Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19.7.18

Bizden ses var... :) Karikatür Evi/ KAdıköy

Selam.

Uzun zaman olunca bloğa uğramayalı önce takip ettiğim ve okumaktan keyif aldığım blogları okudum, yorum bıraktım. Şimdi biraz da kendi bloğuma yazayım.

Hani size daha önce de demiştim ya biz devamlı parklardayız. kalan zamanlarda da evde ev modundayız.
Yalnız bu park olayı ne kadar yorucuymuş Umay büyüdükçe anladım.
Ki ben geceleri öyle üçe dörde kadar otururdum. Hele yazsa balkon keyfi yapmadan yatmazdım... "Heyyy goca güllüşah" diyorum kendime....evlat böyle erkenden yatırır işte seni, sabahın da köründe de diker ayağa.😳😬

Haftada bir gün "Ritim-Solfej-Koro" dersine başladı Gönüllü evinde kızçem. Severek gidiyor. Hemde yaz tatilini değerlendirmiş oluyoruz.

Kadıköy Belediyesi sanat ve çocuk etkinliklikleri konusunda epey iyi çalıyor. Diğer belediyeleri bilemiyorum belki onlar da çalışıyordur.

İzlediğim çok film oldu ama şuan yazacak takatim yok desem inanır mısınız? Sanıyorum bunda İnstagram'ın da etkisi var. Oradan pıt pıt paylaşmak daha kolay oluyor.

Bu aralar Cem Karaca Şarkıları , Mazhuni Şerif Şarkıları ve Selda Bağcan 40 Yıla 40 Şarkı albümlerini dinliyorum. Özellikle Cem Karaca Albümü de çok iyi olmuş. Seslendiren şarkıcılar yerli yerine oturmuş.
Kitap olarak da "Yedi Taş" okuyorum son 20 sayfa kaldı ve bir kaç gündür okuyamadım. Kendime inanamıyorum doğrusu. Akşam kız uyuduktan sonra ortalık toplayıp yatıyorum. Valla kendime inanamıyorum a dostlar......
Geçen hafta Umay'ın ders çıkışı Kadıköy-HasanPaşa'da bulunan "KARİKATÜR EVİ" ne gittik. Küçük ama samimi bir ev oldu burası.
Ayrıca karikatr dersleri de veriliyor.
Şartları çocuğun ilkokula başlamış olması. Okuma-yazma bilmesi gerekiyormuş.
Yıl içinde ufak sergiler de oluyor. Olur da yolunuz düşerse uğrayın.








Böyle işte. Ses vereyim istedim. Yine aklımda yazacak bir sürü düşünce ve yine yazamadan bitirdiğim bir yazı.
Gözleirm zor dayanıyor desem yeridir.
Biraz da kitap okuyayım ve yatayım.
İyi geceler, selamlar. :)

4.5.18

Betül Arım Gösterisi ve Zaman Yeli Kitabı....


 Geçen gün İnsatgram'a bu fotoğrafı ekleyim şöyle yazmıştım; "hiç bitmeyen bir ev toparlamaca varmış." diye...
Gerçekten de öyle özellikle çocuğu olanlar anlar beni. kendimi devamlı evi toparlarken buluyorum. İşin garibi " bugün hiçbirşeye elimi sürmiycem" diyorum ama bir bakıyorum hop ben "şunu kaldırayım, şunun yeri şurası" derken buluyorum.....
Neyse efenim aynı şeylerle sizi sıkmayayım.
Sonuçta anladık ki sosyal medyada gözüktüğü gibi olmuyor ev halleri :)))

Geçen hafta Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'n de "Betül Arım İle Dışarıda HiçBir Şey Var!" oyununa gittik eşimle.

