bebekli günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebekli günler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29.3.17

İyi haftalar.....

İyi haftalar herkese.
Zaman hızla akıyor her zamanki gibi.  Cuma günü Umay'ı aylık rutin dr randevusuna götürdük. Maşallah sağlıklıymış, gelişimi de iyiymiş. Doktor bizi 1,5 ay sonraya çağırdı tekrar.
Bizde dr çıkışı Akasya AVM'ye gittik. Bana çok ferah geldi. En çok DR olmasına sevindim ki Tepe Natılus' da  da var ama burası daha büyük. Ben ki avm hiç sevmem, kapalı yer bi zaman sonra ruhumu daraltır, ama dedim ya burası ferah aydınlık geldi bana.
Bide en çok E-Bebek olmsına sevindim.
Haftaonumuz yoğundu, cumartesi akşam çaya misafir vardı, pazar kuzenler geldi akşamına da arkadaşa biz çaya gittik veee hafta başına bu şekilde başladık. :)
Kafa Dergisinde çok güzel konular işlenmiş bu ay, tavsiye ederim.
Bideeee sizinle tasarruf hakkında çok hoş bi paylaşım okudum,  onu paylaşmak isterim.
hadi ben kaçar öptüm siziiii...

20.9.16

Veee Tuvalet Eğitimi tamamdır.....

 Veeeee en çok tedirginlik duyduğum şey olan "Bezi Bırakma" işi tamamdır...
Aslında uzun zamandır istiyorduk Umay'a bezi bıraktırmayı ama bir türlü olmadı.
Daha doğrusu bende hazır değildim.
Anladım ki bu konuda anneninde hazır olması, sabırlı olması ve kararlı olması gerekiyor.
Yazın tatildeyken Umay'a aldığımız deniz bezlerinden takmayayım dedim. Aslında bayağıda almıştık ama deneyeyim dedim, hemde denizde rahat etsin istedim/k açıkcası. Her ne kadar o bezler deniz için uygun da olsa kumla oynamaya başladığında altında ıslak kalmasın diye çıkartıyorduk.
Neyse efenim bu sene aldık ama kullanmadık. İLk bir iki gün sanırım denize işedi :)))
Sonra üçücü gün bit baktık ki; bizim Umay kız çişi geldiğinde dışarı çıkıyor, etrafı kol açan ediyor ve kenara geçip kuma işiyor :)) sonrasında da denize girip bacaklarını yıkıyor.. Tabi böyle yazarken belki siz okuyanlara tuhaf gelebilir ama bizi görseniz bir mutlu bir mutlu; evetttt dedik Umay artık çişini tutabildiğine göre bezi bırakmaya hazır.


Ki kakasını hele saatlerce tutuyordu. Taki altını bezleyene kadar...
Hep diyorum; çocuklarımızı iyi gözlemlemek gerek, onlar bizi öyle güzel yönlendiriyor, bize kendilerini anlatıyorlar ki... yeter ki bakmayı, izlemeyi ve en önemlisi çocuğumuzu dinlemeyi bilelim. Özellikle çocuğumuzu dinlemek, ne demek istediğini anlamak çok önemli.
Televizyonda bir Psikayatırdan dinledim; ailelerin en büyük hatasınının; çocuğa her şeyi verdiklerini düşünmesiymiş. Çünkü bizler anne baba olarak herşeyi her imkanı sağlayabiliriz ama bizim sunduklarımız bakalım gerçekten de çocuğumuz için "herşey" mi?

Efenim yine konuyu dağıtmayayım değil mi? :))

Tatilden sonra eve döndüğümüzde bezi artık takmadık. Şunu da unutmadan yazayım; bez bırakma önce yaklaşık birkaç aydır Umay'a bunu anlatıyordum. Artık bezi bırakacağımızı, kaka çiş yapmanın doğal normal bişey olduğunu, ve kendisininde artık tuvalete gideceğini anlatıp duruyordum.

Başta zor oldu. 3,5 gün kakasını bırakmak istemedi." anne yapmıycam" deyip durdu.Çişini de 2 tuvalete yapıyorsa 3 yere işedi. Aslında öncelik olarak geldiğinin oda farkında olmuyordu gözlemlediğimde. Yavaş yavaş biz istikrarlı davranınca oda farkına varmaya başladı ve anne tuvalete demeye başladı. :)
Bu eğitime başlayacaksanız kesinlikle yaz mevsimi olmalı. Bizde tüm halılar kalkmış olduğundan işim daha da kolaydı. Her seferinde sirkeli sularla yerleri silmek zorunda kalsam da çocğumun gelişimive isteği daha önemli...

Bende ısrarla bezi takmadım, sonraları Umay'da istemedi, örneğin geceleri takıyordum, sonra gece yarısı uyanıp" anne çıkart bezi ben büyüdüm, çok rahatsız ediyor" deyip atıyordu.
Ve artık tamamen bezi hayatımızdan çıkarttık.

Ne diyordum kakasını 3,5 günün sonunda gece yarısı yaptı elbet tuvalete değil... Biraz korktu panikledi, bende devamlı "bunun normal bişey olduğunu" anlatıp durdum.

Bu çok öenmli ne olur anneler çocğunuza küçüklükten itibaren, bez değiştirirken bile " eğ pis kaka yamış değiştirelim" modunda yaklaşmayın. Çünkü normal olan olamsı gereken birşeyi sanki pis birşey gibi gösteriyoruz çocuğumuza ve ondan sonra da ondan normal olanı yapmasını bekliyoruz..

Vel hasıl yaklaşık on gün sürdü eğitim. İlk bir hafta alışma süreci oldu. Ama artık bezimiz yok ve tuvalete gidiyoruz.
Arada binde bir elbet altına kaçırdığı oluyor; eğer oyuna dalmışsa mesela... ama onun dışında söylüyor ve geceleri de tutuyor sabaha kadar.

Gazamız mübarek ola, darısı diğer annelerin başına. :)))

İyi geceler  blog... 






18.6.16

Umay'lı günlerden bir gün...

Uzun zamandır Umay'lı ev hallerimizden  bahsetmiyorum. Ve biraz yazayım istiyorum. İlerde hem ona hem bana anı olarak kalır...
26. ayının içindesin artık annem.. Her şeyi ama herşeyi o kadar iyi anlıyorsun ki..
Özellikle duygularını ifade edişin çok iyi.
Şöyle bir baktığım da diğer annelerin dediği gibi gerçekten de belirli bir zamandan sonra günler çok hızlı ilerlemiş.
Çünkü sende ki davranışlar büyüdüğünün büyüme yolunda ilerlediğinin işareti.
O kadar çok şey öğrendim ki anne olunca.
Bir annenin evladını gözlemlemesi çok önemli. Çünkü çocuklar siz onu iyi dinler ve gözlemlerseniz sizi doğru yolda ilerletiyorlar.
En azından kendi çocuğumda bunu deneyimledim.
Örneğin; eğer siz kendi hayatınız farkında yaşıyorsanız inanın çocuğunuzun da hayatının farkında oluyorsunuz.
"bebektir, çocuktur ne anlar" demek yerine ona bir "birey" gibi davranırsanız, dışarı çıktığınız da sizi dinler.

