Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dostluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.1.18

Hayata Dair.... Buket Aşçı..



Geçtiğimiz hafta Twitter'da gördüm erken gelen vefat haberini Sevgili Buket Aşçı Gürel'in...
Hiç yüz yüze tanışmadım, yazılarından ve sıkı sıkaya takip ettiğim Vatan Kitap Eki'nde ki yazılarından biliyorum. Seviyeli ve iyi anlatımı, tavsiyeleri... çok iyiydi.
Ama en çok organ bağışı ile ilgili sıkıntılarını hatırlıyorum,  verdiği mücadeleyi... O zamandan beri yakınlarıma, en çok da eşime söylediğim bir şey var ki... eğer sizden önce ölürsem ve organlarım sağlamsa" bağışlayın lütfen" başka bir Can'a umut, yaşam olsun...
Ölümün yaşı olmuyormuş, her haneye düşen vefat haberi hep erken oluyormuş....
Ruhu şad olsun, ışıklar için de uyusun Sevgili Buket Hn.

Bu sayısını okurken gazete eki-inin garip oldum, yazı alanı boştu, onun yerine tanıdıkları, dostları kısa kısa yazmışlardı. 
Hep imrenmişimdir kendisine daha doğrusu işinin sevdiği bir iş olması ve kitaplar oluşu.... gerçekten de kitapsız bir gün düşünemiyorum ve okumdan duramıyorum...
O yüzden de belki bu kadını çok seviyordum ve ilgi ile takip ediyordum.
Hayat böyle işte değil mi.... Ne kadar sağlam dostluklarınız varsa ananlarınız da o kadar çok ve iyi oluyor...
Hayat kısa kuşlar uçuyor azizim... kıymetini bilenlerden olmak gerek.
Tüm dostlarıma ve arkadaşlarıma selam olsun.

5.4.16

Biten kitaplar, Karin Karakışlı, Paulo Coelho....Bakırköy Botanik Parkı....


Hoşgeldin "alerji".... birkaç gündür göz kaşınıtısı, burun akıntısı ve hapşuruk derken, burnum yine uçukladı ve bende "heh oldu işteee alerjim başladı" diyerek güne başladım....
Malum ilaç alamıyorum kızımı emzirmeye devam ettiğimden ki biraz daha emzirmeyi düşünüyorum; her ne kadar artık bırak kızın 2 yaş oldu deselerde bu keyifli süreci hemen bitirmeye niyetim yok :)
Gündüzleri azalttım ama emzirmeyi, daha çok uykuya giderken emiyor ve küt diye de uyuyor. Böyle böyle ona anlata anlata bırakırım diye düşünüyorum..
Sadece zor yanı bu mevsimler de nükseden alerjimi fena atlatıyor olmam. Geçen sene gözlerim fena olmuştu, devamlı batma hissi, kaşıntı ve kızarıklık yaşam kalitemi çok düşürmüştü. Gözlerimi açmak da zorlanıyordum ama tek olunca bide birçok şey bana bakınca zoraki açıyordum... 
Bu sene sanki biraz daha iyiyim. Henüz gözlerim kapanmadı ama burun akıntısı ve kaşınıtısı fena a dostlar...
Seneye artık ilaçlara devam...

Nisan ayı iyi bir başlangıç oldu bana, havaların ısınması ve güneşin içeri süzülmesi enerji olarak bedenime yansıdı. :)
Bende bu ara da kitaplarımı okuyarak enerjimi değerlendiriyorum. 
Can Kırıkları/ Karin Karakışlı kitabını sevgili Hayat İzlerim bloğunun yazarı Özlem'in birkaç kitaptan biri olan hediyesiydi. İlk defa okuyorum ve duyuyorum yazarı ama çok sevdim.
Sanırım benim de hep bir tarafımın hüzünlü olması bu kitabı sevmeme daha bir etken oldu. Çünkü dünyayla derdi olanın, buraya boş boş dolaşalım diye gelmediğimizin bilincinde olanların hep bir tarafı hüzünlü oluyor....
Sanırım kendi hayatından da alıntılar var bu öykü kitabında. Çok güzel cümleleri vardı, okurken yer yer durup düşündüm, ne güzel kelimelerle anlatmış bize olanları.
Bu öykü kitabında en çok Deprem yazısını ve Göç hikayelerini sevdim. Sevdim dediysem öyle eğlenceli değil, hep yaralı öyküleri yazarın...
Ama okurken sizi rahatsız etmiyor tersine içiniz de bir burukluk oluyor.... Bunlar da yaşandı diyorsunuz, hatta çevreniz de göç etmek zorunda kalanlar varsa yada depremi yaşayanlar; onların anlattıkları ve yaşadıkları geliyor aklınıza.
Diğer kitabım da biyografi kitabı olan "Bir Savaşçının Yaşamı Paulo Coelho/ Fernando Morais" kitabıydı.
Tam bir P.Coelho hayranıyımdır, türkçeye çevrilmiş her kitabını okumuşumdur. Özellikle Beşinci Dağ kitabından etkilendiğim, Simyacı kitabını tekrar tekrar okuduğum doğrudur. :)
Çünkü öyle güzel yaşanmışlıklarını aktarıyor ki yazar. Bu kitapta da gazeteci abimiz yazarımızın tüm gün yanında dolaşarak ve eski günlüklerinden, eşinden, dostundan yardım alarak tam bir anı-biyografi kitabı hazırlıyor.
Meğersem yazarımız fena zamanlardan geçmiş. En son huzuru içine dönerek bulunca da gelsin kitaplara konu olan detaylar...


