Yunan Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunan Edebiyatı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.10.20

Sophokles

 Öyle böyle derken üçüncü haftaları okula gidiyor bizim mini mini birler..... 

Sınıf toplantımız bile oldu :)) 

 Bu hafta havalar guzelllll olunca soluğu yeşillikler de aldık. Uzun zamandır Validebag Korusu'na gitmemiştik. Hadi oraya gidelim dedik arkadaşlarla. Cocuklarda oynadı,  koştu. Bizde oturup sohbet ettik.

Uzun zamandır evi temizlemek vardı aklımda. Mutfaktan başladım 😬 bu ara hava yağmurlu,  yağmurlar bitsin camları silerim. Sonrasıda bir dahaki kirlenmeye kadar rahatlik 😁 hele bide temizlik sonrası karşısına geçip bakmaya bayılıyorum.... :))

Bir kac gündür haberlere bakıyorum,  icim daraldı..... Hele bugün ki haberler fenaydı. Suriyeli eşini bağlayıp,  bilmem kaç gündür iskence ediyormuş adam. En son kadının çığlıklarını komşular duyup polis çağırmış.... Klasik "neden yaptın? Abi aldatıyordu beni, ondan" cevabı... Saydım, sövdüm içimden.....

Hiç izlemek istemiyorum haberleri lakin göz kapatmakda olmuyor. Böyle durumlarda elimden bir sey gelmemesi çok üzüyor beni.......

Hadi birazda kitaplarımdan bahsedeyim... Bu aralar "Dickens" okuyorum...  "İki Şehrin Hikâyesi" bitti, şimdide "Oliver Twist" okuyorum. 

Birde üçleme bir tragedya bitirdim.... 

gömmekadikoy İş Kültür Yayınlarına inenler bilir, orada çalışan arkadaşlar tam bir kitap kurdu. Yine günlerden bir gün oraya gitmiştim,  bakınıyordum, sonra eleman dedi ki; bence #kraloidipus okumalısınız. En iyi tragedya eserlerdendir. Bende biraz arka yazısını okudum,  baktım üçleme kitap ama bir arada alıp okumaya bilirsiniz de. Çünkü başlangıçta on sözde önceki hikayenin özeti var.

👑👑👑👑👑👑

#sophokles döneminin ve bu dönemin  Yunan tragedyasının en önemli yazarlarından biriymis. Okurken de o lirik siiri, anlatımı,  insan doğasının beklentisini hissediyorsunuz.

Özellikle kader olgusu, kahinin söylediklerinin çıkma beklentisi...adeletli olma isteği ve de okunan lanetler 😒

Katıldığı her yarışmadan ödül ile ayrılmış Sophokles, okurken hak ettiğini hissediyorsunuz.

👑👑👑👑👑👑👑👑👑👑👑

Üç eseride sevdim,  Kral Oidipus ve Antigone karakterleri güçlü ve adaletleri ile gönlüme yer etti.

Özellikle #antigone babasını ve kardeşini törenle gömmek istemesi, krala karşı gelmesi ve son cümle......

📍📍📍📍📍" Kibirle söylenen büyük laflar, ağır bedeller ödeterek yaşlılıkta öğretirler sağduyuyu."


3.2.20

Günlük, Biten dizi, kitaplar :)

Selam iyi haftalar hepimize.💃

Veee 15 tatil bittiğine göre normal kitap-kahve ikilime dönebilirim artık. :))))
Yoğun, keyifli bir 15 tatil geçirdik. Salgından dolayı kalabalığa girmemek adına dışarı fazla çıkmadık. Bir kez sinemaya götürdük çocukları o da Kozzy tenha oluyor diye oraya gittik.
"Gamonya" ya götürdük çocukları. Sevdiler.
Bana biraz yavan ve zorlama geldi, ki " Can Dostlar" ve "Bizim Köyün Şarkısı" filmlerini severek izledim ve hala izliyoruz 😁

Salgın,deprem derken gitgide dünya ve doğa bizi uyarıyor.... bakalım daha ne kadar kör,sağır.dilsizi oynayacağız.......

Bu düşüncelerin dışında "Atiye" dizisini izledik. Ben beğendim, en azından klasik türk dizilerinden farklı idi. Özellikle paralel evrene göndermeler ve gelgitler kısmını iyi buldum. Böyle böyle bizde ilerleyeceğiz. Twitter çalkalandı bu dizi sebebi ile. Buket Uzuner'in dörtleme serisinden alıntı olduğunu yazanlar çoğunlukta.