En çok gözlemlediğim şeylerden biri bu oldu. Örneğin AVM lerde çok görüyorum, çocğuyla kibar konuşuyor önce bakıyor çocuk dinlemiyor başlıyor bağırmaya. "bak çocuğum beni dışarda bağırtma" gibi sözler düşünsenize çocuk için başkalarının bakması çok da önemli değil ki...
O zaman anladım işte evde siz eğer sağlıklı iletişim kurar, dinlerseniz dışarda da ufak tefek akslikler dışında bağırmak zorunda kalmazsınız diye düşünüyorum.
Elbet şunu kabul ediyorum; gerçekten de çok zor olan, uyumayan, ne yaparsanız yapın hareketli, laf dinlemeyen çocuklar da var.
Bizim şansımız, Umay iyi huylu bir çocuk... Genlerimiz sağolsun ;) ::)))))

Evet biz hiç mi sorun yaşamadık, herşey güllük gülüstanlık değildi elbet.
Yeri geldi sokakta elimiz bıraktı, ki hala önce tutuyor sonra koşmak istiyor. Yavaş yavaş sabırla anlattım, hala anlatıyorum. Bizim kaldırımdan gitmemiz gerektiğini, araba çıkıp bize çarpabilir diyorum.
Ve bakıyorum ki son zamanlar da elimi tutuyor ve bıraksa bile"kaldırıma çık annem " dediğimde hemen çıkıyor. Aslında düşünsenize çocuk da haklı koşmak, dokunmak, keşfetmek istiyor. Onu bu dürtüleri yüzünden kısıtlamamak gerek.. Bazen sabrtemek o kadar zor oluyor ki...


Yeri geldi 2 yaş sendorumunu bağırarak atlattı. Geçerdi karşıma çığlık atardı. Ama öyle böyle değil.
Bende karşısında dikilir hiçbir tepki vermezdim, bir süre sonra da yanından ayrılırdım. Bİraz mıkırdanır sonra susar yanıma gelirdi. Sımsıkı sarılırdım.
BAktım ben ona "neden bağırıyorsun, sus" gibi tepkiler vermeyince oda birkaç gün sonra bıraktı bağırmayı.


Sonrasında da herşeyi "anne men " yapıcam dönemi başladı. Onda da onun dökmeyeceği yada dökerse de sorun olmayacağı şeylerde bana yardım etmesine izin verdim. O da geçti...
Bazen suyunu yada elinde ki başka birşeyi dökebiliyor. Hemen yanıma gelip korkmuş bir şekilde " anne bak suyu döktüm" diyor, o zaman o ifadesini görünce çok üzülüyorum. Çünkü dökmesi kadar normal birşey yok ki... biz büyükler hiç mi dökmüyor, kırmıyoruz...
Böyle durumlar da da göz hizasına inip; annecim olabilir dökebilirsin. Lütfen üzülme bir daha kine dikkatli olursun. Tamam mı annem
tamam anne deyip hemen gülüüyor... :)

İŞte o zaman bende mutlu oluyorum, çünkü dökücek, kırıcak, anlamaya çalışıcak.
Bide bu aralar bez değiştirmek istememe gibi bir sorunumuz var. kakasını yaptıktan sonra "anne ben kaka yapamıyorum" diyor ve bez değiştirmemem için kırk takla atıyor.
Bende inatlaşmasın, inatlaşmayı öğrenmesin diye " tamam annecim, sen ne zaman istersen değiştirelim ama değiştirmezsek popon acıyabilir" diyorum. Bi bir iki dakka sonra aa Umay gel barbi  bebeğin altını silelim bezini değiştirelim derken kendi de istiyor.
Evet sabır istiyor, evet daha çok sabır istiyor çocuk büyütmek. Hele bu aşamalar daha bir sabır istiyor.
Benim kendimce avım; sonuçta aile olmayı, bebeğimiz olmasını biz istedik, kısmet oldu bebeğimiz oldu. Şikayet etmeye gerek yok. Bu bir süreç ve geçecek.
Diyerek kendime söylüyorum.
Çünkü anladım ki eğer bebeğiniz vars size destek olan, yardımcı olan biri daha mutlaka ama mutlaka  olmalı.


Ben çok bilirim ilk zamanlar daraldığımı, bunaldığımı, tüm gün evde olmanın dışarıya pat diye çıkamamamnın verdiği sıkıntıyı...
Eşimi kollardım izin günlerinde o bakardı ben biraz hava almaya çıkardım. Allah razı olsun hala da çok destektir bana bu konuda...

tabi bunlar yaşadığımız bir süreçti,
Artık zaman daha keyifli geçiyor Umay'la.
Bu ara en büyük hobisi suluboya ile resim yapmak.
Sabah Bismillah daha gözünü açıyor, yüzünü yıkıyoruz; anne ben suluboya yapıcam diyor.
Çizerken de anlatıyor; anne bak kedi yaptım, uçak yaptım, anne bak bu sen...
Yakında kişisel sergisini açarız Umay Hanımın. :))))

İŞte böyle blog, şimdilik aklıma gelen bunlar, gelmeyenlerin yada bazı anıların bende kalmasını istediğim kadar ile günler böyle geçiyor bizde....

23.3.16

Günlük.... Satır Arası....

Aslında yazacak gücüm yok inanın.....
Haberler de izlediklerim, Twitter'da okuduklarım... böyle zamanlar da nedense kelimler düğümleniyor... 
Hele hele şu en son çocuklara tecavüz, taciz olayları mahvetti beynimi diyebilirim. Ki inanıyorum ki bu yazıyı okuyanlarınız da "katılıyorum bizim de senden farkımız yok" diyordur....
Hele hele bir bakanın çıkıpta yaptığı açıklamalara ne demeli dilim varmıyor....... Ne olursa olsun, ister bir taciz ister bin taciz olsun.... önemli olan o çocuğun yaşadıkları, korkuları ve bundan sonra ki hayatı... Bunun hesabını kim verecek.......................
.............................
..............................................

Uzun zamandır gündemden dolayı yazamıyorum ama baktım yine ara veriyorum, en azından dedim yazayım da içimde ki daralma biraz azalsın...





İnanın korkudan çocukla bir yere çıkamıyoruz, hep yakın mesafe gidiyoruz gideceğimiz yere.. Bende evde fırsat buldukça kitaplara sarılıyorum, çok iyi geliyor ruhuma.
Bu arada yeni bir kitaba başladım, internette takip ettiğim birkaç blogda da görünce bu kitabı almak farz oldu bana. Önsözünü Dr.Kemal Sayar'ın yazdığı içeriği iyi olan bir kitap.
Sizinle paylaştığım sayfada ki örnek çok hoşuma gitti ve okurken ne kadar da doğru dedim kendime. Daha çok başlardayım, çok fazla şu aralar okuyamıyorum.


Sebebi de ay sonu kitap klubü toplantısı var ve ayın kitabı olan Kaderin Kızı biraz kalın bir kitap. Benim de okuma sürelerimin kısıtlı olduğunu düşünürsek, önceliğim bu kitap.

Yine okunacak kitaplar birikti ama o kitap kulesini görmek bile keyifli...

Haydin yazımı yazdım bana müsade, kız uyuyorken biraz da kitap okuyayım. :)


7.3.16

Nedim Gürsel, Doğum Günü ve yeni bir hafta....

Veee kızım artık 2 yaşında. Bir çocuğun, evladının büyüdüğüne tanık olmak o kadar muhteşem bir duyguymuş ki anlatamam. Ki evladı olanlar ve büyütenler daha iyi anlar beni sanırım ;)
Bu sene küçük, çekirdek ailemle kutladık yaş gününü. Annneanne, babaanne, dede, amca, dayı, yenge, kuzenlerle pasta kestik. Sonrasında ufak tefek hazırlık yapmıştım, masayı da açtık, sohbet eşliğinde çay içtik.
Çocuklar da ay ve hafta o kadar fark ediyor ki gelişimlerinde.... Örneğin bundan bir iki hafta öncesine göre Umay daha bir durağan. Bazı şeleri daha iyi anlıyor ve tepkisini ona göre veriyor.
Yine dışarı çıkınca ipi koparılmış gibi koştıruyor ama kapalı ortamlar da daha bir fark ediyor hareketleri.
Aslında ben bir ara da bebeğim ilgili yazı yazayım.





