşim yardımcı oluyor sağolsun.  Birde bu ay uyku basmaları başladı. Ara ara deli gibi uykum geliyor. 5 dakka bile gözümü kapasam iyi geliyor. Bunlar dışında rutin hayatım devam ediyor.

Biz bu  oyuna fena sardık karı koca. Upwords oynuyoruz. Gece bile devam ediyoruz. Herşey elektriklerin kesilmesi ile başladı aslında :) Ne yapalım dedik; hadi kelime oyunu oynayalım dememizle birlikte iyice sardık oyuna. Çok zevkli bir oyun.



 Sever misiniz bilmem ama tam bir tarhana çorbası severim ben kış aylarında. Bide böyle tanesiz çorbaları kupa da içmeyi çok severim. Temizliğimi bitirnce hemen kupama çorbamı koyup başladım kitabımı okumaya.

Aaaaaa söylemeden olmazzzzz Lale Ablanın laleninbahcesi.tıktık tarif için bloğunda yayınladığı pratik elmalı tart tarifini yaptım kahvenin yanına. Güzel oldu, tavsiye ederim. Tekrar teşekkürler Lale Abla tarif için.







Kitaplardan hala Enel Hak Hallacı Mansur 'u okuyorum. Tabi öyle hemen roman gibi okunacak bir kitap olmadığından sindire sindire okuyorum. Hep derim bu tür kitaplar ruhuma, benliğime çok iyi geliyor.

Böylece haftayı bitirmeye az kaldı.

Ben kaçar..... :)





















8.12.13

27.hafta gebelik, günlük, kitap, film....

Havalar tam da ne güzel gidiyor derken dün kış geldi artık dedik İstanbul'a da. Gerçi olması gereken mevsimdeyiz ama güneşi biraz fazla görünce şımardık mı ne? :)
Bence her mevsim kendine göre güzel, keyifli, hüzünlü, hazan dolu.

Bende havalar güzelken gezebildiğim kadar gezmeye çalıştım; gidemediğim arkadaşlarıma gittim bu güzel havalarda. Bana da iyi geldi toplaşmak kızlarla.
Pazartesi günü 28.haftama başlıyoruz kızımla. :))) artık göbüşüm iyiceeee belli. (Gerçi karnıma bakmazsanız  hala anlaşılmıyor hamile olduğum. ) Çok şükür testlerimiz de bitti. Artık sanırım gün saymak kalıyor geriye. İnternette okuduğum kadarı ile ve tabi buna çevremde ki tecrübeli gebelerin de söylediği şey; 7.aydan itibaren ödemler ve kilo alımları başlıyormuş. Bakalım nasıl olacak benim son aylarım. :)))
Artık tekmelerini daha iyi duyabiliyorum/z kızımın/zın. hazırlıklarda yavaş yavaş devam ediyor.
Ve yavaş yavaş yan yatmalarımda da zorluklar yaşıyorum. Aslında mesele uykuya dalana kadar, daldım mı gerisi kolay. İnternette "sol yanınıza yatın" diyor ama ben sol tarafıma yatamıyorum, kalbim çok hızlı atıyor, nefesim daralıyor ve göbeğim daha bir rahatsız ediyor. Sağ yanda daha iyi yatıyorum.
27.haftada nefes alışverişlerimin değiştiğini farkettim. Daha hızlı nefes alıyorum, daha çabuk tıkanıyor ve yoruluyorum.
Sık tuvalete çıkmalarımda başladı. :)
Bu yazdıklarıma rağmen herşey o kadar güzel geliyor ki bana, sanki sık tuvalete çıkmak çok güzel birşey gibi geliyor :)))) sonuçta bir canlı büyüyor içimde; sevdiceğimle benden olan.

Bu hafta kardeşimgiller bizdeydiiiiiiiiiiiiii :))), yine 2 günümüz keyifli geçti. Toprak Cem gelir gelmez;" halacım ben seni çok özledim" diyip sarılıp sarılıp öpüyor. Tabi beni tahmin ediyorsunuzdur, ağzım kulaklarımdaaaaa. Bolcana kudurduk, oynadık, keyif aldık birbirimizden.