Enerjisine hayran olduğum bir kadın. Daha önce de Youtobe kanalında ki kısa kısa olan videoalarını izliyordum.
Bu tek kişilik oyununda duyduklarınız sizi şaşırtmıyor, hatta çoğunluk "evet ne var bizde biliyoruz" dediği ama iş uygulamaya geldiğin de ötelediği şeylerin kendi hayatında devam etirerek nasıl da etkisini gördüğünü anlattı.
Aralar da müzik ve ses ekibi ile desteklemiş ve anlatım ile birleşince siz de oyundan çıkarken enerji dolu, aa çok doğru söylüyor derken buluyorsunuz.

Ne mi anlatıyor?

"Kendimize de teşekkür etmemiz gerektiğini, an-ı ve yaşamı farkında ve bilinçli yaşamamız gerektiğini, pozitif düşünce gücünün önemi ve etkilerini, polyanacılık değil ama bazı durumları olduğu gibi kabul edip yola devam etmek gerektiği v.b." gibi önemli öğretilerden bahsetti."
Son sözünü de hayatını etkileyen kitaları söyleyerek ve Gandi'nin meşhur sözü ile kapattı.
Kitaplar ne derseniz; DÖRT ANLAŞMA, DÜŞÜNCE GÜCÜ bir kaç tane daha söyledi ama aklımda kalmadı.
Bu kitapları da okuduğum ve bende etkilendiğim içn hatırlıyorum sanırım. :)

Bitirdiğim kitaba gelirsek de;

Gürsel Korat'ı ilk "UNUTKAN AYNA" kitabı ile tanıdım ve kelimelerine vuruldum.
Anlattığı hikayeler iç burkan olsa da sizi sıkmadan, daraltmadan anlatıyor. Kısa ve öz.

Bu kitabı da meğersem Kapadokya üçlemesinin ilk kitabı imiş.Diğer ikisi Güvercine Ağıt ve Kalenderiye.

Kitabın girişinde kör bir Latin askeriyle sağır bir kilise ressamı karşılaşırken, zihnimin bir o yana bir bu yana koşturmasıyla sürdü okumam. Türkmen gibi giyinip konuşan kör bir Latin askeri, Selçuki beyi gibi giyinmiş Hıristiyan Beyine rastladığına şaşıran sağır ressam. Bin Tanrılı Hittilerden gelen çift başlı kartalın yanına bir de çift aslan eklenivermesi… Garip bir dinginlik ve hüznün eşlik ettiği okumaya ince bir sızıyla son vermek, savaşlar, yaşananlar, zaman … Ah zaman… 

Diğer kitplarında sıra.

Eğer daha önce hiç okumadıysanız yazarın kitabını şans verin kendisine...pişman olmazsınız.

 

27.4.18

Ev Hali/ Biten Kitap...


Çocuklu ev demek hep bir evi derle, toplamacaymış... öğrendim öğrendim hemde uzun zaman önce :)
Allah'ım devamlı ev toparlıyorum. Dağıt, oyna ve topla. Bura da toplama kısmı bana kalıyor. Kızım ya hiç toplamıyor yada azcık yardım ediyor.
Ama diyorum içimden " sen durrr sıra bana da gelicek, öğretecem ben sana kendi eşyalarını toplamayı" desem de kazanan hep Umay oluyor.😬 Eşimin baştan beri dediği bir laf vardır; bir çocukla savaşa girme. Kazanan hep çocuk olur.
Hadi canım desem de; düşününce öyle oluyormuş.😒

Muhakkak çorba içecek gün içinde Umay'cık. Ya sabahtan yada akşamdan çorbayı pişiriyorum. Yoksa çok istiyor. Aslında iyi bir şey elbet çorba içmesi.😍😋
 Bi kahve yapayım şöyle sıcak sıcak içeyim dedim nerdeeeee, "anne hadi gel oyun oynıycaz daha" nidası ile hoppp ışınlandım.
Evet belki biraz sesimi yükseltsem, kızsam tek başına oynayacak... benim içinse bu zamanlar bir daha  hiç gelmeyecek, derdim ondan. O yüzden çoğunluk oyun modundayız. Şimdi havalar da ısındı günde iki kez parkta oluruz.
İşim olduğunda söylüyorum kendi oynuyor onun dışında tek oyun istemiyor.
Bende/iz de hep beraber oynuyoruz.