 Bu ayın ilk kitabı da bitti. Yüzbaşının Oğlu/Nedim Gürsel 
Arka kapak yazısına bakıp da aldanmayın sakın, çünkü yazar arakdaşının annesi ile yaşasığı aşkı ve cinselliği o kadar güzel aktarmış ki. Ki kitap daha çok yaşlı bir gazetecinin kızının tavsiyesi üzerine yaşadıklarını, ses bandına alması üzerinden anlatılıyor. Aynı zaman da bir dönem kitabı da diyebiliriz. Arada günümüze dönüp siyasi analizlerini ve yorumlarını da yine rahatsız etmeden anlatıyor. Okumadıysanız okuyun derim.  Film olarak da epeydir merak ettiğim bir filmi izledik. Ejderha Dövmeli Kız  Aynı zaman da üçleme kitabın ilkine film çekmişler. O kadar çok bahsini ve övgüsünü duymuştum ki... Ki film bayağı bir puan da almış. Hak etmiş de. Başlarda biraz sıkılıyor gibi oluyorsunuz ama sonra bir açılıyor film bu seferde sonunu merak ediyorsunuz. :)

Yeni haftaya başladık, herkese iyi haftalar....

21.1.16

Emzirme, anne ve bebeği hakkında birkaç kelam...

Bu aralar nette,  Bloglar da o kadar çok emzirme ile ilgili yazılar görüyorum ki (sanırım benim ki biraz da algıda seçicilik oluyor)....  Özellikle yorumları okuduğumda bazen okuduğum yoruma inanamıyorum.....
Emzirmek çok çok çok önemli, hele de sütünün geliyorsa kesinlikle anne bebek bağı açısından harika bir duygu.
Ben şanslı annelerdenim. Bir de ben  gebeliğim süresince çok fazla olumlama  yaptım. Doktoruma konuştuğumuzda da bir kaç hastasının da yaptığını ve geri dönüşlerin gayet iyi olduğunu söyledi.
Mesela nasıl mı? Otururken,  yatarken uyku öncesi hep hayalimde Umay'ı emziririm,  sütümün geldiğini,  yettiğini hayal ederdim, sakin bebek olduğunu,  uyku sorunu yaşamadığımızı hayal eder ve mutlu olurdum. Gerçekten de Umay sakin bir bebek ve biz aşı dönemleri dışında uykusuzluk hiç çekmedik. Tabi bunda Umay'ın da yaradılışının da,  günlerinin de payı büyük. 
Umay ilk altı ay hiçbir ek gıda,  mama almadı. Hatta biz ek gıdaya başladığımız da muhallebi tarzı mamaları da kabul etmedi. Hala çok tatlı şeyleri yemiyor. Bir tek çikolatayı koşulsuz yiyor. Bir görseniz biri ona çikolata ikram ettiğinde,  nasıl hızlı elinden alıp yemek istiyor. Allah'tan biz onun yanında yemiyor ve almıyoruz.
Evet biliyorum elbet birgün yiyecek ama ne kadar geç olursa bu zaman o kadar iyi olur, bağışıklığı için,  sağlığı için.
Neyse ben yazının konusunu dağıtmayayım dimi ama...  :)
Bazen bana da diyorlar "yeter nasıl olsa artık sütünün bir faydası yok"  diye. Oysa ki bana kalsa ben daha uzun bir süre emziririm. Gerçekten de çok keyif alıyorum kızımı emzirirken. Onunla göz göze gelmemiz,  ellerini hissetmek harika bir duygu.
Birde ne   olursa olsun, kalitesi ne kadar düşerse düşsün en 2 yaşına kadar emzirmekten yanayım. Doktorumuz da aynı şeyi öneriyor.
Evet son üç yıldır o kadar çok şeyden vazgeçtim ki... Sırt bel ağrılarımı söylemeyeyim bile. Ama herşeye değer....
Evet geceleri deliksiz uyumuyoruz muhakkak gecenin ortasında "anne aç" diye uyanıyor ve bende aramıza alıp Umay'ı öyle emziriyorum ve o şekilde uyuduğumuzdan artık kızçem bizimle uyuyor oluyor. Ki ben anne olmadan önce çok ahkam kesiyordum bu ve benzeri şeyler üstüne. Öğrendim ki; anne olunca asla asla dememek gerekmiş. Her çocuk bir kişilikle doğuyor ve birbirinize uyum sağlıyorsunuz. Bir de sabah uyandığım da yanımda varlığını hissetmek kokusunu duymak çok mutlu ediyor... Bu zamanlar geçecek ve zaman hızla ilerliyor...
Etrafımda, arkadaşlarım arasında da emziremeyen,  ve bu duruma çoook üzülen arkadaşlarım oldu. Onları o kadar iyi anlıyorum ki.. Süt gelme olayı tamamen bünye ve genlerle alakalı. O yüzden ne olur yeni anneler ve anne adayları kendinizi üzmeyin,  suçlamayın.  Birşey olmuyorsa çok fazla zorlamanın anlamı yok. Kendinizi yıpratmaktan öteye geçmiyor çünkü...
Şimdi gelelim okurken inanamadıklarıma ;
Bir kere ne olursunuz ama ne olursunuz gebe bir kadına ve yeni doğum yapmış bir anneye; yeni düzeni ile ilgili olumsuz şeyler söylemeyin. Yok şunu yapmayacaksın,  yok şöyle yok böyle, yok keyifle yaptığın şeyleri uzun süre yapmayacaksın demeyin,  demeyin güzel kardeşim.
Evet dediklerinizin gerçek payı yok  mu var...  Evet en az 2 sene bir çok şeyi erteliyorsunuz, evden ha deyince çıkamıyorsunuz ama bunlar hep geçici ve siz yeni doğum yapmış hele de ilk annelik deneyimi ise kadının,  düşünsenize psikolojisini...
Bana da diyorlardı; görücez seni bakalım eskisi gibi kitaplarını okuyabilecek misin? Unut artık v. s....  Diye. Ki selam olsun aynı hızda olmasa bile okuyabiliyorum kitaplarımı,  hatta film bile izliyorum /z.
Bu tamamen anne bebek arasında ki ilişkiye ve bebeğinizi nasıl yetiştirdiğinize bağlı.
Sonra anneye bebeği için "ay ne kadar zayıf yada ne kadar şişman bebeğiniz" demeyin,  üzmeyin anneyi. Her bebeğin bir yeme alışkanlığı ve kilo alma durumu var....
Bu liste uzar........  
Ama benim kız uyuyorken biraz da kitap okumam gerek o yüzden sizin varsa ekleyeceğiniz şeyler yorum kısmından benimle paylaşırsanız çok sevinirim. 
:))  iyi geceler  

23.10.15

Özlem duyduklarım.....

