Geçtiğimiz hafta iki kitap bitirdim.
"OTOMATİK PORTAKAL" epeydir aklımda olan bir kitaptı. Bundan bi yedi sekiz yıl önce filmini izlemiştim. Çok etkilemişti orada ki olaylar kurgusu ve gidişat
Ama nedense kitabını bir türlü alıp okumamıştım.
Bu sene takmıştım kafaya okuyacaktım
Velhasıl okudum, nasıl ki 1984 kitabını bitirdikten sonra bir kaç gün kendime gelmediyse bu kitapta da aynı şeyi hissettim.
Evet yıllar önce yazılmışlar lakin anlatılanlar çok da uzak değil gibi.
Dünyanın gidişatına bakarsak...
Neyse efenim kitapta 15 yaşında ki Alex ve çetesinin yaptıkları, yarattıkları kaos ve sonrası hükümetin bu tarz mahkumları ıslah etmesi anlatılmış.
Tabi ıslah ederken siz artık eski siz olmuyorsunuz Bu da ayrı bir tartışma konusu Çünkü suça meyilli yönünüzü ıslah etmek için başvurdukları yöntemden sonra sizden geriye koca bir hiç kalıyor.....
......
Diğer kitabım ise; MİHAİL / PANAİT ISTRATİ
İlk yazarın Kira Kiralina ile tanıdım ve anlatım diline hayran kalmıştım.
Sonra diğer Kitabını okudum, en son da Mihail kitabını 😊
Genel olarak yazar kitaplarında Seyehat ediyoe lakin bize anlattığı seyahatten çok yolda karşılaştığı insan profilleri, yaşadıkları hissettikleri vs.
Bu kitabında da Adrian annesi ile yaşamaktadır. Geçimi annesi sağlıyor çünkü Adrian okumaya düşkün ve geziyor, daha çok öğrenmek için edebiyat kitap sohbetleri yapmak için.
Sonra bir gün memleketi Tuna Nehri'nde dönüyor ve eski dostlarının fırının gittiğin de köşe de Fransızca kitap okuyan Mihail'i görüyor.
Ve o an anlıyor onun iyi bir dost olacağını.
Mihail'de iyi bir okurdur. Geçmişi gizemlidir fazla detay vermiyor.
Fakir, bitki bir kişilikdir lakşn asıl mutluluğun görsellikte olmadığını anlamış biridir
Kitapta felsefe, dostluk Hayat vs sorgulamalar buluyorsunuz. Ve iki dost sohbet ederken sizde düşünmeye başlıyorsunuz kendinizi...
Eğer okumadıysanız naçizane tavsiyemdir bu müthiş kitap. 😊
Panait Istrati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Panait Istrati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20.3.19
26.8.15
Biten kitap; Baragan'ın Dikenleri Panait Istrati
Bu sene kışa iyi hazırlandım. :)))
Kışlık domates soslarımdan sonra kahvaltılık biber soslarım da hazır...
Dün sabahtan pazara gittik, malzemeler alındı ve eve gelip sos yapıldı. Gerçi bu sosu, işin erbabı Nesrin Ablam yaptı. Ellerin kolların dert görmesin Nesrin Abla. Bizde yardım ettik ama büyük iş ondaydı.
Biten bir kitabımdan da bahsedeyim yazımın sonunda size :)
Bence bu yazarı seven ya çok sever ya hiç sevmez. Bende öyle bir izlenim bırakıyor nedense.
Beni soracak olursanız sevenlerdenim.
Basit, yalın ama analizleri iyidir yazarın. Anlatım dili sizi sıkmaz, tamam bazen sıkabilir. :)
Ama okumaya devam edersiniz elinizden bırakacak kadar sıkmaz.
Daha doğrusu her kitabında değil. Ben yazarın daha önce Akdeniz ve Kira Kiralina kitaplarını okumuş ve sevmiştim.
Bu kitabında da yazar;
15 Yaşında bir çocuğun gözünden hayatı, Romanya'yı, yoksulluğu, aile hayatını, çalışanların ve bir ekmek için neler yapılabileceğini aktarıyor. Tabi zorlu yaşam koşulları da cabası.
Yine de kahramanımız umutsuz, mutsuz değil. Yorumları ile sizi düşündürebiliyor yer yer...
