Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1.3.17

Kilo Problemine dair...

TLC diye bir kanal var bilmem denk geldiniz mi? İLginç programlar oluyor bu kanalda...
Eğer benim gibi tv izlemeyi pek sevmiyorsanız bu kanal arada iyi gidiyor. :)
Özellikle Temizlik Hastaları yada Temizlik Takıntılıları diye çevrilmiş de olabilir bir program var... Favorimdir. :)))


Bugün yine gezinirken bu programa denk geldim. Bir bakayım derken sonuna kadar izledim...
Belirli bir kilonun üzerinde ki 8 kadının kilo verme yolunda ki mücadelesini anlatıp, aktarıyor.
Bugün ki bayan 33 yaşında ve 238 'di sanırım kiloydu...
Tabi yaşantısını anlatınca sorunlarla başa çıkmak için yemeğe vermiş kendisini...
Annesi ile arası açıkmış o zamanlar, kızkardeşleri evlenmiş ve daha çok yemeğe başlamış kızımız...
Şimdi ise artık daha fazla harekete demediği için kilo verip hayata tutunmak istiyor.
Aslında güzelde bir işi var. Tiyatro'da kostüm tasarımcısıymış...

Benim izlediğim bölümde artık ameliyatını oldu ve yeni bir yaşam için mücadelesi devam ediyor.
Terapiste gitti, konuşmadığı kardeşi ile dertleşti, annesi ile olan sorunlarını konuştular vs.. bakalım bundan sonrası ne olacak. Bir yılda ameliyat sonrası ile beraber 80 kiloya yakın  kilo verdi.. hedef daha fazlası tabi...
Psikolojik olarak fenaydı kız. Hatta doktora giderken, eğer ameliyat olamayacağı söylenirse hayatına son vermeyi bile düşündüğünü söyledi...


İzlerken ister istemez kendimi düşündüm... Sonuçta benimde yaklaşık 21-22 yaşımdan beri bi kilo problemim var. Aslında kendimi bu halimle çok seviyorum. Ki yemek yemeği de seviyorum... işte ironi burda başlıyor.
Çünkü hem kilo vermek istiyorum hemde yemek yemekten vazgeçmek istemiyorum.
Sağlıklı beslenmeye dikkat etmeye çalışsamda hareket halim az ve tam bir tatlı tutkunuyum.
Ve alışverişe çıktığımda istedğim tarzda kıyafetleri bulamamak, alamamak beni çok daraltıyo.
Çünkü sanki hepimiz slim fitmişiz gibi mağazalardaki kıyafetler.
Hele Koton ve Mango'da ki L bendeler bile S beden gibi...
 Ki ben kendimi aslında çokda kilolu bulmuyorum. Evet fazlalığıö var; şöyle göbeğim dümdüz olsa, bacakalar da kalın olmasa fena olmaz hani...
Ama ne yapayım bir türlü o incecik kızlardan olamıyorum. Hoş öyle bir derdimde yok inanın.
Ama yaş ilerledikçe sağlıklı bir yaşam ve yaşlılık istediğimden dolayı artık daha fazla dikkat etmem gerekiyor diye düşünüyorum.
Kendimle barışık biriyim ve bu halimi gerçekten de çok seviyorum...ama gel gör ki yaş aynı kalmıyor... yaş aldıkça kilolar aynı kalsa da göbekdi, basendi, kalçaydı aynı kalmıyor valla blog...

Belirli bi yaştan sonra sağlık sorunlarımla koşturmak istemiyorum.

İleride ki planlarım arasında bunlar yok.. Daha çok kitap okumak, kocamla kahve keyiflerim ve gezme hayallerim var.
Tabi kızı unutmamak gerek :))))

Hatta kardeşim; o zamanlar bekarım daha. Çok kızardı fazla yemek yememe. Abal derdi; inan sana diyorlardır " yüzün çok güzel, sen bu halinle de güzelsin" kanma onlara...
Zaten genelde kilolu olanların yüzü hep güzel oluyor deyip beni gaza getirmeye çalışırdı.
Ama anam ablasında hiçde o gaza gelme halleri olmadığından, belirli bir kilo verip alma hallerim halen devam etmekte....

Bazen öyle sinir oluyorum ki istediğim tarz da giyinemediğim için, beden bulamadığım için...