Sevdiceğim benim bu kuzuuuuuuuuu :)))






 Bu kitaplar kızlarla toplaştığımızda arkadaşım Hatice'den hediye. Okumayı sevdiğimi bildiğinden kitaplığından getirmiş bana sağolsun. Nasıl mutlu oldum anlatama. Bir sevdiceğim de "kitaplar benim." :)
 "Lütfen Anneme İyi Bak" kitabı bitince içimden dedim ki "sen nasıl bir yazarsın yahu" bu kitap bir harika. Özellikle ruhsal vurgular ve sorularla sizi sizden alıyor. Eğer psikoliyi seviyorsanız bu kitap tam size göre. Fazla detay veremiyorum çünkü instagramda bile bu kitabı okuyacağını söyleyen kişi sayısı fazlaydı. Okuyanlarla sohbet ederiz. :)
 Percy Jackson/ Canavarlar Denizi filmi de fantastik bir filmdi. Bir izlenlik keyifli filmlerden biri. Filmin kitabı da varmış ve sanırım üçlemeymiş; tam emin değilim.

 Bu kurabiyeleri de Sevdam yaptı. O kadar pratik ve basit ki anlatamam. Basit ama lezzetliiiiiiiiiiii.
Tahinli kurabiye. Tam ölçüleri bende bilmiyorum, Sevda'da netten bulmuş bu tarifi. Tadı biraz un kurabiyesine benziyor biraz daha tatlısını düşünün.
Özellikle kahve ile enfes bir tat.......

Yarın da dinlenmece günü biraz diycem ama öğlen Kadıköy'deyiz. Arada yoklamak lazım, boş bırakmaya gelmez Kadıköy :))

Haydin ben kaçar iyi geceler, keyifli pazarlar. :)

29.11.13

Şeker Yüklemesi, gezmece derken hafta bitti...

Bugün güne erken ve aç bi şekilde başladım.... Çünkü şeker yüklemesi yapılacaktı. Ve geçen sefer biraz yüksek çıktığından bu sefer ki yükleme 100'tü..... ve her saat başı 3 kez sizden kan alıyorlar. Çok şükür atlattık bunuda ve normal hatta değerin altında bile çıktı. Gerçi ben doktora demiştim; ilk yükleme yapıldığı hafta ben hem aşureleri hem tatlıları götürmüştüm, kesin ondan yüksek çıkmıştır dedim ama doktor da haklı olarak riske atamayız yeniden bir soz yükseğini yapmalıyız dedi. Veee sonuçlar yazdığım gibi. Çünkü gebe kaldığımdan beri o kadar dikkat ediyorum ki yememe içmeme anlatamam.

Artık 26 haftayı bitiriyorum. Çok şükür hala yaşantımda bir kısıtlama olmadı. Sadece yavaşladım biraz o kadar. :))  Mümkün olduğunca heryere yürüyerek gittiğimden çok iyi geliyor bana. Kilo da almadığımdan bel ağrılarımda başlamadı.

Daha önce yazmıştım ufaktan hazırlıklara başladık. Geçen hafta HavuzluHan'a gittik. Çok ucuz bir yer değil ama pahalıda eğil. Hatta bazı ürünlerde kampanya bile yapmışlar. Birde bi avantajı var; bir çok aradığınız bebek malzemelerini toplu halde bulabiliyorsunuz. Biz hastane çıkışımızı, bir kaç badı, tulumumuzu aldık. Avize siparişimizi verdik, gardıropta yapılıyor. Bir tek beşik kaldı onuda İkea'ya gidip alınca tamam olucak birçok şeyimiz.



Aaa bu arada bu hafta çok keyifliydi, kardeşimgiller bizde kaldı ve minik kuzumla bolcana vakit geçirdik. Büyüdükçe yeni hareketler ve sözlerle beni/bizi şaşırtıyor. Oynadık, güldük derken gittiler, evimiz çook sessizleşti.... Önümüzde ki hafta ben gideyimde arayı kapatayım hemen. :)

Kitaplardan Hayalperestler/ Patti Smith bitirdim. Aynı zamanda müzisyen olan yazar bu kitabında çocukluğundan aklında kalanları paylaşmış. Sevidm kitabı, yazım dili güzeldi.

Şimdi okuduğum kitap ise Lütfen Anneme İyi Bak . Şimdilik nefis gidiyor. Özellikle yazarın kurduğu cümleleri ve bakış açısını sevdim. Okurken sizde kendi hayatınızdanbazı anları sorgulamaya başlıyorsunuz....

Vee derken hafta bitti...
Hepinize keyifli haftasonu, iyi akşamlar.


20.11.13

Kısa kısa....