Kitaptan bir alıntı:
Bunu fenalık olsun diye söylemiyorlardı ama ne de olsa bana dokunuyordu. Ben merhameten 'sokaktan alınmış' bir çocuktum. İnsan on beş yaşında olur ve o yaşta çok acılara katlanmış bulunursa böyle bir şey işitmek pek de hoşuna gitmez. Bunlar insanın içinde birikerek yüreğini kabartır ve Lateni'deki küçük kulübeyi, ölmüş anayı ve kaybedilmiş babayı düşündürerek adamı ağlatır."
Özeti;
Panait Istrati romanlarında çoğunlukla yolculuklarını anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Yapıtları kendi yaşamıyla bütün insan kardeşlerinin çektiklerinin son derece içten, dürüst, gösterişsiz karışımıyla oluşturulmuş; bir bakıma Balkanlar'da yazılmış "Memleketimden İnsan Manzaraları"dır. Pek çok dilde okunan, sevilen bir yazar oluşu da bunu doğruluyor gibidir. Istrati, Baragan'ın Dikenleri'nde zorlu koşulların hüküm sürdüğü Romanya topraklarında yaşanan yoksulluk ve eşitsizliği anlatır. Baragan'da insanlar bir lokma yemeğe muhtaç, köle gibi yaşarlar. Oysa ağalar, devletin ileri gelenleri ve zenginler refah içindedir. Baragan'da yaz sona ererken kuzeyli rüzgârlar sert kışın ve karın gelişini haber verir. Dikenlerin büyük yolculukları da işte o zaman başlar. Tüm Baragan'ı bir uçtan diğerine kat ederler. Peşlerine de "yitip gitmeye" ya da "altına girilecek bir çift kanat aramaya" kaçan yoksul çocukları sürüklerler. Istrati, Baragan'ın kıraç topraklarında kıtlığın, toplumdaki güç eşitsizliğinin ve yaşanan gerginliklerin öyküsünü yoksul bir çocuğun gözünden anlatıyor.
Kışlık domates soslarımdan sonra kahvaltılık biber soslarım da hazır...
Dün sabahtan pazara gittik, malzemeler alındı ve eve gelip sos yapıldı. Gerçi bu sosu, işin erbabı Nesrin Ablam yaptı. Ellerin kolların dert görmesin Nesrin Abla. Bizde yardım ettik ama büyük iş ondaydı.
Bu arada uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Sosyal Medyadan gördüğüm kadarı ile yine şehitlerimiz çoğunlukta ve Allah ailelerine sabır versin. Ve sanırım seçime gidiyoruz. Düşünün bu kadar kopuğum haberlerden. Televizyondan hoşlanmıyorum bana büyük bir zaman kaybı geliyor. İzlediğim programlar elbette var ama haberlerin yanlı olduğunu düşündüğümden izlememeyi tercih ediyorum. Hepten izlemiyorum değil ara da sırada izliyorum. Sanırım bunda yaz ayının da etkisi var. Kışın daha çok izliyorum tartışma programlarını ve haberleri........
Ülkemiz için, vatanımız için herşeyin hayırlısı olsun.....
Biten bir kitabımdan da bahsedeyim yazımın sonunda size :)
Bence bu yazarı seven ya çok sever ya hiç sevmez. Bende öyle bir izlenim bırakıyor nedense.
Beni soracak olursanız sevenlerdenim.
Basit, yalın ama analizleri iyidir yazarın. Anlatım dili sizi sıkmaz, tamam bazen sıkabilir. :)
Ama okumaya devam edersiniz elinizden bırakacak kadar sıkmaz.
Daha doğrusu her kitabında değil. Ben yazarın daha önce Akdeniz ve Kira Kiralina kitaplarını okumuş ve sevmiştim.
Bu kitabında da yazar;
15 Yaşında bir çocuğun gözünden hayatı, Romanya'yı, yoksulluğu, aile hayatını, çalışanların ve bir ekmek için neler yapılabileceğini aktarıyor. Tabi zorlu yaşam koşulları da cabası.
Yine de kahramanımız umutsuz, mutsuz değil. Yorumları ile sizi düşündürebiliyor yer yer...