Bugün de ev temizliği derken pilim bitti, bende kız okuldayken bloğuma uğrayayım, yazayım, yorum yapayım dedim.
Son iki gündür yazılan bloglara uğradım, okudum.
Sıra kendi yazıma geldi.

Akşama Betül Arım'ın Tek kişilik bir yaşama sanatı gösterisi olan “Dışarıda Hiçbir Şey Var! gösterisine gidicez. Kadıköy Halk Eğitim Merkezin de olacak gösterisi.
Kendisini, anlattıklarını ve yaşama bakış açısını çok beğeniyor ve ilgi ile takip ediyorum.

Onun dışında Kitap Kulübümüzün kitabı olan "Yolun Sonundaki Ev/ Oya Baydar " kitabını bitirdim.
Bir ülke, bir şehir, bir semt ve bir ev: Yolun sonundaki mor salkımlı ev.
Oldum olası severim mor salkımları, baharın müjdecisidir aslında.
Kitapta da bolcana tasviri geçiyor.
Bir dönem kitabı. Okurken içiniz burkuluyor biraz ama değiyor...
Yazarımız Oya Hanım tam bir aktivist bence. Ülkesi için iyi yaşam, eğitim ve adalet istiyor.
Konusuna fazla değinemiyorum kitabın yeni çıktı ve okuyacak olanlarınız olabilir.

Tabi ben hiç ailemden eski siyasi olaylara dair hikayeler dinelemedim, belki de onlarında bir hikayesi yoktur.
Kitapta ki ailelerin yaşantısı, acı-tatlı komşulukları, sürgünleri derken bir bakmışsınız kitap bitmiş.

Oya Baydar, 1913’te bir suikastla başlayıp 1960’lı yıllarda aynı apartmanda kesişen çizgilerle ülkenin son yüz yılının haritasını çiziyor. Yolun Sonundaki Ev, okuyan herkesin kendinden bir şeyler bulacağı bir Türkiye panoraması.
Özeti böyle yazıyor.

Keyifli hafta sonunuz olsun.
Selamlar.

21.3.18

Ev halleri, Haldun Taner Müzesi Açıldı...

Bu aralar devamlı evde oyun halindeyiz. Bizim kız yalnız oynamayı sevmediğinden sabahtan bir başlıyoruz okul saatine kadar aralıklarla oynuyoruz.
Elbet arada oturuyoruz ama onda da ya karnı açıkmış oluyo ya da yorulmuş oluyor.
Sonra okul saati derken bir bakmışız akşam olmuş.
Bende de pil bitmiş oluyor haliyle...
Bazı şeylerin gerçekten de yaşı var bence... çocuk sahibi olmak ve büyütmek de bunlardan biri. Elbet geç anne olanları yada şartları öyle gerektiği için geç anne olanları kast etmiyorum...
Hani diyorlar ya " kanı genç" diye valla öyle yahu... 😊
En azından benim için öyle... bazen çabuk yoruluyorum yada enerjim yetmiyor gibi hissediyorum. Ve kızımın çocuk zamanından çalmak istemediğimden daha fazla verici oluyorum.
Şikayetçi miyim? Asla, sadece bazı zamanlar çabuk pilim bitiyor... şöyle hiçbir şey yapmadan oturmak istiyorum.
Sonra da diyorum ki kendime; Gülşah bugünler de geçecek ve ben çok arayacağım... tadını çıkart..
o zaman da hemen toparlanıp hop oyuna  😏
Öyle işte......

Geçtiğimiz hafta Fenerbahçe Mahallesin de "Haldun Taner Müze Evi" açılışı vardı.
Gittim/k. Kadıköy Belediye Başkanının ve değerli yakın Tiyatro Sanatçıları ve eşinin vasıtası ile açıldı müze evi.
Küçük ama ince detayların olduğu, daktilosu, masası, el yazması notları, ödülleri ve fotoğrafları ile şirin bir müze. Yolunuz düşerse es geçmeyin ve bu güzel insanın hatıralarını ziyaret edin.