  İşte hem bu sebeplerden hemde aşağıda yazdığım sebeplerden "hadi Gülşah "diyorum kendime...,
Şöyle biraz gayret et, sağlıkla yaşa harekete geç...
Çünkü bende ki en büyük kayıp, yaşamımda hareketin az olması, spor desen oda yok ama birkaç video baktım evde yapmaya başlayacağım.
Birkaç poşet taşıyayım hemen kollarım ağrıyor. Hatta evdeyim ama çoğu zaman bacak ağrılarımda oluyor...onu fark ettim.
Netten biraz araştırdım, az uyku, fazla kahve tüketimi ve anemi de yaparmış bacaklarda ağrı.
Özellikle oturuken yada yattığım zaman çok fazla hissediyorum. Zaten bende de belirtiler aynı, yazan nedenler de mevcut...
Ama erkenden yatamıyorum blog olmuyor valla. denedim bu seferde gece çok fazla uyanıyorum...

Ki şimdi bile bak bu saatte yazımı yazıyorum, sonra da gidip kitabımı okuyacağım. Sonrasında da artık ya 2 yada 3 gibi yatarım. Sabah da kızla beraber 9 da kalkarız....

İŞte izledğim bir programdan buralara kadar geldim.

Ben kaçar. İyi geceler okuyucu.








9.6.16

Kadınlık, annelik üzerine...........

Bir kaç gündür düşünüyorum ki eminim Cumhurbaşkanı'nın o cümlelerini ve bakış açısını dinledikten sonra bir çok kadın, anne de benim gibi düşünmüş, yorum yapmıştır...diye düşünüyorum.....
Hani düşünüyorum ve Kuran-ı Kerim'i Türkçe( anladığım dilde okumayı tercih edenlerdenim) okuyorum. Çevirisine baktığınız da; bizi Yaradan'ın bile bir anne " bir anne istemez ise çocuğunu emzirmeyebilir, ona süt anne tutabilir" diyebiliyorsa, bize böyle bir hakkı veriyorsa...
Nasıl olur da Devletimizin başında olan kişi böyle yorumlar yapabiliyor anlamıyorum... Sanırım kendisinin çevresinde hiç işsiz bir baba, anne, geçimini çöpten toplayan aileler, sokakta yaşayan çocuklar yok...
Çünkü ülke geneline baktığınız da emekli bir ailenin geçiminin ne kadar zor olduğunu, çalışan anne-babanın çoğunun çocuklarının anca okul masraflarını karşılayabildiğini bilmesi gerekir...

Elbet istisnalar var; geçim düzeyi iyi olan, refah içinde yaşayan... ama bunu eğer bir Cumhurbaşkanı söylüyorsa her iki kriteri de düşünmesi gerekir..
Bir de garibime  giden; her kadın anne olmak istemeyebilir, nasıl olur da biz " anne olmak istemeyen" bir kadını yargılayabilir, ona" sen yarım kadınsın" diyebiliriz ki...
Çevrem de iki tane kadın tanıdım; anne olmak istemeyen. Evliler ve karı koca istemiyorlar. Bu dünyaya çocuk getirmenin doğru olmadığına inanıyor bir tanesi, bir tanesi de "anne olmak" istemiyor.
Vee bence duygularını iyi tanıyan insanlar anne olmalı veya olmamalı... düşünsenize istemiyorsunuz ve kocanızın baskısı yüzünden "anne oluyorsunuz" ne kadar kötü.. o çocukla annenin arasında nasıl bir sağlıklı bağ oluşabilir ki.....


Ki şu zamanda , yaşadığımız dünyaya baktığım da içim de çok da ferah değil... hele anne olduktan sonra "kaygılarım, endişelerim" daha da bir arttı... En büyük arzum her anne baba gibi evladım sağlıklı bir birey olsun, okusun, istediği bir işi yapsın... ama gidişat o kadar kötü ki... içimde ki evham yer yer hortluyor vallahi... sonra diyorum ki; Gülşah bu kadar düşünme herşey olacağına varır...
Sen evladını iyi, dürüst, ahlaklı ve sağlıklı yetiştirirsen; iletişimin de iyi olursa o evlat canavar gibi olur...
Tabi bu endişler arasında " sarkıntılık edecek olan olursa, okula gidecek ama ya öğretmeni yada etrafdan birilerinin tacizine uğrarsa" endişelerimi hiç anlatmayayım bile.... ( inanın artık haberleri bile izlemek istemiyorum....)

Ki izlediğim filmlerde kalabalık aile gördüğümde çok imrenirdim, hala da imrenirim... hep hayalimdi "3 evladım" olsun boy boy.... yazları hep beraber etkinlik yapalım, tatile çıkalım vs.....
Tabi günümüz şartalrında ne mümkün...
Zati geç evlendim, geç anne oldum bir ikinci çocuğa gücüm yok.... Rabbim; anne olmak isteyen kadınlara bu muhteşem, tarifi imkansız duyguyu yaşamayı nasip etsin...

Bir de böyle çevreden gündemden söylemler duyunca... aklımdan geçenlerin hepsini dilime düşüremiyorum bile.....