Kitaptan bir alıntı:
Bunu fenalık olsun diye söylemiyorlardı ama ne de olsa bana dokunuyordu. Ben merhameten 'sokaktan alınmış' bir çocuktum. İnsan on beş yaşında olur ve o yaşta çok acılara katlanmış bulunursa böyle bir şey işitmek pek de hoşuna gitmez. Bunlar insanın içinde birikerek yüreğini kabartır ve Lateni'deki küçük kulübeyi, ölmüş anayı ve kaybedilmiş babayı düşündürerek adamı ağlatır."
Özeti;
Panait Istrati romanlarında çoğunlukla yolculuklarını anlatır. Fakat gezdiği ülkeler değil, tanıdığı insanlar ön plandadır. Yapıtları kendi yaşamıyla bütün insan kardeşlerinin çektiklerinin son derece içten, dürüst, gösterişsiz karışımıyla oluşturulmuş; bir bakıma Balkanlar'da yazılmış "Memleketimden İnsan Manzaraları"dır. Pek çok dilde okunan, sevilen bir yazar oluşu da bunu doğruluyor gibidir. Istrati, Baragan'ın Dikenleri'nde zorlu koşulların hüküm sürdüğü Romanya topraklarında yaşanan yoksulluk ve eşitsizliği anlatır. Baragan'da insanlar bir lokma yemeğe muhtaç, köle gibi yaşarlar. Oysa ağalar, devletin ileri gelenleri ve zenginler refah içindedir. Baragan'da yaz sona ererken kuzeyli rüzgârlar sert kışın ve karın gelişini haber verir. Dikenlerin büyük yolculukları da işte o zaman başlar. Tüm Baragan'ı bir uçtan diğerine kat ederler. Peşlerine de "yitip gitmeye" ya da "altına girilecek bir çift kanat aramaya" kaçan yoksul çocukları sürüklerler. Istrati, Baragan'ın kıraç topraklarında kıtlığın, toplumdaki güç eşitsizliğinin ve yaşanan gerginliklerin öyküsünü yoksul bir çocuğun gözünden anlatıyor.
17.2.15
film kitap derken bizdende haberler.
Çok şükür 3.gün ateşi normale döndü bizim kızın. Tabi keyfi de yerine geldi. O keyifli olunca bizde de keyifler gıcır gıcır.:)
3 gün uykusuz kalınca bir iki gün hep uykulu geçti günü bebeğimin. Bende dinledim eşimde yardımcı oldu çok burdan bi teşekkür edeyim beyime ♥♥
Diş patladı mı derseniz yok henüz ortada çıkan bir diş yok. Ama süreç amma da sancılıymış. Tecrübeli annelerin dediğine göre baştan ateş yaparmış, ara verirmiş diş çıkacağı zaman yine yaparmış yapacağını. Napalım çıksın da yavrum rahatlasın. .
Dedim ya bizim kızın keyfi yerine gelince bizde yılın sonuna doğru film izlmeleri arttırdık. Kitap derseniz artık gündüzleri biraz zor oluyor benim için; imkansız değil ama zor. Kız emeklediğinden beri devamlı peşindeyim çünkü tutunup yürümelere de başladı. Gece okumalarına devam durmak yok, kitap okumak benim hayat parçalarımdan biri.
Hangi filmler dersenz; bir tanesi " Jane Austen Book Clup". Aydınlık, sıradan bir izlenimlik film. Hatta bence sevgiliniz yada eşinize izleyin. Her ne kadar yorumlarda kadın filmi deselerde siz eşinizle izleyin. İlişkilere, kitap klubüne okumaya, okuduğunuz kitabı yorumlamaya hatta eşle aynı yazarı okumaya dair güzel keyifli işlenmiş bir film.
Diğer film ise; Warm Bodies. Zombilere değişik bir bakış açısı sunuyor. Ana tema sevginin açamayacı kapı yok der gibi. Başta sıkıcı gitti ama ilerleyince sonuna kadar izletti film kendini, bence izlenmese de olur dediğim filmlerden.
Kitaplardan "Akdeniz/ Panait Istrati" kitabını bitirdim. Yazarın daha önce de Kira Kiralina kitabını okumuştum. Başta dilini yadırgadım hatta sıkıldım ama sayfalar ilerleyince konuda sarınca okudum. Bu kitapta diğer kitapta da arka kapağında ülkemizde geçtiği yazıyor ama yazarın gittiği yerler daha çok denize yakın olan Ortadoğu oluyor.