Bugün hava mis gibiydi. Tadını çıkartmak gerek dedim ve kendimi Kadıköy sokaklarına attım. ( bu yazıyı yazarken yağmur başladı) Aslında bu aralar hemen hemen hergün sokaklardayım. Fazla yürüdüğümde kasık ağrılarım olsa da yürümekten vazgeçmiyorum. Genelde kız çocuğu gebelikte kasık ağrısı yapar diyorlar; o yüzden çok ağrım oluyormuş. Ben demiyorum valla büyükler ve tecrübelilier söylüyor :))))

Salı günü şeker yüklemesi için Selimiye Via Hospital'a gittik. Tabi öncesinde ki 4-5 gün ben bolcana şekerli yiyecekler yemiş olmanın acısını şeker yüklemesi ile ödüyorum çünkü tokluk şekerim yüksek çıktığından bi 10 gün sonra 100CC'lik şeker yüklemesi yapılacak. Doktor riske atmayalım tekrar yükleme yapalım dedi. Sonuçta aşure ayındayız ve ben iyi bir aşure yiyicisi olduğumdan bu sene de hakkını vererek yedim. Tabi eşimin doğum günüydü pasta, mevlütte helva derken şeker tavan yaptı bende.....
Oysa ki gebe olduğumdan beri o kadar sağlıklı besleniyorum ki hala kilo almadım. Sadece göbüş büyütüyorum :))) yediklerim kızımıza yarıyor ve kendisi kilo alıyor. Aslında kilo almayayım diye de uğraşmıyorum, bilinçli beslenmeye çalışıyorum, iki canlıyım diye herşeyi fazlasıyla yemiyorum vs.. bide sanırım ben şanslı gebelik yaşayanlardanım yediklerim daha çok bebeğe gidiyor.
 6.ayımdayım. Şeker yüklemesi dışında başka bir testimiz yok bu ay. Kızımız da büyümüş, ve babasına benziyor :) Henüz hareketlerini daha derinden hissediyorum sonraki aylar da daha yoğun hissediliyormuş. Gün geçtikçe içimde ki ona kavuşma duygusu artıyor.  Birde odasını hazırlamaya başladığımızdan daha bir keyifli geçiyor günler. Eşimde bende öyle heyecanlıyız ki... Allah isteyen herkese istediği zaman bu duyguyu yaşatsın.

Eee tabi dün salı idi. Meşhur Salı Pazarına gitmeden olmaz. Dün dr çıkışı salıya gittik eşimle. İyi bir performans gösterip saatlerce pazarda dolaştım. Alışverişimizi yapıp kendimizi eve attık. Yemek sonrası hemen keyif çayını ocağa attık, yanına da tencere böreği yaptım. Dvd'ye de Şirinler2'yi  tatktık.


  Keyif yaptık.  Bugünde sokaklar da olunca yarın dinleneyim artık değil mi? :)









Hurç içinde ki eşyalarımı düzeltirken-ayırırken bu bebeğimi de buldum. Hatırlayanınız çoktur diye düşünüyorum. Ne çok oynardık bu bebeklerle. Bende kızıma saklıyorum şimdi.









Ve yazarın bir kitabını daha bitirdim. Bu kitabı arkadaşım hediye etti ve ne güzel bir kitap hediye etti.
 Özellikle bu kitapta ki kahraman kızımız Ala'nın hayatı, hayata tutnma çabası, yaşadıkları... kitap bitti ama izi kaldı diyebilirim. Yazar Psikayatr ve yaşanmış hikayelerden seçerek kitabını yazıyormuş. Yorumlar, anlatılanlar, anlatanlar... hayat herkese eşit davranmıyor diyorsunuz bir kez daha kitabı okurken...
Ve anne-babanın çocuğuna nasıl bir gelecek vereceği ne kadar önemli... ailemizi seçemiyoruz ama ebeveynler kaderimizi şekillendiriyorlar...... Bu cümle üzerinde düşünmek gerek ve çocuklarımıza birey olmayı, aile olmayı davranışlarımızla, hislerimizle, dokunuşlarımızla hissettirmeliyiz... vs....

Böyle işte bir günü daha geride bıraktım/k.

İyi akşamlar.....



3.11.13

Biten Kitap, yeni denenen tarif, konser ve bennnn. :)))))


Kasım ayına sıcak havayla başladık. Bu sene kış mevsimi, soğuklar ve yağmur geç gelicek sanırım.