Açık olan pencereden dinlediğim yağmur sesi... Geceye yağmur,  yağmur sesi ne kadar da yakışıyor....
Fonda da TRT Müzik kanalında Kamuran Akkor güzel sesiyle harika ruha dokunan parçalar söylüyor...
Bir yanım tableti bırakıp kitap okumak istiyor,  bir yanım film izlemek istiyor, bir yanım İnstagram da gördüğüm, kitap listeme eklemek istediğim kitapları not almak istiyor,  bir  yanım hiçbir şey yapmadan sadece oturup harika olan yağmur sesini gözlerimi kapatıp dinlemek istiyor,.bir yanım mutfakta harikalar yaratmak istiyor..... Bir yanım sokaklarda dolaşmak istiyor...
Anlayacağınız özlediğim çok şey var bu aralar.. Hem de çok....  Öyle uzun zaman oldu ki ertelediğim şeyleri yapmayalı... 
Saçımı boyatmak istiyorum sonra aklımdan çıkmayan şey karşıma geçiyor ;cık cık cık... Boyatamazsın Gülo diyor hala emziriyorum çünkü...
Bu sebepten çoook özlediğim şarabı da içemiyorum....
Sonra gözümün önüne,  burnumun dibine şuan mışıl mışıl uyuyan kızımın kokusu, gülen yüzü geliyor....  Yukarıda sıraladığım herşey siliniyor aklımdan.. Aklım diyor ki; az kaldı özlediğin şeyleri yapmaya...
Şimdinin tadını çıkartmak,  Umayı'ın "anne" demesi, sarılması,  emmesi, "gel gel, kalk kalk" demesi... Bir tebessümü... Oyun oynarken aldığı keyfi ve bunu benim gözlemlemem,  yaptığı bir çok şeye ilk benim tanık olmam....varlığına şükretmem...
İşte bunlar daha ağır basıyor ve şükür dualarım göklere arşa gidiyor....
Anladınız siz beni....
İyi geceler blog...

16.10.15

Üç Aynalı Kırk Oda Murathan Mungan...

Bu ara çok ama çok yorgunum çünkü Umay'ın diş çıkarma dönemi. Gece çok sık ağrı ve ağlamakla uyanıyor ve sabah da erkenden kalktığımızdan hiç dinlenemiyorum .  Tabi diş ağrısı olduğundan devamlı emmek istiyor,  yemeklerini çook az yiyor.
Bu arada bende tabi ruh gibiyim biraz. Olduğumdan daha çok sabır gösteriyorum çünkü ağrısı oluyor bebeğimin... Birkaç güne toparlar diye düşünüyorum. Bide bu arada diş çıkarttığı için öksürük ve hafif bir burun akıntısı var.  İnternette araştırmıştım ki tecrübeli anneler de bilir bu durumu ; takip etmek gerekiyor. Çünkü tam hastalık havası ve diş öksürüğümü yoksa hastalık belirtisi mi çok iyi takip etmek gerekiyor...
Çok şükür şimdilik diş çıkartma belirtileri.
Böyle böyle büyüyecek sanırım.... ☺
Bu arada gece okumalara devam.., gündüz daha çok film izleyebiliyorum ama kitap okuyamıyorum. (sorun değil buda geçecek geçecek geçecek)
Üç Aynalı Kırk Oda /Murathan Mungan kitabını büyük bir hayranlıkla okuyarak bitirdim. Hani bazı yazarlar vardır hep yazmalı ama hep. İşte Murathan Mungan'da benim için o yazarlardandır. Örneğin Şairin Romanı kitabını da hiç unutmayacağım ve şiddetle tavsiye edebileceğim bir romanıdır. Okumadıysanız edinin ve okuyun.
Bu kitabının türü hikaye. Ama Roman tadında hikayeler.
Olaylara bakış açısı ve örneklendirmesi çok şaşırtıyor. Öyle örneklerle anlatıyor ki; aaa evet aynen de böyle,  böyle hissetmiştim. "diyorsunuz.
Beni en çok vuran,  etkileyen ve düşündüren hikayeleri sonda yer alan ve ayna ile olan ilişkilerimizi örneklendirmesi, hikayelendirmesi ve doğru tespitler yapması......
Hikayeler biraz iç burkucu ama sıkıcı değil. Ben bir tek ilk Hikayesi olan Alice Star'ı beğenmedim, sıkıldım biraz ama sonrası... İyiydi...
Okuyun mutlaka okuyun derim.  

30.9.15

Kavim Ahmet Ümit, Cinderella, Hızlı Ve Öfkeli 7, Kung Fu Jungle veee bizzzzz... :)

Veee Sonbahar tatlı tatlı yüzünü gösterdi. Şikayetçi miyim? Aslaaaaaaaaaaaaa.
Üşümeyi, üstüme bir şey alıp dışarı çıkmayı özlemişim. :)

Yağmurlu ve serin havayı seviyorum. Yağmurun sesini dinledim dün balkonumda. Kızçem uyuyunca kitap, kahve ikilisini yanıma alıp kendimi balkonuma atıyorum. Ve esen hava da kah gözlerimi kapatım içimi dinliyorum havanın sesi ile birlikte kah kitabımı okuyorum. Eğer böyle ufak kaçamaklar yapmazsam günler zor geçer benim için sanırım. Çünkü şu aralar havalardan dolayı pek dışarı çıkamıyoruz kızçemle, birde bunları yapmazsam çok sıkılır içim çokkkk.....

Bayramı da geçirdik çekirdek ailemle. Sabahtan kayınvalideye kahvaltıya gittik. Öğlen de kardeşimgiller geldi. Güzel bir sofra kurduk el birliği ile ve keyifle akşamı ettik. Çok seviyorum böyle toplanmaları....
Ertesi gün de gidilecek bir kaç yer vardı onları ziyaret et, komşularımızı da ziyaret ettik elbette. Yoksa bayram havasını nasıl aşılardık kızımıza. Büyüklerimize gitmek, secdiğimiz görüştüğümüz, arkadaşlarla, komşuları ziyaret etmek çok keyifli. Çalınan kapılarımız hiç susmasın bence. :))

  Umay'ı ikinci gün Bostancı Lunapark'ına götürdük. Akşam üzeri götürdük ki o renkli ışıkları görsün. :)
Açıkcası içten içe biraz tereddütlerim vardı; acaba ürker mi, korkar mı? Ağlar mı? binmek istemezse ya korkupta... diye...
Ama nerdeeeeeee. Akıllı kızım benim ya. Etrafını " aaaaaa" diye diye bakınıp durdu. Bineceği hepi topu üç şey vardı onlara da ma aile bindik. Çoook keyifliydi Umay, tabi onunla bizde keyiflendik. Seneye daha bir keyifli olur lunapark artık bizim için. Çook kalabalıktı. Eee tabi ki bayram çocuklar için benceeeee.

 Kitaplardan da Kavim/ Ahmet Ümit kitabı bitti. Valla çok heyecanla ve keyifle okudum kitabı. Ama bu ara üst üste o kadar çok A.Ümit kitabı okudum ki aa vermemin zamanı geldi sanırım. Birde evet polisiye romanında usta bir yazar, katili saklamayı ve ters köşe yapmayı okura çok iyi biliyor. Ama bence biraz ara vermeli polisiye romanlarına. Çünkü artık yazım dili çok aynı olmuş... Bu kitabında da dinler adı altında işlenen ama asıl amacı farklı olan bir cinayeti anlatmış yazar. Ve tarihi romanlar konusunda daha çok kitabı olmalı sevgili Ahmet Ümit'in. Çünkü hiç sıkmadan işliyor konuları.
Kitabın konusunda daha fazla bilgi gelmiyo benden biliyorsunuz. :) Tek diyebileceğim okuyun güzel bir kitap.



Filmlerden de bir klasik olan Cinderella'nın yeni çekimini izledik. Hikaye bildik olunca fazla birşey beklemeden bir izlenimlik film olarak ara fil diye izledik.
 Veee serini son filmi olan Hızlı Ve Öfkeli7 yine benim için tabi çok keyifliydi. Görsel sahneler ve yarışlar çok heyecanlıydı. Nedense bu seriyi çok sevdim :))

Dün izlediğimiz bir diğer film ise Kung Fu Jungle idi. Özellikle sizde uzak doğu filmlerini ve öğretilerini seviyorsanız bu filmi beğenirsiniz.
Çok istiyorum uzak doğuya gitmeyi. Öğretilerini kendime çok yakın bulduğumdan sanırım. Bu filmde de dövüş sanatında uzman olan bir öğretmen dövüş sırasında karşısında ki kişiyi istemeden öldürür ve hapse girer. Başka bir dövüş sanatı konusunda uzman olan kişi de kafayı bizim bu ustaya takar ve dışarı çıkması için şantaj yapar. Amacı büyük ustayla dövüşmek ve onu öldürüp kendisinin usta olduğunu kanıtlamak. hapisteki öğretici de polisle iş birliği yapıp dışarı çıkar ve olaylar gelişir.
Kung Fu harika bir dövüş sanatı. O hareketler, o içe dönüşler  çok önemli.... Araştırıyım da öyle detaylı yazayım dimi ama blog. :))

Öyle işte eylül ayını bitirdik neredeyse. Bizde haberler böyle, sizden naber blog?.