Velhasıl uzun lafı kısası; kadın demek sadece anne demek olsaydı... kadın demek herşey demek bence ve bunu sadece doğum ile sınırlandırmak kadar cinsiyet ayrımı yapmanın lüzumu yok....
........................
.............................

27.11.15

Kadına şiddetin en yakın tanığı olarak...

Geçtiğimiz günlerde "Kadına Şiddete Hayır"  programları yapıldı. Tabi ben yine bu yazıyı anca yazabildim.
En yakın tanıklarından biriyim, erkeğin kadına şiddetine....... 
Teyzem neredeyse 20 yıla yakın evli kaldı o erkek denen kişiyle. Kocası çalışmazdı, teyzemi lise sona giderken evlenme sözüyle kaçırmış ve nikahı bile çoook yıllar sonra zorla yapmıştı. Teyzem çok dayak yedi kocasından. Çok kez bize yada komşusuna sığınmak zorunda kaldı. Nikahı olmadığı halde ki biz yalvarırdık dönem diye ama o her seferinde evine o adama dönerdi.....
Sebep mi? Çok basit., klasik..... Çocuğumu alır ve bir daha göstermez tehdidi.....
En son olay olduğunda çok kötü dövmüştü teyzemi,  bizi aradı gelin beni kurtarın öldürecek bu adam beni diye.....
Annemi ve ananemi alıp gittik evlerine.... Bende ki siniri,  hırsı bir bilseniz..... Tabi içimdeki tüm kızgınlığı, biriktirdiklerimi döktüm yüzüne....
He birde bir huyu vardı bize ve etrafa karşı bir iyi bir iyi dersiniz ki bu adam o adam değil.....
Çalışmazdı dedim ya üstüne teyzem çalışır ve maaşını o kişi alırdı.... Ara ara da hakaret etmekten, suçlamaktan da geri durmazdı...
Şuan içimi dökemediğim, buraya yazamadığım şeylere şahit oldum onlarda....
Neyse dayanadım ve teyzemi aldığım gibi getirdim ananemlere ve boşanmasına vesile oldum. İyi ki de vesile oldum hala yaptığım davranıştan memnunum....
Teyzemin psikolosi bozuldu tabi o yıllarca dayağı yemenin,  insan yerine konulmamanın sonucu... Daha sinirli,  alıngan oldu... Ama hala güçlü bir kadın.... Emeklisi var kızını okutuyor,  oğluyla gelini çalıştığı için torun bakıyor....
O yüzden erkek annelerine çok iş düşüyor.... Evlat yetiştirirken....
Ve kız annelerine de..... Gelinlikle çıktın kefenle gelirsin ancak mantalitesini kullanmamalıyız çocuklarımıza.....
Yanlış evlilik yapabilirler, biz hep yanlarında olmalıyız,  dinlemeli gözlemlemeliyiz evlatlarımızı, kardeşlerimizi gerekirse komşumuzu....
Yani işim özü yakın tanığı olarak,  teyzemi  acısını paylaşan biri olarak daha bir duyarlıyım bu konuya..........
...........

Yazarken o günler geldi aklıma.... İçim cız etti...

30.7.15

Kadın Olmak....



 Ne demek "Kadın halinle sen bir sus".....

Ki bunu diyen kişi hayatı, maneviyatı kendince sofu olarak yaşayan biri. En azından davranışlarından, konuşmalarından bunu anlıyoruz. Ki saygım sonsuz herkes ibadetini kendi yaşam biçiminde yaşar. Bana da asla laf söylemek düşmez. Konuyu nereye bağlayacaksın derseniz; Peygamber Efendimiz bile hep eşleri ile dertleşirken, fikirlerini sorarken bir beyfendinin böyle demesi ne kadar ayıp.

Ayrıca ben, biz kadınız diye neden SUSACAKMIŞIZ EFENDİM....

Kadınım diye hep ezilen olmak zounda değilim.
Sadece kocasının ev ve yatak işini görmek için yaratılmış da değiliz.
Evet fiziki olarak farklılıklarımız, kas kuvvet ve sayılarımız farklı olabilir ama fiziksel olarak,  yoksa akıl olarak farkımız yok. 
Kadınım diye pısırık olmak zorunda değilim.
Evet kadınım ama bir erkekten daha fazla sorumlulukları taşıyorum/z...
Veee kadınım diye SUSTURULMAK hiç hoşumuza gitmiyor......

Hani klişe bir laf var ya bu zihniyette erkekler yüzünden Dünyada kadın olmak hakikaten zor çok zor... Liste uzar gider boşlukları sizler doldurun.
Kimse de kusura bakmasın susamam... Hele haksizlık, adaletsizlik varsa bir yerde sırf kadınım diye ASLA susmam.....

27.7.15

Biten Kitap, ev hali....biz....