Bunun dışında bizde durumlar aynı, bahar yorgunluğunu bir türlü üzerimden atabilmiş değilim...
İyi geceler. :)
Selamlar.













25.2.18

Dublinliler/ James Joyce ...


Kadıköy'e ödemeleri yapmak için indiğimde muhakkak kitapçıları da bi dolanıyorum. Sokaklarında da gezmek  rahatlatıyor beni. Kadıköy'ün değişik bir ruhaniyeti var....

Yapı Kredi Yayınları'na uğradım. O kadar uzun zamandır uğramıyordum ki... Kararlıyım önce elimde ki kitapları okuyup bitireceğim ondan sonra da dağınık bir şekilde değil, listemden okumak istediğim kitapları seçip okuyacağım...
Yalnız bu kitabı görünce dayanamayıp aldım.😸
Daha önce Macera Kitabım Bloğu yazarı Özlem'in tavsiyesi ile Moskava'da Yanlış Anlama kitabını almış, okumuş ve kalemine hayran kalmıştım.
Uzun zamandır da çevirisi yoktu yazarın. Bu kitabı görünce aldım hemen. İnce kitaplardan da ... elimde ki kitaba ara verip sakin bir kafa ile okuyacağım.

Yine geçen sene fuardan James Joyce'ın Dublinliler kitabını almıştım. Uzuznz amandır aklımdaydı okumak. Başladım ve.... biraz sıkılarak bitirdim kitabı.
Konusuna gelince;

 ↬↬↬↬ İrlanda'da geçen yaşam, doğum, dini yaşam biçim, yaşam mücadelesi... yarın kalemi güçlü ve okunması zor, durağan ilerleyen yer yer sıkan  bir kitaptı benim için.

Açıkcası beklediğimi tam olarak bulamadım kitapta.
Hemen karar vermemek için diğer kitaplarına da bakacağım.
Ki yorumlarda da epey yıldız toplamış bir kitap. Benim için doğru zaman değildi.
Ulysses'i okumayı çok istiyorum.
İntrnette biraz araştırma yaptım ve son sözü olarak "

"Ölmeden önce son sözü: “Kimse mi anlamadı?” olmuştur.

Bu hafta iki güzel film izledik evde, onları da bir sonra ki blog yazımda anlatayım.

İyi pazarlar. :)))


7.2.18

Tarihi Yeldeğirmeni, Biten Kitaplar ve Günlük Haller...

 Kızı dün okula bıraktıktan sonra Yeldeğirmeni sokaklarında dolaştım biraz. Değişik bir ruhu var bu sokağın. Sanıyorum evlerinden ötürü. Tarihi bir geçmişi de var.
Aslında restore edilse ve yaşam dolsa içine binaların ne güzel olurdu değil mi? Elbet böyle durmalarının bir sebebi vardır, prosedürü bilemiyorum...
"Adını Osmanlı sarayının un ihtiyacını karşılayan değirmenlerden almış. Bizansın da Osmanlının da orduları bu semtin etrafındaki çayırlarda toplanıp doğuya sefere çıkmış. Adile Sultanın düğün eğlencelerinde  İtalyan Komaski balonuyla burdan havalanmış bir daha geri  dönmemiş . Hacca ve askere gidenler onun Ayrılık Çeşmesi'nde yakınlarıyla vedalaşmış. Anadolu yakasının ilk çok katlı apartmanları da bu semtte yapılmış.