10.8.15

Yanlış Alarmmış...

Ve bizim diş ateşi sandığımız  ateş bizi kandırmış.
Meğersem bizim kız rüzgar almış ve kulak ve boğaz iltihabı varmış.
İnternette okumuştuk ki birçok anne de yazmış. Eğer diş ateşi sandığınız ateş bir iki güne geçmiyorsa doktora götürün diye. Bende/izde takibe almıştık. 4.günün akşamı Umay'da öksürük başladı ve sesi çatallaştı.
Tabi bizde kıllandık acaba başka bir şey olabilir mi diye? Ki iyi ki işkillenmişiz...
Aslında bizi yanıltan Umay'ın hiçbir şekilde hastalık belirtileri olan keyifsizlik, uyku hali yada kulağını tutma durumlarının olmaması. Hatta hani sebepsiz ağlasa ağrısı olduğunda bağırsa koştururduk doktora. Sadece gece ateş olması ve diş çıkarma ayında olması  bizi engelledi.
Hoş doktoru ilk günlerde getirseydiniz belli olmayabilirdi dedi.  Bizde dedik ki ilk günler öksürük olmayınca biz hiç hastalıktan şüphelenmedik.
Neyse ki kızın huzurunu kaçırmadı bu durum.
Anlamış oldum ki bebeği yada çocuğumuzu çok iyi gözlemlemeliyiz. 
Cuma kontrol var bakalım kulak ve boğaz  ne durumda?
Tabi bizim kızın keyfi yerinde olunca hop Bursa kaçamağı yaptık arkadaşlara. İnsanın yanında rahat olduğu, kasmadığı dostlarının olması çok önemli. Gittiğimiz ev bahçeli olunca amanın Umay'a gün doğdu hep bahçedeydi hoş bir tek o mu bizde hep bahçedeydik. Bi yatmaya girdik eve.
Umay da kovalarıyla toprakta oynadı. Bide hamak keyfi yapmaktan vazgeçmedi. Bu kızın keyifli huyu aynı ben. 😂😂😂😂
Bilenler biliyordur Bursa'da; bizi ikidir Dobruca Kaya Tesisleri diye dere kenarı bir mekana götürüyorlar ki harika bir yer. O suyun sesi, o yeşillikler içinde ki masa da semaverden çay içmenin lezzeti.... Anlatamam size. Tabi masadaki dost sohbetini yazmama gerek bile yok.
Yolunuz Bursa'ya düşerse muhakkak gidin. Yemekleri de çok lezzetli.
Bugün öyle güzel bir doğa dan eve dönmek zordu ve blog.....
Kız uyudu,  bloğumda yazdım haydin bana müsade.
İyi geceler iyi haftalar olsun.

5.8.15

Ateşli günler....Bebeğim diş çıkartıyor....



Veee diş çıkarma ateşi ile başbaşayız cumartesi gecesinden beri.
Gündüzleri pek sorun yok keyfi yerinde, gülüyor oynuyor. Tek sıkıntımız iştahsızlık ve derin uykuya geçememe.
Ateşimiz genellikle 37.6 ya kadar çıkıyor geceleri ama değişken. Emdikten sonra düşüyor. Bide Allah'ım bu ateş niye hep geceleri çıkıyor? :((((

İnternette bayağı bir araştırdım. Birçok sitede yazanlara bakılırsa doktorların genel görüşü; diş çıkarma evresinde ateş olmuyor. Ateş bazen bazı hastalıklarında habercisi olabilirmiş. O yüzden sıkı takip etmek gerekiyormuş.
Zaten anne yavrusunun bu durumunu ister istemez öyle sıkı takip ediyor ki...
Şimdilik gözlemlediğimiz kadarı ile Umay'ın belirtileri diş yönünde.
Evet bizde ishal olmuyor ama devamlı emme isteği ve iştahsızlık baş rolde.
İyi ki diyorum iyi ki emziriyorum. Yoksa gün boyu yediği şey o kadar az oluyor ki bu dönemde. Hatta bazen sadece sabah yediği azıcık kahvaltı ile duruyor.
Bende devamlı emziriyorum. Yazılanlara göre emzirmek çok faydalıymış. Özellikle ağrısını azaltmakta ve karnı doymakta.
Ve iyi ki bu diş çıkarma dönemi yaz ayına denk geldi. Eşim evde olmasa yalnız başıma çok zor olurdu benim için. Yalnız olanların Allah yardımcısı olsun.
En azından mümkün olduğunca geceleri zorda olsa eşime yat diyorum çünkü uyansa bile Umay sadece beni istiyor emdiği için. En azından diyorum sen yat eşime sabah ben dinlenirim sen Umay ile ilgilenirsin. O da sağ olsun bana o kadar destek ki.
Bu dönemi stressiz atlatmama yardımcı oluyor. Çünkü Umay devamlı emdiği için enerjim çok düşüyor bide uykusuzluk eklenince üstüne sormayın gitsin...
 Bugün biraz daha iyi çünkü çok az Calpol verdik. En azından biraz uyur ve güç toplar dedik. Onun dışında eşim de bende her ateşde her burun akıntısında ilaç vermekten yana değiliz.
Vücudun bağışıklığı, direnci için ilaç vermiyoruz ve devamlı emziriyorum.
Evet sabır istiyor bu dönem çünkü çocuklar, bebekler çok huysuz oluyorlar bu dönemlerde.
Ama sabretmek gerek oların sağlığı için, sağlıklı gelişimi için. Yoksa bizde huysuz olursak eminim bebeğimiz daha bir huysuz, huzursuz olur. Herşey onlar için.
Öyle işte blog, biz bu aralar ateşle mücadele halindeyiz.
Haydin ben kaçtım, hazır kız uyurkene bende dinleneyim. :)
İyi akşamlar herkese. :)

27.7.15

Biten Kitap, ev hali....biz....

Hava bunaltıcı sıcak, gündem deseniz...
Savaşa hayır sloganları dolaşıp duruyor ortalıkta ama kimse taşın altına elini koymuyor. Ötekileştirme yapıldığından beri geleceğimiz sonuç belliydi zaten....
Bu konuda herkesin bir fikri var ama çözüm yok gibi.... Devlet erbabının birbirini kötülemek ve suçlamak yerine doğru kararlar almasını umuyorummmmm.... ..
.......
.....

Şimdi denizde olmak vardı diyoruz güne başladığımızda, camdan içeri vuran güneşe karşı. Hele Umay devamlı yerde takılıyor anladığım kadarı ile serinlik arıyor. Bizde balkona kızçemin havuzunu koyduk, içinide suyla doldurduk. Umay çok mutlu suyla oynadığı için. Hem serinlemiş oluyor hemde oyun oynuyor. Tabi bizde karşısında sandalye oturup ya izliyor yada oyununa eşlik ediyoruz. :)
16 aylık oldu kızçem... Ve bazı şeyler daha düzene girdi hayatımızda. Artık uyuma saatleri uzadı. Hatta nerdeyse günde bir kez uyutuyorum ve akşamları da 21.30 en geç 22.00 de uyuyor ve gece uyanmaları da azaldı. Genel de tecrübeli annelerin demesi; emmeyi bıraktığında geceleri hiç uyanmayacak. O günlere var daha çünkü ben emzirebildiğim kadar emzirmeyi düşünüyorum. En azından 2,5 yaşına kadar niyetim var. :)

En nihayetinde anne sütü çok kıymetli ve bıraktırdığım zaman bir daha dönüşü yok. Evet zorlukları olmuyor mu oluyor.Mesela daha az yemek yiyor çünkü emmek kolayına geliyor hanfendinin :)
Güzel yanı ise onu emzirmek, o emzirme anında ki yaşadığımız duygusal anlar paha biçilmez benim için....