Hava bunaltıcı sıcak, gündem deseniz...
Savaşa hayır sloganları dolaşıp duruyor ortalıkta ama kimse taşın altına elini koymuyor. Ötekileştirme yapıldığından beri geleceğimiz sonuç belliydi zaten....
Bu konuda herkesin bir fikri var ama çözüm yok gibi.... Devlet erbabının birbirini kötülemek ve suçlamak yerine doğru kararlar almasını umuyorummmmm.... ..
.......
.....

Şimdi denizde olmak vardı diyoruz güne başladığımızda, camdan içeri vuran güneşe karşı. Hele Umay devamlı yerde takılıyor anladığım kadarı ile serinlik arıyor. Bizde balkona kızçemin havuzunu koyduk, içinide suyla doldurduk. Umay çok mutlu suyla oynadığı için. Hem serinlemiş oluyor hemde oyun oynuyor. Tabi bizde karşısında sandalye oturup ya izliyor yada oyununa eşlik ediyoruz. :)
16 aylık oldu kızçem... Ve bazı şeyler daha düzene girdi hayatımızda. Artık uyuma saatleri uzadı. Hatta nerdeyse günde bir kez uyutuyorum ve akşamları da 21.30 en geç 22.00 de uyuyor ve gece uyanmaları da azaldı. Genel de tecrübeli annelerin demesi; emmeyi bıraktığında geceleri hiç uyanmayacak. O günlere var daha çünkü ben emzirebildiğim kadar emzirmeyi düşünüyorum. En azından 2,5 yaşına kadar niyetim var. :)

En nihayetinde anne sütü çok kıymetli ve bıraktırdığım zaman bir daha dönüşü yok. Evet zorlukları olmuyor mu oluyor.Mesela daha az yemek yiyor çünkü emmek kolayına geliyor hanfendinin :)
Güzel yanı ise onu emzirmek, o emzirme anında ki yaşadığımız duygusal anlar paha biçilmez benim için....

Tabi Umay erken yatınca bende kitap okuyorum, ee malum kitap kulesini azaltmak, yeni kitaplara yer açmak gerek...
 Bu kitabı cuma pazarından aldım. Bazı sayfaları yırtılmış, sanırım çocuklu birine aitti kitap çünkü başlarda ve ortalarda gelişi güzel yırtılmış sayfalar. Roman olmadığından gideri var kitabın. Gülriz Hanım kadınlığa dair, yaşama dair günlük yaşantıya dair alatmış, yazmış. Ara kitap olarak düşünebilirsiniz. Ben en çok anlatım dilini ve gözlemlerini sevdim yazarın. Sohbet eder gibi anlatmış görüşlerini, kadınlığı ve hayatı...
Doğan Kitap sitesinde şöyle yazılmış ktap hakkında;

Biz Kadınlar

Kitap Hakkında:
Gülriz Sururi Türk okuyucularıyla anıları aracılığıyla sıkı bir bağ kurdu. "Biz Kadınlar" da bu bağı güçlendirecek nitelikte bir kitap. Sururi, bu kez tiyatro oyunculuğunun dışına çıkıyor ve kendini her şeyden önce bir kadın olarak ortaya koyuyor. Böylece Sururi ile kadın okuyucuları arasında hayata dair bir sohbet başlıyor.
Sohbet konuları hiç de sınırlı değil. Yaşlılık, güzellik, evlilik, ilişkiler, yeme-içme sanatı...
Hepsi birer sohbet konusu... "Biz kadınlar", okuyucularına Gülriz Sururi'yle kadın kadına sohbet etme imkânı sunuyor. Üstelik bu sohbetlere kimi zaman ünlü yazarlardan, şairlerden, düşünürlerden satırlar da eşlik ediyor.



 Diğer biten kitabım Sultanı Öldürmek/ Ahmet Ümit   İnanın kitabı elimden bırakmak istemedim. Özellikle katili tahmin ettim derken sonunda yazar resmen ters köşe etti beni. Elbette katili yazmayacağım burda okuyacak olanlarınız olabilir. Yazarın 3 kitabını aldım A101 marketinden. Bilenler biliyordur arada bu mağaza 5,95 TL ye kitap getiriyor. Bende bana uygun olanları alıyorum. İyi de oluyor biz kitap kurtları için... :)

Tabi kitaın içerisinde bolcana tarihe özellikle İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet'e dair bilgi var. Tarihi roman olarak çok güzel işlemiş yazar. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz hatta daha bir merak ediyorsunuz yazarın anlattığı yerleri.



