İnci Aral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnci Aral etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.12.16

İnci Aral Kan Günleri Ve Nar Ağrısı, Biraz Tarihi Yarım Ada...




 Yaklaşık 2 senedir karşıya geçmemiştim. Eşime geçen haftadan dedim ki " hadi gel pazartesi günü bi vapur keyfi yapalım. Ordan da ŞarkHan'a geçelim" dolaşalım dedim...
 Tarihi Yarım Ada'nın hissettirdiği ruhaniyet o kadar farklı ki..
Yine kalabalıktı... Hiçbir şey almasanız bile, o Mısır Çarşısından geçmek, o havayı solumak, Pasajlara bakmak..o kadar keyifli ki...
İstanbul boşuna İstanbul değilmiş, boşuna üzerine bir sürü filmler yazılmıyor....


Sanıyorum bu aralar fırtına öncesi sessizliği yaşıyorum....
O kadar garip ki; bir yanım hiç yataktan çıkmak istemiyor ve hep annem parçasını dinlemek istiyor... bir yanımda kendimi sokağa atıp yaşama karışmak istiyor....
Sanırım fırtına öncesi sessizlik derken bunu kastediyorum...
Çünkü bu aralar hiç de yataktan çıkmamak, hıçkıra hıçkıra ağlamak gibi bir lüksüm yok....
Hala inanamayan bir tarafım var annemin yokluğuna... bazı anlar sanki yaşıyormuş gibi hissediyor ve davranıyorum...
Mesela bugün birşeyler alırken "anneme de alayım oda ister kesin" derken buldum kendimi... yada bir an gözlerim dolup ağlarken....
Canım annem, nurlar içinde uyu...

Sonrasında dönüş yoluna geçerken tabi hem üşüdük hem açıktık... Hava kapalı, yağmurlu ve soğuktu...brrrr...

Hadi dedik Konyalı Lokantısına gidelim...
Eğer yolunuz Eminönü-Sirkeci tarafına düşerse muhakkak uğrayın ve pizzasından yiyin... Lezzet tek kelime ile enfes... Tabi yemek ve pastane kısmı da var ama bizim ilk tercihimiz pizzası oluyor....site adresinden bir göz atın isterseniz...tıktık buraya :) 





                                                               &&&&&&&&&&&&&


 Her Avm'ye gittiğimde yada dışarı çıktığımda muhakkak bir kitapçıya uğrar bir tane de olsa kendime kitap hediye ederim.
Yine öyle bir zaman da İnci Aral'ın"  Kan Günleri Ve Nar Ağrısı" kitabını aldım ve bekleyen onca kitabıma rağmen hemen bu kitaba başladım.
Roman değil kitap. Metinlerden oluşan, hayata dair, Ülkemize dair, siyasete, okuduğu eve etkilendiği kitaba veya müziğe dair..sosyal olaylara dair, bir çok yazıyı bulabilirsiniz içinde.
Severim böyle kitapları. Okudğum ve sevdiğim bir yazarın düşünceleri meraklandırır ve okurken romanları gelir aklıma...
Okurken de sıarayla değil de isterseniz rastgele bir sayfa açıp da okuyabilirsiniz..Ve anlatım dili olarak da çok akıcı bir üslubu var yazarın.
inci aral kan günleri ve nar ağrısı
Kitabı kapattığım da not aldığım kitap isimleri kadar yazarın hayata duruşunu, bakışını bir kez daha takdir ettim... hayatı farkında yaşayan, ülkesinin gelişmesini, okumasını isteyen yazarlarımızdan biri dedim kendi kendime....
Sen hep yaz yaşadığın sürece İnci Aral....

19.1.16

Okudum Bitti;3 / İNci Aral Kendi Gecesinde...

Kendi Gecesinde /İnci Aral kitabı bitti. Kesinlikle kalemi kuvvetli kadın yazarlarımızdan. Hem bir kadının hem bir erkeğin gözünden yazmayı, kelimelere dökmeyi ve harika düşündürücü cümleler kurmayı çok iyi biliyor. 
Ben yazarı bundan 3-4 sene evvel bir derginin yıl sonu verdiği "Unutmak" isimli kitabı ile tanımıştım. Bu kitabında hayatına dair nehir söyleşiler vardı yanlış hatırlamıyorsam.
Sonra da Taş Ve Ten kitabını okudum ki, en en beğendiğim kitaplarından biridir. Okumadıysanız tavsiye ederim.......
Konu olarak bir aileyi,  aile içindeki sadakati, düzeni, cinselliği, aile bağlarını sorgulamış. Özellikle Hayal Ali'nin gözünden olayları aktarması, yorumlaması... Hem bir çocuk olarak hem de yetişkin olarak yorumlarını okuyoruz. 

Usta kalem İnci Aral, eşcinsel ilişkiyi, nefret ve sevgi çemberi altında baba-oğul ilişkisini, batısından doğusuna bir Türkiye resmini mükemmel bir şekilde anlatmış bu romanında. Bir insanın kendini keşfetmesi ve olgunlaşma süreci öyle güzel anlatılmış ki, okuyucunun kendi yaşam sürecini gözden geçirmemesi imkansızlaşıyor.
Altı çizilen cümlelerim de oldu, hatta anne olmamdan dolayı sanırım bazı cümleleri kitabı aralayıp düşünmeye, kendimce sorgulamaya başladığım da oldu.
Yine yazar düşündüren, biraz hüzünlü ama acıtasyon olmayan ve aklınızda yer edecek bir kitap yazmış. 