İsimleri değişmiş olanlar  varsa da Kehribardjı, Menase, Celal Muhtar, Demirciyan, Sünget ve Valpreda Apartmanları İstanbul'un konut olarak yapılan ilk  apartmanlarından."
Not: Kendingez sitesinden alınmıştır alıntı. Web adresi http://kendingez.com/unutulan-semt-yeldegirmeni-gezi-yazisi


Gezerken tarihi dokuyu ve ruhu hissetmemeniz mümkün olmuyor. Hala hizmet veren bakkalları, yufkacıları ve terzilerin dükkanlarının eskiye dair olması sizi bakarken gülümsetiyor.
Yolunuz düşerse gezin sokaklarını...

Dünden evi derleyip toplayınca bugün yemek dışında yapacağım bir şey yoktu. Sokağa da çıkmayınca evde evin tadını çıkarttım. Birde hava mis gibi olunca kahvemi balkonda içtim.
İkinde bir " ne yemek yapsam bugün" diye kendim sormaktan bazen o kadar yoruluyorum ki...
Bazı kadınlar nasıl liste hazırlıyor bilmek isterdim. Bazen tıkanıp kalıyorum, nette geziniyorum. Canım hep aynı şeyleri yemek de istemiyor ama kısır döngü gibi dönüp dolaşıp aynı şeylere dönüyorum yani......😕😳

Bugün daha önce aldığım Ayla Kutlu kitaplarımı okudum. Bu arada çok istikrarlıyım elimde ki kitaplardan bitmeden kitap almayacağım demiştim ve gerçekten de almıyorum. 25-30 tane kadar kaldı evdeki kitaplarım, bitsin ondan sonra listemde ki kitapları almaya başlıyıcam. Benim için zor bir durum çünkü kitap alışverişi beni o kadar çok mutlu ediyor ki anlatamam size....... o kitap poşetini taşımak, alma hissi... nasıl bazı kadınlar kıyafet alışverişimi çok severse bende kitapta öyleyim. :)

Hoşça Kal Umut; biraz sıktı beni. Sanıyorum dönem kitabı olmasından dolayı. Çünkü 12 Eylül öncesini anlatıyor ve benim hiçbir bilgim yok. Evet kulaktan dolma yada tvden bildiğim bazı şeyler var ama onun dışında merakımda olmadığından siyasete bazı şeyler hava da kalıyor.
Ama onun dışında gencecik yaşında hapse giren bir gencin psikolojisi, dışarı hayata uyum sağlamaya çalışması, sürü psikoloji vs... iyi anlatılmış.

Diğer kitabı da Sende Gitme Triyandafilis; kitap 9 öyküden oluşuyor. Beni en çok etkileyen kitaba ismini veren hikaye ile Altın oldu.....
Bu kitap aynı zaman da 1990 Sait Faik Hikaye Ödülü'nü almış. Tiyatro'da da oynanmış bir hikaye.
Anlatımı ve bakışı çok farklı yazarın. Toplumsal olayalrı, hissedişi, örgüsü ve kurgusu ile sizi adeta hikayelerine bağlıyor. Ama ben en çok kadınların olduğu hikayelerini seiyorum. Onların çektiği acıları o kadar sahici anlatıyor ki....

Kitaplar ince olunca ikisi su gibi akıp gitti.
Sonra Kudüs/Başıboş Kentler 1 Stratis Tsirkas kitabına başlayayım dedim. Epeydir kitaplıkta gözüm takılıyordu.İnternette bakındım yorumlar bayağı iyi. Konusu tarihi aslında ama anlatım akıcı olmayınca olmuyor işte...
Fakat hiç düşündüğüm gibi olmadı ve yarım bıraktım. Anlatım dili çok sıkıcı idi. Kitap sanki ilerlemiyordu.
Eskiden olsa başladım diye bitirirdim, zorla okurdum. Artık geride kaldı o günler :)
Baktım gitmiyor ve kitabın içine giremiyor muyum? hemen bırakıyorum.
Yeni kitaba başlıyorum. 
Eğer oumak isteyeniniz olursa göndermek isterim.

Böyle işte sevgili blog.
Yarın ola hayr'ola....


5.12.17

Hüsnü Arkan ve Günce...