Diğer biten üçüncü kitaım ise; Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? /Nuriye Çeleğen'e ait derleme bir kitap. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kadınlara nasıl davrandığını anlatan kıssalardan oluşuyor.
Keşke erkeklerde okusa bu kitabı. O zaman daha da çok utanırlardı herhalde kadınlara olan davranışlarından. Hoş içlerinde  Allah korkusu, saygı sevgi olmadıktan sonra okumak neye yarar o da ayrı bir soru!!! ama ne demişler belki hepsinde olmasa da birinin içinde bir yerler cız eder, aklı aydınlanır...
Ümidimizi kesmeyelim.....
Gerçekten de yaşadığı dönemi düşününce öyle farklı davranıyormuş ki kadınlara, çocuklara. Hoş Peygamber Efendimiz herkese saygılı, sevgiyle yaklaşıyormuş. Kendi işini kendi görmesi, hanımlarına eşit ve adil davranması, hitap ederken gönül alması, saygısı.... anlatmakla bitmez.

Böyle işte blogger. Hepimize iyi haftalar

12.6.15

Kurtlarla Koşan kadınlar kitabına dair....

Bu kitabın tanıtımını ilk Gülben Ergen'in İnstagram hesabında paylaştığı bir fotoğrafta gördüm.
Sonra biraz araştırdım ve enteresan bir kitap olduğunu fark ettim. Biraz daha araştırınca almaya karar verdim.

Gerçekten de kitapta çok ilginç, enteresan ve detaylı kadınlara, kadınların psikolojisine ve psişesine dair mitolojik öykülerle anlatımlar bulunuyordu. Yazar bu kitabını yazmak için 20 sene araştırma yapmış, öyü ve mitolijik öyküler dinlemiş, kendi ailesinden de öykülerle birleştirmiş. Tabi bu kitabı yazarken önce kendi içindeki kadına ulaşmış bence yazar. Kurtlarla kadınların benzer özelliklerinden de dem vuruyor yer yer. Çok alıntı yaptım kitaptan ve altını çok çizdim cümlelerin. Masallarla öyle güzel betimlemiş ki kadına dair özellikleri.
Kesinlikle kadınların okuması gereken bir kitap. Hele hele farkındala başladıysanız yaşamınıza dair, psikolojinize dair okumalısınız. Kitap biraz ağır. Konuları öyle okuyup geçemiyorsunuz. Roman gibi değil de başlıklar altında sindirerek okumak gerek.
Her konu başlığı altında bir öykü/masal anlatılıyor ve sonrasında yorumlara geçiliyor. Tabi bu masallar yer yer mitolojiden de alınıyor. Ama tasvirler, bakış açıları çok iyi. Zaten düşündüğünüzde ve özellikle dişi kurtlara baktığınız da kadınlarla benzer özellikleri çok fazla.  Çok fazla yazmak isterdim detay ama hangi birini yazacağımı şaşırdım.
En iyisi mi okuyun derim bu kitabı; yavaş yavaş, sindire sindire....


***********************
Ece Temelkuran çok güzel özetlemiş kitabı;



   
Yağmurlar, gemiler, düşler

       
Clarissa P. Estes'in yazdığı "Kurtlarla Koşan Kadınlar"ı, özellikle geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara şiddetle tavsiye ediyorum
    ---
   
    Kimi kadınlar, düşlerinde kendilerini yalnız görürler; bir başlarına. 16 yaşındayken mesela, henüz hayata yeni başlarken, sonradan fark edersiniz ki, o günlerde geleceğe ilişkin kurduğunuz düşlerde yalnızsınızdır. Çok kadın tanıdım böyle. İlk gençlik yıllarında gelecek hayalleri kurarken tek başına Kızıldeniz'e dalarken görmüştü kendini; bir evde bir sürü kediyle tek başına yaşadığını görmüştü; bir yük gemisine binip, siyah bir gocuk giyip tam güvertenin ucunda filtresiz sigara içerken görmüştü kendini. Kendilerini böyle hayal eden kadınlar sonra adamları ve çocukları nereye koyarlar? Neyse...
    Belki sonra unuturlar, rüyalarını "düzeltirler" ama aklı ve kalbi olan kadınlar gelecek düşlerinde kendilerini hep tek başına bir maceraya atılırken görürler. Sonra olaylar gelişir, belki bütün bunların pek de iyi bir fikir olmadığına kanaat getirirler. Ya da "bir gün mutlaka"dır işte, bilirsiniz...
    Siz o ilk düşünüzde, kendinizi yalnız başınıza hayal ettiğinizde nasıl görmüştünüz kendinizi? Sizin maceranız nasıldı? Ne zaman unuttunuz o hayali resmi?
   
