Oya Baydar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oya Baydar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.4.18

Ev Hali/ Biten Kitap...


Çocuklu ev demek hep bir evi derle, toplamacaymış... öğrendim öğrendim hemde uzun zaman önce :)
Allah'ım devamlı ev toparlıyorum. Dağıt, oyna ve topla. Bura da toplama kısmı bana kalıyor. Kızım ya hiç toplamıyor yada azcık yardım ediyor.
Ama diyorum içimden " sen durrr sıra bana da gelicek, öğretecem ben sana kendi eşyalarını toplamayı" desem de kazanan hep Umay oluyor.😬 Eşimin baştan beri dediği bir laf vardır; bir çocukla savaşa girme. Kazanan hep çocuk olur.
Hadi canım desem de; düşününce öyle oluyormuş.😒

Muhakkak çorba içecek gün içinde Umay'cık. Ya sabahtan yada akşamdan çorbayı pişiriyorum. Yoksa çok istiyor. Aslında iyi bir şey elbet çorba içmesi.😍😋
 Bi kahve yapayım şöyle sıcak sıcak içeyim dedim nerdeeeee, "anne hadi gel oyun oynıycaz daha" nidası ile hoppp ışınlandım.
Evet belki biraz sesimi yükseltsem, kızsam tek başına oynayacak... benim içinse bu zamanlar bir daha  hiç gelmeyecek, derdim ondan. O yüzden çoğunluk oyun modundayız. Şimdi havalar da ısındı günde iki kez parkta oluruz.
İşim olduğunda söylüyorum kendi oynuyor onun dışında tek oyun istemiyor.
Bende/iz de hep beraber oynuyoruz.

Bugün de ev temizliği derken pilim bitti, bende kız okuldayken bloğuma uğrayayım, yazayım, yorum yapayım dedim.
Son iki gündür yazılan bloglara uğradım, okudum.
Sıra kendi yazıma geldi.

Akşama Betül Arım'ın Tek kişilik bir yaşama sanatı gösterisi olan “Dışarıda Hiçbir Şey Var! gösterisine gidicez. Kadıköy Halk Eğitim Merkezin de olacak gösterisi.
Kendisini, anlattıklarını ve yaşama bakış açısını çok beğeniyor ve ilgi ile takip ediyorum.

Onun dışında Kitap Kulübümüzün kitabı olan "Yolun Sonundaki Ev/ Oya Baydar " kitabını bitirdim.
Bir ülke, bir şehir, bir semt ve bir ev: Yolun sonundaki mor salkımlı ev.
Oldum olası severim mor salkımları, baharın müjdecisidir aslında.
Kitapta da bolcana tasviri geçiyor.
Bir dönem kitabı. Okurken içiniz burkuluyor biraz ama değiyor...
Yazarımız Oya Hanım tam bir aktivist bence. Ülkesi için iyi yaşam, eğitim ve adalet istiyor.
Konusuna fazla değinemiyorum kitabın yeni çıktı ve okuyacak olanlarınız olabilir.

Tabi ben hiç ailemden eski siyasi olaylara dair hikayeler dinelemedim, belki de onlarında bir hikayesi yoktur.
Kitapta ki ailelerin yaşantısı, acı-tatlı komşulukları, sürgünleri derken bir bakmışsınız kitap bitmiş.

Oya Baydar, 1913’te bir suikastla başlayıp 1960’lı yıllarda aynı apartmanda kesişen çizgilerle ülkenin son yüz yılının haritasını çiziyor. Yolun Sonundaki Ev, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir Türkiye panoraması.
Özeti böyle yazıyor.

Keyifli hafta sonunuz olsun.
Selamlar.

18.10.17

Oya Baydar Kitapları...


Oya Baydar'ın kalemini, anlatımını seviyorum. Daha önce de "Sur Önü Diyalogları" adlı kitabını okumuş çok etkilenmiştim...
Doğu'ya gidip aktardıkları hiç de yabana atılacak şeyler değildi....
Bu iki kitabı da D&R'ın indirim zamanında görmüş ve hemen almıştım. Aslında almıycam daha kitap, önce elimdekileri bitiricem desem de duramıyorum...
Hoş o kadar uzunnnnnn zaman oldu ki kitap almayalı.
Artık sevdiğim yazarların okumadığım kitaplarını alıcam.

Çünkü seri kitap almıyordum ve biraz dağınık kitap okuma listem var. Hoş bundan rahatsız değilim ama artık daha seçici okuyor ve ona göre alıyorum. Artık dedim ki kendime; sevdiğin yazarların diğer kitaplarını okuma zamanın geldi Gülo.... 👧

Yine konudan konuya geçtim :)

Önce "Yetim Kalacak Küçük Şeyler" kitabını okudum. Bir anlatı, günce kitabıydı. İsimlerden çok olaylar vardı....

Yazarın kendisi hem sosyolog, hem yazar hemde bir aktivist... Sol görüşlü biri. Ki eskiden varmış bence solcu sağcı, şimdi böyle şeyler daha bir anlamsız geliyor televizdakilere bakınca.

İyi ki iyi ki siyaseti sevmiyor ve anlamıyormuşum... diyorum okudukça...
Bu da ayrı bir yazı konusu olsun...

Bu kitabında acı, hüzün, sevinç ama en çok hayal kırıkları vardı.... Eğer içinizin daraldığı bir dönem varsa o dönemde bu kitabı okumayın.

Diğer kitabı ise "O Muhteşem Hayatınız"

“Hangisi gerçek hayatım benim? Kendi yaşadığım mı, onun anlattığı mı?”