Konu olara da ; yazarımız seyahat etmeyi seven çalışmaktan çok kısa süreli işleri tercih eden anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız diğer kitap gibi bu kitapta da kadınlar ve yaşantıları sorunları ön planda. Yaşadığı döneme göreçom cesurca yazmış romanlarını yazar. Okunması gereken kitaplar arasında yerini almış bir kitap Akdeniz.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kararsız kaldım oda yazım dilinden dolayı. Akıcı bir dil yerine sıkıcı bir yazım dili var yazarın.
Şimdi de Buket Uzuner'in Su kitabını okuyorum, hem ninenin isminin Umay olması da keyflendiriyor beni. Gamze'cim dediğin karakteri sevdim ;)
Böyle işte blog. Hepinize iyi geceler.♡
3 gün uykusuz kalınca bir iki gün hep uykulu geçti günü bebeğimin. Bende dinledim eşimde yardımcı oldu çok burdan bi teşekkür edeyim beyime ♥♥
Diş patladı mı derseniz yok henüz ortada çıkan bir diş yok. Ama süreç amma da sancılıymış. Tecrübeli annelerin dediğine göre baştan ateş yaparmış, ara verirmiş diş çıkacağı zaman yine yaparmış yapacağını. Napalım çıksın da yavrum rahatlasın. .
Kara kış geldi hoş geldi. Nedense ruhum pek sever böyle havaları. Her ne kadar bir yanım sokakta yaşyanlara, evinde üşüyenlere sıkılsada seviyoum bu havaları. Allah herkesin, hepimizin yardımcısı olsun.
Dedim ya bizim kızın keyfi yerine gelince bizde yılın sonuna doğru film izlmeleri arttırdık. Kitap derseniz artık gündüzleri biraz zor oluyor benim için; imkansız değil ama zor. Kız emeklediğinden beri devamlı peşindeyim çünkü tutunup yürümelere de başladı. Gece okumalarına devam durmak yok, kitap okumak benim hayat parçalarımdan biri.
Hangi filmler dersenz; bir tanesi " Jane Austen Book Clup". Aydınlık, sıradan bir izlenimlik film. Hatta bence sevgiliniz yada eşinize izleyin. Her ne kadar yorumlarda kadın filmi deselerde siz eşinizle izleyin. İlişkilere, kitap klubüne okumaya, okuduğunuz kitabı yorumlamaya hatta eşle aynı yazarı okumaya dair güzel keyifli işlenmiş bir film.
Diğer film ise; Warm Bodies. Zombilere değişik bir bakış açısı sunuyor. Ana tema sevginin açamayacı kapı yok der gibi. Başta sıkıcı gitti ama ilerleyince sonuna kadar izletti film kendini, bence izlenmese de olur dediğim filmlerden.
Kitaplardan "Akdeniz/ Panait Istrati" kitabını bitirdim. Yazarın daha önce de Kira Kiralina kitabını okumuştum. Başta dilini yadırgadım hatta sıkıldım ama sayfalar ilerleyince konuda sarınca okudum. Bu kitapta diğer kitapta da arka kapağında ülkemizde geçtiği yazıyor ama yazarın gittiği yerler daha çok denize yakın olan Ortadoğu oluyor.
Konu olara da ; yazarımız seyahat etmeyi seven çalışmaktan çok kısa süreli işleri tercih eden anlatıcı olarak karşımıza çıkıyor. Yalnız diğer kitap gibi bu kitapta da kadınlar ve yaşantıları sorunları ön planda. Yaşadığı döneme göreçom cesurca yazmış romanlarını yazar. Okunması gereken kitaplar arasında yerini almış bir kitap Akdeniz.
Mutlaka okunmalı mı derseniz kararsız kaldım oda yazım dilinden dolayı. Akıcı bir dil yerine sıkıcı bir yazım dili var yazarın.
Şimdi de Buket Uzuner'in Su kitabını okuyorum, hem ninenin isminin Umay olması da keyflendiriyor beni. Gamze'cim dediğin karakteri sevdim ;)
Böyle işte blog. Hepinize iyi geceler.♡
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