    Kurtlarla Koşan Kadınlar
    Bütün tanıdığım kadınlara aynı kitabı öneriyorum iki haftadır. Israrla, neredeyse bıktırırcasına tavsiye ediyorum. "Sevgilim şöyle böyle bir adam. Ama onu terk edemiyorum. Suçlu hissediyorum" kendimi diyene... "Herif bana kazık attı. Şimdi duyarsız görünmem lazım değil mi? Öyle yaparsam çok gülünç görünürüm, değil mi?" diye çaresizce bir yanlışın içinde debelenene... "Şu işi çok yapmak istiyorum. Ama kesin tökezleyeceğim bir yerinde. Başlamasam daha mı iyi acaba?" diye sorana... "Hayatım kusursuz ama yine de mutlu hissetmiyorum kendimi. Bende bir yanlışlık mı var acaba?" diye düşünene... "Çocuk yapmak istiyorum ama beceremem diye düşünüyorum. Yani ya iyi bir anne olamazsam?" diye kuruntular üretene...
    Bu soruların hepsine iyi gelecek bu kitap, biliyorum. Bütün bu kadınlar, kendilerinde olan ama var olduğunu unuttukları, unutmaya zorlandıkları bir gücü anımsayacaklar "Kurtlarla Koşan Kadınlar" kitabını okuduklarında.
   
    Gizli bir kadın dayanışma örgütü
    Kitaplardan öğrenilmiş bir feminist manifestodan, katır kutur bir feminist jargondan bahsetmiyorum. Anneannelerimizden, onların anneannelerinden beri biriken bir kadınlık bilgisinden ve sezgisinden söz ediyorum. Elleriyle bu dünyayı yapan; çocukları, yemekleri ve işleri yapan kadınların biriktirdikleri bilgelikten ve kudretten... Bize unutturulmuş hayat/ölüm/hayat döngüsünden... Kendisine uzaklaştırılmış, ne kadar güçlü olduğu unutturulmuş ve birbiriyle dayanışması türlü yalanlarla engellenmiş bir cinsiz biz. Öyle güçlüyüz ki hatta çok korkutabiliriz herkesi. Zaten belki korktukları için en başlarda sakatlamışlardı bizi. Kitabın meselesi sakatlayanlardan intikam almak değil, en önemli yanı bu. Kitabın meselesi yeniden nasıl ayağa kalkıp, tamamlanmış bir kadın olarak nasıl yaşayacağımız ve nasıl kendimizi güçlü hissedeceğimiz.
   
    Jung, masallar ve kızlar
    Psikiyatri okuyup, Jung üzerine doktora yapıp sonra bütün dünyayı kadın masalları arayarak dolaşmış bir kadın, Clarissa P. Estes tarafından yazılmış kitap. Ayrıntı Yayınları'ndan çıktı. Biraz pahalı ama en kötü ihtimalle birkaç arkadaş birleşerek alabilirsiniz, almalısınız. Estes eski masalları yeniden okuyarak kadınların yazılmamış tarihine ve bu tarihten öğrenilmesi gereken hasletlere dikkat çekiyor. Yaralarınızı kendi kendinize nasıl saracağınızı söylüyor ve bunu yapmak için sizde yeterinden fazla gücün zaten bulunduğunu anlatıyor.
   
    Erkekler neden okumalı?
    Ortalıkta "kadın dünyasını yazan erkek yazar" furyası var ve hakikaten kadınların bunlara içtenlikle inandığını sanmıyorum. Sadece biraz çekici buluyorlar belki, belki biraz da erkeklerin kadınları nasıl gördüğünü, nasıl gördüğünü sandığını anlamak için okuyor olabilirler. Oysa kadınlarda anlaşılması gereken bir şey olmadığını, sadece onlarla birlikte "akılması" gerektiğini daha henüz hiçbir erkek yeterince anlayabilmiş gibi gelmiyor bana. Yaptıkları bir nehri durdurup debisini ölçmeye çalışmaya benziyor; nehirle birlikte akmak ise çok daha büyük bir güç gerektiriyor. Erkeklerin de işte, bu kitabı ne tür bir nehirle birlikte akabileceklerini anlamak için okumaları gerekiyor.
    Kendi içinizde şefkatli ve ılık bir yolculuğa çıkmak için bulunmaz bir fırsat! Şiddetle tavsiye ediyorum... Bilhassa geleceği hayal ederken kendilerini tek kişilik maceralarda gören kadınlara! Her yaştan kadına...