 Pazar günü hava mis gibiydi mis... Bizde değerlendirelim ve parka gidelim dedik.
Uzun zamandır da Yoğurtçu Parkına gitmemiştik. Böyle parklar çok keyifli oluyor hem çocuklar iin hemde bizler için. Bizim favorimiz ya Özgürlük Parkı ya da Göztepe Parkı.
Ama iyi ki o gün gitmişiz Yoğurtçu Parkına.
Umay için de çok iyi oluyor.  Scotır'ını da aldık. Koştu, oynadı, sallandı, yürüdü derken vakit nasıl geçti bilmiyorum.
Pazar günü keyifliydi ve pazartesi gününe iyi bir başlangıç oldu bizim için. :)

 Ağaçların bize sunduğu manzara ise şahane idi tek kelime ile. Her renk yaprak, yerde ağaçta... ve gözümüzde....


Dün akşam başladım ve bitti... Hüsnü Arkan/ Gülhisarlı Terziler kitabı.
Bir kasaba hikayesi kitap. Baş kahramanımızın Ayhan Demirin etrafında geçiyor zaman. Ama en çok sizi etkileyende terzi ustası oluyor çünkü bu terzi ustası okuma aşığı ve çırağına da aşılıyor.
Biraz mutsuz hayatlar kitapta anlatılanlar. Ama sizi de mutsuz etmiyor.
“İnsanlar acılarını gülümseyerek hatırlamayı ne ara öğrenirler? Hemen mi? Çok sonradan mı, yaşlanınca mı? Artık bu soruların cevabını biliyorum sayılır. Her soruda, her hatırlayışta yeniden öğreniyoruz. Bu eğitim galiba hayatın sonuna kadar bitmiyor. Önemsediğimi kimse söyleyemez ama benim de bir acım var.” (s.53)
 Bakış açısını, kalemini ve elbette yorumunu çok seviyorum Hüsnü Arkan'ın.

Birde kitapta tevekkül çok fazla, sanıyorum bunda yöresel etkiler de bulunuyor...
Ara ara bazı cümleler uzatılmış olsa da tam bir ara kitaptı. yapın çayınızı, alın kitabınızı ve okuyun. Ve bir bakmışsınız kitap bitmiş sizde yeni kitaba başlayacaksınız.


1.9.17

İyi Bayramlar, Tarık Tufan Söyleşisi...




İyi bayramlar.

Bizim yine bu bayramımız buruk... belki zamanla daha da alışıcaz ama.........

Sabah kahvaltı sonrası kayınvalidemlere gittik, apartmanda da görüştüğüm iki ablam var onlara gittik, bayramlaştık...
Bitti bizde bayramlaşma.
Kardeşimlerle de dünden bayramlaştık....

 Geçtiğimiz hafta Kadıköy İthaki Yayınlarının Cafe'sinde konuk yazar söyleşisinde Tarık Tufan vardı.

Bu arada bende İnstagram'da denk geldim İthaki Yayınları Akademi Cafe açmışlar.
Söyleşi, seminer, imza günleri vb... düzenlemeler yapıyorlarmış.
Sitesi için linke tık tık http://ithakiakademi.com/

İlk kendisini 24Tv'de Kafa Dengi programında diğer iki arkadaşı ile haftada bir gün program yaparken denk gelmiştim. Sonrası hemen hemen her hafta konusuna göre takip ediyordum.
Çünkü 3 sunucununda anlatımı, bilgi birikimi ve yorumları hoşuma gidiyor.







Geçtiğimiz hafta da Kadıköy'de söyleşi ve imza günü olduğunu öğrenince gittim.
Sonuna kadar dinleyemedim ama o bir saat bile çok keyifliydi.

Zaten hayata dair felsefi düşünceleri olan, "neden böyle de olmasın, illa ki böyle mi olmak zorunda "diyen düşünce tarzını seviyorum. 
Çünkü deneyimledikçe öğreniyoruz, hele ki farkında yaşıyorsak değişime de açık oluyoruz.