Tabi Umay erken yatınca bende kitap okuyorum, ee malum kitap kulesini azaltmak, yeni kitaplara yer açmak gerek...
 Bu kitabı cuma pazarından aldım. Bazı sayfaları yırtılmış, sanırım çocuklu birine aitti kitap çünkü başlarda ve ortalarda gelişi güzel yırtılmış sayfalar. Roman olmadığından gideri var kitabın. Gülriz Hanım kadınlığa dair, yaşama dair günlük yaşantıya dair alatmış, yazmış. Ara kitap olarak düşünebilirsiniz. Ben en çok anlatım dilini ve gözlemlerini sevdim yazarın. Sohbet eder gibi anlatmış görüşlerini, kadınlığı ve hayatı...
Doğan Kitap sitesinde şöyle yazılmış ktap hakkında;

Biz Kadınlar

Kitap Hakkında:
Gülriz Sururi Türk okuyucularıyla anıları aracılığıyla sıkı bir bağ kurdu. "Biz Kadınlar" da bu bağı güçlendirecek nitelikte bir kitap. Sururi, bu kez tiyatro oyunculuğunun dışına çıkıyor ve kendini her şeyden önce bir kadın olarak ortaya koyuyor. Böylece Sururi ile kadın okuyucuları arasında hayata dair bir sohbet başlıyor.
Sohbet konuları hiç de sınırlı değil. Yaşlılık, güzellik, evlilik, ilişkiler, yeme-içme sanatı...
Hepsi birer sohbet konusu... "Biz kadınlar", okuyucularına Gülriz Sururi'yle kadın kadına sohbet etme imkânı sunuyor. Üstelik bu sohbetlere kimi zaman ünlü yazarlardan, şairlerden, düşünürlerden satırlar da eşlik ediyor.



 Diğer biten kitabım Sultanı Öldürmek/ Ahmet Ümit   İnanın kitabı elimden bırakmak istemedim. Özellikle katili tahmin ettim derken sonunda yazar resmen ters köşe etti beni. Elbette katili yazmayacağım burda okuyacak olanlarınız olabilir. Yazarın 3 kitabını aldım A101 marketinden. Bilenler biliyordur arada bu mağaza 5,95 TL ye kitap getiriyor. Bende bana uygun olanları alıyorum. İyi de oluyor biz kitap kurtları için... :)

Tabi kitaın içerisinde bolcana tarihe özellikle İstanbul ve Fatih Sultan Mehmet'e dair bilgi var. Tarihi roman olarak çok güzel işlemiş yazar. Okurken hiç sıkılmıyorsunuz hatta daha bir merak ediyorsunuz yazarın anlattığı yerleri.



Diğer biten üçüncü kitaım ise; Peygamberimiz Kadınlara Nasıl Davranırdı? /Nuriye Çeleğen'e ait derleme bir kitap. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi kadınlara nasıl davrandığını anlatan kıssalardan oluşuyor.
Keşke erkeklerde okusa bu kitabı. O zaman daha da çok utanırlardı herhalde kadınlara olan davranışlarından. Hoş içlerinde  Allah korkusu, saygı sevgi olmadıktan sonra okumak neye yarar o da ayrı bir soru!!! ama ne demişler belki hepsinde olmasa da birinin içinde bir yerler cız eder, aklı aydınlanır...
Ümidimizi kesmeyelim.....
Gerçekten de yaşadığı dönemi düşününce öyle farklı davranıyormuş ki kadınlara, çocuklara. Hoş Peygamber Efendimiz herkese saygılı, sevgiyle yaklaşıyormuş. Kendi işini kendi görmesi, hanımlarına eşit ve adil davranması, hitap ederken gönül alması, saygısı.... anlatmakla bitmez.

Böyle işte blogger. Hepimize iyi haftalar

29.6.15

Evlilik yıldönümü , yeni kitaplar...

Bugün kocişle evliliğimizin 6.yılını bitirdik. Daha nice yıllarımız olur inşallah el ele kol kola göz göze. ☺
Artık aynı evde üç kişiyiz ve hep dilimizde Umayı'ın yaptıkları. Konuya önce kendimizden, geçmişten başlıyoruz sonra hop konu kızzçemize geliyor.  Derlerdi de doğruymuş. Evladın olunca öncelik herşeyde olduğu gibi konuşmalarda da onda oluyor. Şikayetçi değiliz çok şükür.
Hem ramazan olması hemde Umay'ın daha küçük olması sebebi ile evdeydik bu yıldönümümüzde. Seneye Allah Kerim....
Günün anlam  ve önemi dışında  hava yağmurlu olacak diye plan yapmamıştık. Ama gel gör ki bugün hava mis miss. Bizde akşam üzeri kızı parka götürdük. Bizede hava almak iyi geldi. yoksa başka türlü zaman geçmek bilmiyor devamlı evde olunca.
Kitaplardan Ahmet Ümit serisine devam. Sultanı Öldürmek kitabını okuyorum, birde uzun zamandır ookumak istediğim bir kitap vardı: "Dağın Ardına Bakmak/Bejan Matur"  kitabına başladım. Dönüşümlü okuyorum.
Yeni ganimetlerimden bahsetmeden olmaz blog. Bilenler biliyordur,  Cuma günleri Kadıköy Salı Pazarından yine pazar kuruluyor. Yiyecek de var ama çoğunlukla ikinci el eşyalar, giyimler,  vs... Aklınıza ne gelirse var Bende birkaç kitap aldım hemde tanesi 2,00 TL'den. Allah'ım kitap alınca bir mutlu oluyorum ki anlatamam sizlere.
Böyle işte blog bir pazar günü daha bitti,  yeni bir haftaya başlamaya saatler kaldı. Herkese iyi haftalar.

1.5.15

Günlük...

İki günlüğüne  Ağva kaçamağı yaptık ailecek.  Şansımıza hava da güzeldi.  Kısa da olsa evden ayrılmak,  yollara  düşmek keyifli.  Özellikle denizi ve dalga sesini ne kadar özlemişim onu anladım Ağva'da. ☺
Yalnız kaldığımız gece Şansımıza bir gök gürültüsü, şimşek ve yağmur  vardı ki anlatamam. 
Mayıs ayı yoğun başladı bizi  için.  Yarın arkadaşımın kızının 1 yaş d.gününe gidicem, önümüzdeki hafta da var programlar  derken zamanı deviriyoruz işte.
Bizim kız bu aralar dışarıda pek bi koşturmaca peşinde. Yürüdüğünden beri hiç arabasında oturmak istemiyor, devamlı koşturuyor tabi  bizde peşinde.  Artık beyimle aynı anda yemek yiyemiyoruz dışarıda.  Önce birimiz yiyor diğerimiz Umayı'ın peşinde, sonra yer değiştiriyoruz.  Bir tek evde  rahatız o konuda. 
Sanırım biraz daha böyle gider bu durum. 
Aaa unutmadan 1Mayıs İşçi Bayramımız kutlu olsun bloggerlar.
Kadının kocası kek sevmeye görsün. Yoldan geldik hemen kek attım fırına, söylemesi ayıptır lezzetli olur yaptığım kekler.
Kendime hediye kitap almayı seviyorum.  Bu hafta da İş Bankası Yayınlarından çıkan Sait Faik Abasıyanık kitabı aldım. Bi mutlu oldum anlatamam....
Böyle işte Blog.  Hepinize keyifli, sohbetli haftasonu dilerim. 