Lakin ben ne "Defne Kaman" ne de ananesi "Umay Ana" ile bağlantılarını kurabildim. Elbet benzerlikler, esinlenmeler olmuş olabilir ama bir Defne Kaman değildi....
Ki yazarın kitaplarının sinema ya da dizi uyarlaması olsun çok isterim. Son kitabı dört gözle bekliyorum.

Diğer dizim "Anne Whit An E"
Nasıl güzel nasıl keyifli ve düşündürücü bir dizi anlatmam.
O çocuklara,kıyafetlere döneme veee manzaraya tek kelime ile bayıldım.
Son sezonu Umay ile izliyoruz. Son iki bölüm kaldı lakin tek izlemeyeceğime dair bizim kıza söz verdim. Onun keyfini bekliyorum 😬
 Bir de tab, türkçe dublaj izliyoruz oysaki kendi sesleri ile izlemek ayrı bir keyif.

Birde yeni türk dizilerinden "Ottoman"merak ediyorum yakında ona da başlarım.

Biten kitaplarıma gelince;

Aralık 2019 'da bitirdiğim bir kitaptam bahsetmek istiyorum.


Bir Kutu Kitap ile gelmişti. Ve okumak istediğim kitaplardan olunca da çok sevinmiştim.
Novella tarzı, ama içi, alt metinleri dolu dolu bir kitap. İnternet sayfalarında şöyle yazıyor;

   

“Modern Yunan nesrinin en büyük yazarı.” Milan Kundera “Kurgunun mucizevi doğasını bize Hadula: Bir Ada Öyküsü gibi kitaplar gösterir.” Gabriel Josipovici Hadula, yaşadığı adadaki dertlilerin kapısını çaldıkları yoksul bir kadındır. Şifalı bitkilerden hazırladığı ilaçlarla şifa dağıtır hastalara. Ve yaşlı Hadula, sonunda her şeyin kökeni olan bir soruna da çözüm bulur: Yaşamak sorununa. Papadiamantis, dönemin sosyal ve ekonomik şartlarının -özellikle kadınlar üzerindeki- etkisini göstermekle kalmaz; suçun cezaya, iyiliğin kötülüğe karıştığı o gizemli bölgeye insan ruhunun adım adım nasıl çekildiğini de ustalıkla resmeder. Hiç aklımıza bile gelmeyenlerin nasıl da başımıza gelebileceğini, kaderimizden kaçmak için çırpınırken kendi kaderimizi yaratışımızı ve bu sırada yaşadığımız iç hesaplaşmaları, tutkuyla anlattığı bu trajik öyküyle gösterir. Tiyatro oyunlarına, operalara konu olan ve antik Yunan efsanelerine sırtını dayamış bu modern Yunan klasiğini, Yasemin Aydın’ın Yunancadan çevirisi ve Herkül Millas’ın önsözüyle sunuyoruz."

Gerçekten de etkileyici bir hikayesi vardı "Hadula"nın. Bir kadının iyilik için yaptığı şeyler, ailesini kurtarmak, kızların yazgısını değiştirmek.... sanırım anne olmak çok zor bir duygu demiştim okurken.... hem anne hem kadın olmak, mahalle baskısı, gelenekler, ekonomik sıkıntılar....

Diğer kitabım;

"Gitar /Michel del Castillo"

Sayfa Sayısı: 96
Özgün Dili: Fransızca
Basım Tarihi:
 
 
 
 Yine yüreğe dokunan, insnların kendileri gibi olmayan, dış görünüşü beğenmediklerinde nasıld a "canavar, çirkin" diye dışlayabildiklerine, iftira attıklarına şahit oluyorsunuz.
Bir de aslında içimizde ki "iyiliği" ve "kötülüğü" nasılda yaşadıklarımız, maruz kaldıklarımız ortaya çıkartıyor dedim okurken. Kesinlikle tavsiye edeceğim kitaplardan biri Gitar kitabı.

 Arka kapak yazısı şöyle;

 
İspanyol asıllı Fransız yazar Michel del Castillo'dan, karşısına duvar misali dikilen makûs talihinden sıyrılıp toplumda kabul görebilmek için insan doğasında saklı olduğuna inandığı masumiyete sığınan, lanetli ve yalnızlığa mahkûm bir ruhun öyküsü: Gitar.

Varoluşa içkin tüm çelişkileri ve uç noktaları derinlemesine tahlil eden Castillo, Gitar'da iyilik ve kötülüğü hasarlı bir bedeni sarıp sarmalayan birer giysiye dönüştürüyor.