Bu haftayı iğnelerle, ilaçlarla, gezmeyle bitirdim/k. Bildiğiniz gibi Akdeniz Anemisi taşıyıcısı teşhisi konulmuştu ve iğnelere başlamıştım. Son 2 iğnem kaldı ve sonrasın da aylık kontrollerle belirlenecek tedavi...
Tetanoz aşısının 1.dozunu vuruldum. Aralık ayında 2.doz yapılacak. Bir kaç gün kolum ve omzum çok ağrıdı. Yaparmış bu aşı. Magnezyum ve kalsiyum ilaçlarına da başladım. İlaç sevvmeyen ben nasıl zor içiyorum anlatamam.
 Önümüzde ki hafta da şeker yüklemesi yapılacak. Bu yüklemeler dışında hamileliğim iyi geçiyor. Karnım büyüdükçe  nefes alışlarım daha bir sıklaştı. Bir de sırt ve kemiklerimde de ağrı oluyor. Eeee kızım kendine yer açıyor tabiii ::))))))))) Yavaş yavaş alışverişe başlama zamanımız geldi. Son aya bırakmamak gerektiğini söylüyor tecrübeli anneler. Bende henüz aktif olarak gezebildiğimden alınacak şeyleri halletmek iyi olacak tabikisi :) Sağolsun eşim; bebek arabası, beşik ve gardropla ilgilendi, araştırdı, hatta hala araştırıyor; bana da karar aşaması kalıyor.

Bunu dışında pazartesi günü Cemal Reşit Rey'de "Üç Semavi Din'in Birlikte Yaşamak Konseri"ne gittik eşim, ben ve arkadaşla. Arkadaşımızın eşi Taşkın Savaş Müzik Topluluğu Korosunda. Davet etti bizi. Geçen sene Aya İrini Sahnesinde çıkmışlardı ve gidememiştim. Çok istemiştim, bu sene gittik. Çokk güzeldi. 
Özeti şöyle;
Cemal Reşit Rey Konser Salonu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Kültür Müdürlüğü tarafından düzenlenen çok özel bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Cumhuriyetin 90. yılı kutlamaları çerçevesinde gerçekleştirilen 'Birlikte Yaşamak Konserinin ilk bölümünde Sinagog Maftirim Korosu, Nişan Çalgıcıyan Akapella Korosu ve Taşkın Savaş Müzik Topluluğu sahne aldı. Üç semavi dine mensup korolar, zaman zaman ayrı, zaman zaman da birlikte ilahiler seslendirdi. ( alıntıdır)

Sunuculuğunu Ayşe Egesoy o müthiş ses tonu ile yaptı ve konserin 3.bölümünde CRR Korosu Toplululğu da Türk Sanat Müziği seslendirdi.
bizden bir karede olsun dimi :))











 Bu hafta eşim "fırında yumurta"yaptı. Sufle kabında yapıyorsunuz ve 10-15 dakikaya hazır. Hem tarifi de kolay.
 Kabın içine biraz tereyağ koyum. İsteğe göre domates, biber, peynir, yeşillik vb.. baharat ekleyin. Üzeribe bir yumurtayı kırın, onun üzerine biraz daha tereyağ ekleyin ve fırına sürün. Hımmmmmm enfes oluyor.

















 Kitaplardan da Günahın Üç Rengi/ Gülseren Budayıcıoğlu kitabını okudum. Arkadaşım okumuş ve okumam için bana da getirmişti. Ve mutlaka oku beğeneceksin dedi. Haklıda çıktı. Yazarımız aynı zaman da Ankara'da Madalyon Kliniğinin sahibi ve psikayatr. Başka kitapları da var. Hastalarından yola çıkarak ve izinler alınarak yazılmış bir roman. Yer yer kendinden de örneklerle anlatmış yaşanmışlıkları.
Eğer psikoloji romanları seviyorsanız okuyun derim.



Birde pazar akşamları Öteki Gündem/Pelin Çift'n programı var. Konuları ve konukları sağlam bir program hazılrıyor. Genellikle bilinmeyenlere dair, kadim dinler, tarih vb.. gibi konuları işliyorlar.
Habertürk Kanalında saat 23:15 de başlıyor. Böyle programları sevenlere duyrulur.

Hadi ben kaçar. Şimdiden iyi haftalar hepinize.















25.10.13

Kısa kısa benden...