31.3.15

Biten kitap, biten gün... Yabancı/Albert Camus..

İyi haftalar herkeseeee.

Ne var ne yok blog. Beni soracak olursan içgüveysinden hallice diyebilirim. Sanırım bahar beni de vurdu. Uzun zamandır havalar kötü diye bide üstüne grip salgını var diye pek dışarı çıkamadık. Kızı hasta etmeyelim dimi ama....?

Böyle olunca tabi bünye devamlı dışarı çıkmaya alışık olunca sıkıldım tabi evde... Bizim kızı soracak olursan da yürümede ilerleme katettik, artık öyle hızlı ve sessiz ki yetişemiyorum. Hele açık kapı görmesin hop o oda da.. :)))) karıştırmak gerek ama dimi... fırt orda fırt burda :) bazı şeyleri öğretmeye çalışıyorum; örneğin altını değiştirdikten sonra bezini ona veriyorum ve birlikte atmaya gidiyoruz, ben kapıyı açıyorum Umay Hn. kendisi çöpe atıyor. Tabi bir mutlu bir mutlu. O mutlu ben mutlu.


Konu "çocuğun" olunca hiç bitmez anlatılacaklar blog. O yüzden fazla da sıkmadan diğer yaptıklarıma geçeyim.

Bu arada ayın birinde "Ayın 1'i Kilisesi"ne gidicez. Gidip görmek gerek dimi çok duydum bu kiliseyi. Sadece ayın birinde açılıyormuş. Gittikten sonra anlatırım bunu da...

 Albert Camus'un "Yabancı" kitabını bir solukta bitirdim. Evet biraz karanlık, içe dönük, psikolijik bir roman.Özellikle kahramnımızın duyarsızlığını ötekileştirmesi toplumun ve yargılaması güzel anlatılmış. Tabi okurken düşündüm bende; annem ölüyor ve hiçbir şey hissetmeden aynı gün ve sonrası devam ediyorsun hayata. Tabi genele baktığımızda hayatını sürdürüş biçimi de garip ki kime göre garip diye demek geliyor içimden. Alışık olmadığımız, görmediğimiz davranışlar olduğundan okurken yer yer garipsedim. Sonra yazarın VarOluşçuluk akımından etkilendiğini okuduğumda çok da yabancı gelmedi süreç.
Sonra kitap bitti, instagramdan takipleştiğimiz biri dedi ki; YAZGI filmini de tavsiye ederim, kitaptan uyarlama güzel bir çekim. Bende
dün gece izledim. Evet film Türk Yapımı olduğundan annenin ölümü ve yaşam biçimi biraz değiştirilmiş ama kitaba sadık kalmış birçok bölüm....

Şimdi yeni kitaba başladım. ...

Böyle işte blog. bugünlük böyle. Haydin iyi geceler iyi haftalar.



20.3.15

1 Yaş Doktor Kontrolü Sonrası... Süt ile imtihanımız....

Geçtiğimiz hafta Umay'ın 1 yaş doktor muayenesi vardı. Öncesinde de 1 ya aşılarını olduğundan kızım çok ağladı doktorda.
Doktorumuz kan tahlili ve idrar örneği istedi. Anam ne zormuş bebekten idrar örneği almak ki biz hala alamadık. Çünkü Umay ogün nerdeyse hiç işemedi gibi bişey. Psikolojiktir diye düşündük sonra ki zamanlarda da bir türlü alamadık örneği. İnternette bir sürü yöntem okuduk; bir bezini tez bağladık üstüne tekrar bezledik ki işerse hemen kaba dökelim diye. Sonuç "cık" olmadı.
Hastanenin verdiği torbalarla denedik yine olmadı.
Suyu açtık, fön makinesi çalıştırdık yok valla bir türlü alamadık..... Artık doktora gidince sorucam başka bildiği bir yol var mı?....

Kan sonuçlarımızı göstermedik daha umarım bişey yoktur. Ben Akdeniz Anemi taşıyıcısı olduğumdan ona da bakacaklar. Bakalım bizi neler bekliyor?
Tabi kan alırlarken ortalığı yıktı bir ara bayılacak zannettik, kendinden geçer gibi oldu.
İyi kötü atlattık artık sonuçlara bakmak gerek.

Vel hasıl doktorumuz artık herşeyi yiyip içebileceğimizi söyledi. 16 ay anne sütüne devam, kalan 5 ayı da sana bırakıyorum dedi. Benim düşüncem en az 2 yaşına kadar emzirmek.

Şimdi asıl sorun şu ki doktorumuz günde bir sefer süt içir dedi.
Kızım gece 1,5/2 saatte bir memeye kalkıyor
ve gözler kapalı meme arıyor. Doktora dediğimde " ozaman sütü gece ver" dedi. Denedim asla kabul etmiyor, zaten gece su da ver demişti doktor ama suyuda içmiyor.
"DOYMUYORDUR" dediğinizi duyar gibiyim ama doyuyor, yemeğini yiyor emiyor. Sadece alışkanlıktan ve emmeyi sevdiğinden kalkıyor, denedim. Gittiğimiz ve kaldığımız yerlerde yanımda yatırıyorum ve sonuş sadece bir kez uyanıyor o kadar. Demek ki dedim "kendi yatağında yattığında kokumu özlüyor" .
Napalım canı sağolsun bir süre daha devam edicez böyle.

Konudan uzaklaşmayayım. Kızım ne sütü içiyor ne de devam sütünü. Gündüz vermeyi denedim hatta uzun bir süre emzirmedimde ama nafile. Biraz biberon değişik geldiğinden içti ama sonrası red ediyor. Zati hiç biz biberonda kullanmadığımızdan daha zor oluyor bazı şeyler.

Facebook'ta yazdım sordum; bir çok anne, özellikle de emziriyorlarsa "verme pek bi faydası yok" dediler. Kefir ve yoğurt daha sağlıklı dediler.
Benim içimde bir nebze rahat çünkü zaten çocuğum emen bir bebek.
Genel yapı olarak da Umay'ı hiçbir şeye zorlamadığımdan özellikle yemek konusunda hiç ısrarcı değilim, kendisi ne kadar yemek istiyorsa o kadar yiyor, bu konuda da ısrarcı olmayacağım. 
Bebek gelişimi ile ilgili bir kitapta bebeklerle ilgili şöyle diyordu; bir bebek zamanı gelince kabul ediyor herşeyi.. diye .

Tabi burdan tecrübeli annelere sesleniyorum; siz ne önerirsiniz?

9.3.15

Doğum Günü Partimizden kalanlar....



Hep diyorum iyi ki bizi ailesi olarak seçmiş Umay ve evet Umay bizim kızımız olmalıymış. Her anne-baba gibi  çook mutluyuz.

