Yunus Nadi Roman Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunus Nadi Roman Ödülü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.12.17

Gölgesizler Hasan Ali Toptaş


İnanır mısınız bitmesin diye uyku öncesi ve yavaş yavaş okudum romanı.
Yazarın tüm kitaplarını çok büyük bir ilgi ile okuyorum. Türkçe'ye ve Anadolu şivesine, halkına o kadar yatkın ve bilgili ki okurken bunu sizde romandan hissediyorsunuz.

İlk "Uykuların Doğusu" ile tanıdım yazarı ve başda anlamadım kitabı. Kitap bitti ve roman sanki beynimde yaşıyordu...
Sonra diğer kitapları geldi, okumadığım bir kaç kitabı kaldı. Heba kitabı da onlardan biri....

1994 Yunus Nadi Roman Ödülü'nü almış bu kitap ve aynı isim ile sinemaya da uyarlanmış. Henüz filmini izlemedim izler miyim bilmiyorum... Öyle hemen kitap sonrası filmini izleyenlerden değilimdir.

 Bu kitap ile var oluşu sorgulamış biraz da Hasan Ali Toptaş.
Bir berber var ana tema da ve bir gün ruhu daralır çıkar, kendini yola vurur.
Bir geçmiş de bir şimdi de geçer konular, o yüzden yer yer zorlasa da ana konu hep birbirine bağlıdır.
Aynalar ve aynaya yansıyan yüzlerimiz ile ilgili tespitler çok iyiydi.
Sizde hem kendinizi hem çevrenizi sorgularken bulabilirsiniz kendinizi.

Bir de yazarın en sevdiğim yönü Anadolu insanını, köylüyü öyle güzel tasvir ediyor ki... acındırmadan ama sorunlarını da es geçmeden anlatıyor...

Eğer hala benim gibi okumadıysanız bu kitabı mutlaka okuyun...

Aynı yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarın tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin. aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.

“Bir bildiğin varsa şimdi söyle derim ben. Çünkü sabaha geç kalabilirsin. Şunu da unutma ki, yeryüzünde gecikmişliğin ilacı yoktur.”

“Hiçbir iz yok,” dedi Reşit.
Muhtar, avluyu yeniden taradı gözleriyle. O her şeyin mutlaka bir iz bırakacağına inanıyordu, izsiz şey olmazdı; kuşların bile izi vardı gökyüzünde, sözcüklerin dişte, bakışların yüzde.

10.5.17

Nü Peride Hakan Akdoğan Ve La La Land Filmine Dair...


 Bugün günlerden "Kitap Kulübü" günüydü Kazım Karabekir Vakfı'nda.
Ve bu ayki kitabımız Yunus Nadi Ödüllü bir kitap olan Nü Peride /Hakan Akdoğan
 Başlarda biraz "acaba böylemi gidecek" dedim ki diğer okuyanlarda da aynısı olmuş, sonrası kurgu iyiydi ama anladım ki aşk, intikam, nefret dolu kitaplar fazla tarzım değil.
Ki sonunu yazar enteresan bitirmiş, beklediğimiz klasik sonlardan değildi.
Hani neye göre ödül veriliyor kitaplara bilmiyorum o yüzden yanlış bir yorum da yapmak istememe ama bence ödüllük bir kitap değildi.
Konusuna gelince de Ressam Halil küçükken sevdiği kızla ve arkadaşlarıyla evcilik oynarken, ağaçtan elma koparayım deken düşüyor ve sakat kalıyor.
Sevdiği kızda bu vicdan azabı nedeni ile devamlı arkadaşı ile ilgileniyor ama başkası ile ilişkisi var.
Derken Halil saplantılı bir şekilde eski bir hikayen yola çıkarak sevdiği kadından intikam almaya başlıyor...
Kitabı okurken Halil'in aslında psikolojik olarakd a kadınlara arşı rahatsızlığını hissettiriyor yazar, anlatım dili ve akıcılık iyiydi...
Okumayı düşünüyorsanız bir şansı da hak ediyor ama. :)
 
 











İki gün önce de ne zamandır izlenmeyi bekleyen La La Land filmini izledik.
Özellikle müziklerini çok sevdim. Bazı geçişleri filmde müzik ve dans ile akatrmaları çok hoştu.
Filmi izlerken ve konusu gereği de kendi hayatımı da sorguladım. Bazen aşk uğruna yada yaşamın getirdiği sonuçlardan dolayı nelerden vazgeçiyor ve ne seçimler yapıyoruz...
Çok şükür aşk uğruna vazgeçtiğim şeyler olmadı ama diğer seçimlerim için aynı şey söz konusu değil.
Artık başka sefere anlatırım. ;)
Benim gibi daha izlemdiyseniz izleyiniz efenim. :)

Berat Kandilimiz Mübarek olsun.
İyi geceler....