Bir haftayı da filmli, kitap okumalı, gezmeli olarak bitirdim. :)  Hamileliğimde 21.haftayı da bitiriyorum. Ve artık göbüşüm epey bir çıktı. :))) Hatta kızım tekme bile atmaya başladı. Bazen konuşmalarımıza tepki veriyor. Çok güzel, heyecanlı bir  duygu. Ve Allah isteyen herkese nasip etsin. Kilo alımımda artış olmadığından hala dolabımda olan üst giysilerimi giyiyorum. Sadece alt olarak genelde elbise ve gebe taytı giyebiliyorum. Çünkü karnıma baskı olduğunda midem çooook bulanıyor. Doktorum ve çevremde ki gebelik geçirmiş olan annelerin yorumu şöyle; 7.aydan sonra kilo artışı oluyor dikkat et diye. Elbette olacaktır ama sorun değil benim için yeter ki gebeliğim sağlıklı devam etsin ve zamanında yavrum doğsun. Her şeyin bir bedeli var ve seçimlerin de bir sonucu vardır diye düşünüyorum.
Yarın 2.düzey USG çekimi için doktor randevumuz var. Her bir şeyine 3 boyutlu bakacaklar kızımızın. Çok heyecanlıyım çünkü kızımızı görücez bizde :))))))
Pazartesi günü de tetanos aşısı vurulacağım. Sağlık Bakanlığı ve Aile Hekimliği bu konuda çok iyi çalışıyor. Arayıp hangi hafta ne yapılması gerekiyor takip edip bilgilendiriyorlar. Hatta bazı tahlilleri hekimlikte yaptırıyorum.
Bu arada hatırlarsanız bir önceki yazımda doktorum Akdeniz Anemisi taşıyıcılığından şüpheleniyordu. Doğru tahmin etmiş. Taşıyıcısıymışım ve gebe kalınca da tüm depolarım boşalmış. Bu sebeple önce 5 adet B12 aşısı vurulacağım, sonrasında da her ay takip sonucu olacağım aşı. Bu yüzdenmiş halsizliğim, yorgunluğum ve kalp çarpıntım. İnşallah tedavi sonucu rahata kavuşacağım.  Eğer Kadın Doğum Dr.um farkına varmasa yıllarca böyle çekecektim. Her doktor işini iyi şekilde yapmıyor bir kez daha anladık....

Henüz biz bebek için alışverişe başlamadık. Kardeşim battaniyesini aldı, üst komşum 4 adet hırka ve battaniye örmüş  birde pembe ayakkabı almış. :) Öyle tatlılar ki. Emeğine sağlık Müge Ablam. Ellerin dert görmesin. Bizde artık yavaş yavaş başlayacağız. Son dakikaya bırakmamak gerek değil mi?


Okuyup bitirdiğim kitaplardan da bahsetmek isterim size. Can Yayınlarının 5 TL kampayasından Mayıs ayında aldığım bir kitap Kadersizlik.
 Konusu:  
Çağdaş Macar edebiyatının en önemli adlarından biri olan İmre Kertesz, ilk kez Türkçede, Yazıldığında, Macaristan Devlet Bakanlığı'nın basmayı reddettiği Kadersizlik, daha sonra Almancaya çevrilip basılınca, okurlar ve eleştirmenlerin büyük ilgisiyle karşılanmıştı. Kadersizlik, on altı yaşındaki Yahudi asıllı bir Macar gencinin, babasını çalışma kampına yolcu etmesiyle başlar. Bir süre sonra, çalıştığı yere giderken, arkadaşlarıyla birlikte o da yolda polisçe yakalanıp Auschwitz toplama kampına giden bir trene bindirilir. O andan başlayarak gencin ağzından, gördüğü, duyduğu, tattığı , dokunduğu her şey, tüm ayrıntıları ve canlılığıyla dile getirilir. Genç, hiçbir yorum, hiçbir değerlendirme yapmadan, hiç abartıya kaçmadan, karamsarlığa kapılmadan, tanık olduğu her şeyi, ince bir mizahla anlatır. 'Oradaki bacalarda bile dumanların kesildiği anlarda mutluluğa benzeyen bir şeyler vardı. Belki de asıl bu deneyim benim için unutulmuş kalacak, ama herkesin öğrenmek istediği, yalnızca kötü olan, yalnızca 'dehşet'. Evet, bir daha soracak olurlarsa, onlara bunu, toplama kampındaki bu mutluluğu anlatmalıyım. Soracak olurlarsa. Kendim bile unutmuş olmazsam. 'Kendisi de toplama kampında kalmış olan Imre Kertesz'in bu çarpıcı romanı, otobiyografik özellikler taşıyor.

Çok beğendim kitabı. Bir çocuğun gözünden acıtasyon yapılmadan anlatılmış bir roman.....



Diğer kitabım; Kardeşimin Hikayesi. Yazarı çok severim ve takip ederim. Ama bu kitap biraz yavan geldi bana. Serenad'ı çağrıştırcak çok detay vardı. Sanki bir önceki kitabın devamı gibi olmuş. Ve konusuna ve yazım diline göre sayfa sayısını fazla buldum. Onun dışında yazım dili akıcı ve kullandığı kelimeler yalın, sade.




Böyle işte bloggerlar. Haftayı bu akşam toz alarak ve blog yazısı ile bitirdim sayılır. Keyifli haftasonunuz olsun.














11.10.13

Nezle kışşş kışşşş git benden....... Kansızlık...