18.2.15

Biten kitap...Ruhumu Öpmeyi Unuttun. .

Bir öykü kitabı daha bitti. Yazarın daha önce " Taş Ve Ten" kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. O kitabını tavsiye ederim.
Yazar bu ökü kitabında ikili ilişkiler üzerinden zamanı, sevgiyi ve en çok da ölümü sorguluyor. Ama ben en çokverdiği örnekleri ve detayları seviyorum İnci Aral'ın kaleminde.
Özellikle kahramanlarının üzerinden yaşantıları,  yaşanan iyi kötü günleri, sonrasını işliyor yazar.
Okurken biraz kasvet basmıyor değil, bunun sebebi kitabın sıkıcı olması değil; okuyucunun ölümü sorgulamasından.....

27.1.14

Bir Kitap, Bir Film, Gebelik de son günler...

Veeeee 35.haftaya başladık kızımızla. Öyle hareketli öyle hareketli ki anlatamam. Artık birçok şeye bilinçli tepki veriyor/muş. 
Geçen hafta kontrolümüz vardı. Herşey yolundayımış. Kilo da almış kızım. Şubat'ın ikinci haftası belli olacak doğum zamanım. Çok heyecanlıyım. Ve hep dua ediyorum inşallah normal doğum yaparım diye. Çünkü tek isteğim normal doğum. 
Hergün yürüyüş yapıyoruz eşimle. Hatta abartıyoruz yürüyüşü, eve döndüğümüzde bir bakıyoruz 3-4 saat yürümüşüz. Muhakkak bi Kadıköy yapıyoruz. :) 
Bu hafta aşırı mide yanmalarım başladı. Onun dışında hareketlerim de tek kısıt "çoraplarımı giyemiyorum" çünkü göbüşüm büyüdü ve eğildiğimde midem bulanıyor ve hemen tekme yiyorum kızımdan. :)
Gece uykularım düzenli hatta en kaliteli uykumu gebeyken uyuyorum diyebilirim. Akşam belli bir saatten sonra sıvı almıyorum ki gece sık sık tuvalete kalkmayayım. :) Fikslediğimiz saat sabah 5 gibi bir tuvalet olayımız oluyor onun dışında rahatım. 
Önümüzde ki hafta hastane çantamızı da hazırladık mı geriye bir tek bebğimizin zamanında aramıza katılması kalıyor. 
Bu arada eşim bu haftasonu "babalık eğitimi"ne gitti hastanenin. Bir çok şeyi anlatıyorlar bu eğitimde. Hemde akıllarına takılan soruları sorabiliyorlar uzman doktorlara.
Yazılarımı okuyanlarınız arasında gebe olanlarınız var ise hastanenin ücretsiz hem annelik hem babalık eğitimlerinden faydalanabiliyorsunuz. Hemde o hastane de doğum yapmayacak olsanız bile. 
Central Hospital Kozyatağı / Hastanenin site adresi için TIK TIK  

 Böyle işte sona doğru geliyoruz.... Artık bekleyişteyiz. 




 Dün akşam ki filmimiz "Aşkın Müziği" filmi idi.  Bir döneme; 50 ve 60'lı yıllara damgasını vurmuş, önce Blues ardından Rock n Roll, Country müziğin de çıkışına vesile olan müzk şirketinin sahibinin ve diğer dönemin sanatçılarının biyografisini anlatan güzel bir filmdi. Gerçekten de Allah zencilere gırtlak vermiş. Yaşadıkları zorlukların dışında. Çok üzülüyorum onların yaşadıklarına......
Peki kim bu ünlüler derseniz; filmin özetinden...

Leonard Chess’in yükşelişinin hikayesini ve Muddy Waters (Jeffrey Wright), Little Walter (Columbus Short), Chuck Berry (Mos Def), Willie Dixon (Cedric The Entertainer) ve muhteşem Etta James (Beyoncé Knowles) gibi firmasına kattığı unutulmaz şöhretlerin hayatlarını anlatıyor…




Yazar ile tanışmam kendisinin "Unutmak" kitabı ile olmuştu. Anladım ki yanlış seçimmiş. Zaten Unutmak kitabı nehir söyleşiydi.
Bu kitabı arkadaşım hediye etmişti ve iyi ki etmiş. Yazarın cümlelerine, hayata bakışını, olayları kurgulamasını çok sevdim.
Kitaptaki isimler de beni etkiledi. Özellikle baş kahramanımız Ulya'nın duruşu, kadın olarak verdiği mücadele çok iyiydi.

Kitapta ki anlatılan hikayenin aralığı çok kısa ama hem geçmişte yaşananlar, hem şimdiki zamanda yaşananlar ömre bedel.
Taş ve Ten; bir aşkın özellikle  gecikmiş aşkın bir sıçrama anıdır. İki insanın ölümcül acılar, düş yıkımları ve korkularla yazılmış kişisel tarihlerini ve yüreklerini birbirlerine açarken kaybetmeye yaktıkları ağıttır. Bölüşerek suskunluğu aşma duygusu, arzuların ve ruhun dünyasına özgürleştirici bir yolculuktur. 

Okumadıysanız okuyun derim.

Sürükleyici yeni bir kitaba başladım; Bir Kaçırılma Öyküsü/ Marquez'i.
Gerçek bir kaçırılma öyküsünü anlatan bir kitap. Elimden hiç  bırakmak istemiyorum..... 

Böyle işte bizde durumlar....
Herkese sağlıklı iyi haftalar. :)