Ve pazar günü harika bir organizasyon ile tüm arkadaşlar toplantık; Bakırköy Botanik Bahçe de kahvaltı yaptık, sonrası çay muhabbet...
Yer olarak eğer eviniz yakınsa muhakkak gidin buraya. Gölet mi dersiniz, çocuklar için ufak bir dinozor sergisi mi dersiniz, sonrasına efendim göl de yüzen kaplumbağalar, ördekler derken ufak bir botanik bahçe....
Kahvaltısı ve hizmet de iyiydi...
Tam bir kafa dinleme yeriydi...

Haftaya güzel başladık biz, elbet haberlerden ve tecavüze maruz kalan çocukların haberleri dışında..........

Sizden naber nasıl geçti haftasonu?

23.2.16

Anne, Baba Ve Diğer Ölümcül Şeyler Yalçın Tosun, Emine Uşaklıgil Bir Şehri Yok Etmek

 Geçen gün Umay ile televizyon da sinema  kanallarını karıştırırken bu filme denk geldik. Casper Ve Emma'nın Arkadaşları filmin ismi. Fena olmayan, özellikle çocuklar için; arkadaşlığın ve oyuncakların çocuklar üzerinde ki etkisini anlatan bir izlenimlik filmlerdendi. :)


Cumartesi günü Can'ım geldi kızıyla. Uzun zamandır görüşemiyorduk; karşıda oturuyor olamsı, çalışıyor olması bide çocuklu olmak olunca işin içinde; öyle ha deyince çıkamıyoruz tabi dışarı. Havalar da şansına ne zaman gelmeye kalkışsa hep yağmurlu oldu.
Neyse ki bu hafta kavuştuk, dertleştik, güldük, sohbet ettik derken akşam oldu....ve arayı bu sefer çok açmamak üzere sözleştik.
Hani sık görüşemezsiniz, daha çok telefonlaşırsınız ve bir araya geldiğinizde de sanki her hafta görüşüyormuşsunuz hissi olurya aranızda... İŞte bizimki de öyel bir dostluk Zerrin'imle..
Seviyorum böyle arkadaşlıkları, dostlukları....Kızlarımız da oynadılar, koşturdular. İnşallah ilerde de büyüdüklerinde iyi bir dost olurlar bizim gibi..
 Bunların dışında size belki bildiğiniz belki de benim gibi yeni tanıdığınız bir yazardan bahsedeceğim.
Özellikle genç bir yazar ve ilk kitabı "Anne, Baba Ve Diğer Ölümcül Şeyler" kitabı ve ödül almış bir kitap ki hak etmiş bence de... Birbirinden bağımısz gibi olsa da sanki iç içe olan bir hikaye okuyorsunuz bu kitap da.
İnsana, dünyaya, çevresine, dahası kendi içine eğilip bakma gözü pekliğini gösterirken dostluğu, sevgiyi, mutluluk arayışını da hüzünle dillendiriyor. Dile gelmeyen, onun kaleminde incelikli bir kurguyla, alttan alta duyuruluyor...

Hep diyorum benim aram hikaye ve öykü kitapları ile daha yeni yeni barışmaya başladı, daha çok roman seviyorum...
Ama böyle harika, duyguları ve derinlik psikolojisini ön planda tutanikaye kitabıysa çok seviyorum. :)))
Diğer kitaplarını da listeme ekledim. Artık elimde ki kitaplar azalsınd a alayım bende :) yoksa dağ gibi bir kulem olacak. Ki o görüntüyü de çok seviyorum :))))


Ara ara bildiğiniz üzere D&R'da özellikle Can Yayınları kitaplarında kampanyalar oluyor. Hiç kaçırmam bu fırsatı laf aramızda. ;)
Bu kitabı da öyle bir kampanya zamanı almıştım. Şehir üzerine detaylı bir inceleme kitabı. Mahalle kavramının yok edilmesini özellikle çok güzel vurgulamış. Eee tabi birde Kentsel Dönüşüm adı altında bir şehrin nasıl yok edildiğini belgelerle anlatmaya çalışmış Emine Hanım.
Hani ben şimdi böyle yazıyorum ya sakın sanmayın "yazar şehirlerin, hele de İstanbul gibi bir kozmopolit bir şehrin" değişimine karşı değil. Ama bazı değerlerimizin, yapıların ve sokakların hatta mahallelerin değiştirilmesine, yok edilmesine karşı....

İnceleme olarak iyi bir kitaptı. Varsa elinizin altında göz atın derim.

Bu haftaya başladık. Havalar da güzel, her ne kadar gündem kötü ve acımasız olsa da....

Bizi yoğun bir hafta bekliyor, ara ara girip yine bloğumu yazacağım ama... İhmal etmeye gelmemeli blog...

Hepimize iyi haftalar... :)