Son bir haftadır fena nezleyim. Eee tabi evde biri hasta oldu mu diğeri hasta olmadan olmaz değil mi? Allah'tan nezle ile atlatıyorum. Gerçi şuan iyiyim tek derdim kuru öksürüğümün hala geçmemiş olması. "kışş kışşş nezle" diyorum ama gitmiyor yahu........ keyfim yerinde ama.

Bugün kardeşimin canımın doğduğu gün. Eski fotoğraflardan bir kaç tane ekleyerek ona hitaben yazımı yazmak istediğimden şimdilik "iyi ki doğdun ablam, iyi ki kardeşimsin" ve ailenle bizlerle sağlıklı nice senelerin olsun ablam diyerek kutluyorum. :)))))

Daha önce doğum yapanlar yada yeni benim gibi gebe kalanlar bilirler rutin kan testi yapılıyor arada. Ve geçen hafta benimde yapıldı. Fakat doktorum demir depolarımın, diğer depolarımın çok iyi seviyede olmasına rağmen kan değerlerimin çok düşük olduğunu söyledi. Üstüne üstlük kan hapı kullanmama rağmen. Araştırılmasını istedi ve bir olasılık olarak da Akdeniz Anemisinden şüphelendi. Ailemizde genetik olarak bu hastalığın olmadığını söyledim, o zaman taşıyıcı olabilirsin dedi. tabi bu bir ihtimal. Salı günü test yaptırdım şimdi sonuçlarını bekliyorum. Son 5-6 yıldır devamlı kalbim ağzımda atıyormuş gibi hissediyordum ve kontrollerimi yaptırmaya başlamıştım. Önce SüreyyaPaşa hastanesine gitmiştim. Acaba nefes darlığımmı var diye. Çünkü biraz yokuş çıkayım, poşet taşıyım hatta bazen üstümü değiştirirken bile tıkanabiliyorum. Dr. ciğerlerimin ve nefesimin gayet sağlıklı olduğunu söyledi. Ordan çıktım Siyami Ersek Kalp Hastanesine gittim yine test yaptırdım herşey iyi çıktı. Ve şimdi ki Kadın Doğum Doktorum Dr. Figen Hn. kansızlığın halsizlik, kalp çarpıntısı gibi şeylere neden olduğunu söyledi. Bakalım ne çıkacak test sonucunda. En azından önlemimi alayım. Hem belki bu sayede çabuk yorulmalarım, halsizliğim gibi belirtiler de düzelir. 

Tabi daha testler, yüklemeler bitmedi. 20.haftadan sonra tetanoz aşısı vurdaracağım. Sonra ki haftalar da şeker yüklemesi yapılacak. Sonra 2 düzey USG çekilecek...... 

Onun dışında gebeliğim iyi gidiyor.Pazartesi günü 5.ayımıza giriyoruz kızımızla. :))) Eee malum önümüz kış montlar olmayacağı için en iyi çözüm olarak panço aldık. Beni bir süre idare eder. Hem doğum sonrası da giyebileceğim birşey olarak aldık. Geçen akşam Kadıköy'de gezerken hava da soğuk malum mola verelim dedik ve yeni bir cafede aldık soluğumuzu. Moda'ya çıkarken Polaris Mağazasının hizasında ufak bir cafe var. Adı Rezene Cafe. Çok şeker bir ortam deneyin derim. Ben açılışı yaparak sahlep içtim, beyim de çay. Nasıl iyi geldi anlatamam.
  Böyle haftayı bitirdik. Haftasonunuz şimdiden keyifli olur inşallah.

bu aralar böyleyim. :)

3.10.13

Eylül hüzünle bitti Ekim ayı soğuk ile başladı....

Selamlar nasılsınız? Eylül ayının son haftasını üzücü olaylarla kapattık. Oysaki kaybettiğimiz ünlülerin yapacak daha bir sürü işleri vardı. Örneğin Turgut Özakman'ın bir kitap yazdığını biliyoruz. Tuncay Kurtiz'in de bize anlatacağı, perdeye aktaracağı bir sürü deneyimi vardı. Son birkaç yıldır Eylül Ayı hep hazanlarla geçiyor. Ve yapraklarını dökerken burukluklar kalıyor içimizde....



Gebeliğimde 4,5 ayımı deviriyorum. Artık karnım daha belirgin. Henüz 2 kilo aldım ama doktorum dikkat etmemi söyledi, çünkü bu aydan sonra iştahta açılma oluyormuş. O kadar düzenli besleniyorum ki anlatamam size. Aslında olması gerektiği gibi :)
Asla iki canlıyım diye herşeyi yemiyorum. En sevdiğim tatlıdan tiksindiğimden beri yiyemiyorum. Eksiklik mi aslında değil.
Bu arada kızımız olacakmış. Her annenin dediği gibi gerçekten de eli ayağı düzgün olsun, sağlıklı doğsunda kız olmuş erkek olmuş gerçektenden de fark etmez. En nihayetinde evlat bizim evladımız.