Elbet yanlış anlaşılmasın, bir duruşumuz, bir netliğimiz olmalı... Yalnız kesin çizgilerle, asla olmaz demelerle de hayat yaşanılır olmuyor....


 Mesela dedi ki Tarık Tufan;

Anlamıyorum "benim hiç pişmanlığım yok, keşkelerim yok hayatta" diye övünen ve bunları çok matah bişeymiş gibi söyleyenleri...
Çünkü yaşadığımız hayatta, deneyimlediğimiz yaşamlar da nasıl olur da hiç hatanız olmaz yada pişmanlığınız.
Yada kişi neden bunu övünmek adına söyler, övünür.
Kardeşim insanız ve hayatta herşey bizim için...vs.....

Benim için iyi ve kaliteli bir dinleti oldu.

Hayatta herşey bizim için gerçektende ve önemli olan ders almak ve tekrarlamamak..
Önemlisi değişime açık olmak....

Bu anımı da buraya kaydedeyim ve kaçayım. :)))))



4.6.17

Kadıköy Belediyesi Kitap Günleri ...


Selam iyi pazarlar herkese.
Dün 9.Kadıköy ama Haydarpaşa Garı'nda ise 2.si düzenlenen kitap fuarına gittik.
Aslında haftaiçi arakdaşımla gidecektim, planlarda değişiklik olunca beyimde "hadi gel kızı da alalım gidelim" deyince asla ama aslaaaaaaaa hayır diyemezdim :))

Bide üstüne çok sevdiğim, beğenerek ilgiyle takip ettiğim İclal Aydın'ın da imza gününe denk gelmek ayrıca mutlu etti beni.

Bide sevgili Banu'da Dut Ağacı kitabını imzalamak için oradaydı selam vermeden, hatır sormadan geçemezdim. Gerçekten de sizi o kadar içten, samimi karşılıyor ki ister istemez sarılıp selam vermek istiyorsunuz.
Birde burdan da tebrik etmek isterim ki kitabı 3.baskıya geçti. Yolu açık okuyucusu bol olsun.

 Birde instagram sayesinde tanıdığım, tanıştığım arkadşlarla da orada karşılaştık, öyle güzel oldu ki... Bazen bir sürü şey çıkıyor sosyal medya ile ilgili ama bence iyi kullanıldığında o kadar güzel arakadaşlıklar, dostluklar kuruluyor ki. Bazen sanal ortamda kalıyor bazende hayatınıza dokunuyor.
İyi ki tanımışım dediğim birçok arkadaşım oldu.

Kitap Fuarına gelirsek. Çok fazla kitap almadım çünkü genel olarak tüm standlar  da %20 veya %25 indirim vardı.
İnternetten aldığımda daha uyguna geliyor kitaplar. Biz kitap kurtları için de önemli olduğunu düşünüyorum bu oranların.
Bir çok yayınevinin yazarları da bulunuyordu kitaplarını imzalamak için.

Ama onun dışında tarihi bir garda olması kitap günlerinin ayrı bir atmosferdi.
Tren içine girip soluklandık biraz.
O kadar  eskiye gittim ki oturuken.
Bir zamanlar Tarihi Salı Pazarı Kadıköy Çilek sokaktaydı. Ve hemen hemn her salı, mevsim geçişlerinde toplaşı gelirdik pazara. Minibüs veya otobüsle bir saati geçerdi Kadıköy'e gelmek. O yüzden trene biner 25 dakka da varırdık Söğütlüçeşmeye.
Tren ile yolculuk hep başka gelir bana, tarif et deseniz ne bileyim böyle huzurlu, keyifli, eğleneli gelir trenler. Ayrı bir havası vaardır yahu trenlerin.
Bir an önce tekrar faaliyete geçer umarım trenler.

Böyle işte blog.  Vaktiniz varsa gelin bi soluklanın bu kitap dolu garda.
Belki karşılaşırız sizinle  de. :))

İyi pazarlar.