Kitap Hakkında

İnsanlık tarihi boyunca bastırılmış ve örselenmiş kadınların durumunu sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan ele alan çok sayıda inceleme yapıldı. Her inceleme, kadınları ''tanımlama ve çözme'' açısından çok farklı yöntemler önerdi. Bu önermelerin ne ölçüde kadınların doğasını ilişkin isabetli ve farklı alternatifler olduğu ise tartışmalı.Clarissa P. Estes, Kurtlarla Koşan Kadınlar’da gerçekten farklı bir önermede bulunuyor, kadınlar için yalın, uygulanabilir ve doğal çözümler öneriyor. XIX. yüzyılla birlikte insanlığın doğadan kopuşu ve duygulara yer vermeyen kapitalist bir endüstri çarkının içinde kayboluşundan yola çıkarak, kadınların yapması gereken ilk şeyin içindeki doğal sesi keşfetmek olduğunu söylüyor ve kadınların içlerinde yatan sınırsız güç ve yaratıcılığın, kurtların doğal yabanıllığında yattığı savını ileri sürüyor. Kadınların çoğu zaman farkında olmadan içselleştirmek zorunda bırakıldıkları eziklik ve yetersizlik duygusuna, bastırılmış cinsel güdülerine çok değişik bir malzemeden yaklaşıyor: Masallar! İnsanlığın ortak bilinçaltının aynaları olduğunu düşündüğü masallar aracılığı ile kadın psişesinin derinliklerine iniyor ve birçok açmazdan kurtulmalarına yardımcı olacak masal tadında terapiler uyguluyor.Estes’e göre, kurtlarla kadınlar arasında, vahşilikleri, zerafetleri ve içinde yaşadıkları topluluğun üyelerine duydukları bağ açısından psişik bir benzerlik vardır. Kurtlar ve kadınlar arasındaki bu benzerlik, Vahşi Kadın arketipinde ortaya çıkar. Estes’in ilginç örneklerle betimlediği bu arketip, doğayla bağını kopartmamış ve seçimlerini yaparken duygularını temel alan kadınları içeriyor.Kitaptaki farklı kültürlerden derlenen masallar, kadınların ilişkileri, kişisel imgeleri ve hatta bağımlılık gibi temalar çevresinde gelişiyor. Örneğin Afrika kökenli bir öykü, kadının ikili doğasını yansıtıyor. Ortadoğu’ya ait bir masal, sıradan bir kilim gibi görünen büyülü bir halının toplumun önyargılarını ve görünüşe ne kadar kolay aldandığını ortaya koyuyor.Yayımlandığında büyük övgüler almış bu sıra dışı kitap, kadınları vahşi derinliklerine doğru heyecanlı bir yolculuğa çağırırken, kadın psişesinin bugüne dek hazırlanmış en büyük sözlüğü olarak da okunabilir. Kurtlarla Koşan Kadınlar, kadınlarla vahşi bir noktada buluşmak isteyen erkekler için de vazgeçilmez bir rehber özelliği taşıyor. “Gülme, kadın cinselliğinin gizli tarafıdır; fizikseldir, temeldir, tutkuludur, hayat vericidir ve bu yüzden uyarıcıdır. Jenital uyarılma gibi bir hedefi olmayan bir cinsellik türüdür. Sadece o an için, bir sevincin cinselliğidir; özgürce uçan, yasayıp ölen ve kendi enerjisiyle yeniden yaşayan hakiki ve şehevi bir sevgidir. Kutsaldır çünkü fazlasıyla iyileştiricidir. Şehevidir çünkü bedeni ve onun duygularını uyandırır. Cinseldir çünkü heyecan vericidir ve haz dalgalarına neden olur. Tek boyutlu değildir, çünkü gülme, insanın kendisi kadar başkalarıyla da paylaştığı bir şeydir. Bir kadının en vahşi cinselliğidir. ” Clarissa P. Estés“İnsanlar binlerce yıldan bu yana, zor öğrenilen bilgileri edinmek ve sınırsız olasılıklar içeren düşler kurmak için büyük ateşlerin çevresinde oturmuşlardır. Günümüz dünyasında bu bilgelik yalnızca ‘gerçekler’le sınırlanmıştır. Estés, kitabında bu bilgelik ateşini yeniden yakıyor, hepimiz için.” Gloria Steinem

4.6.15

Yeni yasa hakkında.......Dini nikah serbestmiş ya hani........................

Şu güzel ülkem acep ne zaman gelişmiş ülkeler kadar ileri olabilecek; merak ediyorum....
" Daha çok beklersin" der gibisiniz, haklısınız da ama benim hala umudum var.....

Bilenler bilir fazla televizyon izlemediğimden gündemi biraz da geriden takip etmiş oluyorum. Zaten gündemde olanlardan da daha çok Facebook yada İnstagram hesabımdan görüyorum sonra da tv de bakıyorum...

Mesela şu yeni yasa ile "Dini Nikahta Resmi Nikah Şartı"nın kalkması gibi... Nasıl bozuldum, üzüldüm anlatamam. Çünkü zaten ülkemiz de kadınların adı yok bide bunu resmileştirdiniz mi iş tamam......