Ekim ayı soğuk bir giriş yaptı. Hop hemen ertelediğim yazlıkları kaldırıp kışlıkları çıkarttım.
Eee artık durumum iyiye gittiğinden kendimi mutfağa adıyorum. :)))))) Bugün eşcağzıma güzel güzel yemekler yaptım.
Aslında biraz da poğça yapmayı öğrenmek istiyorum. Bu konu da biraz eksiğim var. Eğer sizin yaptığınız ev yapımı poğça tarifiniz varsa ve benimle paylaşırsanız çoook memnun olurum.

 Gonca'cığımın (bloğu bir tıkla burada)doğum günümde gönderdiği "Muska/ Sadık Yemni" kitabını bitirdim. Çok fazla betimleme yapmış ama anlatım dili sade ve akıcı. Severek okudum. Tekrar teşekkürler canım.
 Filmlerden de "Bilinmeyen Kod" filmini izledim. Eski filmlerden. Kısa kısa kesişen hayatların birleştirilmesinden bahsediyor film. Fena değildi, yer yer sıkıldım.....
Veee sevdiğim yazarın kitaplarına başladım.
"Bir Türk Casusunun Mektupları/ Aytunç Altındal".
Katıldığı televizyon programlarını da pür dikkat izleyen ben kitaplarını da merak ile bir solukta okuyorum. Kendisi araştırmacı-yazar. Ve anladığım kadarı ile aile geçmişi de köklü çünkü bir çok bilgiye ulaşabiliyor. Ve verdiği bilgileri her okuyuşumda şaşkılınlığım artıyor. Seviyorsanız araştırma kitaplarını kesinlikle tavsiye ederim.

Bizde böyle işte. Haftayı bitirdik. :)

19.9.13

benden, bizden ve Sevdam'ın doğum gününden kareler. :)

Herkese selam. Gebeliğim de 4. ayımdayım ve altın vuruş yapmış gibi enerjim geri geldi :)))
 Ve artık karnım da yavaş yavaş belirmeye başladı. 
Onun dışında geçtiğimiz hafta Sevda'nın doğum günü partisinde idik. Sevdam bizim gelinimiz olur. Daha çok abla kardeşiz biz. Hatta bilmeyenler öyle sanıyor. Güzel bir sanma. :)
Dışarda kutlamak istedi ve bizede iyi geldi ne yalan vallahi. Oynadık, güldük, eğlendik. Bende biraz döktüm kurtlarımı. Her ne kadar beyimin aklı çıksa da  :)))))) Misketti, halaydı, roman havası derken ohh sefamız olsun döktük eteklerimizdeki kurtları.
Veeeeee
Canım tekrardan nice sağlıklı, huzurlu yaşlara. Ailenle, bizlerle daha nice yılların olsun.
Bu hafta ise genelde evde geçti. Ne yaptın derseniz yapılacak birçok şey olmasına rağmen tembellikle geçirdim. Güya bugün dağ gibi ütümü yapacaktım ama yarına kaldı artık.... :((( 
Bu arada kitaplardan da Hasan Sabbah'ın hayatını farklı bir yazardan okumaya başladım. Anlatım dilini pek sevmedim. Akıcı gitmiyor kitap. Bakalım sonunu getirebilecek miyim? Sırf konusuna ilgim var diye okuyorum diyebilirim.
Böyle işte. İyi akşamlar.





canımcımlar

14.9.13

Bendennnn haberler...Film, kitap :) Akıl Ve Tutku

Selamlar. Güzel yorumlarınız ve dilekleriniz çook teşekkür ederim.
Pazartesi günü artık gebeliğimin 4 ayına giricez. Halsizliklerim, baş ağrılarım bitti. Arada sabahları kusuyorum ama buna da şükür.Testlerimizi yaptırdık. En son 11-14 hafta arası yapılması gereken ikili testimizi de yaptırdık ve sonuçlarımız temiz çıktı. Sonuçları alana kadar zaman geçmedi ama benim için. 
Hani diyorlar ya karnında olduğunu bildikten sonra kadınlar hazırlanıyor anneliğe diye. Sanırım doğru. Öğrendiğimden beri daha bir dikkat eder oldum hareketlerime, yediğime içtiğime. Henüz hareketlerini hissetmesem de varlığını bilmek, her doktora gittiğimiz de görmek....tarif edilmez bir duygu. Allah isteyen herkese nasip etsin. 
Şimdiden bazı endişeler sardı: 
"acaba iyi bir anne baba olabilecek miyiz?, yetebilecek miyiz? ahlaklı, erdemli yetiştirmek her kişi gibi bizim için de önemli, bunu aşılayabilecek miyiz? " vs. uzar gider bu liste.
Sonra da; "bu kadar düşünme Gülşah hele bir kucağına al zaten o da evdeki bizim yaşantımızdan, bizim davranışlarımızdan alacak nasibini" diyor.
Birde henüz bebişimiz uygun pozisyonlar da durup bize cinsiyetini göstermiş değil. Bir iki hafta sonra dr gidicez inşallah bu sefer gösterir bize :))))))))))