Galiçya kırsalının büyüleyici ve çetin topraklarında önyargılara, sıradan kötülüğe ve tabulara karşı kalplere ulaşma mücadelesi veren, toplum tarafından dışlanmış bir cücenin, umutsuzluk sarmalından coşkun ezgilerle kurtulma çabasının etkileyici öyküsü...
 
 



12.9.19

Yıldızların Örtüsü Yoktur / M. Aurelius

Bir dönem çok severdim felsefe ve psikoloji kitaplarını. Sonra çok okuyunca ara vermiştim. Tabi bahsettiğim  bu zamanlar 20'li yaşlarım. Bazı detayları hatırlamıyorum bazılarını ise net hatırlıyorum.
✨ Yine bir gün Kadıköy'e inince uğrak yerim olan YKY Yayınları'na uğradım.
Yeni çıkan bu kitabı gördüm sonra arka kapak yazısı kısacık bir cümle idi... Aldım.
✨ Okurken işaretlediğim çok cümle oldu.
✨ Özellikle felsefe ve ahlak, erdem bilimi sevenlerin daha çok seveceği kitaplardan.
#marcusaurelius 12 ciltlik Yunanca yazdığı bu eser ile ünlüymüş. Bu kitapta o ciltlerden derlenmiş.
✨ Özellikle cümlelerinde ahlaka, erdeme ve özümüze  değinmiş. Her şeyin içimiz de ve doğa ile ilintili olduğunu anlatıyor. Teklikten  değil Birlikten doğduğumuzu;  elbette kötülüklerin de olacağını sakin biz içimizde ki iyiliği ve uyumu iyi beslersek düşsek bile kalkabileceğimizi, vicdan muhasebesinden, uyumdan ve içimizde ki güçten bahsediyor.
Ara ara açıp bazı cümleleri okuyabileceğim kitaplardan oldu benim için.
Tanıtım yazısı bir çok şeyi anlatıyor aslında.




YAPI KREDİ YAYINLARI
"Hemen hemen hiçbir şey insana yabancı değildir."
Yıldızların Örtüsü Yoktur, Marcus Aurelius’un Şadan Karadeniz tarafından Türkçeye çevrilen Düşünceler eserinden Filiz Özdem’in yayına hazırladığı bir “seçmeler” kitabı.

İS 121-180 yılları arasında yaşayan ve “filozof imparator” olarak anılan Roma imparatoru Aurelius, devleti her şeyin üzerinde tutan Yunan anlayışının yerine aklı, ahlakı ve hukuku koyarak yönetim anlayışında kökten bir tavır farklılığı yaratmıştır. Aurelius’a göre Tanrı, öz, yasa, hakikat tektir, ortak us tektir, bu nedenle de bütün insanlar eşittir. Evrende her şey birbirine bağlıdır. Aurelius, İlkçağ filozofu Herakleitos’un “her şey akar, değişir” sözünün etkisiyle, “Tek sözcükle, bedenimize ait olan her şey akan bir ırmaktır, ruhumuza ait olan her şey de salt düş ve yanılsamadır; yaşamımız yabancı bir ülkede savaş zamanı ve yolculuktur, ölümden sonraki ünümüz ise unutuluştur. Bize koruyacak ne kalıyor geriye? Tek, biricik şey, felsefe” diyerek zamanın geçip gittiğine, insan ömrünün kısalığına ve gelgeçliğine sık sık vurgu yapmıştır.
Ünler, namlar, sahip olunan her şey de gelip geçicidir; bu sebeple insanın erdemli yaşaması, hayatını anlamlı kılan en önemli ölçüttür. Bu yanıyla Aurelius’un genelgeçer, zamanlarüstü bir özü olan düşünceleri yüzyıllar boyunca büyük ilgi görmüştür. Ne de olsa vurguladığı, insanın kendisini tanıma sanatıdır. İnsanın olduğu ve olmak istediği üzerine, felsefe ve doğal güdüler, teori ve pratik üzerine bir bilgelik denemesidir. Madalyonun iki yüzüne birden bakma arzusudur.
Yıldızların Örtüsü Yoktur, her kişinin kendisini seçerken, kurarken yaşadığı gelgitlere tutulmuş bir aynadır da… Bir melankoli başyapıtıdır da aynı zamanda.
“Başkalarının ruhunda olup bitenlerin ayrımına varamadığı için mutsuz olan bir insana rastlamak zordur; ama kendi ruhunun devinimlerinin ayrımına varmayan bir insanın mutsuz olması kaçınılmazdır.”
Kaderinden kaçmayan bir imparatorun, onu cesaret ve güçlülükle takip etmesi, insan olma yolculuğu için önemli bir örnektir.