Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pegasus Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17.3.17

Daha Sade Bir Hayat Ve Günlük...

Yağmurlar bastırınca bizde eve kapandık ana kız.... Neyse ki birkaç gündür daha iyi hava da parka gidemesek de dışarı çıkıyoruz; hem elışveriş hem gezmece derken iki saate yakın sokaklarda kalıyoruz.
Tabi birkaç gün evde kalınca ve enerjisini atamayınca bizim kız sarıyor, uyku saatleri şaşıyor. Gündüz daha geç yatıp gece de ona göre saati uzuyor....
Bu ara bende onunla geceleri yatıyorum ve sabahları biraz daha erken kalkmış oluyorum. 
Çok garip ama hem erken kalkmak istiyorum çünkü sabahın o saatlerini seviyorum hem gecenin sessiliğini seviyorum ki kendimi tanımlayacak olsam gece olurdu kesin. :)
İronik biliyorum ama öyle valla. Gece film izlemek, kitap okumak, not almak, günlük yazmak... hepsini gecenin sessizliğinde yapmayı seviyorumm. Hele bu aralar hiçbirini yapamıyorum neredeyse o yüzden erken yatınca bizim kız, ne yapacağımı şaşırıyorum.

Bugünde "anne markete gidelim mi?" diye sordu Umay. Tamam Kızım dedim ve hazırlanıp çıktık. Bu aralar sanıyorum 3 yaş böyle bişey... ne gözlüksüz nede çantasız çıkmıyor. :)
Bide kırmızı yağmur çizmelerini giymeden... Hava güzel de olsa, kıyafetine uymasa da ilk işi yapmur çizmelerini çıkartmak.. Bide yanlışlıkla "bot" derseniz aman Allah'ım.. ( sanırım çocuk olmanın en güzel yaları bu halleri)
"anneeeeee bunlar bot değil yağmur çizmeleriiii"
diye uyarıyor. Biraz kavramlar konusunda titiz. Biz ona nasıl dediysek sonrası muhakkak aynı terimleri kullanıyor, aldığı şeyi de yine aynı yerine koymak gibi bir huyu var...

Tabi gün içinde hem sokağa çıkıp hem evde etkinlik yaparsak belirli saatten sonra koltuğa yerleşiyor.. o aralarda da ben ya hemen kitap okuyorum yada uyumasını bekliyorum. Bitirdiğim kitaplar hem öykü hemde ince olunca iki günde 5 kitap bitirmiş oldum. Aman Allah'ım nasıl mutlu oldum anlatamam size. :))))

 Bu kitap bitti... Gerçekten de içinde çok güzel bilgiler var. Özellikle vurguladığı; zaten hayatımız koşturmalı gidiyor eve geldiğinizde biraz nefes alın ve daha sade yaşayın. Çocuklarınız için başladığınız bu daha sade hayat zamanla sizin de hayatınızı düzene sokuyor.
Birde aslında çocukların çok oyuncakdansa koşup, oynamaya enerji atmaya ihtiyaçları olduğunu, hepimizin bilfiği ama uygulamakda zorlandığı tv izletmenin belirli bir yaşa kadar hiçbir faydası olmadığını; sofraya beraber oturup yemek yemenin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olduğunu vs.. anlatıyor...







.


 Mutluluğa Bir Kala Agnes Ledig kitabı...Bir arkadaşım önerdi ve okumam için ödünç verdi. Kitabı okurken öyle bir akıyor ki yazılar sanki sizde onun içindesiniz. Yer yer kzıdım kıza, bu kadarda olmaz dedim, sonlarına doğru ağlayarak okudum... Çünkü bie annenin evladı ile verdiği bir sınav vardı;  benim de annemle geçirdiğimiz hastane günleri geldi aklıma.... hem ağladım hem okudum...
Velhasıl benim için güzel bir ara kitap oldu.



Sait Faik Abasıyanık'a ait ilk 5 kitabı bitirdim. Hem incelerdi hem akıcı bir öykü tekniği olması sebei ile bittiler... Yoksa iki günde nerde bu kadar kitap bitirmek... :) Belki bir gün olur....

Yazarmız kesinlikle aylak adamlığa yatkın, bilmeyeniniz yoktur sanıyorum. Tabi Türk Edebiyatının klasiklerini okul zamanı okumuştum ama çoğu aklımda kalmamış bile.
Bence bazı klasik kitapları çok genç yaşta değilde zamanla okumak gerekiyor.

Hem ada aşığı hem İstanbul'un karanlık, ücra köşelerine aşık bir adam Sait Faik....
Ve kendi insanını öyle güzel döküyor ki öykülere...
Okumayanınız varsa ara kitaplar olarak okuyun ve sizde o öykülerle dalıp gidin...

İyi geceler...


6.3.17

Hasan Ali Toptaş Ve Kuşlar Yasına Gider...

Daha önce Uykuların Doğusu kitabını okumuş ve neye uğradığımı şaşırmıştım. Çünkü edebi değeri yüksek bir kitaptı.
Bazı yazarlar gerçekten de ne yazarlarsa yazsın okunabilir... İşte Hasan Ali Toptaş'da benim için öyle.
Bazen anlaşılmayabiliyor yada dili ağır gelebiliyor ama bu eserin kalitesini, içeriğini etkilemiyor.
Kuşlar Yasına Gider hüzünlü bir kitap. Hatta sonlarına doğru okurken ağlayarak okudum... 

Annemle olan hastane sürecimiz ve öncesi geldi hep aklıma....

Ah Aziz Efendi sen neymişsin dedim okurken... Aslında babalar biraz gizli kutulardır, herşeyi aktarmaz, her duyguyu dile getirmezler. Bir ağırlıkları vardır onların...
Belki de babalık böyle bişeydir bilemiyorum... Anneler daha bir paylaşır evlatları ile duygularını, sevgilerini, acılarını, sevinçlerini...
 Bizim evde annemde babamda duygularını paylaştıklarından sorun yoktu.
Okurken yine de düşünüyor insan "acaba benim babamın yada annemin içinde neler saklı, neler yüklü" diye... Sonuçta paylaşılsa bile bazen biz çocuklar göz ardı ediyoruz ailelerimizin bize demek istediklerini; ve ölümsüzlermiş gibi düşünüyoruz....

Tabi kitapta ki insanlığımıza dair gitgide yok olan selamlaşmayı, yardımlaşmayı, düşene bir el uzatmayı okuyorsunuz ve giderek büyüyen şehir hayatında artık kaybolan komşuluğu ister istemez hissediyorsunuz....

Aziz Efendi tam bir Anadolu insanı ve zamanla yok olan değerlerimizi gördükçe kahrolan, üzülen bir yapısı var.... her ne kadar herşeyi dile getirmese de, aklına eseni yapsa da... bir baba...o...

Yine yazar tadı damağınızda kalacak bir kitap yazmış...
Daha fazla detay yok malum okuyacak olanlarınız vardır.

Hatta diğer kitaplarına da bir göz atın....