Bu arada son iki haftasonudur misafirlerimizi kahvaltıda ağırladık, keyifli sohbetler ettik. 2 arkadaşımız doğum yaptı. Artık hayatımıza iki erkek bebek girdi. Mis gibi kokuyorlar misssss. Önümüzde ki hafta bir arkadaşım daha doğum yapacak, bu sefer kız bebek giricek hayatımıza, bu kadar erkek bebek olunca kız bebek özlemişiz valla.


 Bunun dışında artık kitap okumaya, film izlemeye başladım. :)
 Bu film bir izlenimlik, aydınlık bir filmdi.
 Bu kitap harikaydı, bazı duygulara özel öyle güzel cümleler vardı ki... Yaknız küçük yaşta evlilik, zengin koca durumları ülkemize özel değilmiş. Kitapta ki asıl kızlarımızın yaşı ufak ama aileleri zengin biriyle evlendirme derdinde olabiliyorlar.... Onun dışında olaylara bakış açısı, değerlendirme ve betimlemeler iyiydi.
 Bu film çoook keyifliydi. Kesinlikle izleyin derim. Detay vermiyorum izleyecek olanlarınız olabilir. :)

Böyle işte, yine biraz karışık bir yazı oldu :) özleşti benimle sanırım bu yazım türü.

Şimdiden iyi pazarlar. :)

30.8.13

Musmutlu haberlerle merhaba :)))

Uzun bir aradan sonra merhaba. En son yazımda baş ağrılarımdan  bahsetmiştim size ve "geçmiş olsun" yazılarınıza tekrar teşekkür ederim.
Artık daha iyiyim.Sizlerle de mutluluğumu paylaşmak istedim.
Veeeee aslında baş ağrılarımın sebebi " gebe olmam" :)))))    
Zor bir 3 ay geçiriyorum. 3 hafta nerdeyse sadece karpuz ile beslendim. Hiçbir şey yiyemedim ve devamlı kıvrandım diyebilirim; baş ağrısından. Doktorum bazı gebeler de olur dedi. Bende o "bazı gebe" kısmına girenlerdendim.... 
Bu süre zarfında kilo kaybı, halsizlik, bolcana klozetle ahbap olma durumlarını da yaşadım....
Son 10 gündür daha iyiyim çok şükür. En azından azar azar yemek yemeğe başladım, ara ara dışarı çıkabiliyorum. Her ne kadar çabuk yorulsam ve midem bulansa da çıkmaya çalışıyorum. Çünkü son 2 aydır evde olmak çok bunaltıcı. Hele de devamlı yatmak. Tek güzel yanı; çektiğim bu sıkıntıların sebebinin güzel olması :))) Özellikle de doktora gittiğimiz de bebişimizi görmek daha bir duygulandırıyor ve çekilir hale getiriyor bu yaşadıklarımı.
Eşimin de desteğini atlamamlıyım. Bütün ev işleri kendisinin ellerinden öptü. Birde karısının devamlı aynı sorusu ile baş etti. :))))
karısı: aşkım geçeçecek mi bu baş ağrısı, kusma?
kocası: geçecek hayatım, az kaldı, bir kaç haftaya geçecek.......
karısı: ( gün içinde her kusmadan sonra aynı soruyu sorar..... :)))
kocası:  geçecek hayatım, az kaldı :))))) 

Ne aş ermem oldu nede iştah açılması. Hatta en sevdiğim şeyleri bile yiyemiyorum. Veeeee en önemlisi son 2 aydır kitap okuyamamak. Bir kaç gündür kitabımı da elime almaya başladım, nasıl mutlu oluyorum anlatamam.
Birde beni mutlu eden şey yiğenimin "hala, kardeş" deyip karnımı sevmesi. Çünkü Toprak Cem ilk göz ağrımız ve oda benim canımmmmmmm, çocuğum gibi seviyorummmmmm onu. Halası yer onu yer :))))

Böyle işte, artık yavaş yavaş normal hayatıma döndüğüme göre sizleri de ziyaret edebileceğim.