Ünü dünyayı sarmış Türkiyeli bir primadonna, bir diva... Onunla ilgili her türlü fotoğrafı, ses kaydını, gazete kupürünü toplamayı hayatının amacı edinmiş, tutkulu hayranı bir müzik öğretmeni... Annesinin izini süren genç bir kadın...Eski fotoğrafların ayrıntılarında gizli, derin bir sır: sadece Diva’nın yaşamının değil, Türkiye’nin yakın tarihinin puslu, karanlık bir kesiti...

Muhteşem hayatlar, parlak dekorların arkasında neler saklar? Muhteşem, ışıltılı, kusursuz görünen yüzümüzde, kendi kendimizden bile sakladığımız ne yıkımlar gizlidir? Kendini tanımak, kendi gerçeğiyle yüzleşmek insanı nerelere sürükler? Oya Baydar, beklenen romanı O Muhteşem Hayatınız’da, her biri kendi kimliğini arayan roman kahramanlarıyla, insanın ve bu coğrafyanın derinliklerine götürüyor bizi. Roman, derinlerde saklı gerçeklerle yüzleşmeye hazır okurunu bekliyor.
 

Yukarıda kitabın arka kapak yazısı... Konu olarak çok iyiydi, yazarın olaylara bakış açısı ve aktarımı bana göre muhteşem...

Yalnız bu kitapta bişey eksik gibiydi. Yer yer çok uzatmalar vardı ve asıl konuya neredeyse kitabın sonlarına doğru girmişti...
O yüzden de ara ara çok sıkıldım.... Bitirmeme sebep belkide kayıp kız çocuklarının duyarlılığındandır...

Bu seri de böyle bitti...



24.8.16

Hayata Dair, Oya Baydar ve Surönü Diyalogları...

Eşimin ısrar ve çabalrı sonuç verdi bende sabahın köründe kalkıp Kpss sınavı için kayıt yaptrdım.
Şakası bir yana çok istiyor ama cesaret edemiyordum. Sonuçta sıkı bir çalışma istiyor bu sınav ve kendimde o gücü bulamayışım hep erteletiyordu bana. Bu konularda çok iyi bir destekçidir kendisi. Dün akşam sınava hazırlanmam için kitap da almış... Birde bir söylenir ki çalışmazsam... gelde çalışma yani..........

Sabah baba kız uyurlarken düştüm yola. Allah'tan 19.kişiydim ve saat 09:00 gibi işim bitti. Hal böyle olunca bide uzun zamandır Kadıköy'e inmeyince "hadi Gülşah bugün baba kız günü yapsın evdekiler sende tek takıl" dedim ve sabahtan indim Kadıköy'e.
Aman Allah'ım nasıl sakin, sessizdi anlatamam size sokaklar. Bende mutlu mutlu tadına vara vara dolaştım sokaklarda.. Tabi öncesi çayımı içtim.
rıhtım
Uzun zamandır rıhtım da bulunan Starbucks kafesine gitmemiştim.Cafeyi büyütmüşler ve kat çıkmışlar. Öyle güzel olmuş ki. şöyle arkadaşlarla oturup muhabbet edelim derseniz harika bir mekan olmuş. Özellikle üst kattaki bölümlere koltuklar, yuvarlak masa ve bar konsepti yapmışlar ki... sanki evinizde gibi Tavsiye ederim.

Sonrası olmazsa olmazım YapıKredi Yayınevi oldu. Baktım doyasıya kitaplara ve bir iki kitap aldım.
Ordan da Eminönü Vapur İskelesinin üstünde ki İstanbul Kitapçısı Cafesine gittim. Burayı Beltur işletiyor ve fiyatlar da manzara kadar güzel. :)


kadıköy rıhtım
 Yine çayımı söyledim vapur ve denize karşı... O arada yanıma aldığım SurÖnü Diyalogları Oya Baydar kitabını bitirdim.... Okurken içim cız etti... Çünkü hala devam eden bir Doğu'da kanayan bir yaramız var... canlar başka canların gözünün önünde ölüyor ve biz ekranlardan sadece gösterilmesi gerekenleri izliyoruz...

Tabi bazı yazılanlara katılmasam da orada yaşananlar, her iki tarafında kendini haklı görmesi ...birçok şeyi haklı çıkartmıyor.
Yazar daha önce de gitmiş Sur'a ve o bölgeye. Yine bu sefer de gittiğinde örgütten birileri ile konuşuyor ve okudukça üzülüyorsunuz...
Yazar hem yazıyor hemde savaş dursun, daha fazla canlar yanmasın diye mücadele veriyor. Ve yakın çevresinde bazı arkadaşlarına söylediğinde, şu cevabı alıyor ve şaşırıyor; eğer oraya gidersem bir daha hiçbirşey hayatımda eskisi gibi olmayacak...

Bu çok önemli bir duygu. Hepimizin bir hayatı ver acıları paylaşmaya başlayınca çok şey değişiyor düzenimiz de...

Bu kitabı okuyun ve düşünün derim... ne olursa olsun "ama onlar da hak ediyor" dememek için...
Tabi kitapta Dağa çıkanlar savunulmuyor yada haklılar denmiyor. Halkla, isteklerine dair, ölülerine dair, yaşamlarına, umutlarına, beklentilerine dair karşıklı konuşma şeklinde yazılar var.
 Yazar bu konuda çok mücadele veren biri... İLk kitabıydı okuduğum, devamı gelir artık bende....

İŞte böyle blog, şimdide gündem hoş değil nasıl olsa... endişelenmeler uzun zaman daha bitmeyecek... büyümek böyle birşey sanırım....


oya baydar surönü diyalogları