Evet sonuçta bir kesim var ki; evli olup da dini nikah yapıyor ikinci eşi adı altında,
Evet bir kesim var ki ; resmi nikah da neymiş diyor...
Evet bir kesim var ki; özellikle doğuda çok eşli yaşamı meşrulaştırmak için dini nikahı kullanıyor... kadının remi nikahı olmasa da olur... kadın dediğin nedir ki; evinin işini yapsın, çocuklarının anası olsun, gerekirse çalışsın... bir de üstüne gece olunca yatak da kadınlık görevini yerine getirsin ( nede olsa kadın için bu bir görev, kadınların cinsel istekleri, duyguları, hazları aslaaaa olamaz)
eğer görevini yapmazsa, kocasının gönlü edilmezse üstüne sopayı kesinlikle hak etsin.... vs...

Bu liste uzar...... Yasa aşağıdaki gibi olmuş artık. Varın siz düşünün artık küçük yaşta kızların nasıl evlendirileceğini ve bunu yasal hale uyduracaklarınıııı......................

Anayasa Mahkemesi, resmi nikah öncesi dini nikah yaptıranlara ceza verilmesini içeren Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) ilgili madddesini iptal etti. Mahkemenin kararı, 4'e karşı 12 oyla alındı. Mahkeme, karara gerekçe olarak, düzenlemenin din ve vicdan özgürlüğü ile özel hayatın korunması ilkelerine aykırı olmasını gösterdi. Resmi nikah olmadan dini nikah kıyan imam ile çiftlere 2 aydan 6 aya kadar hapis cezası verilmesi öngörülüyordu.


Belki şehirde yaşayan, okuyan birçok kadın evet nikahsız oturmaz erkeğiyle...( Ama doğuda ki kadınları düşüelim.. zaten hiçbir hak talep edemiyorlar bu yasa ile herşeyleri ellerinden alınmış olacak. Ki resmi nikahlıyken erkekler boşanmak isteyen kadınlara neler yapıyor, hiçbir hakkını vermiyor... Hal böyleyken neler gayri yasal olur düşünün....

Çok kötü bu yasa çoookkkkkk.......................
Evet nikah belki bir tercih meselesi olabilir, evet kendi isteğiyle ister dini nikahlı ister nikahsız birlikte yaşayabilir çiftler. Asla yadırgamıyorum.
Benim derdim kadın haklarıyla ilgili, yasada bile kadın hakkını zor savunuyorken bu yasa ile hepten hak savunamayacak olması ile ilgili....
Yoksa isteyen elbet başka hayatları rahatsız etmeden istediği gibi yaşayabilir...

Vs..... işte böyle aklım kızdı bu işe burdan da paylaşmak istedim.....

7.4.14

Yeni bir hafta.....

Yeni bir haftaya başladık. Uzunnn zamandır zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Nisan ayına geldik bile. Bazen Umay'a bakıyorum ve diyorum ki; daha dün gibi, şu ay doğacak, şöyle yaparız, şunu alırız... derken kızım 1 aylık oldu bile.
Artık çamaşır ipimizde kendisine de bolcana yer var. Hatta bizden çok onun çamaşırlarına yer var. :))))
Her geçen gün büyüyor. Geçen hafta aşısını vurdurmaya gittik ve kilo almış bizim kız, bıyda uzamış. Yanakları doldu zati :))
Artık bize gülücükler yapıyor, tepki veriyor kızımız. Ve doyduktan sonra yatağında duruyor.

Gece uykularımız şimdilik iyi. Umarım değişmez. Arada tabi geceleri mızıklandığı, sabaha karşı uyuduğu da oluyor. Zormuş uykusuzluk....  Onun dışında aynıyız biz; emir, altını değiştir, uyut :))))


Tabi bizim gündelik hayatımız dışında olanlar çok can sıkıcı. Haber bakayım diyorum ama hiç iyi haber yok. Hep kadına karşı şiddet, kaybolan-ölen-düşen çocuklar, ölen işçiler, seçim ve sonuçları.....
Zaten duyarlı biriyimdir ama anne olduktan sonra duyarlılığım ve duygusallığım daha bir arttı; izledikçe içim parçalanıyor.

Emzirirken D-Smart filmlerinden yararlanıyorum.  Evelsi gün Mona Lisa Smile filmini izledim ve çoook beğendim.

Hem oyuncular çok iyiydi hemde konu. Belki bu filmi izleyenleriniz çoğunluktadır ama benim gibi daha izlemediyseniz izleyin derim.
Özellikle erkeklerin eğitimli bile olsa evlenecekleri kadınları nasıl evde oturttuklarını, kadınların ise evlenseler bile okuyabileceklerini, çalışabileceklerini, birey olduklarını anlatan iyi bir filmdi.