Veeee cumartesi günü kızımızın 1.yaş günü partisini sevdiklerimizle kutladık. Sabah uyandığımda aklımdan neler neler geçti. 1 sene de nasıl da değişti hayatımız eşimin ve benim. Artık ailemizin bir ferdi daha vardı ve büyümesine tanıklık ediyoruz.
Doğana kadar; acana nasıl biri olacak, kime benzeyecek?... 3 aydan sonra ne zaman emekleyecek, ilk "anne mi baba mı" diyecek? ne zaman yürüyecek derken...
Kızımız ufaktan konuşmaya, yürümeye başladı bile. Artık birçok isteğini parmağı ile göstererek yada başıyla işaret ederek anlatıyor. Tabi biz nasıl mest anlatmama gerek yok değil mi? :)))

Neyse işte partimizi yaptık, sağolsun ailemin ve  arkadaşlarımın desteği çok oldu. Pastamızında çok özel olmasını istiyorduk ve Umay'ın simgesinden yaptırdık. Umay ismi çok özel bence ve kızımız bunu fazlası ile taşıyor. İnşallah hep böyle güleryüzlü, sosyal bir çocuk olur.
Böyle işte blog cumartesi yoğun pazar günü de dinlenme ile geçti. Bugün de 1 yaş aşılarını yaptırdık Umay'ın. İkisi canlı biri cansız aşı olduğundan hemşire ateş yapabilir dedi. Şimdilik ateşi yok inşallah geceyi rahat geçirir kuzum.

Hepinize iyi haftalar bir sonraki yazıda görüşmek üzere. :)


1 yaş kurabiyelerimzi de yaptırdık. Pastamızı sağolsu Serap Ablamız yaptı. İnstagram'da ve Facebook'tan instgramda buraya tıktık takip   
edebilirsiniz, lezzet olarak ve şekil olarak muhteşemler. Burdan da tekrar teşekkür ederim Serap Ablacımmmm ve Pelin'cim. Muckssssssss.








 



17.2.15

film kitap derken bizdende haberler.

Çok şükür 3.gün ateşi normale döndü bizim kızın. Tabi keyfi de yerine geldi. O keyifli olunca bizde de keyifler gıcır gıcır.:)
3 gün uykusuz kalınca bir iki gün hep uykulu geçti günü bebeğimin.  Bende dinledim eşimde yardımcı oldu çok burdan bi teşekkür edeyim beyime ♥♥
Diş patladı mı derseniz yok henüz ortada çıkan bir diş yok. Ama süreç amma da sancılıymış. Tecrübeli annelerin dediğine göre baştan ateş yaparmış, ara verirmiş  diş çıkacağı zaman yine yaparmış yapacağını. Napalım çıksın da yavrum rahatlasın. .

Kara kış geldi hoş geldi. Nedense ruhum pek sever böyle havaları. Her ne kadar bir yanım sokakta yaşyanlara, evinde üşüyenlere sıkılsada seviyoum bu havaları. Allah herkesin,  hepimizin yardımcısı olsun. 

Dedim ya bizim kızın keyfi yerine gelince bizde yılın sonuna doğru film izlmeleri arttırdık. Kitap derseniz artık gündüzleri biraz zor oluyor benim için; imkansız değil ama zor. Kız emeklediğinden beri devamlı peşindeyim çünkü tutunup yürümelere de başladı. Gece okumalarına devam durmak yok, kitap okumak benim hayat parçalarımdan biri.

Hangi filmler dersenz; bir tanesi " Jane Austen Book Clup". Aydınlık, sıradan bir izlenimlik film. Hatta bence sevgiliniz yada eşinize izleyin. Her ne kadar yorumlarda kadın filmi deselerde siz eşinizle izleyin. İlişkilere, kitap klubüne okumaya, okuduğunuz kitabı yorumlamaya hatta eşle aynı yazarı okumaya dair güzel keyifli işlenmiş bir film.

Diğer film ise; Warm Bodies. Zombilere değişik bir bakış açısı sunuyor.  Ana tema sevginin açamayacı kapı yok der gibi.  Başta sıkıcı gitti ama ilerleyince sonuna kadar izletti film kendini, bence izlenmese de olur dediğim filmlerden.

Kitaplardan "Akdeniz/ Panait Istrati" kitabını bitirdim. Yazarın daha önce de Kira Kiralina kitabını okumuştum. Başta dilini yadırgadım hatta sıkıldım ama sayfalar ilerleyince konuda sarınca okudum. Bu kitapta diğer kitapta da arka kapağında ülkemizde geçtiği yazıyor ama yazarın gittiği yerler daha çok denize yakın olan Ortadoğu oluyor.
Konu olara da ; yazarımız seyahat etmeyi seven çalışmaktan çok kısa süreli işleri tercih eden anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız diğer kitap gibi bu kitapta da kadınlar ve yaşantıları sorunları ön planda. Yaşadığı döneme göreçom cesurca yazmış romanlarını yazar.  Okunması gereken kitaplar arasında yerini almış bir kitap Akdeniz.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kararsız kaldım oda yazım dilinden dolayı.  Akıcı bir dil yerine sıkıcı bir yazım dili var yazarın.

Şimdi de Buket Uzuner'in Su kitabını okuyorum,  hem ninenin isminin  Umay olması da keyflendiriyor beni. Gamze'cim dediğin karakteri sevdim ;)

Böyle işte blog. Hepinize iyi geceler.♡

3.2.15

Bir Mekan bir biz derken yılın 2.ayının yazısı da tamam.


Ve Şubat ayına yağmurlu, lodoslu bir giriş yaptık.  Geceden beri hava yağmurlu. Eee tabi kış ayı olması gerekn bu ama biz ne zamandır İstanbul'un kış ayında en azından gündüzleri ilkbahar havasına alışmıştık.

Yeni bir haftaya güzel bir başlangıç yaptık. Dün eşimin İTÜ'den arkadaşları ile kahvaltı organizasyonu vardı. Çoğunu bende tanıdığımdan kızçemle eşlik ettik. İyiki de etmişiz bizede değişiklik oldu. Toplantıyı ayarlayan kişi Etiler'de Commons diye bir cafe-restaurantı seçmiş. Tek kelime ile "harika " bir yerdi. Sunumlar, hizmet ve kahvaltılıklar çok iyiydi. Özellikle tuzlu kekleri, tartlarını mekan sahibi Eylem Hn. ve yardımcıları kendileri yapıyorlarmış. 

Not: Aslında fotoğraf kareleri de var ama ekleme yapamıyorum hata veriyor... .:(((
gruptan küçük bir kare.
Özellikle siz kahvaltınızı ederken, eğer tabağınızda ki ekmek, kek, tart vs.. gibi şeyler bittiyse, servis elemanı nazikçe tekrar isteyip istemediğiniz soruyor. Diyeceğim o ki oralara yakınsanız, yada yolunuz düşerse, yada farklı bir yer olsun diyorsanız muhakkak değerlendirin diyebileceğim bir yer "Commons/Etiler".

Bu aralar kızçem de huy değişiklikleri baş gösteriyor. E olsun o kadar da değil mi?
11.aya girdi bebeğim. Bir daha ki ay yaşına basacak ve ben devamlı ortalıkta;" bu çocuk ne zaman doğdu da ne zaman büyüdü de doğum günü geldi" diyerek dolaşmaktayım.  Gerçekten de benim için rüya gibi son bir yıl. Büyüdükçe daha bir aktif ve faal bebek olmaya başladı Umay. Devamlı olarak oyun istiyor, dolaşmak istiyor. Keşfetmelere de başladık. Eli ile gösteriyor istediği şeyi ve eğer vermez isek ağlama numarası yapıyor. Bazende ortalık bir sessizliğe bürünüyor; hah işte diyorum kesin Umay birşeyler karıştırıyor. Ve anneler beni çok iyi anlar, gerçekten de bizim kız ya almaması gerekn birşeyi almış, ya birşeyi koparmış gizlice köşeye gidip kurcalıyor.
Eğer benim onu gözetlediğimi fark ederse hemen elindekini bana uzatıyor ve şirinlikler yapmaya başlıyor. :)))

Kitap olarak "Kutadgu Bilig" okuyorum. Su kitabını bitirdikten sonra bu kitabı okumamak olmazdı ama. Zamanında yazılmış ama hala okurken düşündüren bir kitap. Bitirdikten sonra daha detaylı bahsetmeyi düşünüyorum.

Hepinize iyi haftalar.