Umberto Eco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Umberto Eco etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.8.19

Yeni Yaş.....

Selam.
 Pazartesi günü dolu dolu 39 yaşımı bitirip 40 yaşımdan gün aldım. Bu sefer sabahtan İnstgram'da paylaşım yapmadım. Her sene nedense ritüel gibi paylaşırdım. Bu sefer öyle yapmadım. Gece paylaştım. Gün için de sadece çok yakınlarım kutladı. Sanırım o kadar çok sosyal medyanın hatırlatmasına alışmışız ki....
Neyse efendim sorun değil bu. 😊
Geçen sene ki fotoğrafımla kutladım yeni yaşımı. Bu sene ilk defa pasta kesmedik. Sorun mu? Değil tabi ki...
Can'ım eşim çok istediğim şeylerden biri olan sesi suları güzel veren bir hopörler almış bana 😁
Genel de Spotify'den dinliyorum müziklerini ve benim için büyük bir nimetti hediyesi. 😍
Hani böyle yeni yaş alırken insan bir geriden ileriye doğru bir muhakeme yapar ya....işte bende yaptım. Öyle çok şey öğrenmişim ki... Bu huyunu seviyorum. En azından benim hatırladığım kadarı ile hiç değişime direnmedim. Öğrendiğim bir çok öğretiyi kendimce harmanlayıp hayatıma kattım, değiştirmem gereken huylarım varsa iyileştirdim....
İşte böyle.....tekrardan;
Hoş geldin yeni yaşım.🎂




Geçen gün "ALİTA" filmini izledik, bana göre fena değildi sonunu hiç beğenmedim. Beğendiğim bir şey varsa da sanal dünya açısından bu yabancı film sektörü acayip iyi çizimlere sahip. Alita o kadar gerçekçi idi ki.......konusu bakımından yapay zeka,  dünyanın sonu gelmiş, robotlar ile daha çok işler yapılıyor vs... Yani son yıllarda ki konulardan.



 
Bir diğer film ise "TOLKİEN" idi.
Gerçekten de bana göre en büyük hayal gücüne sahip kişilerden birisi imiş.... Film de daha çok çocukluk ve okul dönemine değinilmiş. Belki bir ikincisi daha çekilirse sonra ki dönemi de anlatılır. Biraz eksikti sanki.....yine de Tolkien.....değerdi izlemeye.....
Daha önce, kitaplarından hayatını okuduğum kadarı ile hikâyelerini daha çok çocuklarına anlatmaya başlamış. Daha çok onlar için yazmış lakin o hayal gücü müthiş....

İndirimden aldığım bir kitap oldu " Yanlış Okumalar/ Umberto Eco"

ECO’NUN BİR VASİYETİ VAR
Yanlış Okumalar’da Eco, kitabın adının hakkını vererek İncil’i ve Batı edebiyatının örneklerini de eleştirmen olarak inceliyor. Biraz dalgasını geçiyor, çokça göndermede bulunuyor ve büyük öğretici yazar olarak ‘küçük dağları ben yarattım’ pozundan azade mütevazılığın pelerinine bürünüp kendi metnini dışarıdan izliyor. Eco oğluna Noel için yazdığı mektupla Yanlış Okumalar’ı bir vasiyete dönüştürüyor. Çocuklar için masallar ve oyuncaklarla kurulan dünyayı eleştiren Eco, mektubunu şöyle bitiriyor: “Büyüdüğünde çocukça düşlerinin o canavar tipleri hala sürüyor olursa-büyücüler, cüceler, devler- belki de peri masallarına karşı eleştirel bir tavır kazandığın için, yaşamayı ve gerçekliği eleştirmeyi öğreneceksin.”

Aslında yukarıda ki paragraf anlatmış her şeyi. Bir çok paylaşımda, kitabın anlaşılmadığı ve sevilmediği yazılmış. Oysa ki büyük usta bu kitabın ön sözün de bir çok şeyi açıklığa kavuşturuyor. Belki de diyor, o dönem değil de şimdi ki  birikimimle yazsam daha başka bir kitap ortaya çıkardı....oysa ki bu kitabı ile de öyle bir ironi yapıyor ki.....
Ve açıkçası okur olarak bizim de biraz edebiyat birikimine sahip olarak okumamız gerek. Başka türlü ilerlemez bu kitap.

30.1.19

GÜLÜN ADI UMBERTO ECO

Selam.

Geçen hafta çok güzel bir kitabı okuduk, yorumladık ve bitirdik. :)
Diyeceksiniz ki "bu çoğulda neyin nesi?"

Ayla ile konuşurken "beraber her ay bir kitap mı okusak acep?" diye sorduk birbirimize.
Sonra Ayla İnstagram'da çağrı yaptı ve belirli okuyucular ile kitabımızı her gün 70 sayfa olarak okuyup, belirlediğimiz saatte de DM'den yazıştık, sorduk, bilgilerimizi paylaştık.

Ve gerçekten de bazı kitapları beraber okumak, yorumlamak çok keyifli.
Örneğin "Gülün Adı" kitabı....

Uzun zamandır okumak istediğim kitaplardan idi. Lakin sayfa sayısının kalınlığı ve sakin kafa ile okumak istediğimden ertelediğim bir kitap idi.

Grup ile belirlediğimiz kitap olunca, kitabı almak farz oldu.

Gülün Adı/ Umberto Eco


Kitabın konusuna gelince; içinde yok yok. Biraz polisiye biraz tarihi gizem, şifalı otlar, entrika, rahipler arası ilişkiler, yasaklar, kapalı kapılar ardı yaşananlar.

Özellikle "din" "tanrı" adı altında nasıl umut tacirliği yapıldığını, sığınıldığını ve özellikle köylü, yoksul, cahil halkın kandırıldığını; kapalı kapılar ardında özelikle rahiplerin aralarında ki yaşananlar, yasaklanan kitaplar ve sonrası yangın......
Bir yüzyılın kül olup bitmesi......

Tabi kurgusuna baktığımız da yazar 1980'ler de yazdığı bu romanı cesurca yayınlamış...

Her devirde olduğu gibi o devirde de ve günümüzde de yoksul halk üzerinden yapılan din sömürgesine, işkencelere tanık oluyoruz.

Özellikle bilginin ve kütühanenin kapalı kalması, her rahibin giremediği, çoğu bilginin paylaşılmadığı bir yerdir.

1327 yılında Fransa'da ünlü bir kilise de işlenen cinayetlerle başlıyor hikaye ve bize sorguç William'ın yardımcısı Adso tarafından 7 gün süren zaman anlatılıyor.

Ve her gün okuduğumuz kısımları konuşma sonrası için daha akılda kalıcı oldu kendi adıma.
Tek okusaydım eminim atlatıdığım, gözden kaçırdığım yerler olacaktı.

Bir de az kalmıştı ki Latince öğreniyorduk.
Kitapda tek yoran kısımlar çok fazla isim var, latince cümleler ve notlar vardı. Onları aştıktan sonra kitap su gibi ilerliyor.